2021-10-06 - 14:51
TBMM GENEL KURULU
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç başkanlığında toplandı. Genel Kurulda, Paris Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi kabul edildi.
Genel Kurulda, 3 milletvekili gündem dışı söz aldı.

TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı AK Parti Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Genel Kurulunda kabul edilen, kendisinin hazırladığı "İklim Değişikliğinin Cezai ve Hukuki Sorumluluklar Bağlamında Ele Alınması" başlıklı rapora ilişkin açıklamalarda bulundu.

Öte yandan CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, "Dünya Öğretmenler Günü", MHP Mersin Milletvekili Baki Şimşek ise Mersin ili hakkında gündem dışı konuşma yaptı.

Bilgiç, gündem dışı konuşmaların ardından milletvekillerine yerlerinden söz verdi.

TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, vatandaşların her geçen gün ağırlaşan ekonomik şartlardan yorulduğunu savunarak, "Sayın Erdoğan'ın yıllar önce yaptığı meşhur bir çay simit hesabı vardı. Bugün Sayın Erdoğan'ın tavsiyesi doğrultusunda 3 çocuk yapan bir aile, 3 öğün sadece simit yiyip, çay içse asgari ücretin yarısı etmektedir." diye konuştu.

Türkkan, günde 3 simit bile almaya gücü yetmeyen 16 milyon vatandaşın olduğunu ileri sürdü.

MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, Kobani bahanesiyle 6-8 Ekim 2014'te düzenlenen eylemlere ilişkin, "Diyarbakır'da kurban eti dağıtırken vahşice katledilen Yasin Börü ve 3 arkadaşı asla aklımızdan çıkmamıştır. Bu olayların mümessillerini ve bölücü terör örgütü PKK'yı bir sefer daha şiddetle kınıyor, lanetliyoruz." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin ilk uçak fabrikasının 6 Ekim 1926'da Kayseri'de açıldığını hatırlatan Bülbül, havacılık alanında Türkiye'nin büyük mesafe katettiğini söyledi. Türkiye'nin, HÜRKUŞ, HÜRJET GÖKBEY, ATAK-2, Milli Muharip Uçak, Milli İnsansız Savaş Uçağı projeleriyle havacılıkta ulaşılabilecek en üst seviyeye çıkma azim ve kararlılığını dost düşman herkese gösterdiğini anlatan Bülbül, milli teknoloji hamlesinin gerçekleşmesi için çaba sarf edenleri tebrik ederek, çalışmalarında başarılar diledi.

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, 6-8 Ekim olaylarında gerçeklerin ortaya çıkarılması için gerekli çalışmaların yapılması yönündeki çağrılarını yinelediklerini belirtti.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, 6 Ekim İstanbul'un işgalden kurtuluşunun yıl dönümüne işaret ederek, Atatürk'ün Kartal İstimbotu'nun üstüne çıkıp gözleri ufuk çizgisinde, "Geldikleri gibi giderler." dediğini hatırlattı.

"Geldikleri gibi gideceklere inananların devamıyız biz" diyen Özel, "Lozan'ı yapan İsmet Paşa'yla da Başkomutan Mustafa Kemal'le de İstanbul'a giren Şükrü Naili Paşa'yla da kurtuluşun ve kuruluşun bütün kahramanlarıyla da gurur duyuyoruz. Onları değersizleştiren, onlara söz söyleyen, kendi yazdığı yalan tarihle gençleri inandırıp onları şeytanlaştırmaya çalışanlara inat, hakikatin yanında bu büyük gururu hep beraber taşımaya devam edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

Tarım Kredi ve Ziraat Bankası, kamu bankaları mağdurları platformu üyelerinin yedinci kez Meclisi ziyaret ettiklerini belirten Özel, "Plan ve Bütçede her şey yapılandırıldı, şirketlerin vergi borçlarına bile af çıkarıldı. Ama Plan ve Bütçe, şu kamu bankalarına borçlu çiftçiler ve Tarım Kredi mağdurlarına yönelik bir şey yapılmadı. Yukarıdaki bu torbayı bir fırsat olarak görüyoruz." ifadelerini kullandı.

AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, Kobani bahanesiyle 6-8 Ekim 2014'te düzenlenen eylemlere yönelik, terör örgütü PKK'nın ve onların sözcülerinin provokatörlüğünde yaşanan olaylarda Yasin Börü ve arkadaşları başta olmak üzere katledilen vatandaşlara Allah'tan rahmet diledi.

O günlerde yaşanan bu menfur olayın sonuçlarını, bugünlere yansıyan şekliyle gördüklerini ifade eden Akbaşoğlu, "O gün Arz-ı Mev'ud'u, vadedilmiş toprakları kabul eden anlayışın, siyonist ve emperyalist emellere alet olduğunu net bir şekilde görmüş olduk. Bu vesileyle, siyonist ve emperyalistlerin maşası olan, Kürtlerin ve bölgenin düşmanı olan PKK'nın ve onların sözcülerinin mutlak surette milletimizden ve Diyarbakır annelerinden mutlaka cevabını aldıklarını ve alacaklarını hep birlikte müşahede ediyoruz." yorumunu yaptı.

Çok önemli uluslararası bir anlaşmayı hep birlikte Meclis'in gündemine taşıdıklarına işaret eden Akbaşoğlu, "Paris İklim Anlaşması'nın ve beraberinde nükleer enerjiye ilişkin 2 uluslararası sözleşmenin, bu manada görüşülmesine inşallah bugün başlayacağız." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'a, Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Programı tarafından, himayelerinde yürütülen Sıfır Atık Projesi ile çevreye katkılarından dolayı, "Atık Alanında Akıllı Şehirler Küresel Şampiyonu" ödülü sunulduğunu hatırlatan Akbaşoğlu, "İnşallah hep beraber Türkiye olarak yeşille, çevreyle, geleceğimizle ilgili çok daha iyi hizmetlere birlikte imza atacağız. Bu konuda dile getirilen hususlara hep beraber ortak katkı vermeyi de sizlerden istirham ediyorum." ifadelerini kullandı.

TBMM Genel Kurulunda, partilerin grup önerileri ele alındı.

Partisinin "Batı Karadeniz Bölgesi'nde yaşanan sel felaketlerine" ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisine ilişkin söz alan CHP Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı, sel felaketlerinde yaşamını yitirenlere Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı diledi.

Bölgeye gelerek acılarına ortak olan tüm milletvekillerine, yaraların sarılması için seferber olan tüm yurttaşlara, bölgeyi ayağa kaldırmak için ekiplerini gönderen tüm belediyelere ve kurumlara teşekkür eden Baltacı, "Tek isteğimiz, arzumuz bir kez daha böyle bir felaketin yaşanmaması için gerekli tedbirlerin alınması, bu felaketten ders çıkartılmasıdır. Türkiye ve dünya bir iklim krizinin tam ortasındayken, seller ve yangınlar artık kaçınılmaz duruma gelmişken Türkiye'nin son zamanlarda gördüğü en büyük sel felaketinin tüm yönleriyle araştırılması için bir Meclis araştırma komisyonunun kurulmasını istiyoruz çünkü felaket anlık değildir, göz göre göre gelmiştir." dedi.

HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, "6-8 Ekim 2014 tarihinde Türkiye genelinde Kobani'ye IŞİD'in saldırılarını ve IŞİD'e destek veren barbar anlayışı kınamak ve buna karşı meşru demokratik hakkını kullanmak için alana çıkan insanlara saldıran ve bunu planlayan dönemin İçişleri Bakanından mülki idare amirlerine kadar tamamı suç işlemiştir. Kobani'ye saldırıyı protesto etmek bir insan hakları görevi ve sorumluluğudur, burada asla bir suç yoktur. Bu anlamda, Selahattin Demirtaş'ı ve bu konuyla ilgili olarak tutuklanan herkesi sevgi ve saygıyla selamlıyorum." şeklinde konuştu.

AK Parti Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat'ın Bülbül'e tepki göstermesi üzerine kısa süreli tartışma yaşandı.

Konuşmaların ardından CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

Genel Kurulda, İYİ Parti'nin "kuraklığın olası olumsuz sonuçlarının önlenmesi için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesine", HDP'nin ise "fiyat artışlarının halka olumsuz etkilerinin nedenlerinin araştırılmasına" ilişkin grup önerileri de ayrı ayrı ele alınarak kabul edilmedi.

Öte yandan Danışma Kurulunun kabul edilen önerisine göre, Paris Anlaşması'nın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi ve bazı uluslararası anlaşmaların uygun bulunduğuna dair kanun teklifleri gündemin ön sıralarına alındı.

Genel Kurulda daha sonra Paris Anlaşması'nın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi görüşmelerine geçildi.

Teklifin tümü üzerine İYİ Parti Grubu adına söz alan Mersin Milletvekili Zeki Hakan Sıdalı, anlaşmanın tarihte çok önemli bir kırılma noktası olduğunu ifade ederek, "Paris Anlaşması'nın Meclis gündemine gelmiş olması çok değerli bir adım çünkü dışında kalmamızın hakikaten uluslararası topluma anlatılabilir bir tarafı kalmamıştı. Nihayet bugün bir inat yüzünden medeniyetten kopma riskinin daha büyük olduğu kavrandı. Paris Anlaşması'na taraf olmadan yazılacak özgün hikâyelerle küresel ekonominin bir parçası olmanın imkânsız olduğu anlaşıldı." değerlendirmesinde bulundu.

"Meclisimiz tarafından verilecek onay, bir netice değil, uzun bir yolun daha ilk adımı ama unutmayalım ki daha atacak çok adım var." diyen Sıdalı, anlaşmanın bir niyet beyanı olduğunu ancak aksiyonun da şart olduğunu söyledi.

Sıdalı, Avrupa Birliği üyesi 18 ülke kömürden tamamen çıkmışken Türkiye'nin de yeni kömür yatırımlarını durduracağını duyurması ve kömür madenciliğinden çıkmak için bir takvimin açıklanması gerektiğini vurguladı.

MHP Ankara Milletvekili Sadir Durmaz, Türkiye'nin iklim değişikliğinden en çok etkilenmesi beklenen Akdeniz havzasında yer aldığına işaret ederek, "İklim değişikliği sadece bir çevresel hadise değil; gıda arzını, güvenli su arzını, kentsel altyapı gelişimi gibi hemen hemen tüm sektörleri ve tedarik zincirlerini etkileyen topyekûn bir kalkınma meselesidir." dedi.

"Bizler bugün burada sadece Paris İklim Anlaşması'na taraf olmanın değil, aynı zamanda bugünden sonra ülkemizin izleyeceği yol haritasının da temelini atmış oluyoruz." ifadesini kullanan Durmaz, "Güçlü ve kapsayıcı bir iklim kanununu, daha güçlü bir ulusal katkı beyanı, yeni bir iklim stratejisi ve eylem planının da toplumun her katmanını içine alacak şekilde geliştirilmesi elzem görülmektedir. Bu kapsamda Küresel İklim Değişikliği Araştırma Komisyonu Sonuç Raporu'nun bu çalışmalara ışık tutacağını umuyoruz." şeklinde konuştu.

HDP İstanbul Milletvekili Oya Ersoy, Paris Anlaşması onaylandıktan sonra, izlenen madencilik politikalarına devam edilemeyeceğini savunarak, "Ormanların talanını sürdüremezsiniz artık. Kültürel miras arkeolojik sit alanlarını artık talan edemezsiniz. Sulak alanların korunması için politikalarını değiştirmek zorundasınız. Bütün bunların yanında Kanal İstanbul Projesi'nden vazgeçtiğinizi açıklamak zorundasınız." dedi.

CHP Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, Paris Anlaşması'nın neden bugün Mecliste görüşüldüğünü sorarak, "Sayın Cumhurbaşkanı Amerika'ya gitti. Amerika'da İklim Fonu kendisine anlatıldı. 3 milyar dolarlık iklim fonunun olduğunu duydu. Paris Sözleşmesi onaylanmak için Genel Kurula geldi. Doların yeşilini duyunca ağacın yeşilini hatırladı sayın Erdoğan." ifadesini kullandı.

Öztunç, anlaşma onaylandıktan sonra hükûmetin "Kömürlü termik santralleri kapatıyorum." demesini istedi.

CHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın ise Paris İklim Anlaşması'nın onaylanmasının geç de olsa atılan tarihi bir adım olarak kabul ettiklerini söyledi.

TBMM Çevre Komisyonu Başkanı ve AK Parti Trabzon Milletvekili Muhammet Balta, Kyoto Protokolü'nün 1997'de kabul edildiğini, Türkiye'nin bu protokole azaltım taahhüdü vermeden 2009'da taraf olduğunu, protokolün geçerliliğinin de 2020'de sona erdiğini anlattı.

Türkiye'nin, gelişmekte olan ülke olarak bazı desteklerden mahrum bırakıldığını belirten Balta, "Şimdi de uğraşıyoruz ki destek alalım diye ancak karşımızda destek alan ülkelerin çoğunluğu fazla olduğu için, pasta da bölüneceği için burada da tam oy birliğiyle bu kararların geçirilmesi için şu anda zorlanıyoruz." dedi.

Kyoto Protokolü'nün 2020 yılında sona erdiğini, Paris Anlaşması'nın ise 2015 yılında kabul edildiğini hatırlatan Balta, "Milletvekili arkadaşlarımız hem komisyonda hem burada bu işin geciktiğinden bahsediyor. Peki, hem Kyoto Protokolü hem Paris Anlaşması Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesinin uygulama aracı olduğuna göre birisi 2020'de bitti; şimdi Paris Anlaşması da 2020'den sonra devam edecek. Peki biz zaman kaybettik mi? Hayır, zaman kaybetmedik. Bu süre içerisinde biz, sayın Cumhurbaşkanımız, ilgili bütün müzakereciler uluslararası alanda, her alanda olduğu gibi bu haksızlıklara, adaletsizliklere karşı sesimizi çıkardık, gündeme getirdik ve ses getirdik." açıklamasında bulundu.

Türkiye olarak finansman ve teknolojik destekler konusunda haksız ve adaletsiz uygulamaların yanlışlığını her ortamda dile getirdiklerini anlatan Balta, "Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde her alanda olduğu gibi iklim değişikliğiyle alakalı diplomasimiz de başarıyla yürütülmüş, bunun neticesinde de iklim değişikliğiyle mücadelede bu tarihi adımı önümüzdeki günlerde atacağız." dedi.

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Meclis Genel Kurulunda kurulan dijital sistemlerde simultane çeviride Fransızca, Rusça, İngilizce ve Arapça yer alırken, "Bugün baktık ki bu buton tamamen kaldırılmış, sistemden çıkarılmış yani Kürtçeye yer vermemek için diğer dünya dilleri de silinmiş." dedi.

Bunun üzerine TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, yeni sistem kurulurken simultane konuşmalarla ilgili olarak bir dil seçeneği konulduğunu ve kendisinin yapılanın doğru olmadığı, kaldırılması gerektiği konusunda uyarıda bulunduğunu anlatarak, "Bu sistem tersine işler. Yani kürsüye gelir bir konuşmacı, başka bir dilde konuştuğunda milletvekillerine dağıtılacak kulaklıklarla oradaki konuşmayı anlayabilmeleri için simultane olarak edilecek tercüme de Türkçedir. Milletvekillerimizin tamamı da zaten Türkçe bildikleri ve öyle bir sisteme ihtiyaç olmadığı için onu kaldırtan da benim. Bunun ne Kürtçeyle ne başka dillerle bir alakasının olmadığı, Türkiye'de demokratikleşme çerçevesinde Kürtçeye bakışın son 19 - 20 sene içerisinde nasıl evrildiğini hepimiz net olarak, bütün millet olarak biliyoruz. Yani tutumumun ve bir yanlışı düzeltiyor olmamın vurgulamak istediğiniz gibi ya da ilişkilendirmek istediğiniz gibi ne sizin söyleminizle ne de Kürtçeyle bir alakası yoktur." karşılığını verdi.

Teklifinin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanarak maddeleri üzerindeki görüşmelere geçildi.

Genel Kurulda teklifin maddeleri üzerinde söz alan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan, Meclis'in yeni yasama yılında Genel Kurulun ilk gündem başlıklarından birinin Türkiye'yi, dünyayı ve insanlığı yakından ilgilendiren iklim değişikliği konusuyla ilgili olmasını son derece kıymetli bulduğunu belirtti.

Karaaslan, "İçinde bulunduğumuz dönemde uluslararası toplum, Kovid-19 salgını, savaş ve çatışmalar, terör, göç, küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliği gibi çok sayıda sorunla mücadele etmekte, ortak bir çıkar yol bulmak adına çaba göstermektedir. Başka bir ifadeyle, bu yüzyılın en büyük sınavları bu alanlarda verilmektedir ancak henüz hiçbirinde somut bir başarı elde edilebilmiş değiliz maalesef." dedi.

Oysa teknolojinin sağladığı imkanlar her geçen gün artarken, erişilebilirlik ve etkileşim her geçen gün daha da güçlenirken dünyada toplumlar arası sosyal, mekansal ve ekonomik eşitsizliklerin de aynı oranda arttığını ve bu uçurumun her geçen gün daha da belirginleştiğini dile getiren Karaaslan, "İnsanlık bir yandan çağın en büyük sınavlarını verirken, diğer yandan da en büyük başarısızlıklarıyla karşı karşıyadır." diye konuştu.

"Biz biliyoruz ki bugün uluslar coğrafi sınırlarını her ne kadar çizmiş ve ayrılmış olsalar da yeryüzü coğrafyası insanlık için bir bütündür." diyen Karaaslan, dünyanın herhangi bir yerinde kanayan bir yaraya dönüşmüş meselenin, diğer toplumları er ya da geç etkilememesinin söz konusu olmadığını söyledi.

Bu sorunların çözümünün, iş birliğinin yanı sıra adil ve samimi yaklaşımları gerektirdiğini ve bunlardan biri eksik kaldığında başarının söz konusu olmadığını vurgulayan Karaaslan, "Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde AK Parti olarak iktidara geldiğimiz ilk günden beri ulusal ve uluslararası her platformda mücadelemizi temellendirdiğimiz anlayış işte tam da budur." ifadesini kullandı.

Karaaslan, şunları kaydetti:

"İklim değişikliğiyle mücadele konusu 1992 Rio Zirvesi'nden bu yana Birleşmiş Milletler himayesinde ve tüm üye devletlerin katılımıyla her yıl müzakere edilmektedir. İklim değişikliği politikalarının uzun dönemli amacını ve bu amaca yönelik ilke ve prosedürleri belirleyen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi de yine bu yıl imzaya açılmıştır. Bugün burada hep birlikte üzerinde konuştuğumuz Paris İklim Anlaşması, esasen bu sözleşmenin bir uzantısıdır. Anlaşmanın hedefi, yüzyılın ortasına kadar küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlı tutmaktır. Bu hedefi gerçekleştirmek için her ülkenin alması gereken sorumluluklar ve atması gereken somut adımlar vardır. Burada Çerçeve Sözleşme'nin temel ilkesini hatırlatmakta fayda görüyorum, 'Ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar ve göreceli kabiliyetler.'

Bu ortak çabayı çok önemli ve değerli bularak Paris İklim Anlaşması'nı ilk imzalayan ülkelerden biri olduk ancak Türkiye Büyük Millet Meclis'imizde bugüne kadar onaylamadık. Bunun nedeni, sözleşmenin temel ilkesiyle bağdaşmayan, yükümlülükler arasında adaletsizliklere yol açan kararlara karşı ortaya koyduğumuz tepkidir. Tarih boyunca dünyayı en az kirleten ülkelerden Türkiye, dünyayı en fazla kirleten ve buna karşın en fazla sorumluluğu almaktan geri duran ülkelerle aynı kategoride yer almak istememiştir. İkinci bir konu ise Paris Anlaşması'nı onaylayan ve güçlü iddialarla, taahhütlerle dünyaya meydan okuyan gelişmiş ülkelerin katettiği ya da katetmediği mesafedir. Yakın zamanda açıklanan bir istatistiğe göre bugün karbon emisyonlarının yüzde 68'inden sadece 10 ülke sorumludur. Bu demek oluyor ki sadece 10 gelişmiş ülke üzerine düşeni yerine getirse meselenin büyük bir kısmı çözülmüş olacaktır ancak bugün ortaya konulan iklim senaryolarının hiçbirinde mevcut taahhütler somut adımlarla hayata geçmediği sürece Paris Anlaşması'nın hedeflerine ulaşması mümkün görünmemektedir. Türkiye'nin bugün Paris Anlaşması'nı onaylama yönünde aldığı bu karar, tüm bu adaletsizliğin ortadan kalktığı anlamını da taşımamaktadır elbette. Bu karar, ülkemizin bugüne kadar yürüttüğü diplomasi trafiğinin, başarılı müzakerelerin bir sonucu olarak Türkiye'nin daha adil, sağlıklı, temiz ve yaşanabilir bir dünya için sürdürdüğü küresel iklim değişikliği tartışmalarını başka bir platforma taşıyacaktır."

Konuşmaların ardından yapılan oylamayla Paris Anlaşması'nın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi kabul edildi.

Genel Kurulda daha sonra Kullanılmış Yakıt İdaresinin ve Radyoaktif Atık İdaresinin Güvenliği Üzerine Birleşik Sözleşmeye Türkiye Cumhuriyeti'nin Beyanlarla Birlikte Katılmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi ile 28 Ocak 1964 Tarihli Ek Protokol ve 16 Kasım 1982 Tarihli Protokol ile Değiştirilen 29 Temmuz 1960 Tarihli Nükleer Enerji Alanında Üçüncü Şahıslara Karşı Hukuki Mesuliyete Dair Sözleşmeyi Değiştiren Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi de görüşülerek kabul edildi.

TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, gündemdeki konuların tamamlanmasının ardından birleşimi, yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.