2008-12-23 - 12:00
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, Parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, İsrail firması ile tedarik modeli ve ürünün özellikleri nedeniyle yerine getirilmesi mümkün olmayan, Türk İnsansız Hava Aracı (TİHA) projesi kapsamında 10 uçağın alımı için imzalanan sözleşmeden dolayı, yaklaşık 200 milyon dolar kamu zararı oluştuğunu savundu.
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, TİHA projesi kapsamında 10
uçağın alımı için 2005'te İsrail firmasıyla sözleşme imzalandığını anımsattı.
Sözleşme kapsamında ilk Heron sistemini Eylül 2007'de TSK'ya teslim
etmesi gereken İsrail firmasının, gecikme gerekçesi olarak, ''Aselsan'ın,
Aselflır-300 kamerasını teslim etmemesini'' gösterdiğini belirten Kart, ''Oysa
TİHA projesi kapsamında, her türlü akdi sorumluluk İsrail firmasında olmasına
rağmen, Savunma Sanayi Müsteşarlığı, 8-9 ay boyunca cezai yaptırım süreci
başlatmayarak, bir anlamda yüklenici firmaya sözleşme dışı kolaylık sağlamıştır''
dedi.
Kart, Milli Savunma Bakanlığının, Heron'ların tesliminin gecikmesi
üzerine, Güneydoğu'daki acil istihbarat ihtiyacını karşılamak için yüklenici
firmanın iştiraki olan alt firmadan, 10 milyon dolara, personeliyle birlikte 1
adet Heron uçağı kiraladığını öne sürdü. Kart, bu uçağın görev uçuşu sırasında
düştüğünü, bunun üzerine İsrail'de yerleşik firmadan, 15 milyon dolara 3 adet
hafif İHA uçağı alındığını belirterek, ''Bu, bir sözleşme ihlali, kaynak israfı
ve yetkinin kötüye kullanılması anlamına gelmez mi?'' diye sordu.
-''İSRAİL FİRMASINCA MANİPLE EDİLDİ''-
Firmanın sözleşmeye uygun teslimat yapamayacağının ortaya çıkmasına
rağmen, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül'ün, Ekim 2008'de İsrail'de, firmanın
tesislerini ziyareti sırasında, ''bu araçların mükemmel olduğu, görevlerini en
iyi şekilde yapacağını'' söylediğini ifade eden Kart, bu durumun, Gönül'ün İsrail
firmasınca manipule edildiği anlamına geldiğini iddia etti.
Tedarik modeli ve ürünün özellikleri nedeniyle sözleşmenin oluşumu
aşamasından itibaren yerine getirilmesi mümkün olmayan bir sözleşmenin
yapıldığının anlaşıldığını belirten Kart, ''Milli Savunma Bakanlığının öngörüsüz
tavırları ve kötü yönetimi nedeniyle, terörle mücadelede yeni bir zafiyet unsuru
yaratılmıştır. Ulusal savunmayla ilgili kamu kaynakları, bürokratik kadroların
sorumsuzluğu, sözleşme ihlallerine göz yummaları ve bu kadroları denetleme
mevkinde olan siyasi otoritenin bu ihlallere iştirak etmesi nedeniyle 200 milyon
dolar seviyesinde bir kamu zararına yol açılmıştır'' diye konuştu.
-''TAZMİNAT HÜKÜMLERİNİ NEDEN İŞLETMEDİ?''-
Savunma Sanayi Müsteşarlığının, ilk Heron sistemini Eylül 2007'de teslim
etmesi gerekirken, bunu yerine getirmeyen İsrail firmasına karşı sözleşmeden
doğan tazminat hükümlerini neden işletmediğini soran Kart, şöyle devam etti:
''Terörle mücadele ve istihbarat için hayati önemi olan bu uçakların
alımı konusunda ödemeyi büyük ölçüde yapan, ancak sözleşmenin gerçekleşmesi için
üstüne düşen akdi ve siyasi sorumluluğu yerine getirmeyen sorumsuz ve duyarsız
bir Hükümet... Bu sürecin sonunda ortaya çıkan gerçekler ve vahim tablo
karşısında panikleyen ve yeni yanlışlar yapan yetersiz bir Bakan.... İstifa
kavramını aklına getirmeyen, böylesine sabit olan başarısızlığa rağmen o makamda
oturmaya devam eden bir Milli Savunma Bakanı. Şırnak, Gabar, Dağlıca ve Aktütün
saldırılarının siyaseten sorumlusu olan bir Bakan'dan söz ediyorum. Bu sürece ve
olaylara hakim olamayan, böyle bir gayreti olmayan, inisiyatif kullanmayan, adeta
sembolik bir Bakan.''
uçağın alımı için 2005'te İsrail firmasıyla sözleşme imzalandığını anımsattı.
Sözleşme kapsamında ilk Heron sistemini Eylül 2007'de TSK'ya teslim
etmesi gereken İsrail firmasının, gecikme gerekçesi olarak, ''Aselsan'ın,
Aselflır-300 kamerasını teslim etmemesini'' gösterdiğini belirten Kart, ''Oysa
TİHA projesi kapsamında, her türlü akdi sorumluluk İsrail firmasında olmasına
rağmen, Savunma Sanayi Müsteşarlığı, 8-9 ay boyunca cezai yaptırım süreci
başlatmayarak, bir anlamda yüklenici firmaya sözleşme dışı kolaylık sağlamıştır''
dedi.
Kart, Milli Savunma Bakanlığının, Heron'ların tesliminin gecikmesi
üzerine, Güneydoğu'daki acil istihbarat ihtiyacını karşılamak için yüklenici
firmanın iştiraki olan alt firmadan, 10 milyon dolara, personeliyle birlikte 1
adet Heron uçağı kiraladığını öne sürdü. Kart, bu uçağın görev uçuşu sırasında
düştüğünü, bunun üzerine İsrail'de yerleşik firmadan, 15 milyon dolara 3 adet
hafif İHA uçağı alındığını belirterek, ''Bu, bir sözleşme ihlali, kaynak israfı
ve yetkinin kötüye kullanılması anlamına gelmez mi?'' diye sordu.
-''İSRAİL FİRMASINCA MANİPLE EDİLDİ''-
Firmanın sözleşmeye uygun teslimat yapamayacağının ortaya çıkmasına
rağmen, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül'ün, Ekim 2008'de İsrail'de, firmanın
tesislerini ziyareti sırasında, ''bu araçların mükemmel olduğu, görevlerini en
iyi şekilde yapacağını'' söylediğini ifade eden Kart, bu durumun, Gönül'ün İsrail
firmasınca manipule edildiği anlamına geldiğini iddia etti.
Tedarik modeli ve ürünün özellikleri nedeniyle sözleşmenin oluşumu
aşamasından itibaren yerine getirilmesi mümkün olmayan bir sözleşmenin
yapıldığının anlaşıldığını belirten Kart, ''Milli Savunma Bakanlığının öngörüsüz
tavırları ve kötü yönetimi nedeniyle, terörle mücadelede yeni bir zafiyet unsuru
yaratılmıştır. Ulusal savunmayla ilgili kamu kaynakları, bürokratik kadroların
sorumsuzluğu, sözleşme ihlallerine göz yummaları ve bu kadroları denetleme
mevkinde olan siyasi otoritenin bu ihlallere iştirak etmesi nedeniyle 200 milyon
dolar seviyesinde bir kamu zararına yol açılmıştır'' diye konuştu.
-''TAZMİNAT HÜKÜMLERİNİ NEDEN İŞLETMEDİ?''-
Savunma Sanayi Müsteşarlığının, ilk Heron sistemini Eylül 2007'de teslim
etmesi gerekirken, bunu yerine getirmeyen İsrail firmasına karşı sözleşmeden
doğan tazminat hükümlerini neden işletmediğini soran Kart, şöyle devam etti:
''Terörle mücadele ve istihbarat için hayati önemi olan bu uçakların
alımı konusunda ödemeyi büyük ölçüde yapan, ancak sözleşmenin gerçekleşmesi için
üstüne düşen akdi ve siyasi sorumluluğu yerine getirmeyen sorumsuz ve duyarsız
bir Hükümet... Bu sürecin sonunda ortaya çıkan gerçekler ve vahim tablo
karşısında panikleyen ve yeni yanlışlar yapan yetersiz bir Bakan.... İstifa
kavramını aklına getirmeyen, böylesine sabit olan başarısızlığa rağmen o makamda
oturmaya devam eden bir Milli Savunma Bakanı. Şırnak, Gabar, Dağlıca ve Aktütün
saldırılarının siyaseten sorumlusu olan bir Bakan'dan söz ediyorum. Bu sürece ve
olaylara hakim olamayan, böyle bir gayreti olmayan, inisiyatif kullanmayan, adeta
sembolik bir Bakan.''
