2016-03-03 - 11:16
2016 YILI BÜTÇESİ TBMM GENEL KURULU'NDA...
TBMM Genel Kurulu'nda, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı'nın 2016 yılı bütçeleri kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığının 2016 yılı bütçelerinin görüşülmesine başlandı.

Genel Kurul, Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı.

Bakanlıkların yanısıra; Rekabet Kurumu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, Orman Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Meteoroloji Genel Müdürlüğü ve Türkiye Su Enstitüsü'nün de bütçeleri görüşülecek.

Bütçeler üzerinde ilk sözü, MHP Adana Milletvekili Mevlüt Karakaya aldı.

MHP Adana Milletvekili Mevlüt Karakaya, ticarette nakit akışının önemine değinerek, Türkiye'de ticaretin finansmanının, firmaların birbirlerine ve müşterilerine açtıkları borçlarla, kredilerle yürüdüğünü belirterek, son günlerde ise ekonomik güven endeksinin düştüğünü, bunun da ticareti olumsuz etkilediğini savundu.

İcra dosyalarının ve senetlerin protesto sayılarının da arttığını ifade eden Karakaya, çeklerin ise önemli bir sorun yaratmaya başladığını, bunlarla ilgili hile ve dolandırıcılık olaylarında yükseliş görüldüğünü öne sürdü. Karakaya 2009'da 5 bin 500 olan iflasın ertelenmesi sayısının, 2014'te 12 bin 339 olduğunu söyledi.

AK PARTİ hükümetlerinin, bir taraftan veriyor gibi görünürken, bir taraftan da geri aldığını iddia eden Karakaya, 2023 hedeflerinin ise 2001'de devlet politikası haline geldiğini ve 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı'nda yazılarak arşivlerde yer aldığını, ancak buna karşın AK PARTİ temsilcilerinin, bunu kendi hedefleriymiş gibi yansıttığını ileri sürdü.

Piyasalara doğrudan müdahale edilerek, narh getirilmeye çalışıldığını savunan Karakaya, "Yani zannediyorlar ki talimatla piyasalar fiyatlama yapacak. Serbest piyasa ekonomisine geçeli 30 yıl oldu. Dolayısıyla 'Fiyatlar düşecek' demeyle fiyatlar düşmüyor. Dediniz ne oldu, düştü mü? Düşmedi" diye konuştu.

Karakaya, "Bu kafayla gidilirse öyle zannediyorum ki Adalet ve Kalkınma Partisinin Sayın Bakanları, 1970'lerdeki karne uygulamasını da ete, ekmeğe getirecekler gibi görünüyor" görüşünü öne sürdü.

MHP İstanbul Milletvekili İzzet Ulvi Yönter, bütçelerin gerçekçi olması gerektiğini belirterek, "Bunun tam tersine, AKP'nin tüm bütçeleri duvara toslamış, milletimize bir yarar ve refah sağlamamıştır. 14 yıldır AKP bütçe patinajı yapmış ne çiftçiyi ne emekliyi ne işçiyi ne memuru ne esnafı ne de dar ve orta gelirli vatandaşlarımızı hatırlayabilmiştir. Bütçe, bir avuç kaymak tabakanın, sonradan görme küçük bir azınlığın emrine, insafına ve keyfine tahsis edilmiştir" iddiasında bulundu.

Emperyalizmin kanlı yüzünün, hep enerji kaynaklarının bulunduğu yerlerde kendini gösterdiğini dile getiren Yönter, "Asırlardır, her satırı kinle, düşmanlıkla, daha fazla alma, daha çok kazanma hevesiyle yazılmış ve sürekli güncellenen bir oyun içimizde ve çevremizde sahnelenmektedir. Bunun adı kimi zaman 'Doğu sorunu' kimi zaman 'tarihi Şark meselesi' kimi zaman da 'Büyük Orta Doğu Projesi'dir" ifadesini kullandı.

Türkiye'nin enerji bağımlısı bir ülke konumunda bulunduğunu ifade eden Yönter, ithalat içinde enerjinin payının yüzde 18 civarında olduğunu ve bunun gün geçtikçe arttığını söyledi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak'a seslenen Yönter, "14 yıldır enerji alanında götüren götürmüş, köşeyi dönen dönmüştür. Şimdi bunları çıkarmak hatta adalete teslim etmek kendisinin boynun borcudur" diye konuştu.

MHP Ankara Milletvekili Mustafa Mit, borun, stratejik öneme sahip madenlerden biri olduğunu belirterek, dünyadaki bor rezervlerinin yüzde 74'ünün Türkiye'de bulunduğuna dikkati çekti. "Geleceğin en kritik madenini bordur" ifadesini kullanan Mit, borun kullanım alanlarının yaygınlaştırılması gerektiğini belirtti.

MHP Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz, Orman Genel Müdürlüğünün köklü bir kuruluş olduğunu ve bugüne kadar önemli çalışmalara imza attığını hatırlatarak, "Orman ve Su İşleri Bakanı, ormancılık tarihinin kendisiyle başladığını düşünüyor. Niye başladığını düşünüyor? Çünkü ormancılıkla ilgili çok fazla bilgisi yok. Suya dalmış, bir türlü sudan çıkamayan bir bakanla karşı karşıyayız. Şimdi, burası Orman ve Su İşleri Bakanlığı değil değerli arkadaşlar, Veysel Hoca'nın çiftliği gibi kullanılıyor" görüşünü ileri sürdü.

Binlerce orman mühendisinin bir yerde iş bulamadığını savunan Yılmaz, "Sayın Bakan öyle bir çiftlik kurmuş, öyle bir düzen kurmuş ki ağabeyinin oğlunu özel kadrodan işe alıyor. Yetmiyor, geçen kızını evlendirdi, Allah mesut etsin, kayınbiraderini basın müşavirliğine atıyor; bir başka kuzenini danışman olarak atıyor. Yetmiyor, milletvekilinin çocuğunu özel kalemden işe alıyor, maaşı düşük diye Enerji Üst Kuruluna atıyor" dedi.

Orman ve Su İşleri Bakanlığına ilişkin iddialarda bulunan Seyfettin Yılmaz, "Yüce adaletten kurtuluş yok. Adalet geç işler ama mutlaka yerini bulur. O bakanı Yüce Divan'a göndereceğim. Nokta. Çünkü kamunun malı var burada" dedi.

Söğütözü Milli Parkı arazisi içinde ise bir restorana yer verildiğini aktaran Yılmaz, "Sizin göreviniz balıkçılık, kebapçılık yapmak mı Sayın Bakan? Yani Atatürk'ün yadigarı yerine balıkçı ve kebapçı yapılabilir mi" ifadelerini kullandı.

Geçmişte Veysel Eroğlu'nun Özel Kalem Müdürlüğü görevinde bulunan, şu anda ise AK PARTİ Gümüşhane Milletvekili olan Cihan Pektaş ile ilgili iddialarda da bulunan Yılmaz, "Strateji Geliştirme Başkanlığı vardır, 6400 ek göstergesi yani bürokrasinin en tavanıdır, en tepesidir. Özel Kalem Müdürü 3,5 yıl özel kalem müdürlüğü yapıyor, 6400'den maaşını alıyor. Özel kalemin maaşı kaç lira Sayın Bakan? 3 bin lira. Strateji geliştirmenin maaşı ne kadar? 6 bin 500 lira. Aradaki fark kaç lira? 3 bin 500 lira. Çarp on iki ayla, çarp üç buçuk yılla, 150 milyar lira" diye konuştu.

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, "Arkadaşımız bizde bölge müdürüydü, sonradan vazifeden alındı. Onun isyanını gerçekleştiriyor" diyerek başladığı konuşmasında, "Allah'a şükürler olsun, biz, Bakanlıktaki her şeyi kanuna ve mevzuata uygun yapıyoruz" görüşünü dile getirdi.
Eroğlu, şunları kaydetti:

"Defalarca benim ağabeyimden bahsediyor, benim ağabeyim yok. Sadece bir yakınım 12 yıllık çevre mühendisiydi, ben Çevre ve Orman Bakanı iken 'Gel, bana yardım et' dedim, çok iyi bir çevre mühendisi, geldi. Sonra, Çevre ve Orman Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı olunca, çevre başka kuruma gitti. 'Ben burada faydalı olamıyorum' diye, hafriyat işine değil tamamen oradaki çöp yani katı atık bertaraf tesisleriyle alakalı birime gitti, daha önce orada çalışıyordu zaten. Yapılan şey bu."

Fatih ormanlarındaki Parkorman hakkında ise Eroğlu, "Parkorman'da şu ana kadar bir tek ağaç kesilmiş değil, herhangi bir şey yapılmış değil. Bir çocuk parkı yapılacak. Bir tek ağaç kesilmiyor orada" ifadesini kullandı.

Bakanlıkta zimmetine para geçiren bir elemanın ise tespit edildiğini ve bu kişinin şu anda hapiste olduğunu anımsatan Eroğlu,"Gereğini yaptık, şu anda hapiste. Ne yapabilirdik? Neticede, bu konuda da dava açıldı" diye konuştu.

Hafriyat konusundaki iddialarla ilgili olarak da Eroğlu, şu bilgileri verdi:

"Hafriyatla alakalı daha önceki dönemde bütün grup başkanları dedi ki, 'Bu ihale edilmesin, İzmir'de de İstanbul'da da, Mersin'de de hafriyat döküm yerleri için ihtiyaç var, bunu belediyelere verelim'. Oy birliğiyle burada bir kanun çıktı, belediyeye verildi. Hatta geçmişte alınan paradan çok daha fazlasını biz büyükşehir belediyelerinden alıyoruz. Daha yeni İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığına bir alan tahsis ettik, tamamen bu. Bunu özellikle vurgulamak istiyorum."

Seyfettin Yılmaz da geçmişte Adana Orman Bölge Müdürlüğü görevinde bulunduğunu anımsatarak, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu göreve gelince dilekçe vererek görevinden kendisinin ayrıldığını söyledi.

AK PARTİ Milletvekili Gümüşhane Milletvekili Cihan Pektaş da Seyfettin Yılmaz'ın, hakkındaki menfi iddialar nedeniyle görevden alınmasının gündeme geldiğini ifade ederek, "Ancak Bakanlıktaki bazı kuşlar görevden alınacağını söyleyince arkadaş, maalesef kaçıp Adana Belediyesine geçti" iddiasında bulundu.

MHP Adana Milletvekili Muharrem Varlı, Adana'daki Yedigöze Barajı'nın atıl durumda olduğunu savunarak, bölgedeki çiftçilerin mağdur olduğunu ve kendi imkanlarıyla sulama yaptığını söyledi.

AK PARTİ İstanbul Milletvekili Mehmet Metiner, dün düzenlediği basın toplantısında söylediği bazı sözlerle ilgili, "Kastettiğim CHP Grubu'nun tamamı değildir. Öyle bir algı oluşmuşsa CHP Grubundan özür dilerim. Ama Cumhurbaşkanı'mıza bu şekilde hakaret eden herkesi, anladığı dilden cevaplamayı da kendimiz, grubumuz adına bir zorunluluk addederiz" değerlendirmesinde bulundu.

TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, Anayasa'ya göre Cumhurbaşkanının devletin başı olduğunu belirterek, "Hem devletin başı olan hem de milletin yüzde 52 oyu ile seçilen Cumhurbaşkanıyla ilgili konuşurken, lütfen ithamdan, iftiradan uzak konuşunuz" dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığının 2016 yılı bütçesi üzerinde, HDP'li milletvekilleri söz aldı.

HDP Kars Milletvekili Ayhan Bilgen, konuşmasında Osmanlı döneminde yaşandığını belirttiği bazı olaylara ilişkin tespitlerde bulundu.

Hasta haklarının insan haklarının bir parçası olduğuna değinen Bilgen, "Hasta olmak insan olmanın bir gereğidir. Fiziğiniz rahatsız olabileceği gibi, ruh sağlığınızda da sıkıntı olabilir. Yani bu ayıplanacak, kınanacak, utanılacak bir şey değil. Ama insanlık tarihi, İslam tarihi, bu coğrafyada daha önce kurulan devletlerin de bazen yöneticilerinin ruh sağılıklarıyla ilgili sıkıntılar yaşamıştır. Dolayısıyla, bu meseleyi asla bir şahsi mesele falan gibi görüp bir polemiğe neden olacak yaklaşıma girmemek lazım" dedi.

Bilgen, Türk turizminin, Rus uçağının düşürülmesinden olumsuz etkilendiğini belirterek, "Uçak düşürülürken, bunun bedelini turizmci, tüccar öder mi diye düşünülmedi. Yüzde 40 oy almış Bülent Ecevit, daha sonra yüzde 2'lere düştü yazar kasa ile. Esnafı önemsemek gerekiyor" ifadesini kullandı.
Akaryakıt kaçakçılığı konusundaki düşüncelerini aktaran Bilgen, şöyle devam etti:

"MHP'li Şevket Bülent Yahnici, 1990'lı yıllarda, 'önden beyaz toros gitmeden ne uyuşturucu ne de akaryakıt kaçaklığı yapılır' demişti. Herhalde o beyaz toroslar da örgüte eskortluk yapmıyordu, o zaman başkalarına yapıyordu. O zaman akaryakıt kaçaklığı yapan firmaların yönetiminlerinde kimlerin olduğuna bakarsanız, kaçakçılığı kimlerin yaptığını görürsünüz. Oralarda güvenlik birimlerinin yöneticilerinin olduğunu görürsünüz."

AK PARTİ Grup Başkanvekili İlknur İnceöz, kürsüden yapılan konuşmaların ülkeyi, devleti savunacak şekilde olması gerektiğini belirterek, "Rus uçağı düşürüldü ve bugün durumu toparlamak için amuda kalkıyorsunuz" şeklindeki ifadeleri reddettiklerini söyledi. İnceöz, "Suriye sınırında Rus uçakları hava sahamızı ihlal ederken, gerekli ihtarlar yapılırken... Elbette Türkiye Cumhuriyeti muz cumhuriyeti değildir ve gerekeni yapacaktır ve yapmıştır da" dedi.

Bilgen'in konuşmasında, ironi şekilde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve partisinin milletvekillerine hakaretvari şekilde, ruh sağlığının bozukluğundan bahsetmesini kınayan İnceöz, "Hatibin öncelikle aynaya bakmasını tavsiye ediyorum. Böyle bir konuşma yapmakla kendini teşhir etmiştir" ifadesini kullandı.

Sataşma gerekçesiyle kürsüye gelen HDP'li Bilgen, bir insanın akıl sahibi olması gerektiğini belirterek, "Benim ruh sağlığımla ilgili sorun varsa, hakem heyeti kurulur ve bir karar verir. Sayın Cumhurbaşkanı ya da başka birileri... Benim kişilerle işim yok ama ülke siyasetiyle ilgili olan, yöneten, sorumluluk almış olanların eğer sorunları, sıkıntıları varsa bunun bedelini ülke ödemesin" dedi.

Bilgen, AK PARTİ'li milletvekillerinin laf atması üzerine, "Bu ülkede deli İbrahim diye bir padişah vardı, bana şimdi hikayelerini anlattırmayın burada" diye konuştu.

TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın ve AK PARTİ'li milletvekilleri bu sözlere tepki gösterdi.

Aydın, "Sizi kaba ve yaralayıcı sözler söylemekten men ediyorum" diyerek tepkisini ortaya koydu.

Ayhan Bilgen, kendisine laf atan AK PARTİ'li milletvekillerine, "Bugün ülke acz içerisindeyse, ülke rezil olmuşsa, bir tane komşumuz kalmamışsa bunun sorumlusu sizsiniz" sözlerini söyledi.

Başkanvekili Aydın, Bilgen'e, "Kötü söz sahibini, hatibi bağlar. Tenkit edebilirsiniz, eleştirebilirsiniz bu doğal hakkınız ama hiç kimseyi bu kürsüden tahkim edemezsiniz. Ne bu millet ne bu Meclis ne de Divan bunu kabul edemez. Birisi size 'şuurunuzu kaybetmişsiniz, psikolojik tedaviye ihtiyacınız var' derse, bunu kabul eder misiniz?" karşılığını verdi.

Anayasa'nın 104. maddesine göre Cumhurbaşkanı'nın devletin başı olduğunu, bu sıfatla Türkiye'nin ve Türk milletinin birliğini, TBMM adına TSK Başkomutanlığını temsil ettiğini belirten Aydın, "Hem devletin başı olan hem de milletin yüzde 52 oyu ile seçilen Cumhurbaşkanı ile ilgili konuşurken, lütfen ithamdan, iftiradan uzak konuşunuz. Cumhurbaşkanımızı halkın nezdinde karalamaya yönelik bu propagandanızı millet ve Meclis kabul etmez. İçtüzüğün 161. maddesi; Cumhurbaşkanına, Meclis Başkanına, TBMM Başkanlık Divanına yapılacak saldırıları, ithamları men ediyor. Herkes kullacağı sözün nereye varacağını bilerek konuşmalı" değerlendirmesinde bulundu.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay'ın talebi üzerine, Başkanvekili Aydın'ın tutumu hakkında usul tartışması açıldı.

Başkanvekili Aydın, gerekmesi halinde İçtüzük'deki yetkilerini kullanabileceğini belirtti.

AK PARTİ Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, anayasaya göre Cumhurbaşkanı'nın devletin başı olduğuna dikkati çekerek, "Bugüne kadar hep milletin gönlünde taht kuran liderlere aynı hakaretler yapıldı. Celal Bayar'a, Adnan Menderes'e, Turgut Özal'a de bu hakaretleri yaptılar. Bu hakaretleri size iade ediyoruz" dedi.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, İçtüzüğe göre TBMM Başkanvekilinin Genel Kuruldaki tartışmalara katılamayacağını ve müdahale edemeyeceğini ifade etti.

Genel Kuruldaki kavasla Cumhurbaşkanının aynı haklara sahip olduğunu belirten Altay, "Cumhurbaşkanının her ismi zikredildiğinde hoplarsanız, zıplarsınız, bu olmaz. Cumhurbaşkanını peygamber bile yaptınız. Sizin bu söyledikleriniz yüzünden bu hale geldi Cumhurbaşkanı" iddiasında bulundu.

AK PARTİ Grup Başkanvekili İnceöz, herkesin eleştirilebileceğini ancak eleştirinin tahkir edecek, hakaretvari şekilde olamayacağına işaret ederek, bilinç altı mesajlarla yüzde 52 oy almış Cumhurbaşkanına hakaret edildiğini vurguladı.

HDP Grup Başkanvekili Baluken, "Cumhurbaşkanı'nın şahsı ya da ailesiyle ilgili tartışmaların içinde olmayız ama Cumhurbaşkanı'nın görevinin dışındaki tutumlar ve Hükümete verdiği talimatlar konusunda en sert eleştirimizi yaparız" dedi.

Başkanvekili Aydın, konuşmaların ardından tutumunda değişiklik olmadığını belirtti.

HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ise AK PARTİ'nin "milli görüş gömleğini çıkardım" dediği milli görüş düşüncesinin, ormanı, ağacı savunurken; şimdi iktidarın, "baltalar elimizde, uzun ip belimizde, biz gideriz ormana hey ormana" dediğini savundu.

Ormanı katleden hoyrat bir sermaye grubu olduğunu savunan Önder, "Önce 'Cerattepe'de altın var' denildi fakat sonra altını bakır yaptılar. Bakan, 'madeni çıkarmak için kapalı galeri yapacağız' dedi. 17 milyon ton rezervden bahsediliyor. Yani aşağı yukarı 8,5 milyon metreküplük bir alan oluşacak toprağın altında. Toprağı 8,5 milyon metreküp oyarsak, hiç bir şey kalmaz" dedi.

Önder, Artvin'in yeryüzünün en cennet yerlerinden birisi olduğuna işaret ederek, "Şirket, 'kapalı galeri olursa ağaç kesmeyeceğiz, siyanür kullanmayabiliriz' diyor. Burada, adı gibi Ali Cengiz oyunu yapıyor; 'ağaç kesimi yapmayacağız ama heyelanı önlemek için toprak 5 metreye kadar sıyrılıcak' diyor. 5 metre toprak nasıl sıyrılacak? Yani sayın bakan, sizi traş edecekler, bu saçları ağaç kabul edersek, burayı kesecekler, yani kelleştireceğiz diyor. Bu olabilir mi?" diye sordu.

Cerattepe'de adı geçen firmanın madencilik alanında tecrübesinin olmadığını iddia eden Önder, şunları kaydetti:

"3. havaalanı inşaatına başlanmadan önce iktidar, havaalanının yapıldığı arazi için 'orası madenciler tarafından kelleştirilmiş, çoraklaştırılmış diyordu. Artvin'in geleceğini merak edenler, 3. havaalanının yerinin daha önce ne olduğuna baksınlar. Oranın ne kadar yeşil olduğuna bakarak, Artvin'in ne olacağını düşünsünler."

****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****