2012-09-26 - 15:00
BDP Bingöl Milletvekili İdris Baluken, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Bingöl'de meydana gelen olaylar ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.
BDP Bingöl Milletvekili İdris Baluken, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Bingöl'de meydana gelen olaylar ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Bingöl'de üç gün arayla partilerine saldırılar olduğunu iddia eden Baluken, "Bingöl halkının BDP binasına yürüdüğü, saldırdığı algısı yaratılmak istendi. Bu doğru değil. Bingöl halkı bu saldırılara hiç itibar etmedi." dedi
BDP Bingöl Milletvekili İdris Baluken, sözlerinde şunları kaydetti:
" Bu saldırıları AKP'nin kalkınma bakanı ve Bingöl belediye başkanı tarafından yapıldı. Üç gün üst üste bir parti binasına saldırı yapılması ve bununla ilgili önlem alınmaması bile bir ilin valisini, emniyet müdürünü açığa alma nedenidir.
Bingöl belediye başkanı, SMS yoluyla Bingöllülere gönderilmiş. Bir belediye başkanının görevi halkı kin ve nefrete sürükleyecek bu tür mesajları yaymak olmamalı. Bingöl il müftüsünün cuma namazı vaizlerinde böyle kirli bir düşünceye alet olduğunu biliyoruz.
200-250 korucu yürüyüşle sınırlı kalmıştır. Bütün bu planlı saldırılar yapılırken, bugüne kadar tek bir gözaltı bile yapılmamıştır. Fotoğraf ve görüntülerde son derece net, silahlı bir saldırı var. Bu saldırıyı yapan kişi bile gözaltına alınmamıştır.
BDP ile aynı pasajda bulunmak bile sizi potansiyel suçlu haline getirebilir. Pasajdaki esnafın büyük bir zararı var. Parti tabelası Bingöl çarşı merkezinde dolaştırılırken bu fotoğrafta da bir polisin izlediğini görüyorsunuz. Sadece bu resimler bile içerisinde bulunduğumuz durumla, karşı karşıya bulunduğumuz kirli tezgâhla ilgili bilgi veriyor.
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın yargıya talimat verdik sözleri aynı zamanda yereldeki mülki amirlere de talimat verdik şeklinde algılanıyor. Belki de böyle bir talimat verilmiştir. Bir vali kendisini parlamentonun üzerinde görüyor, bu halkın vergisiyle maaşını alan bir atanmış kendisini halkın iradesinin üzerinde görmüştür.
Bu saldırıları protesto etmek için Bingöl'de demokratik çerçeve içinde yasal olarak demokratik yürüyüş yapmak istedik. 2-3 gün önce 20-30 saldırgana müsaade eden, Bingöl emniyet müdürü ve valisinin saldırgan tavrına maruz kaldık. Bingöl'deki bütün giriş çıkışları yasaklayacak bir olağanüstü hal uygulamasına gitti.
Bingöl sokakları yapılan müdahalelerle savaş alanına döndü. Milletvekiline 1 metre mesafeden gaz bombası atıldı. Panzer penceresinden hedef arayan namlu partili arkadaşlarımızın müdahalesiyle ateş edemedi. Antidemokratik bir uygulamayla karşılaştık.
Böyle bir süreçte toplumsal barışın sağlanması için bu tür linçler karşısında demokratik ülkelerde ne yapılıyorsa bizde de yapılması lazım. Hukuk sadece AKP'liler için değil, herkes için gereğini yapmalıdır.
Şimdi biz derhal Bingöl emniyet müdürü ve valisinin derhal görevden alınmasını, haklarında idari ve adli soruşturma başlatılmasını istiyoruz.
Aksi takdirde barışı sağlayacak bir sürece doğru gitmemiz mümkün değildir. Hiçbir inandırıcılığınız kalmaz. AKP'nin samimiyeti açısından önemlidir."
BDP Bingöl Milletvekili İdris Baluken, gazetecilerin sorularını da yanıtladı bir gazetecinin Adalet Bakanının yaptığı açıklamalar ile ilgili sorusuna Baluken, şöyle cevap verdi:
"Adalet bakanının yaptığı açıklamalar son derece önemli. Tansiyonun arttığı, toplumsal kutuplaşmanın belirginleştiği bir ortamda çözüme giden yolu belirleyebilecek açıklamaları var.
Baştan beri Kürt sorununun barış politikalarıyla, diyalogla çözüleceğini belirtiyoruz. Bizim yeni bir süreç önermemize gerek yok. İspanya ETA'dan İngiltere İRA sürecine kadardır. Bu süreçler tüm dünyada hangi yol ve yöntemle çözülmüşse o yol ve yöntemle çözülmelidir.
Kaygılarımızı aktardığımız isimler arasında adalet bakanı da var. Gönül isterdi ki bu açıklamalar bu can kayıpları yaşanmadan, bu sıcak çatışmalar başlamadan önce yapılmış olsun ama her şeye rağmen yanlıştan dönmenin önemli olduğunu düşünüyoruz. Önemsiyoruz.
Öcalan'ın kendi isteğiyle avukatlarıyla görüşmediğine yönelik açıklaması tecritle ilgili söylediklerinin ise doğru olmadığını biliyoruz. Abdullah Öcalan'ın savunma hakkının engellenmesine yönelik bir görüş vardı. Savunma hakkını sağlayacak tüm avukatların cezaevine atılması sonrası... Savunma hakkına yapılmış bir saldırıdır. Bu saldırı ortadan kaldırılmadığı sürece bizim avukatlarla görüşmemizin anlamı yoktur... Öcalan savunma hakkıyla ilgili kaygısını dile getirmişti.
Adalet Bakanının tecritle ilgili sözleri doğruyu yansıtmıyor ve çelişkilerle dolu. Ama müzakere süreciyle ilgili Abdullah Öcalan'ın rol oynayabileceğine yönelik açıklaması ve iradesi önemlidir. Diğer partiler tarafından da desteklenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Klasik ezberci, askeri müdahalelerle çözülemeyeceğini anlamak için herhalde bir 50 bin insanın daha ölmemesi gerekiyor. Zaten yaz boyundaki ölümler Türkiye'nin artık kalıcı adımlar atması gerektiğini gösteriyor. O nedenle dünkü açıklamaları önemsiyoruz." dedi
Alper Durmaz
Bingöl'de üç gün arayla partilerine saldırılar olduğunu iddia eden Baluken, "Bingöl halkının BDP binasına yürüdüğü, saldırdığı algısı yaratılmak istendi. Bu doğru değil. Bingöl halkı bu saldırılara hiç itibar etmedi." dedi
BDP Bingöl Milletvekili İdris Baluken, sözlerinde şunları kaydetti:
" Bu saldırıları AKP'nin kalkınma bakanı ve Bingöl belediye başkanı tarafından yapıldı. Üç gün üst üste bir parti binasına saldırı yapılması ve bununla ilgili önlem alınmaması bile bir ilin valisini, emniyet müdürünü açığa alma nedenidir.
Bingöl belediye başkanı, SMS yoluyla Bingöllülere gönderilmiş. Bir belediye başkanının görevi halkı kin ve nefrete sürükleyecek bu tür mesajları yaymak olmamalı. Bingöl il müftüsünün cuma namazı vaizlerinde böyle kirli bir düşünceye alet olduğunu biliyoruz.
200-250 korucu yürüyüşle sınırlı kalmıştır. Bütün bu planlı saldırılar yapılırken, bugüne kadar tek bir gözaltı bile yapılmamıştır. Fotoğraf ve görüntülerde son derece net, silahlı bir saldırı var. Bu saldırıyı yapan kişi bile gözaltına alınmamıştır.
BDP ile aynı pasajda bulunmak bile sizi potansiyel suçlu haline getirebilir. Pasajdaki esnafın büyük bir zararı var. Parti tabelası Bingöl çarşı merkezinde dolaştırılırken bu fotoğrafta da bir polisin izlediğini görüyorsunuz. Sadece bu resimler bile içerisinde bulunduğumuz durumla, karşı karşıya bulunduğumuz kirli tezgâhla ilgili bilgi veriyor.
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın yargıya talimat verdik sözleri aynı zamanda yereldeki mülki amirlere de talimat verdik şeklinde algılanıyor. Belki de böyle bir talimat verilmiştir. Bir vali kendisini parlamentonun üzerinde görüyor, bu halkın vergisiyle maaşını alan bir atanmış kendisini halkın iradesinin üzerinde görmüştür.
Bu saldırıları protesto etmek için Bingöl'de demokratik çerçeve içinde yasal olarak demokratik yürüyüş yapmak istedik. 2-3 gün önce 20-30 saldırgana müsaade eden, Bingöl emniyet müdürü ve valisinin saldırgan tavrına maruz kaldık. Bingöl'deki bütün giriş çıkışları yasaklayacak bir olağanüstü hal uygulamasına gitti.
Bingöl sokakları yapılan müdahalelerle savaş alanına döndü. Milletvekiline 1 metre mesafeden gaz bombası atıldı. Panzer penceresinden hedef arayan namlu partili arkadaşlarımızın müdahalesiyle ateş edemedi. Antidemokratik bir uygulamayla karşılaştık.
Böyle bir süreçte toplumsal barışın sağlanması için bu tür linçler karşısında demokratik ülkelerde ne yapılıyorsa bizde de yapılması lazım. Hukuk sadece AKP'liler için değil, herkes için gereğini yapmalıdır.
Şimdi biz derhal Bingöl emniyet müdürü ve valisinin derhal görevden alınmasını, haklarında idari ve adli soruşturma başlatılmasını istiyoruz.
Aksi takdirde barışı sağlayacak bir sürece doğru gitmemiz mümkün değildir. Hiçbir inandırıcılığınız kalmaz. AKP'nin samimiyeti açısından önemlidir."
BDP Bingöl Milletvekili İdris Baluken, gazetecilerin sorularını da yanıtladı bir gazetecinin Adalet Bakanının yaptığı açıklamalar ile ilgili sorusuna Baluken, şöyle cevap verdi:
"Adalet bakanının yaptığı açıklamalar son derece önemli. Tansiyonun arttığı, toplumsal kutuplaşmanın belirginleştiği bir ortamda çözüme giden yolu belirleyebilecek açıklamaları var.
Baştan beri Kürt sorununun barış politikalarıyla, diyalogla çözüleceğini belirtiyoruz. Bizim yeni bir süreç önermemize gerek yok. İspanya ETA'dan İngiltere İRA sürecine kadardır. Bu süreçler tüm dünyada hangi yol ve yöntemle çözülmüşse o yol ve yöntemle çözülmelidir.
Kaygılarımızı aktardığımız isimler arasında adalet bakanı da var. Gönül isterdi ki bu açıklamalar bu can kayıpları yaşanmadan, bu sıcak çatışmalar başlamadan önce yapılmış olsun ama her şeye rağmen yanlıştan dönmenin önemli olduğunu düşünüyoruz. Önemsiyoruz.
Öcalan'ın kendi isteğiyle avukatlarıyla görüşmediğine yönelik açıklaması tecritle ilgili söylediklerinin ise doğru olmadığını biliyoruz. Abdullah Öcalan'ın savunma hakkının engellenmesine yönelik bir görüş vardı. Savunma hakkını sağlayacak tüm avukatların cezaevine atılması sonrası... Savunma hakkına yapılmış bir saldırıdır. Bu saldırı ortadan kaldırılmadığı sürece bizim avukatlarla görüşmemizin anlamı yoktur... Öcalan savunma hakkıyla ilgili kaygısını dile getirmişti.
Adalet Bakanının tecritle ilgili sözleri doğruyu yansıtmıyor ve çelişkilerle dolu. Ama müzakere süreciyle ilgili Abdullah Öcalan'ın rol oynayabileceğine yönelik açıklaması ve iradesi önemlidir. Diğer partiler tarafından da desteklenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Klasik ezberci, askeri müdahalelerle çözülemeyeceğini anlamak için herhalde bir 50 bin insanın daha ölmemesi gerekiyor. Zaten yaz boyundaki ölümler Türkiye'nin artık kalıcı adımlar atması gerektiğini gösteriyor. O nedenle dünkü açıklamaları önemsiyoruz." dedi
Alper Durmaz
