2012-04-09 - 15:45
Rıza Türmen: "Vicdani red, askerlikten kaçma bahanesi değildir. Türkiye, uluslararası sözleşmelerden doğan yükümlülükleri gereği, vicdani reddi uygulamaya koymalıdır."
BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan ve CHP İzmir Milletvekili Rıza Türmen, 'Vicdani Retçiler ve Anti militaristler' ile birlikte ortak basın toplantısı düzenledi.
Vicdani reddin askerlikten kaçma bahanesi olmadığını vurgulayan Türmen, şunları söyledi: "Önce tutarlı, samimi ve ciddi bir inanç olması lazım. Bu inancın zorunlu askerlikle çelişmesi lazım. Devletin bu noktada başka bir kamu hizmeti göstermesi lazım. Avrupa Konseyi'ne taraf olan ülkelerin 45'i vicdani reddi kabul etmiştir. Vicdani reddin, din ve vicdan özgürlüğü çerçevesinde görülmesi gerektiği kabul edilmiştir. Türkiye, uluslararası sözleşmelerden doğan yükümlülükleri gereği, vicdani reddi uygulamaya koymalıdır. Din ve vicdan özgürlüğü ihlal edilmektedir."
BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan ise, "Türkiye'nin bu konuda yükümlülüğü vardır ve senelerdir bu yerine getirilmemektedir. Yeni Anayasa süreci, vicdani reddin yerine getirilmesi için bir şans olarak görülmelidir" diye konuştu.
Basın toplantısı öncesinde Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nda vicdani red hakkının Anayasal olarak güvence altına alınması talebinde bulunduklarını ifade eden grup üyesi Coşkun Üsterci, uluslararası sözleşmelerde yer alan düşünce, vicdan ve inanç özgürlüğü gereği vicdani reddin Anayasada yer alması gerektiğini söyledi.
Kendilerini 'vicdani retçiler ve anti militaristler' olarak adlandıran grubun basın metninde şu ifadelere yer verildi: "Halen yürürlükte olan 1982 Anayasası, bugüne kadar yapılan çok sayıda değişikliğe rağmen; üzerine sinmiş olan militarist ve antidemokratik niteliklerinden arınamamıştır. Sadece Anayasa'nın değil, toplumun tümüyle 12 Eylül askeri darbesinin olumsuz izlerinden arınabilmesi, dolayısıyla da Türkiye'nin layık olduğu insan haklarına saygılı gelişkin bir demokrasiye sahip olabilmesi için A' dan Z 'ye yeni bir anayasanın yapılması vazgeçilemez ve ertelenemez bir ihtiyaçtır. Bugün Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nda temel bir insan hakkı olan vicdani reddin, anayasal güvence altına alınması gerektiğini anlattık. Bu yöndeki görüşler sadece bizlerin değil, aynı taleple imza veren 4 bin yurttaşın da görüşleridir. Bize göre oluşturulacak yeni Anayasada; herkesin etnik kökeni, dinsel inançları, cinsiyeti, cinsel yönelimi, siyasal görüşleri nedeniyle ya da başkaca bir nedenden dolayı ayrımcılığa uğramaksızın eşit hak ve sorumluluklar ile donatılacak biçimde bir vatandaşlık tanımı yapılmalıdır. En azından bu niteliklerin yer aldığı bir Anayasanın, başta Kürt sorunu nedeniyle ülkenin karşı karşıya olduğu pek çok temel sıkıntının giderilmesinde bir adım olabileceği düşüncesindeyiz."
Toplantı sonrası soruları cevaplayan Kaplan şöyle konuştu: "30 senedir silahlar neyi çözdü? Farklı yöntemler aranmalı, fikirler konuşulmalı. Orduları olmayan devletler de var. Farklı ve yeni güvenlik sistemleri var. Ordunun, polisin demokratikleşmesi, insanileşmesi önemlidir. Diğer bir boyutu da vicdani reddin Anayasada yer almaması, farklı bir tehlikeye de neden olabilir. Örneğin kadınlara da zorunlu askerlik gelebilir. "
Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nda kendilerine yöneltilen görüşlere ilişkin soruyu cevaplayan grup üyesi Ercan Akdaş şunları söyledi: "Genelde karşılaştığımız sorular var. Örneğin ülkemize biri saldırsa ne yaparsınız? Birileri savaşırken siz savaşmıyorsanız ahlaken bu durum sizi rahatsız etmez mi ? gibi?Bizler görüşlerimizi birilerine dikte etmek zorunda değiliz. Savunduğumuz görüşler, düşünce özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmeli. Bu ve benzer soruların ve tartışmaların bizi daha ileriye taşıyacağına inanıyoruz. Özgürlük mü, güvenlik mi bakış açısını değiştirmeliyiz. Düşünün ki bir savaş var ve kimse o savaşa gitmiyor. Savaş ortadan kalkar." (15:45)
Vicdani reddin askerlikten kaçma bahanesi olmadığını vurgulayan Türmen, şunları söyledi: "Önce tutarlı, samimi ve ciddi bir inanç olması lazım. Bu inancın zorunlu askerlikle çelişmesi lazım. Devletin bu noktada başka bir kamu hizmeti göstermesi lazım. Avrupa Konseyi'ne taraf olan ülkelerin 45'i vicdani reddi kabul etmiştir. Vicdani reddin, din ve vicdan özgürlüğü çerçevesinde görülmesi gerektiği kabul edilmiştir. Türkiye, uluslararası sözleşmelerden doğan yükümlülükleri gereği, vicdani reddi uygulamaya koymalıdır. Din ve vicdan özgürlüğü ihlal edilmektedir."
BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan ise, "Türkiye'nin bu konuda yükümlülüğü vardır ve senelerdir bu yerine getirilmemektedir. Yeni Anayasa süreci, vicdani reddin yerine getirilmesi için bir şans olarak görülmelidir" diye konuştu.
Basın toplantısı öncesinde Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nda vicdani red hakkının Anayasal olarak güvence altına alınması talebinde bulunduklarını ifade eden grup üyesi Coşkun Üsterci, uluslararası sözleşmelerde yer alan düşünce, vicdan ve inanç özgürlüğü gereği vicdani reddin Anayasada yer alması gerektiğini söyledi.
Kendilerini 'vicdani retçiler ve anti militaristler' olarak adlandıran grubun basın metninde şu ifadelere yer verildi: "Halen yürürlükte olan 1982 Anayasası, bugüne kadar yapılan çok sayıda değişikliğe rağmen; üzerine sinmiş olan militarist ve antidemokratik niteliklerinden arınamamıştır. Sadece Anayasa'nın değil, toplumun tümüyle 12 Eylül askeri darbesinin olumsuz izlerinden arınabilmesi, dolayısıyla da Türkiye'nin layık olduğu insan haklarına saygılı gelişkin bir demokrasiye sahip olabilmesi için A' dan Z 'ye yeni bir anayasanın yapılması vazgeçilemez ve ertelenemez bir ihtiyaçtır. Bugün Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nda temel bir insan hakkı olan vicdani reddin, anayasal güvence altına alınması gerektiğini anlattık. Bu yöndeki görüşler sadece bizlerin değil, aynı taleple imza veren 4 bin yurttaşın da görüşleridir. Bize göre oluşturulacak yeni Anayasada; herkesin etnik kökeni, dinsel inançları, cinsiyeti, cinsel yönelimi, siyasal görüşleri nedeniyle ya da başkaca bir nedenden dolayı ayrımcılığa uğramaksızın eşit hak ve sorumluluklar ile donatılacak biçimde bir vatandaşlık tanımı yapılmalıdır. En azından bu niteliklerin yer aldığı bir Anayasanın, başta Kürt sorunu nedeniyle ülkenin karşı karşıya olduğu pek çok temel sıkıntının giderilmesinde bir adım olabileceği düşüncesindeyiz."
Toplantı sonrası soruları cevaplayan Kaplan şöyle konuştu: "30 senedir silahlar neyi çözdü? Farklı yöntemler aranmalı, fikirler konuşulmalı. Orduları olmayan devletler de var. Farklı ve yeni güvenlik sistemleri var. Ordunun, polisin demokratikleşmesi, insanileşmesi önemlidir. Diğer bir boyutu da vicdani reddin Anayasada yer almaması, farklı bir tehlikeye de neden olabilir. Örneğin kadınlara da zorunlu askerlik gelebilir. "
Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nda kendilerine yöneltilen görüşlere ilişkin soruyu cevaplayan grup üyesi Ercan Akdaş şunları söyledi: "Genelde karşılaştığımız sorular var. Örneğin ülkemize biri saldırsa ne yaparsınız? Birileri savaşırken siz savaşmıyorsanız ahlaken bu durum sizi rahatsız etmez mi ? gibi?Bizler görüşlerimizi birilerine dikte etmek zorunda değiliz. Savunduğumuz görüşler, düşünce özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmeli. Bu ve benzer soruların ve tartışmaların bizi daha ileriye taşıyacağına inanıyoruz. Özgürlük mü, güvenlik mi bakış açısını değiştirmeliyiz. Düşünün ki bir savaş var ve kimse o savaşa gitmiyor. Savaş ortadan kalkar." (15:45)
