2009-11-12 - 12:54
CHP Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, bugün TBMM'de gerçekleştirdiği basın toplantısında, 10 Kasım 2009 tarihli Genel Kurul Oturumunda yaşanan olayları şahit olduğu çerçevede özetleme gerekliliğinin doğduğunu belirtti.
CHP Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, bugün TBMM'de gerçekleştirdiği basın toplantısında 10 Kasım 2009 tarihli Genel Kurul oturumunda yaşanan olaylarla ilgili olarak şahit olduğu çerçevede özetleme gerekliliğinin doğduğunu belirtti.
Tüzün, basın toplantısında "Türkiye'nin gündeminde olan başlangıçta kürt açılımı, demokratik açılım sonra milli birlik açılımı diye adlandırılan sonra TBMM' nin gündemine gelen ve öngörüşme sırasında, gerek genel kurulda yaşananların gerekse genel kurul dışında Meclis Başkanlık Divanı'na ait salonda yaşananları 2 gündür gazetelerimizde -televizyonlarımızda okuyoruz, görüyoruz ve değerlendirmeler yapıyoruz" dedi.
İki yasama yıldır CHP adına TBMM başkanlık divanına seçilen bir üye olarak polemikleri ve değişik tartışmaları gördüklerini ve yaşadıklarını belirten Tüzün başkanlık divanı üyesi görevini yaparken oradaki ufak tefek tartışmaları veya müzakereleri kamu oyuna yansıtmadıklarını belirterek, TBMM'yi ve onu temsil eden Meclis Başkanını, kuşkusuz hükümeti ve hükümetin başı olan Başbakanı yıpratmak şeklinde bir amaçlarının söz konusu olmadığını ifade etti.
"10 Kasım günü yaşananlar hem TBMM'yi, hem de onu temsil eden Başkanı'nı yıpratmıştır, hırpalamıştır. Bu konuda orada yaşananları gazetecilerimiz, televizyonlarımız farklı farklı kamuoyuna yansıtmaktadır. Dolayısıyla o gün ki nöbetçi ve
CHP adına seçilen başkanlık divanı üyesi olarak orada görev yapan benimde bu konuda açıklama yapma durumum hasıl olmuştur"
ifadesini kullanan Tüzün, açıklamalarını şöyle sürdürdü.
"10 kasım günü demokratik açılımın ön görüşmelerinin yapıldığı sırada İçişleri Bakanı Sayın Beşir Atalay'ın konuşması sırasında, Genel Kurul'da çıkan tartışmalar esnasında oturumu yöneten Sayın Meclis Başkanımız Mehmet Ali Şahin hepinizin bildiği gibi oturuma ara verdi. O gün başkanlık divanında nöbetçi olmam münasebetiyle bende tartışmaların yaşandığı sıralara gittim. Kısa bir süre sonra genel kürsüsünün arkasına doğru ve hepinizin de bildiği gibi başkanlık divanına ait olan o odaya geçtim. Odaya girdiğimde İçişleri Bakanı Sayın Beşir Atalay'ın MHP Grup Başkanvekili Sayın Oktay Vural'ın tartışması vardı.
MHP Grupbaşkanvekili Oktay Vural, İçişleri Bakanına siz bakansızınız, Adalet ve Kalkınma Grubu'nun temsilcisi gibi veya Grup Başkanvekili gibi konuşamazsınız. Hükümet Türkiye cumhuriyetinin hükümetidir. Sadece Adalet ve Kalkınma Partisinin hükümeti değildir gibi söylemlerde bulunurken Sayın Bakan da, Sayın Oktay Vural'a "siz benim çok eski arkadaşımsınız ancak üç aydır yaptığınız her konuşma basın toplantısında bana
ve grubumuza resmen küfür ediyorsunuz hakaret ediyorsunuz vatan hainliğiyle suçluyorsunuz" dediği sırada odanın kapısı açıldı ve Sayın Başbakan girdi. Meclis Başkanımız Sayın Mehmet Ali Şahin'e hitaben "Siz bu toplantı salonuna yani bu odaya grup başkanvekillerini çağırdınız ama ben grup başkanı olarak girdim" dedi. Sayın TBMM Başkanı Şahin'de " Buyrun Sayın Başbakanm" dedi.
Bu arada Sayın Başbakan odaya girdiğinde MHP Grup Başkanvekilinin, Atalay ile tartışması devam ediyordu. Bu tartışmanın arasına giren Sayın Başbakan "İçişleri Bakanı hükümetin bir üyesi olduğu kadar partimizin de bir üyesidir, partimizin düşüncesini açıklamasında bir sakınca yoktur" dedikten sonra öfkeli ve sinirli bir şekilde TBMM Başkanı Sayın Şahin'e dönerek "Bu pankartları açmalarına nasıl izin verirsiniz, o kartonları attırsana dışarı" dedi.
Meclis başkanımız Sayın Şahinde "çıkartacağım onun için ara verdim" dedi. Başbakanda devamla "burası bir partinin miting alanı değil
bu nasıl bir meclis yönetimidir" dedi.
TBMM Başkanı Şahin "gereğini yapacağım efendim" diyince Sayın Başbakan "hayır en son Genel Kuruldan ben ayrılıp buraya geldim pankartlar ve dövizler hala içeride, toplanıp çıkartılmalı" dedi. Daha sonra ben tekrar Genel Kurul salonuna giderek İdare Amirimiz Ahmet Küçük'e
bu pankartların toplanıp dışarıya çıkartılmasını rica ettim"
Tüzün, gazetecilerin sorularını da yanıtladı.
Meclis Başkanı ile Başbakan arasında yaşananların ''azarlama, müzakere, tartışma, yönlendirme'' olarak kabul edilebileceğini, bunun Meclis Başkanının taktirine bağlı olduğunu kaydetti.
Sadece Başbakanlık düzeyinde değil grup başkanları, genel başkanların odaya gelip herhangi bir müzakere, yönlendirme yapmadıklarını dile getiren Tüzün, ''Sadece sayın Erdoğan'ın geçtiğimiz diğer önemli toplantılarda da Başkanlık Divanı odasına geldiğini biliyorum'' dedi.
''Başbakan sizin orada olduğunuz farkında mıydı?'' sorusuna Tüzün, ''Sayın Başbakan ile birbirimizi belediye başkanlığından beri tanırız. Benim
orada olduğumun farkındadır'' karşılığını verdi.
''Benim böyle bir müdahaleyi kabul etmem mümkün değildir'' diyen Tüzün, bir soru üzerine, Meclis Başkanının ''Rahatsızlık hissettiğinin yüz ifadesine
yansıdığını'' ileri sürdü.
Başbakan Erdoğan'ın, Başbakanlık makamına ait olan koltuktan kalkıp odaya geldiğini ifade eden Tüzün, ''Genel Kurulda Başbakan, Başkanlık Divanı odasında grup başkanı olunmaz. Odaya da Başbakan olarak gelmiştir. Böyle bir müdahalenin yanlış olduğunu, bundan sonra tekrarlanmamasını temenni ediyorum'' diye konuştu.
