2016-03-30 - 15:25
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu Tasarısı'nın birinci bölümünde yer alan ilk 5 madde kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı.

AK PARTİ Siirt Milletvekili Yasin Aktay, "Terör saldırılarına karşı dünyanın farklı bir tavır ve tepki içerisinde bulunuyor olması hepimizin yüzleşmesi gereken önemli bir konudur." dedi.

Gündem dışı söz alan AK PARTİ Siirt Milletvekili Yasin Aktay, 19-23 Mart 2016 tarihlerinde Zambiya?nın Lusaka şehrinde gerçekleştirilen Parlamentolar Arası Birliğin (PAB) 134. Genel Kurulu hakkında Meclisi bilgilendirdi.

PAB'ın bu yıl "demokrasinin gençleştirilmesi ve gençlerin sesine kulak verilmesi" gündemiyle toplandığını belirten Aktay, katılımcı demokrasi olmadan genç nüfusun toplumun zayıf bir unsuru olarak kaldığını söyledi.

Toplantının terör saldırılarının gölgesinde gerçekleştiğini, İstanbul ve Belçika'daki saldırıların yankılarına şahit olduklarını vurgulayan Aktay, "Terör saldırılarına karşı dünyanın farklı bir tavır ve tepki içerisinde bulunuyor olması hepimizin yüzleşmesi gereken önemli bir konudur." ifadesini kullandı.

CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan, seçim bölgesinin sorunlarına ilişkin söz aldı. Özcan, Bolu'nun en önemli sorununun yanlış hesaplanan kişi başı milli gelir olduğunu bildirdi.

Düzce'nin Bolu'dan ayrıldığı dönemde yapılan milli gelir tespiti nedeniyle Bolu'nun milli gelirde ön sıralarda yer almasına neden olduğunu belirten Özcan, "Çok şükür Bolulular olarak Kuvveytlilerden daha fazla milli gelire sahibiz. Ama sosyal yardımlardaki artışlar bakımından Bolu, 81 il içinde en çok artış olan illerden bir tanesi. Bu kadar zenginiz madem neden bu kadar sosyal yardımlarda artış var AKP iktidarı döneminde." diye konuştu.

Özcan, 2001 yılındaki ekonomik krizinde Bolu'da 10 bin icra dosyası varken şu anda icra dosyalarının 130 bini geçtiğini savunarak, Bolu'nun işsizlik ve ekonomik sebeple boşanma artışlarında da Türkiye birincisi olduğunu öne sürdü. Özcan, Bolu'da en kısa zamanda milli gelir tespiti yapılması gerektiğini söyledi.

CHP'li Özcan'ın ifadeleri üzerine söz alan AK PARTİ Grup Başkanvekili Coşkun Çakır, Özcan'ın konuşmasında AK PARTİ'yi samimiyetsizlikle suçladığını belirterek, "Bizim samimi olup olmadığımızı test edecek parti CHP değildir, kişi de Sayın Özcan değildir. Bizimi samimiyetimizi test edecek tek merci millettir. Bizim ne kadar samimi olduğumuzu Düzce'de 3-0, Bolu'da da 2-1 yaparak millet bize göstermiştir." diye konuştu.

HDP Muş Milletvekili Burcu Çelik Özkan, cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin durumlarına ilişkin söz aldı. Barış isteyenlerin AK PARTİ hükümetinin yönlendirmesiyle tutuklandığını iddia eden Özkan, "Esra Mungan'ın istediği tek şey barış. Avukatların, tutuklanan gazetecinin istediği tek şey barış. Halkı sindirmeye, baskı kurmaya çalışmaktan vazgeçin." ifadesini kullandı.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı ise Özkan'ın tutuklamalardan AK PARTİ'yi sorumlu tutmasının doğru olmadığını belirtti. Bostancı, "Tutuklamalara ilişkin Türkiye'deki yasama, yürütme, yargı sistemini atlayıp siyasete ihale çıkartmak, 'tutuklamaları AK PARTİ yaptı' deyip tutuklamaları AK PARTİ yapıyor gibi kanaat oluşturmak yanlış." değerlendirmesinde bulundu.

Bostancı'nın sözleri üzerine, HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, "Biz yargıya güveniriz ama adil yargılama yapan, tarafsız, bağımsız yargıya güveniriz. Biz siyasallaşmış yargıya asla güven duymadık, duymuyoruz. Hükümetin, iktidarın, cumhurbaşkanının yargı üzerindeki vesayeti her türlü tartışmadan uzaktır. Yargı üzerinde yapılmadık ameliyat, değişiklik kalmadı." diye konuştu.

Konuşmaların ardından CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ile bazı milletvekilleri 30 Mart 1972'de öldürülen Mahir Çayan ve arkadaşlarını andı.

TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, "Sayın milletvekilleri ben de 30 Mart'ta öldürülen Mahir Çayan ve arkadaşlarını saygıyla anıyorum." dedi.

CHP'li milletvekilleri Bahçekapılı'nın bu sözlerini alkışladı.

AK PARTİ Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan, Diyarbakır'ın kadim değerlerinin korunacağını vurgulayarak, "Tarihi dokuyu koruyacağız, insanımızın hak ve hukukunu da koruyacağız. Bunlar, hafıza ve izler silinmeden yapılacak. Bu Diyarbakır için kentsel ihya projesidir." dedi.

HDP, Danışma Kurulu toplanamadığından, "Sur ve Silopi için alınan acele kamulaştırma kararından etkilenecek yurttaşların yaşayacağı hak gasbının ve bu karanın doğuracağı olumsuz sonuçların araştırılması" amacıyla verdiği araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisini Genel Kurula getirdi.

Grup önerisi üzerine söz alan HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel, Diyarbakır'ın Sur ve Şırnak'ın Silopi ilçelerindeki kamulaştırma kararlarını eleştirdi. Söz konusu kamulaştırma kararının Anayasa ve yasalara aykırı olduğunu ileri süren Demirel, "Sur'un özgün dokusuna ilişkin AKP hükümetinin yürüttüğü politika gasbetmektir, insanların malına el koymaktır." diye konuştu.

Demirel, Diyarbakır ve Silopi'de bini aşkın sivil toplum kuruluşunun kamulaştırma kararının iptali için dava açtığını söyledi.

AK PARTİ Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan, Sur ve Silopi'de devletin yıkım yapacağı, halkın mağdur edileceği gibi bir algı çalışması yapıldığını belirterek, "Bu gerçek değil. Orada yıkımı yapan, halkı mağdur eden terör örgütüdür." dedi.

Diyarbakır Suriçi'nin birinci derece kentsel SİT alanı olduğunu, 2009 yılında Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Sur Belediyesi, TOKİ ve valiliğin ortaklaşa Alipaşa, Lalebey ve Cevatpaşa mahallelerinde kamulaştırma kararı aldığını ve o dönem yıkımların başladığını anlatan Karaaslan, "Bugün ne değişti? Bundan birkaç yıl önce bu kararın altına imza atan Büyükşehir Belediyesi bugün karşımızda çok farklı bir argümanla duruyor." ifadesini kullandı.

Karaaslan, "Suriçi Koruma Planı 1990 yılında hazırlandı ama korunmadı, yetersiz kaldı. 2008'de bu plan askıya alındı, yeni plan hazırlandı. Koruma Planının ötesinde bir şey söylüyor muyuz? Hayır. Neye karşı çıkıldığının, hangi argümanla 'devletin burayı yıkacağının, halkı mağdur edeceğinin' daha detaylı paylaşılmasını istiyorum." diye konuştu.

"Diyarbakır hepimizin şehridir, bu şehrin kadim değerlerini korumak hepimizin görevidir." diyen Karaaslan, öncelikli hedefin alandaki kaçak, sağlıksız, güvensiz yapıların yıkılarak tarihi ve kültürel varlığının ön plana çıkartılması olduğunu kaydetti.

Karaaslan, "Tarihi ve kültürel değere sahip başta surlar olmak üzere köşk, konak, kilise, han, hamam, cami restore edilerek kente tekrar kazandırılacak. Tarihi dokuyu koruyacağız, insanımızın hak ve hukukunu da koruyacağız. Bunlar, hafıza ve izler silinmeden yapılacak. Bu Diyarbakır için kentsel ihya projesidir. Dünyada örnek olacak bir projeye imza atacağız." dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise Başbakan Ahmet Davutoğlu döneminin Cumhuriyet tarihinin en kanlı dönemi olduğunu öne sürerek, "Kendi tarihine bir çok yıkım sığdırdı, bunlardan bir tanesi Sur, Silopi ve Cizre." ifadesini kullandı.

Sur'un 7 bin yıllık tarihi olduğunu ve tarihinde görmediği yıkımı son 6 ayda yaşadığını savunan Tanrıkulu, "Kamulaştırma kararı Anayasaya aykırı. Danıştay kararına göre de acil kamulaştırma kararları her parsel için ayrı ayrı yapılmalıdır. Bir kentte acele kamulaştırma yapılıyor ama kentten kimseyle istişare yapmadan bunu yapıyorsunuz. Bu acele neden? Nedeni ders verme, öç alma, insanları hizaya getirme. Kimsenin terörle mücadeleye itirazı yok ama bu mücadele halkla olamaz, yurttaşlarla olamaz." değerlendirmesinde bulundu.

Tanrıkulu, Diyarbakır'da ticaretin yüzde 80'inin Sur ilçesinde yapıldığını, şimdi ise ilçenin birçok caddesinin trafiğe kapatıldığını, insanların ticaret yapamaz hale geldiğini söyledi.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Coşkun Çakır ise Tanrıkulu'nun "Davutoğlu dönemi en kanlı dönem olduğu" ifadesinin açık bir bühtan, yalan, çarpıtma ve yönlendirme olduğunu söyleyerek, "Bunu şiddetle reddediyoruz." dedi. Çakır, terör örgütünün son 5-6 aydır sürdürdüğü terör eylemlerine karşı devletin hukuktan kaynaklı haklarıyla vatandaşlarının hayat haklarını korumak için mücadelede bulunduğunu vurguladı.

AK PARTİ Diyarbakır Milletvekili Mehmet Galip Ensarioğlu da Sur ilçesinin sembolik ve tarihi öneme sahip olduğunu, Diyarbakır'ın kalbi, özü olduğunu, kendisinin de orada doğup, terör örgütünce yakılan Yavuz Selim İlkokulu'nda okuduğunu anlattı.

HDP'li Demirel'in sözlerinin tamamının yanlış, yalan olduğunu savunan Ensarioğlu, "Öldürdünüz, şimdi de mallarına el koyuyorsunuz' dedi. Keşke şiddeti sivil alana taşıyanlara, ölümlere, yıkımlara sebep olanlara da buradan ya da başka bir yerde tek bir kelime söyleyebilseydiniz. Devleti bilerek operasyona tahrik ettiler, oraların yıkılmasına, tahrip olmasına sebep oldular." dedi.

Ensarioğlu, 2009'daki yerel seçimin ardından yapılan kamulaştırma nedeniyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığının o dönemde Diyarbakır Büyükşehir Belediyesine yıkım işi için 16 milyon lira verdiğini anlattı.

Belediyenin yıkım işini ihale ettiğini dile getiren Ensarioğlu, "Müteahhit geldi, dedi ki, 'Yıkıma başladım, benim kepçelerimi yaktılar'. Döndüm dedim ki, 'Arkadaşlar biz büyükşehirden aldık ihaleyi, sizinkilerin haberi var, niye engel oluyorsunuz?'. Dediler ki 'Vallahi Osman'a da bunun hesabını sorarız, biz burayı yıktırmayız'. Şimdi eğer oralardan siyasi talimat alıyorsa hiçbir şey yapamaz ama kimse kalkıp milletin malına el konuyor demesin." ifadesini kullandı.

Ensarioğlu, "Tarihi mekanların hızla aslına uygun şekilde restorasyonu yapılacak, evlerinden, yurtlarından olan, zarar gören vatandaşın zararı en acil şekilde karşılanacak. Sur'un içinde tarihi dokuya uygun taş bina dışında bir şey yapılmayacak. Belediyenin hazırladığı imar planına göre hazırlanacak." diye konuştu.

HDP Grup Başkanvekili Demirel ise "Hatibi dinledik. Eğer başarabilseydi 7 yılda Bingöl Devlet Hastanesini yapmış olurdu, halen ihalesi kendisinde, bunu başaramadı." dedi.

Ensarioğlu da yerinden söz alarak milletvekili olmadan önce müteahhitlik yaptığını, ancak şimdi şirket ile kendisinin ve ailesinin ilgisi kalmadığını, Bingöl Devlet Hastanesinin yapım işini takip ettiğini, inşaatın yüzde 90 oranında tamamlandığını, birkaç ay içinde, süresi içinde biteceğini söyledi.

Mehmet Galip Ensarioğlu, "Sur'un altında kalacaksınız. Bugün o tahribatı onarmaya, yaraları sarmaya çalışıyoruz. Bunun telaşı içindesiniz. Oradaki tarihi ayağa kaldıracağımızı çok iyi biliyorsunuz. Sur'da evi olanlara gerçek bedellerinin çok üzerinde para ödeyeceğiz. Her aileden istisnasız bir kişiyi işe alacağız, herkesin zararını karşılayacağız. Vergi borçlarını öteleyeceğiz, faizsiz kredi sağlayacağız ve orayı ihya edeceğiz." diye konuştu.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, "Sur'da sadece fiziksel katliam planlanmadı. Sur'da planlanan çok net bir kültürel, tarihi, ekolojik, ekonomik, toplumsal, sosyal soykırım planının devreye konulmasıdır. Sur, Diyarbakır ve bütün bölgenin kalbidir. Siz, Sur nezdinde bir soykırım planının, katliam konseptinin üzerine koymak istiyorsunuz." iddiasında bulundu.

Sataşmadan söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Coşkun Çakır, "Soykırım da yapmıyoruz, gasp da yapmıyoruz. Kim soykırım ve gasp yapıyorsa Allah onların belasını versin. Soykırım da yapan, gasp da yapan ortalığı yakıp yıkan terör örgütüdür. Sadece terör örgütü müdür? Terör örgütüne her türlü desteği veren herkes de en az terör örgütü kadar sorumludur." dedi.

TBMM Başkanvekili Bahçekapılı da Baluken'in "soykırım" kelimesini kullandığını anımsatarak, "Bunu kabul etmemiz mümkün değil. İnanıyorum ki Mecliste görev yapan herkes siyasi aidiyeti ne olursa olsun tüm halkların, Kürt ve Türk halklarının da kardeş olduğuna inanmaktadır." diye konuştu.

Söz alan Baluken, fiziksel soykırım olarak ifade ettiği bir şey olmadığını, "soykırım" ifadesini kültürel, sosyolojik bir ifade olarak kullandığını belirtti. Baluken, "Eğer isteseydik Mehmet Ağar'ın il başkanlığını yapan bir insanın her suçunu teşhir ederdik." ifadelerini kullandı.

Ensarioğlu da 16 yıl DYP il başkanlığını yaptığını, bu partinin değişik kademelerinde görev aldığını anlatarak, "Bütün Diyarbakır beni iyi tanır. Kimse size selam vermeye çekinirken, Kürt sorunu var diyen bendim. O gün de köy yakmalara karşı çıkan bendim, bugün de sizin yakmanıza karşı çıkan benim. Hastaneyi yakanlara laf etmezsiniz. Niye aceleniz? Yakacak mısınız, ne yapacaksınız? Ambulansı kurşunlayana laf etmezsiniz..." değerlendirmesinde bulundu.

Konuşmaların ardından HDP'nin önerisi kabul edilmedi.

TBMM Genel Kurulunda, CHP Düzce İl Başkanı Zekeriye Tozan'a yapılan saldırıyı kimin gerçekleştirdiği tartışması yaşandı. CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan, "Umarım bunun arkasından AK Parti çıkmaz" derken; AK PARTİ Düzce Milletvekili Faruk Özlü ise "Saldırıyı yapanlardan Cihan Cengiz CHP Düzce teşkilatı, Raşit Arslanaydın da DSP Düzce Gümüşova teşkilatı aktif üyesi." dedi.

CHP, siyasilere yapılan fiziki ve sosyal saldırıların nedenlerinin araştırılması amacıyla verilen araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisini Genel Kurul'a getirdi.

CHP Bolu Milletvekili Özcan, CHP Düzce İl Başkanı Tozan'a saldırı yapıldığını belirterek, bu saldırıyı kınadı.

Tozan'a iki kişi saldırırken üçüncü kişinin bunu kameraya çektiğini belirten Özcan, "Bu görüntü sosyal medyada dağıtılarak mesaj verilmek istendi. Biz bu mesajları ayağımızın altına alarak çiğneriz." diye konuştu.

Özcan, bu saldırının arkasında başka bağlantılar olduğunu düşündüklerini ifade ederek, "Umarım bunun arkasından AK PARTİ çıkmaz." şeklinde konuştu.

AK PARTİ'nin kullandığı üslubun bu saldırılara neden olduğunu ileri süren Özcan, AK PARTİ'lilere, "Bu tür saldırıların sonunun gelmesi için bu saldırıların lanetlenmesi lazım ama siz lanetlemek yerine bana laf atıyorsunuz." diye seslendi.

TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Başkanlık Divanı olarak CHP'ye geçmiş olsun dileklerini sunduklarını söyledi.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, bu tür saldırıların geçiştirilmemesi, dikkate alınması gerektiğini ifade ederek, siyasilere yönelik bu saldırıların olmaması için önlem alınmasının önemine dikkati çekti.

HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş da bu saldırıyı kınadı. Beştaş, bu tür saldırıların siyasette olmaması gerektiğini kaydederek, "Kınayalım ama sanki ilk kez bir siyasi saldırıya uğruyormuş gibi konuşuyorsunuz, daha önce milletvekillerimiz saldırıya uğradı, gazla ve suyla müdahaleye maruz kaldı." değerlendirmesini yaptı.

AK PARTİ Düzce Milletvekili Özlü ise CHP'li Özcan'ın söylediklerinin kökten yanlış olduğunu ifade ederek, "(Kınama gelmedi) diyorlar. Saldırı olunca il başkanını bizzat ben aradım. Belediye başkanımız, milletvekilimiz Ayşe Keşir ve il başkanımız aradı ve kınadı." dedi.

Özlü, şunları kaydetti:

"Önerge verilirken biraz çalışılsaydı, belki önerge verilmeyecekti. 'Bu saldırıları yapanlar kimler, bizle ilgisi var mı?' diye baktık. Bizle ilgisi olmadığını gördük. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının siyasi partilere üyelik sorgulaması var, oraya baktık. Birisi CHP üyesi çıktı. Cihan Cengiz, CHP Düzce teşkilatı aktif üyesi. Raşit Arslanaydın da DSP Düzce Gümüşova teşkilatı aktif üyesi. Saldırıya uğrayan il başkanı Zekeriya Tozan 2004 yılında AK PARTİ'den belediye meclisi üyesi olmak için aday adaylığı için başvuruda bulunan kişidir. Bunu da sorun? Adaylığı da kabul edilmemiş. Neresinden bakalım? Biz bu olayı kınadık, telefonla aradım, basına açıklama yaptım. Önergeyi vermeden biraz araştırsaydınız, şimdi bunları konuşuyor olmayacaktık."

Özlü, saldırı konusunda Osmanlı Ocakları'ndan bahsedildiğini belirterek, Osmanlı Ocakları'nın AK Parti ile hiçbir ilişkisinin olmadığının partisi tarafından açıklandığını söyledi.

CHP'li Özcan'ın, "sanıklardan birisinin AK Parti il yönetiminde olduğunu" söylediğini kaydeden Özlü, "O avukat geçmişte sanıklardan birisinin boşanma davasına bakmış. Ne alakası var olayla?" diye sordu.

AK PARTİ'li Özlü, konuşmasını bitirdikten sonra yerine geçerken, söz konusu iki kişinin CHP ve DSP üyesi olduğuna ilişkin belgeleri, CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel'e verdi.

Sataşma gerekçesiyle kürsüye gelen Özcan da "Hayatımda dinlediğim en utanç verici konuşma." ifadelerini kullandı.

CHP'li Özcan, CHP üyesi olduğu iddia edilen kişinin, iki yıl önce utanç verici faaliyetinden dolayı partiyle ilişkisinin kesildiğini, AK Parti'den belediye meclisi üyesi olmak için aday adaylığı başvurusunda bulunan kişinin de Zekeriya Tozan değil, bacanağı olduğunu söyledi.

Tanju Özcan, "Bu saldırıyı sahiplenir şekilde konuşup, olayı başka yere çekiyorsunuz. Bunlar insan değil, neyine sahip çıkıyorsunuz? Ayıptır, bu yaptığınız ayıp. Siz bu konunun araştırılmasını istemiyorsunuz, çünkü arkasından AKP'liler çıkar diye istemiyorsunuz. Yargıya ne kadar baskı yaparsanız yapın, bu davayı takip edeceğiz." dedi.

Özgür Özel de söz konusu iki kişinin üyelik dönemlerinin 2009 olduğunu, CHP üyesi kişinin de yüz kızartıcı suç işlediği için partiden ihraç edildiğini belirtti.

AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı ise Düzce'de müessir bir hadise yaşandığını ifade ederek, "Kim yaparsa yapsın bunu kınıyoruz." diye konuştu.

Bu kişilerden birisinin CHP'li, diğerinin de aynı siyasi gelenekten olan DSP'li olduğunun anlaşıldığını kaydeden Bostancı, CHP'ye, "Bu sizin partinizin iç meselesidir, sizin yapmanız gereken bunu araştırmak ve olayı ortaya çıkarmaktır. Aynı partiden olan insanlar arasında kavga varsa, sizin bu olaya el koymanız lazım. Bunu açığa çıkartın, bize de bilgi verin." şeklinde seslendi.

Konuşmaların ardından CHP'nin önerisi kabul edilmedi.

**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN BULABİLİRSİNİZ.****