2013-05-29 - 15:23
BDP MERSİN MİLLETVEKİLİ KÜRKCÜ'NÜN BASIN TOPLANTISI...
BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, Şakran Çocuk Ceza İnfaz Kurumu'na yönelik Meclis, Adalet Bakanlığı, çocuk hakları ve yargı kuruluşlarının ilgisini esirgememesini istedi.
BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, Şakran Çocuk Ceza İnfaz Kurumu'na yönelik Meclis, Adalet Bakanlığı, çocuk hakları ve yargı kuruluşlarının ilgisini esirgememesini istedi.

Kürkçü, Adalet Bakanlığı'nın, İzmir Aliağa Şakran Çocuk Ceza İnfaz Kurumu'na yönelik gündeme getirdiği iddialara verdiği yanıtı, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında değerlendirdi.

Adalet Bakanlığı açıklamasının, gerçekleri örtmeye yönelik olduğunu savunan Kürkçü, bakanlığın, "İnkar yiğidin kalesidir" ilkesine sarıldığını, olan biteni inkar ettiğini ileri sürdü. Kürkçü, bakanlığın yaptığı tek doğrunun, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'nu, cezaevini incelemeye davet etmesi olduğunu söyledi.

Kürkçü, Adalet Bakanlığı'nın, 2 çocuğun yağma suçundan yargılandığını açıkladığına işaret ederek, bunun BM Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne aykırı olduğunu savundu. Kürkçü, çocukların hangi suçtan yargılandıklarının değil, hangi muameleye maruz kaldıklarının tartışma konusu olduğunu belirtti.

Açıklamada, cezaevinin 283 kamerayla izlenildiğinin ifade edildiğini anımsatan Kürkçü, ancak müşahade odaları ve idaredeki yetkililerin odalarında kamera bulunmadığını belirtti. Kürkçü, bakanlığın gerçeği araştırmadığını, kamera kayıtlarını incelemediğini, yöneticilerin sözlerine itibar ettiğini öne sürdü.

Askerlerin, çocukların hastaneye sevki sırasında kötü muamele yapmasının bir istisna olmadığını öne süren Kürkçü, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Cezaevleri ehil olmayan personel, adil olmayan bir yaklaşım sonucunda eziyet evine dönmüştür. Aliağa cezaevi tam bir fiyaskodur, bu cezaevinden pis kokuların çıkması önlenmek istenmektedir. Bu cezaevine Meclis, Adalet Bakanlığı, çocuk hakları ve yargı kuruluşlarının ilgisini esirgememesini istiyorum. Pandora'nın kutusu açıldı, bunun içinden herşey çıktı, bunları kutuya tekrar sokamayız. Kutunun içindeki fesat, zulüm, sevgisizlik, şefkatsizlik ve ayrımcı muameleye son vermeye mecburuz."