2011-09-08 - 14:10
MHP GRUP BAŞKANVEKİLİ VURAL'IN BASIN TOPLANTISI?
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'nin dış politikadaki gelişmeleri ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında,
Türkiye'nin dış politikadaki gelişmeleri ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Vural, kendilerinin dış politikaya bakış açılarının milli menfaatlere dayandığını ve
milli menfaatler söz konusu olduğunda siyasi partiler arası rekabeti gereksiz
bulduklarını söyledi. Vural " Eğer bir politika milli ise destek veririz, değil ise
sorgularız" diye konuştu.

Hükümetin yanlış politikalarını eleştirmenin milli bir görev olduğunu belirten
Vural, sözlerine şöyle devam etti:

"Hükümetin dış politikalarındaki yanlışlarını söylediğimizde, hükümet bizi
eleştireceğine iğneyi kendilerine batırmaları gerekiyor. Bizim görevimiz
dış politikada milletimizin menfaatlerini korumaktır. Hükümetin yanlışlıklarını
korumak ve savunmak milli bir dış politikaya hizmet etmez. Bu bakımdan
hükümet eleştirilerimize cevap verebilmeleri ve uygulanan politikaları milli
çıkarlarımıza ne ölçüde koruduğu ve dikkate alındığını milletimize iletmelidir.
MHP olarak iktidarı suçlamak için her bir fırsatı kullanmak ve çarptırmak
gayreti içerisinde olmadık olmayacağız.

Kimse kalkıp ta hükümetin yaptığı yanlışlıkları yüzüne vururken başkalarının
yanındaymış gibi de sunmasın. Çıkıp yüreklice dış politikada hangi milli
hedefi savunduklarını açıklasınlar. Bu zikzaklı politikalar ile ilgili çıksınlar
Türkiye'ye ne kazandırdıklarını açıklasınlar. Sürekli olarak kaybeden bir Türkiye? "

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın dış politikada bazı planlardan söz
ettiğini anımsatan Vural, şöyle devam etti:

''Hangi planlardan bahsediyorsun? 'İran ile nükleer konusunda anlaşma
yaptık' dedin. Sonuç ne oldu? Fos çıktı. 'Suriye ile ortak Bakanlar Kurulu
toplanıyor' dedin. Sonuç ne oldu? Fos çıktı. Libya'da insan hakları ödülü aldın.
Sonuç ne oldu? Fos çıktı. 'Irak'ta üçlü mekanizma kurduk' dedin. Sonuç ne oldu?
Fos çıktı.

Milli politikaları daima destekleme gayretinde olduk. Soruyoruz; bu
Hükümet Ermenilerle sınırı açma politikası uygularken mi destek olsaydık?
Kıbrıs'ta Annan Planı'na destek verirken mi destek olsaydık? Denktaş'a 'git'
derken mi destek olsaydık? Sonuç ne oldu? İsrail'in lehine çıkacak BM raporu için
'bir an önce çıkmalı' derken mi destekleseydik? Sonuç ne oldu? PKK'ya kucak açan
Barzani politikalarına destek mi olsaydık? 'Füze kalkanının komutası bizde
olmalı' derken mi destekleseydik. Bunların sonucu ne oldu? Bu adımların yanlış
olduğunu, doğru olmadığını söyledik. Kaybeden kim oldu? Başbakan ve Davutoğlu,
çıksınlar bu politikalarla ülke ne kazandı onu anlatsınlar.''

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik'in bugün yaptığı
açıklamalara da değinen Vural, ''Diyor ki 'ya rüzgara göre yönlendirilen,
savrulan politika olacak yoksa yöneten, yönlendiren, küresel iradenin bir parçası
olacaksın...' Hangisini savunalım? Zihniyete bakın. Türk milletinin iradesine
adeta ihanet eden düşüncenin tipik bir yansıması. Emperyalizme teslimiyet
içerisinde olan zihniyet. 'Ya yönlendirileceğiz ya da yönlendiren küresel iradeye
ortak olacağız...' AKP'nin alternatifi bu. Yok mu senin milli iraden, milli
menfaatin? Kendi milli menfaatleri doğrultusunda iradesini kullanan bir Türkiye.
Bunu söyleyemiyor. Zihnen yenilmiştir bunlar. ABD, Brüksel 'tak' emredecek, AKP
'şak' yapacak" diye konuştu.

Çelik'in, ''her sondajdan petrol çıkmaz'' sözlerini de eleştiren Vural,
''Sondajcı olmuş. Petrolü havada ararsan bulamazsın ki. Petrolün nerede aranacağı
bellidir. AKP'nin iradesi her yana savruluyor. Ne yaptıklarını bilmiyorlar.
Bunların dış politikası her tarafa sondaj atmak. Her şeye atılıyorlar. İran,
Suriye atılıyorlar. Çıkaramayacağın petrolü başkasının çıkarmasını
engelleyeceksin'' ifadesini kullandı.

Başbakan Erdoğan'ın kafasında bir plan karışıklığı olduğunu öne süren
Vural, ''Plan üzerine plan. Nasıl olsa alfabede 29 harf var. Doğru zamanda
kullanılmayan planların hükmü olmaz. İşte İsrail'e zamanında tepki göstermezsen
geldiğin nokta bu olur'' dedi.

Hükümetin sürekli olarak Türkiye ile ilgili olarak ''yumuşak güç'' ya da
''ince güç'' ifadelerini kullandığına iddia eden Vural, sözlerini şöyle
sürdürdü:

''Anlaşılan bugüne kadar 'yumuşak g' planı uyguladılar dış politikada.
Hükümet, Türkiye'nin milli menfaatlerini koruyacak politikalara karşı yufka
yürekli, yabancıların menfaatlerini koruyacak politikalara karşı şahin olmaktan
vazgeçmelidir. Planların ne olduğunu kimse bilmiyor. At atabildiğin kadar. B, C,
D, A... Böyle yumuşak planlarla Türkiye yol alamaz. Planınız hangi harfi taşırsa
taşısın, 'Türk Planı', 'Başkent Ankara' planı olsun. Önemli olan kimin gözüyle
bakıyorsun.

Sayın Başbakan, 'onurumuzu çiğnetmeyiz' dedi. Türkiye'nin onurunu kıracak
her fiile karşı partimiz dimdik ayakta olmuştur. MHP, nasıl Davos'ta yanında
olmuşsa, nasıl Ermenilerin bir takım hareketleri karşısında yanında olmuşsa...
Sayın Başbakan, askerlerimizin başına çuval geçirildiği zaman, Mavi Marmara'da
insanlarımız öldürülünceye kadar neredeydin diye sorma hakkına sahip değil miyiz?
ABD'nin BOP eşbaşkanlığından gururla bahsederken onurumuzu korumayı bilecektin.
Başbakan İsrail'e, 'şımarık oğlan' demiş. Bize göre 'şımarık çocuk' İsrail'i kim
şımarttı, bunu sormak lazım. Mayınlı arazileri İsrail'e vermek için kanun
tasarısı gönderenler mi şımarttı acaba? Suriye'nin nükleer reaktörünü vurması
için hava sahasının kullanmasına izin veren kimdi? 'İsrail'in ticari ahlakı yok'
diyor, 3 kat artmış AKP döneminde. Bu ahlaksızlığa neden ortak oluyorsun o
zaman?

İsrail'in ambargosunu tanımadığımıza göre Gazze'ye insani yardım
malzemesini denizden ulaştıracak gemilere seyrüsefer serbestisi garantisi veriyor
musun? Mavi Marmara'da koruyamadın. Şimdi koruyacak mısın? Çık bunu açıkla. Ne
anlamı var. 'Gemiler Doğu Akdeniz'de görünecekmiş' Bunu söyleyin; 'bundan sonra
yardım gemileri İsrail'den korkmasın biz varız' deyin.''

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun, ''Filistin'in BM'de tanınmasını
sağlayacağız'' sözlerini de değerlendiren Vural, BM'ye üye 124 ülkenin zaten bu
ülkeyi tanıdığını ifade etti. Vural, ''Eğer Türkiye gerçekten Filistin'e sahip
çıkmak istiyorsa bu ülkenin BM'ye üye olmasını sağlamalıdır. Madem dünya devleti
oldunuz, lider oldunuz, bunu kabul ettir o zaman'' dedi.

''AKP'nin politikalarında hep çifte standart var'' diyen Vural, AK
Parti'nin dış politikaya bir tek milletin gözünden bakmadığını öne sürdü.

Uygulanan politikalarla İsrail'e bir koruma ve kollanma imkanı
sağlandığını ileri süren Vural, şöyle konuştu:

''NATO füze kalkanı, Suriye ile ilgili gelişmeler... Tüm bu politikalar
kollanmaya hizmet etmiyor mu? Bu politikalara karşı İsrail'in tek bir itirazı var
mıdır? Suriye politikası neden değişti? Bu değişimin nedeni Suriye'nin İsrail ile
müzakere yapmaması mı? Türkiye, Filistin'in tanıması için adım atıyor. Doğru ama
KKTC'nin tanınması noktasında hiçbir girişim yok.''

Azınlık vakıfları için adım atılırken ecdat vakıflarının durumlarının
perişan olduğunu iddia eden Vural, azınlık vakıflarının mülke sahip olmalarının
önünün açılmasıyla ''Lozan Anlaşması'nın delinme noktasına'' gelindiğini
söyledi.

Vural, açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtladı.

Bir gazetecinin, ''Sayın Başbakan Arap Baharı çerçevesinde bazı ülkelere
geziye çıkıyor. Gazze konusunda tereddütteler yalnız. Siz nasıl
değerlendiriyorsunuz'' sorusu üzerine, ''Karadan gidildi. Bu sefer denizden
gitsin. Seyrüsefer serbestisi konusunda garanti veriyorsa, o zaman denizden
gitsin. Mısır'da Başbakan'ın muhatabı kim? Yüksek Askeri Konsey değil mi?
Demokrasi geldi değil mi? Bunu muhatap alıyor ve gidiyor. Öldü kral, yaşasın yeni
kral'' diye konuştu.

Bir başka gazetecinin, ''BDP'nin Diyarbakır'ın Bağlar semtinde alternatif
mahkeme kurduğuna dair haberler var'' sözleri üzerine Vural, ''Utanç verici. Bir
ülkede sözde kongreler toplanacak, sözde sandıklar kurulacak. Oradaki insanların
hukukunu kim koruyacak? Devlet yok mu orada? AKP yönetiminde oralarda paralel bir
devlet uygulaması giderek hızlanıyor'' açıklamasında bulundu.

Bir başka soru üzerine, bedelli askerlikle ilgili uygulamaları
değerlendiren Vural, ''2003 yılından beri bedelli askerlik gündem. Bülent Arınç
sık sık gündeme getiriyor. Sonra karşı çıkıldı. Ne zaman ne yaptığı belli olmayan
bir Hükümet. Askerlerimiz bedelini, şehit, gazi olarak ödüyor. Önce bu
askerlerimizin verdiği bu bedelin gereği yapılsın. Hep bir takım beklentiler
oluşturuluyor'' dedi.

''Güneydoğu'da bir askeri hareketlilik dikkati çekiyor. Sizce bir sınır
ötesi harekat olmalı mı? Nasıl olmalı?'' sorusuna, ''Elbette olmalı ama böyle
davul, zurnayla olur mu? Birilerine sinyal mi verilmek isteniyor? Sadece bir
kara harekatı değil, ekonomik diğer yaptırımları da dikkate alan, özellikle
Irak'ın kuzeyinde bunu besleyen Barzani'yi de içine alan kapsamlı bir caydırıcı
politika uygulanmalı'' yanıtını verdi.

(14.10)