2016-12-16 - 15:29
TBMM Genel Kurulu, bütçe üzerinde son konuşmaların yapılması ve 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesinhesap Kanunu Tasarısı kabul edildi. Bütçe görüşmeleri sona erdi.
TBMM Genel Kurulu, bütçe üzerinde son konuşmaların yapılması ve 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesinhesap Kanunu Tasarısı kabul edildi. Bütçe görüşmeleri sona erdi.
Kahraman, birleşimi açtıktan sonra yaptığı konuşmada, İstanbul'daki menfur terör saldırısında şehit olan 44 kişi için 25 ilde cenaze töreni düzenlendiğini belirterek, "Bütün 81 ilimiz ve Türkiyemiz kanadı, bağrı yandı, ateş düştü." ifadesini kullandı.
Bu saldırıyı Mecliste 3 partinin ortak deklarasyonu ile kınadıklarını, bir partinin de kendi deklarasyonunu yayınladığını anımsatan Kahraman, teröre karşı tek yürek ve ses olarak güzel bir imtihan verildiğini söyledi.
Başbakan Binali Yıldırım, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin bir araya geldiklerini hatırlatan Kahraman, "Millet olarak herhangi bir parti farkı gözetmeksizin, milli menfaatlerde, bütünlükte, devleti yüceltmekte ve daha ötelere yürümede birlikte olacağımıza dair fevkalade güzel beyanda bulundular. Kendilerine teşekkürlerimizi sunuyoruz." diye konuştu.
15 Temmuz gecesinde de birlikte tek ses olduklarını anımsatan Kahraman, şöyle devam etti:
"Birlikte biz tek sesiz. Parmaklar değişik olsa dahi aynı birliğe bağlıdırlar. DNA'mız aynı. Milletimizi, devletimizi, bayrağımızı, vatanımızı severiz. Hiç kimsenin, bir diğerinden daha fazla seviyorum iddiası olamaz, olmamalıdır. Vatan hepimizin ve bu bayraktaki kırmızı kan, bizim dedelerimizin, şehitlerimizin akıttığı kan. Ne ona dokundurturuz, ne devletimize, ne milletimize, ne bütünlüğümüze, katiyen dokundurtmayız ve dokundurtmayacağız."
Şehitliğin en üst rütbe olduğunu belirten Kahraman, şehitleri rahmet ve minnetle andı, şehit ailelerine sabır ve yaralılara şifa diledi.
Kahraman, Meclis Başkanlık Divanı üyeleri olarak yarın, İstanbul'da Şehitler Tepesi'ni, Valilik, Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü ve yaralıları ziyaret edeceklerini söyledi.
Halep'te yaşananlara da değinen Kahraman, "Halep diye bir şehir ortadan kaldırılıyor. Milattan önce 3 bin yılında kurulmuş Halep, dünyanın gözü önünde yerle bir ediliyor. Maalesef BM'nin iki üyesi ateşkesi veto ediyor. Bir büyük trajediyle karşı karşıyayız ve çok üzgünüz. Bir travma, tarihte ender görülen bir dram. 'Halep orada arşın burada' deniliyordu. Arşın burada ama Halep artık orada mı? Bu çok hazin." dedi.
"Bir büyük oyun Türkiye'yi de saracaktı." ifadesini kullanan Kahraman, 15 Temmuz'daki darbe girişimine karşı Meclisiyle, milletiyle, basınıyla ve bütün siyasi partileriyle bir tavrın ortaya konularak bunun önlendiğini ve 16 saat gibi kısa bir zamanda Türkiye'nin normale döndüğünü vurguladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın teröre karşı milli seferberlik ilan ettiğini anımsatan Kahraman, "Zaten daha önceden beri devam eden tek yürekliliğimiz var. Elbette ki bu devam edecek. Güzel bir hadisedir. Terörün her türlüsüne karşıyız. PKK'sına da DEAŞ'ına da PYD'sine de... İsmi ne olursa olsun, terör, terördür ve insanlık suçudur." diye konuştu.
Kahraman, bütçe için katkıda bulunan ve özverili çalışmalar yapan, başta milletvekilleri ve bürokratlar olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür etti. Kahraman, 2017 yılı bütçesinin millet ve memleket için hayırlı ve uğurlu olması dilediğinde bulundu.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de bütçe görüşmeleri için Meclise geldi.
Bütçe üzerinde gruplar adına konuşmalar yapılacak.
Bütçe üzerinde ilk sözü, CHP Grubu adına İstanbul Milletvekili İlhan Kesici yaptı.
Cumhuriyet tarihinin en zor, en sıkıntılı günlerinden geçtiklerini ifade eden Kesici, Türkiye'nin komşularında 10 yılı aşkın zamandır sıcak ve iç savaşın olduğunu söyledi. Kesici, 1 milyondan fazla kişinin öldüğünü, 5 milyondan fazla kişinin sakat kaldığını, 10 milyondan fazla kişinin yerinden, yurdundan olduğunu, 4 milyon kişinin de Türkiye'ye sığındığını anımsattı. Kesici, bunu çok ciddiye almak gerektiğini belirtti.
Kesici, terörün, çok azdığını, azdırıldığını, şimdiye kadar karşılaştıklarının çok ötesinde bir mahiyet aldığını vurguladı. Kesici, Asala teröründen itibaren şehit olanlara Allah'tan rahmet diledi.
Türkiye'nin 15 Temmuz'da menfur bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kaldığına işaret eden Kesici, bunu da ciddiye almak gerektiğini vurguladı.
Gazeteci Hüsnü Mahalli'nin tutuklandığını, bir çok gazetecinin tutuklu yargılandığını anımsatan İlhan Kesici, milletvekilleri de dahil, bunların çoğunun tutuksuz yargılanabilecek kişiler olduğunu savundu.
Uluslararası organizasyonların, son 5 yıldır Türkiye'yi en kırılgan 5 ülke içinde gösterdiğini aktaran Kesici, Türkiye'nin üzerinde çok ağır bir karamsarlık hakim olduğunu öne sürdü. Kesici, "İktidar partisi, bunu yeteri kadar algılamıyor, algılayamıyor olabilirler ama çok ağır bir karamsarlık, umutsuzluk, gelecek endişesi ve korkusu var. Bir berber dükkanından en büyük holdinge kadar hiçkimse, yarını, ertesi günü tahminde bulunmada berraklık içinde değil." diye konuştu.
Türkiye'nin getirildiği noktanın 4 efsaneyle anlatıldığını dile getiren Kesici, Türkiye'yi ekonomik büyüklük itibarıyla dünyanın 17. büyük ekonomisi olduğu, Türkiye'nin milli gelirinin ve kişi başına düşen milli gelirin 4'e katlandığı ve IMF'ye olan borcun sıfırlandığının söylendiğini belirtti.
Kesici, Dünya Bankasının her yıl yayımladığı Dünya Kalkınma Raporu'nun 1991, 1992 ve 1993 yıllarına bakıldığında, Türkiye'nin, milli gelir itibarıyla dünyanın 16., 17. büyük ekonomisi olduğunun görüleceğini ifade etti. Kesici, bu yıl Türkiye'nin 18. olduğunu söyledi.
AK Parti'nin iktidarda olduğu 2003-2016 yılları arasında Türkiye'nin yıllık yüzde 4,6 büyüdüğüne işaret eden Kesici, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bunun ilk 4 yılını çıkarırsak, son 10 yıl; süzme bal AK Parti dönemidir. Cumhurbaşkanımız, Başbakanken ilk 4 yıl için çıraklık dönemleri olduğunu söylüyordu. 2007'den, cumhurbaşkanından itibaren bütün Türk Devleti, neredeyse AK Parti'nin elinde olmuştur. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Meclis Başkanı, Bakanlar Kurulu AK Parti'li olmuştur. Bu 10 yılın ortalama her yıl büyüme hızı yüzde 3,3. Bu çok zayıf bir büyüme, Türkiye geleneği, normali ve dünyanın normali itibarıyla zayıftır. 14 yılın ortalama yüzde 4,6, son 10 yılın ortalaması yüzde 3,3, son 5 yılın ortalaması yüzde 3,2. Çok partili düzene geçtiğimiz 1946'dan, AK Parti iktidara geldiği 2002'ye kadarki büyüme yüzde 5,1. 1923 ile 1938 arası yüzde 7,3."
Bakanların görevden alındıktan veya ayrıldıktan sonra doğru söylediğini savunan Kesici, Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek'in, "Kalıcı olarak işsizliği yüzde 10'un altında indirmek için yapısal reformlar yaptırmak lazım" dediğini, bunun çok doğru olduğunu ifade etti.
Şimşek'in halen görevde olduğunu söyleyen AK Parti'lilere Kesici, "Oradaki tarifi şöyle yaptım: Görevdeyken, gerçekten görevdeyse... Bir makamı var başbakan yardımcılığı, çok kudretli birşey." karşılığını verdi.
Kesici, AK Parti yönetimi, bakanlar kurulu, bürokrasinin artık tıkandığını, 14 yılın uzun zaman olduğunu, bütün dünyada verimli yöneticilik süresinin 6,5 yıl kabul edildiğini ileri sürdü.
CHP'li Kesici, 773 milyar dolar dış ticaret açığı verildiğini, bunun çok büyük rakam olduğunu belirterek, "Faize ödenen parayla iftihar ettiğimiz 18 bin 500 kilometreye ilaveten 170 bin kilometre bölünmüş veya duble yol daha yapılabilirdi. Kendi hesabımı söyleyeyim: Suya atayım, 1 milyon kilometre yapılır bu parayla. 1 milyon kilometre duble yol, bölünmüş yol yapılır." dedi.
Kesici, konuşmasında döviz kurundaki hareketliliğe işaret ederek, "Kur aldı başını gidiyor. Açık artırmaya çıkmış neredeyse." ifadelerini kullandı.
AK Parti iktidarınca hazırlanan 2014-2018 yıllarını kapsayan 10'uncu Beş Yıllık Kalkınma Planı'ndaki kur hesabına dikkati çeken Kesici, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Bu Plan 1 Temmuz 2013 yılında TBMM'de kabul edilmiş bir plan. Bunun 2018 yılının ortalama kuru olarak verdiği rakam, 1,97. Böyle bir şey olabilir mi? Şimdi kaç bu rakam? Bazen AK Partili arkadaşlarımızın bu duruma getirdiği mazeretler oluyor; 17-25 Aralık, 15 Temmuz, uluslararası komplolar, Suriye gibi. Halbuki bu hesaplar yapılırken bunların hiçbiri yoktu. Ama hesap yanlıştı. Niye? Liyakat."
Devlette liyakatın, işin ehline verilmesinin önemine dikkati çeken Kesici, yanlışlıkların ancak görevini hakkıyla yerine getiren, işin ehli kişilerce yapılması halinde önlenebileceğini söyledi.
Kesici, hükümetin 2017-2019 Orta Vadeli Program'ının da iki ay önce hazırlandığını aktararak, "Herşey ayan beyan ortadayken hazırlanmış bu program da önümüzdeki üç yıla bakıyor, o önümüzdeki üç yıl içinde 2018 yılının ortalama kurunu veriyor. İki ay önce hazırlanmış program 2018 yılının ortalama kuru olarak 3,30'u veriyor. Allah'tan korkun. Bütün bu hesaplar böyle geldikten sonra, büyüme hızının düşmesi, patinaj yapmış olması yadırganacak birşey olabilir mi? Artık heyecan bitmiş, aküler boşalmış. Aküleri dolduracak bir mekanizma olmamış." diye konuştu.
İktidarın, muhalefetin uyarı ve önerilerine açık olması gerektiğini belirten Kesici, sözlerinin muhalefet gayreti içinde söylenmiş olarak algılanmamasını istedi.
Türkiye Cumhuriyeti'nin tek parti döneminden çok partili hayata geçişinin önemli bir dönüm noktası, bunun "tek kişinin burnu kanamadan, hiçbir olay yaşanmadan" gerçekleştirilmesinin ise büyük bir başarı olduğunu vurgulayan Kesici, bu başarıda İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün demokrasi anlayışının payına işaret etti.
Kesici, "Bu Türklüğün, Türk devlet yapısının bütün dünya demokrasisine bir armağanı olmalıdır. Bu sadece CHP'lilerin, İsmet Paşa sevenlerin meselesi değil, bütün Türkiye'nin bunu böyle algılanması lazım." dedi.
Demokrat Parti'lilerin de büyük bir çoğunlukla o iktidarı alarak başarıyla taşıdıklarını anlatan Kesici, "Demokrat Partililer o iktidarı aldıktan sonra tek parti döneminde görev yapmış insanlardan tek bir kişiyi mahkeme kapılarına düşürdüler mi? Düşürmediler. Niye? Devlette yaralar da açılabilir. Ama netice itibarıyla devlet ve siyaset hayatında siyasi yaralar kanatılarak, deşilerek iyileştirilmez. Sarılarak, sarmalanarak, merhemlenerek, okşanarak iyileştirilir. Bu da Demokrat Parti'nin asaletidir." açıklamasında bulundu.
Kesici, tek partiden çok partili hayata geçişteki usulü ve uygulamaların Türkiye'nin dünya demokrasi tarihine en büyük armağanı olduğunun altını çizdi.
Konuşmasında partili cumhurbaşkanı tartışmalarına da değinen Kesici, sözlerini şöyle sürdürdü:
"1946 ve çok partili rejime geçildikten sonra CHP'nin yaptığı bir kurultay var. 7. Büyük Kurultay. 1947 Kurultayı tam 18 gün yapılmış olan bir kurultay. Oradaki işlerden bir tanesi; 1947 yılında İsmet Paşa hem parti genel başkanı hem cumhurbaşkanı. Bir tüzük değişikliği yaptırıyor. CHP'nin genel başkanı cumhurbaşkanı olduğu zaman parti genel başkanlığından ayrılır. Sene 1947. Dünyada doğru dürüst demokrasi yok. Tek parti dönemi, milli şef, ne derseniz. O günkü hali ile 1947 yılında o diyor ki parti genel başkanı cumhurbaşkanı olur ise parti genel başkanlığından ayrılır."
İsmet İnönü'nün bu kurultayda yerine aday gösterdiği Hilmi Uran'ın 646 delegeden 328 oy aldığının altını çizen Kesici, "İsmet Paşa, milli şef, cumhurbaşkanı bir kişiyi aday gösteriyor, 'Bu olsun parti genel başkanvekili' diye, delegelerin neredeyse yüzde 50'si ona oy vermiyor. Buna da kimse bir şey demiyor." şeklinde konuştu.
İlhan Kesici, şunları kaydetti:
"Bu 66 sene önce oluyor. 66 sene önce dünyada anca 8-10 tane demokratik ülke varken biz parti genel başkanlığı ile cumhurbaşkanlığını ayırıyoruz. Şimdi geldik 21. yüzyıla, cumhurbaşkanımız parti genel başkanı da olmak için neler ediyor, neler ediyor. Bu saatten sonra bunun böyle olması Türk demokrasisi açısından doğru bir şey değil. Sayın Cumhurbaşkanımız da alınmasın, alınsın diye söylemiyorum, Allah korusun emri hak vaki olsa, bu Cumhurbaşkanlığına, Başbakanlığa, Anayasa'ya sahip çıkacak insan var mı aranızda? Vallahi yok. Bu sadece Sayın Cumhurbaşkanımızın ölçülerine göre tanzim edilmiş bir şey. Bu bakımdan yol yakındır. her şey olup bitmiş değildir. Bu bakımdan bunu da dikkatlerinize getirmek istiyorum."
TBMM Genel Kurulu'nda, 2017 yılı bütçesi üzerinde AK Parti Grubu adına konuşan Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç, PKK, FETÖ, DEAŞ'ın birbirlerinden farkı olmaksızın Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığı ve birliğine kastettiğini belirtti.
Taşeron terör örgütleri ve onları destekleyenlerin Türkiye Cumhuriyeti'nin çıktığı kutlu yolun önünü kesemeyeceğini, milletin kazanımlarına, refah ve mutluluğu için gayretlere sekte vuramayacağını dile getiren Bilgiç, "Bu süreçte bizlere düşen her zamankinden daha çok bir ve beraber olmak, kenetlenmek ve kardeşliğimizi 15 Temmuz gecesinde olduğu gibi dosta düşmana göstermektir. Terör gibi toplumsal ve milli meselelerde ortak duruş sergileyip ortak mücadele kararlılığımızı bir kez daha en güçlü şekliyle göstermeliyiz." diye konuştu.
Suriye'de 5 yıldır yaşanan dehşetin yerini soykırıma terk ettiğini, milyonlarca insanın yurtlarından, yuvalarından edildiğini anlatan Bilgiç, Türkiye'nin milyonlarca kardeşine kucak açtığı ve bağrına bastığını kaydetti.
Bilgiç, "Halep'te yaşanan büyük insanlık dramı ve zor kış şartlarında göçe zorlanan kadın, çocuk, yaşlı, hasta on binlerce mazlum... Allah yardımcıları olsun. Ama Esed rejimi, tahliye edilen o mazlum kardeşlerimize bir kez daha acımasızca saldırmıştır, dünyayı, insanlığı hiçe sayarak mazlumları katletmiş, yaralamış, rehin almıştır." dedi.
Tüm dünyanın Esed rejimine "dur" deme zamanının geldiğine işaret eden Bilgiç, "Esed rejimi bilmelidir ki mazlumun ahı tahtından indirir şahı. Türkiye, bir kez daha insani politikaların sadece sözünün değil, uygulamasının da nasıl olması gerektiğini dünyaya göstermeye devam etmektedir." ifadelerini kullandı.
Türkiye'yi daha ileriye taşımak için daha fazla çalışıp, üreterek yollarına devam edeceklerini vurgulayan Bilgiç, kendisinden önce konuşan CHP İstanbul Milletvekili İlhan Kesici'nin konuşmasına değindi. "Ben mazide kazı yapmak da istemiyorum, bize devredilen enkazdan da bahsetmek istemiyorum." diyen Bilgiç, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nda 13,5 katrilyon, Konut Edindirme Yardımında 4,5 katrilyon vatandaşına borçlu, 21 bankası batırılmış, kamu bankalarının milyarlarca zarar yazdığı bir dönemden söz etmek istemediğini bildirdi.
Kesici'nin, 12 Aralık 1992'de ODTÜ'de yaptığı konuşmada "Enflasyon sorununa çözüm bulmak zor, hatta imkansız." dediğini aktaran Bilgiç, 2015 yılı enflasyonunun 8,8 olduğunu, 2018 yılı için ise yüzde 5 olarak hedeflendiğine dikkati çekti.
Bilgiç, 2003 yılında 40 kilometre tüneli olan bir yol aldıklarını anımsatarak, "Bugün baktığınızda 314 kilometre tünele ulaşmışız. Şöyle geçmişe dönüp baktığımda, Bolu Tüneli'nin bir ucundan girmişiz, 30 sene tünelin öbür ucunda ışığı görmek bu millete nasip olmamış. Ama bugün öyle değil. Bütçe görüşmelerine komisyonda başladığımız günden bu yana bölünmüş yol olarak Ulaştırma Bakanlığımızın ilave yaptığı yol 165 kilometredir. Bugün itibarıyla Türkiye'de 2 bin 68 adet, 198 kilometre de köprü, viyadük yapmışız." şeklinde konuştu.
AK Parti hükümetlerinin 15. bütçesinin görüşüldüğünü hatırlatan Bilgiç, şöyle devam etti:
"AK Parti iktidarının bu başarıları yakalamasının ve küresel dalgalanmalara karşı ekonomimizin dirençli olmasının temelinde, hesap verebilirlik ve şeffaflıkla ilgili uygulamaya koyduğu reformlar, mali disiplin, bütçe disiplininden ve sürdürülebilir bir borçlanma politikasından asla taviz vermemesi yatmaktadır. Dünyada ve bölgemizde yaşanan tüm sorunlara rağmen ülkemiz, son 14 yılda çok iyi bir ekonomik performans sergilemeyi başarmıştır. 14 yıllık dönemde siyasi ve ekonomik istikrardan alınan güçle, kamu mali dengeleri dirençli hale getirilmiştir. Mali disiplini sağlayacak tedbirler kararlılıkla uygulanmıştır.
Birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkede büyüme dalgalı seyrederken Türkiye, 27 çeyrek kesintisiz büyüyerek diğer gelişmekte olan ülkelerden pozitif yönde ayrışmaya devam etmiştir. 28. çeyrekte yaşanan sınırlı daralmaya rağmen 29. çeyrekte sanayi ve hizmetler sektöründe katma değerin ivme kazanmasıyla birlikte Türkiye'nin 2016 yıl sonunda da büyümesini sürdürmesi beklenmektedir. Türkiye'nin, 2016 yılının ilk yarısında yakaladığı yüzde 3,9'luk büyümeyle Çin ve Hindistan hariç gelişmekte olan ülkelerin 2,5 katı hızla büyüdüğünü de unutmayalım. Türkiye bu büyüme performansını, ticaret ortaklarındaki durgunluğa, jeopolitik gerginliklere ve azalan turizm gelirlerine rağmen elde etmiştir.
Küresel ekonomideki sorunlar, Ortadoğu'da yaşanan iç savaş, 7 Haziran seçimleri sonrasında yaşanan kısa süreli siyasi belirsizlik, yurt içinde meydana gelen terör saldırıları ve 15 Temmuz'da yaşadığımız hain darbe girişimine karşın iç talepteki canlılık devam etmektedir. Nitekim, yurt içi talep yılın ilk yarısında büyümeye 5,7 puan katkıda bulunmuştur."
Enflasyonla mücadelenin, AK Parti'nin göreve geldiği günden bu yana her zaman üzerinde hassasiyet gösterdiği ve başarı sağladığı konulardan biri olduğunu belirten Bilgiç, bunun bir başarı hikayesi olduğu ve kronik bir sorun olmaktan çıkarıldığını vurguladı.
Kamu maliyesinin, uygulanan borçlanma politikaları sonucu düşük bütçe açığı ve borç yüküyle Türkiye ekonomisinin sağlam temellerini oluşturduğuna işaret eden Bilgiç, AB ülkelerine kıyasla çok düşük bütçe açığı ve kamu borç yüküne sahip olduğunu söyledi.
Bilgiç, son dönemde kurdaki hareketliliğin borçlanma üzerindeki etkisine dikkati çekerek, 2003 yılından bu yana uygulanan ölçüt borçlanma politikaları kapsamında Türk Lirası cinsi borçlanmaya ağırlık verilerek, borç stoğunun kur değişimlerine duyarlılığının önemli ölçüde azaltıldığını anlattı. Bilgiç, "2001 yılındaki stok yapısı sürdürülüyor olsaydı Türk lirasının yüzde 10 değer kaybı, borç stoğunun 4,4 puan artmasına sebep olacakken, 2015 yılındaki stok yapısında bu artış yalnızca 1,2 puandır." değerlendirmesinde bulundu.
Son dönemde döviz kurlarında yaşanan gelişmelerin borç stoğuna etkisinin son derece sınırlı olduğunu ifade eden Bilgiç, "Gelişmelerin faiz ödenekleri üzerindeki etkisi, borç stoğunun vade yapısının uzaması sebebiyle son derece sınırlı kalmıştır. Bu çerçevede gerek içinde bulunduğumuz yıl gerekse 2017 yılı için bütçede öngörülen faiz ödeneklerinin yeterli olacağı değerlendirilmektedir." dedi.
Yapısal reformlar sayesinde rekabet gücü, yatırım ortamı ve kurumsal altyapıya ilişkin uluslararası göstergelerde de önemli iyileşmeler sağlandığını kaydeden Bilgiç, 2017 yılında özel sektör yatırımlarına kaldıraç etkisi sağlayacak temel kamu yatırımlarına önemli miktarda kaynak ayrıldığını bildirdi.
Bilgiç, AK Parti iktidarlarının kuruluşundan bu yana gerçekleştirilen reformlarla halkın refah ve mutluluğunu artırmaya yönelik düzenlemeler hakkında bilgi vererek, "Anayasa değişiklik teklifiyle bugüne kadar yapmış olduğumuz reformları taçlandırmış olacağız." ifadesini kullandı.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
Kahraman, birleşimi açtıktan sonra yaptığı konuşmada, İstanbul'daki menfur terör saldırısında şehit olan 44 kişi için 25 ilde cenaze töreni düzenlendiğini belirterek, "Bütün 81 ilimiz ve Türkiyemiz kanadı, bağrı yandı, ateş düştü." ifadesini kullandı.
Bu saldırıyı Mecliste 3 partinin ortak deklarasyonu ile kınadıklarını, bir partinin de kendi deklarasyonunu yayınladığını anımsatan Kahraman, teröre karşı tek yürek ve ses olarak güzel bir imtihan verildiğini söyledi.
Başbakan Binali Yıldırım, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin bir araya geldiklerini hatırlatan Kahraman, "Millet olarak herhangi bir parti farkı gözetmeksizin, milli menfaatlerde, bütünlükte, devleti yüceltmekte ve daha ötelere yürümede birlikte olacağımıza dair fevkalade güzel beyanda bulundular. Kendilerine teşekkürlerimizi sunuyoruz." diye konuştu.
15 Temmuz gecesinde de birlikte tek ses olduklarını anımsatan Kahraman, şöyle devam etti:
"Birlikte biz tek sesiz. Parmaklar değişik olsa dahi aynı birliğe bağlıdırlar. DNA'mız aynı. Milletimizi, devletimizi, bayrağımızı, vatanımızı severiz. Hiç kimsenin, bir diğerinden daha fazla seviyorum iddiası olamaz, olmamalıdır. Vatan hepimizin ve bu bayraktaki kırmızı kan, bizim dedelerimizin, şehitlerimizin akıttığı kan. Ne ona dokundurturuz, ne devletimize, ne milletimize, ne bütünlüğümüze, katiyen dokundurtmayız ve dokundurtmayacağız."
Şehitliğin en üst rütbe olduğunu belirten Kahraman, şehitleri rahmet ve minnetle andı, şehit ailelerine sabır ve yaralılara şifa diledi.
Kahraman, Meclis Başkanlık Divanı üyeleri olarak yarın, İstanbul'da Şehitler Tepesi'ni, Valilik, Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü ve yaralıları ziyaret edeceklerini söyledi.
Halep'te yaşananlara da değinen Kahraman, "Halep diye bir şehir ortadan kaldırılıyor. Milattan önce 3 bin yılında kurulmuş Halep, dünyanın gözü önünde yerle bir ediliyor. Maalesef BM'nin iki üyesi ateşkesi veto ediyor. Bir büyük trajediyle karşı karşıyayız ve çok üzgünüz. Bir travma, tarihte ender görülen bir dram. 'Halep orada arşın burada' deniliyordu. Arşın burada ama Halep artık orada mı? Bu çok hazin." dedi.
"Bir büyük oyun Türkiye'yi de saracaktı." ifadesini kullanan Kahraman, 15 Temmuz'daki darbe girişimine karşı Meclisiyle, milletiyle, basınıyla ve bütün siyasi partileriyle bir tavrın ortaya konularak bunun önlendiğini ve 16 saat gibi kısa bir zamanda Türkiye'nin normale döndüğünü vurguladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın teröre karşı milli seferberlik ilan ettiğini anımsatan Kahraman, "Zaten daha önceden beri devam eden tek yürekliliğimiz var. Elbette ki bu devam edecek. Güzel bir hadisedir. Terörün her türlüsüne karşıyız. PKK'sına da DEAŞ'ına da PYD'sine de... İsmi ne olursa olsun, terör, terördür ve insanlık suçudur." diye konuştu.
Kahraman, bütçe için katkıda bulunan ve özverili çalışmalar yapan, başta milletvekilleri ve bürokratlar olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür etti. Kahraman, 2017 yılı bütçesinin millet ve memleket için hayırlı ve uğurlu olması dilediğinde bulundu.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de bütçe görüşmeleri için Meclise geldi.
Bütçe üzerinde gruplar adına konuşmalar yapılacak.
Bütçe üzerinde ilk sözü, CHP Grubu adına İstanbul Milletvekili İlhan Kesici yaptı.
Cumhuriyet tarihinin en zor, en sıkıntılı günlerinden geçtiklerini ifade eden Kesici, Türkiye'nin komşularında 10 yılı aşkın zamandır sıcak ve iç savaşın olduğunu söyledi. Kesici, 1 milyondan fazla kişinin öldüğünü, 5 milyondan fazla kişinin sakat kaldığını, 10 milyondan fazla kişinin yerinden, yurdundan olduğunu, 4 milyon kişinin de Türkiye'ye sığındığını anımsattı. Kesici, bunu çok ciddiye almak gerektiğini belirtti.
Kesici, terörün, çok azdığını, azdırıldığını, şimdiye kadar karşılaştıklarının çok ötesinde bir mahiyet aldığını vurguladı. Kesici, Asala teröründen itibaren şehit olanlara Allah'tan rahmet diledi.
Türkiye'nin 15 Temmuz'da menfur bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kaldığına işaret eden Kesici, bunu da ciddiye almak gerektiğini vurguladı.
Gazeteci Hüsnü Mahalli'nin tutuklandığını, bir çok gazetecinin tutuklu yargılandığını anımsatan İlhan Kesici, milletvekilleri de dahil, bunların çoğunun tutuksuz yargılanabilecek kişiler olduğunu savundu.
Uluslararası organizasyonların, son 5 yıldır Türkiye'yi en kırılgan 5 ülke içinde gösterdiğini aktaran Kesici, Türkiye'nin üzerinde çok ağır bir karamsarlık hakim olduğunu öne sürdü. Kesici, "İktidar partisi, bunu yeteri kadar algılamıyor, algılayamıyor olabilirler ama çok ağır bir karamsarlık, umutsuzluk, gelecek endişesi ve korkusu var. Bir berber dükkanından en büyük holdinge kadar hiçkimse, yarını, ertesi günü tahminde bulunmada berraklık içinde değil." diye konuştu.
Türkiye'nin getirildiği noktanın 4 efsaneyle anlatıldığını dile getiren Kesici, Türkiye'yi ekonomik büyüklük itibarıyla dünyanın 17. büyük ekonomisi olduğu, Türkiye'nin milli gelirinin ve kişi başına düşen milli gelirin 4'e katlandığı ve IMF'ye olan borcun sıfırlandığının söylendiğini belirtti.
Kesici, Dünya Bankasının her yıl yayımladığı Dünya Kalkınma Raporu'nun 1991, 1992 ve 1993 yıllarına bakıldığında, Türkiye'nin, milli gelir itibarıyla dünyanın 16., 17. büyük ekonomisi olduğunun görüleceğini ifade etti. Kesici, bu yıl Türkiye'nin 18. olduğunu söyledi.
AK Parti'nin iktidarda olduğu 2003-2016 yılları arasında Türkiye'nin yıllık yüzde 4,6 büyüdüğüne işaret eden Kesici, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bunun ilk 4 yılını çıkarırsak, son 10 yıl; süzme bal AK Parti dönemidir. Cumhurbaşkanımız, Başbakanken ilk 4 yıl için çıraklık dönemleri olduğunu söylüyordu. 2007'den, cumhurbaşkanından itibaren bütün Türk Devleti, neredeyse AK Parti'nin elinde olmuştur. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Meclis Başkanı, Bakanlar Kurulu AK Parti'li olmuştur. Bu 10 yılın ortalama her yıl büyüme hızı yüzde 3,3. Bu çok zayıf bir büyüme, Türkiye geleneği, normali ve dünyanın normali itibarıyla zayıftır. 14 yılın ortalama yüzde 4,6, son 10 yılın ortalaması yüzde 3,3, son 5 yılın ortalaması yüzde 3,2. Çok partili düzene geçtiğimiz 1946'dan, AK Parti iktidara geldiği 2002'ye kadarki büyüme yüzde 5,1. 1923 ile 1938 arası yüzde 7,3."
Bakanların görevden alındıktan veya ayrıldıktan sonra doğru söylediğini savunan Kesici, Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek'in, "Kalıcı olarak işsizliği yüzde 10'un altında indirmek için yapısal reformlar yaptırmak lazım" dediğini, bunun çok doğru olduğunu ifade etti.
Şimşek'in halen görevde olduğunu söyleyen AK Parti'lilere Kesici, "Oradaki tarifi şöyle yaptım: Görevdeyken, gerçekten görevdeyse... Bir makamı var başbakan yardımcılığı, çok kudretli birşey." karşılığını verdi.
Kesici, AK Parti yönetimi, bakanlar kurulu, bürokrasinin artık tıkandığını, 14 yılın uzun zaman olduğunu, bütün dünyada verimli yöneticilik süresinin 6,5 yıl kabul edildiğini ileri sürdü.
CHP'li Kesici, 773 milyar dolar dış ticaret açığı verildiğini, bunun çok büyük rakam olduğunu belirterek, "Faize ödenen parayla iftihar ettiğimiz 18 bin 500 kilometreye ilaveten 170 bin kilometre bölünmüş veya duble yol daha yapılabilirdi. Kendi hesabımı söyleyeyim: Suya atayım, 1 milyon kilometre yapılır bu parayla. 1 milyon kilometre duble yol, bölünmüş yol yapılır." dedi.
Kesici, konuşmasında döviz kurundaki hareketliliğe işaret ederek, "Kur aldı başını gidiyor. Açık artırmaya çıkmış neredeyse." ifadelerini kullandı.
AK Parti iktidarınca hazırlanan 2014-2018 yıllarını kapsayan 10'uncu Beş Yıllık Kalkınma Planı'ndaki kur hesabına dikkati çeken Kesici, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Bu Plan 1 Temmuz 2013 yılında TBMM'de kabul edilmiş bir plan. Bunun 2018 yılının ortalama kuru olarak verdiği rakam, 1,97. Böyle bir şey olabilir mi? Şimdi kaç bu rakam? Bazen AK Partili arkadaşlarımızın bu duruma getirdiği mazeretler oluyor; 17-25 Aralık, 15 Temmuz, uluslararası komplolar, Suriye gibi. Halbuki bu hesaplar yapılırken bunların hiçbiri yoktu. Ama hesap yanlıştı. Niye? Liyakat."
Devlette liyakatın, işin ehline verilmesinin önemine dikkati çeken Kesici, yanlışlıkların ancak görevini hakkıyla yerine getiren, işin ehli kişilerce yapılması halinde önlenebileceğini söyledi.
Kesici, hükümetin 2017-2019 Orta Vadeli Program'ının da iki ay önce hazırlandığını aktararak, "Herşey ayan beyan ortadayken hazırlanmış bu program da önümüzdeki üç yıla bakıyor, o önümüzdeki üç yıl içinde 2018 yılının ortalama kurunu veriyor. İki ay önce hazırlanmış program 2018 yılının ortalama kuru olarak 3,30'u veriyor. Allah'tan korkun. Bütün bu hesaplar böyle geldikten sonra, büyüme hızının düşmesi, patinaj yapmış olması yadırganacak birşey olabilir mi? Artık heyecan bitmiş, aküler boşalmış. Aküleri dolduracak bir mekanizma olmamış." diye konuştu.
İktidarın, muhalefetin uyarı ve önerilerine açık olması gerektiğini belirten Kesici, sözlerinin muhalefet gayreti içinde söylenmiş olarak algılanmamasını istedi.
Türkiye Cumhuriyeti'nin tek parti döneminden çok partili hayata geçişinin önemli bir dönüm noktası, bunun "tek kişinin burnu kanamadan, hiçbir olay yaşanmadan" gerçekleştirilmesinin ise büyük bir başarı olduğunu vurgulayan Kesici, bu başarıda İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün demokrasi anlayışının payına işaret etti.
Kesici, "Bu Türklüğün, Türk devlet yapısının bütün dünya demokrasisine bir armağanı olmalıdır. Bu sadece CHP'lilerin, İsmet Paşa sevenlerin meselesi değil, bütün Türkiye'nin bunu böyle algılanması lazım." dedi.
Demokrat Parti'lilerin de büyük bir çoğunlukla o iktidarı alarak başarıyla taşıdıklarını anlatan Kesici, "Demokrat Partililer o iktidarı aldıktan sonra tek parti döneminde görev yapmış insanlardan tek bir kişiyi mahkeme kapılarına düşürdüler mi? Düşürmediler. Niye? Devlette yaralar da açılabilir. Ama netice itibarıyla devlet ve siyaset hayatında siyasi yaralar kanatılarak, deşilerek iyileştirilmez. Sarılarak, sarmalanarak, merhemlenerek, okşanarak iyileştirilir. Bu da Demokrat Parti'nin asaletidir." açıklamasında bulundu.
Kesici, tek partiden çok partili hayata geçişteki usulü ve uygulamaların Türkiye'nin dünya demokrasi tarihine en büyük armağanı olduğunun altını çizdi.
Konuşmasında partili cumhurbaşkanı tartışmalarına da değinen Kesici, sözlerini şöyle sürdürdü:
"1946 ve çok partili rejime geçildikten sonra CHP'nin yaptığı bir kurultay var. 7. Büyük Kurultay. 1947 Kurultayı tam 18 gün yapılmış olan bir kurultay. Oradaki işlerden bir tanesi; 1947 yılında İsmet Paşa hem parti genel başkanı hem cumhurbaşkanı. Bir tüzük değişikliği yaptırıyor. CHP'nin genel başkanı cumhurbaşkanı olduğu zaman parti genel başkanlığından ayrılır. Sene 1947. Dünyada doğru dürüst demokrasi yok. Tek parti dönemi, milli şef, ne derseniz. O günkü hali ile 1947 yılında o diyor ki parti genel başkanı cumhurbaşkanı olur ise parti genel başkanlığından ayrılır."
İsmet İnönü'nün bu kurultayda yerine aday gösterdiği Hilmi Uran'ın 646 delegeden 328 oy aldığının altını çizen Kesici, "İsmet Paşa, milli şef, cumhurbaşkanı bir kişiyi aday gösteriyor, 'Bu olsun parti genel başkanvekili' diye, delegelerin neredeyse yüzde 50'si ona oy vermiyor. Buna da kimse bir şey demiyor." şeklinde konuştu.
İlhan Kesici, şunları kaydetti:
"Bu 66 sene önce oluyor. 66 sene önce dünyada anca 8-10 tane demokratik ülke varken biz parti genel başkanlığı ile cumhurbaşkanlığını ayırıyoruz. Şimdi geldik 21. yüzyıla, cumhurbaşkanımız parti genel başkanı da olmak için neler ediyor, neler ediyor. Bu saatten sonra bunun böyle olması Türk demokrasisi açısından doğru bir şey değil. Sayın Cumhurbaşkanımız da alınmasın, alınsın diye söylemiyorum, Allah korusun emri hak vaki olsa, bu Cumhurbaşkanlığına, Başbakanlığa, Anayasa'ya sahip çıkacak insan var mı aranızda? Vallahi yok. Bu sadece Sayın Cumhurbaşkanımızın ölçülerine göre tanzim edilmiş bir şey. Bu bakımdan yol yakındır. her şey olup bitmiş değildir. Bu bakımdan bunu da dikkatlerinize getirmek istiyorum."
TBMM Genel Kurulu'nda, 2017 yılı bütçesi üzerinde AK Parti Grubu adına konuşan Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç, PKK, FETÖ, DEAŞ'ın birbirlerinden farkı olmaksızın Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığı ve birliğine kastettiğini belirtti.
Taşeron terör örgütleri ve onları destekleyenlerin Türkiye Cumhuriyeti'nin çıktığı kutlu yolun önünü kesemeyeceğini, milletin kazanımlarına, refah ve mutluluğu için gayretlere sekte vuramayacağını dile getiren Bilgiç, "Bu süreçte bizlere düşen her zamankinden daha çok bir ve beraber olmak, kenetlenmek ve kardeşliğimizi 15 Temmuz gecesinde olduğu gibi dosta düşmana göstermektir. Terör gibi toplumsal ve milli meselelerde ortak duruş sergileyip ortak mücadele kararlılığımızı bir kez daha en güçlü şekliyle göstermeliyiz." diye konuştu.
Suriye'de 5 yıldır yaşanan dehşetin yerini soykırıma terk ettiğini, milyonlarca insanın yurtlarından, yuvalarından edildiğini anlatan Bilgiç, Türkiye'nin milyonlarca kardeşine kucak açtığı ve bağrına bastığını kaydetti.
Bilgiç, "Halep'te yaşanan büyük insanlık dramı ve zor kış şartlarında göçe zorlanan kadın, çocuk, yaşlı, hasta on binlerce mazlum... Allah yardımcıları olsun. Ama Esed rejimi, tahliye edilen o mazlum kardeşlerimize bir kez daha acımasızca saldırmıştır, dünyayı, insanlığı hiçe sayarak mazlumları katletmiş, yaralamış, rehin almıştır." dedi.
Tüm dünyanın Esed rejimine "dur" deme zamanının geldiğine işaret eden Bilgiç, "Esed rejimi bilmelidir ki mazlumun ahı tahtından indirir şahı. Türkiye, bir kez daha insani politikaların sadece sözünün değil, uygulamasının da nasıl olması gerektiğini dünyaya göstermeye devam etmektedir." ifadelerini kullandı.
Türkiye'yi daha ileriye taşımak için daha fazla çalışıp, üreterek yollarına devam edeceklerini vurgulayan Bilgiç, kendisinden önce konuşan CHP İstanbul Milletvekili İlhan Kesici'nin konuşmasına değindi. "Ben mazide kazı yapmak da istemiyorum, bize devredilen enkazdan da bahsetmek istemiyorum." diyen Bilgiç, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nda 13,5 katrilyon, Konut Edindirme Yardımında 4,5 katrilyon vatandaşına borçlu, 21 bankası batırılmış, kamu bankalarının milyarlarca zarar yazdığı bir dönemden söz etmek istemediğini bildirdi.
Kesici'nin, 12 Aralık 1992'de ODTÜ'de yaptığı konuşmada "Enflasyon sorununa çözüm bulmak zor, hatta imkansız." dediğini aktaran Bilgiç, 2015 yılı enflasyonunun 8,8 olduğunu, 2018 yılı için ise yüzde 5 olarak hedeflendiğine dikkati çekti.
Bilgiç, 2003 yılında 40 kilometre tüneli olan bir yol aldıklarını anımsatarak, "Bugün baktığınızda 314 kilometre tünele ulaşmışız. Şöyle geçmişe dönüp baktığımda, Bolu Tüneli'nin bir ucundan girmişiz, 30 sene tünelin öbür ucunda ışığı görmek bu millete nasip olmamış. Ama bugün öyle değil. Bütçe görüşmelerine komisyonda başladığımız günden bu yana bölünmüş yol olarak Ulaştırma Bakanlığımızın ilave yaptığı yol 165 kilometredir. Bugün itibarıyla Türkiye'de 2 bin 68 adet, 198 kilometre de köprü, viyadük yapmışız." şeklinde konuştu.
AK Parti hükümetlerinin 15. bütçesinin görüşüldüğünü hatırlatan Bilgiç, şöyle devam etti:
"AK Parti iktidarının bu başarıları yakalamasının ve küresel dalgalanmalara karşı ekonomimizin dirençli olmasının temelinde, hesap verebilirlik ve şeffaflıkla ilgili uygulamaya koyduğu reformlar, mali disiplin, bütçe disiplininden ve sürdürülebilir bir borçlanma politikasından asla taviz vermemesi yatmaktadır. Dünyada ve bölgemizde yaşanan tüm sorunlara rağmen ülkemiz, son 14 yılda çok iyi bir ekonomik performans sergilemeyi başarmıştır. 14 yıllık dönemde siyasi ve ekonomik istikrardan alınan güçle, kamu mali dengeleri dirençli hale getirilmiştir. Mali disiplini sağlayacak tedbirler kararlılıkla uygulanmıştır.
Birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkede büyüme dalgalı seyrederken Türkiye, 27 çeyrek kesintisiz büyüyerek diğer gelişmekte olan ülkelerden pozitif yönde ayrışmaya devam etmiştir. 28. çeyrekte yaşanan sınırlı daralmaya rağmen 29. çeyrekte sanayi ve hizmetler sektöründe katma değerin ivme kazanmasıyla birlikte Türkiye'nin 2016 yıl sonunda da büyümesini sürdürmesi beklenmektedir. Türkiye'nin, 2016 yılının ilk yarısında yakaladığı yüzde 3,9'luk büyümeyle Çin ve Hindistan hariç gelişmekte olan ülkelerin 2,5 katı hızla büyüdüğünü de unutmayalım. Türkiye bu büyüme performansını, ticaret ortaklarındaki durgunluğa, jeopolitik gerginliklere ve azalan turizm gelirlerine rağmen elde etmiştir.
Küresel ekonomideki sorunlar, Ortadoğu'da yaşanan iç savaş, 7 Haziran seçimleri sonrasında yaşanan kısa süreli siyasi belirsizlik, yurt içinde meydana gelen terör saldırıları ve 15 Temmuz'da yaşadığımız hain darbe girişimine karşın iç talepteki canlılık devam etmektedir. Nitekim, yurt içi talep yılın ilk yarısında büyümeye 5,7 puan katkıda bulunmuştur."
Enflasyonla mücadelenin, AK Parti'nin göreve geldiği günden bu yana her zaman üzerinde hassasiyet gösterdiği ve başarı sağladığı konulardan biri olduğunu belirten Bilgiç, bunun bir başarı hikayesi olduğu ve kronik bir sorun olmaktan çıkarıldığını vurguladı.
Kamu maliyesinin, uygulanan borçlanma politikaları sonucu düşük bütçe açığı ve borç yüküyle Türkiye ekonomisinin sağlam temellerini oluşturduğuna işaret eden Bilgiç, AB ülkelerine kıyasla çok düşük bütçe açığı ve kamu borç yüküne sahip olduğunu söyledi.
Bilgiç, son dönemde kurdaki hareketliliğin borçlanma üzerindeki etkisine dikkati çekerek, 2003 yılından bu yana uygulanan ölçüt borçlanma politikaları kapsamında Türk Lirası cinsi borçlanmaya ağırlık verilerek, borç stoğunun kur değişimlerine duyarlılığının önemli ölçüde azaltıldığını anlattı. Bilgiç, "2001 yılındaki stok yapısı sürdürülüyor olsaydı Türk lirasının yüzde 10 değer kaybı, borç stoğunun 4,4 puan artmasına sebep olacakken, 2015 yılındaki stok yapısında bu artış yalnızca 1,2 puandır." değerlendirmesinde bulundu.
Son dönemde döviz kurlarında yaşanan gelişmelerin borç stoğuna etkisinin son derece sınırlı olduğunu ifade eden Bilgiç, "Gelişmelerin faiz ödenekleri üzerindeki etkisi, borç stoğunun vade yapısının uzaması sebebiyle son derece sınırlı kalmıştır. Bu çerçevede gerek içinde bulunduğumuz yıl gerekse 2017 yılı için bütçede öngörülen faiz ödeneklerinin yeterli olacağı değerlendirilmektedir." dedi.
Yapısal reformlar sayesinde rekabet gücü, yatırım ortamı ve kurumsal altyapıya ilişkin uluslararası göstergelerde de önemli iyileşmeler sağlandığını kaydeden Bilgiç, 2017 yılında özel sektör yatırımlarına kaldıraç etkisi sağlayacak temel kamu yatırımlarına önemli miktarda kaynak ayrıldığını bildirdi.
Bilgiç, AK Parti iktidarlarının kuruluşundan bu yana gerçekleştirilen reformlarla halkın refah ve mutluluğunu artırmaya yönelik düzenlemeler hakkında bilgi vererek, "Anayasa değişiklik teklifiyle bugüne kadar yapmış olduğumuz reformları taçlandırmış olacağız." ifadesini kullandı.
***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***
