2012-04-26 - 14:35
CHP'Lİ KART'IN BASIN TOPLANTISI?
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında terör ve terörizm finansmanı konularında başta olmak üzere Türkiye'de istihbarat faaliyetlerinde yabancı uzmanların çalıştırılması konusuna değindi ve bu konuda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesi hakkında bilgi verdi.
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında terör ve terörizm finansmanı konularında başta olmak üzere Türkiye'de istihbarat faaliyetlerinde yabancı uzmanların çalıştırılması konusuna değindi ve bu konuda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesi hakkında bilgi verdi.

2005-2006 yıllarından itibaren illegal olarak faaliyet gösteren bu uzmanların Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı Kanunuyla 2010 yılından itibaren yasal himaye altına alındığını ileri süren Kart, bu kişilerin ağırlıklı olarak istihbarat ve yargı birimlerinde çalıştıklarının bilindiğini, sayılarının 3 bin'i aştığına dair bilgiler söz konusu olduğunu belirtti.

CHP'li Atilla Kart, sözlerinde şunları kaydetti:

"Terör, terörizmin finansmanı konuları başta olmak üzere, Türkiye 'de istihbarat faaliyetlerinde "Yabancı Uzmanların" çalıştırıldığı bilinmektedir. 2005-2006 yıllarından itibaren "illegal" olarak faaliyet gösteren bu uzmanlar, Kamu Düzeni ve Güveni Müsteşarlığı Kanunuyla 2010 yılından itibaren "yasal himaye" altına alınmışlardır.

Bu kişilerin ağırlıklı olarak "İstihbarat ve Yargı" birimlerinde çalıştıkları bilinmektedir. Sayılarının 3000'i aştığına dair bilgiler söz konusudur. Bu konuları tahkike yönelik olarak, Genel Kurul'da yönelttiğimiz sorulara Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay "Ben de bilmiyorum?" diye cevap vermiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti adına utanç duyulması gereken bu açıklamaya bu güne kadar herhangi bir düzeltme gelmemiştir. Bir başka ifadeyle, hakkında Deniz Feneri soruşturmasında "Köstebeklik" yaptığı iddiası ve bulguları bulunan Beşir Atalay, yukarıda anlatımı yapılan konuda da "Taşeron Bakan" olarak adlandırılmayı kabullenebilmiş ve sindirmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Yurttaşı olarak bu gelişmelerden büyük üzüntü, kaygı ve ıstırap duyduğumuzu yeri gelmişken bir kez daha ifade ediyoruz.
2006-2007 yıllarından bu yana Türkiye'de önce illegal, daha sonra ise legal-illegal yol ve yöntemlerle çalışan - çalıştırılan bu Kişilerin, Türkiye Gündemini belirleyen kritik soruşturmalar yoluyla, Yargı ve Siyasete müdahale ettikleri görülmektedir.

Amerikan Adalet Bakanlığının internet sitesinde kısaca OPDAT adı verilen Kuruluşun; Türkiye'de Dışişleri Bakanlığı ile yakın işbirliği içinde çalıştığı, ABD Büyükelçiliğinin, Türk Hükümetinin PKK ve diğer terör örgütlerinin işlediği cinayetlere karşı mücadelesine destek verdiği terörle mücadele mevzuatını geliştirmek ve ceza davalarında, mali dolandırıcılık ve kamu yolsuzluklarında yardımcı olduğu belirtilmektedir.

Bu süreçte, Başbakan Erdoğan'ın, 5 Kasım 2007 tarihinde ABD Başkanı Bush ile yaptığı görüşmenin, icrai ve tarihi bir öneminin olduğunu da yeri gelmişken bir kez daha ifade ediyoruz. Yine bu süreçte, Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in, 2-3 Aralık 2010 tarihlerinde 24 saatliğine ABD Başkentine gidip, ABD'li meslektaşıyla 1 saat görüşmesi ve bu görüşme içeriğinin kamuoyuyla paylaşılmaması,başlı başına sorgulanması gereken önemdedir.
Türkiye aradan 4 aya yakın süre geçmiş olmasına rağmen Uludere katliamının hesabını soramamaktadır. Bu ilişkiler mutat nitelikte değildir. Hiçbir ülkeyle bu nitelikte ve bu yoğunlukta adli yardım ilişkisi mevcut değildir. Bu ilişkiler Türkiye ile ABD arasında tek yönlü olarak yargı ve istihbarat alanında bağımlılık ilişkisinin doğduğunu göstermektedir.

Hükümetin, iş bu soru önergesinde dile getirdiğimiz konu ve soruları yine geçiştireceğini, somut cevaplar vermeyeceğini çok iyi biliyoruz. Çünkü Hükümet, suçüstü halindedir ve işbirliği içindedir. Bu sebeple, bu konuların ve soruların resmi kayıtlara intikal etmesi ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla, soru önergesi yoluyla dile getirilmesine gerek görülmüştür."

Gazetecilerin TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in tutuklu milletvekillerinin durumu konusunda muhalefet partisi grup başkanvekilleriyle yaptığı görüşme ve varılan mutabakata ilişkin sorularını da yanıtlayan Kart, sorunun çözümüne yönelik yapılabilecek yasal düzenlemelerden örnekler verdi. Kart, ''Yeter ki siyasi iktidar samimi bir yaklaşım içinde olsun. Çünkü, muhalefet partilerinin bu konudaki kanun tekliflerinin hayata geçmesi, ancak siyasi iktidarın samimi yaklaşımına bağlıdır. Bu yaklaşım içinde bir değerlendirme yapıldığı zaman inanıyorum ki bu konu önümüzdeki hafta içinde sonuca bağlanmış olur''dedi. (14:35)