2024-05-16 - 17:09
TBMM GENEL KURULU TOPLANDI
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder başkanlığında toplandı.

TBMM Başkanvekili Önder, gündeme geçmeden önce üç milletvekiline gündem dışı söz verdi.

CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, ilaç ve eczacılık sektörünün sorunlarını, yıllarca eczacı olarak giydiğini söylediği beyaz önlüğüyle anlattı.

14 Mayıs Eczacılık Günü'nü kutlayan Gezmiş, Sağlıkta Dönüşüm Programı kapsamında hayata geçen politikaların eczacıları da hastaları da çaresizliğe sürüklediğini söyledi. Ateş düşürücü çocuk şurubunun bile yarısını artık devletin ödemediğini anlatan Gezmiş, koruyucu sağlık ödeneğinin yetersiz olduğunu dile getirdi.

- Genel Kurulda "gürültü" kavgası

TBMM Başkanvekili Önder, Gezmiş'in konuşması sırasında Genel Kurul salonunda oluşan gürültü üzerine, söz almak isteyenlerin listesini yenilemek üzere toplanan AK Partili milletvekillerini uyardı. Önder, sisteme giriş yaparak söz isteyen milletvekillerinin bu taleplerini iptal ettiğini açıkladı ve sisteme tekrar giriş yapılmasını istedi.

AK Parti İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi, CHP'li Gezmiş'in konuşmasını tamamlamasının ardından Önder'in yanına giderek "Sizin yaptığınız keyfiyet oldu" dedi ve bu duruma itiraz etti. Bunun üzerine ikili arasında tartışma yaşandı.

Önder, Çelebi'ye "Elini sallama bana. Kime parmak sallıyorsun?" diyerek görüşmelere ara verdi.

Görüşmelere verilen arada da DEM Parti ve AK Parti milletvekilleri arasında kısa süreli "parmak sallama" tartışması yaşandı.

- "Şu anda 38 kez ağırlaştırılmış müebbet istemiyle yargılanıyorum"

Aranın ardından Meclis Başkanvekili Önder, İçtüzüğe göre birinci görevinin Genel Kurul'un sükunetini ve konuşma zemininin kaybolmamasını sağlamak olduğunu belirterek, Genel Kurul'un akışını bozmadan ilk 20 konuşmadan sonra iktidar-muhalefet ayırt etmeden söz söyleme hakkını en geniş şekilde kullandırmaya çalıştığını söyledi.

İki gün önce 67 milletvekilinin söz aldığını ve bunun 67 dakika sürdüğünü anlatan Önder, bunun bir süre uzatma olmadığını vurguladı. Önder, "Bazen bir saat arkadaşlarımıza tek tek söz vermek; Meclis'te 2-3 saat tasarruf etmek anlamına da geliyor." dedi.

Meclis Başkanvekili Önder, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bir arkadaşımız, bir sayın milletvekili parmak salladı. Açılışta hiç bahsetmeden girdim; şu anda 38 kez ağırlaştırılmış müebbet istemiyle yargılanıyorum. Hakkımızdaki ferman yarım saat, bir saat içinde açıklanmış olacak. 38 kez ağırlaştırılmış müebbet; affedersiniz boru değil. Hele bugünkü ortamda; 'Bir şey olur olmaz, buradan adalet çıkar çıkmaz' diyecek bir tane vekil varsa ikincisi de ben olayım. Buna rağmen kendi sorumluluğumuzu müdrik geliyoruz, burada bu işi suhuletle yürütmeye çalışıyoruz. Bu sayın milletvekilinin bilmesi gereken şu ki ben parmak sallanacak bir insan değilim. 38 kez, bu parmak değil bir gürz olarak başımda sallanırken gelip burada görev ve sorumluluğu yerine getirmeye çalışıyorum; bana sökmez. Ama bütün arkadaşlarımızın hepsinin hukukunu korumak, gözetmek benim tüm kişisel görüşlerimden ve hassasiyetlerimden daha önde gelir. Eğer varsa bir arkadaş 'Şurada şöyle bir buğuz ile davrandın' diyecekse boynum kıldan incedir. Onun için herkesi tertipli olmaya davet ediyorum."

Konuşma yapan hatibe saygı gösterilmesini isteyen Önder, "Bunu söylemek istemezdim ama Genel Kurul'u yönetirken beyne pıhtı attı benim. Gittik, her şer bir hayra gebedir; pankreasta tümör çıktı. Gittik, beyne pıhtı atmasıyla beraber aort anevrizması yaşadık. Ağır da bir tedavi görüyorum. Ona rağmen ben bu kadar tahammüllü, bu kadar saygılı ve bu kadar zarafetle yürütmeye çalışırken bu hoyratlık kabul edebileceğim bir şey değil. Acaba zarafetimizi, nezaketimizi, edebimizi başka bir şey olarak mı yorumluyorlar duygusuna kapılıyorum. İncindiğim bir şey." sözlerini sarf etti.

Muhalefetten de milletvekillerinin gelerek kendisini "demokrasi dışı" davranmakla suçladığını anlatan Önder, bundan sonra 20 kişiden başka hiçbir milletvekiline söz vermeyeceğini kaydetti.

Önder, kendisine yönelik "saygısızlıkla" alakalı bir şey yapmayacağını, onu bile "ifade özgürlüğü" kapsamında değerlendirdiğini aktardı.

MHP Çankırı Milletvekili Pelin Yılık, "Engelliler Haftası", Yeniden Refah Partisi Konya Milletvekili Ali Yüksel ise "emekli maaşları" hakkında konuştu.

- "Atalarımızın bize bıraktığı en değerli miras birlik içinde yaşama iradesidir"

AK Parti İstanbul Milletvekili Halit Yerebakan da yerinden söz alarak, 16 Mayıs'ın "Barış için Birlikte Yaşama Günü" olduğuna işaret etti. Yerebakan, tarih boyunca Anadolu topraklarının medeniyetlerin kucaklaştığı, kültürlerin örüldüğü bir mozaiğe dönüştüğünü söyledi.

Yerebakan, "Çanakkale'de omuz omuza savaşan dedelerimizin, Kurtuluş Savaşı'nda bir araya gelip yedi düvele karşı koymuş atalarımızın bize bıraktığı en değerli miras birlik içinde yaşama iradesidir." diye konuştu.

Son yıllarda dünya genelinde artan ayrışma eğilimlerinin toplumsal dokuyu tehdit ettiğine dikkati çeken Yerebakan, "Yüzyıllardır süregelen hoşgörü ve kardeşlik geleneğimizin gölgesinde bu ayrıştırıcı zihniyetle mücadele etmek hepimizin ortak sorumluluğundadır. Artık ayrışmanın değil, birleşmenin peşinde koşmalıyız. İşte bu yüzden toplumsal uzlaşı ve barışı teşvik edecek politikaları geliştirmek her birimizin önemli görevidir. Birlikte yaşamanın, birlikte başarmanın ve huzurlu bir gelecek kurmanın liderleri olalım. Unutmayalım ki biz birlikte güçlüyüz." değerlendirmesinde bulundu.

TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri söz alarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Saadet Partisi Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin, son günlerde Ankara'nın çok hareketli olduğunu belirterek, "Beştepe'de toplantı üstüne toplantı yapılıyor, bir şeyler oluyor. Sormak istiyorum arkadaşlar, neler oluyor?" diye konuştu.

Her türlü terör faaliyetine karşı devletin, darbe sözüne karşı da seçilmiş iktidarın yanında duracaklarını kaydeden Şahin, "Türkiye ya hukuk devleti kavramını özümseyerek tercih edecek ya da polis devletine, mafya düzenine bu ülkeyi teslim edecek. Karşı olduğumuz husus polis devleti anlayışıdır; hukuksuz, keyfi anlayıştır, devlet düzeninde belirli grupların hizipleşmesidir." değerlendirmesinde bulundu.

Sinan Ateş davasını yakından takip etiklerini aktaran Şahin, "Şikayetçi eşinin ifadelerinin iddianameye yansımamış olması, önemli delillerin iddianameye yansımamış olması hukuk devleti açısından kabul edilebilir bir durum değildir." ifadesini kullandı.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, Türkiye'deki 26 bin tip 1 diyabetli çocuğun, hayatlarının sonuna kadar insüline bağımlı olarak yaşayacaklarını dile getirerek, "Bunlarla ilgili yapılan bütün talepler bugüne kadar hep reddedildi ama umuyorum, Meclis'ten gelecek yüksek bir talep, bu çocukların ızdıraplarına bir anlamda 'dur' diyecektir." diye konuştu.

Dünyanın birçok ülkesinde, bu çocuklara devletin insülin pompası yardımı yaptığını ve "sensör" denilen sürekli şekerini kontrol eden bir cihaz verildiğini anlatan Çömez, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığına defalarca yazılmasına rağmen insülin pompası ve sensör taleplerinin karşılanmadığını söyledi.

MHP Grup Başkanvekili Filiz Kılıç, 18 Mayıs 1944 Kırım Türklerinin sürgün edilişinin yıl dönümünde bu soykırımı kınadığını ifade ederek, hayatını kaybedenleri rahmetle andı.

Gazze'de yapılan soykırımı da kınadığını dile getiren Kılıç, bütün dünyayı iki devletli bir yönetimin tesis edilmesi konusunda gayret etmeye çağırdı.

Kılıç, BM Genel Kurulu'nda, Filistin'in BM üyeliğinin BM Güvenlik Konseyinde tekrar görüşülmesi ve gözlemci statüsünde olan Filistin'e bazı ilave haklar tanınmasını talep eden karar tasarısının kabul edilmesinin olumlu olduğunu ancak Genel Kurul'da 143 ülkenin "evet" kararının Konsey'de adeta yok sayılacağını, 5 daimi ülkeden birisinin vetosu halinde emeklerin boşa gideceğini söyledi.

- "Bu ülkenin özlemini duyduğu barışı dinamitlemeye devam ediyorlar"

DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, "Kobani" bahanesiyle düzenlenen eylemlere ilişkin davada verilen cezaların yasa dışı ve hukuk dışı olduğunu, büyük bir adaletsizliğe imza atıldığını savundu.

Meclis'in kara bir gün yaşadığını ifade eden Temelli, "Hukuku tanımamak; bu Meclis'i tanımamaktır. Bugün yargılanan arkadaşlarımız bu kara güne aslında direnen arkadaşlarımızdır. Tıpkı İstiklal Mahkemelerine, tıpkı 12 Eylül'e, DGM'lere direnildiği gibi bugün de Kobani kumpas davasına direnenlere ceza yağdırarak intikam almak isteyenler aslında bu cumhuriyeti, bu ülkeyi, bu ülkenin özlemini duyduğu barışı dinamitlemeye devam ediyorlar." diye konuştu.

Yeni anayasa çalışmalarına işaret eden Temelli, "Bu Meclis'te olmayan, yargılanan, yok sayılan, siyasetten men edilen arkadaşların olduğu bir ülkede anayasa yapılabilir mi? Selahattin Demirtaş'ın, Figen Yüksekdağ'ın, Gültan Kışanak'ın, Sebahat Tuncel'in olmadığı bir yerde anayasa yapılabilir mi?" diye sordu.

Temelli'nin konuşmasını tamamlamasının ardından DEM Partili milletvekillerinin sıralara vurarak davada açıklanan hükümleri protesto etmesi üzerine Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder birleşime ara verdi.

- "Çözüm Sürecine ait tüm şeyler cezanın konusu yapılmıştır"

Aranın ardından Meclis Başkanvekili Önder, "Kobani" bahanesiyle düzenlenen eylemlere ilişkin davada açıklanan hükümleri değerlendirdi.

Bu cezaların hak edilen cezalar olmadığını öne süren Önder, "Olan memleketin barış umuduna ve birlikte yaşam umuduna yöneliktir." dedi.

Bütün uyarılara rağmen AK Parti cenahının bunun farkına varmadığını belirten Önder, "Günbegün ortaya çıkan şeylerle görüyoruz; bu da AK Parti'nin ilerideki yargılanmasının ön iddianamesidir. Çünkü Çözüm Sürecine ait tüm şeyler kriminalize edilmiştir, cezanın konusu yapılmıştır." değerlendirmesinde bulundu.

Önder, Başkanlık Divanı'nın teşekkül etmediğini belirterek, birleşimi, 21 Mayıs Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere kapattı.