2010-10-06 - 00:33
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulunda, ''Madencilik Sektöründeki Sorunların Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi'' amacıyla kurulan Meclis Araştırması Komisyonunun hazırladığı rapor üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
TBMM Genel Kurulunda, ''Madencilik Sektöründeki
Sorunların Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi'' amacıyla
kurulan Meclis Araştırması Komisyonunun hazırladığı rapor üzerindeki
görüşmeler tamamlandı.

Rapor üzerinde söz alan MHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut,
Türkiye'nin özellikle bor madeninde dünyanın en zengin rezervine sahip olduğunu
ancak, bu potansiyelin iyi değerlendirilemediğini ifade etti. Hükümetin bor
madeninde özelleştirmeye gideceği yönünde duyumlar aldığını belirten Bulut, bunun
büyük bir yanlış olacağını ifade etti.

CHP Zonguldak Milletvekili Ali Koçal da Türkiye'de madencilik sektöründe
yaşanan iş kazalarına dikkati çekti. Hükümetin bu konuda yeterince önlem
almadığını öne süren Koçal, bunun bir örneğinin Zonguldak'ta yaşanan grizu
patlaması olduğunu söyledi. Koçal, söz konusu patlamada hayatını kaybeden
işçilerden ikisinin cesedine henüz ulaşılamadığını, bunun, AK Parti Hükümetinin
ve sektörün bir ayıbı olduğunu söyledi.

MHP Muğla Milletvekili Metin Ergun, Türkiye'de önemli bir potansiyele
sahip olan mermerciliğin daha fazla gelişmesi için sektörün önündeki engellerin
kaldırılması gerektiğini belirtti. Ergun, bu kapsamda öncelikle Çin'den ithal
edilen kalitesiz granit taşlarından vazgeçilmesinin yararlı olacağını dile
getirdi.

CHP İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam da madencilik sektörünün tonaj,
nakliye, taşımacılıkta ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu ifade etti. Bunun
yanında, sektörün dünyanın en pahalı enerji kaynağını kullandığını belirten
Susam, gerekli teşviklerin uygulanması gerektiğini vurguladı.

CHP Muğla Milletvekili Fevzi Topuz, madencilik ve çevre arasındaki
ilişkinin iyi değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti. Özellikle bazı taş
ocaklarının insan sağlığına ve doğaya ciddi zararlar verdiğini anlatan Topuz,
bunun sorunun önüne bir geçilmesini istedi.

TBMM Genel Kurulunda, ''Madencilik Sektöründeki
Sorunların Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi'' amacıyla
kurulan Meclis Araştırması Komisyonunun hazırladığı rapor üzerindeki görüşmeler
sürüyor.

Rapor üzerinde görüşlerini açıklayan MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır,
önemli bir konu görüşülmesine rağmen Genel Kurulda çok az sayıda milletvekili
olduğunu belirterek, ''Koltuklara hitap ediyoruz'' dedi. Şandır, madencilik
sektörüne ciddi katkılarda bulunabilecek bu raporun 'Meclisin tozlu raflarında''
kalmamasını umduğunu ifade etti.

Raporda, maden ocaklarının insan yaşamı üzerindeki etkilerine yeterince
değinilmediğini öne süren Şandır, özellikle madenin çıkarılan bölgede yaşayan
insanların karşı karşıya kaldığı durumun iyi gözetilmesi gerektiğini söyledi.
Şandır, ''İnsana faydası olmayan hiç bir şeyde Allah'ın da insanın da rızası
olmaz'' diye konuştu.

CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ise 17 Mayısta Zonguldak'taki
maden ocağında meydana gelen grizu patlamasına değindi. Öztürk, Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'in patlamayla ilgili daha önce Mecliste yaptığı bir
konuşmada, söz konusu ocakta iş güvenliği ve teknik imkanlarla ilgili bütün
önlemlerin alındığını ifade ettiğini belirtti. Ancak, bu konuşmanın ardından
hazırlanan ve Cumhuriyet Savcılığına sunulan bilirkişi raporunda ciddi
eksikliklere işaret edildiğini anlatan Öztürk, bu rapora göre, ihmali bulunan
kişilerden hesap sorulup sorulmayacağını merak ettiğini söyledi.

Yanlış bilgilendirmelerden dolayı madencilerin sık sık vatandaşla karşı
karşıya geldiğini öne süren Öztürk, halkın doğru bilinçlendirilmesi ve
madenciliğin, özellikle ormanlara bir zarar vermediğinin iyi anlatılmasını
istedi.

MHP Çanakale Milletvekili Mustafa Kemal Cengiz, madencilik sektörü ile
ilgili bazı kanun ve mevzuatlardan kaynaklanan sorunların bulunduğunu, bu
sorunların, sektörün gelişmesini engellediğini söyledi. Sektörün özellikle
finansman konusunda sıkıntı yaşadığını kaydeden Cengiz, sektörde teşvik
sisteminin uygulanmasının yararlı olacağına işaret etti. Madencilik sektörü ile
ilgili birimler arasında koordinasyon eksikliği bulunduğuna dikkati çeken Cengiz,
bu sorunun en iyi çözüm yolunun, madencilikle ilgili ayrı bir bakanlık kurulması
olduğunu ifade etti. Cengiz, madencilik sektöründe yaşanan hukuksal sorunların
daha kısa sürede çözülebilmesi için de ihtisas mahkemelerinin kurulması
gerektiğini söyledi.

CHP Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan da komisyonun olağanüstü bir
çalışma sergilediğini belirtti. Komisyon üyelerinin, ülkenin dört bir tarafındaki
maden kaynaklarını yerinde incelediğini anlatan Aydoğan, maden sektörünün
yıllardır uygulanan yanlış politikalar nedeniyle zarar gördüğünü ifade etti.

Aydoğan, maden sektörünün Cumhuriyetin ilk yıllarında bulunduğu noktanın
gerisinde olduğunu iddia etti. ''Sektörde yeni girişimciler çıkmasın diye ne
kadar engel varsa konulmuş'' diyen Aydoğan, girişimcilerin en çok mevzuat
kalabalığından şikayetçi olduğunu anlattı.

CHP Kırklareli Milletvekili Tansel Barış ise bu raporun da önceki
raporlar gibi Meclisin tozlu raflarında kaybolup gitmesinden endişe duyduğunu
söyledi.

Ergene Nehri için hazırlanan araştırma komisyonu raporuna da değinen
Barış, ''Artık bu raporda ele alınan konuların hayata geçirilmesi gerekiyor.
Oradaki insanlar nehrin kokusundan bıktı. Bu insanlar halen bunu çekecekler mi?
Raporlar dikkate alınsın aksi takdirde komisyonların bir özelliği kalmayacak''
diye konuştu.

BDP Bitlis Milletvekili Nezir Karabaş da madenin birçok ülke için
stratejik bir kaynak olduğunu ifade etti. Karabaş, önemli olanın, çıkarılan
madenlerin ülke ekonomisinde verimli kullanmasına yardımcı olacak modellerin
geliştirilmesi olduğunu söyledi.

MHP Kırıkkale Milletvekili Osman Durmuş, madenlerde gerekli koşullar
altında çalıştırılmayan işçilerin çeşitli meslek hastalıklarına yakalandığını
belirtti. Durmuş, tozuşmanın önlendiği, düzenli maske kullandırılan tesislerde
meslek hastalıklarının ortaya çıkmasının geciktirildiğini anlattı.

CHP Eskişehir Milletvekili Fehmi Murat Sönmez ise çevre faktörünün
işletmeler için önemli bir maliyet kalemi olduğunu söyledi. Maden çıkarma işi
bitmiş alanlarda çevre düzenlemesi yapılmamasının ileride sektör aleyhine
gelişmeler doğurabileceği uyarısında bulunan Sönmez, sektörde çalışma
koşullarının çok kötü olduğunu ifade etti.

Türkiye'nin bor kaynakları açısında dünyanın en zengin ülkesi olduğunu
anımsatan Sönmez, bor konusunun kurumsal platformlarda ele alınması gerektiğini
belirtti. Sönmez, Hükümetin lületaşı üretimine daha fazla önem vermesini
istedi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız,
bor madeni ile ilgili herhangi bir özelleştirme programının olmadığını, böyle bir
düşüncenin hiçbir zaman oluşmadığını bildirdi.

TBMM Genel Kurulunda ''Madencilik Sektöründeki Sorunların Araştırılarak
Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi'' amacıyla kurulan Meclis Araştırması
Komisyonunun hazırladığı rapor üzerindeki görüşmelerde, Komisyon Başkanı ve AK
Parti Bursa Milletvekili Altan Karapaşaoğlu söz aldı. Karapaşaoğlu, komisyonun 23
toplantı yaptığını, 200'ün üzerinde kişiyi dinlediğini, yurt içinde çok sayıda
maden ocağını incelediğini söyledi.

Karapaşaoğlu, Türkiye'de öncelikle maden varlığının net olarak tespit
edilmesi, rezerv ve kaynak güvenliği sisteminin oluşturulması gerektiğini ifade
etti. Türk madenciliğinin dünya ile entegre olması gerektiğine de işaret eden
Karapaşaoğlu, bunun için ciddi bir yapılanmaya ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, madencilik sektörünün insan ve
çevre sağlığı ekseninde çok yönlü incelenmesi gerektiğini söyledi. Komisyonun
incelemeleri sırasında çok sayıda yanlış uygulamaya rastladığını anlatan Kaplan,
''Eskimiş mevzuat, vahşi bir kar hırsı ve denetimsizlik gördüm'' dedi.

AK Parti Zonguldak Milletvekili Polat Türkmen de raporun hazırlanması
sürecinde ilgili tüm tarafların görüşlerinin alındığını söyledi. ''Tarafsız,
doğru, ülkemizin lehine bir rapor oldu'' diyen Türkmen, ülkenin maden varlığının
dünya piyasasına açılarak değerlendirilmesinin önemine değindi.

Rapor üzerine, hükümet adına söz alan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı
Taner Yıldız, maden çıkarılan bölgedeki halkın daha fazla fayda sağlamasını
amaçladıklarını, bunun için en son çıkarılan Maden Kanunu'nda bazı düzenlemeler
yaptıklarını anımsattı. Yıldız, söz konusu düzenlemeyle ruhsat sahibi tarafından
yatırılan devlet hakkının yüzde 25'inin ruhsatın bulunduğu ilin özel idaresine,
yüzde 25'inin ruhsatın bulunduğu bölgede altyapı yatırımlarında kullanılmak üzere
köylere hizmet götürme birliklerine aktarılmasını sağladıklarını belirti. Bakan
Yıldız, maden arama faaliyetiyle ilgili iş yeri açma harcının yüzde 50'sinin de
yine ruhsatın bulunduğu bölgedeki köylere hizmet götürme birliklerine
aktarılmasına imkan getirildiğini hatırlattı.

MHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'un, ''hükümetin bor
madeninde özelleştirmeye gideceği yönünde duyumlar aldığı'' iddiasını da
yanıtlayan Yıldız, bor madeni ile ilgili herhangi bir özelleştirme programı
olmadığını bildirdi. Böyle bir düşüncenin hiçbir zaman oluşmadığını belirten
Yıldız, bor madeninin bir kişinin tapulu arazisinde bulunması halinde bile bu
madenin tamamının devlete ait olduğunu ifade etti.

Madencilik sektöründe, yeni bakış açısıyla yapısal değişiklik
düşüncesinin devam edeceğini belirten Yıldız, madencilik faaliyetlerinde uygulama
yönetmeliği ile ilgili çalışmanın son aşamasına geldiklerini bildirdi.

Maden Kanunu'nda yapılan son düzenlemelere ilişkin bilgi veren Yıldız,
düzenlemelerle getirilen bazı uygulamaların devlette ortak dil tesis edilmesi
açısından önemli olduğunu söyledi.

''Çantacılık'' ve ''gereksiz spekülatif ruhsat bulundurmanın'' da ortadan
kalkacağını anlatan Yıldız, ''Henüz yönetmeliği çıkartmamış olmamıza rağmen, 3
aylık hazırlık dönemine rağmen yalnızca yaz aylarında elde ettiğimiz rakamları
sizinle paylaşmak isterim. Kanun bildiğiniz gibi 24 Haziranda çıkarılmıştı. 30
Eylüle kadar yapılan ruhsat müracaatları 685 adet oldu. Aynı döneme ait geçen yıl
bu rakam 5 katı, 3 bin 108 adetti. Yani daha hiçbir şey yapmamıza rağmen 5'te 1'i
kadar bir verimlilik elde etmiş olacağız'' diye konuştu.

Yönetmeliğin devreye girmesinin ardından bu konuda daha gerçekçi
rakamlarla karşılaşılacağını ifade eden Yıldız, ''Çevreye duyarlı bir madencilik,
madenciliğe duyarlı bir çevre politikası ön plana alındı'' dedi.

Taş ocaklarıyla ilgili gelen şikayetlerde gözden kaçırılmaması gereken
önemli bir nokta bulunduğunu belirten Yıldız, şöyle devam etti:

''Her şeyin stokunu yapabilirsiniz ama taş ocağından çıkarılan mıcırın
stoku pek olmaz. Bunların her birisi duble yollarda, inşaatlarda kullanıldı. Bu
bir ihtiyaçtı. Esasta doğru bir işlem yapılıyor ama usulde bunların nerelerden
çıkarılacağına dair önemli bir düzenleme yapmamız lazım. Yeni çıkarılan kanunda
ve hazırlanan yönetmelikte taş ocakları ayrı bir grup altında toplandı. Bunların
yerel kurullarının temsilcilerinin katıldığı bir komisyon -burası çok önemli
özellikle Antalya, Muğla, Kocaeli gibi çok şikayet aldığımız illerde- marifetiyle
agrega ruhsatı verilebilecek.''

Bakan Yıldız, komisyon raporundaki önerilere paralel olarak madencilik
faaliyetlerinin yönetilmesiyle ilgili yeniden yapılanma içerisinde olduklarını
söyledi. Yıldız, ''Şu anda 100 üzerinden belki 85, 90 alabilecek bir kanunla
beraber mevcut sistemin yürümesini sağlayabiliyor olmamız lazım, ondan sonra bu
değişimi yönetebiliyor olmamız lazım'' diye konuştu.

Rapor üzerindeki konuşmaların tamamlanmasının ardından, TBMM Başkanvekili
Meral Akşener, saat 14.00'de toplanmak üzere birleşimi kapattı. (08.44)