2016-02-25 - 15:03
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu'nda, Türkiye ile Bangladeş, Filistin, Çin ve Macaristan arasında uluslararası anlaşmaların onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarıları kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu toplandı.

CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, yaşam ve özgürlükler konulu gündemdışı söz aldı.

Tüm, Ortadoğu'da yaşanan gelişmelere ve terör olaylarına dikkati çekerek, bu ortamda halkın umutlarını ve geleceğe inancını yitirdiğini savundu. Milletvekillerinin birlikte teröre ve savaşa karşı çıkması, yüksek sesle barışı haykırması gerektiğini belirten Tüm, Meclis Başkanına da çağrıda bulunarak, ülkenin acil sorunlarının tartışılmasını sağlamasını istedi.

AK PARTİ Adana Milletvekili Necdet Ünüvar ise Azerbaycan Cumhuriyeti Dağlık Karabağ Bölgesinde 26 Şubat 1992 tarihinde Hocalı kasabasında yaşanan Hocalı Katliamının Yıldönümü dolayısıyla konuşma yaptı.

Ünüvar, Hocalı'da insanlık sorunu yaşandığına dikkati çekerek, "O günkü katliama dünyayı yönettiğini söyleyen büyük ülkeler ses çıkarmış olsaydı bugün bazı olumsuz olaylar yaşanmayabilirdi. Orada hayatını kaybedenler her şeyden önce insandı. Herkesin sesini çıkarması gerekirdi" ifadesini kullandı.

Ünüvar, Dağlık Karabağ'ın mutlaka özgürlüğüne kavuşması gerektiğini vurgulayarak, yeni mazlumların olmaması, uluslararası toplumun harekete geçmesi için bu talebin gür bir sesle dile getirilmesi gerektiğini kaydetti.

AK PARTİ Gaziantep Milletvekili Mehmet Erdoğan, "Suriye'yi parçalayacaklar, sonra Irak'ı parçalayacaklar. Türkiye'yi size böldürmeyiz. DAEŞ'e, PKK'ya bin kere lanet olsun. Buyurun siz de söyleyin" dedi.

HDP, Danışma Kurulu toplanamadığı için "Gaziantep'te IŞİD'in faaliyetlerinin araştırılmasına" dair önergenin, bugün görüşülmesini, grup önerisi olarak Genel Kurul gündemine getirdi.

HDP Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım, insanlık belası, cani, barbar, tecavüzcü bu örgütle ilgili bütün dünyanın belli bir fikre sahip olduğunu belirtti. DAEŞ'in katliamcı politikasının, Ortadoğu'da insanlık ailesinin yüzünü kızartacak uygulamalarının karşısında Türk Hükümeti'nin uzun süre sessiz kaldığını iddia eden Yıldırım, hükümetin, örgütün savunulabilir tarafı kalmayınca, "Bu örgütle ilişkimiz yok, terör örgütü olarak görüyoruz" demeye başladığını öne sürdü.

CHP Gaziantep Milletvekili Mehmet Gökdağ, sorunları halı altına süpürmenin çözüm olmadığını, hele terör söz konusu olduğunda bunun ihmale gelemeyeceğini söyledi. Gökdağ, "İktidarıyla, muhalefetiyle hep birlikte oturmalıyız, araştırmalıyız, çözmeliyiz. Türkiye, Gaziantep bizden bunu bekliyor" dedi.

AK PARTİ Gaziantep Milletvekili Mehmet Erdoğan, Türkiye'nin son 35 yıldır terör örgütlerinin baskısı altında olduğunu dile getirdi.

Erdoğan, etnik gruplar adına ortaya çıkan terör örgütlerinin en büyük zararı o etnik gruplara, Kürtler adına çıkan terör örgütlerinin de en büyük zararı Kürtlere verdiğini anlattı.

DAEŞ'in en büyük zararı Müslümanlara verdiğine işaret eden Erdoğan, "Suriye'yi parçalayacaklar, sonra Irak'ı parçalayacaklar. Türkiye'yi size böldürmeyiz. DAEŞ'e, PKK'ya bin kere lanet olsun. Buyurun siz de söyleyin" dedi.

Yıldırım, sataşma gerekçesiyle söz alarak Erdoğan'a, "Bu ülkeyi 14 yıldır yöneten partinin milletvekili değil de muhalefet partisi gibi konuştu. 'Yüz yıl önce ülkeyi kim böldü' diyor. Bu kadar mı tarih bilginden yoksun olur. Sanırsın ki HDP gelmiş imparatorluğu bozmuş" diye karşılık verdi.

Konuşmaların ardından HDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

Bu arada Genel Kurul'da grup başkanvekilleri de yerinden söz aldı.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, 1992'de Azerbaycan Türklerinin Hocalı'da katledildiğini anımsatarak, burada yaşanılanların tereddütsüz bir soykırım olduğunu söyledi.

Akçay, arayışlarının, Hocalı ve insanlık için adalet olduğunu ifade ederek, bu olayın soykırım olarak kabul edilmesini,TBMM'nin bu yönde bir irade göstermesini istediklerini kaydetti.

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, Hocalı'da gerçekleştirilen katliamın, insanlık tarihinin en ağır, travmatik ve trajik olaylarından biri olduğunu dile getirdi.

Sınırda yaşanan çatışmaların, özellikle Suriye düzleminde gerçekleştirilen olayların, dünya barışına bozucu etki yapmaması için çok dikkatli davranmaları gereken bir süreçten geçtiklerini vurgulayan Gök, "Cenevre konferanslarının başarılı bir sonuç çıkartması dünya barışına da büyük katkı sağlayacaktır. Aksi takdirde Hocalı katliamı gibi gerçekleştiğini görmekten büyük üzüntü duyduğumuz bu olayların tekrarlanacağı günlerin Suriye'de önümüzdeki günlerde olması muhtemeldir" dedi.

AK PARTİ Grup Başkanvekili İlknur İnceöz, Hocalı katliamını kınayarak, tüm dünyada böyle acı günler yaşanmamasını temenni etti.

İnceöz, 28 Şubat'a az kaldığını anımsatarak, demokrasiye yapılan tüm müdahalelere karşı olduklarını belirtti. İnceöz, demokrasinin güçlendirilmesi gerektiğini kaydederek, "Egemenliğin kayıtsız ve şartsız milletimize ait olduğunu ve millet iradesinin her şeyin önünde olması gerektiğini, geçmişte demokrasiye yapılan müdahaleleri göz önüne alarak, bir kez daha vurgulamak istiyorum. Tek irade sandık, millet iradesi olmalı. Yapılacak her türlü müdahaleye karşıyız" dedi.

HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel, Sur'da 86. gününe giren sokağa çıkma yasağının kaldırılmasını isteyerek, yaralıların tedavi imkanına kavuşması, cenazelerin ise ailelerine teslim edilmesi gerektiğini belirtti.

TBMM Genel Kurulu'nda, Anayasa Mahkemesinin Cumhuriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül'e ilişkin hak ihlali kararı gündeme geldi.

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, Genel Kurulda yerinden söz alarak, Anayasa Mahkemesinin Dündar ve Gül hakkında verdiği kararı anımsattı. Gök'ün bu sözlerini, CHP ve bazı HDP'li milletvekilleri alkışladı.

Gök, haksız yere tutuklanan Dündar ve Gül'e ilişkin bu kararı alan Anayasa Mahkemesi üyelerini kutladığını söyledi.

HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, bu haberi memnuniyetle öğrendiklerini dile getirerek, Anayasa Mahkemesinin bu tespitinin son derece önemli olduğunu, bu kararını kutlamak gerektiğini kaydetti. Baluken, "Bu karar, MİT tırlarıyla ilgili haber yapan gazetecilerin değil o tırları çetelere gönderenlerin yargılanmasının da yolunu açar" dedi.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Bülent Turan, kararı sevinçle karşıladıklarını ancak mahkeme kararları üzerinden AK PARTİ'nin ve iktidarın itham edilmesini doğru bulmadığını dile getirdi.

Turan, geçen dönem adli kontrol, tutuksuz yargılamalarının esas olması gibi çok önemli kararları yasalaştırdıklarını anımsattı. Turan, asıl olanın yargılamanın tutuksuz yapılması olduğunu belirtti.

TBMM Genel Kurulu'nda, Türkiye ile Bangladeş arasında uluslararası anlaşmanın onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı kabul edildi.

Türkiye ile Bangladeş Arasında Gümrük Konularında İşbirliği ve Karşılıklı Yardım Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı, Genel Kurul'da kabul edilerek yasalaştı.

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, tasarının görüşmeleri sırasında yaptığı konuşmada, Malatya il sınırında bulunan tabelanın bir süre önce yerinden kaldırıldığını, daha sonra 7 bin 200 metre farklı bir noktaya takıldığını söyledi. Ağbaba, Malatya'nın geçmişte savaşlarda bile toprak kaybetmediğini, ancak AK PARTİ'nin kente, savaşmadan toprak kaybettirdiğini ileri sürdü.

Ağbaba konuşması sırasında kürsüden, il sınırının tabelalı ve tabelasız fotoğraflarını da gösterdi.

Gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül ile ilgili Anayasa Mahkemesinin verdiği karara da değinen Ağbaba, AK PARTİ'ye yönelik "Siz adamı yardan atarsınız, sonra da gider anasıyla ağlarsınız" ifadelerini kullandı.

AK PARTİ Grup Başkanvekili İlknur İnceöz de sataşma nedeniyle söz alarak, AK PARTİ'nin yargının bağımsızlığı için mücadele verdiğini vurgulayarak, Ağbaba'nın sözlerini kendisine iade ettiğini söyledi.

AK PARTİ Malatya Milletvekili Öznur Çalık ise sataşma nedeniyle yaptığı konuşmada partisinin iktidarında Malatya'ya yapılan icraatları anlattı.
Çalık, kaldırılan tabelaya ilişkin de "Biz o tabelayı oradan kaldırdık, sen ayakta uyuyorsun Veli kardeşim. Tapu Kadastronun yanlışı nedeniyle kalktı. Yerine de takıldı" dedi.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Bülent Turan, sataşma gerekçesiyle söz alarak HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken'e yanıt verdi.

Turan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Türkiye'de seçilmiş olmanın ilk başlangıcı olan muhtarlar ile bir araya gelmesinden gurur duyulması gerektiğini belirtti.

İsrail, Sisi ile ilgili duruşları dün neyse bugün de aynı olduğunu dile getiren Turan, "Gazze'ye yapılan saldırıyı kınadık. Biz dün Sisi'nin darbesi, İsrail'in zulmüyle ilgili neredeysek orada duruyoruz. Terörle ilgili de aynı yerdeyiz. Sizi de aynı yerde olmaya davet ederiz" dedi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, "657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun disiplinle ilgili konusu, Başbakanlık Genelgesi olarak Türkiye'deki tüm kamu kurumlarına ve kamu idarelerine gönderilmiştir. Doğru ve yapılması gereken bir işlemdir. Bu memleketin evlatlarının verdiği vergilerden maaşını alan her devlet memuru hukuka ve 657'nin kendi içindeki kurallarına uymakla mükelleftir" dedi.

HDP Van Milletvekili Bedia Özgökçe Ertan, Türkiye ile Filistin Arasında Gümrük Konularına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmeleri sırasında yaptığı konuşmada, milli güvenliği tehdit eden örgüt ve yapılarla irtibatlı kamu çalışanları hakkındaki genelgeyi eleştirerek, muhalif kesimleri susturmak amacıyla hazırlanan genelgenin yasalara ve anayasaya aykırı olduğunu ileri sürdü.

Hükümet adına Genel Kurul'da bulunan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu söz alarak, Ertan'ın sözlerine yanıt verdi.

Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğunun altını çizen Soylu, gelirlerinde de vatandaşlarının vergilerinin bulunduğunu belirtti.

Devletin, kendi koyduğu kuralları savunabilecek durumda olmamasının, milletin verdiği görevleri yerine getiremediği anlamına geleceğini ifade eden Soylu, şunları kaydetti:

"Bir devlet memuru, bir belediyede çalışan memur düşünün; bu milletin vergileriyle birlikte bütçeden kaynaklanan maaşını alan memur bir taraftan gündüz memurluk yaptığını iddia edecek, akşam da hendek kazacak, terör örgütüne bir şekilde yardımcı olacak, bir taraftan da Paralel Yapı içerisinde bu ülkede paralel bir devlet örgütlenmesi ortaya koyacak. Afedersiniz ama bu devlet ne işe yarar? Vatandaşın hakkını müdafaa edemezse ne işe yarar? Başbakanlık genelgesinin ne kanuna ne 657'ye aykırılığı söz konusudur ne de bahsedildiği gibi bir cadı avıdır. Tam tersi vatandaşın hukukuna sahip çıkma adına ortaya konulan bir hatırlatmadır."

İktidarların görevinin kamu düzenini müdafaa etmek olduğunun altını çizen Soylu, şöyle devam etti:

"Normal bir süreçtir. Bir hassasiyet ortaya konulmaktadır. Millet bunu istemektedir ve arzu etmektedir. Her gittiğimiz yerde 'Nasıl bir devlet memuru, eline molotofkokteyli alır, hendek kazar? Siz ne iş yapıyorsunuz?' diye vatandaş bize sormaktadır. Eğer böyle bir şey ortaya koyan bir kişi varsa bunun hukuk kuralları içinde soruşturulmasını istemek görevimizdir. Hukuktan niye bu kadar rahatsız oluyorsunuz? 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. disiplinle ilgili konusu Başbakanlık Genelgesi olarak Sayın Başbakan'ın imzasıyla Türkiye'deki tüm kamu kurumlarına ve kamu idarelerine gönderilmiştir. Doğru bir işlemdir ve yapılması gereken bir işlemdir. Bu memleketin evlatlarının verdiği vergilerden maaşını alan her devlet memuru hukuka ve 657'nin kendi içindeki kurallarına uymakla mükelleftir."

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da söz alarak iktidar sözcülerinin genelgenin yasaları hatırlatma amacıyla yayınlandığını söylediklerini ifade ederek, yayınlama ihtiyacı duyulmasının, kanunların ilgili mercilerce uygulanmamasının itirafı olduğunu savundu. Akçay, "Demek ki sizin adadığınız bürokratlar kanunları uygulamakta zaafiyet gösterdiler" dedi.

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök ise Bakan Soylu'nun konuşmasında yasaların uygulanması konusunu sıklıkla tekrar ettiğini belirterek, "Eğer hukuka uygunluktan, meşruiyetten bahsediyorsa, örneğin Cumhurbaşkanının, kaçak sarayın mühürlenmesine ilişkin idare mahkemesinin kararı verildikten sonra, 'Ben mahkeme kararını tanımıyorum' demesini acaba nasıl karşılıyor Sayın Bakan?" diye sordu.

İktidarın yaptığı işlerin tümünün, Türkiye'yi getirdiği garabet ortamında işin içinden çıkmaya dönük çabalar olduğunu, anlatılanların ise inandırıcılığının bulunmadığını ileri süren Gök, "Gelin sizinle yüzleşelim Sayın Bakan" ifadesini kullandı.

HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel de genelgenin anayasaya aykırı olduğunu, bununla çalışanlara gözdağı vermenin, özel hayatlarına müdahale etmenin amaçlandığını ileri sürdü.

Tekrar söz alan Bakan Soylu, CHP Grup Başkanvekili Levent Gök'e yanıt verirken, şöyle konuştu:

"Sevgili kardeşim; ben seninle yüzleşirim hiç merak etme ama bugün bunun sırası değil. Sizin evin tapusunu veren devlet, bilesin ki kendi şerefi için, kendi şanı için, gelecek nesiller için yaptırdığı külliyenin tapusunu bin kere verir. Hiç merak etme. Ben size cevabımı verdim, ama sizden de bir cevap bekliyorum; bugün Türkiye Cumhuriyeti devleti ve her birimiz topyekun bir terörle mücadele yapıyoruz. HDP'yi anlayabiliyorum ama hem MHP'li kardeşlerimiz hem sizlerin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile ilgili olarak bir hatırlatmayı, hukuk devletinin gereğini yerine getirmeyi siz kabul ediyor musunuz, etmiyor musunuz? Terörle mücadele etmede bu devletin memurlarını hukuk sınırları içine çekme konusunda bir irade. Bir tek soruya cevap verin; bir ülkede hendek kazan, molotof atan bu ülkenin birliğine, bu ülkedeki insanların kardeşliğine bir şekilde tecavüz etmeye çalışan insanlara karşı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunları içindeki çağrıya siz katılıyor musunuz, katılmıyor musunuz?"

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay söz alarak, iktidarın çelişkili yaklaşımlar sergilediğini belirterek, "Millete baldıran zehiri içirme durumuna geldikten sonra suçlarınıza, kabahatlerinize kimseyi ortak etmeye çalışmayın. Burada bir hukuku hatırlatıyoruz" diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök de siyaset yapmak uğruna, ilkelerin terk edilmesini hiç kimseye yakıştıramadığını ifade etti.

Hükümetin Çözüm Süreci boyunca terör örgütünün silahlanmasına sessiz kaldığını ileri süren Gök, "Siz kendi ellerinizle cephane deposu haline getirdiniz şimdi gencecik askerlerimizi oraya yolluyorsunuz. Kendi çocuğunuzu, akrabanızı niye yollamıyorsunuz? Devlet elbette terörle mücadele edecektir. Buna hiçbir kuşku yok. Ama hukuk devletinde her şey hukuk ve meşruiyet sınırı içinde olacaktır. Biz bunu savunuruz" değerlendirmesinde bulundu.

TBMM Genel Kurulu'nda, Türkiye'nin Filistin, Çin ve Macaristan ile imzaladığı anlaşmaları onaylayan kanun tasarıları kabul edilerek yasalaştı.

Genel Kurul'da kabul edilen yasalar şöyle:

-Türkiye ile Filistin Arasında Gümrük Konularında İşbirliği ve Karşılıklı İdari Yardım Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun.

-Türkiye ile Çin Arasında Gümrük Konularında İşbirliği ve Karşılıklı Yardım Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun.

-Türkiye ile Macaristan Arasında Dostluk ve İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun.

TBMM Başkanvekili Buldan, tasarıların kabulünün ardından bütçe görüşmeleri için birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.