2010-02-17 - 12:09
DSP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Macit beraberindeki Milletvekilleri ile parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in tutuklanmasını ''yasama ve yargı, etkisiz hale getirilmiştir, getirilmektedir'' diye değerlendirdi.
DSP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Macit beraberindeki Milletvekilleri ile parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in tutuklanmasını ''yasama ve yargı, etkisiz hale getirilmiştir, getirilmektedir'' diye değerlendirdi.
Macit, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın TEKEL işçilerinin sorununu çözmek yerine, ''eylem çadırlarını yıktırmayı hedeflediğini, despot bir yaklaşımla hareket ettiğini, hem kendi politikaları hem de inandığı dinle çeliştiğini'' savundu.
Başbakan'ın, kendisinden önceki hükümetler döneminde ''özelleştirme mağdurlarının kapının önüne bırakıldığını'' söylediğini anımsatan Macit, bunun
doğru olmadığını kaydetti.
57. Hükümet döneminde özelleştirme sonucu işsiz kalanların özlük haklarıyla başka kamu kurum ve kuruluşlarına yerleştirildiğini belirten Macit,
buna ilişkin 15 Temmuz 2002'de Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmelik değişikliğinin kopyasını gazetecilere dağıttı. Macit, bunlardan birini de
Başbakan'a göndereceklerini ifade ederek, ''Sayın Başbakan'ın bu kararnameden haberi yok herhalde. Kendinden önceki başkanların işçi haklarını nasıl savunduğunu görmesi için bir örneğini de Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu'ya göndereceğim'' dedi.
Macit, emekçilerin sesine Başbakan'ın duyarlı olmasını isteyerek, ''Dünyanın hiçbir yerinde bir başbakan çıkıp, işi olan insanları işsizlerle
tehdit etmez. Sayın Başbakan işsizlerle TEKEL işçilerini tehdit etmiştir. 'Asgari ücretle çalışacak milyonlarca işsizimiz var' demiştir. Bu söylem bile kendisinin ayıbıdır, yüz karasıdır'' diye konuştu.
"İSTİFA ÇAĞRISI"
Macit, Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in tutuklanmasıyla ilgili bir soru üzerine de şunları kaydetti:
''Sayın Başbakan'ın istifa etmesi gerekir. Türkiye Cumhuriyeti kuvvetler ayrılığı ilkesine göre kurulmuş bir rejimdir. Üç erkten yasama ve yargı etkisiz hale getirilmiştir, getirilmektedir. 1930'lu yıllarda İtalya ve Almanya'da yaşanan olayların Türkiye'de tekrarını görüyoruz. Adalet Bakanı, Yargıtay'ın telefonlarının dinlenmesiyle ilgili karar çıkartabiliyorsa, bu, hukuk devleti ilkesinden, kuvvetler ayrılığı ilkesinden sapmadır. Adalet Bakanı'nın istifası yetmez. Başbakan'ın, Türkiye'nin rejimini tehlikeye atan hareketlerinden dolayı istifası gerekmektedir. Bu, onun da iyiliğine olacaktır.''
Toplantıya bir grup TEKEL işçisi de katıldı.(12:09)
