2019-10-30 - 15:54
TBMM GENEL KURULU TOPLANDI
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç başkanlığında toplandı. Genel Kurulda, Edirne Milletvekili Fatma Aksal ve Kayseri Milletvekili İsmail Emrah Karayel ile AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan Su Ürünleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
AK Parti İstanbul Milletvekili Zafer Sırakaya, Türkiye'nin Almanya ile 30 Ekim 1961'de imzaladığı İş Gücü Anlaşması'nın 58. yılı dolayısıyla gündem dışı söz aldı.

Sırakaya, BM Mülteciler Örgütü raporuna göre dünyada 272 milyon kişinin göçmen konumunda olduğunu, bunun 65 milyonunun çocuklardan oluştuğunu ifade etti.

Dünyanın vicdanı olarak nitelendirilen, insani yardımda lider olan Türkiye'nin en çok sığınmacıyı misafir eden ülke konumda bulunduğunu vurgulayan Sırakaya, başta ölümden kaçan, yerinden edilmiş Suriyeliler olmak tüm mazlum milletler konusunda önemli süreci başarıyla sürdürdüklerine işaret etti. Sırakaya, yürütülen terörle mücadele operasyonlarıyla bölgenin terör örgütlerinden temizlenip, Suriyelilerin güvenli biçimde tekrar ülkelerine döneceğini dile getirdi.

Sırakaya, Almanya ile 30 Ekim 1961'de imzalanan anlaşmadan bugüne kadar geçen sürede Almanya'da 3,5 milyon, bütün dünyada yaklaşık 6,5 milyona ulaşan vatandaşın, dördüncü nesillerinin yaşandığını anlattı.

Sırakaya, TBMM Dışişleri Komisyonu bünyesinde Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Alt Komisyonu kurulduğuna işaret ederek, komisyonun, yurt dışındaki vatandaşların belirlenen ihtiyaçlarının ivedi şekilde giderilmesinde ve sorunlarının Meclis gündemine taşınmasında önemli bir aşama olduğunu bildirdi.

HDP Batman Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki de gündem dışı konuşmasında yerel yönetimlerde yaşanan sorunlara değindi.

AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan, sataşma gerekçesiyle Tiryaki'nin eleştirilerine yanıt verdi.

Özkan, Türkiye'de Kürt sorunu olmadığını ifade ederek, "Kürtlerin, Arapların, Türkmenlerin barış içinde yaşamasına engel olan bir fitne ve terör sorunu vardır. Kürtlerin kurucu unsur olduğuna inanıyoruz; etle tırnak değil, bizzat kurucu unsur." diye konuştu.

İYİ Parti Eskişehir Milletvekili Arslan Kabukcuoğlu da Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanmasının yıl dönümü dolayısıyla gündem dışı söz aldı.

TBMM Genel Kurulunda, ABD Temsilciler Meclisi kararını kınayan TBMM Başkanlığı tezkeresi üzerine grup başkanvekilleri söz aldı.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, ABD Temsilciler Meclisinde, Cumhuriyetin 96'ncı yıl dönümüne rastlayacak şekilde kabul edilen iki karar tasarısının, Türkiye-ABD ilişkileri tarihinde görülmemiş bir çoğunlukla kabul edildiğini aktardı.

"Böyle durumlarda milli birlik ve beraberliğin, en güçlü haliyle seslendirilmesi icap eder." diyen Dervişoğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in, "Bu tehditler karşısında tek bir partimiz vardır. O da al bayrak partisidir." sözünü de aktararak, şunları kaydetti:

"Türk milletinin çıkarları söz konusu olduğunda partiler arası rekabeti geri plana bırakır al bayrak altında birleşiriz. Millet olmak, nimet ve külfetlerde de beraber olmaktır. Türkiye bugün ordusuyla, milletiyle dünya kamuoyundaki mesnetsiz tepkilerin karşısında her zamankinden daha büyük bir milli dayanışma içinde olmaya mecburdur."

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Ermenilere yönelik sözde iddialar bağlamında alınan, müttefiklik anlayışına ihanet anlamına gelen kararı, Türk milletinin temsilcisi olan TBMM ve MHP olarak reddettiklerini ve kınadıklarını belirtti.

Türkiyenin Barış Pınarı Harekatı'ndaki haklı, hukuki, meşru ve başarılı tutum ve operasyonlarını hazmedemeyenlerin tehdit ve yaptırımlarla sahneye çıkma gayretine girdiklerini dile getiren Akçay, ABD Temsilciler Meclisinde alınan iki kararın, bölgede ve Suriye'de oyunlarını bozan Türkiye'ye karşı atılmış köhne adımlar olduğunu belirtti.

Akçay, "ABD Meclisi bu tekliflerle, Türkiye'den intikam alma ve tehdit etme amacı taşımaktadır. Bu tehditlerin nazarımızda, bir sinek vızıltısı kadar değeri yoktur. Özellikle sözde Ermeni soykırımına ilişkin kabul edilen tasarı, aciz ABD siyasetinin bir girişiminden öte anlam ifade etmemektedir." diye konuştu.

Türkiye'nin sözde Ermeni meselesine ilişkin görüş ve tutumlarının bütün dünyaca bilindiğini, meselenin tarihi bir konu olduğunu dile getiren Akçay, "Türkiye'yi tarihi olaylarla karalamaya çalışanlar, tarihin önünde mahkum ve mahcup olacaklardır." dedi.

ABD'nin katliamları ile insan hakları ihlallerine dikkati çeken Akçay, "Kirli ve kanlı tarih sahibi bir ülkenin temsilciler meclisi, tarihi ve insani olaylarla ilgili hiç hakkı olmayan bir meclistir." ifadesini kullandı.

HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, hazırlanan tezkereye destek vermemelerinin nedenlerini açıklamak istediğini söyleyerek, şunları kaydetti:

"Onlarca yıldır çeşitli dönemlerde ve çeşitli ülke parlamentolarında tartışılan ve ne yazık ki kendi ülkemizin kurumlarında ve Meclisinde bir tabu olarak tutulan ve tartışılmayan, coğrafyamızı çoraklaştıran tüm tarihsel olayları şöyle veya böyle tüm yönleriyle tartışıp açığa çıkaramadığımız her gün ülkemize ağır toplumsal ve siyasal bedeller ödetmektedir. Tarihsel ve siyasal sorunlarımızın Türkiye'de ve tarihimizle yüzleşme bağlamında ele alınmaması, sorunların uluslararası boyutlara taşınmasına, topraklarımızdaki sorunların küresel güçler ve devlet tarafından kendi amaçları yönünde kullanılmasına yol açmaktadır. Bu bir kez daha açığa çıkmıştır."

CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, "Türkiye'yi hedef alan bu tasarıları CHP olarak reddediyoruz ve kınıyoruz." dedi.

Özkoç, Ermeni meselesinin, 100 yıl boyunca uluslararası siyasetin çıkar malzemesi haline getirildiğine dikkati çekti.

1915 yılında yaşanan olayların, her iki halkın hafızasında çok derin yaralar açtığını söyleyen Özkoç, bu acı olayların izlerini silmenin, hafızalardaki yaraları onarmanın üçüncü devletlerin yersiz girişimleri ve meclislerinde alınan kararlarla mümkün olmayacağını vurguladı.

Özkoç, "Tarih yazmak, tarihi yorumlamak meclislerin görevi değildir. Tarihin tartışmalı dönemleri uzmanların, tarihçilerin tarafsız, sansürsüz, önyargısız yöntemlerle yürüteceği çalışmalarla açığa kavuşturulabilir." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye ve Ermenistan halklarının ayrışmasını ortadan kaldıracak, yeni nesillerin çatışmacı değil, barışçıl bir anlayışla geleceğe bakmasının sağlanması gerektiğini belirten Özkoç, şunları kaydetti:

"ABD Temsilciler Meclisinin böyle bir konuda müdahale hakkı da haddi de yoktur. Bu yaptırımlar Türkiye'nin yöneticilerini, milletimizi hedef almaktadır. Suriye politikasına ve süreç yönetimine ilişkin eleştirilerimiz, kendi iç işimizdir, iç siyasetimizdir. Hiçbir ülke Türkiye'yi yaptırımlarla terbiye etmeye kalkamaz. Bu tasarıyı kabul etmiyoruz. TBMM'nin ortak önergesinin altına imza atarken; eğer bu ülkeler Türkiye için bir şey yapmak istiyorsa, TBMM'den onlara sesleniyoruz, gölge etmesinler başka ihsan istemez."

AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan, ABD Temsilciler Meclisinin kararlarını nefretle ve esefle kınadıklarını belirtti.

Özkan, "Sözde Ermeni soykırımı iddiasını ortaya atan Ermeni diasporasının, ABD Temsilciler Meclisinin asla ve asla bir Ermeni derdi yoktur. Nasıl Kürt'lerle ilgili, bu coğrafyada huzurun ve barışın egemen olduğu, bütün dinlerin, etnik grupların bir arada yaşadığı o iklimle ilgili nefret tohumları bugün ekiyorlarsa, geçmişte de ne Kürt meselesi oldu ne Ermeni meselesi oldu ABD için. Tek bir dert vardır ABD için, sadece petrol, doğal gaz, yer altı ve yer üstü zenginlikleri." ifadelerini kullandı.

Özkan, arşivler açıldığında sözde Ermeni soykırımı iddialarına ilişkin bütün dünyanın gerçekleri göreceğini vurguladı.

Cahit Özkan, şunları kaydetti:

"Bugüne kadar bütün insanlığa vadettiğimiz adalet ve barışı, yeniden ilan ediyoruz. Ermeniler, bu coğrafya aziz milletimizle yan yana, omuz omuza barış içerisinde yaşadılar. Bundan sonra da barış içerisinde yaşamaya devam edecekler. Bütün insanlığa vadediyoruz ki ABD'nin bütün dünyada işlediği insanlığa karşı suçları tek tek ortaya çıkaracağız. Hepsinin bütün insanlık adına hesabını soracağız."

Grup başkanvekillerinin konuşmalarının ardından TBMM Başkanlık tezkeresi oylanarak kabul edildi.

TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, TBMM Başkanı Mustafa Şentop tarafından Genel Kurulun onayına sunulan tezkereye verdikleri destekten dolayı milletvekillerine teşekkür etti.

Bilgiç, "ABD Temsilciler Meclisinde alınan bu kararların ne Türk milletinin vicdanında ne de evrensel hukuk nezdinde ne bir kıymeti ne de bir meşruiyeti vardır. TBMM tarafından en güzel cevap verilmiştir." dedi.

İYİ Parti, Danışma Kurulu toplanamadığı için Karadeniz'de yaşanan kirliliğe yönelik araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, Genel Kurul gündemine grup önerisi olarak getirdi.

İYİ Parti Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs, son yıllarda Karadeniz'de deniz kirliliğinin arttığını, deniz ekosisteminin bozulduğunu belirterek, bunun, Karadeniz Bölgesi'ni ve Türkiye balıkçılığını ciddi şekilde tehdit eder hale geldiğini söyledi.

Karadeniz'de daha önce 26 ekonomik balık türü avlanırken bugün bu sayının 6 türe kadar düştüğünü ifade eden Örs, "Bölgemiz üniversiteleri, Karadeniz'i ve balıkçılığı tehdit eden kirliliğe çözüm bulmak adına deniz çöplerinin azaltılması ve deniz ekosisteminin korunmasına yönelik projeler ve araştırmalar yapmaktadırlar." dedi.

Örs, Karadeniz'de yapılan ilk incelemelere göre, kilometrekare başına yaklaşık 1 milyon mikroplastik; 5 milimetreden daha küçük plastik parçacıklarının tespit edildiğini, balıklar ve omurgasız canlıların bu kirlilikten etkilendiğini söyledi.

Mikroplastik tespit edilen balıklar ve omurgasız canlıların tüketilmesi yoluyla insan sağlığının da tehlike altında olduğunu belirten Örs, "İnsanların kullandıkları ambalajlar başta olmak üzere cam, metal, plastik, strafor gibi katı atıklar kullandıktan sonra geri dönüşüm sistemleri yerine maalesef doğaya bırakılmaktadır. Özellikle son yıllarda Karadeniz'de doğa, yayla ve kıyı turizminin gelişmesi ve piknik gibi günübirlik aktiviteler sonucunda ortaya çıkan katı atıklar bulundukları yerlere, havzalara, dere yataklarına bırakılmaktadır. Bu atıklar doğrudan ya da rüzgar ve akarsular yoluyla hem doğaya hem de denize ulaşarak kirliliğe neden olmaktadır." diye konuştu.

HDP Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul, ekolojik krizin deniz ekosistemi üzerindeki yıkıcı etkisinin, telafi edilemez noktalara geldiğini, son 30 yılda Karadeniz balıkçılığının dramatik biçimde bozulduğunu savundu.

CHP Giresin Milletvekili Necati Tığlı, kirlenen denizler, yok olan balıklar, geri dönüşü olmayan çevre olayları, yarınlara umutla bakamayan nesillerin, uygulanmayan kanunlar ve yönetmeliklerin eseri olduğunu ifade etti.

AK Parti Samsun Milletvekili Yusuf Ziya Yılmaz, Samsun'da 19 yıl Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptığını, bu süre içerisinde Karadeniz'deki kirliliğin sorumluluğunun, Karadeniz'deki kirliliğin önlenmesiyle ilgili birçok çabanın, birçok aktivitenin içerisinde yer aldığını anlattı.

Yılmaz, bu süre içerisinde Bulgaristan, Romanya, Gürcistan, Ukrayna ve Rusya sahillerindeki şehirleri ve atık su arıtma tesislerini de incelediğini ifade ederek, "Ülkemiz Karadeniz'i kirleten bir ülke değil, Karadeniz'i kirleten karşı sahildeki ülkeler ve ülkelerin şehirleri, özellikle Tuna, Dinyeper ve Dinyester nehirlerinin atıklarından oluşmakta. 160 milyon nüfuslu bir Avrupa'nın atığının da Karadeniz'e gelmiş olması bir şanssızlık." diye konuştu.

Konuşmaların ardından yapılan oylamada İYİ Parti'nin grup önerisi kabul edilmedi.

Daha sonra Genel Kurulda HDP'nin, "IŞİD/DAEŞ terör örgütüne karşı yürütülen mücadelenin tüm boyutlarıyla ortaya çıkarılmasına" dair grup önerisinin görüşmelerine geçildi.

CHP İstanbul Milletvekili Yüksel Mansur Kılınç, "IŞİD terör örgütü son derece ciddi ve günümüzün en tehlikeli terör örgütlerinden biridir. IŞİD terörü sonucu ülkemiz ağır bedeller ödemiştir; başta Reyhanlı, Ankara Garı, Suruç, İstiklal Caddesi, Sultanahmet, Diyarbakır, Reina katliamları olmak üzere IŞİD teröründe yüzlerce vatandaşımız can vermiştir." değerlendirmesinde bulundu.

AK Parti Hatay Milletvekili Hacı Bayram Türkoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kararlılığı ve risk yönetme kabiliyeti sayesinde, Türkiye'ye güvenlik sorunu ihraç edilen Suriye sahasında Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı harekatlarının başarıyla gerçekleştirildiğini anımsattı.

Ankara'nın, Türkiye-Suriye sınırında Fırat Nehri'nden Irak sınırına kadar ve Suriye'de 30 kilometre kadar derinliği olacak bir güvenli bölge oluşturmaya çalıştığına işaret eden Türkoğlu, şöyle devam etti:

"Bu güvenli bölgenin Ankara için ilk amacı, Türkiye sınırının güvenliğinin sağlanması ve doğu Suriye'den Türkiye'ye yönelik terörizm tehdidinin yok edilmesidir. Bunun için bu bölgenin Türkiye tarafından denetlenmesi kadar PYD, YPG, DEAŞ unsurlarından temizlenmesi de Türkiye Cumhuriyeti devlet için büyük önem taşımaktadır. DEAŞ'la mücadeleye gelince 30 ilde 64 noktada terör ve istihbarat birimlerinden uzmanları bünyesinde bulunduran risk analiz birimleri oluşturularak terör örgütü, IŞİD, El Kaide ve yabancı teröristlere ağır darbe indirilmiştir."

HDP'nin grup önerisi de kabul edilmedi.

CHP'nin, Denizli Acıpayam depreminde toplanan paralara ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesine dair CHP Grup önerisi de konuşmaların ardından reddedildi.

TBMM Genel Kurulunda, Edirne Milletvekili Fatma Aksal ve Kayseri Milletvekili İsmail Emrah Karayel ile AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan Su Ürünleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.

Temel kanun olarak görüşülen teklifin tümü üzerinde söz alan İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, teklifin 48 yıl sonra değiştirilmek üzere Genel Kurula geldiğini, bu durumun, üç tarafı denizlerle çevrili olan Türkiye'de su ürünlerine dair yasama çalışmalarının eksikliğini gösterdiğine işaret etti.

Balık popülasyonunun korunmasında ve kaçak avcılığın engellenmesinde ruhsata el koymanın ve para cezalarının yeterli olmadığının görüldüğünü dile getiren Dervişoğlu, caydırıcılığın yeterli olmamasının, yasak ve kontrolsüz avlanmanın önünü açtığını söyledi.

MHP İzmir Milletvekili Hasan Kalyoncu, terör örgütlerinin çevreyi ve çevre sorunlarını ülkeye zarar verecek faaliyetlerinin malzemesi haline getirmelerinim engellenmesi gerektiğini belirtti.

Faaliyetlerinin odağına yeşili, doğayı veya doğal hayatı koruma kavramlarını yerleştiren terör örgütleri için çevreci hareketlerin, kitlesel eylem alanı ve eylemci bulma fırsatı durumuna geldiğini ifade eden Kalyoncu, şöyle konuştu:

"FETÖ, DEAŞ veya benzeri örgütlerin terörist emel ve eylemlerini din maskesiyle cilalamaları gibi, çevrecilik örtüsünü pek severek kullanan yapılara karşı uyanık olmak samimi çevreci kuruluşların görevidir. Günümüzde orman yakan PKK ve destekçileri çevreci örtüyü sıkça kullanır hale gelmektedir. Halkımızın çevre sorunlarına yönelik duyarlılığı, ülke yararına ve biyoçeşitliliğin korunmasına ve geliştirilmesine yönlendirmesi gerekmektedir. Çevre sorunlarını terör eylemi haline gelmekten uzak tutmak gerekmektedir."

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal da balıkçılık alanında avcılıkla ilgili tutumda gerileme olurken ihracat gerekçesiyle hızlıca kültür balıkçılığının önünün açıldığını söyledi.

Kültür balıkçılığının denizdeki florayı bozduğunu, aynı zamanda uygulanan yemlerle denizin tabanının da kirlendiğini ifade eden Sarıbaş, "Fütursuzca ve kuralsız bir şekilde ülkenin her tarafında, tatlı su demeden, tuzlu su demeden kültür balıkçılığının önü açılmakta ve buralarda ciddi anlamda bir kirlenmeyi de beraberinde getirmekte." diye konuştu.

Teklifin maddelerine ilişkin de değerlendirmede bulunan Sarıbal, teklifle fahri denetçiliğin geleceğini dile getirerek, "Ne iş yaptığını, ne olduğunu, hangi sıfatının olduğunu bilmediğimiz kişilere bir fahri gönüllülük üzerinden denetçilik vereceğiz ama bu meslektaşlarımıza hiçbir sorumluluk vermeyeceğiz." dedi.

Sarıbal, su ürünleri alanında eğitim alan kişilerin teklifle istihdamının sağlanmasını istedi.

AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal ise 1971'de yürürlüğe giren Su Ürünleri Kanunu'nun, gelişen teknolojik imkanlar, çevresel, ekonomik ve sosyal hususlarla sektörün ihtiyaçları da göz önüne alındığında bugünün koşullarına uygun hale getirilme ihtiyacını ortaya çıkardığını söyledi.

Hazırlanan kanun teklifiyle balıkçılık kaynaklarının korunması ve su ürünlerinin sürdürülebilir yönetimine ilişkin hususlarda düzenlemeler yapıldığını dile getiren Aksal, ticari amaçlı su ürünleri avcılık faaliyetlerinde bulunacak gerçek ve tüzel kişilerle ticari amaçlı su ürünleri avcılık ya da yetiştiricilik faaliyetinde bulunacak gemiler ve diğer su vasıtaları için Tarım ve Orman Bakanlığından ruhsat tezkeresi veya izin alınmasının zorunlu hale getirildiğini belirtti.

Türkiye'de su ürünleri yetiştiriciliğinin 2001'den itibaren sürekli artış gösterdiğini ifade eden Aksal, üretilen su ürünlerinin önemli bir kısmının da ihraç edilerek Türkiye ekonomisine ciddi döviz girdisi sağladığını vurguladı.

Teklifle, su ürünleri avcılığının çok geniş alanlarda ve günün her saatinde yapıldığı için avcılık faaliyetlerinde getirilen düzenlemelere aykırılıkların denetlenmesi amacıyla "fahri su ürünleri görevlisi" uygulamasının getirildiğini belirten Aksal, yapılan değişiklikle, doğal kaynakların korunması amacıyla su ürünlerini izinsiz olarak yurt dışına çıkaranlara ve yurt içine canlı olarak sokanlara 5 bin liradan 100 bin liraya kadar para cezası verileceğini ifade etti.

Teklifin tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından Meclis Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç birleşime ara verdi.

Bilgiç, verilen aranın ardından komisyonun yerine oturmaması üzerine birleşimi, yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.