2010-02-18 - 13:01
BDP Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında tutuklu bulunan gazetecilere ve davanın delillerine ilişkin açıklamalarda bulundu.
BDP Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında tutuklu bulunan gazetecilere ve davanın delillerine ilişkin açıklamalarda bulundu.
BDP Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal, Türkiye'de özellikle 90'lı yıllar olmak üzere sol muhalif yapılara karşı ev baskınlarının, ölü ele geçirmelerin, yargısız infazların bir bastırma korkutma, yıldırma yöntemi olarak kullanıldığını iddia ederek "Bu tür yöntemlerin yeniden gündeme gelişini kaygıyla izliyoruz" dedi
Birdal sözlerinde şunları kaydetti:
" Basından öğrendiğimiz kadarıyla ismini ilk kez duyduğumuz "devrimci karargah" örgütünün büyük bir eylem hazırlığı içinde olduğu ileri sürülerek, güvenlik güçlerinin örgütün lideri olduğu belirtilen Orhan Yılmazkaya'nın kaldığı eve baskın düzenleniyor ve baskında Orhan Yılmazkaya öldürülüyor. Aynı zamanda yoldan geçmekte olan ve kimin kurşunu ile öldürüldüğü bu gün bile saklanan bir genç ve operasyona katılan bir polis memuru da ölüyor.
Olaydan hemen sonra dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'ın yaptığı açıklamada, çatışmada yaşamını yitiren polis memurunu kastederek "kanı yerde kalmamıştır" demiştir.Bir kamu görevlisinin kin ve intikam çağrışmaları yapan bir değerlendirme yapması akıllara bugün sürdürülen tutukluluk hallerinin bu intikamın bir devamı olduğu sorusunu akıllara getirmektedir.
Sonrada bilinen ve alışık olunan süreç yaşanmaya başlanıyor. Basına servis edilen bilgi kirliliği, tutuklamalar, tutukluların ve öldürülenlerin ne kadar cani ve suçlu olduğuna ilişkin değerlendirmeler?.
Bu kadar ciddi suçlama ve tutuklamaların olduğu bir davanın delillerinin de elbette çok güçlü olması beklenir." dedi
Tutuklanan kişilerin pek çoğunun mesleğinin gazetecilik, yazarlık, yayıncılık olduğunu söyleyen Birdal, bu kişilerin yazılarından ve muhalif olduklarından dolayı yargılanan aydınlar olduklarını savundu.
Bir çok belediye başkanının, parti yöneticilerinin yetersiz delil bulunmasına rağmen haksız yere tutuklandıklarını söyleyen Birdal, "İşlenen suçların "devlet sırrı" olarak değerlendirilmediği bir gelecek istiyoruz. Öznel bir yaklaşımla hazırlanan bir mizansenin, bu tutuklamaların, bu hukuk dışı uygulamaların derhal ortadan kaldırılması gerekmektedir. Tutukluların daha fazla mağdur edilmemesi gerekmektedir" dedi
Basın toplantısında konuşan akademisyen Fikret Başkaya da son yıllarda kavramların maniple edilerek insanların kandırıldığını öne sürdü. Başkaya,
''Hukuk devleti deniliyor, hukuksuz devlet olur mu? Yargı bağımsızlığından bahsediliyor... Bu bir otokrasidir. Farklı düşünenlerin hain ilan edilmesini
sağlıyor'' dedi.
İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan da Türkiye'de hukukun üstünlüğünün kurulması gerektiğini belirterek, eski DGM'lerin yerini özel yetkili mahkemelerin aldığını söyledi. Yargıda gerçek anlamda bağımsızlığın sağlanmasının önemine işaret eden Türkdoğan, özel yetkili mahkemelerin dokunulmazlığı bulunan milletvekillerinin bile ifadesine alabildiğini savundu. Türkdoğan, 12 Eylül hukuku ile Türkiye'nin ileri gidemeyeceğini ifade etti. (13:01)
