2021-10-05 - 16:24
TBMM Genel Kurulu, 27. Dönem 5. Yasama Yılı'nda, özel gündemle yapılan açılış toplantısının ardından Meclis Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç başkanlığında ilk kez bir araya geldi. Genel Kurulda, Depreme Karşı Alınabilecek Önlemlerin ve Depremlerin Zararlarının En Aza İndirilmesi İçin Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonunun Raporu görüşüldü.
TBMM Başkanvekili Bilgiç, açılışta yaptığı konuşmada, 27. Dönem 5. Yasama Yılı çalışmalarının hayırlı olmasını diledi.
Bilgiç, "Ülke ve milletçe hayatımızı huzur ve güven içinde idame ettirebilmemiz, bütün demokratik kurumların ve aktörlerin ortak milli hedeflerimiz ve çıkarlarımız doğrultusunda karşılıklı anlayış, hoşgörü ve dayanışma içinde olmalarına bağlıdır." dedi.
İnsanlık ve dünyanın, Kovid-19 salgını, iklim değişikliği, küresel ısınma, bölgesel çatışmalar ve iç savaşlar, artan göçmen sorunları, ticaret savaşları, radikalizm, terör, yabancı düşmanlığı gibi bir dizi küresel sınamayla karşı karşıya olduğunu dile getiren Bilgiç, şunları kaydetti:
"Öte yandan emperyalist yapılar az gelişmiş coğrafyalarda yaşayan mazlum milletlere karşı yürüttüğü ahlaki temelden yoksun çıkar odaklı politikalarını sürdürmektedir. Bütün bu küresel sorunlara ilave olarak çok hassas uluslararası dengelerin hakim olduğu ve sürekli krizlere ve çatışmalara gebe bir coğrafyada bulunduğumuz düşünüldüğünde, ülkemizin devleti ve milletiyle bir bütün olarak kenetlenmesinin önemi daha da artmaktadır.
Meclis çalışmalarımızı, milli birlik ve bütünlük temelinde ve ayrıca yüce milletimizin gözünün sürekli üzerimizde olduğunun bilinciyle sürdürmemiz gerekmektedir. Bu noktada bizlere düşen en önemli görev ülkemizin bütün sorunlarına bu yüce çatı altında çözüm bulunabileceği güven ve inancını vatandaşlarımıza verebilmektir.
Bu yeni yasama yılında da 1876'dan bu tarafa gelen parlamento geleneğimize, yine 1946'dan bu tarafa devam eden çok partili demokratik tecrübemize yakışır bir tavırla çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz. İfade ve fikir özgürlüğünü, hoşgörüyü, karşılıklı diyaloğu kendimize rehber alarak engin parlamenter demokrasi geleneğimizi daha da ileri taşıma imkanına sahip olacağız."
AK Parti Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir, "Milletvekillerinin yaz dönemi çalışmalarının değerlendirilmesi ve Meclisin 27. Dönem 5. Yasama Yılı faaliyetleri"; CHP İstanbul Milletvekili Emine Gülizar Emecan "İstanbul Avcılar İlçesi Tahtakale Mahallesi İmar durumu ile ilgili yaşanan sorunlar" ve HDP Ağrı Milletvekili Abdullah Koç, "Ağrı?nın sorunları" ile ilgili gündem dışı konuşma yaptı.
Öte yandan, milletvekilleri, Genel Kurulda yenilenen elektronik oylama ve yoklama sistemini bugün ilk kez kullandılar. Yenilenen sistemle ilgili masalara kullanım kılavuzu koyuldu.
AK Parti Grup Başkanvekili Emin Akbaşoğlu, mutlaka fiyat istikrarını oluşturarak halkın tüm kesimlerinin alım gücünü artıracaklarını söyledi.
TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, yeni yasama yılında bütün siyasi partilere ve milletvekillerine başarılar diledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hafta sonu market alışverişi sonrası açıklama yaptığını anımsatan Dervişoğlu, "Sayın Erdoğan'ın 'fiyatlar uygun' dediği markette bile ürünler iki yılda yüzde yüz artmıştır. Bu durum ekonominin kötü gidişinin, alım gücünün azaldığının, TÜİK'in açıkladığı enflasyon oranlarının gerçeği yansıtmadığının; memura, çiftçiye, emekliye ve asgari ücretliye gelen zamların ise yetersiz kaldığının bir göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır." dedi.
Dervişoğlu, yargıda, dış politikada, eğitimde, ekonomide, sağlıkta, her alanda söz verilip yapılmayan vaatlerin İYİ Parti olarak takipçisi olacaklarını söyledi.
MHP Grup Başkanvekili Levent Bülbül de yasama yılının hayırlı olmasını temenni etti.
Bülbül, "Yapacağımız çalışmaların, milletimizin menfaatlerine hizmet etme noktasında titizlik içinde yürütüleceğine inancımız tamdır." diye konuştu.
Covid-19 salgınıyla ilgili olarak vatandaşların aşı konusuna hassasiyet göstermesini isteyen Bülbül, "Aşıya karşı her türlü kara propagandaya rağmen milletimizin hiçbir tereddüt göstermeden aşılanması ve Covid-19 salgınına karşı diğer önlemlerle birlikte tedbirimizi almamız gerekiyor." dedi.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, vatandaşların beklentilerine uygun, halktan yana yasaların, müzakerelerin bol olduğu, münakaşanın az olduğu bir ortamda gerçekleşmesini temenni ederek, yapıcı muhalefet çabalarına devam edeceklerini kaydetti.
Özel, Covid salgınında vaka sayılarında yüksek seyrin devam ettiğini anımsatarak, salgından kurtulmak için aşının tek çare olduğunu kaydetti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Tarım Kredi Kooperatiflerinin bir marketine gittiğini ve alışveriş yaptığını hatırlatan Özel, "Et yoktu, süt yoktu, peynir yoktu, yağ yoktu; bol bol atıştırmalık, gofret, hacim tutacak para tutmayacak alışveriş ama sonunda bin 2 lira tuttu. Bin 2 lirayı ödeyip de 'fiyatlar uygun' diyen Recep Tayyip Erdoğan?a 2 bin 825 liralık asgari ücreti hatırlatırız; bunun içinde ev kirası olduğunu hatırlatırız; bunun içinde ısınma, elektrik, su gideri olduğunu hatırlatırız; arabaların bin liraya dolduğunu hatırlatırız. Bu kadar gerçeklikten kopmuş, vatandaşın çektiği sıkıntıdan bihaber anlayışın daha ne kadar iktidarda kalacağını merak eden milletimizin ve onlarla birlikte bizim, seçim için gün saydığımızı bir kez daha ifade ederiz." değerlendirmesini yaptı.
Özel, Ticaret Bakanı Mehmet Muş'un, Adana İl Örgütünü ziyaretinde "Partili kimliğimiz var ama Bakan olarak bir devlet şapkamız var, ondan sıcak siyasete girmem." deyip yine kendi icraatlarını anlattığını belirterek, "Hep bakanları eleştiriyoruz, Varank?ı, Soylu?yu ama seçilmiş Meclise, milletin oy verdiği partilere saygılı davranan, bu sıralardan gitmiş bir arkadaşımıza da bu anlamda teşekkürü bir borç biliyoruz." diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Emin Akbaşoğlu, 27. Dönem 5. Yasama Yılının herkese hayırlar getirmesini diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hafta sonu alışveriş yaptığı Tarım Kredi Kooperatifleri marketinde fiyatların piyasa fiyatlarına göre daha uygun olduğunu ifade ettiğini hatırlatan Akbaşoğlu, "Türkiye genelinde bu marketlerin binin üzerinde yaygınlaştırılacağı ve bu manada, daha kaliteli ve daha ucuz ürünlerin halkımıza sunulacağı müjdesini verdi. Bu manada, mutlaka fiyat istikrarını oluşturarak milletimizin, halkımızın tüm kesimlerinin alım gücünü kesinlikle artıracağız. Her türlü spekülasyonla, her türlü istismarla da ilgili bakanlıklarımız ve ilgili idarelerimiz gerekli kontrolleri, denetimleri yapmaktadır; mücadelemiz de mutlaka kararlılıkla sürecektir." dedi.
Akbaşoğlu, bu hafta Genel Kurulda, Deprem Araştırma Komisyonu Raporu, Paris İklim Anlaşması ve Kamu Denetçiliği Kurumu raporunun görüşülmesinin planlandığını bildirdi.
Öte yandan, Katip Üyeliğe seçilen CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, TBMM Başkanlık Divanı?nda ilk kez yerini aldı.
TBMM Genel Kurulunda, CHP, HDP ve İYİ Parti'nin gündeme ilişkin grup önerileri kabul edilmedi.
Genel Kurulda gündem dışı konuşmaların ardından partilerin grup önerileri ayrı ayrı ele alındı.
Partisinin, "üniversitelerdeki yurt sorunu" hakkında Meclis araştırma önergesinin bugün ele alınmasına dair grup önerisi üzerinde söz alan CHP İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel, üniversite öğrencilerinin, 1,5 yıl aradan sonra eğitime başladığını anımsattı.
Örgün eğitimdeki öğrencilerin beşte birinin yurt sorunu yaşadığını savunan Adıgüzel, "Talebin yoğunluğunu incelemeden 'yurt sorunu yok' derseniz yanılırsınız. Koskoca metropol kent İstanbul'da yurt sayısı sadece 21'dir. Ankara ve İzmir'de her 11 öğrenciden birine yurt yatağı düşüyor. Bugün eğer Türkiye'de cemaatlerin yurt sayısı, devlet yurtlarından fazlaysa bunun sorumlusu AK Parti'dir. 19 yıllık AK Parti iktidarında tablo şu; üniversiteyi kazanan öğrenci de sokakta, üniversite bitiren gençler de sokakta." dedi.
İYİ Parti Denizli Milletvekili Yasin Öztürk de üniversite öğrencilerinin yurt sorununun nedeninin plansızlık olduğunu ileri sürdü.
Koronavirüs salgınının bu plansızlıktan doğan sorunu daha da artırdığını ifade eden Öztürk, "Her üniversite kendi bütçesinden, döner sermayesinden, kampüsü içinde kendi öğrenci kapasitesinin en az üçte biri kadar yurt yapması YÖK tarafından zorunlu hale getirilmelidir." önerisinde bulundu.
HDP Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul da Türkiye'de her 5 öğrenciden birine yurt yatağı düştüğünü iddia etti.
AK Parti Sinop Milletvekili Nazım Maviş ise bugüne kadar anne ve babaların çocuklarını gönül rahatlığıyla bırakabilecekleri yurtlar inşa ettiklerini, yurt talebine yanıt verilemeyen tek bir öğrenci kalmayıncaya kadar da çalışmaya devam edeceklerini söyledi.
AK Parti iktidarlarında, öğrencilerin otel konforunda yurtlarda misafir edildiğini dile getiren Maviş, şöyle konuştu:
"Beceriksiz iktidarlardan devraldığımız Türkiye'yi biz imar ettik, inşa ettik. Yurt sayımızı 190'dan 778'e çıkardık. Yatak kapasitemizi 182 bin 258'den 730 bine çıkardık. Yeni yapılacak yurtlarımızla beraber 110 bin ilave yatak kapasitesi ile neredeyse yurtlarımızda barındırdığımız öğrencilerimizin sayısı bir milyonu bulacak. İspanya 91 bin, Almanya 291 bin, Fransa 365 bin, İngiltere 550 bin, Hollanda 113 bin kamu, özel ve üniversite yurtlarında öğrenci barındırıyor. Türkiye'de ise 729 bin öğrenci kamu yurtlarında barınıyor. Bu büyük başarıya rağmen elbette gelinen seviyenin daha da üstüne çıkmayı, talep eden tüm öğrencilerimize barınma fırsatı sunmayı elbette ki hepimiz hedefliyoruz."
Görüşmelerinin tamamlanmasının ardından yapılan oylamada öneri kabul edilmedi.
HDP'nin "Türkiye'de barınma sorunu" ile İYİ Parti'nin "mültecilerin ve geçici koruma sahiplerinin ülkelerine güvenle geri gönderilmesi"ne ilişkin araştırma önergelerinin bugün görüşülmesine dair grup önerileri de kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda daha sonra Depreme Karşı Alınabilecek Önlemlerin ve Depremin Zararlarının En Aza İndirilmesi İçin Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine geçildi.
Rapor üzerinde İYİ Parti Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu, Türkiye?nin, deprem üretme potansiyeli yüksek diri fayların olduğu bir coğrafyada yer almasına rağmen toplumda deprem bilincinin oluşmadığını söyledi. Depremin bir doğa olayı olduğunu, afete insan eliyle dönüştüğünü dile getiren Nuhoğlu, "Ortaya çıkan can ve mal kayıplarının sorumlusu yapılaşmanın her kademesindeki yetkililer ve yöneticilerdir." diye konuştu.
Depremin, afete dönüşen diğer doğa olaylarında olduğu gibi çok ciddi sorunları ortaya çıkardığını belirten Nuhoğlu, şöyle devam etti:
"İktidarın anlayış ve uygulamalarında genel olarak mühendis odaları yok sayılmaktadır. Raporun öneriler bölümündeki birçok maddede mühendis odalarının çözüm ortağı olarak yer almasını önerdik ama dikkate alınmadı. En başta inşaat mühendisleri olmak üzere jeoloji, jeofizik ve harita kadastro mühendisleriyle mimar ve şehir plancıları odalarının etkin görev almaları mutlaka sağlanmalıdır. Türkiye?nin çok sayıda mühendise değil, yeterli sayıda, donanımlı, iyi yetişmiş mühendise ihtiyacı var."
Nuhoğlu, her deprem sonrası yaraları sarmak için devletin çözüm getirmesi, çözümlerin vatandaştan yana olması gerektiğini dile getirdi.
İYİ Parti Samsun Milletvekili Bedri Yaşar, insanı depremin değil çürük binaların öldürdüğünü vurgulayarak "Bu olay kesinlikle partiler üstüdür, bunun hiçbir siyasi tarafı yoktur. Bu yapılan son çalışmaların da Hükümetin ve idarenin programlarında yer alacağını ümit ediyoruz. Bundan sonra daha somut adımlar görelim ki bizim yaptığımız çalışmalar da hedefine ulaşsın." diye konuştu.
- "Deprem bilgilendirilmesi AFAD tarafından yapılmalıdır"
MHP Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Cemal Çetin, Türkiye?de 1900 ve 2020 yılları arasında kayıtlara geçen, can kaybına ve hasara yol açan 250 civarında büyük deprem meydana geldiğini, 1900 ve 2020 yılları arasında yaşanan depremlerde 87 bin 817 kişi hayatını kaybettiğini anlattı.
Türkiye ve yakın çevresinde her yıl irili ufaklı yaklaşık 2 bin deprem meydana geldiğini ifade eden Çetin, "Deprem, saniyelerle ölçülen çok kısa bir süreçtir, bu süreçte yapılacakların sayısı da bellidir. Bu sebeple, deprem öncesi alınacak tedbirler çok büyük önem arz etmektedir. Deprem öncesi çalışmalar zamanında, yerinde, yeterli, sürekli ve bilimsel verilere dayalı olarak yapılırsa depremin yıkıcı etkisi en aza indirgenecektir. Bir doğa olayı olan depremi önlemek imkansızdır. Bu açıdan, deprem her ne kadar bir coğrafyanın gerçeği olsa da afete dönüşmemesi önceden alacağımız tedbirlere bağlıdır." dedi.
Çetin, gelecekte de mal ve can kayıplarına yol açacak depremlerin yaşanmasının muhtemel olduğunu ancak depreme karşı alınabilecek önlemlerle risklerin azalacağını ve depremlerin afete dönüşmeyeceğini vurguladı. Türkiye'nin yüzde 92'sinin coğrafi olarak deprem bölgesi olduğunu, nüfusun yaklaşık yüzde 93'ünün deprem tehlikesi altında yaşadığını, sanayinin yaklaşık yüzde 98'inin deprem bölgelerinde bulunduğunu anlatan Çetin, bu nedenle depreme karşı alınabilecek önlemlerin ülke için maddi ve manevi açıdan hayati önem taşıdığını vurguladı.
Çetin, Türkiye'de yakın gelecekte deprem üretme potansiyeli bulunan 500'e yakın fayın üzerinde veya fay yakınında çok sayıda yerleşim yeri bulunduğuna işaret ederek şu önerilerde bulundu:
"Deprem bilgi altyapısının güçlendirilmesi, çeşitli bilimsel araştırmalara kaynak oluşturulması ve alınan verilerin araştırmacılarla paylaşılması için ülke genelindeki tüm sismik ağlardan sağlanan deprem verileri standart bir formatta AFAD Türkiye Deprem Veri Merkezinde depolanmalı ve ilgili kurumlarla paylaşılmalıdır. Ülkemizde meydana gelen depremlerle ilgili bilgilendirme yetkisi yasal olarak AFAD Deprem Dairesi Başkanlığının görevleri arasında tanımlanmakla birlikte Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü tarafından zaman zaman deprem büyüklüğü farklı ölçek ve değerlerde açıklanabilmektedir. Bu durum özellikle büyük depremler sonrasında toplum nezdinde farklı yorumlara yol açmakta ve tartışmalara neden olmaktadır. Deprem bilgilendirilmesi, kanunla yetki verilen AFAD tarafından yapılmalıdır. Ülkemizde sanayinin deprem bölgelerinden uzak yerlere yapılması, buna bağlı olarak oralarda yeni yerleşim merkezleri oluşturulması ve deprem riski taşıyan yerlerdeki sanayi tesislerinin ve nüfusunun oralara kaydırılması can ve mal kaybı açısından risk unsurunu azaltabilecektir."
****HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ.****
Bilgiç, "Ülke ve milletçe hayatımızı huzur ve güven içinde idame ettirebilmemiz, bütün demokratik kurumların ve aktörlerin ortak milli hedeflerimiz ve çıkarlarımız doğrultusunda karşılıklı anlayış, hoşgörü ve dayanışma içinde olmalarına bağlıdır." dedi.
İnsanlık ve dünyanın, Kovid-19 salgını, iklim değişikliği, küresel ısınma, bölgesel çatışmalar ve iç savaşlar, artan göçmen sorunları, ticaret savaşları, radikalizm, terör, yabancı düşmanlığı gibi bir dizi küresel sınamayla karşı karşıya olduğunu dile getiren Bilgiç, şunları kaydetti:
"Öte yandan emperyalist yapılar az gelişmiş coğrafyalarda yaşayan mazlum milletlere karşı yürüttüğü ahlaki temelden yoksun çıkar odaklı politikalarını sürdürmektedir. Bütün bu küresel sorunlara ilave olarak çok hassas uluslararası dengelerin hakim olduğu ve sürekli krizlere ve çatışmalara gebe bir coğrafyada bulunduğumuz düşünüldüğünde, ülkemizin devleti ve milletiyle bir bütün olarak kenetlenmesinin önemi daha da artmaktadır.
Meclis çalışmalarımızı, milli birlik ve bütünlük temelinde ve ayrıca yüce milletimizin gözünün sürekli üzerimizde olduğunun bilinciyle sürdürmemiz gerekmektedir. Bu noktada bizlere düşen en önemli görev ülkemizin bütün sorunlarına bu yüce çatı altında çözüm bulunabileceği güven ve inancını vatandaşlarımıza verebilmektir.
Bu yeni yasama yılında da 1876'dan bu tarafa gelen parlamento geleneğimize, yine 1946'dan bu tarafa devam eden çok partili demokratik tecrübemize yakışır bir tavırla çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz. İfade ve fikir özgürlüğünü, hoşgörüyü, karşılıklı diyaloğu kendimize rehber alarak engin parlamenter demokrasi geleneğimizi daha da ileri taşıma imkanına sahip olacağız."
AK Parti Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir, "Milletvekillerinin yaz dönemi çalışmalarının değerlendirilmesi ve Meclisin 27. Dönem 5. Yasama Yılı faaliyetleri"; CHP İstanbul Milletvekili Emine Gülizar Emecan "İstanbul Avcılar İlçesi Tahtakale Mahallesi İmar durumu ile ilgili yaşanan sorunlar" ve HDP Ağrı Milletvekili Abdullah Koç, "Ağrı?nın sorunları" ile ilgili gündem dışı konuşma yaptı.
Öte yandan, milletvekilleri, Genel Kurulda yenilenen elektronik oylama ve yoklama sistemini bugün ilk kez kullandılar. Yenilenen sistemle ilgili masalara kullanım kılavuzu koyuldu.
AK Parti Grup Başkanvekili Emin Akbaşoğlu, mutlaka fiyat istikrarını oluşturarak halkın tüm kesimlerinin alım gücünü artıracaklarını söyledi.
TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, yeni yasama yılında bütün siyasi partilere ve milletvekillerine başarılar diledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hafta sonu market alışverişi sonrası açıklama yaptığını anımsatan Dervişoğlu, "Sayın Erdoğan'ın 'fiyatlar uygun' dediği markette bile ürünler iki yılda yüzde yüz artmıştır. Bu durum ekonominin kötü gidişinin, alım gücünün azaldığının, TÜİK'in açıkladığı enflasyon oranlarının gerçeği yansıtmadığının; memura, çiftçiye, emekliye ve asgari ücretliye gelen zamların ise yetersiz kaldığının bir göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır." dedi.
Dervişoğlu, yargıda, dış politikada, eğitimde, ekonomide, sağlıkta, her alanda söz verilip yapılmayan vaatlerin İYİ Parti olarak takipçisi olacaklarını söyledi.
MHP Grup Başkanvekili Levent Bülbül de yasama yılının hayırlı olmasını temenni etti.
Bülbül, "Yapacağımız çalışmaların, milletimizin menfaatlerine hizmet etme noktasında titizlik içinde yürütüleceğine inancımız tamdır." diye konuştu.
Covid-19 salgınıyla ilgili olarak vatandaşların aşı konusuna hassasiyet göstermesini isteyen Bülbül, "Aşıya karşı her türlü kara propagandaya rağmen milletimizin hiçbir tereddüt göstermeden aşılanması ve Covid-19 salgınına karşı diğer önlemlerle birlikte tedbirimizi almamız gerekiyor." dedi.
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, vatandaşların beklentilerine uygun, halktan yana yasaların, müzakerelerin bol olduğu, münakaşanın az olduğu bir ortamda gerçekleşmesini temenni ederek, yapıcı muhalefet çabalarına devam edeceklerini kaydetti.
Özel, Covid salgınında vaka sayılarında yüksek seyrin devam ettiğini anımsatarak, salgından kurtulmak için aşının tek çare olduğunu kaydetti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Tarım Kredi Kooperatiflerinin bir marketine gittiğini ve alışveriş yaptığını hatırlatan Özel, "Et yoktu, süt yoktu, peynir yoktu, yağ yoktu; bol bol atıştırmalık, gofret, hacim tutacak para tutmayacak alışveriş ama sonunda bin 2 lira tuttu. Bin 2 lirayı ödeyip de 'fiyatlar uygun' diyen Recep Tayyip Erdoğan?a 2 bin 825 liralık asgari ücreti hatırlatırız; bunun içinde ev kirası olduğunu hatırlatırız; bunun içinde ısınma, elektrik, su gideri olduğunu hatırlatırız; arabaların bin liraya dolduğunu hatırlatırız. Bu kadar gerçeklikten kopmuş, vatandaşın çektiği sıkıntıdan bihaber anlayışın daha ne kadar iktidarda kalacağını merak eden milletimizin ve onlarla birlikte bizim, seçim için gün saydığımızı bir kez daha ifade ederiz." değerlendirmesini yaptı.
Özel, Ticaret Bakanı Mehmet Muş'un, Adana İl Örgütünü ziyaretinde "Partili kimliğimiz var ama Bakan olarak bir devlet şapkamız var, ondan sıcak siyasete girmem." deyip yine kendi icraatlarını anlattığını belirterek, "Hep bakanları eleştiriyoruz, Varank?ı, Soylu?yu ama seçilmiş Meclise, milletin oy verdiği partilere saygılı davranan, bu sıralardan gitmiş bir arkadaşımıza da bu anlamda teşekkürü bir borç biliyoruz." diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Emin Akbaşoğlu, 27. Dönem 5. Yasama Yılının herkese hayırlar getirmesini diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hafta sonu alışveriş yaptığı Tarım Kredi Kooperatifleri marketinde fiyatların piyasa fiyatlarına göre daha uygun olduğunu ifade ettiğini hatırlatan Akbaşoğlu, "Türkiye genelinde bu marketlerin binin üzerinde yaygınlaştırılacağı ve bu manada, daha kaliteli ve daha ucuz ürünlerin halkımıza sunulacağı müjdesini verdi. Bu manada, mutlaka fiyat istikrarını oluşturarak milletimizin, halkımızın tüm kesimlerinin alım gücünü kesinlikle artıracağız. Her türlü spekülasyonla, her türlü istismarla da ilgili bakanlıklarımız ve ilgili idarelerimiz gerekli kontrolleri, denetimleri yapmaktadır; mücadelemiz de mutlaka kararlılıkla sürecektir." dedi.
Akbaşoğlu, bu hafta Genel Kurulda, Deprem Araştırma Komisyonu Raporu, Paris İklim Anlaşması ve Kamu Denetçiliği Kurumu raporunun görüşülmesinin planlandığını bildirdi.
Öte yandan, Katip Üyeliğe seçilen CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, TBMM Başkanlık Divanı?nda ilk kez yerini aldı.
TBMM Genel Kurulunda, CHP, HDP ve İYİ Parti'nin gündeme ilişkin grup önerileri kabul edilmedi.
Genel Kurulda gündem dışı konuşmaların ardından partilerin grup önerileri ayrı ayrı ele alındı.
Partisinin, "üniversitelerdeki yurt sorunu" hakkında Meclis araştırma önergesinin bugün ele alınmasına dair grup önerisi üzerinde söz alan CHP İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel, üniversite öğrencilerinin, 1,5 yıl aradan sonra eğitime başladığını anımsattı.
Örgün eğitimdeki öğrencilerin beşte birinin yurt sorunu yaşadığını savunan Adıgüzel, "Talebin yoğunluğunu incelemeden 'yurt sorunu yok' derseniz yanılırsınız. Koskoca metropol kent İstanbul'da yurt sayısı sadece 21'dir. Ankara ve İzmir'de her 11 öğrenciden birine yurt yatağı düşüyor. Bugün eğer Türkiye'de cemaatlerin yurt sayısı, devlet yurtlarından fazlaysa bunun sorumlusu AK Parti'dir. 19 yıllık AK Parti iktidarında tablo şu; üniversiteyi kazanan öğrenci de sokakta, üniversite bitiren gençler de sokakta." dedi.
İYİ Parti Denizli Milletvekili Yasin Öztürk de üniversite öğrencilerinin yurt sorununun nedeninin plansızlık olduğunu ileri sürdü.
Koronavirüs salgınının bu plansızlıktan doğan sorunu daha da artırdığını ifade eden Öztürk, "Her üniversite kendi bütçesinden, döner sermayesinden, kampüsü içinde kendi öğrenci kapasitesinin en az üçte biri kadar yurt yapması YÖK tarafından zorunlu hale getirilmelidir." önerisinde bulundu.
HDP Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul da Türkiye'de her 5 öğrenciden birine yurt yatağı düştüğünü iddia etti.
AK Parti Sinop Milletvekili Nazım Maviş ise bugüne kadar anne ve babaların çocuklarını gönül rahatlığıyla bırakabilecekleri yurtlar inşa ettiklerini, yurt talebine yanıt verilemeyen tek bir öğrenci kalmayıncaya kadar da çalışmaya devam edeceklerini söyledi.
AK Parti iktidarlarında, öğrencilerin otel konforunda yurtlarda misafir edildiğini dile getiren Maviş, şöyle konuştu:
"Beceriksiz iktidarlardan devraldığımız Türkiye'yi biz imar ettik, inşa ettik. Yurt sayımızı 190'dan 778'e çıkardık. Yatak kapasitemizi 182 bin 258'den 730 bine çıkardık. Yeni yapılacak yurtlarımızla beraber 110 bin ilave yatak kapasitesi ile neredeyse yurtlarımızda barındırdığımız öğrencilerimizin sayısı bir milyonu bulacak. İspanya 91 bin, Almanya 291 bin, Fransa 365 bin, İngiltere 550 bin, Hollanda 113 bin kamu, özel ve üniversite yurtlarında öğrenci barındırıyor. Türkiye'de ise 729 bin öğrenci kamu yurtlarında barınıyor. Bu büyük başarıya rağmen elbette gelinen seviyenin daha da üstüne çıkmayı, talep eden tüm öğrencilerimize barınma fırsatı sunmayı elbette ki hepimiz hedefliyoruz."
Görüşmelerinin tamamlanmasının ardından yapılan oylamada öneri kabul edilmedi.
HDP'nin "Türkiye'de barınma sorunu" ile İYİ Parti'nin "mültecilerin ve geçici koruma sahiplerinin ülkelerine güvenle geri gönderilmesi"ne ilişkin araştırma önergelerinin bugün görüşülmesine dair grup önerileri de kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda daha sonra Depreme Karşı Alınabilecek Önlemlerin ve Depremin Zararlarının En Aza İndirilmesi İçin Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine geçildi.
Rapor üzerinde İYİ Parti Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu, Türkiye?nin, deprem üretme potansiyeli yüksek diri fayların olduğu bir coğrafyada yer almasına rağmen toplumda deprem bilincinin oluşmadığını söyledi. Depremin bir doğa olayı olduğunu, afete insan eliyle dönüştüğünü dile getiren Nuhoğlu, "Ortaya çıkan can ve mal kayıplarının sorumlusu yapılaşmanın her kademesindeki yetkililer ve yöneticilerdir." diye konuştu.
Depremin, afete dönüşen diğer doğa olaylarında olduğu gibi çok ciddi sorunları ortaya çıkardığını belirten Nuhoğlu, şöyle devam etti:
"İktidarın anlayış ve uygulamalarında genel olarak mühendis odaları yok sayılmaktadır. Raporun öneriler bölümündeki birçok maddede mühendis odalarının çözüm ortağı olarak yer almasını önerdik ama dikkate alınmadı. En başta inşaat mühendisleri olmak üzere jeoloji, jeofizik ve harita kadastro mühendisleriyle mimar ve şehir plancıları odalarının etkin görev almaları mutlaka sağlanmalıdır. Türkiye?nin çok sayıda mühendise değil, yeterli sayıda, donanımlı, iyi yetişmiş mühendise ihtiyacı var."
Nuhoğlu, her deprem sonrası yaraları sarmak için devletin çözüm getirmesi, çözümlerin vatandaştan yana olması gerektiğini dile getirdi.
İYİ Parti Samsun Milletvekili Bedri Yaşar, insanı depremin değil çürük binaların öldürdüğünü vurgulayarak "Bu olay kesinlikle partiler üstüdür, bunun hiçbir siyasi tarafı yoktur. Bu yapılan son çalışmaların da Hükümetin ve idarenin programlarında yer alacağını ümit ediyoruz. Bundan sonra daha somut adımlar görelim ki bizim yaptığımız çalışmalar da hedefine ulaşsın." diye konuştu.
- "Deprem bilgilendirilmesi AFAD tarafından yapılmalıdır"
MHP Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Cemal Çetin, Türkiye?de 1900 ve 2020 yılları arasında kayıtlara geçen, can kaybına ve hasara yol açan 250 civarında büyük deprem meydana geldiğini, 1900 ve 2020 yılları arasında yaşanan depremlerde 87 bin 817 kişi hayatını kaybettiğini anlattı.
Türkiye ve yakın çevresinde her yıl irili ufaklı yaklaşık 2 bin deprem meydana geldiğini ifade eden Çetin, "Deprem, saniyelerle ölçülen çok kısa bir süreçtir, bu süreçte yapılacakların sayısı da bellidir. Bu sebeple, deprem öncesi alınacak tedbirler çok büyük önem arz etmektedir. Deprem öncesi çalışmalar zamanında, yerinde, yeterli, sürekli ve bilimsel verilere dayalı olarak yapılırsa depremin yıkıcı etkisi en aza indirgenecektir. Bir doğa olayı olan depremi önlemek imkansızdır. Bu açıdan, deprem her ne kadar bir coğrafyanın gerçeği olsa da afete dönüşmemesi önceden alacağımız tedbirlere bağlıdır." dedi.
Çetin, gelecekte de mal ve can kayıplarına yol açacak depremlerin yaşanmasının muhtemel olduğunu ancak depreme karşı alınabilecek önlemlerle risklerin azalacağını ve depremlerin afete dönüşmeyeceğini vurguladı. Türkiye'nin yüzde 92'sinin coğrafi olarak deprem bölgesi olduğunu, nüfusun yaklaşık yüzde 93'ünün deprem tehlikesi altında yaşadığını, sanayinin yaklaşık yüzde 98'inin deprem bölgelerinde bulunduğunu anlatan Çetin, bu nedenle depreme karşı alınabilecek önlemlerin ülke için maddi ve manevi açıdan hayati önem taşıdığını vurguladı.
Çetin, Türkiye'de yakın gelecekte deprem üretme potansiyeli bulunan 500'e yakın fayın üzerinde veya fay yakınında çok sayıda yerleşim yeri bulunduğuna işaret ederek şu önerilerde bulundu:
"Deprem bilgi altyapısının güçlendirilmesi, çeşitli bilimsel araştırmalara kaynak oluşturulması ve alınan verilerin araştırmacılarla paylaşılması için ülke genelindeki tüm sismik ağlardan sağlanan deprem verileri standart bir formatta AFAD Türkiye Deprem Veri Merkezinde depolanmalı ve ilgili kurumlarla paylaşılmalıdır. Ülkemizde meydana gelen depremlerle ilgili bilgilendirme yetkisi yasal olarak AFAD Deprem Dairesi Başkanlığının görevleri arasında tanımlanmakla birlikte Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü tarafından zaman zaman deprem büyüklüğü farklı ölçek ve değerlerde açıklanabilmektedir. Bu durum özellikle büyük depremler sonrasında toplum nezdinde farklı yorumlara yol açmakta ve tartışmalara neden olmaktadır. Deprem bilgilendirilmesi, kanunla yetki verilen AFAD tarafından yapılmalıdır. Ülkemizde sanayinin deprem bölgelerinden uzak yerlere yapılması, buna bağlı olarak oralarda yeni yerleşim merkezleri oluşturulması ve deprem riski taşıyan yerlerdeki sanayi tesislerinin ve nüfusunun oralara kaydırılması can ve mal kaybı açısından risk unsurunu azaltabilecektir."
****HABERİN DEVAMINA "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ.****
