2017-10-04 - 15:35
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı. Genel Kurulda, iş mahkemelerinin kuruluş, görev, yetki ve yargılama usulünü yeniden düzenleyen İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısının birinci bölümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.
AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, "Dağda, ovada, kırda, kentte herkes bilsin ki şehitlerin hesabı mutlaka sorulacaktır." dedi.
Bahçekapılı ve siyasi parti temsilcileri Hakkari'nin Yüksekova ilçesindeki terör saldırısında şehit düşen askerlere ve hayatını kaybeden eski Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani'ye Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diledi.
MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, Fransa'nın Mulhouse kentinde bir konutta çıkan yangında hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet temenni etti. Usta, savcılığın yangının büyük ihtimalle kundaklama nedeniyle olduğunu açıkladığını hatırlatarak, "Avrupalı siyasetçiler yabancı düşmanlığı dilini kullanıyorlar. Bu tür olaylarda da bu dilin etkili olduğunu düşünüyoruz. Avrupalı siyasetçilere bu dili terk etmeleri gerektiğini ifade etmek istiyorum." diye konuştu.
HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım ise Muğla'nın Fethiye ilçesinde yedi kişinin gözaltına alındığını belirterek, "Bunların arasında 50'nin üzerinde yaşı olan üç kişi, 60'ın üzerinde olan bir kişi var. Bunlar sözüm ona silahlı örgüt mensubu olarak gözaltına alınıyorlar ve insanlık dışı muameleye maruz kalıyorlar. Anadan doğma soyulup, fotoğrafları güvenlik güçlerince çekilip teşhir ediliyorlar. Uygulamanın sorumlularının araştırılması ve yargı marifetiyle gereğinin yapılmasını talep ediyoruz." ifadesini kullandı.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, 16 Nisan'da gerçekleştirilen anayasa referandumundan önce Başbakan ve başbakan yardımcıları tarafından "sandıktan evet çıkarsa terör biter" diye konuşmalar yapıldığını anımsatarak, "Bu sözleri yerine getiremeyenlerin ulusumuza verecekleri bir hesap yok mudur?" sorsunu yöneltti.
AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan da bu sabah güne acı bir haberle başladıklarını ve Hakkari'deki saldırıda 4 askerin şehit olduğunu, 4 askerin de yaralandığını aktararak, "Dağda, ovada, kırda, kentte herkes bilsin ki şehitlerin hesabı mutlaka sorulacaktır. Devletimiz tüm kurumlarıyla beraber çok sert, net şekilde hukuk zemini içerisinde bu hesap sorma sürecini devam ettirecektir. Hem bu dünyada hem ahirette bu katillerin yakasında olacak ellerimiz." diye konuştu.
Bugün Dünya Hayvanları Koruma Günü olduğunu anımsatan Turan, yaşadığımız kentlerin, üzerine bastığımız toprakların bizlerin olduğu kadar onların da hakkı olduğunu söyledi. Turan, Hayvanları Koruma Günü'nün temel amacının insanlara, hayvan sevgisini aşılamak, onların haklarına sahip çıkma duyarlılığını geliştirmek olduğuna işaret etti.
Öte yandan MHP Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı "Türk sporu", CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan Arhavi ilçesinde yaşanan sel felaketi, AK Parti Sakarya Milletvekili Mustafa İsen ise "3 Ekim Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Günü" nedeniyle gündemdışı birer konuşma yaptı.
TBMM Genel Kurulunda, HDP'nin, "DBP'li belediyelere atanan kayyumların uygulamalarıyla ilgili araştırma önergesinin bugün ele alınması önerisi kabul edilmedi.
Önerge üzerinde söz alan HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, Eylül 2016'dan bugüne 94 belediyeye kayyum atandığını söyledi.
"Biz bu iş ve işlemlerin yanlış olduğunu ifade ederken, iktidar vekilleri bir gün sıranın AKP'li belediyelere geleceğini düşünmemişti." diyen Yıldrırım, "Son bir haftadır hazin bir şekilde izlediğimiz üzere hızını alamayan siyasi iktidar, kendi belediyelerine de kayyum atama süreçlerini başlatmıştır. Bugün AKP'li belediyeler zorla istifa ettirilmekte, AKP Genel Başkanı'nın göz zevkine ve çıkarlarına göre hareket edebilecek olan kayyumlar atanmaktadır." iddiasında bulundu.
CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, "DBP'li belediyelere atanan kayyumları konuşacağız ama İstanbul Belediyesine atanan kayyumu da konuşmak lazım." dedi.
Bunun üzerine söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, "İstanbul'da kıymetli belediye başkanımızın istifasından sonra hukuka, mevzuata uygun bir seçim yapılmıştır. Dolayısıyla bu süreci kayyum olarak nitelendirmek bu müesseseye haksızlık yapmak demektir." değerlendirmesinde bulundu.
AK Parti İstanbul Milletvekili Hulusi Şentürk, belediyelerin, kentlerin ve kentlilerin asli yerel ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulmuş kamu tüzel kişilikleri olduğunu belirterek, bu hizmetlerin gerçekleştirilmesi için seçilen bazı belediye başkanlarının, halkın bu hizmetlerini karşılamak yerine terör örgütlerine destek olduklarını söyledi.
MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan, terör örgütleriyle kurdukları irtibattan dolayı belediyelere kayum atamasının yapıldığını dile getirdi.
"Diğer terör örgütleriyle irtibat kuran belediye başkanlarına da aynısının yapılmasını bekleriz." diyen Erdoğan, "Çünkü 15 Temmuz Darbe Araştırma Komisyonunda da ben partinin oradaki üyesi olarak bunu çokça ifade ettim. Komisyonun en eksik kaldığı noktalardan birisi ciddi kaynaklar kullanan belediyelerin FETÖ'ye aktardığı kaynaklar ve kullandırdığı kadrolar konusunun yeteri kadar incelenmemesiydi." ifadelerini kullandı.
HDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Öte yandan MHP Grubu, Aydın'da jeotermal santrallerin çevreye etkisinin araştırılması için verdiği önergenin bugün ele alınmasına ilişkin önerisini geri çekti.
MHP Aydın Milletvekili Deniz Bepboylu, konuyla ilgili, "AK Parti'nin bu konuyu grubu içinde gerçekleştireceği değerlendirmenin ardından gündeme alınarak kabulü noktasında olumlu bir karara ulaşacağına dair kanaatimizin oluşması sebebiyle şimdilik geri çekiyoruz." açıklamasını yaptı.
TBMM Genel Kurulunda, CHP Grubunun, "yüksek oranlı vergi artışlarının hangi açıkları kapatmak için kullanılacağı ve ekonomideki bozulmanın nedenlerinin" araştırılmasına ilişkin önergesinin bugün gündeme alınması önerisi kabul edilmedi.
Partisinin önerisi hakkında söz alan CHP İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke, kalkınmadan, gerçek bir büyümeden ve istihdamdan uzun süredir söz etmenin mümkün olmadığını ileri sürdü.
Böke, şöyle devam etti:
"Üretmeye değil, birilerini beslemeye dayanan bir saray rant ekonomisi var ve 'hazıra dağ dayanmaz' misali, doğal olarak bütçe dengeleri de bozuluyor. Peki, bu durum nasıl ortaya çıktı? Ekonomi yönetilmiyor. Zaten buradan açıkça görüyoruz. Uygulanan ekonomi politikaları palyatif tedbirlerin ötesine geçmiyor. Şimdi, bir kez daha saray, kendi yarattığı bu ekonomik maliyetleri kendi üzerine almak yerine yine 80 milyonun sırtına yüklüyor.
Yani iki önemli mesele var: Bir tanesi, saray rejimi, demokrasiyi ve hukuku yok ettikçe ekonomi çöküyor. İkincisi, ekonomi çökerken açık bir sınıfsal siyasi tercih yapılıyor ve kısıtlı kaynaklar emekçinin cebinden alınıyor, yandaş sermayenin cebine konuyor."
Sataşmadan söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, "sarayın rejimi", "sarayın ekonomisi" demenin öncelikle bu milletin oylarıyla seçilen bir Cumhurbaşkanının çalışma ofisine ve dolayısıyla bu millete hakaret anlamına geldiğini söyledi.
CHP sıralarından "masrafı ne kadar" denilmesi üzerine Turan, "Sarayın masrafı bir vekilinizin telefonu kadar değil. Yapmayın bunu. Sayın Kılıçdaroğlu'nun da ofisi var. Cumhurbaşkanımız bugün var, yarın başkası gelir. O ofisler, makamlar bu milletin ofisleri, makamlarıdır. Bu ülkenin büyümesinden niye rahatsız oluyorsunuz? Bu 'saray' dilinden, 'rejim' ifadelerinden vazgeçin." diye karşılık verdi.
MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, enflasyonun yüksek ve ciddi bir sıkıntı olduğunu dile getirerek, "Enflasyonun tekrar iki basamaklı olması Türkiye'nin 15 yıllık mücadelesine zarar veriyor. 15 yıllık kazanımları kaybetmemek lazım." diye konuştu.
HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan, her yıl Orta Vadeli Programın açıklandığını, ancak yıllardır bu programların "dikiş tutmadığını" ileri sürdü.
AK Parti Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin ise AK Parti'nin 15 yılda bütçeyi 650 milyar lira seviyesine getirdiğini anımsatarak, "Araştırma önergesinde 'kaynağın nereye harcanacağı' soruluyor. Savunma sanayi giderlerine harcanacak. Türkiye füze, kendi milli piyade tüfeğinin fişeğini dahi üretmezken bugün kendi silahlarını, savunma mekanizmalarını oluşturur hale gelmiştir." dedi.
Ülkenin şartları ne gerektiriyorsa onun yapılacağını dile getiren Şahin, "Vergi dilimleri artırılması gerekiyorsa artırılır, düşürülmesi gerekiyorsa düşürülür. Bunun için istikrar ve irade gerekir. Çok şükür şu anda bu iradeyi gösterecek güçlü bir iktidarımız var. MTV'den alınacak verginin kullanılacağı kaynak bellidir ve buraya kullanılacaktır." ifadesini kullandı.
CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Mevcut kanunu kaldıran, iş mahkemelerinin kuruluş, görev, yetki ve yargılama usulünü yeniden düzenleyen İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısının görüşmelerine TBMM Genel Kurulunda başlandı.
Tasarının tümü üzerinde HDP Grubu adına söz alan Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, tasarının kamuoyunda, iş çevrelerinde, sendikalarda, birçok alanda yeterince tartışılamadan Meclise geldiğini öne sürdü.
Tasarıda "işçi aleyhine düzenlemeler bulunduğunu" savunan Beştaş, tasarının, Anayasayla, uluslararası sözleşmelerle, ILO sözleşmeleriyle tümüyle çeliştiğini ifade etti.
Tasarının geri çekilmesi noktasında sendikalar arasında neredeyse tam anlamıyla bir irade birliği söz konusu olduğunu öne süren Meral Danış Beştaş, tasarının, "iş davalarında işçilerin hak arama hürriyetinin kısıtlanması" anlamına geldiğini ve bunun "hak gasbı sonucunu" doğrucağını iddia etti.
Tasarıyla zorunlu ara buluculuk şartı getirildiğini aktaran Beştaş, "Tasarıda 'Önce ara bulucuya gitmek zorundasın' diye bir düzenleme getiriliyor ve bu bir dava şartı olarak düzenlenmiş. Burada, aslında temel amaç işçiye ölümü gösterip sıtmaya razı etmektir, daha azına razı etmektir." değerlendirmesinde bulundu.
MHP Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili İsmail Faruk Aksu ise 1950 yılından beri yürürlükte olan İş Mahkemeleri Kanunu'nun yeni gelişme ve ihtiyaçlar doğrultusunda güncellenmesinin doğru bir yaklaşım olduğunu ifade etti.
Yargının adil ve hızlı işlemesinin, yargının yükünü azaltacak yeni mekanizmaların sürece dahil edilmesini gerekli kıldığını belirten Aksu, şunları kayetti:
"Tasarı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, isabetli ve gerekli olan bazı düzenlemelere yer verildiği gibi eksik kalan bazı hususların ve tartışmalara sebep olan düzenlemelerin de yer aldığı görülmektedir. Tartışmaların odağını ise 'ara buluculuk müessesesinin işçi aleyhine sonuçlar doğuracağı' yönündeki kanaat oluşturmaktadır. Zira tasarı, bazı çevrelerce büyük ölçüde işveren yanlısı bir düzenleme olarak nitelendirilmektedir. Tasarının şimdiye kadar Türk yargısı ve öğretisi tarafından kabul gören 'işçinin korunması ilkesi ve işçi lehine yorum' anlayışının, işveren ve işletme lehine olacak şekilde yumuşatılması düşüncesini içerdiği anlaşılmaktadır.
İş hukukunun ve iş yargısının amacı, işçiyi korumanın yanı sıra sağlıklı bir iktisadi ortamın sağlanması adına işin, işletmenin, işverenlerin ve genel olarak tüm toplumun menfaatlerini dikkate almak ve korumaktır. Bununla birlikte, iktisadi ve sosyal açıdan daha zayıf ve güçsüz konumdaki işçinin birtakım menfaatlerinin kanun tarafından öncelikle gözetilmesi gerektiği düşüncesindeyiz. İşçinin korunması ilkesi ile işletmenin korunması anlayışı arasında yeni bir denge arayışını makul karşılamakla birlikte işçinin korunması ilkesinin göz ardı edilmesini veya terk edilmesini asla doğru bulmayız.
İşçilerin korunmasının yanı sıra ülkemizde ciddi boyutta bir işsizlik sorunu olduğu, iş ve istihdamda çeşitli sıkıntıların yaşandığı bir gerçektir. Türkiye'nin acilen 6 milyona yaklaşan işsizine iş bulması ve yüzde 20'lerde bulunan genç işsizliğin önüne geçmesi gerekmektedir. Bize göre bu yapısal sorunun çözümü, sağlıklı bir yatırım, üretim ve istihdam zincirini kuracak üreten ekonomi politikalarının süratle tesis edilmesini gerekli kılmaktadır."
TBMM Genel Kurulunda, iş mahkemelerinin kuruluş, görev, yetki ve yargılama usulünü yeniden düzenleyen İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısının görüşmeleri sürüyor.
Şahsı adına söz alan AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya, İş Mahkemeleri Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 1950'den bugüne kadar iş hayatı, iş imkanları, teknolojinin çok hızlı bir şekilde geliştiğini, sosyal güvenlik hukukuna ilişkin alanların genişlediğini, işçiyle işveren arasındaki uyuşmazlıkların niteliğinde ve niceliğinde önemli artışlar olduğunu söyledi.
Bu süreçte, İş Mahkemeleri Kanunu'nun bazı maddelerinin uygulama kabiliyetini yitirdiğini, bazı maddelerinin de Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğini anımsatan Özkaya, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle iki kanun arasındaki usul farklılıkları ve uyumsuzlukların da ortaya çıktığını kaydetti.
2016 yılı itibarıyla 14 milyona yakın işçi, 1 milyon 750 bin iş yeri olan Türkiye'de işçi ve işveren arasındaki uyuşmazlıkların yargının önemli bir kısmında yer teşkil ettiğini belirten Özkaya, şunları ifade etti:
"Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu kapsamında arabuluculuğun fiilen uygulanmaya başladığı 2013 yılından bugüne kadar arabuluculuğa başvurulan 18 bin 300 adet hukuk uyuşmazlığının da yüzde 89'u yani 16 bin 500 adedi iş hukukuyla ilgilidir. Bu başvuruların yüzde 91'i anlaşmayla sonuçlanmıştır. Anlaşmayla sonuçlanan iş hukukundaki uyuşmazlıkların yüzde 93'ü de bir gün veya bir günden daha az bir sürede sonuçlanmıştır. Bu nedenle iş mahkemelerindeki iş yükü, iş davalarının ortalama görülme süreleri, işçi ve işveren örgütlerinin talepleri gözetilerek söz konusu iş kanunu tasarısı hazırlanmıştır."
CHP Grubu adına söz alan Ankara Milletvekili Necati Yılmaz, alternatif çözüm yollarının zorunlu hale getirilmesinin, bu yola başvuruya vatandaşın zorlanmasının kabul edilemeyeceğini söyledi.
Devlet yargısı dışında arabulucuğa başvurmak, süreci yürütmek ve sonuçlandırmak bakımından tarafların gönüllü olması ve anlaşmasının şart olması gerektiğini dile getiren Yılmaz, taraflardan birinin veya her ikisinin bu sürecin içine zorla dahil etmenin doğru olmayacağını ifade etti.
Yılmaz, "Arabuluculuğun zorunlu hale getirilmesiyle işçi, güçlü işveren karşısında, arabulucu huzurunda bir anlaşma sürecine zorlanmaktadır. Her ne kadar başvuru sonrasında çözüm zorunlu olmasa da bu sürecin zayıf konumdaki işçi aleyhinde işleyerek onun hak kayıplarıyla sonuçlanacağı kaçınılmazdır." değerlendirmesinde bulundu.
İşçinin belki de ömrü boyunca yapmış olduğu çalışmanın "özel hukuk alanının pazarlıkçı anlayışına terk edilmemesi gerektiğini" belirten Yılmaz, işçinin, arabuluculuk sürecinde haklarının ne olduğunu ve boyutunu bilecek teknik bilgiden yoksun durumda olduğunu dile getirdi.
Bu anlamıyla, haklarıyla ilgili yeterli bilgi sahibi olmadan işçinin arabuluculuk yoluyla hakları üzerinden bir pazarlık sürecine itilmesinin kabul edilebilecek vicdani bir durum olmadığını ifade eden Yılmaz, tasarıya katılmadıklarını ve yeniden değerlendirmek üzere geri çekilmesini talep ettiklerini söyledi.
Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, "Türk mahkemeleri, 15 Temmuz'da hain FETÖ'nün yapmış olduğu darbe girişimine ve hukuku, anayasayı ortadan kaldırmaya çalışanlara karşı hukuk ve anayasa çerçevesinde yargılamasını yapmaktadır." dedi.
Gül, TBMM Genel Kurulunda, İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısının tümü üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
15 Temmuz yargılamalarına ilişkin bugün çok önemli bir karar verildiğini belirten Gül, "Türk mahkemeleri, 15 Temmuz'da hain FETÖ'nün yapmış olduğu darbe girişimine ve hukuku, anayasayı ortadan kaldırmaya çalışanlara karşı hukuk ve anayasa çerçevesinde yargılamasını yapmaktadır. Tüm yargı mensuplarına, çalışanlarına tüm yargılama süreçleriyle ilgili özverili çalışmalarından dolayı başarılar diliyorum. Milletimiz müsterih olsun her şey hukuk çerçevesindedir. Ceza alacak olan ceza alıyor, beraat edecek olan beraat ediyor. Dosyalar kapsamında, hukuk çerçevesinde yargılamalar yapılıyor. Buradan bir istirhamım da Türk yargısına, mahkemelerine bütün vatandaşların güvenmesi ve bu süreci hep beraber bizlerin Türk milleti adına takip etmemiz, desteklememiz." diye konuştu.
Tasarıyla bir hakkın çabuk yerine gelmesi adına bir alternatif uyuşmazlık modeli getirilmekte olduğuna işaret eden Gül, bunun dünyanın birçok yerinde uygulanan bir yöntem ve model olduğunu dile getirdi. Gül, "Yıllarca avukatlık yapan bir meslektaş olarak ifade etmek isterim, iş davalarında sürüncemede kalan, Yargıtay'da bekleyen dosyalar yerine 2-3 hafta içerisinde sonuçlabilecek bir modelin hak arama hürriyetine çok ciddi katkı sağlayacağına inanıyorum. Nitekim dava açma hakkı engel olarak getirilmemektedir. Dava açma hakkı bakidir, korunmaktadır." ifadesini kullandı.
Gül, hayvan hakları konusunda suistimaller ya da hapsen caydırıcı başka neler yapılabileceğine yönelik bakanlığın mevcut kanunları da gözden geçirerek bir çalışma yaptığını söyledi.
Bin 500 hakim ve savcı alımına karar verildiğini anımsatan Gül, 24 Aralık'ta sınav yapılacağını, şu anda da yaklaşık bin 300 kişinin akademide eğitim gördüğünü ve bir an evvel Türk yargısına hizmet etmeye başlayacaklarını, 15 Eylül'de mülakatları biten 2 bin 750 hakim ve savcının sınav sonuçlarının açıklanacağını bildirdi.
Hakim, savcı ihtiyacını yeterli bir şekilde karşılamış olacaklarına işaret eden Gül, önümüzdeki sene eğitim seferberliğiyle talebe bağlı kalmaksızın bütün hakim ve savcıları akademide hizmet içi eğitime tabi tutacaklarını söyledi. Gül, "Zabıt katibi itibarıyle birkaç gün içerisinde ilana çıkacağımız, çalışmaları nihayete getirdiğimiz 2 bin 500 adliye çalışanı alacağız. 3 bin 500 infaz koruma personeli alacağız. Çok yoğun bir şekilde personel takviyesiyle birlikte inşallah yargıdaki yük de azalmış olacak." dedi.
Gül'ün konuşmasının ardından tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamanlanarak, birinci bölümünün görüşmelerine geçildi.
****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, "Dağda, ovada, kırda, kentte herkes bilsin ki şehitlerin hesabı mutlaka sorulacaktır." dedi.
Bahçekapılı ve siyasi parti temsilcileri Hakkari'nin Yüksekova ilçesindeki terör saldırısında şehit düşen askerlere ve hayatını kaybeden eski Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani'ye Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diledi.
MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, Fransa'nın Mulhouse kentinde bir konutta çıkan yangında hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet temenni etti. Usta, savcılığın yangının büyük ihtimalle kundaklama nedeniyle olduğunu açıkladığını hatırlatarak, "Avrupalı siyasetçiler yabancı düşmanlığı dilini kullanıyorlar. Bu tür olaylarda da bu dilin etkili olduğunu düşünüyoruz. Avrupalı siyasetçilere bu dili terk etmeleri gerektiğini ifade etmek istiyorum." diye konuştu.
HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım ise Muğla'nın Fethiye ilçesinde yedi kişinin gözaltına alındığını belirterek, "Bunların arasında 50'nin üzerinde yaşı olan üç kişi, 60'ın üzerinde olan bir kişi var. Bunlar sözüm ona silahlı örgüt mensubu olarak gözaltına alınıyorlar ve insanlık dışı muameleye maruz kalıyorlar. Anadan doğma soyulup, fotoğrafları güvenlik güçlerince çekilip teşhir ediliyorlar. Uygulamanın sorumlularının araştırılması ve yargı marifetiyle gereğinin yapılmasını talep ediyoruz." ifadesini kullandı.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, 16 Nisan'da gerçekleştirilen anayasa referandumundan önce Başbakan ve başbakan yardımcıları tarafından "sandıktan evet çıkarsa terör biter" diye konuşmalar yapıldığını anımsatarak, "Bu sözleri yerine getiremeyenlerin ulusumuza verecekleri bir hesap yok mudur?" sorsunu yöneltti.
AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan da bu sabah güne acı bir haberle başladıklarını ve Hakkari'deki saldırıda 4 askerin şehit olduğunu, 4 askerin de yaralandığını aktararak, "Dağda, ovada, kırda, kentte herkes bilsin ki şehitlerin hesabı mutlaka sorulacaktır. Devletimiz tüm kurumlarıyla beraber çok sert, net şekilde hukuk zemini içerisinde bu hesap sorma sürecini devam ettirecektir. Hem bu dünyada hem ahirette bu katillerin yakasında olacak ellerimiz." diye konuştu.
Bugün Dünya Hayvanları Koruma Günü olduğunu anımsatan Turan, yaşadığımız kentlerin, üzerine bastığımız toprakların bizlerin olduğu kadar onların da hakkı olduğunu söyledi. Turan, Hayvanları Koruma Günü'nün temel amacının insanlara, hayvan sevgisini aşılamak, onların haklarına sahip çıkma duyarlılığını geliştirmek olduğuna işaret etti.
Öte yandan MHP Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı "Türk sporu", CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan Arhavi ilçesinde yaşanan sel felaketi, AK Parti Sakarya Milletvekili Mustafa İsen ise "3 Ekim Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Günü" nedeniyle gündemdışı birer konuşma yaptı.
TBMM Genel Kurulunda, HDP'nin, "DBP'li belediyelere atanan kayyumların uygulamalarıyla ilgili araştırma önergesinin bugün ele alınması önerisi kabul edilmedi.
Önerge üzerinde söz alan HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, Eylül 2016'dan bugüne 94 belediyeye kayyum atandığını söyledi.
"Biz bu iş ve işlemlerin yanlış olduğunu ifade ederken, iktidar vekilleri bir gün sıranın AKP'li belediyelere geleceğini düşünmemişti." diyen Yıldrırım, "Son bir haftadır hazin bir şekilde izlediğimiz üzere hızını alamayan siyasi iktidar, kendi belediyelerine de kayyum atama süreçlerini başlatmıştır. Bugün AKP'li belediyeler zorla istifa ettirilmekte, AKP Genel Başkanı'nın göz zevkine ve çıkarlarına göre hareket edebilecek olan kayyumlar atanmaktadır." iddiasında bulundu.
CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, "DBP'li belediyelere atanan kayyumları konuşacağız ama İstanbul Belediyesine atanan kayyumu da konuşmak lazım." dedi.
Bunun üzerine söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, "İstanbul'da kıymetli belediye başkanımızın istifasından sonra hukuka, mevzuata uygun bir seçim yapılmıştır. Dolayısıyla bu süreci kayyum olarak nitelendirmek bu müesseseye haksızlık yapmak demektir." değerlendirmesinde bulundu.
AK Parti İstanbul Milletvekili Hulusi Şentürk, belediyelerin, kentlerin ve kentlilerin asli yerel ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulmuş kamu tüzel kişilikleri olduğunu belirterek, bu hizmetlerin gerçekleştirilmesi için seçilen bazı belediye başkanlarının, halkın bu hizmetlerini karşılamak yerine terör örgütlerine destek olduklarını söyledi.
MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan, terör örgütleriyle kurdukları irtibattan dolayı belediyelere kayum atamasının yapıldığını dile getirdi.
"Diğer terör örgütleriyle irtibat kuran belediye başkanlarına da aynısının yapılmasını bekleriz." diyen Erdoğan, "Çünkü 15 Temmuz Darbe Araştırma Komisyonunda da ben partinin oradaki üyesi olarak bunu çokça ifade ettim. Komisyonun en eksik kaldığı noktalardan birisi ciddi kaynaklar kullanan belediyelerin FETÖ'ye aktardığı kaynaklar ve kullandırdığı kadrolar konusunun yeteri kadar incelenmemesiydi." ifadelerini kullandı.
HDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Öte yandan MHP Grubu, Aydın'da jeotermal santrallerin çevreye etkisinin araştırılması için verdiği önergenin bugün ele alınmasına ilişkin önerisini geri çekti.
MHP Aydın Milletvekili Deniz Bepboylu, konuyla ilgili, "AK Parti'nin bu konuyu grubu içinde gerçekleştireceği değerlendirmenin ardından gündeme alınarak kabulü noktasında olumlu bir karara ulaşacağına dair kanaatimizin oluşması sebebiyle şimdilik geri çekiyoruz." açıklamasını yaptı.
TBMM Genel Kurulunda, CHP Grubunun, "yüksek oranlı vergi artışlarının hangi açıkları kapatmak için kullanılacağı ve ekonomideki bozulmanın nedenlerinin" araştırılmasına ilişkin önergesinin bugün gündeme alınması önerisi kabul edilmedi.
Partisinin önerisi hakkında söz alan CHP İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke, kalkınmadan, gerçek bir büyümeden ve istihdamdan uzun süredir söz etmenin mümkün olmadığını ileri sürdü.
Böke, şöyle devam etti:
"Üretmeye değil, birilerini beslemeye dayanan bir saray rant ekonomisi var ve 'hazıra dağ dayanmaz' misali, doğal olarak bütçe dengeleri de bozuluyor. Peki, bu durum nasıl ortaya çıktı? Ekonomi yönetilmiyor. Zaten buradan açıkça görüyoruz. Uygulanan ekonomi politikaları palyatif tedbirlerin ötesine geçmiyor. Şimdi, bir kez daha saray, kendi yarattığı bu ekonomik maliyetleri kendi üzerine almak yerine yine 80 milyonun sırtına yüklüyor.
Yani iki önemli mesele var: Bir tanesi, saray rejimi, demokrasiyi ve hukuku yok ettikçe ekonomi çöküyor. İkincisi, ekonomi çökerken açık bir sınıfsal siyasi tercih yapılıyor ve kısıtlı kaynaklar emekçinin cebinden alınıyor, yandaş sermayenin cebine konuyor."
Sataşmadan söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, "sarayın rejimi", "sarayın ekonomisi" demenin öncelikle bu milletin oylarıyla seçilen bir Cumhurbaşkanının çalışma ofisine ve dolayısıyla bu millete hakaret anlamına geldiğini söyledi.
CHP sıralarından "masrafı ne kadar" denilmesi üzerine Turan, "Sarayın masrafı bir vekilinizin telefonu kadar değil. Yapmayın bunu. Sayın Kılıçdaroğlu'nun da ofisi var. Cumhurbaşkanımız bugün var, yarın başkası gelir. O ofisler, makamlar bu milletin ofisleri, makamlarıdır. Bu ülkenin büyümesinden niye rahatsız oluyorsunuz? Bu 'saray' dilinden, 'rejim' ifadelerinden vazgeçin." diye karşılık verdi.
MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, enflasyonun yüksek ve ciddi bir sıkıntı olduğunu dile getirerek, "Enflasyonun tekrar iki basamaklı olması Türkiye'nin 15 yıllık mücadelesine zarar veriyor. 15 yıllık kazanımları kaybetmemek lazım." diye konuştu.
HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan, her yıl Orta Vadeli Programın açıklandığını, ancak yıllardır bu programların "dikiş tutmadığını" ileri sürdü.
AK Parti Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin ise AK Parti'nin 15 yılda bütçeyi 650 milyar lira seviyesine getirdiğini anımsatarak, "Araştırma önergesinde 'kaynağın nereye harcanacağı' soruluyor. Savunma sanayi giderlerine harcanacak. Türkiye füze, kendi milli piyade tüfeğinin fişeğini dahi üretmezken bugün kendi silahlarını, savunma mekanizmalarını oluşturur hale gelmiştir." dedi.
Ülkenin şartları ne gerektiriyorsa onun yapılacağını dile getiren Şahin, "Vergi dilimleri artırılması gerekiyorsa artırılır, düşürülmesi gerekiyorsa düşürülür. Bunun için istikrar ve irade gerekir. Çok şükür şu anda bu iradeyi gösterecek güçlü bir iktidarımız var. MTV'den alınacak verginin kullanılacağı kaynak bellidir ve buraya kullanılacaktır." ifadesini kullandı.
CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Mevcut kanunu kaldıran, iş mahkemelerinin kuruluş, görev, yetki ve yargılama usulünü yeniden düzenleyen İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısının görüşmelerine TBMM Genel Kurulunda başlandı.
Tasarının tümü üzerinde HDP Grubu adına söz alan Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, tasarının kamuoyunda, iş çevrelerinde, sendikalarda, birçok alanda yeterince tartışılamadan Meclise geldiğini öne sürdü.
Tasarıda "işçi aleyhine düzenlemeler bulunduğunu" savunan Beştaş, tasarının, Anayasayla, uluslararası sözleşmelerle, ILO sözleşmeleriyle tümüyle çeliştiğini ifade etti.
Tasarının geri çekilmesi noktasında sendikalar arasında neredeyse tam anlamıyla bir irade birliği söz konusu olduğunu öne süren Meral Danış Beştaş, tasarının, "iş davalarında işçilerin hak arama hürriyetinin kısıtlanması" anlamına geldiğini ve bunun "hak gasbı sonucunu" doğrucağını iddia etti.
Tasarıyla zorunlu ara buluculuk şartı getirildiğini aktaran Beştaş, "Tasarıda 'Önce ara bulucuya gitmek zorundasın' diye bir düzenleme getiriliyor ve bu bir dava şartı olarak düzenlenmiş. Burada, aslında temel amaç işçiye ölümü gösterip sıtmaya razı etmektir, daha azına razı etmektir." değerlendirmesinde bulundu.
MHP Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili İsmail Faruk Aksu ise 1950 yılından beri yürürlükte olan İş Mahkemeleri Kanunu'nun yeni gelişme ve ihtiyaçlar doğrultusunda güncellenmesinin doğru bir yaklaşım olduğunu ifade etti.
Yargının adil ve hızlı işlemesinin, yargının yükünü azaltacak yeni mekanizmaların sürece dahil edilmesini gerekli kıldığını belirten Aksu, şunları kayetti:
"Tasarı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, isabetli ve gerekli olan bazı düzenlemelere yer verildiği gibi eksik kalan bazı hususların ve tartışmalara sebep olan düzenlemelerin de yer aldığı görülmektedir. Tartışmaların odağını ise 'ara buluculuk müessesesinin işçi aleyhine sonuçlar doğuracağı' yönündeki kanaat oluşturmaktadır. Zira tasarı, bazı çevrelerce büyük ölçüde işveren yanlısı bir düzenleme olarak nitelendirilmektedir. Tasarının şimdiye kadar Türk yargısı ve öğretisi tarafından kabul gören 'işçinin korunması ilkesi ve işçi lehine yorum' anlayışının, işveren ve işletme lehine olacak şekilde yumuşatılması düşüncesini içerdiği anlaşılmaktadır.
İş hukukunun ve iş yargısının amacı, işçiyi korumanın yanı sıra sağlıklı bir iktisadi ortamın sağlanması adına işin, işletmenin, işverenlerin ve genel olarak tüm toplumun menfaatlerini dikkate almak ve korumaktır. Bununla birlikte, iktisadi ve sosyal açıdan daha zayıf ve güçsüz konumdaki işçinin birtakım menfaatlerinin kanun tarafından öncelikle gözetilmesi gerektiği düşüncesindeyiz. İşçinin korunması ilkesi ile işletmenin korunması anlayışı arasında yeni bir denge arayışını makul karşılamakla birlikte işçinin korunması ilkesinin göz ardı edilmesini veya terk edilmesini asla doğru bulmayız.
İşçilerin korunmasının yanı sıra ülkemizde ciddi boyutta bir işsizlik sorunu olduğu, iş ve istihdamda çeşitli sıkıntıların yaşandığı bir gerçektir. Türkiye'nin acilen 6 milyona yaklaşan işsizine iş bulması ve yüzde 20'lerde bulunan genç işsizliğin önüne geçmesi gerekmektedir. Bize göre bu yapısal sorunun çözümü, sağlıklı bir yatırım, üretim ve istihdam zincirini kuracak üreten ekonomi politikalarının süratle tesis edilmesini gerekli kılmaktadır."
TBMM Genel Kurulunda, iş mahkemelerinin kuruluş, görev, yetki ve yargılama usulünü yeniden düzenleyen İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısının görüşmeleri sürüyor.
Şahsı adına söz alan AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya, İş Mahkemeleri Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 1950'den bugüne kadar iş hayatı, iş imkanları, teknolojinin çok hızlı bir şekilde geliştiğini, sosyal güvenlik hukukuna ilişkin alanların genişlediğini, işçiyle işveren arasındaki uyuşmazlıkların niteliğinde ve niceliğinde önemli artışlar olduğunu söyledi.
Bu süreçte, İş Mahkemeleri Kanunu'nun bazı maddelerinin uygulama kabiliyetini yitirdiğini, bazı maddelerinin de Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğini anımsatan Özkaya, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle iki kanun arasındaki usul farklılıkları ve uyumsuzlukların da ortaya çıktığını kaydetti.
2016 yılı itibarıyla 14 milyona yakın işçi, 1 milyon 750 bin iş yeri olan Türkiye'de işçi ve işveren arasındaki uyuşmazlıkların yargının önemli bir kısmında yer teşkil ettiğini belirten Özkaya, şunları ifade etti:
"Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu kapsamında arabuluculuğun fiilen uygulanmaya başladığı 2013 yılından bugüne kadar arabuluculuğa başvurulan 18 bin 300 adet hukuk uyuşmazlığının da yüzde 89'u yani 16 bin 500 adedi iş hukukuyla ilgilidir. Bu başvuruların yüzde 91'i anlaşmayla sonuçlanmıştır. Anlaşmayla sonuçlanan iş hukukundaki uyuşmazlıkların yüzde 93'ü de bir gün veya bir günden daha az bir sürede sonuçlanmıştır. Bu nedenle iş mahkemelerindeki iş yükü, iş davalarının ortalama görülme süreleri, işçi ve işveren örgütlerinin talepleri gözetilerek söz konusu iş kanunu tasarısı hazırlanmıştır."
CHP Grubu adına söz alan Ankara Milletvekili Necati Yılmaz, alternatif çözüm yollarının zorunlu hale getirilmesinin, bu yola başvuruya vatandaşın zorlanmasının kabul edilemeyeceğini söyledi.
Devlet yargısı dışında arabulucuğa başvurmak, süreci yürütmek ve sonuçlandırmak bakımından tarafların gönüllü olması ve anlaşmasının şart olması gerektiğini dile getiren Yılmaz, taraflardan birinin veya her ikisinin bu sürecin içine zorla dahil etmenin doğru olmayacağını ifade etti.
Yılmaz, "Arabuluculuğun zorunlu hale getirilmesiyle işçi, güçlü işveren karşısında, arabulucu huzurunda bir anlaşma sürecine zorlanmaktadır. Her ne kadar başvuru sonrasında çözüm zorunlu olmasa da bu sürecin zayıf konumdaki işçi aleyhinde işleyerek onun hak kayıplarıyla sonuçlanacağı kaçınılmazdır." değerlendirmesinde bulundu.
İşçinin belki de ömrü boyunca yapmış olduğu çalışmanın "özel hukuk alanının pazarlıkçı anlayışına terk edilmemesi gerektiğini" belirten Yılmaz, işçinin, arabuluculuk sürecinde haklarının ne olduğunu ve boyutunu bilecek teknik bilgiden yoksun durumda olduğunu dile getirdi.
Bu anlamıyla, haklarıyla ilgili yeterli bilgi sahibi olmadan işçinin arabuluculuk yoluyla hakları üzerinden bir pazarlık sürecine itilmesinin kabul edilebilecek vicdani bir durum olmadığını ifade eden Yılmaz, tasarıya katılmadıklarını ve yeniden değerlendirmek üzere geri çekilmesini talep ettiklerini söyledi.
Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, "Türk mahkemeleri, 15 Temmuz'da hain FETÖ'nün yapmış olduğu darbe girişimine ve hukuku, anayasayı ortadan kaldırmaya çalışanlara karşı hukuk ve anayasa çerçevesinde yargılamasını yapmaktadır." dedi.
Gül, TBMM Genel Kurulunda, İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısının tümü üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
15 Temmuz yargılamalarına ilişkin bugün çok önemli bir karar verildiğini belirten Gül, "Türk mahkemeleri, 15 Temmuz'da hain FETÖ'nün yapmış olduğu darbe girişimine ve hukuku, anayasayı ortadan kaldırmaya çalışanlara karşı hukuk ve anayasa çerçevesinde yargılamasını yapmaktadır. Tüm yargı mensuplarına, çalışanlarına tüm yargılama süreçleriyle ilgili özverili çalışmalarından dolayı başarılar diliyorum. Milletimiz müsterih olsun her şey hukuk çerçevesindedir. Ceza alacak olan ceza alıyor, beraat edecek olan beraat ediyor. Dosyalar kapsamında, hukuk çerçevesinde yargılamalar yapılıyor. Buradan bir istirhamım da Türk yargısına, mahkemelerine bütün vatandaşların güvenmesi ve bu süreci hep beraber bizlerin Türk milleti adına takip etmemiz, desteklememiz." diye konuştu.
Tasarıyla bir hakkın çabuk yerine gelmesi adına bir alternatif uyuşmazlık modeli getirilmekte olduğuna işaret eden Gül, bunun dünyanın birçok yerinde uygulanan bir yöntem ve model olduğunu dile getirdi. Gül, "Yıllarca avukatlık yapan bir meslektaş olarak ifade etmek isterim, iş davalarında sürüncemede kalan, Yargıtay'da bekleyen dosyalar yerine 2-3 hafta içerisinde sonuçlabilecek bir modelin hak arama hürriyetine çok ciddi katkı sağlayacağına inanıyorum. Nitekim dava açma hakkı engel olarak getirilmemektedir. Dava açma hakkı bakidir, korunmaktadır." ifadesini kullandı.
Gül, hayvan hakları konusunda suistimaller ya da hapsen caydırıcı başka neler yapılabileceğine yönelik bakanlığın mevcut kanunları da gözden geçirerek bir çalışma yaptığını söyledi.
Bin 500 hakim ve savcı alımına karar verildiğini anımsatan Gül, 24 Aralık'ta sınav yapılacağını, şu anda da yaklaşık bin 300 kişinin akademide eğitim gördüğünü ve bir an evvel Türk yargısına hizmet etmeye başlayacaklarını, 15 Eylül'de mülakatları biten 2 bin 750 hakim ve savcının sınav sonuçlarının açıklanacağını bildirdi.
Hakim, savcı ihtiyacını yeterli bir şekilde karşılamış olacaklarına işaret eden Gül, önümüzdeki sene eğitim seferberliğiyle talebe bağlı kalmaksızın bütün hakim ve savcıları akademide hizmet içi eğitime tabi tutacaklarını söyledi. Gül, "Zabıt katibi itibarıyle birkaç gün içerisinde ilana çıkacağımız, çalışmaları nihayete getirdiğimiz 2 bin 500 adliye çalışanı alacağız. 3 bin 500 infaz koruma personeli alacağız. Çok yoğun bir şekilde personel takviyesiyle birlikte inşallah yargıdaki yük de azalmış olacak." dedi.
Gül'ün konuşmasının ardından tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamanlanarak, birinci bölümünün görüşmelerine geçildi.
****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
