2011-07-21 - 13:05
CHP GRUP BAŞKANVEKİLİ HAMZAÇEBİ'NİN BASINLA SOHBET TOPLANTISI?
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, TBMM CHP Grup Yönetim Kurulu Toplantı Salonunda yaptığı basınla sohbet toplantısında, SSK ve BAĞ-KUR'dan emekli olanların memuriyette geçirdikleri sürelere ilişkin emekli ikramiyelerini alabilmelerini sağlamak amacıyla TBMM Başkanlığına kanun teklifi verdiklerini söyledi.

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, TBMM CHP Grup Yönetim Kurulu
Toplantı Salonunda yaptığı basınla sohbet toplantısında, SSK ve BAĞ-KUR'dan
emekli olanların memuriyette geçirdikleri sürelere ilişkin emekli ikramiyelerini
alabilmelerini sağlamak amacıyla TBMM Başkanlığına kanun teklifi verdiklerini söyledi.

Hamzaçebi, çeşitli nedenlerden dolayı memuriyet görevinden ayrılarak işçi statüsüyle
SSK'dan veya serbest meslek erbabı olarak BAĞ-KUR'dan emekli olanlara, memuriyette
geçirdikleri süreler için emekli ikramiyesinin ödenmediğini ifade etti. Hamzaçebi,
" Bu adaletsizliğin temelinde, Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen
Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 12. maddesinde yer alan hüküm
yatıyordu" diye konuştu.

Hamzaçebi, sözlerine şöyle devam etti:

" Anayasa Mahkemesi 05.02.2009 tarihli kararında, 2829 sayılı Sosyal Güvenlik
Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun
12. Maddesindeki ' Son defa T.C Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye
ayrılan ve' ibaresini, Anayasanın hukuk devleti ve eşitlik ilkesine aykırı bularak
iptal etti ve iptal edilen hükmün doğuracağı hukuksal boşluğun yeni bir yasal
düzenleme yapılarak giderilmesi için de hükümete bir yıl süre verdi.

AKP Hükümeti, Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği hükmün gereğini yapmak
yerine, sözcüklerini değiştirerek bu defa, 16.06.2010 tarihli ve 5997 sayılı
kanunla 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununun 89. Maddesine koyarak tekrar
yasalaştırma yoluna gitmiştir. Bunun üzerine 5997 sayılı kanundaki ibarenin
iptali için CHP olarak Anayasa Mahkemesine iptal davası açtık. Anayasa
Mahkemesi iptal istemini yerinde bularak söz konusu hükmü hukuk devleti
ve eşitlik ilkesine aykırı bularak ikinci kez iptal etti.

Bu durumda, Anayasa Mahkemesi kararının yürürlüğe girdiği tarihten önce
dava açarak hakkını aramış olanlar, memuriyette geçirdikleri sürelere ilişkin
emekli ikramiyelerini yargı yoluyla alabilecekler, buna karşın Devlete
güvenerek dava açmamış olanlar ise hukuki belirsizlikle karşı karşıya
kalacaklardır.

Söz konusu belirsizliği ortadan kardırmak ve SSK ve BAĞ-KUR'dan emekli
olanların memuriyette geçirdikleri sürelere ilişkin emekli ikramiyelerini alabilmelerini
sağlamak amacıyla TBMM Başkanlığına kanun teklifi vermiş bulunuyoruz.
Kanun teklifi TBMM açıldığında yasama sürecine dahil olacaktır."

AKP'nin verdikleri kanun teklifinin yasalaşması için destek beklediklerini
belirten Hamzaçebi, hükümetin de bu konuda düzenleme yapmaya davet
ettiklerini söyledi.

TBMM TV'nin yayın sürelerinin kısaltılmasına ilişkin de açıklamalarda
bulunan Hamzaçebi, TBMM ile TRT arasında imzalanan protokolün 1995'te
düzenlendiğini, başlangıçta sadece Genel Kurul çalışmalarının yayınlandığını,
daha sonra partilerin grup konuşmalarının da televizyondan verildiğini söyledi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamasından, genişletilmiş bu
uygulamaya taraftar olmadığı, yayınların kısıtlanmasını istediğinin anlaşıldığını
ileri süren Hamzaçebi, Erdoğan'ın, ''Bu konuda grup başkanvekillerine talimat
verdim, istemimizi TBMM'ye bildirdim'' açıklamasının, bir niyet ya da AK Parti
Grubu'nun isteğini ifade etmenin ötesinde, TBMM Başkanına talimat verme gibi
gizli bir niyeti içinde barındırdığını öne sürdü.

Erdoğan'ın bu üslubunu doğru bulmadığını dile getiren Hamzaçebi, şöyle
konuştu:

''TBMM faaliyetlerinin TBMM TV aracılığıyla vatandaşlara duyurulmasında
karar yetkisi, TBMM Başkanlığı ve onun Sayın Başkanına aittir. Sayın Başkan,
gerekirse siyasi partiler ile görüşerek, bu ihtiyacı tespit eder, TRT ile buna
yönelik protokol yapılabilir. Protokole ihtiyaç da yok. Yasa 2008'de değişmiş
olmakla birlikte, 2008'den bu yana eski protokol uygulandığına göre, yeni
protokol ihtiyacı yoktur. Arzu ediliyorsa yeni protokol düzenlenebilir, ama bu
protokol muhalefet partilerinin sesini kesmek gibi bir niyeti barındırmamalıdır.
Böyle bir niyet olamaz. Sayın Meclis Başkanının böyle bir niyete kulak vereceğini
düşünmüyoruz. Sayın Meclis Başkanının seçiminde bulunmadık. Ancak genel kurula
girseydik, seçilmesi yönünde oy kullanacağımızı ifade etmiştik. Sayın Meclis
Başkanımız, -bu şekilde oy kullanacak olmamız ayrı konu- Meclis Başkanı olması
nedeniyle siyasi partilerin, özellikle muhalefet partilerinin bu hassasiyetlerini
gözetmek durumundadır. Sayın Başkanın bu hassasiyetleri gözeteceğine inanıyorum.
Aksi bir kabul, muhalefet partilerinin sesinin kısılması demektir. İktidar her
zaman sesini televizyonlar aracılığıyla duyurma olanağına sahip, iktidar
partilerinin grup toplantıları özel televizyonlarca naklen verilebilmektedir.
Ancak aynı imkanı muhalefet partileri bulamayacaktır. Demokrasinin gereği, bu
sesin millete duyurulmasıdır. Sayın Meclis Başkanının, demokrasinin gereği olan
bu talebe duyarlı olacağına inanıyorum.''

Konuyla ilgili TBMM Başkanı Cemil Çiçek ile önceki gün telefonla
görüştüğünü vurgulayan Hamzaçebi, Çiçek'in, bu yönde bir çalışmanın, niyetinin
olmadığını, konuyu değerlendirdiğini, diğer ülke uygulamalarına baktığını, bunun
sonucuna göre konuyu siyasi partilerle paylaşacağını dile getirdiğini aktardı.

Hamzaçebi, sorular üzerine ekonomideki gelişmeleri de değerlendirdi.
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent
Gedikli'nin, ekonomik krize yönelik açıklamalarının anımsatılması üzerine
Hamzaçebi, ''Hükümette jeton geç düştü'' dedi.

Türkiye ekonomisinin en büyük riskinin cari açık olduğunu, bu cari açık
oranıyla ekonominin devam edemeyeceğini birçok kez dile getirdiklerini vurgulayan
Hamzaçebi, hükümetin, baştan beri ''cari açık finanse edildiği sürece sorun
yoktur'' tutumunda olduğunu belirtti. Hamzaçebi, ''Cari açık finanse edildiği
sürece tabii ki sorun yoktur, ama bir gün finanse edilemez hale geliyor, Türkiye
ekonomisi krize giriyor. Türkiye ekonomisinin kriz yıllarına bakıldığında,
hepsinin gerisinde cari açık sorunu vardır'' diye konuştu.

Hamzaçebi, 2010 sonu cari açığın GSYİH'ye oranının yüzde 6,4 olduğunu,
cari açığın 47 milyar dolar olduğunu, mayıs ayı itibarıyla bu rakamın 68 milyar
dolara çıktığını belirterek, bu seyirle devam etmesi halinde cari açığın GSYİH
oranının yüzde 10'lara yaklaşabileceğini belirtti. Hamzaçebi, bu oranı,
''olağanüstü'' olarak nitelendirerek, ekonominin bunu taşımasının mümkün
olmadığını kaydetti.

Vatandaşa, ''az harcayın'' diyerek cari açığın önlenemeyeceğini dile
getiren Hamzaçebi, şöyle devam etti:

''(Aman harcayın, ekonomi canlansın) diyen hükümet, bugün 180 derece
tersi bir noktaya geldi. Aynen Kıbrıs konusunda olduğu gibi. Sayın Başbakan,
nihayet 9 yıl sonra Kıbrıs konusunda başlangıçta savunduğu görüşün 180 derece
tersi konumuna gelmiştir. Cari açıkta da öyle. Şimdi hükümet, başlangıçta
savunduğu görüşlere kıyasla 180 derece ters bir noktaya gelmiştir. Bunun anlamı,
hükümetin kemer sıkma politikalarına başvuracağıdır. Yeni vergiler getirecek,
vatandaşa harcama demektir. Hükümet buraya gidecektir. Bunun sonu iyi değildir.
Hükümetin bu kalkınma, büyüme modelinin yanlışlığını önce gözden geçirmesi
gerekir. Temeldeki yanlışlık düzeltilmezse, bu büyüme modelinin varsayımları
değiştirilmezse, ekonomi sürekli olarak kendi krizlerini yaşar.''

Hamzaçebi, bir soru üzerine bakan yardımcılığı kurumunun anayasal
sistemle uyumlu olmadığını savundu. Hamzaçebi, 1937'de benzer bir kurumun, siyasi
müsteşarlık olarak yer aldığını, ancak 7 aylık uygulamadan sonra başarılı
olmadığı görülerek, düzenlemenin yürürlükten kaldırıldığını anımsattı.

Bakan yardımcılığına gerek bulunmadığını ancak hükümetin ''Ben bunu
oluşturmak istiyorum'' demesi halinde anayasa değişikliği yapması gerektiğini
kaydeden Hamzaçebi, ''Aksi takdirde anayasaya aykırılığı çok kesindir. Biz konuyu
değerlendiriyoruz, teknisyen ve hukukçu arkadaşlarımız çalışıyor. Bu çalışmaya
göre, düzenlemeyi gerekirse Anayasa Mahkemesine taşıyacağız'' dedi.

Hamzaçebi, ''Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker'in, 'Demokratik
özerklik Mecliste tartışılabilir' açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?''
sorusunu yanıtlarken, Türkiye'de Kürt sorunu dahil, bütün sorunların, demokratik
ve sivil siyaset zemininde tartışılması gerektiğini belirtti. Hamzaçebi, terörü
vasıta kılan politikaların, kimlik politikalarının hiçbir zaman Kürt sorununun
çözümüne ışık tutmayacağını, çözüme yardımcı olmayacağını ifade etti.

Hamzaçebi, şunları söyledi:

''BDP milletvekillerimiz, eğer demokratik özerkliğe inanıyorlarsa, bunu
gelip TBMM'de anlatabilirler, konuşabilirler, silahı bırakalım, isteyenler
görüşlerini her yerde anlatabilir. Kürt sorununun çözümü sadece Kürt kökenli
vatandaşlarımızın ortaya koyacağı yollarla çözülmez. Bu sorun 73 milyonun
sorunudur.''

Demokratik özerkliğin kabulünün mümkün olmadığını bildiren Hamzaçebi,
demokratik özerkliğin Türkiye'de ayrı bir yönetim, devlet oluşturmayı
amaçladığını, buna olumlu bakmadıklarını kaydetti. Hamzaçebi, ''Tabii ki onu
savunan siyasi partiler, milletvekilleri bu görüşlerini parlamento kürsüsünden
ifade edebilirler. Önemli olan o özgürlüğün olmasıdır. Bu çerçevede
arkadaşlarımız toplumu ikna etmeye çalışırlar, kararı millet verecektir'' dedi.

Anayasa değişikliği çalışmalarına ilişkin bir soru üzerine Hamzaçebi,
anayasaları milletin yaptığını, değiştirdiğini dile getirdi.

TBMM'de yüzde 95 düzeyindeki temsilin, yeni, özgürlükçü bir anayasa
yapımında Türkiye'nin önüne önemli bir fırsat sunduğunu kaydeden Hamzaçebi, temel
önceliklerinin kişilerin özgürlük alanının genişletilmesi olduğunu, buna
getirilecek hiçbir sınırı kabul etmediklerini vurguladı.

Hamzaçebi'ye, tutuklu albay Dursun Çiçek'in eşinin, Dursun Çiçek'i daha
rahat görebilmek için İstanbul'a tayin istemesine rağmen Ardahan'a atanması da
soruldu.

Çiçek'in eşine yapılan muameleyi, ''eziyet'' olarak değerlendiren
Hamzaçebi, bunun insan haklarına, ailenin bütünlüğü ilkesine aykırı olduğunu, bu
tayini yapanların insanlıktan nasibini almadığını savundu.

AK Parti Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin'in ''Başbakanımıza dokunmak
bile bence ibadettir'' yönünde basında yer alan açıklamalarının sorulması üzerine
Hamzaçebi, ''İnsanlarımızın camilere, hacca gitmesine, oruç tutmasına, dua
etmesine gerek yok. 5 dakikalık Başbakanı ziyaret, ibadet yerine geçiyormuş.
Benim önerim, Sayın Başbakan bu 5 dakikalık süreleri biraz daha artırsın, AKP'li
milletvekilleri biraz daha çok ibadet etme imkanına kavuşsun'' dedi.(13.05)