2011-09-06 - 15:50
CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, 2010-2011 Adli Yılın Açılışı nedeniyle düzenlenen töreni Parlamentoda basın mensuplarına değerlendirdi.
CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, 2010-2011 Adli
Yılın Açılışı nedeniyle düzenlenen töreni Parlamentoda basın mensuplarına değerlendirdi.
Tarhan, adli yılın açılış törenin yeni bir salonda yapıldığını ancak törenin
mahkeme salonunda değil borsalar salonunda ve polis bandosu eşliğinde
yapıldığını söyledi. Tarhan, " Tören nerdeyse topuk selamı çakılarak yapıldı" diye konuştu.
"Ülkede yeni vesayet oluşturulduğunu'' öne süren Tarhan, ''(Vesayet
kaldırıldı) deniliyor ama yeni bir vesayetten söz edebiliriz artık. Yeni
vesayetin sınıf arkadaşı olan bir yargı ile karşı karşıyayız. Birileri 'sınıf
arkadaşı' olduğunu söylüyor'' diye konuştu.
Tarhan, sözlerine şöyle devam etti:
"Tören açlıktan ölenleri, fazla yemekten hazımsızlık
çekenlerin teselli etmesi gibi bir nafile törendi aslında. İçinde hukuk
üretilmeyen 5 yıldızlı lüks otel benzeri yüksek yargı kurumlarına özlem vardı bu
açılışta. Gösterişli adliye palaslara methiyeler ve ağyara dokunmayan hafif
dokundurmalarla bu tören hükümsüzdü. Kimi muhatap alındığı bilinmeyen ortaya
karışık ifadeler ve aşırı teşekkürlerle hafifletilmişti bu tören.
Oysa adli yıl açılış törenlerinde adaletten bahsedilmeliydi.
Haksızlıklara karşı çıkılmalı, yoksulların, güçsüzlerin adalete erişememesinin
nedenleri üzerinde durulmalıydı. Aşırı yargı reformuna rağmen neden yoksul ve
güçsüz için adalet yok bu ülkede? Uzun tutukluluk sürelerinin işkenceye
dönüşmesinden, yargıda sendikalaşmanın yargı yoluyla önünün kesilmesinden, anonim
yolsuzlukların, kirli paraların kaynağına isim veren savcılara yönelik baskı ve
sindirme harekatından, dosyalarının ellerinden nasıl çekilerek alındığından söz
edilmeliydi. Ülkemizin bir parti yargısı eliyle parti devletine dönüşmesine nasıl
da sessiz kalındığından söz edilmeliydi.''
''Bilim adamı, üniversiteli, aydın ve gazeteciyi kendi sürgününe,
cezaevine ya da mezarlara mahkum etmek isteyen yeni vesayet bütün bunları neyle
yapıyor, neyi bir kılıç gibi kuşanarak yapıyor dersiniz?'' sorusunu yönelten
Tarhan, ''Yeni vesayetin kendisini protesto edenleri hatta kendisine selam
vermeyenleri sürek avına tabi tuttuğunu'' ileri sürdü.
''Yeni vesayet, yolsuzlukların üzerini neyi kullanarak örtmekte?'' diye
soran Tarhan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Cezaevlerinde ölmeye yatırılan hastalar ve milletvekili tutuklularına
hücre işkencesinde kimin yargısının imzası var? Canilere kaçma olanağı sağlayan,
teslim olanları ise tutuklayan kimin yargısı sizce? Kendini seçen iradeden
bağımsız karar veremeyen yargıç modelini, yüksek yargının yeni efsanesi 'blok oy'
uygulamasını kim yaratmıştır? Kim kadın yargıcı yok saymıştır bu ülkede? 21.
yüzyılın utancı gizli muhbirleri ve özel olarak görevlendirilmiş mahkemeleri bu
toplumun üzerine kim salmıştır? Özel görevlendirilmiş savcılar yapınca
soruşturmanın gizliliğini korumak olan eylemi, Deniz Feneri savcıları yapınca
suça ve dosyanın ellerinden çekilerek alınması bahanesine kim dönüştürmüştür?
Büyük balığa yaklaşınca özel yetkili savcıperverler birden bire neden savcı
düşmanı olmuşlardır? İşini gördüğü, haddini bildiği, başbakan yardımcısının
sınıf, adalet bakanının ev arkadaşı olduğu, 'verdikçe verdiği sürece' yargıya
teşekkür edenler, haddini bilmeyip, sadece görevini yapınca parmak sallamaya
başlamaktadırlar.''
Yargının bu derece itibarsız kılındığı bir dönemin yaşanmadığını öne
süren Tarhan, ''Godo'yu bekler gibi 1 Ekim'de açılmasını beklediğimiz Meclis'te
yapacağımızı düşündüğümüz Anayasa yerine artık yasaları tek başına Kanun Hükmünde
Kararnameler yoluyla yapan, yasama organının yerine geçen ve parlamenter sistemin
tasfiyesine hazırlanan bu canavarı kim beslemekte ve korumaktadır?'' diye
konuştu.
Tiranlıkların sadece tiranlardan ibaret olmadığını belirten Tarhan,
tansiyon patlaması için gerekeni yapan sistemin diğer hizmetkarları olduğunu
söyledi. Tarhan, ''Cellatları kutsayanlar, onların yaptıklarını savunan ya da
sessiz kalarak onların suç ortağı olanlardır. Adalet gemisini yürütemiyoruz artık
çünkü, denizde hiç su kalmadı ama hala handan bozma adliyelerde, tozlu dosyalar
arasında hukuk üreten saygın yargıç, Cumhuriyet savcıları ve yargı emekçileri
için yeni bir adli yıl başladı. Kutlu olsun'' dedi.
Tarhan, konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Bir gazetecinin, ''TBMM'de askerler için özel localar olmasına son
verileceği, bu noktada bazı araştırmaların yapıldığı da ifade edildi. Nasıl
değerlendiriyorsunuz?'' sorusuna, ''Demokrasiyi biçimsel olarak algılayanlar,
özde algılamayanlar, içselleştirmemiş olanlar sadece koltuklarla ve localarla
uğraşırlar'' yanıtını verdi.
''Özel yetkili mahkemelerle ilgili yeni dönemde bir çalışma yapacak
mısınız?'' sorusu üzerine Tarhan, partisinin bu mahkemelerin kaldırılması için
daha önce bir çalışma yaptığını anımsattı. Tarhan, bu çalışmanın takipçisi
olacaklarını söyledi.
Bir başka gazetecinin, ''Adalet Bakanı dünkü açıklamasında, Deniz Feneri
savcılarının görevden alınmasıyla ilgili olarak, 'yanlış yaptılar, onun için
görevden aldık' diyerek kararı savundu. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz bu
açıklamayı?'' sorusuna şu yanıtı verdi:
''Bir telaş içerisinde olduğunu düşünüyorum. İktidar odaklarının, Deniz
Feneri'nin, o karakutunun açılma ihtimali karşısında bir telaş içinde olduklarını
düşünüyorum. Çünkü, soruşturmanın derinleşmesi ve bazı kişilere kadar ulaştığı
konusundaki algı, iktidarda bir endişe yarattı. Başka dosyalar, özel yetkili
savcılarının yaptığı işlemler, inceleme konusu yapılmaksızın geçiştirilirken, bu
konuda Deniz Feneri savcılarının yaptığı işlemler, özellikle bu somut olayda...
Üzeri kapatılarak verilen kararlar, soruşturmanın gizliliğini sağlamak bakımından
yapıldığı Fikret Seçen tarafından da açıklandı. Ergenekon savcıları tarafından
yapıldığında mübah görülen şey, Deniz Feneri savcıları tarafından yapıldığında
bir suç olarak algılanıp, görevden alınma nedeni olarak kabul ediliyor. Büyük
çelişki. Bunun endişe ve telaşın dışa vurumu olduğunu düşünüyorum.'' (15.50)
