2016-03-24 - 15:41
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı, Genel Kurul'da kabul edilerek, yasalaştı.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Ahmet Aydın başkanlığında toplandı.
Gündemdışı söz alan HDP Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul, seçim bölgesinin sorunlarına değindi. Gaziantep'in iktidarın yanlış dış politikaları nedeniyle artık DAEŞ terör örgütüyle birlikte anıldığını savunan Toğrul, "DAEŞ kendisini Gaziantep'te patlatmıyor olabilir ama Antep'de binlerce DAEŞ hücresinin olması muhtemeldir." dedi.
"Dünya Su Günü" dolayısıyla gündemdışı konuşan AK PARTİ Kırklareli Milletvekili Selahattin Minsolmaz da Orman ve Su İşleri Bakanlığının yatırım ve projeleri hakkında bilgi verdi. Türkiye'nin dünya orman varlığını artıran az sayıda ülkeden biri olduğuna dikkati çeken Minsolmaz, AK PARTİ hükümetleri döneminde 3,5 milyon fidanın dikildiğini, 7 milyon fidanın dikimi için de kampanya başlatıldığını söyledi.
Minsolmaz, KKTC Su Temin Projesi'nin de asrın projesi olarak literatüre geçtiğini, "iyilik kuyuları" adıyla Afrika'da 9 milyon insana su temini yapıldığını belirterek, "Hakkın rızası ve halkın duasıyla gerçekleştirdiğimiz bu hizmetler devam edecektir." ifadesini kullandı.
CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel de İzmir'in sorunlarını dile getirdiği konuşmasında, "seçim bölgesinin siyasi duruşu nedeniyle uzunca bir süredir cezalandırıldığını" öne sürdü.
"Kaçak yaşamaz İzmirli, meşru yaşar, iyi yaşar" diyen Sertel, körfez temizliği konusuna değinerek, İzmir körfezinin dibindeki çamurun temizlenemediğini söyledi. Sertel, temizlik yapılması için hazırlanan projeye ÇED raporu ve kente yapılmak istenen katı atık tesisi için onay verilmesini istedi.
Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, çocuk istismarına yönelik iddialarla ilgili, "Tabii ki yargı son sözü söyleyecek ama toplumsal anlamda duruma baktığımız zaman bir suçla karşı karşıyayız. Ve bu suçu işleyen suçlular var. Kim yaparsa yapsın, hangi kesimden, camiadan olursa olsun suç işleyen cezasını en ağır şekilde görmeli." dedi.
TBMM Genel Kurulunda AK Parti, CHP, HDP ve MHP'nin çocuklara yönelik her türlü istismar iddialarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin tespit edilmesi ile çözüm yollarının geliştirmesi amacıyla Meclis Araştırması açılmasına ilişkin önergeleri, birleştirilerek görüşüldü.
Bakan Yılmaz, görüşmelerde hükümet adına söz aldı.
Konuşmasının başında muhalefet partilerinin böyle bir konuda hükümeti neden Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı'nın temsil etmediği yönündeki eleştirilerine yanıt veren Yılmaz, bütün bakanların hükümetin politikalarından sorumlu olduğunun altını çizdi.
"Müessif bir hadise, hepimizin vicdanını yaralayan bir hadise yargıya intikal etmiş durumda" diyen Yılmaz, öncelikle yargının en sağlıklı şekilde karar verip suçlu bulanan kişinin en ağır şekilde cezalandırılmasını yürekten temenni ettiklerini bildirdi.
Bu tür hadiselerin siyasi ayrım konusu olabilecek olaylar olmadığını, insani nitelik taşıdığını vurgulayan Yılmaz, "Meclisimizin de bu konuyu gündeme getirmesi ve bu çerçevede sorumluluk üstlenmeyi arzulamasını da takdir ettiğimizi belirtmek isterim." ifadesini kullandı.
Yılmaz, tüm insanlar için geçerli temel hakların yanı sıra çocuk haklarının önemine işaret ederek, AK Parti iktidarlarının çocuklara yönelik hayata geçirdiği düzenlemeler ve hizmetler hakkında bilgi verdi.
Çocukları korumanın sadece ailenin değil, tüm milletin görevi olduğunu, hukuki çerçevede de kamusal bir nitelik taşıdığını belirten Yılmaz, Türkiye'nin bu kapsamda pek çok uluslararası sözleşmede taraf olduğunu dile getirdi.
Bakan Yılmaz, Hükümetlerinin çocuklara verdiği önemin tüm hizmetlerinde görülebileceğine işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Maalesef ülkemizde de dünyada da ne kadar tedbir alırsanız alın bazı müessif hadiseler yaşanabiliyor. Çocuklarımıza ilişkin olarak da maalesef bunlar yaşanabiliyor. Önemli olan bu gerçekleri görüp gerekli bütün tedbirleri almak, çok boyutlu bir şekilde bu hadiseleri önümüze koyup alınması gereken tedbirler konusunda yeni fikirler geliştirmek. Meclisimizin oluşturacağı Araştırma Komisyonu eminim hem dünyadaki uygulamalara hem ülkemizin tecrübesine bakarak, sivil toplumla, akademik dünya ile ilgili tüm taraflarla birlikte bu alana ilişkin önemli tespitler, öneriler geliştirecektir. Biz de hükümet olarak bu önerilerden en üst düzeyde faydalanmaya hazırız."
Bu sorunun yakıcı olduğunu, ertelenebilecek, ihmal edilebilecek bir konu olmadığını, bu nedenle her türlü çalışmanın en hızlı şekilde yapılması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, "Dört grubun önergelerinin birleştirilerek, tüm Meclis olarak bu işe sahip çıkılmasının ayrı bir anlamı olduğunun altını çizmek istiyorum. Bu aslında toplumumuza vereceğimiz çok güzel bir mesaj. Bu konularda siyaset olmaz, istismar edilmez." dedi.
Bu konularda koruyucu boyutun en az cezalandırıcı boyut kadar önemli olduğuna dikkati çeken Yılmaz, Meclisin de konuyu çok boyutlu olarak ele alacağına inandığını söyledi. Yılmaz, ortaya çıkacak somut önerilerin hükümetlerine yol göstereceğini de ifade etti.
Bakan Yılmaz, şöyle devam etti:
"Burada bir suçla karşı karşıyayız. Tabii ki yargı son sözü söyleyecek ama toplumsal anlamda duruma baktığımız zaman bir suçla karşı karşıyayız. Ve bu suçu işleyen suçlular var. Kim yaparsa yapsın, hangi kesimden, camiadan olursa olsun suç işleyen cezasını en ağır şekilde görmeli. Bir insan suçlu diye babasını, annesini, yakınlarını suçlayamayacağımız gibi mensubu olduğu partiyi, derneği, vakfı da suçlayamazsınız. Tam aksine suç işleyen kişi mensubu olduğu bu yapıları da mağdur eder. Dolayısıyla buralarda ölçüleri hukuki olarak koymakta ve ortak tavır geliştirmekte fayda var. Gerçek kişilerle tüzel kişileri birbirinden ayırmamız gerekir. Suç gerçek kişiler tarafından işlenir."
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu'nun sözlerine yönelik tepkilere de değinen Yılmaz, "Bakanımızın bu konularda yaptığı bir açıklama oldu. Bağlamından kopuk bir şekilde yorumlanıp çok farklı yerlere çekilmeye çalışıldı. Bunu da doğru bulmuyoruz. Bu konuda hiçbirimizin farklı düşünmesi mümkün değil. Ayrıca Aile Bakanlığımız bu konuyla yakından ilgileniyor. Yargı süreçleriyle ilgili takip konusunda çalışmaları başlatmış durumda. Ayrıca mağdurlara rehabilitasyon ve psikolojik destek konusunda da çalışmaları başlatmış durumda." dedi.
Bakan Yılmaz, komisyonun çalışmalarına hükümet olarak her türlü desteği vermeye hazır olduklarını kaydetti.
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, "Kürtler ile PKK'yı özdeşleştirmek en çok da Kürtlere yapılan bir haksızlıktır, zulümdür. Kürtlere en çok zararı PKK terör örgütü vermiştir. PKK terör örgütünü lanetlemek zorundayız." dedi.
TBMM Genel Kurulunda Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerine 27. Madde üzerinde devam ediliyor.
HDP Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul, görüşmeler sırasında yaptığı konuşmada, Kahramanmaraş'ta çoğunlukla Alevi vatandaşların yaşadığı 7 köyün ortasındaki bölgeye, sığınmacılara yönelik bir Afet Ve Acil Yönetimi Başkanlığı (AFAD) kampı yapılmak istendiğini ileri sürdü.
Bölge halkının kampı istemediğini, ancak yetkililerce baskı altına alındıklarını belirten Toğrul, 16 muhtarın kamp yapılmaması yönünde imza verdikleri alanın ayrıca birinci sınıf tarım arazisi olduğunu kaydetti.
HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan da hukuki düzenlemelerde istisnanın esas hükme aykırı olmaması gerektiğini belirterek, söz konusu yasa tasarısının bireyi korumak için özel sektöre kısıtlamalar getirirken, devlet kuruluşları bu kısıtlamalardan istisna tutulmasını doğru bulmadıklarını bildirdi.
CHP Balıkesir Milletvekili Namık Havutça, yasanın bazı hükümlerinin anayasaya aykırı iddiasında bulunarak, söz konusu yasanın en önemli maddesinin istisna hükümlerinin yer aldığı 28. Madde olduğunu belirtti.
Havutça, "Bu kadar istisna koyduktan sonra bu kanun hangi veriyi nerede koruyacak. Bu istisnalardan sonra bu yasanın hiçbir hükmü yoktur. Bu yasa, kişisel verileri korumak gibi bir sonuç doğurmaz. Bu yasa bu haliyle kişisel verileri koruyamama yasasıdır." dedi.
MHP Ankara Milletvekili Erkan Haberal da yılbaşından bu yana 154 asker ve polisin şehit edildiğini anımsatarak, şehitlere Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diledi.
Haberal, Hacettepe Üniversitesinde yaşanan olaylarda bölücü terör örgütü mensuplarının milliyetçi, bayrağını seven öğrencilere saldırdığını, darp ettiğini anlattı.
Milliyetçi, bayrağını, ülkesini seven öğrencilerin yalnız olmadığını vurgulayan Haberal, bölücü terör örgütünün Çözüm Süreci'nde üniversitelerde örgütlendiğini iddia etti.
AK PARTİ iktidarının bu duruma sessiz kaldığını savunan Haberal'ın sözleri üzerine söz alan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da üniversitelerde ajanlar ve provokatörlerin kol gezdiğini belirterek, "Vatansever tüm gençlerden, yurtsever tüm gençlerden hiçbir menşei ayrımı yapmadan üniversiteleri karıştırmak suretiyle Türkiye'yi karıştırmak hesabı yapan ajan ve provokatörlere alet olmamalarını istiyorum." dedi.
CHP milletvekillerinin Hacettepe Üniversitesine gittiklerini aktaran Altay, "CHP'li gençlerle ülkücülerin kavga ettiğine yönelik bize gelen duyum tetkik edilmiş, olayın tam öyle olmadığı anlaşılmakla beraber, arada kalan CHP'li birkaç gençlik kolu üyemiz de darp edilmiştir, bıçaklanmıştır. Olay budur, bundan ibarettir. CHP'nin vatanseverliğini, bayrakseverliğini sorgulamak bu kürsüden kimsenin haddi değildir." değerlendirmesinde bulundu.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da Türkiye'nin terör örgütünün saldırıları altında olduğunu anımsatarak, üniversitelerdeki bölücü terör örgütü mensuplarının durumuna dikkati çekti.
Akçay, "AK PARTİ hükümetinin üniversitelerdeki olaylarla ilgili hassasiyeti yok, rektörler de hükümet frekansından gitmektedir." ifadelerini kullandı.
HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş ise parti olarak üniversitelerde yaşanan olaylarla ilgili her gün onlarca telefon aldıklarını, çok sayıda Kürt öğrencinin farklı üniversitelerde gözaltına alındığını savundu.
Kürt öğrencilere yönelik linç, öldürme teşebbüsleri, eve hapsetme olayları yaşandığını iddia eden Beştaş, "Herkesin öğrenin görme hakkı vardır. Bütün Kürt öğrencilerini terör yaftasıyla yaftalamayı kınadığımızı ifade ediyorum." diye konuştu.
Beştaş, sözleri üzerine kendisine tepki gösteren MHP İstanbul Milletvekili Celal Adan ile tartıştı. Tartışmanın ardından yerinden söz alan Beştaş, Adan'ın "onlar Kürt değil, PKK'lı" dediğini iddia etti.
MHP'li Adan da Beştaş'ın "Kürtler öldürülüyor" ifadesinin Türklere, Türk devletine bir hakaret olduğunu belirterek, "Burada oturan bakan bir Kürt. 'Kürtler öldürülüyor' ifadesi ayrılıkçı, ırkçı, terör örgütünün ifadesidir. Dün Cizre'de Kürt vatandaşlarımız HDP'li milletvekillerini kovdular, onları kutluyorum. PKK'lılar döktükleri kanda boğulacak, PKK'lıları Kürtler o kanda boğacak." değerlendirmesinde bulundu.
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın da yaşanan tartışma üzerine, Kürtlerin hiç kimsenin tekelinde bulunmadığını, kimsenin Kürtlerin temsilcisi gibi konumlandırılmaması gerektiğini vurgulayarak, "Kürtler ile PKK'yı özdeşleştirmek en çok da Kürtlere yapılan bir haksızlıktır, zulümdür. Kürtlere en çok zararı PKK terör örgütü vermiştir. PKK terör örgütünü lanetlemek zorundayız." diye konuştu.
CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, kişisel verilerin korunmasına ilişkin tasarıyı eleştirerek, "Düzenleme ile 'Kişisel verileri koruma altına alıyoruz.' söyleminin içi boşaltılmakta, kişisel verilerin tepe tepe kullanımının önü açılmaktadır." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerine devam ediliyor.
Değişiklik önergesi üzerinde söz alan CHP İstanbul Milletvekili Eren Erdem, Meclis'te teröre karşı sergilenen yaklaşımın son derece yararlı olduğunu, bunun bütün terör örgütlerine eşit mesafede gerçekleştirilmesi gerektiğini söyledi.
DAEŞ üyesi olmak suçlamasıyla yargıya sevk edilen 7 kişinin bugün tahliye edildiğini anlatan Erdem, "Düşünürler, akademisyenler, gazeteciler tutuklu; teröristler serbest. Terörle mücadele, bu iktidara bırakılamayacak kadar önemlidir. Bu teröristler niçin tahliye edildiler? Bu soruya cevap arıyorum." dedi.
Erdem, söz konusu davaya konu olduğunu öne sürdüğü bazı belgeleri de kürsüden gösterdi.
HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, konuşmasında birleşimi yöneten Meclis Başkanvekili Ahmet Aydın'ın tutumunu eleştirdi. Aydın'ın, milletvekillerinin dile getirdiği konulara kürsüden kendi düşünceleriyle yanıt verdiğini ileri süren Beştaş, herkesin Meclis İçtüzüğü'ne uygun davranmasını beklediklerini söyledi.
Meclis Başkanvekili Aydın ise çalışmaların sağlıklı bir şekilde yürütülmesi için İçtüzük'te yer alan ve milletvekillerinin dikkat etmesi gereken hususları hatırlatarak, bu yönde bir yaklaşım sergilenmesi halinde daha yararlı bir çalışma gerçekleştirileceğini vurguladı.
MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, etnik kimlikler üzerinden siyasi tartışma yapılmasının doğru olmadığını belirterek, "Bu büyük milletin, bütün etnik unsurlarıyla geleceğinde güzel günler olacaktır." ifadesini kullandı.
CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, tasarının, ayrıntılı görüşülmesi gereken bir düzenleme olduğunu, çünkü temel hak ve özgürlükleri örseleyen bir nitelik taşıdığını savundu.
Emir, "Düzenleme ile 'Kişisel verileri koruma altına alıyoruz.' söyleminin içi boşaltılmakta, kişisel verilerin tepe tepe kullanımının önü açılmaktadır. Yasa tasarısının hala vakit varken bir an önce düzeltilmesinde yarar görüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
MHP Balıkesir Milletvekili İsmail Ok, kişisel verilerin art niyetli insanların eline geçmesi halinde, kişilerin tüm mahremiyetinin ayaklar altına alınabileceğine dikkati çekerek, bu tür bilgilerin bir kurumun kullanımına verilmesinin yaratabileceği tehlikelere işaret etti.
"MHP'nin, ucu açık, nereye varacağı belli olmayan böyle tasarıların yanında olması söz konusu değildir." diyen Ok, tasarının hazırlık aşamasında muhalefetin ve ilgili bileşenlerin görüşlerinin alınmamasını eleştirdi.
CHP Ankara Milletvekili Necati Yılmaz, söz konusu yasada kişisel verileri "işleyen" sıfatının "kaydeden" sıfatından çok daha geniş anlamlar içerdiğini savundu. Yasada verileri işleyenler konusunda eksiklikler bulunduğunu, yasanın öngördüğü yaptırımların da caydırıcı olmadığını ifade eden Yılmaz, "Bu haliyle, yasa uyarınca verilecek cezalar, erteleme veya hükmün açıklanmasının geriye bırakılması sınırları içinde kalmaktadır." dedi.
Yılmaz, yasanın çağdaş standartların dışında yer aldığını ileri sürerek, "Burada kişisel verilerin korunması değil, işlenmesi yani fişleme yasal hale getiriliyor. Yasayla da getirilen kurul, siyasi bir kuruldur. Parlamentonun tüm sesi, rengi buraya yansımamıştır. Bu yasanın Anayasa Mahkemesince iptal edileceğine inanıyoruz." diye konuştu.
MHP Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı, 9 aydır milletvekili olduğunu anımsatarak, konuşmalarında kimseye haraket etmediğini, yapıcı konuşmalar yapmaya gayret ettiğini söyledi.
İktidar partisi milletvekillerinden konuşmacılara laf atmamalarını isteyen Sancaklı, "İktidarsınız diye hep sizin söyledikleriniz doğru, haklı değil. Bu ülkede birtakım sorunlar varsa, 14 yıldır bu ülkeyi siz yönetiyorsanız biraz da sorumluluk almanız lazım." ifadesini kullandı.
Sancaklı, İstanbul'daki terör saldırısı nedeniyle Galatasaray-Fenerbahçe futbol karşılaşmasının ertelenmesini de eleştirerek, "Maçın ertelenmesi psikolojik olarak terör örgütüne destek sağladı. Milli takım kampı İstanbul'daydı, kamp Antalya'ya götürüldü. Terör örgütünün istediği ortam oluştu." dedi.
****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
Gündemdışı söz alan HDP Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul, seçim bölgesinin sorunlarına değindi. Gaziantep'in iktidarın yanlış dış politikaları nedeniyle artık DAEŞ terör örgütüyle birlikte anıldığını savunan Toğrul, "DAEŞ kendisini Gaziantep'te patlatmıyor olabilir ama Antep'de binlerce DAEŞ hücresinin olması muhtemeldir." dedi.
"Dünya Su Günü" dolayısıyla gündemdışı konuşan AK PARTİ Kırklareli Milletvekili Selahattin Minsolmaz da Orman ve Su İşleri Bakanlığının yatırım ve projeleri hakkında bilgi verdi. Türkiye'nin dünya orman varlığını artıran az sayıda ülkeden biri olduğuna dikkati çeken Minsolmaz, AK PARTİ hükümetleri döneminde 3,5 milyon fidanın dikildiğini, 7 milyon fidanın dikimi için de kampanya başlatıldığını söyledi.
Minsolmaz, KKTC Su Temin Projesi'nin de asrın projesi olarak literatüre geçtiğini, "iyilik kuyuları" adıyla Afrika'da 9 milyon insana su temini yapıldığını belirterek, "Hakkın rızası ve halkın duasıyla gerçekleştirdiğimiz bu hizmetler devam edecektir." ifadesini kullandı.
CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel de İzmir'in sorunlarını dile getirdiği konuşmasında, "seçim bölgesinin siyasi duruşu nedeniyle uzunca bir süredir cezalandırıldığını" öne sürdü.
"Kaçak yaşamaz İzmirli, meşru yaşar, iyi yaşar" diyen Sertel, körfez temizliği konusuna değinerek, İzmir körfezinin dibindeki çamurun temizlenemediğini söyledi. Sertel, temizlik yapılması için hazırlanan projeye ÇED raporu ve kente yapılmak istenen katı atık tesisi için onay verilmesini istedi.
Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, çocuk istismarına yönelik iddialarla ilgili, "Tabii ki yargı son sözü söyleyecek ama toplumsal anlamda duruma baktığımız zaman bir suçla karşı karşıyayız. Ve bu suçu işleyen suçlular var. Kim yaparsa yapsın, hangi kesimden, camiadan olursa olsun suç işleyen cezasını en ağır şekilde görmeli." dedi.
TBMM Genel Kurulunda AK Parti, CHP, HDP ve MHP'nin çocuklara yönelik her türlü istismar iddialarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin tespit edilmesi ile çözüm yollarının geliştirmesi amacıyla Meclis Araştırması açılmasına ilişkin önergeleri, birleştirilerek görüşüldü.
Bakan Yılmaz, görüşmelerde hükümet adına söz aldı.
Konuşmasının başında muhalefet partilerinin böyle bir konuda hükümeti neden Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı'nın temsil etmediği yönündeki eleştirilerine yanıt veren Yılmaz, bütün bakanların hükümetin politikalarından sorumlu olduğunun altını çizdi.
"Müessif bir hadise, hepimizin vicdanını yaralayan bir hadise yargıya intikal etmiş durumda" diyen Yılmaz, öncelikle yargının en sağlıklı şekilde karar verip suçlu bulanan kişinin en ağır şekilde cezalandırılmasını yürekten temenni ettiklerini bildirdi.
Bu tür hadiselerin siyasi ayrım konusu olabilecek olaylar olmadığını, insani nitelik taşıdığını vurgulayan Yılmaz, "Meclisimizin de bu konuyu gündeme getirmesi ve bu çerçevede sorumluluk üstlenmeyi arzulamasını da takdir ettiğimizi belirtmek isterim." ifadesini kullandı.
Yılmaz, tüm insanlar için geçerli temel hakların yanı sıra çocuk haklarının önemine işaret ederek, AK Parti iktidarlarının çocuklara yönelik hayata geçirdiği düzenlemeler ve hizmetler hakkında bilgi verdi.
Çocukları korumanın sadece ailenin değil, tüm milletin görevi olduğunu, hukuki çerçevede de kamusal bir nitelik taşıdığını belirten Yılmaz, Türkiye'nin bu kapsamda pek çok uluslararası sözleşmede taraf olduğunu dile getirdi.
Bakan Yılmaz, Hükümetlerinin çocuklara verdiği önemin tüm hizmetlerinde görülebileceğine işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Maalesef ülkemizde de dünyada da ne kadar tedbir alırsanız alın bazı müessif hadiseler yaşanabiliyor. Çocuklarımıza ilişkin olarak da maalesef bunlar yaşanabiliyor. Önemli olan bu gerçekleri görüp gerekli bütün tedbirleri almak, çok boyutlu bir şekilde bu hadiseleri önümüze koyup alınması gereken tedbirler konusunda yeni fikirler geliştirmek. Meclisimizin oluşturacağı Araştırma Komisyonu eminim hem dünyadaki uygulamalara hem ülkemizin tecrübesine bakarak, sivil toplumla, akademik dünya ile ilgili tüm taraflarla birlikte bu alana ilişkin önemli tespitler, öneriler geliştirecektir. Biz de hükümet olarak bu önerilerden en üst düzeyde faydalanmaya hazırız."
Bu sorunun yakıcı olduğunu, ertelenebilecek, ihmal edilebilecek bir konu olmadığını, bu nedenle her türlü çalışmanın en hızlı şekilde yapılması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, "Dört grubun önergelerinin birleştirilerek, tüm Meclis olarak bu işe sahip çıkılmasının ayrı bir anlamı olduğunun altını çizmek istiyorum. Bu aslında toplumumuza vereceğimiz çok güzel bir mesaj. Bu konularda siyaset olmaz, istismar edilmez." dedi.
Bu konularda koruyucu boyutun en az cezalandırıcı boyut kadar önemli olduğuna dikkati çeken Yılmaz, Meclisin de konuyu çok boyutlu olarak ele alacağına inandığını söyledi. Yılmaz, ortaya çıkacak somut önerilerin hükümetlerine yol göstereceğini de ifade etti.
Bakan Yılmaz, şöyle devam etti:
"Burada bir suçla karşı karşıyayız. Tabii ki yargı son sözü söyleyecek ama toplumsal anlamda duruma baktığımız zaman bir suçla karşı karşıyayız. Ve bu suçu işleyen suçlular var. Kim yaparsa yapsın, hangi kesimden, camiadan olursa olsun suç işleyen cezasını en ağır şekilde görmeli. Bir insan suçlu diye babasını, annesini, yakınlarını suçlayamayacağımız gibi mensubu olduğu partiyi, derneği, vakfı da suçlayamazsınız. Tam aksine suç işleyen kişi mensubu olduğu bu yapıları da mağdur eder. Dolayısıyla buralarda ölçüleri hukuki olarak koymakta ve ortak tavır geliştirmekte fayda var. Gerçek kişilerle tüzel kişileri birbirinden ayırmamız gerekir. Suç gerçek kişiler tarafından işlenir."
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu'nun sözlerine yönelik tepkilere de değinen Yılmaz, "Bakanımızın bu konularda yaptığı bir açıklama oldu. Bağlamından kopuk bir şekilde yorumlanıp çok farklı yerlere çekilmeye çalışıldı. Bunu da doğru bulmuyoruz. Bu konuda hiçbirimizin farklı düşünmesi mümkün değil. Ayrıca Aile Bakanlığımız bu konuyla yakından ilgileniyor. Yargı süreçleriyle ilgili takip konusunda çalışmaları başlatmış durumda. Ayrıca mağdurlara rehabilitasyon ve psikolojik destek konusunda da çalışmaları başlatmış durumda." dedi.
Bakan Yılmaz, komisyonun çalışmalarına hükümet olarak her türlü desteği vermeye hazır olduklarını kaydetti.
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, "Kürtler ile PKK'yı özdeşleştirmek en çok da Kürtlere yapılan bir haksızlıktır, zulümdür. Kürtlere en çok zararı PKK terör örgütü vermiştir. PKK terör örgütünü lanetlemek zorundayız." dedi.
TBMM Genel Kurulunda Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerine 27. Madde üzerinde devam ediliyor.
HDP Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul, görüşmeler sırasında yaptığı konuşmada, Kahramanmaraş'ta çoğunlukla Alevi vatandaşların yaşadığı 7 köyün ortasındaki bölgeye, sığınmacılara yönelik bir Afet Ve Acil Yönetimi Başkanlığı (AFAD) kampı yapılmak istendiğini ileri sürdü.
Bölge halkının kampı istemediğini, ancak yetkililerce baskı altına alındıklarını belirten Toğrul, 16 muhtarın kamp yapılmaması yönünde imza verdikleri alanın ayrıca birinci sınıf tarım arazisi olduğunu kaydetti.
HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan da hukuki düzenlemelerde istisnanın esas hükme aykırı olmaması gerektiğini belirterek, söz konusu yasa tasarısının bireyi korumak için özel sektöre kısıtlamalar getirirken, devlet kuruluşları bu kısıtlamalardan istisna tutulmasını doğru bulmadıklarını bildirdi.
CHP Balıkesir Milletvekili Namık Havutça, yasanın bazı hükümlerinin anayasaya aykırı iddiasında bulunarak, söz konusu yasanın en önemli maddesinin istisna hükümlerinin yer aldığı 28. Madde olduğunu belirtti.
Havutça, "Bu kadar istisna koyduktan sonra bu kanun hangi veriyi nerede koruyacak. Bu istisnalardan sonra bu yasanın hiçbir hükmü yoktur. Bu yasa, kişisel verileri korumak gibi bir sonuç doğurmaz. Bu yasa bu haliyle kişisel verileri koruyamama yasasıdır." dedi.
MHP Ankara Milletvekili Erkan Haberal da yılbaşından bu yana 154 asker ve polisin şehit edildiğini anımsatarak, şehitlere Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diledi.
Haberal, Hacettepe Üniversitesinde yaşanan olaylarda bölücü terör örgütü mensuplarının milliyetçi, bayrağını seven öğrencilere saldırdığını, darp ettiğini anlattı.
Milliyetçi, bayrağını, ülkesini seven öğrencilerin yalnız olmadığını vurgulayan Haberal, bölücü terör örgütünün Çözüm Süreci'nde üniversitelerde örgütlendiğini iddia etti.
AK PARTİ iktidarının bu duruma sessiz kaldığını savunan Haberal'ın sözleri üzerine söz alan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da üniversitelerde ajanlar ve provokatörlerin kol gezdiğini belirterek, "Vatansever tüm gençlerden, yurtsever tüm gençlerden hiçbir menşei ayrımı yapmadan üniversiteleri karıştırmak suretiyle Türkiye'yi karıştırmak hesabı yapan ajan ve provokatörlere alet olmamalarını istiyorum." dedi.
CHP milletvekillerinin Hacettepe Üniversitesine gittiklerini aktaran Altay, "CHP'li gençlerle ülkücülerin kavga ettiğine yönelik bize gelen duyum tetkik edilmiş, olayın tam öyle olmadığı anlaşılmakla beraber, arada kalan CHP'li birkaç gençlik kolu üyemiz de darp edilmiştir, bıçaklanmıştır. Olay budur, bundan ibarettir. CHP'nin vatanseverliğini, bayrakseverliğini sorgulamak bu kürsüden kimsenin haddi değildir." değerlendirmesinde bulundu.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da Türkiye'nin terör örgütünün saldırıları altında olduğunu anımsatarak, üniversitelerdeki bölücü terör örgütü mensuplarının durumuna dikkati çekti.
Akçay, "AK PARTİ hükümetinin üniversitelerdeki olaylarla ilgili hassasiyeti yok, rektörler de hükümet frekansından gitmektedir." ifadelerini kullandı.
HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş ise parti olarak üniversitelerde yaşanan olaylarla ilgili her gün onlarca telefon aldıklarını, çok sayıda Kürt öğrencinin farklı üniversitelerde gözaltına alındığını savundu.
Kürt öğrencilere yönelik linç, öldürme teşebbüsleri, eve hapsetme olayları yaşandığını iddia eden Beştaş, "Herkesin öğrenin görme hakkı vardır. Bütün Kürt öğrencilerini terör yaftasıyla yaftalamayı kınadığımızı ifade ediyorum." diye konuştu.
Beştaş, sözleri üzerine kendisine tepki gösteren MHP İstanbul Milletvekili Celal Adan ile tartıştı. Tartışmanın ardından yerinden söz alan Beştaş, Adan'ın "onlar Kürt değil, PKK'lı" dediğini iddia etti.
MHP'li Adan da Beştaş'ın "Kürtler öldürülüyor" ifadesinin Türklere, Türk devletine bir hakaret olduğunu belirterek, "Burada oturan bakan bir Kürt. 'Kürtler öldürülüyor' ifadesi ayrılıkçı, ırkçı, terör örgütünün ifadesidir. Dün Cizre'de Kürt vatandaşlarımız HDP'li milletvekillerini kovdular, onları kutluyorum. PKK'lılar döktükleri kanda boğulacak, PKK'lıları Kürtler o kanda boğacak." değerlendirmesinde bulundu.
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın da yaşanan tartışma üzerine, Kürtlerin hiç kimsenin tekelinde bulunmadığını, kimsenin Kürtlerin temsilcisi gibi konumlandırılmaması gerektiğini vurgulayarak, "Kürtler ile PKK'yı özdeşleştirmek en çok da Kürtlere yapılan bir haksızlıktır, zulümdür. Kürtlere en çok zararı PKK terör örgütü vermiştir. PKK terör örgütünü lanetlemek zorundayız." diye konuştu.
CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, kişisel verilerin korunmasına ilişkin tasarıyı eleştirerek, "Düzenleme ile 'Kişisel verileri koruma altına alıyoruz.' söyleminin içi boşaltılmakta, kişisel verilerin tepe tepe kullanımının önü açılmaktadır." dedi.
TBMM Genel Kurulunda, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerine devam ediliyor.
Değişiklik önergesi üzerinde söz alan CHP İstanbul Milletvekili Eren Erdem, Meclis'te teröre karşı sergilenen yaklaşımın son derece yararlı olduğunu, bunun bütün terör örgütlerine eşit mesafede gerçekleştirilmesi gerektiğini söyledi.
DAEŞ üyesi olmak suçlamasıyla yargıya sevk edilen 7 kişinin bugün tahliye edildiğini anlatan Erdem, "Düşünürler, akademisyenler, gazeteciler tutuklu; teröristler serbest. Terörle mücadele, bu iktidara bırakılamayacak kadar önemlidir. Bu teröristler niçin tahliye edildiler? Bu soruya cevap arıyorum." dedi.
Erdem, söz konusu davaya konu olduğunu öne sürdüğü bazı belgeleri de kürsüden gösterdi.
HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, konuşmasında birleşimi yöneten Meclis Başkanvekili Ahmet Aydın'ın tutumunu eleştirdi. Aydın'ın, milletvekillerinin dile getirdiği konulara kürsüden kendi düşünceleriyle yanıt verdiğini ileri süren Beştaş, herkesin Meclis İçtüzüğü'ne uygun davranmasını beklediklerini söyledi.
Meclis Başkanvekili Aydın ise çalışmaların sağlıklı bir şekilde yürütülmesi için İçtüzük'te yer alan ve milletvekillerinin dikkat etmesi gereken hususları hatırlatarak, bu yönde bir yaklaşım sergilenmesi halinde daha yararlı bir çalışma gerçekleştirileceğini vurguladı.
MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, etnik kimlikler üzerinden siyasi tartışma yapılmasının doğru olmadığını belirterek, "Bu büyük milletin, bütün etnik unsurlarıyla geleceğinde güzel günler olacaktır." ifadesini kullandı.
CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, tasarının, ayrıntılı görüşülmesi gereken bir düzenleme olduğunu, çünkü temel hak ve özgürlükleri örseleyen bir nitelik taşıdığını savundu.
Emir, "Düzenleme ile 'Kişisel verileri koruma altına alıyoruz.' söyleminin içi boşaltılmakta, kişisel verilerin tepe tepe kullanımının önü açılmaktadır. Yasa tasarısının hala vakit varken bir an önce düzeltilmesinde yarar görüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
MHP Balıkesir Milletvekili İsmail Ok, kişisel verilerin art niyetli insanların eline geçmesi halinde, kişilerin tüm mahremiyetinin ayaklar altına alınabileceğine dikkati çekerek, bu tür bilgilerin bir kurumun kullanımına verilmesinin yaratabileceği tehlikelere işaret etti.
"MHP'nin, ucu açık, nereye varacağı belli olmayan böyle tasarıların yanında olması söz konusu değildir." diyen Ok, tasarının hazırlık aşamasında muhalefetin ve ilgili bileşenlerin görüşlerinin alınmamasını eleştirdi.
CHP Ankara Milletvekili Necati Yılmaz, söz konusu yasada kişisel verileri "işleyen" sıfatının "kaydeden" sıfatından çok daha geniş anlamlar içerdiğini savundu. Yasada verileri işleyenler konusunda eksiklikler bulunduğunu, yasanın öngördüğü yaptırımların da caydırıcı olmadığını ifade eden Yılmaz, "Bu haliyle, yasa uyarınca verilecek cezalar, erteleme veya hükmün açıklanmasının geriye bırakılması sınırları içinde kalmaktadır." dedi.
Yılmaz, yasanın çağdaş standartların dışında yer aldığını ileri sürerek, "Burada kişisel verilerin korunması değil, işlenmesi yani fişleme yasal hale getiriliyor. Yasayla da getirilen kurul, siyasi bir kuruldur. Parlamentonun tüm sesi, rengi buraya yansımamıştır. Bu yasanın Anayasa Mahkemesince iptal edileceğine inanıyoruz." diye konuştu.
MHP Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı, 9 aydır milletvekili olduğunu anımsatarak, konuşmalarında kimseye haraket etmediğini, yapıcı konuşmalar yapmaya gayret ettiğini söyledi.
İktidar partisi milletvekillerinden konuşmacılara laf atmamalarını isteyen Sancaklı, "İktidarsınız diye hep sizin söyledikleriniz doğru, haklı değil. Bu ülkede birtakım sorunlar varsa, 14 yıldır bu ülkeyi siz yönetiyorsanız biraz da sorumluluk almanız lazım." ifadesini kullandı.
Sancaklı, İstanbul'daki terör saldırısı nedeniyle Galatasaray-Fenerbahçe futbol karşılaşmasının ertelenmesini de eleştirerek, "Maçın ertelenmesi psikolojik olarak terör örgütüne destek sağladı. Milli takım kampı İstanbul'daydı, kamp Antalya'ya götürüldü. Terör örgütünün istediği ortam oluştu." dedi.
****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
