2016-11-10 - 15:49
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı. Aydın, Cumhuriyetin kurucusu ve Meclisin ilk Başkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünün 78. yılı olduğunu anımsatarak, Genel Kurul'u bir dakikalık saygı duruşuna davet etti. TBMM Genel Kurulu'nda, 674 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) kabul edilerek yasalaştı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı. Aydın, Cumhuriyetin kurucusu ve Meclisin ilk Başkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünün 78. yılı olduğunu anımsatarak, Genel Kurul'u bir dakikalık saygı duruşuna davet etti.
Aydın, saygı duruşunun ardından yaptığı konuşmada, "Dünyanın ve tarihin takdirini kazanmış bir büyük lider olarak ülkenin ve milletin en zor şartlarında istiklal ve istikbali için mücadele etmiş ve başarıya ulaşmış olan Gazi Mustafa Kemal'i bir kez daha saygıyla anarken tüm silah arkadaşlarını, gazilerimizi ve şehitlerimizi de rahmet ve minnetle yad ediyorum." diye konuştu.
Gündem dışı söz alan MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kahraman bir komutan, seçkin bir inkılapçı ve büyük bir devlet adamı vasfıyla kendini Türk milletinin varlığına ve istikbaline adadığını belirtti.
Akçay, "Ümitsizliği ve türlü belaları tarihe gömmüş, Türk milletinin engin tarihindeki asaleti ve bağımsız yaşama ülküsünü üstün bir mücadele azmiyle gelecek yüzyıllara taşımıştır. Milli ruha öncülük eden büyük kahraman Atatürk, Türk milletinin çağlar aşan kudretinin sırrını alevlendirmiştir. Atatürk, ufkumuzu aydınlatan bir kutup yıldızıdır." ifadelerini kullandı.
Atatürk'ün, uzun süren savaşlardan yorgun çıkan milleti ortak değerler etrafında birleştirerek, çağdaş medeniyet ülküsüne yönelttiğini belirten Akçay, şunları söyledi:
"O, aynı zamanda, Türk milletinin emperyalizme karşı yürüttüğü bağımsızlık mücadelesinin bayraktarlığını yaparak mazlum milletlerin umut ışığı, heyecan ve ilham kaynağı olmuştur. Mustafa Kemal Atatürk, Türk milletinin medeniyet yürüyüşünde Türkiye'yi sadece bir ana vatan görmekle kalmamış, inkılaplarıyla, gerçekleştirdiği atılımla Türk milletinin çağlar aşan ülküsünü genç cumhuriyetle hayata geçirmiştir. Atatürk'ün eserlerini, millet iradesine dayanarak gösterdiği üstün basireti küçültmeye, sulandırmaya ve bu yolla cumhuriyetin temellerini bozmaya yeltenenlere en iyi cevabı yine büyük Türk milleti verecektir."
"Bugün Atatürk'ü anmak şanlı ecdadımıza karşı bir görevimiz olmakla birlikte, Türk milletini ve Türk devletini esaret altına alarak yok etmek isteyen dâhili ve harici bedhahlar için de kesin bir ihtardır." diyen Akçay, sözlerine şöyle devam etti:
"Türkiye Cumhuriyeti'nin bir vatandaşı, Türk milletinin bir evladı olmaktan gurur duyan herkesle bugün Atatürk'ün aziz hatırasında bir kez daha buluşuyoruz. Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, devletimizin ilelebet payidarlığını daima yüksekte tutacağız. Atatürk'ü anlamak ve anlatmak için 'Ne mutlu Türk'üm diyene' seslenişini tek yürek ve tek sesle haykıracağız."
CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, akşam rüyasında Atatürk'ü gördüğünü ve kendisine "Kurtuluş Savaşı'nda beraber savaştığı ve sonradan 'efendi' unvanıyla ödüllendirdiği çiftçileri" sorduğunu aktardı.
Gaytancıoğlu, şunları söyledi:
"(Sevgili Atam, efendin gerçekten zor durumda) dedim. 'Hele son on üç yıldan beri Türkiye'yi yöneten bir iktidar var, efendiyi ezdi geçti.' dedim. 'Adalet ve kalkınma dediler ama çiftçiye adaletli davranmadılar, çiftçinin yasayla hak ettiği gayrisafi milli hasılanın yüzde 1'ini bile efendiye çok gördüler, bunun hep yarısını verdiler.' dedim. Ama merak etme, yattığın yerde rahat uyu sevgili Atam. Senin kurduğun bir parti var ya, o 'efendi'yi çok seviyor ve çok önemsiyor. O parti yeniden senin çiftçini efendi yapacak. Çünkü o parti üreten bir Türkiye istiyor, hakça bölüşen bir ülke istiyor. Çiftçinin alın terinin yerde kalmasını istemiyor."
AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, Gaytancıoğlu'nun eleştirilerini anımsatarak, "1923'ten bugüne kadar Türkiye'de çok iktidarlar geldi ve bu iktidarlar içerisinde, özellikle 2002-2016 yılları arasında AK Parti, 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.' diyenlere ithaf ediyorum, 10 defa seçim kazandı. Millet senin yolunda Atam. Kimin kendisine hizmet ettiğini biliyor ve onu da iktidar yaparak 'Bana hizmet et.' diyor. O millete teşekkür ediyorum. Bu sözler de size kapak olsun." ifadesini kullandı.
Tarihi şahsiyetleri bekleyen en önemli tehlikelerden birinin doğru anlaşılmamak veya doğru anlaşılma yollarının tıkanması olduğunu anlatan Özdağ, "Tarihe nefret zemininde bakarsanız hiçbir şey göremezsiniz. İyi işler yapmış bir insanın hataları onun değerini düşürmeyeceği gibi başka bir şahsiyetin istisnaileri de onu ibra etmeye yetmez." diye konuştu.
Gazi Mustafa Kemal'in hayatını, yaşadıklarını, yaptıklarını sadece 1919 sonrasıyla algılamanın kendisine yapılacak en büyük haksızlıklardan biri olduğunu vurgulayan Özdağ, şu görüşlerini paylaştı:
"Atatürk iyi işler yapmış ama her tarihi şahsiyet gibi zaman zaman da eleştirilmiş olan bir büyük devlet adamıdır. Cumhuriyet Dönemi'nin en çok konuşulan, en çok anlatılan kişisi olmasına rağmen aynı zamanda en az anlaşılan kişisidir, çünkü onu anlatanlar onu anlatmak yerine ya kendi vehimleriyle yonttukları hayali bir kişiyi anlatmışlar ya da etrafında dokunulmaz olan alan oluşturarak anlaşılmasına mani olmuşlardır. Eleştirel bir gözle anlatılmayan hiçbir tarihi şahsiyet gerçek manada anlaşılmış sayılmaz çünkü bilinen kaidedir, eleştirilemeyen kutsallaştırılır, kutsallaştırılan da eleştirilemez. "
"Atatürk nevi şahsına münhasır, milletine sevdalı, yaşadığı çağın eğilimlerini iyi okuyan, itikaden Müslüman, cesur, kararlı ve bir devlet adamıdır." ifadelerini kullanan Özdağ, şöyle devam etti:
"Mustafa Kemal'in çok üstün meziyetleri vardı ama zaafları da vardı, doğruları vardı ama hataları da vardı, cüret ve cesareti vardı ama korkuları da vardı, alkışlanacak, taklit edilecek yönleri vardı ama eleştirilecek yönleri de vardı, sert yumruğu vardı ama müşfik bir kalbi de vardı çünkü o her şeyden önce bir insandı."
Milletvekilleri de yerlerinden söz alarak, 10 Kasım'la ilgili birer konuşma yaptı.
TBMM Genel Kurulu'nda, 674 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin görüşmelerinde Maliye Bakanı Naci Ağbal ile CHP Grup Başkanvekili Engin Altay arasında tartışma yaşandı.
"Temel kanun" olarak görüşülen KHK üzerinde söz alan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Mardin'in Derik ilçesinde Kaymakamlık makamının masasının altında bomba patlamasının güvenlik zaafiyetini gösterdiğini ancak Ankara'da Cumhurbaşkanı ve Başbakan kormalarının Anıtkabir'de terör estirdiğini, insanların Anıtkabir'e ulaşmasının önünün kesildiğini savundu.
"Bugün daha vahim bir durum yaşandı. Ya Anıtkabir girişinde görev yapan emniyet güçleri FETÖ mensuplarıdır ya da Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı korumaları bir siyasi partinin silahlı kuvvetleri gibi hareket etmişlerdir." diyen Altay, TBMM Başkanı'na seslenerek, milletvekillerine yönelik davranışlar nedeniyle göreve davet ettiğini söyledi.
Altay, bir milletvekilinin "hükümet burada" demesi üzerine, "Hükümet ile işimiz yok. Ortada bir Cumhurbaşkanı, tek adam var. Bir de onun fen işleri müdürü Başbakan var. Ama ortada onlardan daha çok eşkiyalık yapan, terör estiren, milletin vekillerine terbiyesizlik yapan güvenlik kuvvetleri var. Ben onlara Emniyet Genel Müdürlüğü mensubu demiyorum, AKP'in silahlı kuvvetleri..." ifadesini kullandı.
Bu sırada Komisyon sırasında oturan Maliye Bakanı Naci Ağbal'ın, Altay'ın sözlerine "çok ayıp" demesi üzerine tartışma çıktı.
Altay'ın "Ayıp değil. Ayıp size. Söyleyeceklerimi bitireyim de çık özür dile.Yapılan terbiyesizlik..." demesine Ağbal, "Sizin yaptığınız terbiyesizlik." karşılığını verdi. Altay, Ağbal'a, "Sen terbiyesizsin." dedi.
Birleşimi yöneten Başkanvekili Ahmet Aydın, "Sayın Altay, lütfen kaba ve yaralayıcı sözler kullanmayalım. Kaba ve yaralayıcı ifadelerden çekinin. Sayın Altay nezaketenizi biliyorum. İtham ve hakaret etmeden eleştirinizi yapabilirsiniz." diye uyarıda bulundu.
AK Parti milletvekillerinin tepki göstermesi üzerine Altay, "Bana yapılan sana yapılsa silah çekersin. Sayın Bakan haddini bil. Sen kimsin? Bakan olmuşsun ama adam olamamışsın." diye konuştu.
Aydın, tartışmanın sürmesi üzerine, "Bu şekilde konuşmaya hiçbirinizin hakkı yok. Herkes üslubunu takınmak zorunda. Üslubunuzu takının." uyarısında bulundu.
Aydın, Ağbal ile Altay arasındaki tartışmanın sürmesi üzerine birleşime ara verdi. Tartışma, arada da sürdü.
Aydın, birleşimi yeniden açtıktan sonra Altay ve Ağbal'a söz verdi.
Altay, Ağbal ile aralarında, yakışık almayan ve Meclis'e yakışmayan bir diyalog geçtiğini belirterek, bunu tasvip etmelerinin mümkün olmadığını söyledi.
Ağbal da Altay'a teşekkür ederek, görüşmelerde kimsenin tasvip etmediği görüşlerden dolayı üzgün olduğunu dile getirerek, Meclis çalışmalarında karşılıklı saygının esas olduğunu kaydetti.
Aydın da TBMM İçtüzüğünü hatırlatarak, milletvekillerinin temiz dil kullanması ve konu dışına çıkılmamasını istedi. Aydın, "Gösterdiğiniz hassasiyetten dolayı teşekkür ediyorum" dedi.
674 Sayılı KHK'nın görüşmeleri sırasında yerinden söz alan Akçay, 2 Kasım Çarşamba akşam saatlerinde MHP Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı'nın TBMM Halkla İlişkiler Binasındaki odasının tavan kısmına bir kamera yerleştirildiği ve daha sonra bu kameranın yerinden söküldüğünün tespit edildiğini söyledi.
Sancaklı'nın çalışma odasında meydana gelen bu ciddi durumun TBMM Başkanlığı tarafından ivedilikle incelenmesi, failleri tespit edilmesi ve olayın açığa çıkarılması hususunda gereğinin acilen yapılmasını istediklerini belirten Akçay, "Bunlar kimler ve neyin peşinde? Bu, komplocu zihniyetin devam ettiğini gösteriyor. Halkla İlişkiler Binasının kapıları şifreli kartlarla açılmaktadır. Güvenlik kameralarının bulunduğunu da dikkate alınarak, bütün teknik tedbirlerin derhal alınmasını ve gerekli incelemenin başlatılmasını talep ediyoruz." dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, Akçay'ın ifade ettiği durumun "vahim bir olay" olduğunu dile getirerek, "Mutlak suretle ne olup bittiği anlaşılmalı. Böyle bir durum varsa sonuna kadar gidilmeli, kim yaptıysa açığa çıkarılmalı ve kamuoyuna bilgi verilmelidir. Burada partisi ne olursa olsun bütün milletvekillerinin hukukunu korumak hepimizin boynunun borcudur. Bu durumun takipçisi olmak Meclis'in görevidir." diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da "Hükümetin bu konulardaki sorumluluklarını daha titiz şekilde yerine getirmesini bekliyoruz. Bir milletvekilinin çalışma odasına kamera yerleştiriliyorsa, yatak odasına kim bilir ne yerleştirilir? Böyle kepazelik olur mu? Yazıklar olsun." değerlendirmesinde bulundu.
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın'da, iddianın "çok ciddi ve önemli" olduğunu ifade ederek, iddianın ivedilikle incelenmesi için girişimde bulanacaklarını söyledi. Aydın, " Bu kabul edilebilir bir durum değil." dedi.
Aydın daha sonra yaptığı yeni açıklamada, gerekli yerlerde girişimde bulunduklarını belirterek, şu bilgiyi verdi:
"Bu iddia, bugün bir dilekçeyle intikal ettirilmiş. Haberdar olur olmaz gerek TBMM Başkanlığı gerekse emniyet birimleri tarafından ivedi olarak konunun idari, teknik ve adli açıdan açıklığa kavuşturulması adına gerekli inceleme ve soruşturma başlatıldığı; inceleme tamamlandığında konu hakkında ayrıca ilgili muhataplar nezdinde ayrıntılı bilgilendirilme yapılacağı tarafımıza iletildi. Bunun takipçisi olacağımızı bir kez daha ifade ediyorum."
Öte yandan CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Genel Kurula üzerinde "Güvenceli iş, gelecek, ücret" yazılı bir önlükle girince, TBMM Başkanvekili Aydın, bunun İçtüzüğe aykırı olduğunu belirterek, Sarıbal'dan dışarı çıkmasını ya da üzerindeki önlüğü çıkarmasını istedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, KHK'nin 1. Bölümü üzerinde yaptığı konuşmada, çok partili siyasi hayata geçtikten sonra sandıkla gelenin sandıkla gitmesi gerektiği ilkesinin ancak 10 yıl devam ettirilebildiğini belirtti.
Elitaş, "Demokrat Parti'nin milletin özgür iradesiyle seçilmesine tahammül edemeyenler, sandıkla gelenin sandıkla gitmesini bekleyemeyenler darbe yaptı. O gün muhalefet partisinin genel başkanı 'böyle yaparsanız sizi ben bile kurtaramam' dedi ve kurtaramadı. Halbuki, 'seçimle gelen seçimle gider, hiçkimse seçilmişleri idam edemez' deme basiretini ve cesaretini gösterebilmeliydi." değerlendirmesini yaptı.
Geçmişte darbelere karşı gerekli tavrın gösterilmesi halinde 15 Temmuz'un yaşanmayacağını savunan Elitaş, "28 Şubat'ta imam hatipleri kapattırıp millet cemaatin okullarına mahkum edilmeseydi, 28 Şubat'ın sonuçlarından bu noktaya gelinmezdi. Apo'nun yakalanışı 15 veya 16 Şubat 1999, Feto'nun Türkiye'yi terk edişi Mayıs 1999. Birini verdiler, öbürünü aldılar. " görüşünü savundu.
Elitaş, 15 Temmuz'da milletin tankların önüne yattığını, üstüne çıktığını belirterek, "Başı örtülü kadın ile başı açık kadın kamyona bindi, darbeyi durdurmak için elinden gelen gayreti gösterdi. O gün Türk milleti bir ve beraberce darbecilere, 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül'de cesaret gösteremeyenlere, AK Parti'yi kapatma davasında 'Ne yapıyorsunuz? Seçimle gelen seçimle gider." diyemeyenlere büyük ders verdi. O gün millet tankların önüne çıktıysa, bir liderle çıktı. O liderin sayesinde bugün Türkiye demokrasisini devam ettirmeye çalışıyor." diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, söz alarak, "15 Temmuz bir badiredir, sıkıntıdır. Bu sıkıntıyı biz millet olarak atlattık. Toplum bir bütün halinde hareket etti, Sayın Cumhurbaşkanı'nın çağrısı olmadan önce. Sayın Devlet Bahçeli MHP Genel Merkezine gitti, oturdu, ışıklar yandı, milliyetçi, ülkücü gençler sokaklara indi, daha hiçbir çağrı yok. Bunları görmeden pay çıkarmaya çalışmak son derece yanlıştır." değerlendirmesinde bulundu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay ise darbelerin birbirinden farkı olmadığına dikkati çekerek "Menderes ailesinin yaşayan üyeleriyle temas edin, İsmet İnönü'nün girişimlerini öğrenin. Yaşam tarzı üzeriniden siyaset yanlış. Yine ayrıştırdınız; 'tankın üzerine başı açık da başı kapalı da çıktı' dediniz. Bundan vazgeçin. Hükümetiniz insanların inançlarını sömürmekten vazgeçsin. 27 Nisan'da lideriniz neredeydi, sesi çıktı mı? 4 gün bekledi sizin lideriniz. 15 Temmuz gecesi millet Bahçeli ve Kılıçdaroğlu'ndan sonra Binali Bey'den ses duydu. 'Lider konuşmasa millet sokağa çıkmayacaktı' ifadesi yanlış. Bu darbe milletin direnişiyle engellenmiştir." dedi.
Elitaş, 27 Nisan ile ilgili eleştirilere yanıt verirken, bildirinin yayınlandığının ertesi günü dönemin Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek'in açıklama yaptığını, muhtıralara karşı dik duruşun sergilendiğini vurgulayarak, "Hükümetin şapkasını alıp gitmediğini, gereken cevabı verdiğini" kaydetti.
TBMM Genel Kurulunda, 674 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) kabul edilerek yasalaştı.
"Temel kanun" olarak iki bölüm halinde görüşülen düzenlemeye, daha sonraki KHK'ler ile yapılan değişiklikler, önergelerle yansıtıldı.
Yasa; Maarif Vakfı Mütevelli Heyetine verilecek huzur hakkı, bir defaya mahsus olmak üzere, dershane ve etüt merkezlerinde en az altı yıl çalışmış olanların KPSS şartı aranmaksızın sözlü sınavla kalkınmada birinci derecede öncelikli yörelerdeki sözleşmeli öğretmenlik pozisyonlarına atanabilmesi, Adli Tıp Kurumu bünyesinde Adli Bilişim İhtisas Dairesi kurulması, yargılamanın hızlandırılması kapsamında mahkemelerin işleyişleriyle ilgili bazı tedbirler alınması, ceza infaz kurumlarının inşası için belli şartlardan muafiyet getirilmesi, OHAL kapsamında kayyum atanan şirketlerde, bu görevin ve bu şirketlerin satış ve tasfiyesine ilişkin işlemlerin TMSF tarafından yerine getirilmesi, valilerin umuma açık yerlere kurulacak sistemlere ilişkin faaliyetleri koordine etmesi, insansız hava araçlarının kayıt ve kontrolü, Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığının yeniden yapılandırılmasına dair düzenlemeleri içeriyor.
Terör bağlantısı nedeniyle görevden uzaklaştırılan veya tutuklanan belediye başkanlarının, meclis üyelerinin yerine il belediyelerinde İçişleri Bakanı, diğerlerinde ise vali tarafından seçilme yeterliliğine sahip kişiler arasından atama yapılması da düzenlemede yer alıyor.
CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, önerge üzerinde yaptığı konuşmada, "iktidarın elini Cumhuriyet Gazetesi'nden çekmesi, tutuklu yazar ve yöneticilerinin derhal bırakılması gerektiğini" söyledi.
Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) dünyada 50'ye yakın ülkede okulları bulunduğunu, bunlardan 5'inin iktidarın talepleri uyarınca kapatıldığını ifade eden Balbay, "Siz içeride baskıyı artırdıkça onlar orada kahraman oluyor. Şimdi dışarıda Türkiye aleyhtarları yaratıyorsunuz. Bu çekiçle sinek ezmektir. Böyle devam ederse Türkiye, dışarıda yalnızlaşacak. Cumhurbaşkanı, CHP hakkında suç duyurusunda bulundu. Sıra size gelecek. Çünkü Cumhurbaşkanı 'Ben FETÖ ile tek başıma mücadele ettim.' dedi." ifadesini kullandı.
TBMM Genel Kurulu'nda, Türkiye ile Kore Cumhuriyeti Hükümeti arasında "kültür" ve "serbest ticaret alanına" ilişkin iki uluslararası anlaşmanın uygun bulunduğuna dair kanun tasarıları kabul edildi.
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, tasarıların kabul edilmesinin ardından, birleşimi, 15 Kasım Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere kapattı.
Aydın, saygı duruşunun ardından yaptığı konuşmada, "Dünyanın ve tarihin takdirini kazanmış bir büyük lider olarak ülkenin ve milletin en zor şartlarında istiklal ve istikbali için mücadele etmiş ve başarıya ulaşmış olan Gazi Mustafa Kemal'i bir kez daha saygıyla anarken tüm silah arkadaşlarını, gazilerimizi ve şehitlerimizi de rahmet ve minnetle yad ediyorum." diye konuştu.
Gündem dışı söz alan MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kahraman bir komutan, seçkin bir inkılapçı ve büyük bir devlet adamı vasfıyla kendini Türk milletinin varlığına ve istikbaline adadığını belirtti.
Akçay, "Ümitsizliği ve türlü belaları tarihe gömmüş, Türk milletinin engin tarihindeki asaleti ve bağımsız yaşama ülküsünü üstün bir mücadele azmiyle gelecek yüzyıllara taşımıştır. Milli ruha öncülük eden büyük kahraman Atatürk, Türk milletinin çağlar aşan kudretinin sırrını alevlendirmiştir. Atatürk, ufkumuzu aydınlatan bir kutup yıldızıdır." ifadelerini kullandı.
Atatürk'ün, uzun süren savaşlardan yorgun çıkan milleti ortak değerler etrafında birleştirerek, çağdaş medeniyet ülküsüne yönelttiğini belirten Akçay, şunları söyledi:
"O, aynı zamanda, Türk milletinin emperyalizme karşı yürüttüğü bağımsızlık mücadelesinin bayraktarlığını yaparak mazlum milletlerin umut ışığı, heyecan ve ilham kaynağı olmuştur. Mustafa Kemal Atatürk, Türk milletinin medeniyet yürüyüşünde Türkiye'yi sadece bir ana vatan görmekle kalmamış, inkılaplarıyla, gerçekleştirdiği atılımla Türk milletinin çağlar aşan ülküsünü genç cumhuriyetle hayata geçirmiştir. Atatürk'ün eserlerini, millet iradesine dayanarak gösterdiği üstün basireti küçültmeye, sulandırmaya ve bu yolla cumhuriyetin temellerini bozmaya yeltenenlere en iyi cevabı yine büyük Türk milleti verecektir."
"Bugün Atatürk'ü anmak şanlı ecdadımıza karşı bir görevimiz olmakla birlikte, Türk milletini ve Türk devletini esaret altına alarak yok etmek isteyen dâhili ve harici bedhahlar için de kesin bir ihtardır." diyen Akçay, sözlerine şöyle devam etti:
"Türkiye Cumhuriyeti'nin bir vatandaşı, Türk milletinin bir evladı olmaktan gurur duyan herkesle bugün Atatürk'ün aziz hatırasında bir kez daha buluşuyoruz. Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, devletimizin ilelebet payidarlığını daima yüksekte tutacağız. Atatürk'ü anlamak ve anlatmak için 'Ne mutlu Türk'üm diyene' seslenişini tek yürek ve tek sesle haykıracağız."
CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, akşam rüyasında Atatürk'ü gördüğünü ve kendisine "Kurtuluş Savaşı'nda beraber savaştığı ve sonradan 'efendi' unvanıyla ödüllendirdiği çiftçileri" sorduğunu aktardı.
Gaytancıoğlu, şunları söyledi:
"(Sevgili Atam, efendin gerçekten zor durumda) dedim. 'Hele son on üç yıldan beri Türkiye'yi yöneten bir iktidar var, efendiyi ezdi geçti.' dedim. 'Adalet ve kalkınma dediler ama çiftçiye adaletli davranmadılar, çiftçinin yasayla hak ettiği gayrisafi milli hasılanın yüzde 1'ini bile efendiye çok gördüler, bunun hep yarısını verdiler.' dedim. Ama merak etme, yattığın yerde rahat uyu sevgili Atam. Senin kurduğun bir parti var ya, o 'efendi'yi çok seviyor ve çok önemsiyor. O parti yeniden senin çiftçini efendi yapacak. Çünkü o parti üreten bir Türkiye istiyor, hakça bölüşen bir ülke istiyor. Çiftçinin alın terinin yerde kalmasını istemiyor."
AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, Gaytancıoğlu'nun eleştirilerini anımsatarak, "1923'ten bugüne kadar Türkiye'de çok iktidarlar geldi ve bu iktidarlar içerisinde, özellikle 2002-2016 yılları arasında AK Parti, 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.' diyenlere ithaf ediyorum, 10 defa seçim kazandı. Millet senin yolunda Atam. Kimin kendisine hizmet ettiğini biliyor ve onu da iktidar yaparak 'Bana hizmet et.' diyor. O millete teşekkür ediyorum. Bu sözler de size kapak olsun." ifadesini kullandı.
Tarihi şahsiyetleri bekleyen en önemli tehlikelerden birinin doğru anlaşılmamak veya doğru anlaşılma yollarının tıkanması olduğunu anlatan Özdağ, "Tarihe nefret zemininde bakarsanız hiçbir şey göremezsiniz. İyi işler yapmış bir insanın hataları onun değerini düşürmeyeceği gibi başka bir şahsiyetin istisnaileri de onu ibra etmeye yetmez." diye konuştu.
Gazi Mustafa Kemal'in hayatını, yaşadıklarını, yaptıklarını sadece 1919 sonrasıyla algılamanın kendisine yapılacak en büyük haksızlıklardan biri olduğunu vurgulayan Özdağ, şu görüşlerini paylaştı:
"Atatürk iyi işler yapmış ama her tarihi şahsiyet gibi zaman zaman da eleştirilmiş olan bir büyük devlet adamıdır. Cumhuriyet Dönemi'nin en çok konuşulan, en çok anlatılan kişisi olmasına rağmen aynı zamanda en az anlaşılan kişisidir, çünkü onu anlatanlar onu anlatmak yerine ya kendi vehimleriyle yonttukları hayali bir kişiyi anlatmışlar ya da etrafında dokunulmaz olan alan oluşturarak anlaşılmasına mani olmuşlardır. Eleştirel bir gözle anlatılmayan hiçbir tarihi şahsiyet gerçek manada anlaşılmış sayılmaz çünkü bilinen kaidedir, eleştirilemeyen kutsallaştırılır, kutsallaştırılan da eleştirilemez. "
"Atatürk nevi şahsına münhasır, milletine sevdalı, yaşadığı çağın eğilimlerini iyi okuyan, itikaden Müslüman, cesur, kararlı ve bir devlet adamıdır." ifadelerini kullanan Özdağ, şöyle devam etti:
"Mustafa Kemal'in çok üstün meziyetleri vardı ama zaafları da vardı, doğruları vardı ama hataları da vardı, cüret ve cesareti vardı ama korkuları da vardı, alkışlanacak, taklit edilecek yönleri vardı ama eleştirilecek yönleri de vardı, sert yumruğu vardı ama müşfik bir kalbi de vardı çünkü o her şeyden önce bir insandı."
Milletvekilleri de yerlerinden söz alarak, 10 Kasım'la ilgili birer konuşma yaptı.
TBMM Genel Kurulu'nda, 674 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin görüşmelerinde Maliye Bakanı Naci Ağbal ile CHP Grup Başkanvekili Engin Altay arasında tartışma yaşandı.
"Temel kanun" olarak görüşülen KHK üzerinde söz alan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Mardin'in Derik ilçesinde Kaymakamlık makamının masasının altında bomba patlamasının güvenlik zaafiyetini gösterdiğini ancak Ankara'da Cumhurbaşkanı ve Başbakan kormalarının Anıtkabir'de terör estirdiğini, insanların Anıtkabir'e ulaşmasının önünün kesildiğini savundu.
"Bugün daha vahim bir durum yaşandı. Ya Anıtkabir girişinde görev yapan emniyet güçleri FETÖ mensuplarıdır ya da Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı korumaları bir siyasi partinin silahlı kuvvetleri gibi hareket etmişlerdir." diyen Altay, TBMM Başkanı'na seslenerek, milletvekillerine yönelik davranışlar nedeniyle göreve davet ettiğini söyledi.
Altay, bir milletvekilinin "hükümet burada" demesi üzerine, "Hükümet ile işimiz yok. Ortada bir Cumhurbaşkanı, tek adam var. Bir de onun fen işleri müdürü Başbakan var. Ama ortada onlardan daha çok eşkiyalık yapan, terör estiren, milletin vekillerine terbiyesizlik yapan güvenlik kuvvetleri var. Ben onlara Emniyet Genel Müdürlüğü mensubu demiyorum, AKP'in silahlı kuvvetleri..." ifadesini kullandı.
Bu sırada Komisyon sırasında oturan Maliye Bakanı Naci Ağbal'ın, Altay'ın sözlerine "çok ayıp" demesi üzerine tartışma çıktı.
Altay'ın "Ayıp değil. Ayıp size. Söyleyeceklerimi bitireyim de çık özür dile.Yapılan terbiyesizlik..." demesine Ağbal, "Sizin yaptığınız terbiyesizlik." karşılığını verdi. Altay, Ağbal'a, "Sen terbiyesizsin." dedi.
Birleşimi yöneten Başkanvekili Ahmet Aydın, "Sayın Altay, lütfen kaba ve yaralayıcı sözler kullanmayalım. Kaba ve yaralayıcı ifadelerden çekinin. Sayın Altay nezaketenizi biliyorum. İtham ve hakaret etmeden eleştirinizi yapabilirsiniz." diye uyarıda bulundu.
AK Parti milletvekillerinin tepki göstermesi üzerine Altay, "Bana yapılan sana yapılsa silah çekersin. Sayın Bakan haddini bil. Sen kimsin? Bakan olmuşsun ama adam olamamışsın." diye konuştu.
Aydın, tartışmanın sürmesi üzerine, "Bu şekilde konuşmaya hiçbirinizin hakkı yok. Herkes üslubunu takınmak zorunda. Üslubunuzu takının." uyarısında bulundu.
Aydın, Ağbal ile Altay arasındaki tartışmanın sürmesi üzerine birleşime ara verdi. Tartışma, arada da sürdü.
Aydın, birleşimi yeniden açtıktan sonra Altay ve Ağbal'a söz verdi.
Altay, Ağbal ile aralarında, yakışık almayan ve Meclis'e yakışmayan bir diyalog geçtiğini belirterek, bunu tasvip etmelerinin mümkün olmadığını söyledi.
Ağbal da Altay'a teşekkür ederek, görüşmelerde kimsenin tasvip etmediği görüşlerden dolayı üzgün olduğunu dile getirerek, Meclis çalışmalarında karşılıklı saygının esas olduğunu kaydetti.
Aydın da TBMM İçtüzüğünü hatırlatarak, milletvekillerinin temiz dil kullanması ve konu dışına çıkılmamasını istedi. Aydın, "Gösterdiğiniz hassasiyetten dolayı teşekkür ediyorum" dedi.
674 Sayılı KHK'nın görüşmeleri sırasında yerinden söz alan Akçay, 2 Kasım Çarşamba akşam saatlerinde MHP Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı'nın TBMM Halkla İlişkiler Binasındaki odasının tavan kısmına bir kamera yerleştirildiği ve daha sonra bu kameranın yerinden söküldüğünün tespit edildiğini söyledi.
Sancaklı'nın çalışma odasında meydana gelen bu ciddi durumun TBMM Başkanlığı tarafından ivedilikle incelenmesi, failleri tespit edilmesi ve olayın açığa çıkarılması hususunda gereğinin acilen yapılmasını istediklerini belirten Akçay, "Bunlar kimler ve neyin peşinde? Bu, komplocu zihniyetin devam ettiğini gösteriyor. Halkla İlişkiler Binasının kapıları şifreli kartlarla açılmaktadır. Güvenlik kameralarının bulunduğunu da dikkate alınarak, bütün teknik tedbirlerin derhal alınmasını ve gerekli incelemenin başlatılmasını talep ediyoruz." dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, Akçay'ın ifade ettiği durumun "vahim bir olay" olduğunu dile getirerek, "Mutlak suretle ne olup bittiği anlaşılmalı. Böyle bir durum varsa sonuna kadar gidilmeli, kim yaptıysa açığa çıkarılmalı ve kamuoyuna bilgi verilmelidir. Burada partisi ne olursa olsun bütün milletvekillerinin hukukunu korumak hepimizin boynunun borcudur. Bu durumun takipçisi olmak Meclis'in görevidir." diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da "Hükümetin bu konulardaki sorumluluklarını daha titiz şekilde yerine getirmesini bekliyoruz. Bir milletvekilinin çalışma odasına kamera yerleştiriliyorsa, yatak odasına kim bilir ne yerleştirilir? Böyle kepazelik olur mu? Yazıklar olsun." değerlendirmesinde bulundu.
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın'da, iddianın "çok ciddi ve önemli" olduğunu ifade ederek, iddianın ivedilikle incelenmesi için girişimde bulanacaklarını söyledi. Aydın, " Bu kabul edilebilir bir durum değil." dedi.
Aydın daha sonra yaptığı yeni açıklamada, gerekli yerlerde girişimde bulunduklarını belirterek, şu bilgiyi verdi:
"Bu iddia, bugün bir dilekçeyle intikal ettirilmiş. Haberdar olur olmaz gerek TBMM Başkanlığı gerekse emniyet birimleri tarafından ivedi olarak konunun idari, teknik ve adli açıdan açıklığa kavuşturulması adına gerekli inceleme ve soruşturma başlatıldığı; inceleme tamamlandığında konu hakkında ayrıca ilgili muhataplar nezdinde ayrıntılı bilgilendirilme yapılacağı tarafımıza iletildi. Bunun takipçisi olacağımızı bir kez daha ifade ediyorum."
Öte yandan CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Genel Kurula üzerinde "Güvenceli iş, gelecek, ücret" yazılı bir önlükle girince, TBMM Başkanvekili Aydın, bunun İçtüzüğe aykırı olduğunu belirterek, Sarıbal'dan dışarı çıkmasını ya da üzerindeki önlüğü çıkarmasını istedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, KHK'nin 1. Bölümü üzerinde yaptığı konuşmada, çok partili siyasi hayata geçtikten sonra sandıkla gelenin sandıkla gitmesi gerektiği ilkesinin ancak 10 yıl devam ettirilebildiğini belirtti.
Elitaş, "Demokrat Parti'nin milletin özgür iradesiyle seçilmesine tahammül edemeyenler, sandıkla gelenin sandıkla gitmesini bekleyemeyenler darbe yaptı. O gün muhalefet partisinin genel başkanı 'böyle yaparsanız sizi ben bile kurtaramam' dedi ve kurtaramadı. Halbuki, 'seçimle gelen seçimle gider, hiçkimse seçilmişleri idam edemez' deme basiretini ve cesaretini gösterebilmeliydi." değerlendirmesini yaptı.
Geçmişte darbelere karşı gerekli tavrın gösterilmesi halinde 15 Temmuz'un yaşanmayacağını savunan Elitaş, "28 Şubat'ta imam hatipleri kapattırıp millet cemaatin okullarına mahkum edilmeseydi, 28 Şubat'ın sonuçlarından bu noktaya gelinmezdi. Apo'nun yakalanışı 15 veya 16 Şubat 1999, Feto'nun Türkiye'yi terk edişi Mayıs 1999. Birini verdiler, öbürünü aldılar. " görüşünü savundu.
Elitaş, 15 Temmuz'da milletin tankların önüne yattığını, üstüne çıktığını belirterek, "Başı örtülü kadın ile başı açık kadın kamyona bindi, darbeyi durdurmak için elinden gelen gayreti gösterdi. O gün Türk milleti bir ve beraberce darbecilere, 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül'de cesaret gösteremeyenlere, AK Parti'yi kapatma davasında 'Ne yapıyorsunuz? Seçimle gelen seçimle gider." diyemeyenlere büyük ders verdi. O gün millet tankların önüne çıktıysa, bir liderle çıktı. O liderin sayesinde bugün Türkiye demokrasisini devam ettirmeye çalışıyor." diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, söz alarak, "15 Temmuz bir badiredir, sıkıntıdır. Bu sıkıntıyı biz millet olarak atlattık. Toplum bir bütün halinde hareket etti, Sayın Cumhurbaşkanı'nın çağrısı olmadan önce. Sayın Devlet Bahçeli MHP Genel Merkezine gitti, oturdu, ışıklar yandı, milliyetçi, ülkücü gençler sokaklara indi, daha hiçbir çağrı yok. Bunları görmeden pay çıkarmaya çalışmak son derece yanlıştır." değerlendirmesinde bulundu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay ise darbelerin birbirinden farkı olmadığına dikkati çekerek "Menderes ailesinin yaşayan üyeleriyle temas edin, İsmet İnönü'nün girişimlerini öğrenin. Yaşam tarzı üzeriniden siyaset yanlış. Yine ayrıştırdınız; 'tankın üzerine başı açık da başı kapalı da çıktı' dediniz. Bundan vazgeçin. Hükümetiniz insanların inançlarını sömürmekten vazgeçsin. 27 Nisan'da lideriniz neredeydi, sesi çıktı mı? 4 gün bekledi sizin lideriniz. 15 Temmuz gecesi millet Bahçeli ve Kılıçdaroğlu'ndan sonra Binali Bey'den ses duydu. 'Lider konuşmasa millet sokağa çıkmayacaktı' ifadesi yanlış. Bu darbe milletin direnişiyle engellenmiştir." dedi.
Elitaş, 27 Nisan ile ilgili eleştirilere yanıt verirken, bildirinin yayınlandığının ertesi günü dönemin Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek'in açıklama yaptığını, muhtıralara karşı dik duruşun sergilendiğini vurgulayarak, "Hükümetin şapkasını alıp gitmediğini, gereken cevabı verdiğini" kaydetti.
TBMM Genel Kurulunda, 674 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) kabul edilerek yasalaştı.
"Temel kanun" olarak iki bölüm halinde görüşülen düzenlemeye, daha sonraki KHK'ler ile yapılan değişiklikler, önergelerle yansıtıldı.
Yasa; Maarif Vakfı Mütevelli Heyetine verilecek huzur hakkı, bir defaya mahsus olmak üzere, dershane ve etüt merkezlerinde en az altı yıl çalışmış olanların KPSS şartı aranmaksızın sözlü sınavla kalkınmada birinci derecede öncelikli yörelerdeki sözleşmeli öğretmenlik pozisyonlarına atanabilmesi, Adli Tıp Kurumu bünyesinde Adli Bilişim İhtisas Dairesi kurulması, yargılamanın hızlandırılması kapsamında mahkemelerin işleyişleriyle ilgili bazı tedbirler alınması, ceza infaz kurumlarının inşası için belli şartlardan muafiyet getirilmesi, OHAL kapsamında kayyum atanan şirketlerde, bu görevin ve bu şirketlerin satış ve tasfiyesine ilişkin işlemlerin TMSF tarafından yerine getirilmesi, valilerin umuma açık yerlere kurulacak sistemlere ilişkin faaliyetleri koordine etmesi, insansız hava araçlarının kayıt ve kontrolü, Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığının yeniden yapılandırılmasına dair düzenlemeleri içeriyor.
Terör bağlantısı nedeniyle görevden uzaklaştırılan veya tutuklanan belediye başkanlarının, meclis üyelerinin yerine il belediyelerinde İçişleri Bakanı, diğerlerinde ise vali tarafından seçilme yeterliliğine sahip kişiler arasından atama yapılması da düzenlemede yer alıyor.
CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, önerge üzerinde yaptığı konuşmada, "iktidarın elini Cumhuriyet Gazetesi'nden çekmesi, tutuklu yazar ve yöneticilerinin derhal bırakılması gerektiğini" söyledi.
Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) dünyada 50'ye yakın ülkede okulları bulunduğunu, bunlardan 5'inin iktidarın talepleri uyarınca kapatıldığını ifade eden Balbay, "Siz içeride baskıyı artırdıkça onlar orada kahraman oluyor. Şimdi dışarıda Türkiye aleyhtarları yaratıyorsunuz. Bu çekiçle sinek ezmektir. Böyle devam ederse Türkiye, dışarıda yalnızlaşacak. Cumhurbaşkanı, CHP hakkında suç duyurusunda bulundu. Sıra size gelecek. Çünkü Cumhurbaşkanı 'Ben FETÖ ile tek başıma mücadele ettim.' dedi." ifadesini kullandı.
TBMM Genel Kurulu'nda, Türkiye ile Kore Cumhuriyeti Hükümeti arasında "kültür" ve "serbest ticaret alanına" ilişkin iki uluslararası anlaşmanın uygun bulunduğuna dair kanun tasarıları kabul edildi.
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, tasarıların kabul edilmesinin ardından, birleşimi, 15 Kasım Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere kapattı.
