2008-12-04 - 15:00
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Zafer Üskül, Alt komisyonun, ''Engin Çeber'in, hapishaneye teslim edildiği andan itibaren, hem jandarma'da hem de infaz koruma memurlarınca kötü muameleye uğradığı'' kanaatine ulaştığını söyledi.
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Zafer Üskül,
Engin Çeber'in, ''Metris Cezaevinde işkence sonucu ölümünün''
ardından kurulan alt komisyonun hazırladığı ve İnsan Haklarını İnceleme
Komisyonunda kabul edilen rapora ilişkin, TBMM'de gazetecilerin sorularını
yanıtladı.
Alt komisyonun, ''Engin Çeber'in, hapishaneye teslim edildiği andan
itibaren, hem Jandarma'da hem de infaz koruma memurlarınca kötü muameleye
uğradığı'' kanaatine ulaştığını belirten Üskül, bu raporu ilgililere
göndereceklerini söyledi.
Sürecin devam ettiğini, savcılığın soruşturma açtığını, bazı görevlilerin
tutuklu olduğunu anımsatan Üskül, ''Yargı organının, gerektiği gibi, sorunları,
konuları araştırarak bir karar vermesini bekliyoruz'' dedi.
Üskül, ''Meclisin, bir anlamda işkenceyi kabul ettiğini mi anlamamız
lazım?'' diyen gazeteciye, ''Kötü muamele. İşkence yapıldığını kanıtlayabilme
olanağımız bizim, alt komisyonun yok. Alt komisyon, görüntüleri inceledi,
ifadeler aldı, ilgili kişileri dinledi. Bir kanaate ulaştı, buna ulaşılması
elbette önemlidir. Bundan sonrası artık yargı organına kalıyor'' karşılığını
verdi.
KOMİSYON RAPORU
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Alt Komisyonunun, Engin Çeber'in cezaevinde ölümü ile ilgili hazırladığı raporda ise
''Yapılan incelemeler, kamera görüntüleri ve tanık beyanlarına göre, Engin
Çeber'in cezaevi görevlileri tarafından dövüldüğü kanaatine varılmıştır''
ifadeleri yer alıyor.
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde, Metris Ceza İnfaz
Kurumunda işkence edilerek öldüğü iddia edilen Engin Çeber olayını araştırmak,
Bakırköy Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda da incelemelerde bulunmak üzere kurulan alt
komisyon, raporunu tamamlayarak üst komisyona sundu. Rapor, komisyonda oy
çokluğuyla kabul edildi.
Raporda, olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında 19 kişinin
görevden uzaklaştırıldığı, 6 infaz koruma memurunun tutuklandığı belirtilerek,
''TBMM başta olmak üzere Hükümetin, siyasi partilerin ve halkımızın bu tür
olayların yaşanmaması için tek ses olması ve olayın üzerine kararlılıkla
gidilmesi, bu olayların bir daha yaşanmayacağı inancını artırmaktadır''
denildi.
Raporun sonuç bölümünde ise Engin Çeber'in cezaevine teslim edilmesi
esnasında, bir odada uzun süre tutulması ve odaya bir jandarma görevlisinin
sopayla girmesi görüntüsünün komisyonunun dikkatini çektiği ifade edildi.
Bu aşamanın ayrıntılı olarak soruşturulmasının gerektiği vurgulanan
raporda, şunlar kaydedildi:
''Komisyonumuzda, Engin Çeber'in cezaevine teslim edilmeden önce kötü
muamelelere maruz kaldığı izlenimi doğmuştur. Bu noktadaki en önemli görüntü
kameralara da yansıyan, Çeber'in cezaevine girişi sırasında kafasında bulunan
şişliktir. Bu şişliğin oluşumu ve bu şişliğe neyin ve kimlerin sebep olduğu
ayrıntılı olarak araştırılması gereken bir konu olarak komisyonumuzun dikkatini
çekmiştir.
Engin Çeber'in cezaevine teslimi esnasında başındaki şişlik ve görgü
tanıklarının iddia ettikleri morluklara rağmen, konu hakkında hastaneye sevk ya
da tedbir benzeri işlemleri yapmayan cezaevi yönetiminin tutumları, soru
işaretlerine sebep olmuştur. Bu durum, kolluk birimleri ile cezaevi yönetim ve
görevlileri arasında etkileşimli bir işlemin olduğu kanaatine sebep olmaktadır.
Gerek yapılan incelemeler, gerekse kamera görüntüleri ve tanık
beyanlarından hareketle, Engin Çeber'in cezaevi görevlileri tarafından dövüldüğü
kanaatine varılmıştır. Hangi sebeple olursa olsun, kamu görevlilerinin suç
işlemiş olan kişilere hukuk dışı ceza verme yoluna gitmeleri düşünülemez ve mazur
görülemez.''
-''ASKERİ DÜZENDE SAYIM...''-
Raporda, cezaevlerindeki sayım şeklinin, kurum yönetiminin inisiyatifine
bırakıldığı belirtilerek, ''Kişilerin askeri bir düzene sokularak yapılan sayım
işlemi, insanlık onurunu kırıcı bir durum olarak gözlenmektedir. Bu durumun,
güvenlik gerekçesiyle dahi olsa uygulanması, düşünülemez'' denildi.
Engin Çeber olayında da görüldüğü gibi, bu tür olaylarda, kurumların
kendi mensuplarını sahiplendikleri bildirilen raporda, bu durumun, kurumların
genel görünümüne zarar verdiği ifade edildi.
Raporda, ''Kurumların kendi mensuplarını sahiplenmek yerine, hukukun
üstünlüğünü sahiplenme noktasında alacakları tavır, hem saygınlık ve
güvenilirliğin artması hem de arzu edilmeyen görüntülerin oluşmaması açısından
önem arz etmektedir'' görüşüne yer verildi.
-''BAKANIN ÖZÜR DİLEMESİ OLUMLU BİR DAVRANIŞ''-
Komisyon raporunda, İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin güvenlik
birimleri, Adalet Bakanlığı müfettişlerinin ise cezaevi aşamasındaki sürece
ilişkin yaptıkları çalışmalar ve Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in, Çeber'in
ailesinden ''özür'' dilemesi, olumlu davranışlar olarak değerlendirildi.
Kolluk birimleri ve cezaevi görevlilerinin, tutuklu ve hükümlüler ile
yakınları ve avukatlarına karşı tutumlarının eğitim durumuyla orantılı bir seyir
izlediği vurgulanan raporda, bu sebeple, AB'ye uyum sürecindeki gelişmeler ve
Türkiye'nin altına imza attığı uluslararası anlaşmalar hususunda, insan haklarını
ön planda tutan bir görüş açısı ile eğitim verilmesinin önemine işaret edildi.
Raporda, Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun iyi yönetilen ve
tamamen tutuklu ve hükümlülerin ıslahına odaklanmış başarılı bir cezaevi olduğu;
cezaevinin fiziki koşullarının iyi olduğu ve suçluların da insanca yaşama
şartlarına sahip oldukları kaydedildi.
Engin Çeber'in, ''Metris Cezaevinde işkence sonucu ölümünün''
ardından kurulan alt komisyonun hazırladığı ve İnsan Haklarını İnceleme
Komisyonunda kabul edilen rapora ilişkin, TBMM'de gazetecilerin sorularını
yanıtladı.
Alt komisyonun, ''Engin Çeber'in, hapishaneye teslim edildiği andan
itibaren, hem Jandarma'da hem de infaz koruma memurlarınca kötü muameleye
uğradığı'' kanaatine ulaştığını belirten Üskül, bu raporu ilgililere
göndereceklerini söyledi.
Sürecin devam ettiğini, savcılığın soruşturma açtığını, bazı görevlilerin
tutuklu olduğunu anımsatan Üskül, ''Yargı organının, gerektiği gibi, sorunları,
konuları araştırarak bir karar vermesini bekliyoruz'' dedi.
Üskül, ''Meclisin, bir anlamda işkenceyi kabul ettiğini mi anlamamız
lazım?'' diyen gazeteciye, ''Kötü muamele. İşkence yapıldığını kanıtlayabilme
olanağımız bizim, alt komisyonun yok. Alt komisyon, görüntüleri inceledi,
ifadeler aldı, ilgili kişileri dinledi. Bir kanaate ulaştı, buna ulaşılması
elbette önemlidir. Bundan sonrası artık yargı organına kalıyor'' karşılığını
verdi.
KOMİSYON RAPORU
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Alt Komisyonunun, Engin Çeber'in cezaevinde ölümü ile ilgili hazırladığı raporda ise
''Yapılan incelemeler, kamera görüntüleri ve tanık beyanlarına göre, Engin
Çeber'in cezaevi görevlileri tarafından dövüldüğü kanaatine varılmıştır''
ifadeleri yer alıyor.
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde, Metris Ceza İnfaz
Kurumunda işkence edilerek öldüğü iddia edilen Engin Çeber olayını araştırmak,
Bakırköy Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda da incelemelerde bulunmak üzere kurulan alt
komisyon, raporunu tamamlayarak üst komisyona sundu. Rapor, komisyonda oy
çokluğuyla kabul edildi.
Raporda, olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında 19 kişinin
görevden uzaklaştırıldığı, 6 infaz koruma memurunun tutuklandığı belirtilerek,
''TBMM başta olmak üzere Hükümetin, siyasi partilerin ve halkımızın bu tür
olayların yaşanmaması için tek ses olması ve olayın üzerine kararlılıkla
gidilmesi, bu olayların bir daha yaşanmayacağı inancını artırmaktadır''
denildi.
Raporun sonuç bölümünde ise Engin Çeber'in cezaevine teslim edilmesi
esnasında, bir odada uzun süre tutulması ve odaya bir jandarma görevlisinin
sopayla girmesi görüntüsünün komisyonunun dikkatini çektiği ifade edildi.
Bu aşamanın ayrıntılı olarak soruşturulmasının gerektiği vurgulanan
raporda, şunlar kaydedildi:
''Komisyonumuzda, Engin Çeber'in cezaevine teslim edilmeden önce kötü
muamelelere maruz kaldığı izlenimi doğmuştur. Bu noktadaki en önemli görüntü
kameralara da yansıyan, Çeber'in cezaevine girişi sırasında kafasında bulunan
şişliktir. Bu şişliğin oluşumu ve bu şişliğe neyin ve kimlerin sebep olduğu
ayrıntılı olarak araştırılması gereken bir konu olarak komisyonumuzun dikkatini
çekmiştir.
Engin Çeber'in cezaevine teslimi esnasında başındaki şişlik ve görgü
tanıklarının iddia ettikleri morluklara rağmen, konu hakkında hastaneye sevk ya
da tedbir benzeri işlemleri yapmayan cezaevi yönetiminin tutumları, soru
işaretlerine sebep olmuştur. Bu durum, kolluk birimleri ile cezaevi yönetim ve
görevlileri arasında etkileşimli bir işlemin olduğu kanaatine sebep olmaktadır.
Gerek yapılan incelemeler, gerekse kamera görüntüleri ve tanık
beyanlarından hareketle, Engin Çeber'in cezaevi görevlileri tarafından dövüldüğü
kanaatine varılmıştır. Hangi sebeple olursa olsun, kamu görevlilerinin suç
işlemiş olan kişilere hukuk dışı ceza verme yoluna gitmeleri düşünülemez ve mazur
görülemez.''
-''ASKERİ DÜZENDE SAYIM...''-
Raporda, cezaevlerindeki sayım şeklinin, kurum yönetiminin inisiyatifine
bırakıldığı belirtilerek, ''Kişilerin askeri bir düzene sokularak yapılan sayım
işlemi, insanlık onurunu kırıcı bir durum olarak gözlenmektedir. Bu durumun,
güvenlik gerekçesiyle dahi olsa uygulanması, düşünülemez'' denildi.
Engin Çeber olayında da görüldüğü gibi, bu tür olaylarda, kurumların
kendi mensuplarını sahiplendikleri bildirilen raporda, bu durumun, kurumların
genel görünümüne zarar verdiği ifade edildi.
Raporda, ''Kurumların kendi mensuplarını sahiplenmek yerine, hukukun
üstünlüğünü sahiplenme noktasında alacakları tavır, hem saygınlık ve
güvenilirliğin artması hem de arzu edilmeyen görüntülerin oluşmaması açısından
önem arz etmektedir'' görüşüne yer verildi.
-''BAKANIN ÖZÜR DİLEMESİ OLUMLU BİR DAVRANIŞ''-
Komisyon raporunda, İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin güvenlik
birimleri, Adalet Bakanlığı müfettişlerinin ise cezaevi aşamasındaki sürece
ilişkin yaptıkları çalışmalar ve Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in, Çeber'in
ailesinden ''özür'' dilemesi, olumlu davranışlar olarak değerlendirildi.
Kolluk birimleri ve cezaevi görevlilerinin, tutuklu ve hükümlüler ile
yakınları ve avukatlarına karşı tutumlarının eğitim durumuyla orantılı bir seyir
izlediği vurgulanan raporda, bu sebeple, AB'ye uyum sürecindeki gelişmeler ve
Türkiye'nin altına imza attığı uluslararası anlaşmalar hususunda, insan haklarını
ön planda tutan bir görüş açısı ile eğitim verilmesinin önemine işaret edildi.
Raporda, Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun iyi yönetilen ve
tamamen tutuklu ve hükümlülerin ıslahına odaklanmış başarılı bir cezaevi olduğu;
cezaevinin fiziki koşullarının iyi olduğu ve suçluların da insanca yaşama
şartlarına sahip oldukları kaydedildi.
