2019-10-15 - 16:40
TBMM GENEL KURULU TOPLANDI
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mithat Sancar başkanlığında toplandı. Genel Kurulda, Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında düzenlemeler içeren Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin birinci bölümünde yer alan 7 madde daha kabul edildi.
Genel Kurulda, AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç "15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü", CHP İstanbul Milletvekili İbrahim Özden Kaboğlu "adil yargılanma hakkı", HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay Pekgözegü de "kadınların yaşadığı sorunlar" konusunda gündem dışı konuşmalar yaptı.

Emine Yavuz Gözgeç, tarım ve gıdanın bugün olduğu gibi gelecekte de hayatın merkezinde olacağını belirtti.

Kadınlara yönelik reform niteliğinde adımlar attıklarını ve atmaya devam edeceklerini söyleyen Gözgeç, tüm desteklerde kadınlara pozitif ayrımcılık tanıdıklarını ifade etti.

İbrahim Özden Kaboğlu, adil yargılanma hakkının acil bir konu olduğunu, Anayasa'da temelleri olan bu hakkın yürütme, yasama ve yargı organlarınca ihlal edildiğini savundu.

HDP İzmir Milletvekili Pekgözegü de kadınların sorunlarına dikkat çekmek için söz aldığını dile getirerek, "Türkiye malum bir bölgesel savaşın, Suriye bataklığının içerisine çekilmiş durumda. İşgal girişimi ve savaş, bütün halklar ve ezilenler için ağır bir yük." dedi.

Bunun üzerine yerinden söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, "kadın hakları savunuculuğu adı altında terör propagandasına varacak bir konuşma dinlediklerini" belirtti.

"Pekgözegü'nün, Barış Pınarı Harekâtı'nı hem bir işgal girişimi hem de savaş olarak telakki ettiğini" söyleyen Zengin, "Meclisimizde 4 siyasi partimizin ortak iradesiyle gerçekleşen, gücünü, hukuki haklılığını millet iradesinden alan bir harekâttan bahsediyoruz. Bu ifadeleri kullanmanın, Meclis üzerinden milleti terörize etme harekâtının en dip noktası olduğu kanaatindeyim. Bunu şiddetle reddediyoruz. Neyin savaş neyin terör olduğunu gayet iyi biliyoruz. Kimler DEAŞ'la iş tutuyor, kimler ekonomik çıkarlarını terör üzerinden devam ettiriyor, bunu Türkiye biliyor." diye konuştu.

HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan, Barış Pınarı Harekâtı'nı "savaş" olarak nitelendirerek "Bu meseleye 'operasyon' diyemeyiz. Binlerce insanın yerini, yurdunu terk etmesi durumundan bahsediyoruz." dedi.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay ise Barış Pınarı Harekâtı'nın, terör unsurlarıyla mücadeleyi öngören, Türkiye'deki Suriyeli sığınmacıların vatanlarına kavuşturulması için yapılan bir harekât olduğunu vurguladı.

Türkiye'nin, mazlumların sığınağı ve güvenli limanı olduğunu belirten Akçay, "Türkiye aksine zalimlerle, zulümle mücadele etmekte aynı zamanda kendi haklı, hukuki ve meşru güvenliğini sağlama almaya çalışmaktadır. Sivil katliamlarını terör örgütü PYD/YPG/PKK ve DEAŞ yapmaktadır. Bütün bunları görmezden gelerek Türkiye'yi savaşa girmekle suçlamayı doğru bulmuyoruz." ifadelerini kullandı.

TBMM Genel Kurulunda, gündem dışı konuşmaların ardından grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, Barış Pınarı Harekâtı'nın başarıyla sonuçlanmasını diledi.

Sınır ötesi harekâtın, TBMM'nin verdiği yetkiye bağlı olarak başladığını dile getiren Dervişoğlu, "Bu konu milli bir konudur, dolayısıyla siyaseten istismara kapalıdır. Buradan siyasi rant devşirmeye kalkışmak gibi bir basiretsizlikle karşı karşıya kalınırsa iş, milli birlik ve beraberlik boyutunda tartışılmayı aşar ve bu zamana kadar yapılan hataların da gündeme geleceği, sürecin akamete uğramasına da vesile olabilecek nahoş tartışmalar beraberinde gelebilir." diye konuştu.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, kurmay zeka, yerli teknoloji silah ve mühimmatla yürütülen Barış Pınarı Harekatı'nın, Türkiye'nin gücünü ve yetkinliğini dünyaya gösterdiğini belirtti.

Harekâtın, emperyalist projelerin taşeronu terör örgütleri PYD/YPG/PKK ve DEAŞ'a karşı yürütüldüğüne dikkati çeken Akçay, "Barış Pınarı Harekâtı ile ülkemize, güney sınırlarımıza yönelen tehdit ve tehlikeler kaynağında yok edilecek, güney komşularımızın toprak bütünlüğü korunacak ve ülkemizdeki Suriyeli sığınmacılar vatanlarına kavuşturulacaktır. Türk Silahlı Kuvvetleri, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarında olduğu gibi Barış Pınarı Harekâtı'nda da dünyaya insanlık ve medeniyet dersi vermektedir." ifadelerini kullandı.

HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan, sağduyuya ihtiyaç duyulan bir süreçten geçildiğini dile getirerek, "Bu savaşın Türkiye'ye bir yararı olmadığını, halkların kardeşliği umudunu tümüyle zedelediğini söylemek istiyorum." dedi.

Kurtulan, "Sakarya'da bir gencin Kürtçe konuştuğu için katledildiğini" iddia etti.

Bunun üzerine yerinden söz alan MHP Grup Başkanvekili Levent Bülbül, Kurtulan'ın bahsettiği olayın "Kürtlükle, Kürtçe konuşmakla alakası olmadığını" söyleyerek, saldırıyı düzenleyen gruptaki 3 kişinin de Kürt kökenli olduğunu bildirdi.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, terörün bir insanlık suçu olduğunu dile getirdi.
Operasyona farklı bakış açıları olabileceğini, kimsenin, düşüncesinden dolayı suçlanmaması gerektiğini ifade eden Altay, "Bu farklılıklar esastan, usulden, şekilden kaynaklanabilir ancak bu süreçte TBMM çalışmalarında polemik, gerilim, istismar asla yaşanmamalıdır. Bunlardan hepimizin kaçınması lazım." dedi.

"Bu bir savaş mıdır polemiğini, AK Parti'nin başlattığını" savunan Altay, şöyle devam etti:

"İlkin AK Parti'nin Sayın Genel Başkanvekili, daha sonra kimi sayın bakanlar, bu işin adını 'savaş', 'fetih' koydular. Bu yakışık almamıştır. Önce AK Parti'den bu konuda netlik beklemek, parlamentonun üyeleri olarak hepimizin hakkıdır. Partilerin görüşleri şüphesiz farklı olabilir ancak milli politika tektir ve tek olmalıdır. Bu operasyon, AK Parti'nin operasyonu değildir. Operasyon 9 Ekim'de başlamıştır. Üzülerek ifade etmek gerekir ki Erdoğan, Meclis'in yetkilendirdiği Türk Silahlı Kuvvetlerinin bu operasyonunu AK Parti'nin ve Recep Tayyip Erdoğan'ın operasyonu gibi pazarlamak yanlışına düşmüştür."

AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, Meclis'teki 4 siyasi partinin, ortaklaşa kararla Barış Pınarı Harekâtı'nın hukuken altını doldurduğunu belirtti.

Türkiye'nin geleceği, memleketin bekasını ilgilendiren bir harekâttan bahsettiğini dile getiren Zengin, "Görüyorsunuz dünyanın her tarafından da yalnız bırakılmış durumdayız. Hal böyle olunca öncelikli olarak birbirimize sahip çıkmamız ve iyi yaptığımız işleri büyütmemiz gerekiyor. Siyasi partiler, bu kararın altına 'evet' diye karar verirken yalnızca başlangıcı için değil, devam eden süreçle alakalı da temel bir sorumluluğun altına ellerini koymuş oluyorlar." dedi.

Konuya ilişkin, dilin önemine dikkati çeken Zengin, "Bizi farklı yapan şeyler var ki farklı siyasi partiler altında toplanıyoruz ama bugün yapacağımız şey, birbirimizin hassasiyetlerine nezaket göstermek. Hangi kelimelerden rahatsız olduğumuz belli. Hiç olmazsa şu günde birbirimize daha fazla ihtimam gösterelim." çağrısında bulundu.

TBMM Genel Kurulunda, grup önerileri görüşüldü.

İlk olarak, İYİ Parti'nin, Türkiye'deki sığınmacılara ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisi ele alındı.

Partisinin önerisi üzerine söz alan İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ, Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı en ağır sorunun sığınmacılar konusu olduğunu belirterek, "Türkiye, stratejik göç mühendisliğinin sonucu olan bir kavimler göçüyle karşı karşıyadır." ifadesini kullandı.

Kayıtlı ve kayıtsız Suriyeli sığınmacıların sayısına ilişkin bazı verileri paylaşan Özdağ, Şanlıurfa'da sadece kayıtlılar sayıldığında nüfusun yüzde 21'ini, Gaziantep'te yüzde 22, Hatay'da yüzde 27, Adana'da yüzde 10, Mersin'de yüzde 11.3'ünü, Kilis'te ise çoğunluğu Suriyelilerin oluşturduğunu kaydetti.

CHP Gaziantep Milletvekili Bayram Yılmazkaya ise dünyanın hiçbir yerinde Türkiye'de olduğu gibi düzensiz mülteci göçü ve kabul şeklinin olmadığını belirterek, Gaziantep'te yaklaşık 480 bin Suriyeli göçmenin bulunduğunu ve bunların çoğunun geçimini sağlayamadığını, belirli mahallelerde ve bölgelerde yaşadıklarını dile getirdi.

Yılmazkaya, "Türkiye'nin birçok iline dağılmış olan bu Suriyeli mültecilerin sayısı net olarak tespit edilemediği gibi emniyet ve MİT tarafından da takiplerinin olanaksız hale geldiği açık bir şekilde görülmektedir." diye konuştu.

AK Parti Balıkesir Milletvekili Pakize Mutlu Aydemir de "Suriye rejimi ve terör örgütlerinin baskısından kaçarak, Türkiye'ye sığınan 3.6 milyon geçici koruma altındaki Suriyeli göçmene Türkiye'nin ensar olduğunu" belirtti.

İYİ Parti'nin grup önerisi kabul edilmedi.

Daha sonra, HDP Grubu'nun, terör örgütü DEAŞ'ın, Türkiye'de gerçekleştirdiği saldırıların araştırılmasına ilişkin önergenin bugün görüşülmesi önerisi ele alındı.

HDP Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul, Suriye'de iç çatışmalar başladığında AK Parti'nin yanlış bir Suriye politikası uygulayarak, işe başladığını savundu.

Toğrul, "Açık sınır politikası neticesinde, 2014 yılına geldiğimizde dünyanın çeteleri, Gaziantep, Şanlıurfa ve Hatay sınırından Suriye'ye sokuldu. Orada halklara karşı savaştırıldı ve aynı çeteler, Türkiye içerisine girerek, maalesef kanlı katliamlara imza attılar." görüşünü ileri sürdü.

CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker ise terör örgütü DEAŞ'ın, Türkiye'de en büyük katliamı yapan vahşi bir örgüt olduğunu belirterek, "Bunları destekleyen ve koridor açıp Türkiye'den bütün IŞİD militanlarının geçişini sağlayan da AKP iktidarıdır. Bunu anlatan kimler biliyor musunuz? Bunu anlatan Ebu Ubeyde, İlyas Aydın; bu örgütün kurucularından, Türkiye temsilcilerinden. O tutukluydu ve şu anda cezaevinde değil." dedi.

Yerinden söz alan MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, "Dünya üzerinde gerek sahada gerekse de terör örgütünün sosyal ve mali kaynakları bağlamında DEAŞ'la en etkin ve başarılı şekilde mücadele eden tek ülke Türkiye'dir." değerlendirmesinde bulundu.

Akçay, Türkiye'nin, 2014-2017 yılları arasında DEAŞ'ın 10 canlı bomba, 1 bombalı ve 3 silahlı saldırısına hedef olduğunu ve bu saldırılarda 300'ün üzerinde vatandaşın hayatını kaybettiğini anımsatarak, Türkiye'nin, DEAŞ'ı Eylül 2013'te terör örgütü olarak tanımladığını ve mücadelesini de çok boyutlu olarak sürdürdüğünü vurguladı.

Hiçbir batı devletinin, Türkiye kadar terör örgütü DEAŞ'ın hedefi olmadığını belirten Akçay, "Türkiye bu örgütle mücadele etmiştir, etmektedir. Türkiye'yi DEAŞ'la suçlamak haksızlıktır ve gerçekleri çarpıtmaktır. DEAŞ'ın bölgemizi dizayn etmek isteyen emperyal güçlerin bir aparatı olduğu da açıktır." ifadesini kullandı.

AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin de "DEAŞ'ı yaratan akılla, Türkiye ile DEAŞ arasında paralellik kurmaya çalışan akıl aynı akıldır. Biz ilk defa 2013 yılında DEAŞ'ı Bakanlar Kurulu'nda bir terör örgütü olarak kabul eden bir ülkeyiz. AK Parti bunu yaptı. Terör örgütü olduğunu söyledi ve devamında da en çok zarar gören ülke olduğumuz için biz başından itibaren DEAŞ'la alakalı doğru tanımı yaparak, mücadele eden bir siyasi partiyiz." diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay ise "Adalet ve Kalkınma Partisi an itibarıyla IŞİD'i destekliyor" demediklerini belirterek, şöyle devam etti:

"AK Parti'nin geçmişte de FETÖ'yle ilgili, örneğin Kamer Genç burada FETÖ'yle ilgili laf ederken bu sıralardan Kamer Genç'e, ben diyeyim 50, siz deyin 100 milletvekili 'Hocafendi'ye laf söyleme' diye laf attı. Sonra FETÖ'nün gerçek yüzünü hepimiz görünce FETÖ tu kaka oldu ama bu, AK Parti'nin geçmişte FETÖ'yle bir ilişkisi, iltisakı olduğunu ortadan kaldırmıyor. FETÖ reddimiras edildi. Şimdi, IŞİD'le ilgili de AK Parti bir reddimiras yaptı ama biz şuna dikkati çekmek zorundayız: Bu ülkede 81 vilayet var, bunun 70'inden IŞİD'e insan kaynağı sağlandı. Bu AK Parti iktidarları döneminde yapıldı."

Konuşmaların ardından yapılan oylamayla HDP Grubu'nun önerisi kabul edilmedi.

Daha sonra CHP'nin "belediye iştiraklerine yönelik ekonomik baskılar ile Hamidiye suyun varlığını sürdürmesinin önündeki engellerin" araştırılmasına ilişkin grup önerisi görüşüldü.

Partisinin önerisi üzerine söz alan İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan, bazı kamu kurumlarının, İstanbul seçimlerinin ardından Hamidiye Kaynak Suları'ndan alım yapmayı kestiğini belirterek, "Bıraktılar da ne oldu? İstanbul halkı sahiplendi. Sular yok satıyor." dedi.

AK Parti İstanbul Milletvekili Eyüp Özsoy ise grup önerisindeki ifadelerin gerçeği yansıtmadığını belirterek, "Türk Hava Yolları açıklamasından da anlaşılacağı üzere THY, ekonomi sınıfında Hamidiye bardak sularının ikramına yıllardır olduğu gibi aynen devam etmektedir. CHP, daha işin başında İstanbul Büyükşehir Belediyesini yönetemeyeceğini anlamış ve bahaneler üreterek, belediyeden çıkardığı işçilerin gündem olmaması için bu tür manipülasyonlara başvurmaktadır." ifadesini kullandı.

CHP'nin İstanbul'daki 14 ilçe teşkilatının kaç tanesinin Hamidiye sularını kullandığına yönelik sorular yönelten Özsoy, "Ekrem İmamoğlu, 2014 yılında Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu zaman ilk icraatlarından biri olarak neden Hamidiye suyuyla anlaşmayı bırakmıştı? Anlaşmayı iptal ettikten sonra işi hangi firmaya vermiştir ve verdiği firmanın sahibi şu anda İstanbul Büyükşehir Belediyesinde önemli bir göreve gelmiş midir? Bunların cevaplarını arz ediyorum. AK Parti olarak bizler hiçbir zaman doğru olmayan ifadeler üzerine siyaset yapmadık." diye konuştu.

Yapılan oylamada, CHP'nin grup önerisi kabul edilmedi.

TBMM Genel Kurulunda, Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında düzenlemeler içeren Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin birinci bölümünde yer alan 7 madde daha kabul edildi.

Kabul edilen maddelere göre, Türkiye Adalet Akademisine öğretim elemanı olarak atanan veya görevlendirilen hakim ve savcılar ile Yükseköğretim Kanunu hükümlerine göre akademide görevlendirilen öğretim elemanlarına haftalık 10 ders saatini aşan kısım için ders ücreti ödenecek.

Akademide ders vermekle görevlendirilen Yargıtay ve Danıştay üyeleri, hakim, savcılar, avukatlar, noterler ve alanında uzman kişiler, verdikleri her ders için ders ücreti alacak.

Akademide ders verenlerden üniversite öğretim elemanı olmayanlar bakımından birinci derecede olanlar için profesörlere, ikinci derecede olanlar için doçentlere, üç veya daha aşağı derecede olanlar ile kamu görevlisi olmayanlar için öğretim görevlilerine, Yükseköğretim Personel Kanunu'na göre ödenen kadar ders ücreti ödenecek.

Üniversite öğretim elemanlarının akademide ders vermesini sağlamak amacıyla bu kişilere Yükseköğretim Personel Kanunu'na göre ödenenin bir kat fazlası ders ücreti ödenmesi de öngörülüyor.

Teklife göre, haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmayacak.

Uzmanların aile mahkemesi bünyesine atanmaları usulünden vazgeçilecek, adliyelerde kurulacak müdürlükler bünyesine alınacak. Aile mahkemelerinde, Adalet Bakanlığınca adliyelerde görevlendirilen psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılardan yararlanılacak.

Teklife göre, uzlaşma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, yalnız adli para cezasını gerektiren veya kanun maddesinde öngörülen hapis cezasının yukarı sınırı altı ayı aşmayan suçlarda, ön ödeme miktarı birer ay ara ile üç eşit taksitle ödenebilecek.

Taksitlerin süresinde ödenmemesi halinde ön ödemenin gereğinin yerine getirilmediği kabul edilecek ve soruşturmaya devam edilecek.

Cinsel saldırı ve cinsel istismar suçu mağdurlarının ifade ve beyanlarının hukuka aykırı olarak başkalarına verilmesi veya yayılması veyahut başkalarınca ele geçirilmesi fiilleri, söz konusu suçun nitelikli hali olarak kabul edilecek ve ceza bir kat artırılacak.

Teklifin maddeleri üzerinde söz alan HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, "İktidar, savaş, işgal ve kırım siyasetiyle kendini var etmeye çalışıyor." dedi.

Bunun üzerine AK Parti ile CHP ve HDP grup başkanvekilleri arasında tartışma yaşandı.

AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, "Asıl mesele bence kullanılan bu dilin halen devam etmesi ve Genel Kurulun terörize ediliyor olması." dedi.

"Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin hiçbirinin, kendi milletine karşı asla bir kırım siyaseti yapmadığını" söyleyen Zengin, "Yaşadığımız zulümler, sıkıntılar vardır ama bir kırım siyaseti değildir. Kasıtlı olarak bir etnisite üzerine kırım siyaseti yapılmamıştır, bir işgal siyaseti yoktur. Osmanlı'da da ecdatta da yoktur ki bizde olsun. Hiçbirimizde yok. O sebeple böyle bir üslup kullanmayı TBMM Genel Kurulunu terörize etmek için kullanılan kasti bir üslup olarak telakki ediyorum ve şiddetle reddediyorum." diye konuştu.

HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan, "Meclisi terörize ediyorsunuz." demenin ağır bir itham olduğunu söyleyerek, "Sıkıştığınızda hemen 'terör' demeyin, bize güçlü argümanlarla gelin." dedi.

Bunun üzerine AK Parti Grup Başkanvekili Zengin, Kurtulan'a, "Bizi eğer terörize ederseniz buna elbette cevap vereceğiz." karşılığını verdi.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, HDP'li Başaran ile AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sözleri arasında fark olmadığını iddia etti.

Altay, şöyle devam etti:

"Sayın Başaran diyor ki 'savaş' ve 'işgal.' AK Parti Genel Başkanvekili diyor ki 'savaş.' AK Parti Genel Başkanı diyor ki 'fetih.' Fetih, bir ülke veya şehri savaşarak almaktır yani işgalle üç aşağı beş yukarı aynı şeydir. Bu işin savaş mı, terörle mücadele mi, güvenli bölge tesisi mi olduğu noktasında AK Parti'nin çıkıp doğru dürüst bir şey söylemesi lazım. 'Suriye'nin toprak bütünlüğü için de oradayız' diyen bir ülkenin, Suriye'nin merkezi yönetimiyle görüşmeden oraya fakülte kurması dünyanın aklıyla dalga geçmektir."

Teklifin bugünkü görüşmelerinde 7 madde kabul edildi. Böylece kabul edilen madde sayısı 17 oldu.

TBMM Başkanvekili Mithat Sancar, teklifin 17. maddesinin kabul edilmesinin ardından birleşime ara verdi.

Sancar, aradan sonra komisyonun yerine oturmaması üzerine birleşimi, yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.