2022-12-02 - 22:28
TBMM PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONUNDA, MERKEZ BANKASININ FAALİYETLERİNE İLİŞKİN BİLGİLENDİRME TOPLANTISI YAPILDI
AK Parti Bingöl Milletvekili Cevdet Yılmaz'ın başkanlığında toplanan TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Merkez Bankasının faaliyetlerine ilişkin bilgilendirme toplantısı yapıldı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu, komisyonda, bankanın faaliyetlerine ilişkin sunum gerçekleştirdi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu, banka faaliyetlerine ilişkin TBMM Plan ve Bütçe  Komisyonunda sunum yaptı.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının, küresel ekonominin tedarik zincirlerinde kalıcı hasar bıraktığına işaret eden Kavcıoğlu, salgının olumsuz etkileri bitmeden Rusya-Ukrayna Savaşı'nın, enerji ve emtia fiyatlarının tarihi yüksek düzeylere çıkmasına yol açtığını söyledi.

Kavcıoğlu, OECD'ye üye ülkelerin enerji harcamalarının milli gelirlerinin yüzde 18'ine ulaşarak 1970'lerde yaşanan OPEC krizinden bu yana kaydedilen en yüksek seviyelere ulaştığını vurgulayarak şöyle konuştu:

"Bu gelişmeler, küresel büyüme ve enflasyon rakamlarına çok olumsuz yansımıştır. Örneğin, en büyük ticari ortağımız olan Avrupa Birliği'nde rekor nitelikte dış ticaret açığı oluşurken, enflasyon da tarihi ortalamaları aşmıştır. Etkisi sürmekte olan pandemi nedeniyle yükselen küresel enflasyon, savaşın yıkıcı etkisiyle artış eğilimini hala sürdürmektedir. Küresel enflasyon artışlarının temelinde arz şokları kaynaklı maliyet enflasyonu bulunmaktadır. Dünya genelinde üretici ve tüketici fiyatları enflasyonu arasındaki fark artmaktadır. Rusya-Ukrayna Savaşı'yla birlikte yükselen enerji fiyatları, özellikle net emtia ve enerji ithalatçısı ülkelerde üretici ve tüketici fiyatları enflasyonu arasında belirgin bir ayrışmaya yol açmıştır. Halen, İspanya, Fransa ve Almanya'da üretici fiyatları tüketici fiyatlarının 5 katı, Avro Bölgesi'nde ise 4 katı artış göstermiştir."

Öncü göstergelerin, küresel ekonomik görünümde ikinci çeyrekte başlayan yavaşlama eğiliminin daha da belirginleşerek devam ettiğine işaret ettiğini aktaran Kavcıoğlu, küresel ölçekte sıkılaşan finansal koşulların da etkisiyle başta Avrupa ekonomisi için olmak üzere 2023 yılına ilişkin küresel büyüme tahminlerinin önemli ölçüde aşağı yönlü güncellendiğine dikkati çekti.

Küresel gelişmelerin Türkiye ekonomisine yansımalarına ilişkin de bilgi veren Kavcıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Küresel arz şoklarına ve bölgemizde yaşanan savaşa rağmen, Türkiye ekonomisi sürdürülebilir düzeyde ve kesintisiz olarak büyümeye devam etmektedir. Pandemi döneminin olağanüstü olumsuz koşullarında bile hızla toparlanarak sağlam ve dayanıklı görünümünü sürdüren ülkemizin başarılı büyüme performansı çeşitli ülke gruplarıyla yapılan karşılaştırmalarla da teyit edilmektedir. Türkiye'nin küresel ekonomi içerisindeki payı, satın alma gücü paritesine göre, hesaplanan milli gelir bazında yıllar itibarıyla ikiye katlanarak yüzde 2'ye ulaşmıştır. Bu artış, 2000 yılında dünya sıralamasında 18. sırada bulunan ülkemizin, 2022 yılı itibarıyla 11. sıraya çıkmasını sağlamıştır. Ülkemiz, değişen küresel şartlara uyum sağlayarak ve bu şartların sunduğu fırsatlardan azami ölçüde yararlanarak yakın tarihteki ekonomik başarılarını güçlendirmek amacıyla Türkiye Ekonomi Modeli'ni hayata geçirmiştir. Uygulanmakta olan Türkiye Ekonomi Modeliyle birlikte ülkemizin küresel ekonomideki payı artmaya devam etmektedir."

Kavcıoğlu, Türkiye'nin arz kapasitesini geliştirme ve sanayileşme yolunda attığı sağlam ve güçlü adımların, sürdürülebilir büyüme performansı üzerindeki olumlu etkilerinin görülmeye başlandığını bildirerek "Büyümenin alt bileşenlerini incelediğimizde, temel sürükleyicilerin net ihracat ile makine ve teçhizat yatırımları olduğu görülmektedir. Güçlü ve sağlıklı büyüme görünümü sanayi üretimi rakamlarıyla da desteklenmektedir. Net ihracatın milli gelire olan yapısal katkısı sanayi üretimine yansımıştır. İmalat sanayi kapasite kullanım oranları tarihi ortalamalarına yakın seyretmektedir. Yatırım iştahı yüksek olan firmalardaki kapasite artışı sektör genelinin ve tarihsel ortalamaların üzerinde kalarak yukarı yönlü bir seyir izlemektedir. Bu durum, küresel ekonomideki belirsizliklere rağmen potansiyel büyümeyi de destekleyecek ilave kapasite ihtiyacı kaynaklı yatırım talebinin gücünü koruduğunu göstermektedir." ifadesini kullandı.

İktisadi faaliyette sürdürülebilir bileşenlerin payının artmasının istihdamı da olumlu etkilediğini belirten Kavcıoğlu, eylül ayında mevsimsel etkilerden arındırılmış işgücü 34,3 milyon kişiye ulaşırken işsizlik oranının yüzde 10,1 seviyesinde gerçekleştiğini söyledi.

Kavcıoğlu, 2022 yılının üçüncü çeyreğinde istihdam edilen kişi sayısının, 2020 yılının ikinci çeyreğine kıyasla hizmetler sektöründe yüzde 21,4 büyümeyle 3,1 milyon ve sanayi sektöründe yüzde 25 büyümeyle 1,3 milyon olmak üzere toplamda 4,9 milyon kişi arttığını dile getirerek "Aynı dönemde, pek çok ülkede istihdam sınırlı düzeyde yükselirken, Türkiye OECD ülkeleri arasında toplam istihdamını en fazla artıran ülkelerden biri olmuştur." dedi.

Küresel enerji ve emtia fiyatlarındaki olağanüstü yükselişle birlikte enerji ithalatının milli gelir içerisindeki payının yüzde 3,8'den tarihi rekor niteliğindeki yüzde 10,9'a çıktığını aktaran Kavcıoğlu "Bu artışın etkisiyle 2022 yılında cari açığımız yükselmiştir. Yatırım, istihdam ve ihracatın artırılması ile cari fazla vermeyi hedefleyen Türkiye Ekonomi Modeli'nin cari denge üzerindeki olumlu yansımaları, enerji fiyatları tarafından gölgelenmesine rağmen giderek daha somut hale gelmektedir. Fiyat ve çevrimsel etkilerden arındırıldığında cari dengemiz üst üste dört çeyrek fazla vermiştir. Ülkemiz, enerji ve emtia fiyatlarındaki normalleşme ile birlikte sürdürülebilir cari fazla hedefine ulaşacaktır." diye konuştu.

Kavcıoğlu, ihracatın ürün ve pazar çeşitliliğinin hızlanarak arttığını ve 2022 yılı itibarıyla ülke ve ürün çeşitliliğinin 2006 yılına göre iki katına çıktığını anlatarak 2015-2022 döneminde ihracat büyümesinin yaklaşık yüzde 28'inin yeni pazar girişleriyle sağlandığını söyledi.

İhracatçı firmaların ülke ve ürün çeşitliliğini artırmadaki göreli avantajının, ekonomiyi dışsal şoklara karşı koruyan en önemli unsurlar arasında yer aldığını belirten Kavcıoğlu, firmaların yeni ürünler ve pazarlar bulmak suretiyle sergilediği bu esnek ve dinamik yapının, küresel ölçekte yaşanan tüm olumsuz koşullarda olası kayıpların telafi edilmesine imkan sağladığını ifade etti.

Kavcıoğlu, Türkiye ekonomisinin büyüme yapısındaki dönüşümün temel sürükleyicisi olan ihracatın önemli oranda arttığını aktararak "Pandemi öncesi istikrarlı büyüyen ihracat, sonraki dönemde keskin bir yükseliş göstermiş ve 2021 yılında güçlü eğilimini koruyarak toplam 225 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. 2022 yılının ilk 10 ayında ise toplam ihracat 209 milyar doları aşmıştır. Böylece, ihracatımız geçtiğimiz yıl yakaladığı ivmeyi bu yılın ilk 10 ayında da sürdürerek her ay en yüksek toplam ihracat değerine ulaşmıştır." değerlendirmesinde bulundu.

Kavcıoğlu, Liralaşma Stratejisi çerçevesinde yaptıkları düzenlemelerle ihracatçılara üretimlerini artırmaya yönelik Türk lirası cinsinden uzun ve düşük vadeli finansman imkanları sağladıklarını da anlattı.

Kavcıoğlu, son dönemde ana ihracat pazarlarının iktisadi faaliyetlerinde öngördükleri zayıflamanın ihracat rakamlarına da yansıdığına işaret ederken "Ağustos ayı Para Politikası Kurulu metnimizde de belirttiğimiz üzere, küresel büyümeye yönelik belirsizliklerin ve jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde sanayi üretiminde yakalanan ivmenin ve istihdamdaki artış eğiliminin sürdürülmesi açısından finansal koşulların destekleyici olması gerekmektedir. Bu doğrultuda, para politikamızın çerçevesini ihracatımız üzerindeki dış talep kaynaklı aşağı yönlü riskleri en aza indirecek yönde şekillendirmeye devam ediyoruz." dedi.

Turizm sektörünün ilk dokuz aydaki performansının da dış dengeye olumlu yönde katkı sağladığını belirten Kavcıoğlu, "Aylık bazda bakıldığında, seyahat gelirlerinin 2022 yılı boyunca ciddi bir yükseliş göstererek önceki yılları aştığı görülmektedir." diye konuştu.

Kavcıoğlu, enflasyondaki artışın önemli bir kısmının dışsal şoklara duyarlı gıda, enerji ve temel mal gruplarındaki yükselişten kaynaklandığına işaret ederek şunları kaydetti:

"Mevcut yıllık enflasyon oranında önümüzdeki aylarda hızla ortadan kalkacak baz etkileri bulunmaktadır. Dolayısıyla enflasyonun gerçek eğilimini anlamak için aylık gelişimlere odaklanmak daha sağlıklı bir yaklaşımdır. Aylık bazda bakıldığında, tüketici fiyatlarındaki artışlar 2022 yılı başındaki hızlı gerilemeyi takiben, savaşın etkileriyle dalgalı bir seyir izleyerek yıl genelinde kademeli olarak yavaşlamıştır. Buna ek olarak, birinci, ikinci ve üçüncü çeyrekler itibarıyla ortalama enflasyon oranları sırasıyla yüzde 7,1, yüzde 5,1 ve yüzde 2,3 olarak gerçekleşerek düşüş eğilimini desteklemiştir. TÜFE'den işlenmemiş gıda, enerji, alkollü içecekler, tütün ve altının hariç tutulmasıyla elde edilen B endeksi ve B endeksinden işlenmiş gıda ve alkolsüz içeceklerin dışlanmasıyla elde edilen C endeksi tüketici fiyatlarına göre daha olumlu bir görünüm sunarak istikrarlı bir azalış eğilimi sergilemektedir. Enflasyonun dağılımına yönelik hesapladığımız alternatif eğilim göstergesi olan medyan aylık artış oranı enflasyonda ılımlı yavaşlamaya işaret etmektedir."

Aylık enflasyonun kademeli şekilde tarihsel ortalamaları yakınsamakta olduğunu gözlemlediklerini bildiren Kavcıoğlu, "Bu gelişmeyle birlikte enflasyonun gerileyişini sürdüreceğini ve ekim ayı Enflasyon Raporu'ndaki tahmin patikamızla uyumlu bir seyir izleyeceğini öngörüyoruz. Orta vadeli enflasyon tahminlerimiz çerçevesinde 2023 yılında enflasyon oranının yüzde 22,3'e düşeceğini, 2024 yılında ise tek haneye gerileyerek yüzde 8,8 oranında gerçekleşeceğini öngörüyoruz. Merkez Bankası olarak, fiyat istikrarını sağlamak ve sürdürmek temel amacımız doğrultusunda enflasyonda kalıcı düşüşe işaret eden güçlü göstergeler oluşana ve orta vadeli yüzde 5 hedefine ulaşıncaya kadar elimizdeki tüm araçları Liralaşma Stratejisi çerçevesinde kararlılıkla kullanmaya devam edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

Kavcıoğlu, banka faaliyetlerine ilişkin TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda sunum yaptı.

Jeopolitik gelişmelerle dalgalı seyreden emtia ve enerji fiyatlarına rağmen ithal maliyet baskısının nispeten sınırlı kalmasında, uyguladıkları politikaların bir sonucu olarak döviz kurlarının istikrarlı seyir izlemesinin de etkili olduğunu ifade eden Kavcıoğlu, bu durumun enflasyondaki yavaşlamaya katkı sağladığını vurguladı.

Kavcıoğlu, yurt içi tedarik sürelerinde 2022 yılı boyunca gözlenen iyileşmenin devam ettiğine dikkati çekerek, ekim ayı itibarıyla, tedarik süresine ilişkin göstergenin Kovid-19 salgınından bu yana ilk defa tarihi ortalamalarının üzerine çıkmasının, gelecek dönemde arz kaynaklı sorunların hafifleyeceğine işaret ettiğini söyledi.

Özellikle son bir yılda tarihsel ortalamaların üzerinde seyreden imalat sanayi fiyatlarındaki artışın ivme kaybetmeye devam ettiğini belirten Kavcıoğlu, "Bu yavaşlamanın ekim ayı itibarıyla yıllık bazda da gerçekleşmesi, ilerleyen dönemde üretici fiyatları kaynaklı enflasyonist baskıların daha ılımlı bir seyir izleyeceğini göstermektedir." diye konuştu.

Kavcıoğlu, talep dengesini de yakından takip ettiklerini dile getirerek, "Güncel verilere göre çıktı açığının enflasyonun daha düşük olduğu dönemlerdeki seviyelerden yüksek olmaması, bu dönemde talep yönlü enflasyonist baskıların diğer şoklara kıyasla oldukça düşük olduğunu tespit eden analizlerimizle uyumludur. Yılın son çeyreğinde ve önümüzdeki yılın ilk yarısında çıktı açığındaki kapanmanın süreceğini öngörüyoruz." ifadelerini kullandı.

Bu yıl içerisinde tüm politika araçlarını gözden geçirerek Türkiye'nin ihtiyaç ve koşullarına en uygun para politikası çerçevesini kademeli olarak oluşturduklarını anlatan Kavcıoğlu, "Para politikasının etki alanının dışında kalan arz taraflı maliyet baskılarına, tek başına faizleri artırmaya odaklanmış politikalarla karşılık vermenin etkili olmayacağını değerlendiriyoruz. Bunun yerine, enflasyonu düşürmek ve fiyat istikrarını kalıcı olarak tesis etmek amacıyla, üretimi ve yatırımları destekleyici, cari fazla kapasitemizi artırıcı politikalar uygulamayı gerekli görüyoruz." dedi.

Kavcıoğlu, para politikası uygulamalarını da liralaşma odaklı bir şekilde tasarlayarak, fiyat istikrarını bozan ve ekonomiyi dışsal şoklara açık hale getiren yapısal unsurlarla mücadele ettiklerini söyledi.

Şahap Kavcıoğlu, uluslararası rezervleri güçlendirmeye yönelik proaktif bir rezerv yönetimi anlayışı benimsediklerinin altını çizerek, "Bu doğrultuda geliştirdiğimiz yeni yaklaşımlarla bir taraftan rezerv kaynaklarımızı çeşitlendirdik. Diğer taraftan, liralaşma stratejimizi de gözeten bir anlayışla oluşturduğumuz bu araçlarla döviz kurları üzerinde istikrar sağladık. Tüm bu adımları, fiyat istikrarını kalıcı olarak sağlama önceliğimiz doğrultusunda, enflasyonu besleyen yapısal unsurları bertaraf etmek ve enflasyonu bir süreliğine değil, kalıcı olarak düşürmek üzere attık." değerlendirmelerinde bulundu.

Ağustos-kasım döneminde politika faizini toplamda 500 baz puan indirerek yüzde 9 seviyesine getirdiklerini anımsatan Kavcıoğlu, aldıkları kararların, 2023 yılı içerisinde ekonominin dayanıklılığını artırarak, arzın, yatırımların ve ihracatın sürekliliğine ve arz kapasitesinin korunmasına önemli ölçüde katkı sağlayacağını öngördüklerini belirtti.

Merkez Bankası Başkanı Kavcıoğlu, uyguladıkları para politikasının önemli bir ayağını hedefli kredi kullanımının oluşturduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Bu anlayış çerçevesinde, bir yandan kredilerin büyüme hızı, erişimi ve finansman maliyeti ile kredi faizlerini yakından takip ediyoruz; diğer yandan kredilerin iktisadi faaliyetle uyumlu kullanımı ve tabana yayılımı açısından kredi kompozisyonunu gözeten bir yaklaşımla hareket ettik. Buna ek olarak, liralaşma stratejimiz çerçevesinde hanehalkı, firma ve bankacılık kesiminin varlık ve yükümlülüklerinde Türk lirası cinsi kalemlerin ağırlığının kademeli bir şekilde artırılmasını ve finansal sistemin Türk lirası ağırlıklı bir yapıya kavuşmasını hedeflemekteyiz."

Kredi kompozisyonunda gerçekleşen iyileşmeyi desteklemek için reeskont ve yatırım taahhütlü avans kredileriyle etkin rol oynadıklarını vurgulayan Kavcıoğlu, şöyle devam etti:

"2022 yılında Türk lirası cinsinden ticari kredi kullanımı güçlü bir gelişim göstermiştir. 2022 yılı ocak-kasım döneminde TL ticari kredi net kullanım tutarı 2021 yılı gerçekleşmesinin yaklaşık 6 katı düzeyindedir. Söz konusu kredilerin ağırlıklı olarak KOBİ'ler tarafından kullanılmış olması, hedefli kredi politikamızın etkinliğine ilişkin bir diğer önemli gelişmedir. Ocak-kasım döneminde, KOBİ'ler tarafından net olarak 700 milyar TL tutarında kredi kullanımı gerçekleştirilmiştir. Bu miktar, 2021 yılının aynı döneminde KOBİ'ler tarafından kullanılan 97 milyar lira tutarındaki kredinin 7 katına yakındır. Sonuç olarak, bu dönemde, KOBİ kredilerinin tutarı ve bankacılık sektörü kredileri içerisindeki payı tarihsel olarak en yüksek düzeye ulaşmıştır."

Şahap Kavcıoğlu, aldıkları kararların ardından, parasal aktarımın etkinliğinin güçlenerek Türk lirası ticari kredi faizlerinin politika faiziyle uyumlu düzeye geldiğini ve temmuz ayındaki seviyelerine kıyasla 15 puan civarında gerilediğini belirterek, uzun vadeli sabit getirili ve Türk lirası cinsi menkul kıymet faizlerinin de tüm vadelerde politika faizine yakınsayarak, önlemleri devreye aldıkları haziran ayından bu yana yaklaşık 16 puan azaldığını ifade etti.

Kur korumalı mevduat (KKM) uygulamasıyla Türk lirası mevduat oranının önemli ölçüde yükselerek, ocak ayındaki yüzde 35,6 seviyesinden, güncel verilerle yüzde 50 seviyesine yaklaştığını aktaran Kavcıoğlu, "KKM hesabı, YUVAM hesabı, yerel paralarla ticaret yapmaya yönelik olarak giderek daha yoğun bir şekilde kullanılan ülke para takası anlaşmaları, ihracat gelirlerinin bir kısmının Merkez Bankasına satılması gibi yeni kanallar oluşturarak rezerv akımlarımızı oldukça sağlam bir yapıya kavuşturduk. Küresel düzeyde 1 trilyon dolardan fazla rezerv kaybı yaşanıldığı bir ortamda yaptığımız bu etkin uygulamalarla rezervlerimizdeki güçlü duruşumuzu koruyoruz. Bu çerçevede, uluslararası rezervlerimiz 2022 yılında 11,5 milyar dolar artış ile 123 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır." diye konuştu.

Kavcıoğlu, liralaşmayı bozan tüm yapısal unsurları teşhis edip, bu unsurları düzeltmeye gayret ettiklerini dile getirerek, sözleşmelerin Türk lirasıyla yapılması, sermaye akımlarının uluslararası standartlarda doğru yönetilmesi, sermaye piyasalarının derinleşerek cazip getiri sunan Türk lirası varlıkların güçlendirilmesi, döviz piyasalarında şeffaflığın sağlanması, yerel paralarla ticaret yapılması ve döviz piyasalarında dengeli yapının desteklenmesi gibi hususlarda liralaşma stratejisi doğrultusunda daha yoğun bir çalışma içerisinde olacaklarını kaydetti.

 TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı ve AK Parti Bingöl Milletvekili Cevdet Yılmaz, Meclisin itibarını küçültmenin kimsenin haddine olmadığını belirterek, "Meclis de bizim meclisimiz, Merkez Bankası da bizim bankamızdır. Her ikisinin de itibarı önemlidir, her ikisinin itibarını korumak da ortak sorumluluğumuzdur." dedi.

Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu'nun Bankanın faaliyetlerine ilişkin sunum yaptığı TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısında milletvekilleri görüş ve eleştirilerini açıkladı.

CHP Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu, yasa uyarınca Merkez Bankası tarafından komisyonda yılda iki bilgilendirme yapılması gerektiğini ancak iki yıldır birer toplantı yapıldığını söyledi.

Merkez Bankasının kur korumalı mevduat uygulamasıyla ilgili bilançosunun, "gizli" olduğu gerekçesiyle açıklanmadığını ifade eden Kuşoğlu, "Bugün tarihi bir gün oldu; bir devletin, milletine hesap vermemesinin bir örneğini yaşadık. Çok üzüldüm. TCMB halka açık şirkettir ve yasa, 'yılda iki kez Meclise hesap verir' diyor. Dalga mı geçiyorsunuz? Biz millet adına buradayız. Burada hesap soracağız. Maliye Bakanlığı kendisine ait bölümü açıkladı. Ne vardı bunda? Bir gizlilik varsa gizli oturum talep eder, yaparız." diye konuştu.

İYİ Parti Ankara Milletvekili Durmuş Yılmaz da kur korumalı mevduat hesabıyla ilgili bilançonun "söylenemez" ve "açıklanamaz" olduğuna inanmadıklarını, konuyla ilgili parti olarak gizli oturum yapılmasını talep ettiklerini belirtti.

HDP Mersin Milletvekili Rıdvan Turan, kur korumalı mevduat uygulamasının bilançosunun açıklanmamasını eleştirerek, "Bu bir bürokratik darbedir, bürokratik vesayettir." ifadesini kullandı.

Komisyondaki CHP, İYİ Parti ve HDP milletvekilleri, Kavcıoğlu'nun kur korumalı mevduat uygulamasıyla ilgili bilançoyu açıklamamasını protesto ederek, toplantıyı terk etti.

Komisyon Başkanvekili ve MHP İstanbul Milletvekili İsmail Faruk Aksu, Merkez Bankası Başkanı ve üst yönetiminin komisyonda sunum için hazır bulunduğunu, bunun da Meclise gösterilen saygının bir ifadesi olduğunu söyledi.

Kavcıoğlu'nun çok açıklıkla bazı konuları ifade ettiğini dile getiren Aksu, "Ben oldukça bilgi edindim. Küresel ekonomideki, Türkiye ekonomisindeki gelişmeler, Merkez Bankasının uyguladığı politikalar ve bunlardan elde edilen kazanımları burada anladık. MHP olarak milli kurumlarımızın siyasi ve ideolojik sebeplerle yıpratılmasına şiddetle karşıyız. Bu kurumlar hepimizin kurumları, milli kurumlarımız. Bunlara sahip çıkmamız lazım." değerlendirmesinde bulundu.

Kur korumalı mevduat hesabının bilançosuyla ilgili tartışmalara değinen Aksu, "Kur korumalı mevduat hesabının Hazineye, Merkez Bankasına yükü konuşuluyor, soruluyor ama kur korumalı mevduat olmasaydı bunun ülkeye alternatif maliyeti ne olurdu, Türkiye bugün neyle karşı karşıya kalabilirdi, ekonomi üzerinden yapılan operasyonlarla Türkiye'yi dize getirmek isteyenler karşısındaki durumumuz ne olurdu? Bütün bunlar konuşulmuyor. Bunların daha fazla konuşulması gerektiğini düşünüyorum." dedi.

AK Parti Giresun Milletvekili Cemal Öztürk de Merkez Bankasının komisyona "hesap vermediğine", sadece bilgilendirme yaptığına dikkati çekti.

"Kur korumalı mevduat olmasaydı bugün döviz fiyatları ne olurdu, enflasyon ne olurdu?" diye soran Öztürk, "Bu konularla ilgili kamuoyunu da bizi de bilgilendirmeniz lazım. Bilmeyince insanlar, kurumlar spekülasyon yapıyorlar. Bu yıl, geçen seneye göre dünyada en fazla rezerv biriktiren banka, Merkez Bankası. Ne güzel. Bunları anlatmak lazım." diye konuştu.

AK Parti Manisa Milletvekili Uğur Aydemir de muhalefet partilerinin Merkez Bankasını itibarsızlaştırmak için her türlü konuşmayı yaptığını aktararak, "Burası bir teknik komisyon. Burada Merkez Bankası Başkanımız gelip teknik bir sunum yaptı. Teknik sunumu yaparken muhalefet partisindeki arkadaşlarımızın burayı siyasi şov arenasına çevirmelerini anlamak mümkün değil." eleştirisinde bulundu.

MHP Ankara Milletvekili Mevlüt Karakaya da Türkiye Ekonomi Modeli'nin tutmaya başladığını; gerek ekonomik büyüme, gerekse istihdam ve cari açık açısından bu politikaların amaç ve hedeflerine yönelik iyi bir gidişat içerisinde olunduğunu gördüklerini vurguladı.

Komisyon Başkanı Cevdet Yılmaz da milletvekillerinin komisyonda sunum yapan bürokratların açıklama ve değerlendirmelerini kabul edebilecekleri gibi eleştirebileceklerini ve reddedebileceklerini ancak bunları yaparken yasama ve denetim faaliyetlerinden uzak kalmalarını doğru bulmadığını söyledi.

Meclis'in itibarını küçültmenin kimsenin haddine olmadığının altını çizen Yılmaz, "Meclis de bizim meclisimiz, Merkez Bankası da bizim bankamızdır. Her ikisinin de itibarı önemlidir, her ikisinin itibarını korumak da ortak sorumluluğumuzdur. Sadece komisyon başkanının değil, bütün yasamanın ve yürütmenin ortak sorumluluğudur." ifadelerini kullandı. 

Kavcıoğlu, banka faaliyetlerine ilişkin TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda yaptığı sunumun ardından, kur korumalı mevduat uygulamasının banka bilançosuna yansımasına ilişkin sorularını yanıtladı.

Uygulama başladığından beri bir tartışmanın devam ettiğini dile getiren Kavcıoğlu, "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Kanunu Yüce Meclisimizin çıkardığı bir Kanun. Benim, milletvekilliği yapmış birisi olarak, Meclise karşı saygısızlık ya da bilgi gizlediğim gibi bir şey söz konusu olamaz. Kanunda bizim neyi açıklayacağımız, neyi açıklamayacağımız tarif edilmiştir." diye konuştu.

Kavcıoğlu, her gün analitik bilançoyu ve "dünyanın en şeffaf Merkez Bankası olarak" haftalık bilançoyu yayınladıklarını vurguladı.

Kanunda tanımlanmış görev kapsamında Bankanın kar ve zararını yıl sonunda açıkladıklarını belirten Kavcıoğlu, "Merkez Bankasının hiçbir kalemi gizli değildir. Dünyanın en şeffaf Merkez Bankası. Biz Yüce Meclisimizin çıkardığı kanunun verdiği yetkileri kullanıyoruz. Bu yetkilerimizi yeterli görmezseniz Yüce Meclisimiz tekrar bu kanunu tadil eder, bu yetki çerçevesinde de daha fazla açıklama yapabiliriz." dedi.

Devletin kasası, para basma yetkilisi bir kurum olarak gizliliği korumakla görevli olduklarını ifade eden Kavcıoğlu, "Bizi neden KİT Komisyonuna çağırmıyorsunuz? Neden hesaplarımızı diğer KİT'ler gibi araştırmıyorsunuz? Çünkü Merkez Bankasının, sizin verdiğiniz yetkilerle ve bize verdiğiniz sorumluluk kapsamında açıklayamayacağımız ve çalışma yapacağımız bir yapısı var. Ben de sizin verdiğiniz yetkiyle bunu korumakla mükellefim. TCMB Kanunu bizim her gün neyi açıklamamız gerektiğini emretmiş, burada bir ihmal varsa bu sorumluluk benimdir." değerlendirmelerinde bulundu.

Şahap Kavcıoğlu, Merkez Bankasının en önemli görevlerinden birisinin rezerv oluşturmak olduğunu, KKM işlemlerini, Hazine ve Maliye Bakanlığının işlevinden farklı olarak döviz rezervi oluşturma adına yaptıklarını anlatarak, şunları söyledi:

"Ben vatandaşa, 'Sen dövizini bana ver, Türk lirası olarak mevduatını al.' diyorum. Bu bir döviz alım ihalesidir. Döviz ihalelerinde hiçbir Merkez Bankası karını açıklamaz, biz de açıklamıyoruz. Çünkü bu işlemin açıklamasının kendi içerisinde bir mantığı yok. Örneğin, biz cevherden altın alıyoruz, rezerv yapıyoruz. 1850-1900 arasında altın aldım diyelim, altın 1650'ye düştü. Merkez Bankasının burada bir zararı olmaz. Bu kur yönetimi, rezerv yönetimi içerisinde, kendi içerisinde değerlendirilir, kar zarar hesaplarının hepsi yıl sonunda değerlendirilir. Altın da duruyor, döviz de duruyor. Ödeme yapmıyoruz. Ödeme yapsam hiçbir fark oluşmuyor. Vatandaşa burada artı bir değer sağlıyoruz. Vatandaşın dövizini alıyorum, Türk lirası olarak bankaya yatırıyor, bir de bankadan faizini alıyor. Gün sonunda faizi aldı cebine koydu. Dövizde bir kaybı varsa, dövizini ben tutuyorum, döviz karşılığı Türk lirasını kendisine veriyorum. Çünkü ben rezerv yapmak istiyorum. Bu bir döviz alım-satım ihalesidir."

Kavcıoğlu, artık rezerv yönetim şeklinin değiştiğine işaret ederek, "Bugün IMF açıkladı, OECD açıkladı, merkez bankalarının rezervlerini nasıl yöneteceğini ve bizim yaptıklarımızı açıkladı. Merkez bankalarının bugün bizim yaptığımız şeyleri yapmaları gerektiğini IMF açıkladı." dedi.

İYİ Parti Ankara Milletvekili Durmuş Yılmaz'ın Merkez Bankası Başkanlığı dönemini anımsatan Kavcıoğlu, "Geçmiş dönemde bu kur hareketlerinin en önemli nedenlerinden biri Merkez Bankasının rezervlerinin zayıf olması. Sayın Başkanın dönemi de dahil. Dolayısıyla döviz alım ihalelerini o gün Sayın Başkan çok daha fazla yapsaydı belki 200-250 milyar dolar rezervle Merkez Bankası bu günlere gelecekti, böyle kur hareketleriyle de herhangi bir sıkıntı olmayacaktı. Bugün biz daha farklı kanallarla döviz rezervlerimizi artırıyoruz. Yeni oluşturacağımız kanallarla da artırmaya devam edeceğiz." diye konuştu.

Merkez Bankası Başkanı Kavcıoğlu, kur korumalı mevduat uygulamasının aslında dövizin Türk lirasına çevrilme uygulaması olduğunu ve bunun, bankanın rezerv kaynaklarından sadece biri olduğunu anlatarak, "Rezervle ilgili yaptığımız işlemler de tamamen bir rezerv yönetimidir. Bu konularda Merkez Bankasının bilanço yapısı farklıdır. Bunların tüm değerlendirmesi yıl sonunda bağımsız denetimden geçerek açıklanır. Bugün vereceğim bir rakam yarın sabah farlı bir rakam olabilir. Vereceğimiz bir rakam, Merkez Bankası bilançosuyla ilgili sorumluluğumuz dışında sorumsuzca bir rakam açıklamak olur." değerlendirmesinde bulundu.

TCMB Kanunu'nun "Banka, her takvim yılı sonu itibarıyla düzenleyeceği bilanço ve kar ve zarar hesabı ile yıllık faaliyet raporunu Genel Kurulun içtimaından evvel Cumhurbaşkanlığına tevdi eder ve bilançoyu Resmi Gazete ile yayınlar" hükmünü anımsatan Kavcıoğlu,"Bundan önce bizim bunu açıklama şansımız yok, kar-zarar kalemlerini etkileyen kalemleri açıklama şansımız yok." dedi.

Kavcıoğlu, liralaşma stratejisi kapsamında firmalar ve bankaların bilançolarının da liralaşması noktasında adımlar attıklarını söyleyerek, şöyle devam etti:

"Bu dönüşümü sağlamak için bankalara hem ödül, teşvik veriyoruz hem de yapamayanlardan komisyon alıyoruz. Bu işlemler sonunda Merkez Bankasının muhtemelen çok daha fazla kar yazma şansı da var. Bankalar bu dönüşümü yapamazsa çok daha yüksek komisyon ödüyor. Bankalar bu dönüşümü yaparsa ben daha fazla rezerv yapıyorum. Kur aynı kaldığı zaman hiçbir şey ödemiyorum, kurda sıçrama olduğu zaman vatandaşın dövizini ödüyorum, lirasını ödemiyorum. Bunu döviz alım-satım ihalesi olarak düşünmek lazım. Eğer dövizini almak istiyorsa benden de alabilir, piyasadan da alabilir. Piyasada döviz kıtlığı olunca zaten ben piyasaya giriyorum. Her halükarda dövizin yönetimi bende olduğu için vatandaşın dövizi de bende olduğu için burada bir hazine işleminde olduğu gibi Merkez Bankasını zarara sokan bir işlem söz konusu değil. Bunu çok net ifade edeyim. Uygulaması da böyle. Sadece kur koruma değil, bizim böyle beş altı kalemimiz var, bu kalemlerle ilgili ödediğimiz veya aldığımız rakamlar var."

Merkez Bankası rezervlerini güçlendirmek için kanunun kendilerine yetki verdiğini belirten Kavcıoğlu, şunları kaydetti:

"Rezervlerimizin güçlü olması da en önemli görevlerimizden biri. Şu an, bu yıl itibariyle dünyada rezervleri artmış tek Merkez Bankası, TCMB'dir. 2022 yılının başından beri dünyada tüm merkez bankalarının döviz rezervlerindeki azalma 1,3 trilyon dolar civarında. Bilançolarımızda rezervlerimizin ne kadar olduğu, ne kadarının altın, döviz olduğu, ne kadar swap rakamları olduğu veriliyor. Bundan ne kadar ödediniz, ne kadar kar, ne kadar zar ettiniz, açıklamak bir şey ifade etmiyor. Çünkü 3 gün sonra değişiyor."Kavcıoğlu, banka faaliyetlerine ilişkin TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda yaptığı sunumun ardından, milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Merkez Bankasının, rezervleri güçlü olduğu zaman piyasa hareketlerini kontrol etme, bu hareketlere müdahale etme anlamında çok daha güçlü bir konumda olacağını ifade eden Kavcıoğlu, "Merkez bankalarının rezerv yapma amacı, piyasada dengesizlik olduğunda müdahale etmektir. Dünya merkez bankalarının yaptığı şeyi TCMB suç işlemiş gibi açıklamak doğru değil." diye konuştu.

Türkiye Ekonomi Modeli kapsamında uyguladıkları makro ihtiyati tedbirler ve ekonomi politikasının, rezerv politikasıyla birlikte kur istikrarı ve kalıcı fiyat istikrarını sağlamak noktasındaki etkisini süreç içinde görmeye başladıklarını dile getiren Kavcıoğlu, "Hepiniz sahada da piyasada da hissediyorsunuz; cari fazla vereceğiz, rezervlerimizi yükselteceğiz ve piyasada kalıcı fiyat istikrarını sağlamış olacağız." dedi.

Kavcıoğlu, Merkez Bankasının faiz politikası yanında başka tedbirleri de uygulamaya koyduğunu belirterek, diğer tedbirleri BDDK gibi diğer yetkili kurumlarla istişare içinde hayata geçirdiklerini söyledi.

Bu uygulamanın sonuçlarını da aldıklarını aktaran Kavcıoğlu, "Bugün Hazine borçlanması yüzde 9-10'lara geldi, DİBS faizleri, piyasa faizleri 15 puan aşağı inmiştir, mevduat faizlerinde de bir noktaya gelindi. Kur, stabil ve belirli bir hale gelmiştir ve bu noktada devam etmektedir. Rezervlerimiz artarak devam etmektedir. Bütün bu uygulamaların sonucunda kalıcı, sürdürülebilir, fiyat istikrarının sağlanması kaçınılmaz. Dolayısıyla bu, enflasyona da yansıyacak." ifadesini kullandı.

Faiz artışına giden ülkelerin 2023 yılı enflasyon beklentilerinin şu anki enflasyon oranlarının yukarısında olduğuna dikkati çeken Kavcıoğlu, kendilerinin ise faiz indirimi ile yüzde 85 olan yıllık enflasyonu yüzde 22-24 olarak beklediklerini kaydetti. Kavcıoğlu, en muhalif olanların bile enflasyon beklentisinin yüzde 40'larda olduğunu aktararak, "Türkiye’de bu kadar yüksek bir enflasyonda beklentinin mevcut oranın altında olması, uyguladığımız politikaların ne kadar doğru ve uygulanabilir olduğunun göstergesidir." diye konuştu.

Şahap Kavcıoğlu, ödemeler dengesindeki net hata noksan kalemine ilişkin sorular üzerine de "Net hata noksan, tüm ülkelerde ve Türkiye'nin geçmiş döneminde hep olan bir şey. G20 ülkelerinin net hata noksanı 2022 ocak-haziran döneminde, en yüksek ABD sonra Almanya, Türkiye ve İngiltere'de. Batı ekonomilerinde de var. Bu her dönem olabilen bir şey. Net hata noksan Türkiye'de bazı dönemlerde artı, bazı dönemlerde eksi vermiş. Her dönemde var. Bunun önemli bir nedeni, bu rakamların sonradan geliyor olması. Yıl sonundan sonra normal rakamlara geriye dönük geliyor." değerlendirmesini yaptı.

Yastık altındaki altının ekonomiye kazandırılması için enstrümanlar çıkarıldığını anlatan Kavcıoğlu, "Altını bize rezerv olarak verene prim ya da faiz veriyoruz. Merkez Bankasının 1 yıl öncesine göre altın rezervi 150 ton artmış durumda. Bizim planımız 800 ton civarındaydı, şu an 765 ton civarındayız. Bir ayımız var, 800 olmasa da buna yakın bir rakamla bu sene hedefimizi yakalayacağız. Bizim 40-45 tonluk bir rezerv var cevherden çıkarılan, orada eksik ama şu ana kadar 25 ton oradan geliyor." açıklamasında bulundu.

Kavcıoğlu, piyasadan altın aldıklarında piyasayı da dengelemiş olduklarını ifade ederek, "Savaş çıktığı gün Türkiye'de çıkmış gibi altın ve dövize talep oldu. Merkez Bankası olarak proaktif davranıyoruz, piyasada ne gerekiyorsa onu yapıyoruz. Döviz karşılığı biz altın satıyoruz. O gün Türk lirası karşılığı altın satma kararı aldık. Altının bir anda fiyatları geride kaldı ve talep kesildi. Bunları yapmak zorundasın, bunlar rezerv yönetimi." dedi.

Geçen yıl enerji maliyetlerinin 38,5 milyar dolar olduğunu, bu sene bunun 100 milyar doları bulacağını dile getiren Kavcıoğlu, bu kadar maliyetin Türkiye Hazinesi ve Merkez Bankası rezervlerinden karşılandığını söyledi.

Türkiye'nin 1 kuruş borcu olmadığını vurgulayan Kavcıoğlu, Merkez Bankası rezervinin 111 milyar dolardan 123 milyar dolarlara çıktığını söyledi.