2018-11-27 - 17:38
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu Başkanvekili Mustafa Şentop başkanlığında toplandı. Genel Kurulda, Çevre Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin birinci bölümünde yer alan 9 madde kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Mustafa Şentop başkanlığında toplandı. Şentop, gündeme geçmeden önce üç milletvekiline gündem dışı söz verdi.

AK PARTİ Sivas Milletvekili Semiha Ekinci, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla yaptığı gündem dışı konuşmasında, "kadın davası millet davası" bilinciyle hareket eden partisinin, kadını toplumun öznesi durumuna getirmek için çok çaba sarf ettiğini ve kadına yönelik şiddetin önlenmesi temelinde birçok yeniliği hayata geçirdiğini belirtti.

Bu konuda Türkiye'nin katetmesi gereken daha çok yolu bulunduğunu vurgulayan Ekinci, "Bir kadının bile zarar görmediği ve her kadının birey olarak yapabilirliklerinin farkında olduğu bir toplumun inşası için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz." diye konuştu.

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer ve İYİ Parti Adana Milletvekili İsmail Koncuk, konuşmalarında, seçim bölgelerine ilişkin sorunları gündeme getirdi.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, dün İstanbul Sancaktepe'de düşen helikopterde şehit olan askerlere Allah'tan rahmet, ailelerine ve Türk milletine sabır diledi. Türkkan, "Son 1 yıl içerisinde 4 farklı helikopter kazasında 23 askerimizi şehit verdik. Karşılaştığımız bu sık kazalar tablosu kabul edebileceğimiz ya da kader diyebileceğimiz bir durumu artık aşmıştır. Hükümetin bu konunun üzerine ehemmiyetle eğilmesini, eksikleri tespit edip kazaların tekrar yaşanmaması için tüm önlemleri almasını tavsiye ediyoruz." şeklinde konuştu.

Merhum Alparslan Türkeş'in doğumunun 101. yıl dönümünün idrak edildiğini anımsatan Türkkan, "Türk Turan davası adına her türlü çetin mücadeleyi veren ve yeri geldiğinde ağır bedeller ödeyen Başbuğumuzu rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. Aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyorum, mekânı cennet, ruhu şad olsun." dedi.

Türkkan, Türk Dil Kurumunun internet sitesinde bir skandala imza atılarak "başbuğ" kelimesinin tanımını, "Osmanlı Devleti'nde savaş zamanı başka birliklerden ayrılıp bir araya getirilerek oluşturulan birliğin veya milis güçlerinin komutanı ve devlete karşı ayaklananların başı." olarak yapıldığını söyledi. Türkkan, "Cumhuriyetimizin kurucusu Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk ve davamızın lideri Alparslan Türkeş'e 'devlete karşı ayaklananların başı' demek hiç kimsenin haddi değildir. Bu tanımlamayı yapanları şiddetle kınıyorum ve tanımın bir an önce internet sitesinden kaldırılmasını talep ediyorum." diye konuştu.

Türkkan, hükümetin, "Türkiye'yi yeniden ihanet sürecine sokmaya ve İmralı rotasına sokmaya kararlı olduğunu" ileri sürerek, "Sayın Cumhurbaşkanı'na, 'Müslüman, bir sokulduğu delikten bir daha sokulmaz.' lafını hatırlatıyor ve altını çizerek ekliyoruz: Terörle müzakere değil, sadece ve sadece mücadele edilir." ifadelerini kullandı.

MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, dünkü helikopter kazasında şehit olan askerlere Allah'tan rahmet, ailelerine ve Türk milletine sabır diledi.

Alparslan Türkeş'in doğum yıl dönümü olduğunu anımsatan Bülbül, "Rahmetli Başbuğumuz, tarihte örneklerine pek rastlanmayan müstesna şahsiyetlerden biridir. Onun doğumunu sadece fiziksel bir olay olarak değil, fikirleri ve davası bakımından da iyi anlamak gerekir. Kıbrıs'ta bir evde doğan; vatan hasretiyle yanarken, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne yön veren bir hareketin fikir babası ve kurucusu olmuştur. Bu hareketin adı Milliyetçi Hareket Partisidir." diye konuştu.

Ülkücü ve milliyetçi hareketin bugünlere gelmesinin Başbuğ Türkeş'in davaya olan inancı ve adanmışlığının yegane nedeni olduğunu vurgulayan Bülbül, bu emanetin Genel Başkan Devlet Bahçeli ile geleceğe yürüdüğünü dile getirdi. Bülbül, "Dönenlere, satanlara, kaçanlara, korkanlara, sinenlere hiç aldırış etmeden merhum Başbuğumuzun izinden cesaretle yürüyoruz. Şehitlerimizin emanetlerini kucaklayarak yürüyoruz. Bu vesileyle Türk Dil Kurumunun hatasını tez elden düzeltmiş olduğunu görmüş ve tespit etmiş bulunuyoruz. Bu, hiçbir şekilde kabul edilemeyecek bir düzenlemeydi. Düzeltilmesi de bu açıdan önem arz etmekteydi." değerlendirmesinde bulundu.

MHP'nin Başbuğ'un fikirlerinin, inancının ve anlayışının yegane temsilcisi olduğunu söyleyen Bülbül, "Bunun dışında kendi programlarına Türk milliyetçiliği davasını dahi yerleştirememiş olanların, Başbuğ adına nostaljik ve romantik ifadelerini de kamuoyunun ve ülkücü hareketin takdirlerine bırakıyoruz." ifadelerini kullandı.

HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM), bir hafta önce Selahattin Demirtaş'a ilişkin karar aldığını anımsatarak, karara göre Demirtaş'ın derhal serbest bırakılması gerektiğini savundu. Kurtulan, Türkiye'nin de imzaladığı anlaşma gereği AİHM'in kararını yerine getirmesi gerektiğini ileri sürerek, "Tartışmaya yer bırakmayacak nitelikte ve Türkiye'nin de derhal uygulamak zorunda olduğu bu karara karşı Demirtaş'ın siyasi rakipleri adeta ayak diretiyor." ifadelerini kullandı.

İç hukuk ve uluslararası hukuk hükümlerinin açık olduğunu belirten Kurtulan, "Demirtaş'ın tutuklu olmasının nedeni, siyasi iktidarın kendisini rakip olarak görmesinden başka bir şey değildir. Demirtaş'ın bir gün değil, bir dakika bile rehin tutulmaya devam edilmesi hukuka aykırıdır." dedi.

CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç da helikopter kazasında şehit olan askerlere Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı diledi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, verdiği sözü yerine getirerek Cumartesi Anneleri'nin sesini TBMM Genel Kuruluna taşıdığını belirten Özkoç, 26 yaşındayken, 1980 yılında gözaltında kaybolduğu iddia edilen Hayrettin Eren'in annesi Elmas Eren'in, tüm başvurularına rağmen bir bilgiye ulaşamadığını aktardı.

Özkoç, Cumartesi Anneleri'nin, Hayrettin Eren'e ilişkin dosyanın ele alınarak çözüme ulaştırılması için yargı makamlarını göreve çağırdığını söyledi.

AK PARTİ Grup Başkanvekili Bülent Turan, Sancaktepe'deki şehitlere Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı diledi.

25 Kasım'ın "Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü" olduğunu anımsatan Turan, "Kadın ve şiddet sözcüklerinin yan yana kullanılması, insanlık için şüphesiz ki geriye gidişin alametidir. Mücadele sözcüğünün, kıymetiharbiyesine halel gelmeksizin, bugünün aslında '25 Kasım kadına yönelik şiddetten utanç günü' olarak anılmasında fayda olur kanaatindeyim." diye konuştu.

Rahmetli Alparslan Türkeş'in doğum yıl dönümü olduğunu anımsatan Turan, "Sevenlerine başsağlığı, kendisine rahmet diliyorum." dedi.

Öte yandan Genel Kurulda, AK PARTİ'li milletvekillerinin, üzerinde, "25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü" yazılı rozet taktıkları görüldü.

TBMM Genel Kurulu'nda CHP, HDP ve İYİ Parti'nin gündeme ilişkin grup önerileri kabul edilmedi.

İYİ Parti, Danışma Kurulu toplanamadığından, "Türkiye Cumhuriyeti" ibaresinin kamu kurum ve kuruluşlarının tabelalarından kaldırılmasının araştırılmasıyla ilgili grup önerisini Genel Kurula taşıdı.

İYİ Parti Denizli Milletvekili Yasin Öztürk, öneri üzerinde yaptığı konuşmada, kamu kurum ve kuruluşlarının tabelalarından "Türkiye Cumhuriyeti" ibaresinin çıkarılmasının, duyarsız açıklamalarla geçiştirilecek kadar basit bir olay olmadığını vurguladı.

"Bu uygulama, milletin sinir uçlarını hedef alan kışkırtma hareketidir, şuursuz bir harekettir." diyen Öztürk, bu uygulamayı kabul edemeyeceklerini söyledi.

Yasin Öztürk, bu ibarenin kaldırılmasından sonra yapılan eleştirileri önlemek amacıyla birçok açıklama yapıldığını, bazen valiliklerde tadilatı yapan şirketin suçlandığını, bazen de kısaltma amaçlı yapıldığının söylendiğini ifade etti.

Kendisini yerli ve milli hisseden herkesin, önerilerine "evet" demesi gerektiğini ifade eden Öztürk, çözüm sürecindeki beş yılda yapılan tahribatın ortadan kaldırılması gerektiğini dile getirdi.

HDP'nin, AİHM'in verdiği ihlal kararlarıyla ilgili grup önerisi üzerinde konuşan HDP Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir, AİHM'in, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında, "tahliye olması gerektiği" yönünde karar verdiğini anımsattı.

AİHM ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin, 1947 yılında kurulan Avrupa Konseyinin üyesi olan Türkiye'yi de bağladığını belirten Aydemir, bu kararın Anayasa'nın 90. maddesi gereğince yürütme, yasama ve idare mercilerinin tümünü bağladığını kaydetti.

HDP'li Aydemir, "Bu kararı tanımıyoruz." açıklamasıyla Anayasa'yı ihlal suçunun işlendiğini öne sürerek, "Hiç kimse, uluslar üstü olan bir mahkemenin verdiği karara uymamazlık edemez." dedi.

Genel Kurul'da, CHP'nin, şeker fabrikalarının özelleştirilmesiyle ilgili grup önerisi de görüşüldü.

CHP Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal, öneri üzerinde yaptığı konuşmada, AK PARTİ iktidarında, Cumhuriyet döneminde bin bir emekle kurulan şeker fabrikalarının kapatıldığını belirterek, "Babanızın malı gibi 13 fabrikayı sattınız, milletin çıkarını değil, Amerika'nın çıkarını düşündünüz." ifadelerini kullandı.

"Saraydan gelen talimatla önce Türk Şeker Kurumunu kapattınız, sonra da şeker fabrikalarını kapattınız." diyen Köksal, kamunun toplam 2 milyar 300 milyon lira zarara uğratıldığını savundu.

CHP'li Köksal, seçim bölgesi Afyonkarahisar'da çiftçinin, ürettiği pancarını satamadığını, yol kenarlarına döktüğünü söyledi.

Yanında getirdiği pancarı kürsüde gösteren Burcu Köksal, "Bu pancar çiftçinin kendisinin ürettiği, söktüğü ancak satamadığı, bu nedenle de yol kenarına döktüğü pancar. Üreticilerimiz, 'bunu alıp götürün Meclise' dedi. Ben de buraya getirdim." diye konuştu.

Konuşmaların ardından üç siyasi parti grubunun önerileri kabul edilmedi.

Genel Kurulda, Çevre Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin birinci bölümü üzerinde görüşmeler başladı.

Genel Kurulda, bir önceki birleşimde tümü üzerindeki görüşmeleri tamamlanan teklifin maddelerine geçilmesi oylandı.

Ardından, "temel kanun" olarak ele alınan teklifin birinci bölümünün görüşmelerine geçildi.

İYİ Parti grubu adına söz alan Muğla Milletvekili Metin Ergun, Türkiye'nin 2030 yılında 100 milyonluk nüfusla su fakiri bir ülke olacağını savunarak, şöyle devam etti:

"Sadece yağışlar azalacağından dolayı değil, su kaynaklarımızı kötü kullandığımız için böyle olacak. Mesela çok sayıda gölümüz kurudu, eskiden var olan birçok göl bugün yok, çok sayıda göl ise kuruma, yok olma tehdidiyle karşı karşıyadır. Çevre sorunlarımızın en büyüğü çevre kirliliğidir, en fazla kirlilik ise sularımızdadır."

Çevre meselesine hukuki çözümler gerektiğini fakat bunun yeterli olmadığını belirten Ergun, çevrenin korunmasının eğitimle ve bilinçlenmeyle mümkün olabileceğini vurguladı.

MHP İzmir Milletvekili Hasan Kalyoncu, milli bir su politikası oluşturulmaması halinde gelecek yıllarda Türkiye'de büyük problemlerle karşı karşıya kalınacağını söyledi.

Kalyoncu, gerek çevresel yükümlülüklerini yerine getirmek, çevrenin kirlenmesini önlemek ve gerekse sürdürülebilir kalkınmayı gerçekleştirebilmek için kuruluş aşamasında şirketlere çevre cezası yazmak yerine sigorta primi indirimi veya teşvik sağlarken, çevresel yükümlülüklerini yerine getirip getirmediklerine bakmanın daha faydalı olacağını ifade etti. Kalyoncu, bunun hem şirketleri ceza karşısında maddi külfetten kurtaracağını, hem de çevrenin kirletilmemesi için gerekli önleyici tedbirleri alarak firmalara otokontrol sağlayacağını kaydetti.

CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat, dünyanın gelişmiş ülkelerinde, Avrupa'da, Amerika'da ve Kanada'da rüzgar enerji santrallerine izin verilirken insanların yaşam alanlarından 1,4 kilometre kadar uzaklıkta verildiğini, ancak Türkiye'de bu mesafenin 400 metreye kadar düştüğünü anlattı.

Polat ayrıca, "ÇED gerekli değildir" kararlarıyla ülkenin birçok yerinde tahribatlara neden olan bir sürecin yaşandığını da ileri sürdü.

HDP Van Milletvekili Muazzez Orhan, Afrin'e yönelik Zeytin Dalı Harekatı'na ilişkin "AKP'nin zeytinliklere olan düşmanlığı sadece içeride değil, dışarıda da kendini gösteriyor. Barbar IŞİD çeteleriyle iş birliği yaparak yağmacı bir anlayışla Afrin'i işgal eden AKP hükümeti, gözlerini ilk olarak buradaki zeytinliklere dikti." ifadelerini kullandı.

Bunun üzerine söz alan AK PARTİ Grup Başkanvekili Bülent Turan ise şu karşılığı verdi:

"Afrin'e giden Mehmetçik, bu ülkenin Mehmetçiği. Oraya giderken, PKK başta olmak üzere tüm kanlı, hain, alçak terör örgütlerini yok etmek, oranın milletine destek olmak için gitti. Tüm partiler, siz (HDP) hariç, her kurum, her STK bu konuda büyük destek verdi. Bu dil doğru, sorumlu bir dil değil. Ne demek 'Afrin'i işgal eden hükümet.' İşgal değil, Afrin halkının daveti üzerine uluslararası anlaşmaların gereği olarak bu millet oraya destek olmak için gitti. Bütün millet, yediden yetmişe davul zurnayla bunu kutladı, gurur duydu ama bunu ruhunda yaşayamayan insanlar, PKK/PYD'nin sözcüsü gibi davranırlarsa bu halk, hak ettikleri cevabı onlara verir. Ne olur aynaya bakın, bu dil doğru bir dil değil, bu milletin dışında bir parça gibi davranmayın."

HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan, Afrinlilerin yüzde 80'inin yerinden yurdundan edildiklerini ileri sürerek, "AKP, orada ÖSO adı altında toplanan çetelerle iş tutmakta ve Afrin'e zulüm uygulamakta." diye konuştu. "Afrin'deki zulmü" hiç kimsenin savunmaması gerektiğini öne süren Kurtulan, "Afrin halkının AK PARTİ'yi davet etmediğini, bunun işgal olduğunu" iddia etti.

Kurtulan'ın sözlerine AK PARTİ ve MHP sıralarından tepki geldi.

MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, Afrin'e yönelik harekatı "işgal" olarak nitelendirmenin akla ziyan bir durum olduğunu söyledi.

Afrin'e sınır olan bölgedeki Türk halkının birçok tehdide maruz kalması nedeniyle bu harekatın düzenlendiğini ve büyük bir hassasiyet içerisinde tamamlandığını anımsatan Bülbül, "Keşke Türk ordusunun, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hassasiyeti, şu anda Orta Doğu'da, Kafkasya'da, dünyada mazlumların sıkıntı çektiği her yerde olabilse, onun adalet anlayışı keşke her yerde hakim olabilse." şeklinde konuştu.

Teklifin birinci bölümünde yer alan maddelere yönelik değişiklik önergeleri üzerinde konuşmalar devam ediyor.

****HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****