2014-01-23 - 12:39
Namık Havutça: "Genelkurmay Başkanı'nı sabaha karşı gözaltına almak, MGK'nda birlikteki mesai arkadaşını yasadışı çetenin reisi gibi göstererek almak, Türk tarihinin en büyük karanlık lekelerinden biridir."
CHP Balıkesir Milletvekili Namık Havutça, Emekli Subaylar Derneği ve tutuklu bulunan subayların aileleriyle birlikte basın toplantısı düzenledi.
"Adaleti kendilerine operasyon yapıldığında hatırlayan hükümet, milli orduya kumpas kurulduğunu kabul etmiştir" diyen Namık Havutça, "Kamuoyunda aylarca Türk ordusunun, hükümete karşı bir eylem hazırlığında olduğu imajı yaratıldı. Balyoz Davası sahte dijital verilerle açılmış bir davadır. AKP karşıtı askerlerin tasfiyesini hedefleyen bir komplodur. Daha önceleri ,Türkiye'nin askeri vesayetle hesaplaşması olarak niteleyen AB bile davayı eleştirmiştir" dedi.
Başbakan Erdoğan'ın "davanın savcısıyım" sözlerini hatırlatan Havutça, "Daha önce davanın savcısıyım deme cüretini gösteren Başbakan, kendisi ve çocuklarının malvarlığı soruşturulması karşısında kendisini kurtarmak, cemaati sıkıştırmak adına dava ile ilgili itiraflarda bulunmuştur. Genelkurmay Başkanı'nın sabaha karşı gözaltına alacak kadar ve MGK'nda birlikteki mesai arkadaşını yasadışı çetenin reisi gibi göstererek almak, Türk tarihinin en büyük karanlık lekelerinden biridir. Türkiye'nin en büyük yolsuzluk ve hırsızlık operasyonunun belgeleri ve delilleriyle, bu davalar yakından uzaktan bir araya gelecek davalar değildir. Hükümetin, Türkiye tarihinin en büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonunu Ergenekon ve Balyoz gibi, casusluk davaları gibi orduyla ilişkilendirmesi en azından ahlaksızlıktır. "
Havutça, yargılamanın yeniden ve uluslararası hukuk normlarına uygun, adil şekilde yapılması gerektiğini söyledi.
Toplantıya katılan Emekli Subaylar Derneği Genel Başkanı Erdal Karakuş ise, davaların Büyük Ortadoğu Projesi'nin siyasi davaları olduğunu; Türk Silahlı Kuvvetleri'nin zayıflatılarak Türkiye Cumhuriyeti üzerinde oyunun hedeflendiğini söyledi. Karakuş, "Silah arkadaşlarımız serbest bırakılmalı, zedelenen itibarları iade edilmelidir" dedi.
Tutuklu bulunan Emrah Küçükakca'nın babası Ömer Küçükakça ise yaptığı konuşmada, operasyonun imzasız ihbar mektuplar, sahte maillerle başladığını, var olmayan isimlerin eklendiğini öne sürdü.
"Adaleti kendilerine operasyon yapıldığında hatırlayan hükümet, milli orduya kumpas kurulduğunu kabul etmiştir" diyen Namık Havutça, "Kamuoyunda aylarca Türk ordusunun, hükümete karşı bir eylem hazırlığında olduğu imajı yaratıldı. Balyoz Davası sahte dijital verilerle açılmış bir davadır. AKP karşıtı askerlerin tasfiyesini hedefleyen bir komplodur. Daha önceleri ,Türkiye'nin askeri vesayetle hesaplaşması olarak niteleyen AB bile davayı eleştirmiştir" dedi.
Başbakan Erdoğan'ın "davanın savcısıyım" sözlerini hatırlatan Havutça, "Daha önce davanın savcısıyım deme cüretini gösteren Başbakan, kendisi ve çocuklarının malvarlığı soruşturulması karşısında kendisini kurtarmak, cemaati sıkıştırmak adına dava ile ilgili itiraflarda bulunmuştur. Genelkurmay Başkanı'nın sabaha karşı gözaltına alacak kadar ve MGK'nda birlikteki mesai arkadaşını yasadışı çetenin reisi gibi göstererek almak, Türk tarihinin en büyük karanlık lekelerinden biridir. Türkiye'nin en büyük yolsuzluk ve hırsızlık operasyonunun belgeleri ve delilleriyle, bu davalar yakından uzaktan bir araya gelecek davalar değildir. Hükümetin, Türkiye tarihinin en büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonunu Ergenekon ve Balyoz gibi, casusluk davaları gibi orduyla ilişkilendirmesi en azından ahlaksızlıktır. "
Havutça, yargılamanın yeniden ve uluslararası hukuk normlarına uygun, adil şekilde yapılması gerektiğini söyledi.
Toplantıya katılan Emekli Subaylar Derneği Genel Başkanı Erdal Karakuş ise, davaların Büyük Ortadoğu Projesi'nin siyasi davaları olduğunu; Türk Silahlı Kuvvetleri'nin zayıflatılarak Türkiye Cumhuriyeti üzerinde oyunun hedeflendiğini söyledi. Karakuş, "Silah arkadaşlarımız serbest bırakılmalı, zedelenen itibarları iade edilmelidir" dedi.
Tutuklu bulunan Emrah Küçükakca'nın babası Ömer Küçükakça ise yaptığı konuşmada, operasyonun imzasız ihbar mektuplar, sahte maillerle başladığını, var olmayan isimlerin eklendiğini öne sürdü.
