2009-06-10 - 13:30
CHP Grup Başkanvekili Hakkı Suha Okay: CHP Mersin milletvekili Ali Oksal ve Hatay milletvekili Abdulaziz Yazar ile Parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı kurulmasına ilişkin yasa tasarısı hakkında iddialarda bulundu.
CHP Grup Başkanvekili Hakkı Suha Okay: CHP Mersin milletvekili Ali Oksal ve Hatay milletvekili Abdulaziz Yazar ile Parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı kurulmasına ilişkin yasa tasarısı hakkında iddialarda bulundu.
Okay, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Kamu Düzeni ve Güvenliği
Müsteşarlığı kurulmasını öngören yasa tasarısına ilişkin eleştirilerde bulundu.
Tasarıyla, ''şirin, butik bir müsteşarlık kuruluyor, her şey güllük
gülistanlık olacak'' havası yaratıldığını ifade eden Okay, yeni örgütlenmenin
gerçek amacının, hukuksuzluğunun kamuoyundan gizlenmeye çalışıldığını öne
sürdü.
Okay, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un, ''2. Başkanlık''
görevini yürütürken, ''Terörizmle topyekun mücadele için yeni bir kuruluşa
ihtiyaç var'' sözleriyle, yeni bir yapılanma ihtiyacını ortaya koyduğunu,
ardından Başbakanlığa bağlı Güvenlik İşleri Başkanlığını kaldırıp yerine Güvenlik
İşleri Genel Müdürlüğünü kuran tasarının, 2006'da yasalaştığını anımsattı. Okay,
Genel Müdürlüğün; iç ve dış güvenliğin yanı sıra, terörle mücadelede
koordinasyonu sağlamak, inceleme, araştırma ve toplantılar yapmakla
görevlendirildiğini dile getirdi.
Ancak aradan 2 yıl bile geçmeden Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı
kurulmasına ilişkin tasarının TBMM'ye sevk edildiğine işaret eden Okay, terörle
mücadele gibi önemli bir konuda, bu kadar kısa bir sürede yeniden yapılanmaya
gidilmesinin nedenlerinin kamuoyunca bilinmesi gerektiğini belirtti.
-''YAZ BOZ TAHTASI''-
''Terörle mücadele gibi ciddi ve tutarlı olunması gereken bir konuda,
yazboz tahtası gibi hareket edilmesi kabul edilemez'' diyen Okay, ''Ne oldu bu
iki yıl içinde? Başbakanlığa bağlı Genel Müdürlük hangi konularda zafiyet
gösterdi? Bu aynı zamanda Başbakanın da başarısızlığı değil mi?'' diye sordu.
CHP'li Okay, Genelkurmay ve MİT'in doğrudan Başbakanlığa bağlı olduğuna
dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bu açıdan Başbakanlıkta koordinasyon amaçlı bir yapılanmanın, İçişleri
Bakanlığına bağlı bir yapılanmadan daha etkin olacağına kuşku yoktur. O halde
neden terörle mücadelede koordinasyon, Başbakanlıktan, İçişleri Bakanlığına
kaydırıldı? Eğer bir ihtiyaç varsa neden Başbakanlıktaki yapı güçlendirilmedi?
Tasarıyla İstihbarat Değerlendirme Merkezi kurulması öngörülüyor. Terörle
ilgili istihbari bilgilerin bu merkezde toplanması amaçlanıyor. Oluşum,
hiyerarşik açıdan alt konumda ama verilen yetkiler bakımından terörle ilgili
diğer birimlerin üstünde bir kuruluş olarak tasarlanmıştır. Bu yapılanma bize
dinlemeyle ilgili kurulan yapıyı anımsatmaktadır. İletişim Başkanlığı hiyerarşik
açıdan Ulaştırma Bakanlığına bağlı üst kurumun altında bir örgütlenme olarak
karşımıza çıkarılmış, ancak yetkileri açısından tüm emniyet güçlerinin
işlemlerini takip ve denetimi yetkileriyle donatılmıştı. Bu tasarıyla da
istihbaratın tek elde, F tipi örgütlenmenin hakimiyetinde toplanması
amaçlanmaktadır.''
-''O KOLTUKTA OTURAMAZ''-
CHP Grup Başkanvekili Okay, tasarının, sınırsız sayıda sözleşmeli
personel ve yabancı uzman istihdamına olanak tanıdığını, istihdamın, keyfiyete
bırakıldığını ifade etti.
Tasarıda, müsteşarlığın görev ve yetkilerinin sınırlarının
belirlenmediğini, istismara açık olduğunu öne süren Okay, müsteşarlığın görevleri
arasında ''inceleme ve denetleme yapma ya da yaptırmanın'' yer aldığını belirtti.
Okay, ''Operasyonel görevi olmayan bir kurum, hangi kamu birimlerinde inceleme ve
denetleme yapacak? Kamu birimlerinin dışında da böyle bir görevi var mı?
Yetkilerinin sınırları nedir? Kendisinin yapmadığı inceleme ve denetlemeleri
kimlere ya da hangi birimlere yaptıracak? Operasyonel bir görevi olmayan
müsteşarlık için neden örtülük ödenek konulması düşünüldü'' sorularını
yöneltti.
Hakkı Süha Okay, İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın, ''Bu kuruluş, etkili
olacak, etkili kılacağız. Bu konuda belki her şey yasa metnine geçirilmiyor.
Biraz da 'çok bağlayıcı olmayalım, biraz esnek çalışalım' diye'' açıklamasında
bulunduğunu bildirerek, ''Bu bir itiraftır. Hukuk devletlerinde, yasa metninde
yer almayan, konularda gizli amaçlarının olduğunu itiraf eden bir bakan o
koltukta oturamaz. Sayın Atalay derhal çıkıp yasa metninde geçirilmeyen, ancak
kendilerinin tasarladığı kurguyu kamuoyuna açıklamalıdır'' diye konuştu.
''Bu tasarı, istihbaratı koordine etmek amacından çok F tipi yapının
kontrolüne vermeyi amaçlamaktadır'' görüşünü savunan Okay, bunun, ''AK Parti tipi
bir kadrolaşma tasarısı'' olduğunu söyledi.
Okay, ''70 milyonu dinlemek için oluşturulan İletişim Başkanlığı gibi, bu
sefer tüm istihbaratı takip etmek, yönlendirmek amacıyla yeni bir yapı kurulmak
istenmektedir. Bu AKP'nin kendi derin devletini inşa çalışmalarının yeni bir
örneğidir. Faşizan motifler taşıyan anlayışın bir ürünüdür'' dedi.
-''YARGILANMALI''-
Okay, yapılmak istenilenin; her ilde İçişleri Bakanlığına bağlı
olağanüstü yetkilerle donatılan kadrolar ihdas etmek, sıkıyönetim komiserleri
belirlemek olduğunu savundu. Okay, inceleme ve denetleme adı altında yargıya
müdahalenin önünün açılacağı, yeni bir savcılık kurumu gibi yapılaşma
oluşturulacağı uyarısında bulundu.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül hakkında
''kayıp trilyon'' davasıyla ilgili verilen ''takipsizlik'' kararını kaldıran
Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının kanun yararına bozulması için Adalet
Bakanlığına başvurusunu Okay, şöyle değerlendirdi:
''Kanun yoluyla, yazılı emirle bozma denilen yöntemin, aslında kanun
yararına olması lazım. Bu da yöntem olarak, kesinleşmiş mahkeme kararlarına
ilişkindir. Sincan Ağır Ceza Mahkemesi Başkanının verdiği karar, soruşturmaya,
savcılık işlemine ilişkindir. Ancak buna rağmen yasal yöntemle yargı yolu
zorlanmak istenmektedir.
Maden Cumhurbaşkanı Gül'ün dokunulmazlığı vardı, o zaman TBMM Başkanlığı
niye dosyayı Adalet Bakanlığına iade etti? Dokunulmazlığı vardı Adalet Bakanlığı
niye Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına iade etti? Eğer dokunulmazlığı varsa,
dokunulmalıkların değerlendirildiği TBMM'de kalması lazımdı. Sayın Başsavcının
başvurusu, hukuki yoldur, sonuçlarını göreceğiz. Sayın Cumhurbaşkanı'nın,
cumhurbaşkanı olmadan önceki eylem ve fiillerinden dolayı dokunulmazlığı
bulunmamaktadır. Ait olduğu mahkemede yargılanması gerekir.''
Okay, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Kamu Düzeni ve Güvenliği
Müsteşarlığı kurulmasını öngören yasa tasarısına ilişkin eleştirilerde bulundu.
Tasarıyla, ''şirin, butik bir müsteşarlık kuruluyor, her şey güllük
gülistanlık olacak'' havası yaratıldığını ifade eden Okay, yeni örgütlenmenin
gerçek amacının, hukuksuzluğunun kamuoyundan gizlenmeye çalışıldığını öne
sürdü.
Okay, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un, ''2. Başkanlık''
görevini yürütürken, ''Terörizmle topyekun mücadele için yeni bir kuruluşa
ihtiyaç var'' sözleriyle, yeni bir yapılanma ihtiyacını ortaya koyduğunu,
ardından Başbakanlığa bağlı Güvenlik İşleri Başkanlığını kaldırıp yerine Güvenlik
İşleri Genel Müdürlüğünü kuran tasarının, 2006'da yasalaştığını anımsattı. Okay,
Genel Müdürlüğün; iç ve dış güvenliğin yanı sıra, terörle mücadelede
koordinasyonu sağlamak, inceleme, araştırma ve toplantılar yapmakla
görevlendirildiğini dile getirdi.
Ancak aradan 2 yıl bile geçmeden Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı
kurulmasına ilişkin tasarının TBMM'ye sevk edildiğine işaret eden Okay, terörle
mücadele gibi önemli bir konuda, bu kadar kısa bir sürede yeniden yapılanmaya
gidilmesinin nedenlerinin kamuoyunca bilinmesi gerektiğini belirtti.
-''YAZ BOZ TAHTASI''-
''Terörle mücadele gibi ciddi ve tutarlı olunması gereken bir konuda,
yazboz tahtası gibi hareket edilmesi kabul edilemez'' diyen Okay, ''Ne oldu bu
iki yıl içinde? Başbakanlığa bağlı Genel Müdürlük hangi konularda zafiyet
gösterdi? Bu aynı zamanda Başbakanın da başarısızlığı değil mi?'' diye sordu.
CHP'li Okay, Genelkurmay ve MİT'in doğrudan Başbakanlığa bağlı olduğuna
dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bu açıdan Başbakanlıkta koordinasyon amaçlı bir yapılanmanın, İçişleri
Bakanlığına bağlı bir yapılanmadan daha etkin olacağına kuşku yoktur. O halde
neden terörle mücadelede koordinasyon, Başbakanlıktan, İçişleri Bakanlığına
kaydırıldı? Eğer bir ihtiyaç varsa neden Başbakanlıktaki yapı güçlendirilmedi?
Tasarıyla İstihbarat Değerlendirme Merkezi kurulması öngörülüyor. Terörle
ilgili istihbari bilgilerin bu merkezde toplanması amaçlanıyor. Oluşum,
hiyerarşik açıdan alt konumda ama verilen yetkiler bakımından terörle ilgili
diğer birimlerin üstünde bir kuruluş olarak tasarlanmıştır. Bu yapılanma bize
dinlemeyle ilgili kurulan yapıyı anımsatmaktadır. İletişim Başkanlığı hiyerarşik
açıdan Ulaştırma Bakanlığına bağlı üst kurumun altında bir örgütlenme olarak
karşımıza çıkarılmış, ancak yetkileri açısından tüm emniyet güçlerinin
işlemlerini takip ve denetimi yetkileriyle donatılmıştı. Bu tasarıyla da
istihbaratın tek elde, F tipi örgütlenmenin hakimiyetinde toplanması
amaçlanmaktadır.''
-''O KOLTUKTA OTURAMAZ''-
CHP Grup Başkanvekili Okay, tasarının, sınırsız sayıda sözleşmeli
personel ve yabancı uzman istihdamına olanak tanıdığını, istihdamın, keyfiyete
bırakıldığını ifade etti.
Tasarıda, müsteşarlığın görev ve yetkilerinin sınırlarının
belirlenmediğini, istismara açık olduğunu öne süren Okay, müsteşarlığın görevleri
arasında ''inceleme ve denetleme yapma ya da yaptırmanın'' yer aldığını belirtti.
Okay, ''Operasyonel görevi olmayan bir kurum, hangi kamu birimlerinde inceleme ve
denetleme yapacak? Kamu birimlerinin dışında da böyle bir görevi var mı?
Yetkilerinin sınırları nedir? Kendisinin yapmadığı inceleme ve denetlemeleri
kimlere ya da hangi birimlere yaptıracak? Operasyonel bir görevi olmayan
müsteşarlık için neden örtülük ödenek konulması düşünüldü'' sorularını
yöneltti.
Hakkı Süha Okay, İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın, ''Bu kuruluş, etkili
olacak, etkili kılacağız. Bu konuda belki her şey yasa metnine geçirilmiyor.
Biraz da 'çok bağlayıcı olmayalım, biraz esnek çalışalım' diye'' açıklamasında
bulunduğunu bildirerek, ''Bu bir itiraftır. Hukuk devletlerinde, yasa metninde
yer almayan, konularda gizli amaçlarının olduğunu itiraf eden bir bakan o
koltukta oturamaz. Sayın Atalay derhal çıkıp yasa metninde geçirilmeyen, ancak
kendilerinin tasarladığı kurguyu kamuoyuna açıklamalıdır'' diye konuştu.
''Bu tasarı, istihbaratı koordine etmek amacından çok F tipi yapının
kontrolüne vermeyi amaçlamaktadır'' görüşünü savunan Okay, bunun, ''AK Parti tipi
bir kadrolaşma tasarısı'' olduğunu söyledi.
Okay, ''70 milyonu dinlemek için oluşturulan İletişim Başkanlığı gibi, bu
sefer tüm istihbaratı takip etmek, yönlendirmek amacıyla yeni bir yapı kurulmak
istenmektedir. Bu AKP'nin kendi derin devletini inşa çalışmalarının yeni bir
örneğidir. Faşizan motifler taşıyan anlayışın bir ürünüdür'' dedi.
-''YARGILANMALI''-
Okay, yapılmak istenilenin; her ilde İçişleri Bakanlığına bağlı
olağanüstü yetkilerle donatılan kadrolar ihdas etmek, sıkıyönetim komiserleri
belirlemek olduğunu savundu. Okay, inceleme ve denetleme adı altında yargıya
müdahalenin önünün açılacağı, yeni bir savcılık kurumu gibi yapılaşma
oluşturulacağı uyarısında bulundu.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül hakkında
''kayıp trilyon'' davasıyla ilgili verilen ''takipsizlik'' kararını kaldıran
Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının kanun yararına bozulması için Adalet
Bakanlığına başvurusunu Okay, şöyle değerlendirdi:
''Kanun yoluyla, yazılı emirle bozma denilen yöntemin, aslında kanun
yararına olması lazım. Bu da yöntem olarak, kesinleşmiş mahkeme kararlarına
ilişkindir. Sincan Ağır Ceza Mahkemesi Başkanının verdiği karar, soruşturmaya,
savcılık işlemine ilişkindir. Ancak buna rağmen yasal yöntemle yargı yolu
zorlanmak istenmektedir.
Maden Cumhurbaşkanı Gül'ün dokunulmazlığı vardı, o zaman TBMM Başkanlığı
niye dosyayı Adalet Bakanlığına iade etti? Dokunulmazlığı vardı Adalet Bakanlığı
niye Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına iade etti? Eğer dokunulmazlığı varsa,
dokunulmalıkların değerlendirildiği TBMM'de kalması lazımdı. Sayın Başsavcının
başvurusu, hukuki yoldur, sonuçlarını göreceğiz. Sayın Cumhurbaşkanı'nın,
cumhurbaşkanı olmadan önceki eylem ve fiillerinden dolayı dokunulmazlığı
bulunmamaktadır. Ait olduğu mahkemede yargılanması gerekir.''
