2011-12-20 - 11:35
BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, BDP Milletvekilleri ile birlikte parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, 21 Aralık'ta kamu emekçilerinin ve sağlık çalışanlarının bütün Türkiye'de çıkacakları genel grevin gerekçelerini paylaştıklarını ve emekçilerle tam dayanışma içinde olduklarını duyurmak istediklerini belirtti.
BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, BDP Milletvekilleri ile birlikte parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, 21 Aralık'ta kamu emekçilerinin ve sağlık çalışanlarının bütün Türkiye'de çıkacakları genel grevin gerekçelerini paylaştıklarını ve emekçilerle tam dayanışma içinde olduklarını duyurmak istediklerini belirtti.
Kürkçü "Kamu emekçileri hükümetin 4688 sayılı sendikalar yasası taslağıyla sınırlamayı ve yok etmeyi hedeflediği sendikal haklarını korumak ve geliştirmek, 657 sayılı devlet memurları kanununu hükümsüzleştirecek Kanun Hükmünde Kararnamelerle esnek ve güvencesiz çalışmaya mahkum edilmelerine karşı koymak, TMK'nın sendikal mücadele önderlerine yönelik bir silaha dönüştürülerek sürdürülen keyfi tutuklama ve baskılara son verilmesini sağlamak amacıyla genel greve çıkıyorlar." diye konuştu.
Emekçilerin başkaldırısının tamamen haklı, yerinde ve zamanında olduğunu söyleyen Kürkçü "Sağlık emekçileri 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname yoluyla sınırsız yetkili, sıfır güvenceli, çoğunluğu özel sektörden transfer CEO'larının, Bakanlığın 'mali kriterlerine' göre yöneteceği Kamu Hastane birlikleri kurulmasına ve sağlık hizmetlerinin özelleştirilerek piyasalaştırılması, devlet hastanelerinin birer şirket hastanesine dönüştürülmesine karşı yarın grevde olacaklar." dedi.
Bu grevin, AK Parti hükümeti için, bir sosyal uyarıcı olarak kamuoyu yoklamalarının verdiği rehavetten uyanmasına yardımcı olacağını iddia eden Kürkçü, 21 Aralık grevinin bütün ülkede kol gezen büyük hoşnutsuzluk dalgasının habercisi olduğunu ifade etti.
Kürkçü sözlerini şöyle sürdürdü:
"Daha bugün, DİHA, Etik Ajans ve Özgür Gündem Gazetesine yönelik olarak gerçekleştirilen, muhalif basının hoyratça susturulmasını amaçlayan tutuklamalara karşı basın çalışanları ayakta; kamu emekçilerinin yanı sıra, operasyonlar, tutuklamalarla ezilmeye çalışılan, sadece bedenleri değil ruh ve inançları da saldırı altına alınan Kürt halkı isyanda; doğal yaşam alanları, su kaynakları HES Projeleriyle sermayenin sınırsız tahakkümü altına sokulan köylüler direnişte; öğrenciler her yerde geleceksizliklerine başkaldırıyor; kadınlar uğradıkları ayrımcılık ve dışlanmaya karşı hayatları pahasına direniyor..."
(11.35)
Kürkçü "Kamu emekçileri hükümetin 4688 sayılı sendikalar yasası taslağıyla sınırlamayı ve yok etmeyi hedeflediği sendikal haklarını korumak ve geliştirmek, 657 sayılı devlet memurları kanununu hükümsüzleştirecek Kanun Hükmünde Kararnamelerle esnek ve güvencesiz çalışmaya mahkum edilmelerine karşı koymak, TMK'nın sendikal mücadele önderlerine yönelik bir silaha dönüştürülerek sürdürülen keyfi tutuklama ve baskılara son verilmesini sağlamak amacıyla genel greve çıkıyorlar." diye konuştu.
Emekçilerin başkaldırısının tamamen haklı, yerinde ve zamanında olduğunu söyleyen Kürkçü "Sağlık emekçileri 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname yoluyla sınırsız yetkili, sıfır güvenceli, çoğunluğu özel sektörden transfer CEO'larının, Bakanlığın 'mali kriterlerine' göre yöneteceği Kamu Hastane birlikleri kurulmasına ve sağlık hizmetlerinin özelleştirilerek piyasalaştırılması, devlet hastanelerinin birer şirket hastanesine dönüştürülmesine karşı yarın grevde olacaklar." dedi.
Bu grevin, AK Parti hükümeti için, bir sosyal uyarıcı olarak kamuoyu yoklamalarının verdiği rehavetten uyanmasına yardımcı olacağını iddia eden Kürkçü, 21 Aralık grevinin bütün ülkede kol gezen büyük hoşnutsuzluk dalgasının habercisi olduğunu ifade etti.
Kürkçü sözlerini şöyle sürdürdü:
"Daha bugün, DİHA, Etik Ajans ve Özgür Gündem Gazetesine yönelik olarak gerçekleştirilen, muhalif basının hoyratça susturulmasını amaçlayan tutuklamalara karşı basın çalışanları ayakta; kamu emekçilerinin yanı sıra, operasyonlar, tutuklamalarla ezilmeye çalışılan, sadece bedenleri değil ruh ve inançları da saldırı altına alınan Kürt halkı isyanda; doğal yaşam alanları, su kaynakları HES Projeleriyle sermayenin sınırsız tahakkümü altına sokulan köylüler direnişte; öğrenciler her yerde geleceksizliklerine başkaldırıyor; kadınlar uğradıkları ayrımcılık ve dışlanmaya karşı hayatları pahasına direniyor..."
(11.35)
