2018-11-13 - 16:06
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mithat Sancar başkanlığında toplandı. Genel Kurulda, Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mithat Sancar başkanlığında toplandı.

Sancar, gündeme geçmeden önce üç milletvekiline gündem dışı söz verdi.

AK Parti Antalya Milletvekili Atay Uslu "sığınma hakkı ve Suriyeliler" konusunda yaptığı gündem dışı konuşmada, sığınmacılar ve geçici koruma altında yaşayan Suriyeliler ile ilgili her gün asılsız haberlerin çıktığını, bazı siyasetçilerin yanlı ve yanlış bilgiler verdiğini söyledi.

Türkiye'de yaşayan Suriyeliler'e ilişkin zaman zaman dile getirilen iddialara yanıt veren Uslu, Suriyeliler'in istediği üniversiteye girebildiği, tamamına burs verildiği, TOKİ'den sosyal konut aldığı, ÖTV, MTV gibi vergileri ödemediği iddialarının doğru olmadığını vurguladı.

Uslu, "Suriyeliler'in seçimlerde oy kullandığı" iddiasının da gerçeği yansıtmadığını dile getirerek, "Geçen seçimlerde çokça söylendi. Bu kesinlikle yanlı bir bilgiydi. Yanlı olarak kamuoyunu yönlendirmek amacıyla söylendi. Seçimlerde oy kullanmanın ilk şartı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaktır. Vatandaş olmayan kimse oy kullanamaz." diye konuştu.

"Suriyeliler'in çok suç işlediği" iddiasını "şehir efsanesi" olarak nitelendiren Uslu, Suriyelilerin, 2014-2017 arasında işledikleri suç miktarının, Türkiye'nin yıllık ortalamasının yüzde 1,30'unu bulduğunu ve bu suçların önemli bir kısmının da kendi aralarında işledikleri suçlar olduğunu kaydetti.

Uslu, "Yanlış bilgilere dayalı ön yargılarla aslında olumsuz bir toplum psikolojisi oluşturulmaya çalışılıyor. Bu, nefretin, ayrımcılığın, göçmen düşmanlığının ortaya çıkmasıdır." ifadesini kullandı.

HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, "Seyit Rıza'nın idam edilişinin yıl dönümü", CHP Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer ise Tekirdağ'ın düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümü nedeniyle gündem dışı konuşma yaptı.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, "Diyanet İşleri Başkanı'nın bu hadsizliğine yönelik olarak, Mecliste grubu bulunan ve bulunmayan siyasi parti mensuplarının bir kınama bildirisi yayımlamasını teklif ediyoruz." dedi.

TBMM Genel Kurulunda gündem dışı konuşmaların ardından, grup başkanvekilleri söz aldı.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, dün Düzce'de 12 Kasım 1999'da meydana gelen depremin yıl dönümü olduğunu belirterek, depremde hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet diledi.

Hakkari'nin Şemdinli ilçesi Süngü Tepe Üs Bölgesi'nde kaza sonucu meydana gelen patlamada şehit olan askerlere Allah'tan rahmet dileyen, yaralılara geçmiş olsun dileklerini sunan Türkkan, "Kurşun sıkmadan bu tip kazalarla ya da ihmallerle şehit vermemiz canımızı daha fazla yakıyor. Tunceli'de donarak, Hakkari'de yanarak şehit olmak kaderimiz olmamalıdır." diye konuştu.

Yemen'de yaşananlara dikkati çeken Türkkan, 1,8 milyon çocuğun ileri derecede kötü beslenmeye maruz kaldığını ve bu çocuklardan 400 bininin hayati risk taşıdığını, 18 milyon insanın açlık içerisinde yardıma muhtaç, 5 milyondan fazla insanın da açlıktan ölme riski ile karşı karşıya bulunduğunu söyledi.

Yemen'de açlık çeken çocukların fotoğraflarını gösteren Türkkan, "Bu çocuklar açlıktan ölüyor. Bu fotoğraflar felaketin boyutlarını gözler önüne seriyor." diye konuştu.

MHP Grup Başkanvekilli Muhammed Levent Bülbül de Hakkari'nin Şemdinli ilçesi Süngü Tepe Üs Bölgesi'nde kaza sonucu meydana gelen patlamada ve 11 Kasım'da Şırnak'ta şehit olan askerlere Allah'tan rahmet diledi. Bülbül, Hakkari'de meydana gelen patlamaya ilişkin, "Bu, elim ve vahim hadisenin meydana gelmesinde herhangi bir ihmal veya yanlışlık söz konusuysa bunların acilen tespit edilerek, ihmali olanlar hakkında gereğinin yapılmasını istiyoruz." dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın, yazar Kadir Mısıroğlu'nu ziyaret etmesine tepki gösteren Bülbül, "Biz, ziyaretin bu şekilde bir takvime denk getirilmesini manidar bulmaktayız ve iyi niyetle değerlendirmemekteyiz. Sayın Genel Başkanımızın ifade ettiği gibi kendisinin bu meseleyle ilgili gereğini yapmasını acilen beklemekteyiz." diye konuştu.

HDP Grup Başkanvekili Ayhan Bilgen, Yemen'de çocukların ilaçsızlıktan, açlıktan, temiz suya ulaşamamadan dolayı hastalıktan her gün ölüme mahkum olmasının bütün insanlığın ayıbı olduğunu, hiçbir neden ve gerekçenin oradaki bir tek masumun bile ölüme terk edilmesini asla meşrulaştırmayacağını ifade etti.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Türkiye'de her gün yeni şehit haberleri ile toplumsal bir trajediye dönüşen sorun karşısında Meclisin, hala ve sadece taziye yerine çevrilmiş olmasını ve bu sorunun çözümüne yönelik adımların atılmamasını da üzüntüyle karşıladığını söyledi.

Altay, Hakkari'de kaza sonucu meydana gelen patlamada şehit olan askerlerin nasıl hayatını kaybettiğine ilişkin kamu vicdanını rahatlatacak bir açıklama yapılamadığını ve açıklamaların inandırıcılığının olmadığını savundu. Şehitlere Allah'tan rahmet dileyen Altay, "TBMM'nin bir taziye yeri olmadığının ve bu sorunu kökünden çözecek tedbirleri alacak tek kurum olduğunun da altını özenle çizmek istiyorum." dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın, Kadir Mısıroğlu'nu ziyaret etmesine tepki gösteren Altay, şöyle devam etti:

"Türkiye bir infial yaşıyor. Bugün Sayın Meral Akşener, Sayın Devlet Bahçeli, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu partilerinin tabanını ve kamuoyu vicdanını temsilen yaptıkları konuşmalarda, Diyanet İşleri Başkanı'nın yaptığı kepazeliğe tepkilerini ortaya koydu. Esasen bu tepki sayın genel başkanların sadece bireysel olarak kendilerine ait değildir. Bu üç partiye oy veren yaklaşık 22 milyon vatandaşımızın duygularına tercüman olmaktır. Ben inanıyorum ki HDP ve AK Parti'ye oy veren milyonlarca seçmen de bu yaşanan kepazelikten rahatsızdır. HDP ve AK Parti'nin sayın yöneticilerinin de toplumda adeta infial yaratan edepsizlik karşısında Diyanet İşleri Başkanı'nın bu aymazlığı karşısında, bu siyasi partilerin görüşlerini ve yaklaşımlarını ortaya koymalarını bekliyorum.

Diyanet İşleri Başkanının, bu hadsizliğine yönelik olarak Mecliste grubu bulunan ve bulunmayan siyasi parti mensuplarının bir kınama bildirisi yayımlamasını teklif ediyoruz. Bu Meclisin üyesi olmaya yaraşır bir hareket ve tutum bu milletin hakkıdır."

AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ise 10 Kasım münasebetiyle cumhuriyetin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, ebediyete irtihalinin yıl dönümünde saygıyla yad etti.

Akbaşoğlu, 12 Kasım 1999'da Düzce depreminde hayatını kaybeden vatandaşlara ve Hakkari Şemdinli'de şehit olan askerlere Allah'tan rahmet diledi. Akbaşoğlu, terörle mücadelede gece gündüz kahramanca mücadele eden bütün güvenlik güçlerini selamlayarak, kendilerine üstün başarılar diledi.

Akbaşoğlu, Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin bu hafta TBMM Genel Kurulunda görüşülmesini teklif edeceklerini söyledi.

Konuşmaların ardından yeniden söz alan HDP Grup Başkanvekili Ayhan Bilgen, Diyanet İşleri Başkanlığının yapısıyla ilgili esastan eleştirileri olan bir parti olduklarını, Diyanet İşleri Başkanı Erbaş'ın ziyaretini son derece yanlış bulduklarını ifade etti.

TBMM Genel Kurulunda, Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine başlandı.

Genel Kurulda, AK Parti'nin, Meclisin çalışma takvimine ilişkin grup önerisi kabul edildi; Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi gündemin ilk sırasına alındı.

Teklif, temel kanun olarak iki bölüm halinde görüşülecek. Genel Kurul, bugün teklifin birinci bölümünün bitimine, yarın ikinci bölümünün bitimine, ikinci bölümün bitmemesi halinde perşembe günü görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışacak.

AK Parti Grup önerisi üzerine CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Genel Kurulda bulunan milletvekillerinin vicdan sahibi olduğunu bildiğini söyledi. Bu yönüyle hiç siyaset yapmadan aklından, vicdanından geçenleri paylaşmak istediğini belirten Altay, "Teklifin 5. maddesiyle ilgili konuşuyorum. Türkiye çok önemli terör örgütleriyle mücadele ediyor, bu bir gerçek. Eğer yürütme, kişinin terör örgütleriyle bağlantısını tespit ederse ortada bir yargı vardır. KHK ile kamudan ihraç olan birinin özel sektörde çalışmasına tahammül edemeyerek insanlık dışı bir şey yapıyorsunuz. 'Ben bunu Türkiye'de aç bırakacağım' derseniz bu kişiyi geçtim onun evladına, çoluğuna çocuğuna yazık edersiniz. Suç işlemiş olursunuz. Terörle mücadelede hassasiyetinizi anlıyorum ama çözüm yolu bu değil." diye konuştu.

AK Parti Grup Başkanvekili Muhammed Emin Akbaşoğlu ise Altay'ın ithamlarını kabul etmediklerini belirterek, "Muhalefet partilerinin bu konuda tekliflerini dinleyeceğimizi, onları değerlendireceğimizi ve en son duruma hep beraber Meclis iradesiyle burada karar vereceğimizi belirttik. Tekliflere açığız ama bu konudaki suçlamalara kapalıyız." diye konuştu.

AK Parti'nin grup önerisinin kabul edilmesinin ardından, Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine başlandı.

Genel Kurulda, Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve KHK'lerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin tümü üzerinde siyasi parti temsilcileri söz aldı.

İYİ Parti Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal, teklifin geçen hafta komisyonda tartışmalı bir şekilde ele alındığını belirtti. Doktorların, insanların hayatlarıyla ilgili kararlar aldığına işaret eden Çokal, "Biz bu mesleği büyük bir özveriyle yaptık ve bugünlere geldik. İnsanları böyle boş gerekçelerle itham edip işinden edenlerin en başta bunu bilmesi gerekir." ifadesini kullandı.

Teklifte, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin engellenmesine ilişkin yalnızca bir madde bulunduğunu ifade eden Çokal, "Burada, sağlıkta çalışanların uğradığı şiddete yönelik engelleyici, caydırıcı bir madde hükmü yok, usule ilişkin bir şey var." dedi.

Çokal, şöyle devam etti:

"Terör örgütlerinin temel amacı kaos çıkarmak ve insana zarar vermektir, öldürmektir ama doktorlarınki tam tersidir, insanı yaşatmaktır. Şimdi, bir sağlık personeli ile bir terör örgütünü bağlantılı kılmak için hukuk devleti yani aslı hukuk olan bir devlet, bunun bazı kriterlerini koymalıdır. Devlet, terör örgütleriyle tabii ki mücadele etmelidir, devletimize karşı suç işlemiş olan ve bu suçu yargı kararıyla kesinleşen hekimlerin cezalarını çekmeleri elbette gerekir. Biz İYİ Parti olarak, suçlu ile suçsuzun bir an evvel ayırt edilmesini istiyoruz. Ülkemizde yargıya, adalete olan güven bu kadar azalmışken yıllarca eğitim almış, emek vermiş hekimlerimizin görevlerini yapmasına engel olunması onları açlığa mahkum etmek demektir."

Çokal, Genel Kurulda, kendisine KHK ile ihraç edilen bir doktor tarafından gönderilen mektubu okudu.

MHP Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan ise teklifi, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin belirlediği ilkeler doğrultusunda millet ve devletin bekası için sürdürdükleri Cumhur İttifakı kapsamında genel olarak desteklediklerini söyledi.

Aycan, sağlık hizmetleriyle ilgili elbette ki farklı görüşlerinin de bulunduğunu, teklifte tamamen katıldıkları maddeler olduğu gibi eksik veya yetersiz buldukları maddelerin de olduğunu kaydetti. Sefer Aycan, teklifin, topluma "sağlıkta şiddete karşı önlemler yasası" olarak lanse edildiğine ancak bu konuya yönelik metinde yalnızca bir madde bulunduğuna işaret etti.

Organ nakline ilişkin maddeye değinen Aycan, "Organ nakli, bizim ülkemizde sadece kardeşlerden, eş ve dosttan yapılmaktadır. Bu düzenleme ya da böyle bir uygulama, organ nakli bekleyen kişilerin sorunlarını çözmemektedir. Gelişmiş ülkelerde, dünyada organ nakli konusu kadavradan yapılmaktadır. Kadavradan organ nakli konusunda ise biz son derece geri durumdayız. Organ bağışı konusunu özendirmemiz gerekir." diye konuştu.

Genel Kurulda, Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.

Teklifin tümü üzerindeki görüşmeler sırasında CHP Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Ali Şeker, "sağlıkta şiddete karşı önlemler yasasının", "sağlıkçıya şiddet yasasına" dönüştüğünü öne sürdü.

Kanun teklifinin, doktorların mezun olur olmaz açlığa mahkum edilecek bir teklif olduğunu savunan Şeker, "Düşünmeden getirdiniz bu yasa teklifini. AKP özetle tüm muhalefete sindirme avı, cadı avı yapıyor. Düşünen herkese yapılan bir soykırımdır bu. Bu düzenleme özellikle halk sağlığını hedef alan bir düzenlemedir. Bu teklif, anayasanın birçok maddesine temelinden aykırıdır. Anayasaya aykırı bir kanun teklifini getirdiniz, bize dayatıyorsunuz." dedi.

Şahsı adına söz alan CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, teklifin, sağlıkta şiddete karşı önlemler yasası tanımlamasına asla uymadığını, teklifin geri çekilmesi gerektiğini ifade etti.

Türkiye'de saat başında bir doktorun hasta ya da yakını tarafından şiddete maruz kaldığını anlatan Emir, "Gelinen noktada sağlık emekçileri ciddi, tutarlı, aklı başında yasalar talep etmektedirler. Teklifte bulunan tek bir madde var o da bekleneni karşılamamaktadır." dedi.

Bir hekimle ilgili eğer bir suç varsa yargının zaten karar verdiğini kaydeden Emir, "İnsanları, FETÖ ile mücadele adı altında açlığa mahkum ederseniz bu vebalin altından kalkamazsınız. Hukuk devletinin ruhuna uygun bir düzenleme yapılması beklentimiz var. 5. madde açısından bakıldığında alınması gereken uzun bir yol var. Maddenin bu haliyle geçmesi gerçekten çok sakıncalıdır. Kişilere, ölçütleri belli olmayan soruşturmalarla 'sen doktor olamazsın' demeniz gerçekten büyük haksızlıktır. " ifadelerini kullandı.

AK Parti Konya Milletvekili Abdullah Ağralı da dünyada toplumun tüm sorunlarını çözmüş bir sağlık sistemine rastlamanın mümkün olmadığını söyledi.

Sağlığın topluma etkisini hep birlikte müşahede ettiklerini ifade eden Ağralı, şöyle konuştu:

"Hastaların rehin alındığı bir dönemden gelindiği unutulmamalıdır. Sağlık çalışanlarının özverisiyle bugün bu sağlık hizmetlerinin kalitesini görmekteyiz. Tüm dünya sağlıkta şiddet sorunu ile karşılaşmaktadır. Ülkemizde şiddetin azaltılması konusunda hükümetlerimiz döneminde önemli çalışmalar yapılmıştır. Sağlık Bakanlığının toplam verilerine bakıldığında 183 bin hekim çalışmakta, bunların yaklaşık 27 bini özel sağlık kuruluşlarında görev yapmaktadır. Bu yasa tasarısıyla ilgili konuşursak 15 Temmuz ihanetini ve sonuçlarını unutmamak lazım. Sağlık çalışanlarını korumak hepimizin görevi ama görevlerini suistimal eden, sahte raporlarla, sahte sorularla sağlık hakkını suistimal eden hekimlere karşı da düzenleme yapılması kaçınılmazdır."

Teklifin tümünün görüşmelerinin tamamlanmasının ardından TBMM Başkanvekili Mithat Sancar birleşime ara verdi. Sancar, aradan sonra komisyonun yerini almaması üzerine birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.