2018-02-20 - 16:38
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı. TBMM Başkanvekili Aydın, bundan 26 yıl önce Hocalı'da kadın, çocuk, yaşlı demeden masum insanların dünyanın gözü önünde katledildiğini belirterek, "Bu insanlık dışı saldırı başta Azerbaycan halkı olmak üzere tüm halkımızın da yüreğinde derin bir acı bırakmıştır." dedi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı.

Genel Kurulda gündem dışı söz alan MHP Mersin Milletvekili Baki Şimşek, Otizmli Çocukların Sorunları ve Otizm Eylem Planı konusundaki konuşmasında, bu rahatsızlığın kaynağının, psikolojik değil nörolojik olduğunu ve tedavisinin bulunmadığını belirterek, her çocuğa farklı bir şekilde yardım edilmesi ve işaret dilinin öğretilmesi gerektiğini dile getirdi. Erken tanı ve teşhisin önemine değinen Şimşek, gereki eğitimlerle otizmli çocukların geleceğe hazırlanabileceğini belirtti.

TBMM Başkanvekili ve CHP Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, 15 Temmuz Hain Darbe Girişimi Sırasında kaybolan TSK ve EGM'ye Ait Silah ve Mühimmat konusuna ilişkin konuşmasında, bunun bir milli güvenlik meselesi olduğunu ifade ederek, dağıtılan silahların türü ve kimde olduğunun belli olmadığını dile getirdi. Yaklaşık bir buçuk yıldır bu silahların bulunamadığını aktaran Tüzün, çok sayıda silahın vatandaşların elinde olduğunu öne sürdü. Bu konuda Meclis araştırma komisyonu kurulması konusunda girişimde bulunacaklarını belirten Tüzün, verilen silahların iade edilmediği takdirde cezai müeyyide uygulanmasına ilişkin kanun teklifi sunacaklarını da anlattı.

AK Parti Isparta Milletvekili Said Yüce, kadına ve çocuğa şiddetin önlenmesi konusundaki konuşmasında, şiddet ve her türlü istismarın sadece toplumda artış gösterdiğine dikkati çekerek, bununla ilgili çocukluk döneminden başlayarak ailede eğitim verilmesi gerektiğini kaydetti.

TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, bundan 26 yıl önce Hocalı'da kadın, çocuk, yaşlı demeden masum insanların dünyanın gözü önünde katledildiğini anımsatarak, "Bu insanlık dışı saldırı başta Azerbaycan halkı olmak üzere tüm halkımızın da yüreğinde derin bir acı bırakmıştır." diye konuştu.

Bu katliamın üzerinden yıllar geçmesine rağmen Hocalı'nın unutulmadığını ve unutturulmayacağını aktaran Aydın, tüm dünyanın da ikircikli yaklaşımını bir tarafa bırakarak Hocalı katliamıyla birlikte Müslümanların da acı çektiği ve katledildiği olayları görmelerini istedi. Hocalı'da katledilenlere Allah'tan rahmet dileyen Aydın, bunun sorumlularını da kınadı.

MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, şehit olan güvenlik görevlilerine Allah'tan rahmet dileyerek, Ege Üniversitesi'nde üç yıl önce öğrenciler arasında çıkan kavgada hayatını kaybeden Fırat Yılmaz Çakıroğlu'nu da andı. Usta, Hocalı katliamında hayatını kaybedenlere de rahmet dileğinde bulundu.

Son günlerde bazı illerde çocuklara yönelik cinsel taciz vakalarının kamuoyuna yansıdığını anımsatan Usta, 2017 yılında, 387 çocuğun cinsel saldırıya uğradığını söyledi. Kanunlarda caydırıcılıkla ilgili eksiklikler bulunduğuna dikkati çeken Usta, konunun eğitim, sosyolojik ve psikolojik boyutlarıyla Bakanlar Kurulunca kurulan komisyonun çalışmaları kapsamında ele alınmasını beklediklerini kaydetti.

HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, geçen sene 2 bin 6 kişinin iş kazalarında hayatını kaybettiğini, bunlardan 60'ının ise çocuk olduğunu hatırlatarak, bütün partileri başta taşeron olmak üzere çocuk işçiliği ile mücadeleye çağırdıklarını belirtti.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Hocalı katliamını kınadıklarını ve hayatını kaybeden soydaşları rahmetle andıklarını söyledi. Başta Cinsel İstismar Olmak Üzere Çocuklara Yönelik Her Türlü İstismar Olaylarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu Raporu'nun, bugün Mecliste görüşüleceğini dile getiren Özel, soruna Meclis merkezli bir çözüm üretilmesi gerektiğini ifade etti.

Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın, Kadir Mısıroğlu'nu tedavi gördüğü hastanede ziyaretlerini de eleştirdi.

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, Başta Cinsel İstismar Olmak Üzere Çocuklara Yönelik Her Türlü İstismar Olaylarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu Raporu'nun bugün görüşüleceğini hatırlatarak, buna ilişkin yasal düzenlemeler ve tedbirler konusunda bugüne kadar büyük bir mesafe alındığını söyledi.

Bülent Turan, Özel'in, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Mısıroğlu'nu ziyaretine ilişkin eleştirisini ise şaşkınlıkla karşıladığını belirtti.

Zeytin Dalı Harekatı'nda bugüne kadar şehit olan 32 Mehmetçiğe rahmet, yaralananlara acil şifalar dileyen Turan, harekatta görev alan askerlerin başarılı olması temennisinde bulundu.

Bundan 26 yıl önce gerçekleşen Hocalı katliamında, Ermeni askerlerince büyük bir insanlık suçuna ve soykırıma imza atıldığını vurgulayan Turan, "Katledilenler Müslüman olunca ne yazık ki dünya bu katliama yeterli ses ve cevap vermedi. Katledilen kardeşlerimize bir kez daha Allah'tan rahmet diliyorum." ifadelerini kullandı.

TBMM Genel Kurulunda, Başta Cinsel İstismar Olmak Üzere Çocuklara Yönelik Her Türlü İstismar Olaylarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu Raporu görüşüldü.

Rapor, Danışma Kurulu önerisiyle, gündemin Özel Gündemde Yer Alacak İşler kısmına alındı.

Rapor üzerinde MHP Grubu adına söz alan Aydın Milletvekili Deniz Depboylu, komisyonun çalışmalarını dar bir çerçevede yürüttüğünü, yeterli saha çalışması yapmadığını savundu.

Toplantıların, komisyona gelen akademisyenler ve kurum yöneticileriyle sınırlı kaldığını belirten Depboylu, "Toplantılarımızda çocuk ihmali, çocuğa yönelik fiziksel istismar, suça yönelen çocuklar, sokakta yaşamak zorunda kalan çocuklar ve hatta erken yaş evlilikler üzerinde durulmadı, bu konularla ilgili olarak araştırma ve incelemelerde maalesef bulunulmadı." dedi.

Mecliste bulunan tüm siyasi partilerin ortak görüşü olmasına rağmen, daimi bir çocuk hakları komisyonun kurulmasının Meclis tarafından kabul edilmediğine dikkati çeken Depboylu, şunları söyledi:

"Cinsel istismarda bulunan, özellikle çocuklara yönelik cinsel istismarda bulunan kişilerin ciddi bir şekilde cezalandırılması gerekiyor. Ceza, her zaman tek çözüm değildir, suçun tekrardan oluşmasını önleyecek tek bir yöntem değildir; cezayla birlikte yapılması gereken çok fazla çalışma vardır. Bunun içerisinde toplumsal cinsiyete duyarlılık, yine, erkek çocuklara ve kız çocuklara kendilerini koruma?

Sadece kız çocuklar da değil, erkek çocuklar da istismar mağduru olduğuna göre her birine iyi bir eğitim verilmesi, ailelerin de eğitimden geçirilmesi gerekiyor ama bununla birlikte verilecek cezaların caydırıcılığı çok önemli. Bu caydırıcı cezaların nasıl düzenleneceğiyle ilgili de ciddi çalışmalar yapılması gerekiyor. Her ne olursa olsun çocuğa yönelik cinsel istismarların hiçbir şekilde ceza hafifletme durumuna sokulmaması, en ağır cezaların verilmesi önemli.

Kimyasal kastrasyon gündemde olduğuna göre uygulanabilir ama kimyasal kastrasyon nedir? Tıbbi olarak uygulanan bir yöntemle belli periyotlarla faile ilaç vererek cinsel etkinliğinin sonlandırılması anlamına gelir. Bu yöntem sorunu tek başına çözmüyor çünkü bu, kullanılan organların işlevsiz hale getirilmesidir ama sadece olay burada bitmiyor, zihniyet çok önemli. Bu zihniyetle nasıl mücadele edileceği. Bu şahısların sadece belli bir yöntemle etkisiz hale getirilemeyeceğinin de görülmesi gerekiyor. O kişi eğer kafasına koyduysa çocuğu daha farklı yöntemlerle de istismar edebilir. Bu riskin de gözden kaçmaması çok önemli."

Depboylu, bu konuda Bakanlar Kurulu bünyesinde bir komisyon oluşturulmasının sevindirici ancak yeterli olmadığını belirterek, tüm siyasi partilerin de buna destek vermesi amacıyla Mecliste komisyonun hemen kurulması gerektiğini söyledi.

CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt ise görüşmelerde, TBMM Genel Kurulunda AK Parti'li milletvekillerinin bulunmadığını vurgulayarak, bu durumu eleştirdi.

Bozkurt, "Şimdi, ben deminden beri sayıyorum. 5 sayın AKP'li milletvekili kardeşimi saygıyla selamlıyorum. Neden bunu söylüyorum? Yani savaşı konuşuyoruz, kimse yok. Ölümleri konuşuyoruz, kimse yok; iç barışı konuşuyoruz, kimse yok; çocuk istismarını konuşuyoruz, kimse yok." ifadelerini kullandı.

Son 10 yılda çocuk istismarındaki artışın yüzde 700 olduğuna dikkati çeken Bozkurt, Türkiye'nin çocuk istismarıyla ilgili olarak dünyada yapılan sıralamada üçüncü olduğunu ifade etti.

Bozkurt, şunları kaydetti:

"Çocuk istismarını önlemenin yolu ahlaklı bir toplum yaratmaktan geçer. İnsan ahlakı dediğiniz şey aldatmamak ve fedakarlık üzerine kuruludur. Ahlak, utanma duygusuyla eş anlamlı bir kavramdır. Utanması olmayan adamın hangi dinden olursa olsun ahlakı olmaz.

Ülkemiz yıllardır kanıyor. Biz, sürekli birbirimizi ötekileştirerek bir yere varma şansına sahip değiliz. Gelin kendi Kürt'ümüzle barışalım, gelin iç barışımızı sağlayalım, gelin çocuklarımızı sevelim.Topluma sunduğumuz bu manzaradan asla bir milli birlik çıkmaz, asla bir beraberlik çıkmaz. Gelin burada hep beraber olalım, bu toplumun bütün sorunları çözülebilir sorunlardır."

AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, TBMM'de daimi bir çocuk hakları komisyonu kurulmasıyla ilgili teklifin Anayasa Komisyonunun gündeminde beklediğini belirterek, "Umut ediyoruz, inşallah kısa süre içerisinde bu komisyon kurulur ve Mecliste çok önemli çalışmalara imza atar." dedi.

HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, komisyonun kurulmasını, çocuk istismarına karşı güçlü ve etkili bir tepki veren duyarlı kamuoyu ve halkın sağladığını belirtti.

"Hükümetin, bu duyarlılığa yanıt veremediğini" öne süren Kerestecioğlu, "Raporda yapılması gerekenleri tek tek ifade ettik fakat o günden bu yana tek bir adım atılmadı. Komisyonun kurulmasında uzlaştığı Daimi Çocuk Hakları Komisyonu bu dahi Mecliste kurulmadı." diye konuştu.

Hükümet halen çocuk istismarına karşı bir seferberlik başlatmadığı için çocuk istismarını önleme noktasında hiçbir gelişme katedilemediğini savunan Kerestecioğlu, "Çocuğun cinsel istismarının önlenmesi, bunun yolu hadım gibi popülist cezalar getirmekten değil Türkiye Psikiyatri Derneğinin de belirttiği gibi cinsel taciz ve istismara zemin hazırlayan toplumsal değerlere, cinsiyet eşitsizliğine müdahale edebilecek kapsamlı politikalar geliştirilmesi, cinsel suçlarla ilgili kamu duyarlılığının artırılması, mağdurun adalet sistemine hızla erişiminin sağlanmasından geçer." değerlendirmesini yaptı.

"Bireyin fiziksel ve psikolojik bütünlüğüne yönelik en ağır şiddet suçlarından birisi olan cinsel saldırı suçlarıyla ilgili kadınların, kadın örgütlerinin, feminist mücadelenin biriktirdiği deneyimler ve yapılan pek çok akademik çalışma, cinsel saldırıların çoğunun cinsel bir eylem değil, cinselliğin sadece araç olarak kullanıldığı bir şiddet suçu olduğunu gösteriyor." diyen Kerectecioğlu, şunları kaydetti:

"Mütecaviz kişilerin temel motivasyonu, mağdura yönelik öfke, erkeklik güçlerini ve üstünlüğünü gösterme, erkekliğini ispatlama, hükmetme ve saldırganlık gibi duygulardır. Söz konusu duygular ve eylemler kadınlara ve erkeklere yüklenen esas olarak erkek egemenliğine dayalı toplumsal rollerin yarattığı eşitsizlikten kaynaklanıyor.

İstismarı önlemek için muhalefet partileriyle seferber olun. Okullardan hastanelere hem çocuklarla çalışanları hem çocukları hem de yurttaşları bilgilendirin. İstismarın üstünü örtmeyin. Artık Diyanet gibi kurumların 18 yaş altı çocuklarla ilişkiyi meşrulaştıran beyanlarının önüne geçin. Çocuk istismarını meşrulaştıran kanun tekliflerini bu Meclise getirmeyin. Artık bir çocuğun dahi canını yakmasın kimse. Bunu engelleyin. Buna tahammülümüz yok. Bu ülke 13-14 yaşındaki hamile çocukların, tecavüze uğrayan 4-5 yaşındaki bebeklerin ülkesi olmasın. Bu ülke çocuklar için güvenli bir ülke olsun. Bu ülke çocukların göz yaşlarıyla değil, huzurla oyun oynayarak büyüyeceği bir ülke olsun."

Başta Cinsel İstismar Olmak Üzere Çocuklara Yönelik Her Türlü İstismar Olaylarının Araştırılarak alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu Başkanı, AK Parti Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, komisyonun kuruluş aşaması ve çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi.

Bu konuda tüm dünya ülkelerinde bu sorun olduğunu aktaran Tunç, "Tüm bu tedbirlere rağmen hala bizi üzen haberler maalesef ortaya çıkıyor. Bunların en aza indirilmesi, yok edilmesi anlamında daha neler yapılabilir? Bununla ilgili de hükümetimiz elbette ki çalışmalarını sürdürüyor ancak bizler de Meclis araştırma komisyonu olarak 88 maddeyi öneriyi acil alınması gereken tedbirler olarak belirledik." dedi.

Komisyonun, çocuğun üstün yararını gözeterek çalıştığına dikkati çeken Tunç, çocukları politik tartışmalara kurban etmediklerini, komisyon çalışmalarına başladığında katılımı önemsediklerini söyledi.

TBMM'de daimi bir çocuk hakları komisyonu kurulması gerektiğini, bununla ilgili teklifin Anayasa Komisyonunun gündeminde beklediğini anımsatan Tunç, "Umut ediyoruz, inşallah kısa süre içerisinde bu komisyon kurulur ve Mecliste çok önemli çalışmalara imza atar." diye konuştu.

İl ve ilçelerimizdeki çocuk koruma koordinasyon kurullarının etkin hale getirilmesi gerektiğinin altını çizen Tunç, ceza kanununda düzenlenmesi gereken diğer konularla ilgili raporda önerilerin bulunduğunu dile getirdi.

Özellikle Türk Ceza Kanunu'nda çocuk istismarı suçuna verilecek cezalarda istismar eden ile mağdur arasındaki yaş farkının da gözetilmesi gerektiğini önerdiklerini anlatan Tunç, mağdur ile fail arasındaki yaş farkı arttıkça cezada da kademeli bir artış olması gerektiğini belirtti. Tunç, "Yeni yasal düzenleme gelecek, bu konuda da inşallah raporumuzdaki bu teklif dikkate alınacaktır." ifadesini kullandı.

Tunç, çocuk pornografisine bilerek erişim sağlanması suç olarak tanınmasını, suç mağduru çocukların tekrar tekrar ifadelerinin alınmasının önüne geçilmesini, çocuk izleme merkezlerinin sayısının tüm illere yaygınlaştırılmasını istedi.

Tunç, şunları kaydetti:

"Özellikle kastrasyon meselesi çok tartışılan mesele. Bunun uygulanması, mevzuatta yerini alması ve Sağlık Bakanlığıyla koordineli bir şekilde etkin uygulanması bizim komisyonumuzun teklifleri arasında. Burada yasal düzenleme gerekiyor.

UYAP'ta bir değişiklik oldu. UYAP sisteminde, çocukların cinsel istismarı suçuna ilişkin açılan davalara ait verilerin rakamları, 2002-2008 yılları arasında dava sayısı olarak dosyadaki en ağır suç esas alınarak veriliyordu. 2009 yılı ve sonrasında ise UYAP bilişim sisteminde yapılan değişiklikle dosyadaki tüm suçlar ve kararlar baz alınınca sanki 4 kat bir artış söz konusu gibi oluyor. Böyle değil. O zaman ne yapacağız? 2010 yılında 16 bin 135 dava vardı, 2017'de ne oldu, buna bakacağız, asıl sağlıklı değerlendirme budur. 16 bin 135 dava, 16 bin 348 olmuş 2017'de. Yani karşılaştırmayı yaparken 2002 ile 2017'yi yaparsak o aradaki değişiklikten dolayı kamuoyunu yanıltmış oluruz.

2010'da 16 bin 135 davanın 4 bin 651'i mahkumiyetle sonuçlanmış, 2017'de 16 bin 348 davanın 13 bin 396'sı mahkumiyetle sonuçlanmış. Yani burada mahkumiyet sayısının artmış olmasıyla yargının da artık bu konu üzerinde daha hassas davrandığını ve mevzuatla ilgili belirsizliğin de ortadan kalkmasıyla karar sayılarının da arttığını görüyoruz. Onun için 'Yüzde 700 arttı' dediğiniz zaman ortada bir rakam olması lazım. Resmi rakamlar bunlar."

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***