2012-05-28 - 13:15
Akif Hamzaçebi: "Görüşmeler, referandumda toplu sözleşme hakkına, olduğunun ötesinde anlam yükleyen memur sendikaları açısından başarısızlıktır. Referandumda memurları 'evet'e çağıran sendikalar, memur ve emeklilerinden özür dilemelidir."
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, hükümetin memur sendikalarıyla yürüttüğü müzakerelere ilişkin parlamentoda basın toplantısı düzenledi.
"Görüşmeler, referandumda toplu sözleşme hakkına olduğunun ötesinde anlam yükleyen memur sendikaları açısından başarısızlıktır" diyen Hamzaçebi, "Referandumda sadece bir kelime değiştirilerek görüşmeler 'toplu sözleşme' adını aldı. Hakem kurulu kararının da kesin, değişmez olduğu ve dava açılmasının mümkün olmadığı kabul edildi. Biz o zaman referandumda bunun bir aldatmaca olduğunu söylemiştik ve bugün ne kadar haklı olduğumuz ortaya çıktı. 5 aydır memur maaşlarına zam verilememiştir ve bu Cumhuriyet tarihinde bir ilktir. Ancak 'gecikme zammını kopardık' diyen sendikalar var" diye konuştu.
Hükümetin teklif ettiği yüzde 3+3,5 zam oranının yılsonu gerçekleşecek enflasyon rakamının altında kalabileceğini belirten Hamzaçebi, "İlk dört ayda enflasyon rakamı 3,1'dir. Geçmiş yıllara bakıldığında tahmin edilen enflasyon oranıyla, yıl sonu gerçekleşen arasında fark olduğu açıktır. 2011 yılında enflasyon hedefi yüzde 5,3 olarak tahmin edilmiş, ancak yılsonunda gerçekleşen yüzde 10,5 olmuştur. Ayrıca Merkez Bankası'nın bu yıl için açıkladığı enflasyon rakamının yüzde 6,5 olduğu göz önüne alındığında; hükümetin teklifi samimiyetsizdir" dedi.
Hamzaçebi, 12 Eylül referandumda memurları 'evet'e çağıran sendikaların, memurlardan ve emeklilerinden özür dilemesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
Hamzaçebi, toplantı sonrası "Başbakan'ın son günlerde üslubunu nasıl değerlendiriyorsunuz?" şeklinde bir soruyu şöyle cevaplandırdı: " Başbakan, Türkiye'nin gündeminde olmaması gereken suni konularla ilgili görüşlerini bildiriyor. Nüfus artış hızındaki yavaşlama, bir ülkenin eğitim düzeyinin, kadının istihdamdaki yerinin ve gelir seviyesinin artışıyla paralellik göstermektedir. Ayrıca Başbakan'ın sözünü ettiği konu, ailelerden kabul görecek bir konu değildir. Çiftlerin kendi kararlarına, yönetimin müdahale etmesi doğru değildir."
Hamzaçebi, Başbakan'ın "ölü sevici" sözleriyle ilgili olarak da şunları söyledi: "Uludere'de bir acı yaşanmıştır. Burada yapılması gereken özür dilemektir. Hükümet bu süreci iyi yönetememiştir. Adli ve idari soruşturma konusunda kamuoyu bilgilendirilmemiştir. Soruşturma, sürat ve ciddiyetle yapılarak sonuçları kamuoyuyla paylaşılmalıdır."
Başbakan'ın "Ana muhalefet yeni anayasa konusunda mızıkçılık sinyali veriyor" sözlerini de değerlendiren Hamzaçebi şunları söyledi: "Başbakan'ın bu sözlerine hayret ettim. Bu söz, bizim Anayasa Uzlaşma Komisyonu'ndaki tavrımızla yan yana getirilemeyecek biz söz. CHP'nin görüşlerini Anayasaya yansıtmanın samimiyetle gayreti içindeyiz. Ancak AKP'nin Komisyondaki tutumunu özgürlükçü bulmadık. AKP'nin tutuklu vekillerle ilgili tutumunu göz önüne alırsak 'mızıkçı' kelimesi daha uygun düşer. Çünkü bu süreçte AKP'nin bir görüşü olması gerekir. Partiler bir uzlaşma metni hazırladı ancak AKP bu metni bir kenara attı. Bizim Uzlaşma Komisyonu'nda kalkıp gideceğimiz düşünüldü ancak bakalım kim kalkıp gidecek?" (13:15)
"Görüşmeler, referandumda toplu sözleşme hakkına olduğunun ötesinde anlam yükleyen memur sendikaları açısından başarısızlıktır" diyen Hamzaçebi, "Referandumda sadece bir kelime değiştirilerek görüşmeler 'toplu sözleşme' adını aldı. Hakem kurulu kararının da kesin, değişmez olduğu ve dava açılmasının mümkün olmadığı kabul edildi. Biz o zaman referandumda bunun bir aldatmaca olduğunu söylemiştik ve bugün ne kadar haklı olduğumuz ortaya çıktı. 5 aydır memur maaşlarına zam verilememiştir ve bu Cumhuriyet tarihinde bir ilktir. Ancak 'gecikme zammını kopardık' diyen sendikalar var" diye konuştu.
Hükümetin teklif ettiği yüzde 3+3,5 zam oranının yılsonu gerçekleşecek enflasyon rakamının altında kalabileceğini belirten Hamzaçebi, "İlk dört ayda enflasyon rakamı 3,1'dir. Geçmiş yıllara bakıldığında tahmin edilen enflasyon oranıyla, yıl sonu gerçekleşen arasında fark olduğu açıktır. 2011 yılında enflasyon hedefi yüzde 5,3 olarak tahmin edilmiş, ancak yılsonunda gerçekleşen yüzde 10,5 olmuştur. Ayrıca Merkez Bankası'nın bu yıl için açıkladığı enflasyon rakamının yüzde 6,5 olduğu göz önüne alındığında; hükümetin teklifi samimiyetsizdir" dedi.
Hamzaçebi, 12 Eylül referandumda memurları 'evet'e çağıran sendikaların, memurlardan ve emeklilerinden özür dilemesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
Hamzaçebi, toplantı sonrası "Başbakan'ın son günlerde üslubunu nasıl değerlendiriyorsunuz?" şeklinde bir soruyu şöyle cevaplandırdı: " Başbakan, Türkiye'nin gündeminde olmaması gereken suni konularla ilgili görüşlerini bildiriyor. Nüfus artış hızındaki yavaşlama, bir ülkenin eğitim düzeyinin, kadının istihdamdaki yerinin ve gelir seviyesinin artışıyla paralellik göstermektedir. Ayrıca Başbakan'ın sözünü ettiği konu, ailelerden kabul görecek bir konu değildir. Çiftlerin kendi kararlarına, yönetimin müdahale etmesi doğru değildir."
Hamzaçebi, Başbakan'ın "ölü sevici" sözleriyle ilgili olarak da şunları söyledi: "Uludere'de bir acı yaşanmıştır. Burada yapılması gereken özür dilemektir. Hükümet bu süreci iyi yönetememiştir. Adli ve idari soruşturma konusunda kamuoyu bilgilendirilmemiştir. Soruşturma, sürat ve ciddiyetle yapılarak sonuçları kamuoyuyla paylaşılmalıdır."
Başbakan'ın "Ana muhalefet yeni anayasa konusunda mızıkçılık sinyali veriyor" sözlerini de değerlendiren Hamzaçebi şunları söyledi: "Başbakan'ın bu sözlerine hayret ettim. Bu söz, bizim Anayasa Uzlaşma Komisyonu'ndaki tavrımızla yan yana getirilemeyecek biz söz. CHP'nin görüşlerini Anayasaya yansıtmanın samimiyetle gayreti içindeyiz. Ancak AKP'nin Komisyondaki tutumunu özgürlükçü bulmadık. AKP'nin tutuklu vekillerle ilgili tutumunu göz önüne alırsak 'mızıkçı' kelimesi daha uygun düşer. Çünkü bu süreçte AKP'nin bir görüşü olması gerekir. Partiler bir uzlaşma metni hazırladı ancak AKP bu metni bir kenara attı. Bizim Uzlaşma Komisyonu'nda kalkıp gideceğimiz düşünüldü ancak bakalım kim kalkıp gidecek?" (13:15)
