2012-01-11 - 11:45
İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, 5510 sayılı Yasa tasarı halindeyken Komisyona sundukları "fiili hizmet zammı süresine" dair önerilerini TBMM Başkanlığı'na yasa teklifi olarak sunduklarını söyledi.
İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, 5510 sayılı Yasa tasarı halindeyken Komisyona sundukları "fiili hizmet zammı süresine" dair önerilerini TBMM Başkanlığı'na yasa teklifi olarak sunduklarını söyledi.
Tüzel, AK Parti Hükümeti döneminde çıkarılan yasal düzenleme ile tüm emekçi kesimlerin var olan haklarını gasp edildiğini söyleyerek, "Hak gasplarının en büyüğü de 'devrim 'diye tabir edilen Genel Sağlık Sigortası ve çalışma yaşamına dair yasalarla yapıldı. Mezarda emeklilik, esnek, güvencesiz çalışma getirilirken, pek çok emekçinin de kazanılmış hakkı olan "yıpranma hakkı" gasp edildi." Diye konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ve dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'nın "gazeteciler yıpranmıyor" diyerek yıpranma payını kaldırdığını ifade eden Tüzel sözlerine şöyle devam etti:
"Her düzeyde savunma ve emniyet hizmeti yürüten asker ve polisler, itfaiye ve yangın söndürme işlerini yapanlar yıpranma hakkı kapsamı içindedir. Oysa gazeteciler de, savaş, yangın, deprem, sel, su bakını, orman yangınları demeden, toplumsal ve siyasal olaylar başta olmak üzere hayata dair tüm alanlarda ve her koşulda, itfaiyeci, polis, askerle aynı şartlarda çalışmak zorundadırlar. O nedenle ki, bazen Cem Emir ve Sebahattin Yılmaz gibi, sırf gazetecilik yapmak için bulunduğu deprem bölgesinde yıkılan otelin enkazı altında yaşamlarını kaybederler, bazen savaş ve çatışma ortamında yaralanır veya ölürler, gösterilerde polisin kullandığı biber gazına maruz kalırlar. Yine gazetecilik gereği ulaştıkları bilgiyi halka ulaştırdıkları, düşünce ve ifade özgürlüğünü kullandıkları için tutuklanırlar, bazen sokak ortasında katledilir."
Gazetecilerin son yıllarda pek çok ekonomik ve sosyal haklarını kullanamadığını söyleyen Tüzel, "İşten çıkarma sıradan bir olay halini almış durumda, sendikalı çalışma neredeyse yok denecek düzeyde. Siyasi iktidarı eleştiren ve muhalif gazetecilik yapanlar tutuklanıyor." dedi.
Tüzel, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Siyasi iktidarın basın kurumlarını kendine bağlama, bağlanmayanları tehdit ve yok etme girişimleri nedeniyle, binlerce gazeteci hakkında Terörle Mücadele Yasası, TCK ve diğer anti demokratik yasa maddelerinden dolayı soruşturma ve davalar açılmıştır. Gazetecilere Özgürlük Platformu verilerine göre cezaevlerindeki gazeteci sayısı 97'dir. Son dönemde, basının piyasa alanı, gazeteciliğin çıkar işi haline getirildiğini görüyoruz. Bütün bunlara, her türlü siyasi ve maddi baskı ve yıldırma çabalarına rağmen, gerçeklerin halka ulaşmasında ısrar eden gazeteciler halkımızın, bizlerin haber alma özgürlüğünün de garantisidir. Bizlerin gözü, kulağı, sesi olan gazetecilik anlayışının yaşatılması hepimizin çabasıyla mümkün olacaktır.
Yaşamlarını gerçeklerin bilgisine ulaşmak ve bu gerçeklerin halka iletilmesi üzerine kuran basın emekçilerinin yıpranma hakkı geri iade edilmelidir. Başta TGS olmak üzere gazeteci örgütleri, Meclis'ten bir lütuf değil, AKP tarafından gasp edilen 'fiili hizmet zammı süresi' hakkını geri istemektedir. Siyasi iktidara düşen, de bu hakkı, hak sahiplerine iade etmektir. Yasa teklifimiz de bu hakkın sahiplerine iadesini içermektedir." (11.45)
Tüzel, AK Parti Hükümeti döneminde çıkarılan yasal düzenleme ile tüm emekçi kesimlerin var olan haklarını gasp edildiğini söyleyerek, "Hak gasplarının en büyüğü de 'devrim 'diye tabir edilen Genel Sağlık Sigortası ve çalışma yaşamına dair yasalarla yapıldı. Mezarda emeklilik, esnek, güvencesiz çalışma getirilirken, pek çok emekçinin de kazanılmış hakkı olan "yıpranma hakkı" gasp edildi." Diye konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ve dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'nın "gazeteciler yıpranmıyor" diyerek yıpranma payını kaldırdığını ifade eden Tüzel sözlerine şöyle devam etti:
"Her düzeyde savunma ve emniyet hizmeti yürüten asker ve polisler, itfaiye ve yangın söndürme işlerini yapanlar yıpranma hakkı kapsamı içindedir. Oysa gazeteciler de, savaş, yangın, deprem, sel, su bakını, orman yangınları demeden, toplumsal ve siyasal olaylar başta olmak üzere hayata dair tüm alanlarda ve her koşulda, itfaiyeci, polis, askerle aynı şartlarda çalışmak zorundadırlar. O nedenle ki, bazen Cem Emir ve Sebahattin Yılmaz gibi, sırf gazetecilik yapmak için bulunduğu deprem bölgesinde yıkılan otelin enkazı altında yaşamlarını kaybederler, bazen savaş ve çatışma ortamında yaralanır veya ölürler, gösterilerde polisin kullandığı biber gazına maruz kalırlar. Yine gazetecilik gereği ulaştıkları bilgiyi halka ulaştırdıkları, düşünce ve ifade özgürlüğünü kullandıkları için tutuklanırlar, bazen sokak ortasında katledilir."
Gazetecilerin son yıllarda pek çok ekonomik ve sosyal haklarını kullanamadığını söyleyen Tüzel, "İşten çıkarma sıradan bir olay halini almış durumda, sendikalı çalışma neredeyse yok denecek düzeyde. Siyasi iktidarı eleştiren ve muhalif gazetecilik yapanlar tutuklanıyor." dedi.
Tüzel, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Siyasi iktidarın basın kurumlarını kendine bağlama, bağlanmayanları tehdit ve yok etme girişimleri nedeniyle, binlerce gazeteci hakkında Terörle Mücadele Yasası, TCK ve diğer anti demokratik yasa maddelerinden dolayı soruşturma ve davalar açılmıştır. Gazetecilere Özgürlük Platformu verilerine göre cezaevlerindeki gazeteci sayısı 97'dir. Son dönemde, basının piyasa alanı, gazeteciliğin çıkar işi haline getirildiğini görüyoruz. Bütün bunlara, her türlü siyasi ve maddi baskı ve yıldırma çabalarına rağmen, gerçeklerin halka ulaşmasında ısrar eden gazeteciler halkımızın, bizlerin haber alma özgürlüğünün de garantisidir. Bizlerin gözü, kulağı, sesi olan gazetecilik anlayışının yaşatılması hepimizin çabasıyla mümkün olacaktır.
Yaşamlarını gerçeklerin bilgisine ulaşmak ve bu gerçeklerin halka iletilmesi üzerine kuran basın emekçilerinin yıpranma hakkı geri iade edilmelidir. Başta TGS olmak üzere gazeteci örgütleri, Meclis'ten bir lütuf değil, AKP tarafından gasp edilen 'fiili hizmet zammı süresi' hakkını geri istemektedir. Siyasi iktidara düşen, de bu hakkı, hak sahiplerine iade etmektir. Yasa teklifimiz de bu hakkın sahiplerine iadesini içermektedir." (11.45)
