2016-07-13 - 16:09
TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın ilk 4 maddesi kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı.
Gündemdışı konuşmaların ardından yerinden söz alan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Fransa'nın güvenlik gerekçesiyle 14 Temmuz kutlamalarının iptal ettiğini, bazı konsolosluklarını ikinci bir emre kadar kapattığını ve terör örgütü PKK'nın üst düzey sorumlularından Fehman Hüseyin hakkındaki (Bahoz Erdal) habere ilişkin hükümetten Genel Kurul'u bilgilendirmesini istedi.
Söz alarak Genel Kurulu bilgilendiren Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Fransa'nın kendi istihbarat birimlerine gelen bilgilerle kendi kararlarını aldığını belirterek, şöyle devam etti:
"Herhangi bir ülkenin bir başka ülkedeki yabancı misyonla ilgili kararları o ülkeyi ilgilendirir. Daha evvel Türkiye Cumhuriyeti'nin başka büyükelçiliklerimiz ve başkonsolosluklarımızla ilgili geçici süreli oradaki faaliyetleri durdurduğumuz olmuştur. Başka ülkelerin de olmuştur. Dolayısıyla Fransızların aldığı bu karar onların taktiridir ve saygıyla karşılarız. İlk andan itibaren ilgili bütün birimlerimiz Fransız makamlarıyla irtibat halindedir. Hem Fransız Büyükelçiliği ve baş konsolosluklarının fiziki olarak korunmasıyla ilgili ilave tedbirler hem de buradaki Fransız yabancı misyonuyla ilgili ilave tedbirler gündeme gelmiştir. Çok yakın temasla karşılıklı çalışmalar sürdürülür."
PKK'nın üst düzey sorumlularından Fehman Hüseyin'in (Bahoz Erdal) öldürülmesi haberine ilişkin soruyu yanıtlayan Kurtulmuş, kendilerinin konuştuğu zaman hükümet adına konuştuğunu, resmi olarak konuşmak mecburiyetinde olduklarını söyledi. Kurtulmuş, herhangi bir şekilde böyle bir ölüm haberinin doğrulanabilmesi için ellerindeki hukuki mesnetlerle konuşmak mecburiyetinde olduklarını bildirdi.
Kurtulmuş, şunları kaydetti:
"Bu konunun ortaya çıkışı birtakım istihbarat bilgileri ve bir takım ajans bilgileri üzerinden ortaya çıkmış olan bilgilerdir. Bu yönde bilgiler var, aksi istikamette de bilgiler var. Dolayısıyla biz bir şey söylerken, hükümet adına resmi açıklama yaparken teyide muhtaç bir bilgi olduğunu ifade ettik. Bu bilgi teyit edilir edilmez de, gerçek bilgi nedir bunu da kamuoyu ile paylaşacağımızdan hiç şüpheniz olmasın. Şu anda, bizde ki bütün bilgiler bunun teyit edilmeye muhtaç, doğrulanmaya muhtaç bir bilgi olduğu yönündedir."
HDP, Danışma Kurulunda oy birliği sağlanamaması nedeniyle askeri operasyonlar ve Lice'deki yangınların sebeplerine ilişkin verdiği araştırma önergesinin gündeme alınması önerisini Genel Kurula taşıdı.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Sur, Cizre, Silopi'deki süreçlerin "çökertme planının" kent ayağı olduğunu, Lice'deki süreçle birlikte planın kırsal ayağının devreye konulmaya çalışıldığını ileri sürdü. Lice'de 10 gün boyunca yaşananların tartışılması gerektiğini savunan Baluken, çıkan yangınlara müdahale edilmesinin engellendiğini iddia etti.
Baluken, "34 köylü köy meydanında yakılmak istendi. Bunları engelleyen de orada görev yapan bir subay oldu. Orada insanlığa karşı hukuksuz işlemler yürütenler varsa mutlaka tarih önünde, adalet önünde ortaya çıkarılması için Meclisin müdahil olması gerektiğini ifade ediyoruz." diye konuştu.
AK PARTİ Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu ise Lice'de 22 Haziran'da başlayan ve 3 Temmuz'da sona eren bir operasyon yapıldığını, operasyon sonunda Diyarbakır Valiliğinin bilgilendirmeyi yaptığını hatırlattı. Ensarioğlu, Lice'de operasyon sonunda 67 milyon 605 bin kök Hint kenevirinin, 15 bin 414 kilogram kubar ve 4 bin 921 kilogram toz esrarın ele geçirildiğini belirtti.
Operasyon kapsamında ele geçirilen mühimmatları sıralayan Ensarioğlu, devletin nerede gerekli görürse operasyon yapacağını vurgulayarak, Diyarbakır'da Lice operasyonu ile başlayan ciddi bir bilgi kirliliği olduğunu kaydetti.
Ensarioğlu, şöyle devam etti:
"Bahtiyar Aydın olayının bizim iktidarımız döneminde davası açıldı. On yıllarca Bahtiyar Aydın'ın nasıl öldürüldüğünün hesabını kimse sormazken, biz sorduk ve bugün bir devlet yetkilisi de ondan dolayı yargılanıyor. Cemal Temizöz'ün davası AK Parti döneminde açılmıştır. Temizöz, davası Diyarbakır'da görülürken görmezden geldiniz. Cemal Temizöz davasını açan da bizleriz, takip eden de hesabını soran da bizleriz.
Bu bahsettiğiniz Doğu Perinçek'ten Veli Küçük'e, Yalçın Küçük'e kadar, bunlar kimin döneminde yakalanıp hesap soruldu? Bizim dönemde. Ama kalkıp da Doğu Perinçek'i, Veli Küçük'ü bizden sorarsanız, Doğu Perinçek'in, Yalçın Küçük'ün, Mihri Belli'nin yıllarca hangi televizyonda her gün mülakat verdiğini, gidip Bekaa'da kimi denetlediğini, kiminle sohbet ettiğini de buradan size sorarlar."
CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, Ergenekon duruşmasında 3 bin saat hakim karşısında kaldığını, bu zaman içinde bir tek sanığa, Veli Küçük dahil faili meçhul cinayetin sorulmadığını savunarak, "Orada tanık PKK'nın ikinci adamıydı, sanık İlker Başbuğ'du ve en uzun süren tartışmaların başında da zaten o dönemde bu geliyordu." ifadesini kullandı.
Balbay, Türkiye'de 1984'ten itibaren 21 yılda 9 kez "eve dönüş yasası" çıkarıldığını bunlardan 2'sini ise AK Parti'nin çıkardığını belirtti.
Sataşma olduğu gerekçesiyle söz alan AK PARTİ Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu, faili meçhuller davasının sadece Ergenekon davası olmadığını, Van ve Diyarbakır mahkemelerinde faili meçhullerle ilgili görülen birçok dava bulunduğunu bildirdi. Ensarioğlu, uzun tutukluluk sürelerini ortadan kaldıran yasanın AK PARTİ döneminde çıkarıldığını hatırlattı.
Söz alan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ise milletvekilleri cezaevinde olduğu zaman CHP'nin buna direndiğini belirterek, "Yemin krizi çözülürken bir protokol imzalandı. Milletvekillerinin dışarı çıkarılması ve yasama faaliyetlerine katılmaları için bütün gruplar üzerine düşeni yapacaklardı. O sırada bunu çok konuştuk. Biz bunu konuşurken Galip Ensarioğlu, tepedeki 16 tane avizeyi sayıyordu." dedi.
AK Parti Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu, sataşma olduğu gerekçesiyle yaptığı konuşmada, verdikleri cevaplara karşı cevap verilemeyince kendisinin eski dönemde hangi partide görev yaptığının söylendiğini belirtti. Ensarioğlu, "Ben Doğru Yol Partisi il başkanlığını 16 yıl yaptım, şerefle yaptım. Beyaz toroslara sizin zihniyetiniz biniyordu, sizin zihniyetiniz onları idare ediyordu." ifadesini kullandı.
Ensarioğlu'nun konuşması sırasında AK Parti ve CHP milletvekilleri arasında tartışma yaşanması üzerine Başkanvekili Pervin Buldan, birleşime 5 dakika ara verdi.
Aranın ardından konuşan AK PARTİ Trabzon Milletvekili Salih Cora, terör eylemleri nedeniyle boşalan köyleri devletin bir politikası olarak değil, terörün sonucu olarak görülmesi gerektiğini söyledi.
Cora, Diyarbakır'daki orman yangınlarında meydana gelen zararların devlete yüklenmeye çalışıldığını belirterek, "Orman Genel Müdürlüğü'ne bağlı ekipler buna müdahale için yola çıkarken, araçlar PKK'lı teröristler tarafından yakılıp yıkılmıştır. Yangına müdahale eden araçlara taciz ateşinde bulunulmuştur. Bu şekilde mi ormanlar korunur?" diye konuştu.
MHP'nin Türk hukuk sisteminin sorunlarının tespiti ve sorunların çözümüne ilişkin gerekli yasal düzenlemelerin yapılması amacıyla verdiği araştırma önergesinin gündeme alınması önerisi de kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin "Büyükşehir Kanunu sonrası ilçe, belde ve köylerin sorunlarına" ilişkin araştırma önergesinin bugün ele alınması önerisi kabul edilmedi.
Önergenin görüşmeleri sırasında sataşmadan söz alan AK PARTİ Grup Başkanvekili Mehmet Muş, HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken'in sözlerini anımsatarak "savaş konsepti" diye bir tabir kullanmanın doğru olmadığını söyledi.
"Burada teröristle ve terörle mücadele vardır." diyen Muş, şunları söyledi:
"Cemil Bayık 7 Haziran'dan sonra 'Biz olmasaydık HDP yüzde 5 oy alamazdı.' dedi. Kim Cemil Bayık? Terör örgütünün ele başlarından. Demek ki Cemil Bayık size fazla destek olamamış, oylarınızı düşürmüşsünüz. Bundan sonra, hiç merak etmeyin, size hiç destek olamayacak çünkü hem terörle hem teröristle mücadele kararlı bir şekilde devam edecektir. Siz hiçbir zaman çıkıp da 'Hadi oradan, Cemil Bayık da kim oluyormuş, terörist başı. Biz halkımızdan bu oyu aldık? Sandık sandık çalışma yaptık, sokak sokak vatandaşımıza gittik ve vatandaşımızın desteğini alarak, onları ikna ederek bu oyları aldık.' diyemediniz, hiçbiriniz bir cevap verme cesaretinde bulunamadınız. Bu anlamda, kim kaostan kim şiddetten besleniyor ortadadır."
HDP Grup Başkanvekili Baluken, HDP'nin seçimlere parti olarak girmesi ve Türk işi başkanlık sistemiyle ilgili net tutumundan sonra "sahaya savaş konseptinin sürüldüğünü" savunarak, "Savaş ortamında, kanın oluk oluk aktığı ortamda oyunuz yüzde 40'tan yüzde 49,5'a çıktı mı, çıkmadı mı? HDP'nin oyu yüzde 13'ten 10,9'a düştü mü, düşmedi mi? Dolayısıyla, sizin iktidarınız için size savaş lazımdı, şiddet lazımdı, kan lazımdı." dedi.
Yeniden söz alan Muş, "Belediyelerde çıkan bombalar, silahlı kuvvetlerimize saldıran teröristlerin içinden çıktığı kamyon, kamyonetler nereye ait? Belediyeye ait. Kimin bu belediyeler? Sizin belediyeleriniz. Eğer siz meşru alanda siyaset yapacaksanız terörle aranıza mesafeyi koyacaksınız, politikalarınızı anlatacaksınız." diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, bazı terör elebaşlarının birtakım açıklamalarını referans gösterilerek bunun üzerinden yorum yapılmasını yanlış bulduğunu söyledi.
Baluken, teröristler tarafından kullanılan Mazıdağı Belediyesine ait bombalı aracın gasbedildiğini, çalındığını, belediyenin bunu tutanakla emniyete bildirdiğini söyledi. Baluken, "Siz, bir hukuk devletinde o çalınan ya da gasbedilen araçla ilgili eğer orada birilerinin ihmali varsa yargısal süreç işletirsiniz. Onun dışında çıkıp belediyelerle ilgili ya da bir siyasi partiye bağlı bütün belediyelerle ilgili genelleme yapamazsınız." görüşünü savundu.
CHP'nin "Büyükşehir Kanunu sonrası ilçe, belde ve köylerin sorunlarına" ilişkin araştırma önergesinin bugün ele alınması önerisi kabul edilmedi.
Maliye Bakanı Naci Ağbal, "Türkiye, bölgesinde tam manasıyla yatırım açısından çekim merkezidir." dedi.
Ağbal, TBMM Genel Kurulu'nda, Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın tümü üzerindeki görüşmelerde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Bakan Ağbal, tasarıda yer alan geçici 2. maddeye ilişkin yapılan, "Kara para operasyonu" nitelemesini kabul etmelerinin asla söz konusu olmadığını belirterek, "Yapılan düzenleme esasen yurt dışında vatandaşlarımızın hali hazırda bulunan varlıklarının Türkiye'ye getirilmesinden ibarettir. Biz biliyoruz ki birçok medeni ülke benzer düzenlemeleri geçmişti, yakın zamanda da yapmıştır. Türkiye'de diğer ülkelerin yaptığı uygulamalara benzer bir uygulamayı yapmaktadır." diye konuştu.
Naci Ağbal, yurt dışındaki varlığını getiren kişilere, "Hiçbir sorgu veya sual yok, mutlak koruma sağlanıyor." şeklindeki değerlendirmelerin doğruyu yansıtmadığını, yapılan düzenlemede maddenini açık olduğunu bildirdi.
İşin hukuki tarafını anlatmaya çalıştığını ifade eden Ağbal, "Bu yazılan metinde sayın vekillerimizin iddia ettiği gibi, her hal ve koşulda veya koşulsuz bir suç soruşturmasına karşı koruma yoktur. Bu kanunun bu hali hiçbir şekilde sizin ifade ettiğiniz şekilde bir sonuç doğurmuyor, tam tersine kişilere yasal güvence veriyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Ağbal, şöyle devam etti:
"Milletvekilleri olarak, siyasiler olarak, Türkiye'ye parasını getirmek isteyen herkese doğrudan doğruya baştan suçlu ilan ederek, haksızlık yapamayız. Böyle bir hakkımız yok. Dolayısıyla bu yasa Türk vatandaşlarının yurt dışında kazandıkları helal kazançlarını getirip, Türkiye'de yatırıma dönüştürmelerini sağlamaya dönük bir düzenlemedir. Şu anda Türkiye, bölgesinde tam manasıyla yatırım açısından çekim merkezidir. Bunu uluslararası kuruluşlar ve yatırımcılar da söylüyor. Siz ne derseniz deyin, ne konuşursanız konuşun, Türkiye'ye daha fazla sermaye gelmeye devam edecek. Türkiye büyüyecek, kalkınacak. İstihdam olacak, aş olacak, iş olacak."
Bakan Ağbal'ın konuşmasının ardından, tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanarak, maddelerine geçilmesi kabul edildi.
Maliye Bakanı Naci Ağbal, Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın, özel sektörün, piyasanın, sivil toplum örgütlerinin beklentilerini önemli ölçüde karşıladığını bildirdi.
Ağbal, TBMM Genel Kurulu'nda, Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın birinci bölümü üzerinde hükümet adına söz aldı.
Tasarıyla, yatırımcıların karşılaştıkları hukuki sorunları, yatırım döneminde ortaya çıkan birtakım maliyetleri ortadan kaldırmaya çalıştıklarını belirten Ağbal, "Türkiye'yi gerçekten bir üretim, yatırım, istihdam merkezi haline getirecek düzenlemeler yapıyoruz. Dolayısıyla tasarı özel sektörün, piyasanın, sivil toplum örgütlerinin beklentilerini önemli ölçüde karşılıyor." dedi.
Tasarı içerisinde gerek iflas erteleme gerekse çekle ilgili getirilen düzenlemelerin arkasında yatan temel nedenin, o düzenlemelerin yapıldığı tarihten sonra ekonomide ortaya çıkan yeni ihtiyaçlar olduğunu ifade eden Bakan Ağbal, şunları söyledi:
"Gerek özel sektör kuruluşlarıyla gerekse sivil toplum kuruluşlarıyla yapılan istişarelerde görüldü ki özellikle karşılıksız çıkan çeklerle ilgili caydırıcı bir yaptırım müessesesi getirmememiz halinde, gerçekten iyi niyetli çek lehtarları bundan mağdur olabiliyorlar. O zaman ne oluyor? Çekin piyasadaki yaygın kullanımının önünde bir engel oluşturuyor. Dolayısıyla, piyasadaki çek üzerinden oluşturduğumuz kredi hacmini de kendi elimizle daraltmış oluyoruz. Dolayısıyla, çekle ilgili olsun, iflas ertelemesiyle ilgili olsun getirdiğimiz düzenlemeler, geniş bir istişareyle ortaya çıkan düzenlemelerdir. O gün o düzenlemeler yapıldığında da doğruydu, bugün bu yaptığımız düzenlemeler de bugünkü ihtiyaçlar çerçevesinde doğrudur. Ekonominin dinamik bir süreç olduğunu da mutlaka düşünelim."
"Özellikle iflas erteleme müessesesinin kötüye kullanılmasına neden olan birtakım hukuki faktörleri ortadan kaldırıyoruz." diyen Ağbal, sözlerine şöyle devam etti:
"İflas erteleme sürecinden etkilenecek olan alacaklıların bu süreçten haberdar olmaları noktasında sistemi daha da etkin hale getiriyoruz. Erteleme başvurusu üzerine verilebilecek tedbirlere açıklık getiriyoruz. Erteleme hükümlerine ihtiyati tedbirler ile ihtiyati hacizleri de dahil ediyoruz."
Tasarının birinci bölümünde yer alan düzenlemelere ilişkin bilgi veren Ağbal, "Gerçekten önemli düzenlemeler hayata geçiriyoruz." diye konuştu.
Yurt dışındaki varlıklarını Türkiye'ye getiren Türk vatandaşları ile yurt dışındaki varlıklarını Türkiye'ye getirmek isteyen başka ülke vatandaşlarının da ekonomiye katacağı taze kanla yatırımın, üretimin, istihdamın artacağını vurgulayan Ağbal, "Ülkemizde son 14 yılda oluşturduğumuz kalkınma hamlesi inşallah 2023 hedeflerine uygun bir şekilde devam edecek." değerlendirmesinde bulundu.
Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın ilk 4 maddesi kabul edildi.
Tasarının kabul edilen maddelerine göre, sermaye şirketleri ile kooperatiflerin, aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden düzenlenen ara bilançoya göre, borca batık olduğu idare ve temsille vazifelendirilmiş kimseler, şirket veya kooperatif tasfiye halinde ise tasfiye memurları veya bir alacaklı tarafından beyan ve mahkemece tespit edilirse, önceden takibe gerek kalmaksızın bunların iflasına karar verilecek.
İdare ve temsille vazifelendirilmiş kimseler ya da alacaklılardan biri, şirket veya kooperatifin mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olduğuna dair iyileştirme projesini, son bir yıldan uzun süre ile şirket merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemeye sunarak, iflasın ertelenmesini isteyebilecek.
Mahkeme, iflasın ertelenmesi talebinde bulunulması üzerine, yönetim organının yerine geçmesi, yönetim organı kararları ve işlemlerini onaylaması ayrıca envanter işlemlerini başlatarak kontrolü altında yürütmesi için mesleki ve teknik yeterliliğe sahip yeterli sayıda kayyum atayacak.
İflas erteleme talebi, kayyumun atanmasına ilişkin karar, kayyumun mahkemece belirlenen görevleri ve temsil yetkisi ile bunların sınırları, ticaret sicili müdürlüğüne öngörülen usulle ilan ettirilecek. Bu ilanda, "Alacaklıların iflas erteleme talebinin ilanından itibaren iki haftalık kesin süre içinde itiraz ederek iflas erteleme şartlarının bulunmadığını ileri sürebilecekleri ve mahkemeden talebin reddini isteyebilecekleri" belirtilecek.
Mahkeme, şirketin veya kooperatifin malvarlığının korunması ve faaliyetlerinin yürütülmesi için gerekli olan tedbirleri alacak; şirket ya da kooperatif aleyhine takip yapılmasını yasaklayabilecek, daha önce başlatılan takipleri durdurabilecek.
Mahkeme, gerektiğinde kayyumun görevine son verebilecek, görevine son verilen ya da istifa eden kayyumun yerine yenisini seçebilecek. Bir kişi aynı anda en fazla 3 dosyada kayyum olarak atanabilecek.
İflasın erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine hiçbir takip yapılamayacak ve daha önce başlayan takipler duracak, ihtiyati tedbir ile ihtiyati haciz kararları uygulanmayacak.
Erteleme sırasında taşınır, taşınmaz veya ticari işletme rehniyle temin edilen alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilecek veya başlayan takiplere devam edilebilecek ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamayacak ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemeyecek.
Erteleme süresi azami bir yıl olacak. Bu süre mahkemece uygun görülmesi halinde bir yıl daha uzatılabilecek.
İflasın ertelenmesine karar veren mahkeme, atanan kayyumun görevine devam etmesine karar verebileceği gibi aynı niteliklere sahip yeni kayyum da atayabilecek. Kayyum, takvim yılının her 3 aylık dönem sonu itibarıyla, şirketin projeye uygun olarak iyileşme gösterip göstermediğini mahkemeye rapor edecek.
Kayyum ayrıca şirketteki olağanüstü gelişmeleri mahkemeye rapor edecek. Mahkeme, kayyumun verdiği raporlardan veya bilirkişi raporundan, borca batıklığın sürdüğünü belirlerse şirketin veya kooperatifin iflasına karar verecek.
İflas erteleme talebi üzerine mahkemece verilen nihai kararlara karşı borçlu şirket, kooperatif ya da erteleme talep eden alacaklı tarafından kararın tebliğinden, diğer ilgililer tarafından ise kararın ilanından itibaren 10 gün içinde istinaf yoluna başvurulabilecek.
Yargıtay, bölge adliye mahkemesince iflasın ertelenmesi kararının kaldırılması veya verilen iflasın ertelenmesi kararını bozarsa, borçlunun malvarlığı üzerindeki tedbirler devam edecek.
TBMM Başkanvekili Pervin Buldan, verilen aranın ardından, komisyon ve hükümetin yerine oturmaması üzerine birleşimi bugün saat 14.00'de toplanmak üzere kapattı.
Gündemdışı konuşmaların ardından yerinden söz alan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Fransa'nın güvenlik gerekçesiyle 14 Temmuz kutlamalarının iptal ettiğini, bazı konsolosluklarını ikinci bir emre kadar kapattığını ve terör örgütü PKK'nın üst düzey sorumlularından Fehman Hüseyin hakkındaki (Bahoz Erdal) habere ilişkin hükümetten Genel Kurul'u bilgilendirmesini istedi.
Söz alarak Genel Kurulu bilgilendiren Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Fransa'nın kendi istihbarat birimlerine gelen bilgilerle kendi kararlarını aldığını belirterek, şöyle devam etti:
"Herhangi bir ülkenin bir başka ülkedeki yabancı misyonla ilgili kararları o ülkeyi ilgilendirir. Daha evvel Türkiye Cumhuriyeti'nin başka büyükelçiliklerimiz ve başkonsolosluklarımızla ilgili geçici süreli oradaki faaliyetleri durdurduğumuz olmuştur. Başka ülkelerin de olmuştur. Dolayısıyla Fransızların aldığı bu karar onların taktiridir ve saygıyla karşılarız. İlk andan itibaren ilgili bütün birimlerimiz Fransız makamlarıyla irtibat halindedir. Hem Fransız Büyükelçiliği ve baş konsolosluklarının fiziki olarak korunmasıyla ilgili ilave tedbirler hem de buradaki Fransız yabancı misyonuyla ilgili ilave tedbirler gündeme gelmiştir. Çok yakın temasla karşılıklı çalışmalar sürdürülür."
PKK'nın üst düzey sorumlularından Fehman Hüseyin'in (Bahoz Erdal) öldürülmesi haberine ilişkin soruyu yanıtlayan Kurtulmuş, kendilerinin konuştuğu zaman hükümet adına konuştuğunu, resmi olarak konuşmak mecburiyetinde olduklarını söyledi. Kurtulmuş, herhangi bir şekilde böyle bir ölüm haberinin doğrulanabilmesi için ellerindeki hukuki mesnetlerle konuşmak mecburiyetinde olduklarını bildirdi.
Kurtulmuş, şunları kaydetti:
"Bu konunun ortaya çıkışı birtakım istihbarat bilgileri ve bir takım ajans bilgileri üzerinden ortaya çıkmış olan bilgilerdir. Bu yönde bilgiler var, aksi istikamette de bilgiler var. Dolayısıyla biz bir şey söylerken, hükümet adına resmi açıklama yaparken teyide muhtaç bir bilgi olduğunu ifade ettik. Bu bilgi teyit edilir edilmez de, gerçek bilgi nedir bunu da kamuoyu ile paylaşacağımızdan hiç şüpheniz olmasın. Şu anda, bizde ki bütün bilgiler bunun teyit edilmeye muhtaç, doğrulanmaya muhtaç bir bilgi olduğu yönündedir."
HDP, Danışma Kurulunda oy birliği sağlanamaması nedeniyle askeri operasyonlar ve Lice'deki yangınların sebeplerine ilişkin verdiği araştırma önergesinin gündeme alınması önerisini Genel Kurula taşıdı.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Sur, Cizre, Silopi'deki süreçlerin "çökertme planının" kent ayağı olduğunu, Lice'deki süreçle birlikte planın kırsal ayağının devreye konulmaya çalışıldığını ileri sürdü. Lice'de 10 gün boyunca yaşananların tartışılması gerektiğini savunan Baluken, çıkan yangınlara müdahale edilmesinin engellendiğini iddia etti.
Baluken, "34 köylü köy meydanında yakılmak istendi. Bunları engelleyen de orada görev yapan bir subay oldu. Orada insanlığa karşı hukuksuz işlemler yürütenler varsa mutlaka tarih önünde, adalet önünde ortaya çıkarılması için Meclisin müdahil olması gerektiğini ifade ediyoruz." diye konuştu.
AK PARTİ Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu ise Lice'de 22 Haziran'da başlayan ve 3 Temmuz'da sona eren bir operasyon yapıldığını, operasyon sonunda Diyarbakır Valiliğinin bilgilendirmeyi yaptığını hatırlattı. Ensarioğlu, Lice'de operasyon sonunda 67 milyon 605 bin kök Hint kenevirinin, 15 bin 414 kilogram kubar ve 4 bin 921 kilogram toz esrarın ele geçirildiğini belirtti.
Operasyon kapsamında ele geçirilen mühimmatları sıralayan Ensarioğlu, devletin nerede gerekli görürse operasyon yapacağını vurgulayarak, Diyarbakır'da Lice operasyonu ile başlayan ciddi bir bilgi kirliliği olduğunu kaydetti.
Ensarioğlu, şöyle devam etti:
"Bahtiyar Aydın olayının bizim iktidarımız döneminde davası açıldı. On yıllarca Bahtiyar Aydın'ın nasıl öldürüldüğünün hesabını kimse sormazken, biz sorduk ve bugün bir devlet yetkilisi de ondan dolayı yargılanıyor. Cemal Temizöz'ün davası AK Parti döneminde açılmıştır. Temizöz, davası Diyarbakır'da görülürken görmezden geldiniz. Cemal Temizöz davasını açan da bizleriz, takip eden de hesabını soran da bizleriz.
Bu bahsettiğiniz Doğu Perinçek'ten Veli Küçük'e, Yalçın Küçük'e kadar, bunlar kimin döneminde yakalanıp hesap soruldu? Bizim dönemde. Ama kalkıp da Doğu Perinçek'i, Veli Küçük'ü bizden sorarsanız, Doğu Perinçek'in, Yalçın Küçük'ün, Mihri Belli'nin yıllarca hangi televizyonda her gün mülakat verdiğini, gidip Bekaa'da kimi denetlediğini, kiminle sohbet ettiğini de buradan size sorarlar."
CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, Ergenekon duruşmasında 3 bin saat hakim karşısında kaldığını, bu zaman içinde bir tek sanığa, Veli Küçük dahil faili meçhul cinayetin sorulmadığını savunarak, "Orada tanık PKK'nın ikinci adamıydı, sanık İlker Başbuğ'du ve en uzun süren tartışmaların başında da zaten o dönemde bu geliyordu." ifadesini kullandı.
Balbay, Türkiye'de 1984'ten itibaren 21 yılda 9 kez "eve dönüş yasası" çıkarıldığını bunlardan 2'sini ise AK Parti'nin çıkardığını belirtti.
Sataşma olduğu gerekçesiyle söz alan AK PARTİ Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu, faili meçhuller davasının sadece Ergenekon davası olmadığını, Van ve Diyarbakır mahkemelerinde faili meçhullerle ilgili görülen birçok dava bulunduğunu bildirdi. Ensarioğlu, uzun tutukluluk sürelerini ortadan kaldıran yasanın AK PARTİ döneminde çıkarıldığını hatırlattı.
Söz alan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ise milletvekilleri cezaevinde olduğu zaman CHP'nin buna direndiğini belirterek, "Yemin krizi çözülürken bir protokol imzalandı. Milletvekillerinin dışarı çıkarılması ve yasama faaliyetlerine katılmaları için bütün gruplar üzerine düşeni yapacaklardı. O sırada bunu çok konuştuk. Biz bunu konuşurken Galip Ensarioğlu, tepedeki 16 tane avizeyi sayıyordu." dedi.
AK Parti Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu, sataşma olduğu gerekçesiyle yaptığı konuşmada, verdikleri cevaplara karşı cevap verilemeyince kendisinin eski dönemde hangi partide görev yaptığının söylendiğini belirtti. Ensarioğlu, "Ben Doğru Yol Partisi il başkanlığını 16 yıl yaptım, şerefle yaptım. Beyaz toroslara sizin zihniyetiniz biniyordu, sizin zihniyetiniz onları idare ediyordu." ifadesini kullandı.
Ensarioğlu'nun konuşması sırasında AK Parti ve CHP milletvekilleri arasında tartışma yaşanması üzerine Başkanvekili Pervin Buldan, birleşime 5 dakika ara verdi.
Aranın ardından konuşan AK PARTİ Trabzon Milletvekili Salih Cora, terör eylemleri nedeniyle boşalan köyleri devletin bir politikası olarak değil, terörün sonucu olarak görülmesi gerektiğini söyledi.
Cora, Diyarbakır'daki orman yangınlarında meydana gelen zararların devlete yüklenmeye çalışıldığını belirterek, "Orman Genel Müdürlüğü'ne bağlı ekipler buna müdahale için yola çıkarken, araçlar PKK'lı teröristler tarafından yakılıp yıkılmıştır. Yangına müdahale eden araçlara taciz ateşinde bulunulmuştur. Bu şekilde mi ormanlar korunur?" diye konuştu.
MHP'nin Türk hukuk sisteminin sorunlarının tespiti ve sorunların çözümüne ilişkin gerekli yasal düzenlemelerin yapılması amacıyla verdiği araştırma önergesinin gündeme alınması önerisi de kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin "Büyükşehir Kanunu sonrası ilçe, belde ve köylerin sorunlarına" ilişkin araştırma önergesinin bugün ele alınması önerisi kabul edilmedi.
Önergenin görüşmeleri sırasında sataşmadan söz alan AK PARTİ Grup Başkanvekili Mehmet Muş, HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken'in sözlerini anımsatarak "savaş konsepti" diye bir tabir kullanmanın doğru olmadığını söyledi.
"Burada teröristle ve terörle mücadele vardır." diyen Muş, şunları söyledi:
"Cemil Bayık 7 Haziran'dan sonra 'Biz olmasaydık HDP yüzde 5 oy alamazdı.' dedi. Kim Cemil Bayık? Terör örgütünün ele başlarından. Demek ki Cemil Bayık size fazla destek olamamış, oylarınızı düşürmüşsünüz. Bundan sonra, hiç merak etmeyin, size hiç destek olamayacak çünkü hem terörle hem teröristle mücadele kararlı bir şekilde devam edecektir. Siz hiçbir zaman çıkıp da 'Hadi oradan, Cemil Bayık da kim oluyormuş, terörist başı. Biz halkımızdan bu oyu aldık? Sandık sandık çalışma yaptık, sokak sokak vatandaşımıza gittik ve vatandaşımızın desteğini alarak, onları ikna ederek bu oyları aldık.' diyemediniz, hiçbiriniz bir cevap verme cesaretinde bulunamadınız. Bu anlamda, kim kaostan kim şiddetten besleniyor ortadadır."
HDP Grup Başkanvekili Baluken, HDP'nin seçimlere parti olarak girmesi ve Türk işi başkanlık sistemiyle ilgili net tutumundan sonra "sahaya savaş konseptinin sürüldüğünü" savunarak, "Savaş ortamında, kanın oluk oluk aktığı ortamda oyunuz yüzde 40'tan yüzde 49,5'a çıktı mı, çıkmadı mı? HDP'nin oyu yüzde 13'ten 10,9'a düştü mü, düşmedi mi? Dolayısıyla, sizin iktidarınız için size savaş lazımdı, şiddet lazımdı, kan lazımdı." dedi.
Yeniden söz alan Muş, "Belediyelerde çıkan bombalar, silahlı kuvvetlerimize saldıran teröristlerin içinden çıktığı kamyon, kamyonetler nereye ait? Belediyeye ait. Kimin bu belediyeler? Sizin belediyeleriniz. Eğer siz meşru alanda siyaset yapacaksanız terörle aranıza mesafeyi koyacaksınız, politikalarınızı anlatacaksınız." diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, bazı terör elebaşlarının birtakım açıklamalarını referans gösterilerek bunun üzerinden yorum yapılmasını yanlış bulduğunu söyledi.
Baluken, teröristler tarafından kullanılan Mazıdağı Belediyesine ait bombalı aracın gasbedildiğini, çalındığını, belediyenin bunu tutanakla emniyete bildirdiğini söyledi. Baluken, "Siz, bir hukuk devletinde o çalınan ya da gasbedilen araçla ilgili eğer orada birilerinin ihmali varsa yargısal süreç işletirsiniz. Onun dışında çıkıp belediyelerle ilgili ya da bir siyasi partiye bağlı bütün belediyelerle ilgili genelleme yapamazsınız." görüşünü savundu.
CHP'nin "Büyükşehir Kanunu sonrası ilçe, belde ve köylerin sorunlarına" ilişkin araştırma önergesinin bugün ele alınması önerisi kabul edilmedi.
Maliye Bakanı Naci Ağbal, "Türkiye, bölgesinde tam manasıyla yatırım açısından çekim merkezidir." dedi.
Ağbal, TBMM Genel Kurulu'nda, Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın tümü üzerindeki görüşmelerde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Bakan Ağbal, tasarıda yer alan geçici 2. maddeye ilişkin yapılan, "Kara para operasyonu" nitelemesini kabul etmelerinin asla söz konusu olmadığını belirterek, "Yapılan düzenleme esasen yurt dışında vatandaşlarımızın hali hazırda bulunan varlıklarının Türkiye'ye getirilmesinden ibarettir. Biz biliyoruz ki birçok medeni ülke benzer düzenlemeleri geçmişti, yakın zamanda da yapmıştır. Türkiye'de diğer ülkelerin yaptığı uygulamalara benzer bir uygulamayı yapmaktadır." diye konuştu.
Naci Ağbal, yurt dışındaki varlığını getiren kişilere, "Hiçbir sorgu veya sual yok, mutlak koruma sağlanıyor." şeklindeki değerlendirmelerin doğruyu yansıtmadığını, yapılan düzenlemede maddenini açık olduğunu bildirdi.
İşin hukuki tarafını anlatmaya çalıştığını ifade eden Ağbal, "Bu yazılan metinde sayın vekillerimizin iddia ettiği gibi, her hal ve koşulda veya koşulsuz bir suç soruşturmasına karşı koruma yoktur. Bu kanunun bu hali hiçbir şekilde sizin ifade ettiğiniz şekilde bir sonuç doğurmuyor, tam tersine kişilere yasal güvence veriyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Ağbal, şöyle devam etti:
"Milletvekilleri olarak, siyasiler olarak, Türkiye'ye parasını getirmek isteyen herkese doğrudan doğruya baştan suçlu ilan ederek, haksızlık yapamayız. Böyle bir hakkımız yok. Dolayısıyla bu yasa Türk vatandaşlarının yurt dışında kazandıkları helal kazançlarını getirip, Türkiye'de yatırıma dönüştürmelerini sağlamaya dönük bir düzenlemedir. Şu anda Türkiye, bölgesinde tam manasıyla yatırım açısından çekim merkezidir. Bunu uluslararası kuruluşlar ve yatırımcılar da söylüyor. Siz ne derseniz deyin, ne konuşursanız konuşun, Türkiye'ye daha fazla sermaye gelmeye devam edecek. Türkiye büyüyecek, kalkınacak. İstihdam olacak, aş olacak, iş olacak."
Bakan Ağbal'ın konuşmasının ardından, tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanarak, maddelerine geçilmesi kabul edildi.
Maliye Bakanı Naci Ağbal, Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın, özel sektörün, piyasanın, sivil toplum örgütlerinin beklentilerini önemli ölçüde karşıladığını bildirdi.
Ağbal, TBMM Genel Kurulu'nda, Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın birinci bölümü üzerinde hükümet adına söz aldı.
Tasarıyla, yatırımcıların karşılaştıkları hukuki sorunları, yatırım döneminde ortaya çıkan birtakım maliyetleri ortadan kaldırmaya çalıştıklarını belirten Ağbal, "Türkiye'yi gerçekten bir üretim, yatırım, istihdam merkezi haline getirecek düzenlemeler yapıyoruz. Dolayısıyla tasarı özel sektörün, piyasanın, sivil toplum örgütlerinin beklentilerini önemli ölçüde karşılıyor." dedi.
Tasarı içerisinde gerek iflas erteleme gerekse çekle ilgili getirilen düzenlemelerin arkasında yatan temel nedenin, o düzenlemelerin yapıldığı tarihten sonra ekonomide ortaya çıkan yeni ihtiyaçlar olduğunu ifade eden Bakan Ağbal, şunları söyledi:
"Gerek özel sektör kuruluşlarıyla gerekse sivil toplum kuruluşlarıyla yapılan istişarelerde görüldü ki özellikle karşılıksız çıkan çeklerle ilgili caydırıcı bir yaptırım müessesesi getirmememiz halinde, gerçekten iyi niyetli çek lehtarları bundan mağdur olabiliyorlar. O zaman ne oluyor? Çekin piyasadaki yaygın kullanımının önünde bir engel oluşturuyor. Dolayısıyla, piyasadaki çek üzerinden oluşturduğumuz kredi hacmini de kendi elimizle daraltmış oluyoruz. Dolayısıyla, çekle ilgili olsun, iflas ertelemesiyle ilgili olsun getirdiğimiz düzenlemeler, geniş bir istişareyle ortaya çıkan düzenlemelerdir. O gün o düzenlemeler yapıldığında da doğruydu, bugün bu yaptığımız düzenlemeler de bugünkü ihtiyaçlar çerçevesinde doğrudur. Ekonominin dinamik bir süreç olduğunu da mutlaka düşünelim."
"Özellikle iflas erteleme müessesesinin kötüye kullanılmasına neden olan birtakım hukuki faktörleri ortadan kaldırıyoruz." diyen Ağbal, sözlerine şöyle devam etti:
"İflas erteleme sürecinden etkilenecek olan alacaklıların bu süreçten haberdar olmaları noktasında sistemi daha da etkin hale getiriyoruz. Erteleme başvurusu üzerine verilebilecek tedbirlere açıklık getiriyoruz. Erteleme hükümlerine ihtiyati tedbirler ile ihtiyati hacizleri de dahil ediyoruz."
Tasarının birinci bölümünde yer alan düzenlemelere ilişkin bilgi veren Ağbal, "Gerçekten önemli düzenlemeler hayata geçiriyoruz." diye konuştu.
Yurt dışındaki varlıklarını Türkiye'ye getiren Türk vatandaşları ile yurt dışındaki varlıklarını Türkiye'ye getirmek isteyen başka ülke vatandaşlarının da ekonomiye katacağı taze kanla yatırımın, üretimin, istihdamın artacağını vurgulayan Ağbal, "Ülkemizde son 14 yılda oluşturduğumuz kalkınma hamlesi inşallah 2023 hedeflerine uygun bir şekilde devam edecek." değerlendirmesinde bulundu.
Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın ilk 4 maddesi kabul edildi.
Tasarının kabul edilen maddelerine göre, sermaye şirketleri ile kooperatiflerin, aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden düzenlenen ara bilançoya göre, borca batık olduğu idare ve temsille vazifelendirilmiş kimseler, şirket veya kooperatif tasfiye halinde ise tasfiye memurları veya bir alacaklı tarafından beyan ve mahkemece tespit edilirse, önceden takibe gerek kalmaksızın bunların iflasına karar verilecek.
İdare ve temsille vazifelendirilmiş kimseler ya da alacaklılardan biri, şirket veya kooperatifin mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olduğuna dair iyileştirme projesini, son bir yıldan uzun süre ile şirket merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemeye sunarak, iflasın ertelenmesini isteyebilecek.
Mahkeme, iflasın ertelenmesi talebinde bulunulması üzerine, yönetim organının yerine geçmesi, yönetim organı kararları ve işlemlerini onaylaması ayrıca envanter işlemlerini başlatarak kontrolü altında yürütmesi için mesleki ve teknik yeterliliğe sahip yeterli sayıda kayyum atayacak.
İflas erteleme talebi, kayyumun atanmasına ilişkin karar, kayyumun mahkemece belirlenen görevleri ve temsil yetkisi ile bunların sınırları, ticaret sicili müdürlüğüne öngörülen usulle ilan ettirilecek. Bu ilanda, "Alacaklıların iflas erteleme talebinin ilanından itibaren iki haftalık kesin süre içinde itiraz ederek iflas erteleme şartlarının bulunmadığını ileri sürebilecekleri ve mahkemeden talebin reddini isteyebilecekleri" belirtilecek.
Mahkeme, şirketin veya kooperatifin malvarlığının korunması ve faaliyetlerinin yürütülmesi için gerekli olan tedbirleri alacak; şirket ya da kooperatif aleyhine takip yapılmasını yasaklayabilecek, daha önce başlatılan takipleri durdurabilecek.
Mahkeme, gerektiğinde kayyumun görevine son verebilecek, görevine son verilen ya da istifa eden kayyumun yerine yenisini seçebilecek. Bir kişi aynı anda en fazla 3 dosyada kayyum olarak atanabilecek.
İflasın erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine hiçbir takip yapılamayacak ve daha önce başlayan takipler duracak, ihtiyati tedbir ile ihtiyati haciz kararları uygulanmayacak.
Erteleme sırasında taşınır, taşınmaz veya ticari işletme rehniyle temin edilen alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilecek veya başlayan takiplere devam edilebilecek ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamayacak ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemeyecek.
Erteleme süresi azami bir yıl olacak. Bu süre mahkemece uygun görülmesi halinde bir yıl daha uzatılabilecek.
İflasın ertelenmesine karar veren mahkeme, atanan kayyumun görevine devam etmesine karar verebileceği gibi aynı niteliklere sahip yeni kayyum da atayabilecek. Kayyum, takvim yılının her 3 aylık dönem sonu itibarıyla, şirketin projeye uygun olarak iyileşme gösterip göstermediğini mahkemeye rapor edecek.
Kayyum ayrıca şirketteki olağanüstü gelişmeleri mahkemeye rapor edecek. Mahkeme, kayyumun verdiği raporlardan veya bilirkişi raporundan, borca batıklığın sürdüğünü belirlerse şirketin veya kooperatifin iflasına karar verecek.
İflas erteleme talebi üzerine mahkemece verilen nihai kararlara karşı borçlu şirket, kooperatif ya da erteleme talep eden alacaklı tarafından kararın tebliğinden, diğer ilgililer tarafından ise kararın ilanından itibaren 10 gün içinde istinaf yoluna başvurulabilecek.
Yargıtay, bölge adliye mahkemesince iflasın ertelenmesi kararının kaldırılması veya verilen iflasın ertelenmesi kararını bozarsa, borçlunun malvarlığı üzerindeki tedbirler devam edecek.
TBMM Başkanvekili Pervin Buldan, verilen aranın ardından, komisyon ve hükümetin yerine oturmaması üzerine birleşimi bugün saat 14.00'de toplanmak üzere kapattı.
