2021-04-13 - 17:48
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı. Genel Kurulunda, görüşmelerine başlanan, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin tümü üzerinde gruplar adına konuşmalar tamamlandı.
Genel Kurulda, MHP Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk, "Kırıkkale'nin tarihi ve kültürel değerleri", CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, "Basın İlan Kurumu ve gazetelere kesilen cezalar", AK Parti İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı, "31 Mart Vakası" başlıklarında gündem dışı konuştu.
CHP Eskişehir Milletvekili Çakırözer, Basın İlan Kurumunun işlevinden saparak, gazeteleri cezalandıran bir aygıta dönüştüğünü ileri sürdü. Çakırözer, ilan kesme cezalarının mahkeme kararı sonrasında verilmesini, Kurumunun, Sayıştay denetimine alınmasını istedi.
Çakırözer, sadece basın kartlı gazetecilerin aşılanmasının adaletsizlik olduğunu, bütün gazetecilerin aşılanması gerektiğini ifade etti.
AK Parti İstanbul Milletvekili Çamlı ise 31 Mart Vakası'nın yıl dönümüne işaret ederek, "Sözde hürriyet ordusu, Yıldız Sarayı'na ulaşınca harekat, tarihin en meşhur Yıldız yağmasına dönüştü." dedi.
Çamlı, bu masonik tiyatro darbe günlerinde Rıza Tevfik'in, "Beyhude yere kardeş kanı dökülmesi büyük cinayet olacaktır." ihtarına Talat Paşa'nın "Cemiyetin paraya ihtiyacı var. Bu ihtiyacı ancak Yıldız Sarayı zenginlikleri ve oradaki hazine karşılayabilir." yanıtını verdiğini anlattı.
Çamlı, "Bu cevap bize sadece siyonist bir suikast olan 31 Mart figüranlarının gafletlerini anlatmıyor. Aynı zamanda 'Beştepe'de altın musluklu, bin bir odalı saray' tezviratlarıyla yapılan tahrikler ve bu tahrike teşne erbabı mugalatanın muhtemel gafletine dikkatlerimizi celp ediyor." değerlendirmesinde bulundu.
Çamlı, tarihin bu facialarından gerekli derslerin alınması gerektiğini vurguladı.
Meclis Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak, gündeme ilişkin görüşlerini dile getirdi.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, 9 Nisan'da Resmi Gazete'de yayımlanan Gençlik ve Spor Bakanlığı Yurt Hizmetleri Yönetmeliği'ne göre öğrencilerin yurtta kalabilmesi için çeşitli şartların yanında "Cumhurbaşkanına hakaret etme suçundan mahkum olmamak" şartının aranacağını belirterek, "Demokrasiyi ve özgürlükleri Cumhurbaşkanına hakaret gerekçesiyle kısıtlayarak, gençlerin yaşam alanını daraltmaya hakkınız yok." diye konuştu.
Türkiye Varlık Fonu'na devredilen Çaykur'un sürekli zarar ettiğini anlatan Dervişoğlu, "Her alanda olduğu gibi devlet kurumları da iyi yönetilemiyor ve zarar ettiriliyor. Daha sonra da bu zarar bahane gösterilerek, büyük kurumlar ya satılıyor ya özelleştiriliyor." ifadesini kullandı.
MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül ise Türkiye'nin, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten sonra ikinci ve son mareşali Fevzi Çakmak'ın, 10 Nisan 1950 tarihinde vefat ettiğini hatırlatarak, "Balkan Harbi'nde, Birinci Cihan Harbi'nde, milli mücadelede kahramanca savaşmış olan ve Türk ordusunun kazanmış olduğu başarılarda büyük pay sahibi olan Mareşal Fevzi Çakmak, bir asker olarak hayatı boyunca politikaya mesafeli durmuş, ordu-siyaset ilişkisinde dengenin nasıl olması gerektiğinin en canlı örneği olarak tarihimizde yer almıştır." dedi.
Mareşal Fevzi Çakmak'ın, vefat yıl dönümlerinde de olsa hakkıyla, doğru bir şekilde yad edilmesi gerektiğini vurgulayan Bülbül, onun bu millete olan hizmetlerini yeni nesillere aktarmak gerektiğini kaydetti.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, 12 Mart'ta yaptığı bir konuşmada, "Kamuda taşıt alımı ve kiralanması, temsil ve ağırlama gibi harcama alanlarına sınırlamalar getiriyoruz" dediğini anımsatarak, 18 gün sonra Cumhurbaşkanlığı tarafından 3 adet Mercedes S600 Guard alındığını ileri sürdü.
Bunun ramazan ayının iklimine uymayacağını dile getiren Altay, "Bundan, sarayın derhal vazgeçmesi lazım." görüşünü paylaştı.
Libya'ya 150 bin doz aşı gönderilmesini eleştiren Altay, "Biz, vaka sayılarında Avrupa birincisiyken, hastanelerde yatak, yer kalmamışken, bir aşı bile çok kıymetliyken, Libya'ya 150 bin doz aşı göndermeyi abesle iştigal sayarım." diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal ise İçtüzük 65. maddenin şahsiyatla uğraşmayı yasakladığına dikkati çekerek, "Engin Altay, birtakım ifadeler kullandı. Tam da bununla ilgili. Devletle, şahsiyetleri birbirinden ayırmak için bu düzenleme yapılmıştır." değerlendirmesinde bulundu.
Ünal, "Devletle şahsiyeti birbirinden ayırt etmek gerekir. Recep Tayyip Erdoğan, bu ülkenin seçilmiş Cumhurbaşkanı olarak tasarruflarda bulunur, bu tasarrufların hesabını da bu millete verir. Efendim, 'Kendisine saray yaptı'. O Külliye, bu aziz millete aittir. Geçmişte merdiven altında basın toplantısı yapan hükümetlerin yerini bugün bu milletin mehabetine uygun idare merkezleri almıştır. Orası, Recep Tayyip Erdoğan'ın babasının malı değildir, bu aziz milletin yönetildiği merkezdir." dedi.
HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş da 1 Mart'tan bu yana 26 öğretmenin, salgın sürecinin başından bu yana ise 250'ye yakın eğitimcinin, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sebebiyle hayatını kaybettiğini söyledi.
Aşılanan öğretmen sayısının yüzde 7-8'lerde olduğunu hatırlatan Beştaş, "Milli Eğitim Bakanı söz verdiği halde öğretmenler hala aşılanmıyor." ifadesini kullandı.
TBMM Başkanvekili Celal Adan, Başkanlığın Genel Kurula sunuşları olduğunu dile getirerek, Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesince, HDP Şanlıurfa Milletvekili Ayşe Sürücü'nün yargılanmasına devam edildiğinin, Anayasa gereğince TBMM Başkanlığına bildirildiğini söyledi.
Genel Kurulda, daha sonra partilerin grup önerileri ayrı ayrı ele alındı.
İYİ Parti'nin, "Merkez Bankasının siyasi baskı altında olup olmadığı, Para Politikası Kurulu kararları" ile ilgili verdiği araştırma önergesinin bugün ele alınması önerisi görüşüldü.
İYİ Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta, Merkez Bankası rezervlerinde 128 milyar dolar erime olduğunu kaydederek, "Yapılan işin ne olduğunu halen bilen yok. Bu para hangi yöntemle gitmiş, kime gitmiş, kaç liradan gitmiş, bunun bilgisi ortada yok. Bununla ilgili adam akıllı bir açıklama da yok." dedi.
HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu ise "128 milyar dolar nerede?" sorusunu soranların haklarında soruşturma açıldığını savunarak, "Bu, sizin düğünde biriktirdiğiniz altınlardan oluşturduğunuz bir para değil, bu ülkenin kaynağı. Kime verdiniz, kime sattınız?" sorusunu yöneltti.
CHP İstanbul Milletvekili Özgür Karabat da 128 milyar doların nerede olduğunu sorarak, "Yiğidin soğana muhtaç olduğu bir ülkede, bir milletvekilinin bunu sorması temel görevdir." diye konuştu.
Karabat, "Dolar yerindeyse vatandaşa soğan vermeyin. Vatandaşa direkt dolar verin. Ya vatandaşa verin ya da hesap verin. Bunların hiçbirini de bilmiyorsanız emaneti ehline verin." ifadesini kullandı.
AK Parti Gaziantep Milletvekili Nejat Koçer ise küresel ekonomiyi olumsuz etkileyen bir ticaret savaşının ardından yine dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının, dengeleri değiştirdiğini ve etkisinin halen sürdüğünü dile getirdi.
Ülkelerin siyasi, iktisadi, sosyal anlamda zor bir süreçten geçtiğini, kalıcı büyümeyi sürdürmenin, dış ticaret dengesini sağlamanın, üretimi ve istihdamı güçlendirmenin, her zamankinden daha önemli olduğunu belirten Koçer, şunları kaydetti:
"Yaşanan olumsuzluklara rağmen Türkiye ekonomisinin temel makro dengeleri korunmaktadır. Yapısal bir bozulma söz konusu değildir. Belirli dönemlerde döviz kurundaki aşırı dalgalanmayı Merkez Bankası ve hükümetimiz, zamanında ve etkili olarak uyguladığı sıkı para politikası önlemleriyle durdurmayı başarmıştır. İş ve yatırım ortamını iyileştirmeye yönelik atılan somut adımlar sonucunda hem yatırımlar hem de ihracat büyümeye, son derece güçlü bir katkı sağlamaktadır. Ülkemizin refahı, büyümesi ve istihdamı için pozitif rakamlar gelmeye devam ediyor."
Konuşmaların ardından yapılan oylama sonucunda İYİ Parti'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Daha sonra CHP'nin, "Merkez Bankasındaki 128 milyar doların hangi yöntemlerle, kime satıldığı" ile ilgili genel görüşme önergesinin görüşmelerinin bugün yapılması önerisi ele alındı.
CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, "Erdoğan'ın 'şahsım hükümeti' işbaşına geldiğinden beri Merkez Bankası kasasına girmesi gereken 128 milyar dolar buharlaştı." değerlendirmesinde bulundu.
Merkez Bankasının, kasasının 45 milyar dolar açık verdiğini ileri süren Öztrak, "Demek ki birilerinin dediği gibi 128 milyar dolar kasada yok. Kapıya alacaklılar dayansa kasa tam takır. Bu rezervi neden, kime, kaça sattınız?" dedi.
AK Parti Aydın Milletvekili Mustafa Savaş ise günlerdir asılsız bir karalama kampanyasıyla başlatılan "128 milyar dolar nerede?" sorusuna, birtakım ekonomik göstergeler ve hatırlatmalarla cevap vermek istediğini vurguladı.
Ağustos 2018'de başlayan ve sonrasında devam eden kur ataklarının, hükümetin aldığı önlemlerle bertaraf edildiğini anımsatan Savaş, dünya ekonomilerinin, 2020 itibarıyla Kovid-19 salgını nedeniyle zorlu bir döneme girdiğini hatırlattı.
Merkez Bankasının, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatlerine öncelik verdiğini belirten Savaş, şöyle devam etti:
"Rezervler, bu çerçevede karşılaşılan iç ve dış şokların yarattığı olumsuzlukların giderilmesi, dış borç servisinin düzenli olarak gerçekleştirilmesi ve Türk Lirasının itibarının korunması amacıyla kullanılır. Döviz arzının azaldığı hatta tamamen kesildiği, döviz talebinin ise arttığı dönemlerde ekonomide tüm kesimlerin döviz taleplerinin karşılanması için rezervlerin kullanılması gerekebilir. Aksi halde iki yol karşımıza çıkar; ya faiz artıracaksınız ya da IMF'ye gideceksiniz. Dünyanın pandemiyle mücadele ettiği bir dönemde, üretimin ve tüketimin durduğu bir ortamda faizi artırdığınızı düşünün. İstihdam, büyüme, reel sektör, bankacılık kesimi dahil her sektörü etkileyen büyük bir ekonomik krizle karşı karşıya kalabilirdik. Diğer ihtimal ise IMF'den borçlanarak ekonomik bağımsızlıktan ödün vermemizi gerektirecek bir süreç ortaya çıkarırdı. Bu yöntemlere başvurmadan bir mücadeleye girmek belli ki birilerini rahatsız etti, etmeye de devam edecektir. Merkez Bankası bilançosunda bir varlığın azalması halinde yerine başka bir varlık girmektedir. Bilanço açık ve net bir şekilde ortadayken, buharlaşan ve kaybolan bir döviz rezervinden bahsetmek anlamsızdır ve bu tamamen art niyetli bir söylemdir."
CHP'nin önerisi, yapılan oylama sonucunda reddedildi.
Genel Kurulda, HDP'nin, "kamu bankalarına yapılan atamalar" konusunda verdiği araştırma önergesinin, bugün görüşülmesine dair grup önerisi de kabul edilmedi.
Genel Kurulda daha sonra AK Parti Grubu'nun gündem ve çalışma saatlerine ilişkin önerisi kabul edildi.
Buna göre, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Turizmi Teşvik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, gündemin ön sıralarına alındı.
Genel Kurulda, bugün Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine başlanacak. "Temel kanun" olarak iki bölüm halinde görüşülecek kanun teklifinin, birinci bölümü üzerindeki görüşmeler tamamlanacak.
Yarın Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine geçilecek. Teklifin görüşmelerine perşembe günü devam edilecek.
Öte yandan CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca'nın, Çay Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin, doğrudan Genel Kurul gündemine alınması önerisi kabul edilmedi.
AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan ve ekonomiye ilişkin düzenlemeler içeren, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin tümü üzerinde gruplar adına konuşmalar tamamlandı.
Teklifin tümü üzerinde İYİ Parti adına konuşan Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, kanun teklifine, çiftçilerin Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçlarını yapılandıracak bir maddenin ilave edildiğine dikkati çekerek, "Bu getirilen çözüm, dertlerin belki yüzde birini ortadan kaldıracaktır. Ama bu da bir başlangıçtır. Hayırlı olmasını temenni ediyorum." dedi.
Kanun teklifinin komisyon görüşmelerinde, çiftçilerin Ziraat Bankasına olan borçlarının yapılandırılmasını teklif ettiklerini hatırlatan Dervişoğlu, aynı önergeyi Genel Kurul'da ilgili madde görüşülürken, yeniden sunacaklarını söyledi.
Karadeniz'de Ukrayna-Rusya geriliminin tüm bölgeyi etkileyen bir savaşa dönüşmesinin an meselesi olduğunu ifade eden Dervişoğlu, "Bir yandan ABD'nin Karadeniz'e nüfuz etme çabası bir diğer yandan da Rusya'nın Ukrayna topraklarını işgal etme girişimleri, Türkiye'nin gündemine getirilen Montrö ve Kanal İstanbul tartışmalarının uluslararası boyutunu açıkça ortaya koymaktadır." değerlendirmesinde bulundu.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin, Türkiye'nin boğazlar üzerinde tam egemen ve yetki sahibi olmasının tescili olduğunu vurgulayan Dervişoğlu, şunları kaydetti:
"Boğazlar üzerindeki egemenliğimizi tahkim eden Montrö Antlaşması'nın tam da olası Rusya-Ukrayna savaşı öncesinde gündeme getirilmesini sıradan bir tesadüf olarak görmüyoruz. Montrö'nün bölge dışı devletlerin Karadeniz'de bulundurabileceği savaş gemilerine tonaj ve süre sınırlaması getirmesi, belli ki ABD yönetiminin canını sıkmıştır. Bizim için asıl olan yalnız ve ancak Türk milletinin çıkarlarıdır. İYİ Parti olarak, AK Parti'ye diyoruz ki; aklınızdan bile geçirmeyin. Amerikan çıkarlarına hizmet eden bir rant projesi olan Kanal İstanbul'un inşası ve Montrö'nün ilgası hakkındaki tartışmaları yakından takip edeceğiz."
MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ise kanun teklifi ile yapılan düzenlemelerin isabetli olmakla birlikte, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un tümüyle gözden geçirilmesi gerektiğini belirterek, "Özellikle teminat, ödeme emri, haciz, e-haciz müesseselerinin mükellef haklarını gözeten, kişilerin haklarını savunmasına kolaylık sağlayan bir yapıya kavuşturulması uygun olacaktır." diye konuştu.
Türkiye'nin bir yandan salgına bir yandan teröre karşı başarılı bir mücadele verirken, diğer yandan da yoğun şekilde maruz kaldığı bölgesel ve küresel dayatmaları, ekonomik ve siyasi baskıları boşa çıkardığını dile getiren Kalaycı, "Bilinmelidir ki döviz ve faiz üzerinden Türk ekonomisini sıkıştırma girişimleri de sonuçsuz kalacaktır. Bölgesel ve küresel gelişmelerin sancılı, bir o kadar da sorunlu ortamında Türkiye'mizin kararlı duruşu, her cephedeki direniş ruhu, takdire şayandır." ifadesini kullandı.
Cumhur İttifakı'nın, Türkiye'nin egemenlik haklarına ve tarihi çıkarlarına sahip çıktığını kaydeden Kalaycı, "Emperyalizmin ekonomik ve siyasi şantajlarına boyun eğmeyen, diplomatik tehditlerine aldırış etmeyen ülkemiz, istiklal ve istikbaline en küçük gölgenin düşmesine müsaade etmeden tarihsel yolculuğunu sürdürmektedir. Türkiye, küresel ve bölgesel hesapları bozan bir ülkedir. Artık söz dinleyen değil, sözü dinlenen bir kuvvettir." görüşünü paylaştı.
HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan da Türkiye'nin derin bir ekonomik kriz yaşadığını ileri sürerek, "Yakın bir gelecekte ABD Merkez Bankası Başkanı diyecek ki: 'Artık para basmıyorum ve faizleri yükseltiyorum.' Bizim gibi ülkelerden para, zaten kaçıyor, daha hızlı kaçacak. O süreçte çatımızı, penceremizi tamir etmemişsek, derin bir ekonomik krize sürükleneceğiz." dedi.
Paylan, Meclis'in yapısal reformlar yapması gerektiğini dile getirdi.
Kanun teklifinde vatandaşın derdine derman olacak hiçbir şey olmadığını savunan Paylan, çiftçi borçlarının yapılandırma yerine silinmesini istedi.
Kurumlar vergisinde kademeli sisteme geçilmesi gerektiğini ifade eden Paylan, "Çok az sayıda şirket, kurum kazancı elde etmektedir, büyük şirketler. ABD, bunu tartışıyor. Küçük şirketlere yüzde 20, büyük şirketlere yüzde 28 diyor. Gelin biz de bu anlamda yapısal bir reformu tartışalım. Kurumlar vergisinde de kademeli bir sisteme geçelim." önerisinde bulundu.
CHP Konya Milletvekili Abdüllatif Şener ise kanun teklifinin içinin boş olduğunu iddia ederek, Ekonomi Reform Paketi'nin içinde emekçinin, çiftçinin ve esnafın olmadığını öne sürdü.
Ekonomik Reform Paketi'nde enflasyonun olmadığını vurgulayan Şener, "Dünyada hangi ekonomik reform paketi söz konusu olmuştur da enflasyon bir kenara bırakılmıştır, mutfaktaki yangın yok sayılmıştır, fiyat artışlarının dizginlenmesi için bazı tedbirler alınmamıştır?" sorusunu yöneltti.
TBMM Başkanvekili Celal Adan, gruplar adına yapılan konuşmaların tamamlanmasının ardından birleşime ara verdi.
Adan, aranın ardından komisyonun yerinde olmaması üzerine, birleşimi, yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
CHP Eskişehir Milletvekili Çakırözer, Basın İlan Kurumunun işlevinden saparak, gazeteleri cezalandıran bir aygıta dönüştüğünü ileri sürdü. Çakırözer, ilan kesme cezalarının mahkeme kararı sonrasında verilmesini, Kurumunun, Sayıştay denetimine alınmasını istedi.
Çakırözer, sadece basın kartlı gazetecilerin aşılanmasının adaletsizlik olduğunu, bütün gazetecilerin aşılanması gerektiğini ifade etti.
AK Parti İstanbul Milletvekili Çamlı ise 31 Mart Vakası'nın yıl dönümüne işaret ederek, "Sözde hürriyet ordusu, Yıldız Sarayı'na ulaşınca harekat, tarihin en meşhur Yıldız yağmasına dönüştü." dedi.
Çamlı, bu masonik tiyatro darbe günlerinde Rıza Tevfik'in, "Beyhude yere kardeş kanı dökülmesi büyük cinayet olacaktır." ihtarına Talat Paşa'nın "Cemiyetin paraya ihtiyacı var. Bu ihtiyacı ancak Yıldız Sarayı zenginlikleri ve oradaki hazine karşılayabilir." yanıtını verdiğini anlattı.
Çamlı, "Bu cevap bize sadece siyonist bir suikast olan 31 Mart figüranlarının gafletlerini anlatmıyor. Aynı zamanda 'Beştepe'de altın musluklu, bin bir odalı saray' tezviratlarıyla yapılan tahrikler ve bu tahrike teşne erbabı mugalatanın muhtemel gafletine dikkatlerimizi celp ediyor." değerlendirmesinde bulundu.
Çamlı, tarihin bu facialarından gerekli derslerin alınması gerektiğini vurguladı.
Meclis Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak, gündeme ilişkin görüşlerini dile getirdi.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, 9 Nisan'da Resmi Gazete'de yayımlanan Gençlik ve Spor Bakanlığı Yurt Hizmetleri Yönetmeliği'ne göre öğrencilerin yurtta kalabilmesi için çeşitli şartların yanında "Cumhurbaşkanına hakaret etme suçundan mahkum olmamak" şartının aranacağını belirterek, "Demokrasiyi ve özgürlükleri Cumhurbaşkanına hakaret gerekçesiyle kısıtlayarak, gençlerin yaşam alanını daraltmaya hakkınız yok." diye konuştu.
Türkiye Varlık Fonu'na devredilen Çaykur'un sürekli zarar ettiğini anlatan Dervişoğlu, "Her alanda olduğu gibi devlet kurumları da iyi yönetilemiyor ve zarar ettiriliyor. Daha sonra da bu zarar bahane gösterilerek, büyük kurumlar ya satılıyor ya özelleştiriliyor." ifadesini kullandı.
MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül ise Türkiye'nin, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten sonra ikinci ve son mareşali Fevzi Çakmak'ın, 10 Nisan 1950 tarihinde vefat ettiğini hatırlatarak, "Balkan Harbi'nde, Birinci Cihan Harbi'nde, milli mücadelede kahramanca savaşmış olan ve Türk ordusunun kazanmış olduğu başarılarda büyük pay sahibi olan Mareşal Fevzi Çakmak, bir asker olarak hayatı boyunca politikaya mesafeli durmuş, ordu-siyaset ilişkisinde dengenin nasıl olması gerektiğinin en canlı örneği olarak tarihimizde yer almıştır." dedi.
Mareşal Fevzi Çakmak'ın, vefat yıl dönümlerinde de olsa hakkıyla, doğru bir şekilde yad edilmesi gerektiğini vurgulayan Bülbül, onun bu millete olan hizmetlerini yeni nesillere aktarmak gerektiğini kaydetti.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, 12 Mart'ta yaptığı bir konuşmada, "Kamuda taşıt alımı ve kiralanması, temsil ve ağırlama gibi harcama alanlarına sınırlamalar getiriyoruz" dediğini anımsatarak, 18 gün sonra Cumhurbaşkanlığı tarafından 3 adet Mercedes S600 Guard alındığını ileri sürdü.
Bunun ramazan ayının iklimine uymayacağını dile getiren Altay, "Bundan, sarayın derhal vazgeçmesi lazım." görüşünü paylaştı.
Libya'ya 150 bin doz aşı gönderilmesini eleştiren Altay, "Biz, vaka sayılarında Avrupa birincisiyken, hastanelerde yatak, yer kalmamışken, bir aşı bile çok kıymetliyken, Libya'ya 150 bin doz aşı göndermeyi abesle iştigal sayarım." diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal ise İçtüzük 65. maddenin şahsiyatla uğraşmayı yasakladığına dikkati çekerek, "Engin Altay, birtakım ifadeler kullandı. Tam da bununla ilgili. Devletle, şahsiyetleri birbirinden ayırmak için bu düzenleme yapılmıştır." değerlendirmesinde bulundu.
Ünal, "Devletle şahsiyeti birbirinden ayırt etmek gerekir. Recep Tayyip Erdoğan, bu ülkenin seçilmiş Cumhurbaşkanı olarak tasarruflarda bulunur, bu tasarrufların hesabını da bu millete verir. Efendim, 'Kendisine saray yaptı'. O Külliye, bu aziz millete aittir. Geçmişte merdiven altında basın toplantısı yapan hükümetlerin yerini bugün bu milletin mehabetine uygun idare merkezleri almıştır. Orası, Recep Tayyip Erdoğan'ın babasının malı değildir, bu aziz milletin yönetildiği merkezdir." dedi.
HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş da 1 Mart'tan bu yana 26 öğretmenin, salgın sürecinin başından bu yana ise 250'ye yakın eğitimcinin, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sebebiyle hayatını kaybettiğini söyledi.
Aşılanan öğretmen sayısının yüzde 7-8'lerde olduğunu hatırlatan Beştaş, "Milli Eğitim Bakanı söz verdiği halde öğretmenler hala aşılanmıyor." ifadesini kullandı.
TBMM Başkanvekili Celal Adan, Başkanlığın Genel Kurula sunuşları olduğunu dile getirerek, Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesince, HDP Şanlıurfa Milletvekili Ayşe Sürücü'nün yargılanmasına devam edildiğinin, Anayasa gereğince TBMM Başkanlığına bildirildiğini söyledi.
Genel Kurulda, daha sonra partilerin grup önerileri ayrı ayrı ele alındı.
İYİ Parti'nin, "Merkez Bankasının siyasi baskı altında olup olmadığı, Para Politikası Kurulu kararları" ile ilgili verdiği araştırma önergesinin bugün ele alınması önerisi görüşüldü.
İYİ Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta, Merkez Bankası rezervlerinde 128 milyar dolar erime olduğunu kaydederek, "Yapılan işin ne olduğunu halen bilen yok. Bu para hangi yöntemle gitmiş, kime gitmiş, kaç liradan gitmiş, bunun bilgisi ortada yok. Bununla ilgili adam akıllı bir açıklama da yok." dedi.
HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu ise "128 milyar dolar nerede?" sorusunu soranların haklarında soruşturma açıldığını savunarak, "Bu, sizin düğünde biriktirdiğiniz altınlardan oluşturduğunuz bir para değil, bu ülkenin kaynağı. Kime verdiniz, kime sattınız?" sorusunu yöneltti.
CHP İstanbul Milletvekili Özgür Karabat da 128 milyar doların nerede olduğunu sorarak, "Yiğidin soğana muhtaç olduğu bir ülkede, bir milletvekilinin bunu sorması temel görevdir." diye konuştu.
Karabat, "Dolar yerindeyse vatandaşa soğan vermeyin. Vatandaşa direkt dolar verin. Ya vatandaşa verin ya da hesap verin. Bunların hiçbirini de bilmiyorsanız emaneti ehline verin." ifadesini kullandı.
AK Parti Gaziantep Milletvekili Nejat Koçer ise küresel ekonomiyi olumsuz etkileyen bir ticaret savaşının ardından yine dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının, dengeleri değiştirdiğini ve etkisinin halen sürdüğünü dile getirdi.
Ülkelerin siyasi, iktisadi, sosyal anlamda zor bir süreçten geçtiğini, kalıcı büyümeyi sürdürmenin, dış ticaret dengesini sağlamanın, üretimi ve istihdamı güçlendirmenin, her zamankinden daha önemli olduğunu belirten Koçer, şunları kaydetti:
"Yaşanan olumsuzluklara rağmen Türkiye ekonomisinin temel makro dengeleri korunmaktadır. Yapısal bir bozulma söz konusu değildir. Belirli dönemlerde döviz kurundaki aşırı dalgalanmayı Merkez Bankası ve hükümetimiz, zamanında ve etkili olarak uyguladığı sıkı para politikası önlemleriyle durdurmayı başarmıştır. İş ve yatırım ortamını iyileştirmeye yönelik atılan somut adımlar sonucunda hem yatırımlar hem de ihracat büyümeye, son derece güçlü bir katkı sağlamaktadır. Ülkemizin refahı, büyümesi ve istihdamı için pozitif rakamlar gelmeye devam ediyor."
Konuşmaların ardından yapılan oylama sonucunda İYİ Parti'nin grup önerisi kabul edilmedi.
Daha sonra CHP'nin, "Merkez Bankasındaki 128 milyar doların hangi yöntemlerle, kime satıldığı" ile ilgili genel görüşme önergesinin görüşmelerinin bugün yapılması önerisi ele alındı.
CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, "Erdoğan'ın 'şahsım hükümeti' işbaşına geldiğinden beri Merkez Bankası kasasına girmesi gereken 128 milyar dolar buharlaştı." değerlendirmesinde bulundu.
Merkez Bankasının, kasasının 45 milyar dolar açık verdiğini ileri süren Öztrak, "Demek ki birilerinin dediği gibi 128 milyar dolar kasada yok. Kapıya alacaklılar dayansa kasa tam takır. Bu rezervi neden, kime, kaça sattınız?" dedi.
AK Parti Aydın Milletvekili Mustafa Savaş ise günlerdir asılsız bir karalama kampanyasıyla başlatılan "128 milyar dolar nerede?" sorusuna, birtakım ekonomik göstergeler ve hatırlatmalarla cevap vermek istediğini vurguladı.
Ağustos 2018'de başlayan ve sonrasında devam eden kur ataklarının, hükümetin aldığı önlemlerle bertaraf edildiğini anımsatan Savaş, dünya ekonomilerinin, 2020 itibarıyla Kovid-19 salgını nedeniyle zorlu bir döneme girdiğini hatırlattı.
Merkez Bankasının, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatlerine öncelik verdiğini belirten Savaş, şöyle devam etti:
"Rezervler, bu çerçevede karşılaşılan iç ve dış şokların yarattığı olumsuzlukların giderilmesi, dış borç servisinin düzenli olarak gerçekleştirilmesi ve Türk Lirasının itibarının korunması amacıyla kullanılır. Döviz arzının azaldığı hatta tamamen kesildiği, döviz talebinin ise arttığı dönemlerde ekonomide tüm kesimlerin döviz taleplerinin karşılanması için rezervlerin kullanılması gerekebilir. Aksi halde iki yol karşımıza çıkar; ya faiz artıracaksınız ya da IMF'ye gideceksiniz. Dünyanın pandemiyle mücadele ettiği bir dönemde, üretimin ve tüketimin durduğu bir ortamda faizi artırdığınızı düşünün. İstihdam, büyüme, reel sektör, bankacılık kesimi dahil her sektörü etkileyen büyük bir ekonomik krizle karşı karşıya kalabilirdik. Diğer ihtimal ise IMF'den borçlanarak ekonomik bağımsızlıktan ödün vermemizi gerektirecek bir süreç ortaya çıkarırdı. Bu yöntemlere başvurmadan bir mücadeleye girmek belli ki birilerini rahatsız etti, etmeye de devam edecektir. Merkez Bankası bilançosunda bir varlığın azalması halinde yerine başka bir varlık girmektedir. Bilanço açık ve net bir şekilde ortadayken, buharlaşan ve kaybolan bir döviz rezervinden bahsetmek anlamsızdır ve bu tamamen art niyetli bir söylemdir."
CHP'nin önerisi, yapılan oylama sonucunda reddedildi.
Genel Kurulda, HDP'nin, "kamu bankalarına yapılan atamalar" konusunda verdiği araştırma önergesinin, bugün görüşülmesine dair grup önerisi de kabul edilmedi.
Genel Kurulda daha sonra AK Parti Grubu'nun gündem ve çalışma saatlerine ilişkin önerisi kabul edildi.
Buna göre, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Turizmi Teşvik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, gündemin ön sıralarına alındı.
Genel Kurulda, bugün Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine başlanacak. "Temel kanun" olarak iki bölüm halinde görüşülecek kanun teklifinin, birinci bölümü üzerindeki görüşmeler tamamlanacak.
Yarın Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine geçilecek. Teklifin görüşmelerine perşembe günü devam edilecek.
Öte yandan CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca'nın, Çay Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin, doğrudan Genel Kurul gündemine alınması önerisi kabul edilmedi.
AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan ve ekonomiye ilişkin düzenlemeler içeren, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin tümü üzerinde gruplar adına konuşmalar tamamlandı.
Teklifin tümü üzerinde İYİ Parti adına konuşan Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, kanun teklifine, çiftçilerin Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçlarını yapılandıracak bir maddenin ilave edildiğine dikkati çekerek, "Bu getirilen çözüm, dertlerin belki yüzde birini ortadan kaldıracaktır. Ama bu da bir başlangıçtır. Hayırlı olmasını temenni ediyorum." dedi.
Kanun teklifinin komisyon görüşmelerinde, çiftçilerin Ziraat Bankasına olan borçlarının yapılandırılmasını teklif ettiklerini hatırlatan Dervişoğlu, aynı önergeyi Genel Kurul'da ilgili madde görüşülürken, yeniden sunacaklarını söyledi.
Karadeniz'de Ukrayna-Rusya geriliminin tüm bölgeyi etkileyen bir savaşa dönüşmesinin an meselesi olduğunu ifade eden Dervişoğlu, "Bir yandan ABD'nin Karadeniz'e nüfuz etme çabası bir diğer yandan da Rusya'nın Ukrayna topraklarını işgal etme girişimleri, Türkiye'nin gündemine getirilen Montrö ve Kanal İstanbul tartışmalarının uluslararası boyutunu açıkça ortaya koymaktadır." değerlendirmesinde bulundu.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin, Türkiye'nin boğazlar üzerinde tam egemen ve yetki sahibi olmasının tescili olduğunu vurgulayan Dervişoğlu, şunları kaydetti:
"Boğazlar üzerindeki egemenliğimizi tahkim eden Montrö Antlaşması'nın tam da olası Rusya-Ukrayna savaşı öncesinde gündeme getirilmesini sıradan bir tesadüf olarak görmüyoruz. Montrö'nün bölge dışı devletlerin Karadeniz'de bulundurabileceği savaş gemilerine tonaj ve süre sınırlaması getirmesi, belli ki ABD yönetiminin canını sıkmıştır. Bizim için asıl olan yalnız ve ancak Türk milletinin çıkarlarıdır. İYİ Parti olarak, AK Parti'ye diyoruz ki; aklınızdan bile geçirmeyin. Amerikan çıkarlarına hizmet eden bir rant projesi olan Kanal İstanbul'un inşası ve Montrö'nün ilgası hakkındaki tartışmaları yakından takip edeceğiz."
MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ise kanun teklifi ile yapılan düzenlemelerin isabetli olmakla birlikte, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un tümüyle gözden geçirilmesi gerektiğini belirterek, "Özellikle teminat, ödeme emri, haciz, e-haciz müesseselerinin mükellef haklarını gözeten, kişilerin haklarını savunmasına kolaylık sağlayan bir yapıya kavuşturulması uygun olacaktır." diye konuştu.
Türkiye'nin bir yandan salgına bir yandan teröre karşı başarılı bir mücadele verirken, diğer yandan da yoğun şekilde maruz kaldığı bölgesel ve küresel dayatmaları, ekonomik ve siyasi baskıları boşa çıkardığını dile getiren Kalaycı, "Bilinmelidir ki döviz ve faiz üzerinden Türk ekonomisini sıkıştırma girişimleri de sonuçsuz kalacaktır. Bölgesel ve küresel gelişmelerin sancılı, bir o kadar da sorunlu ortamında Türkiye'mizin kararlı duruşu, her cephedeki direniş ruhu, takdire şayandır." ifadesini kullandı.
Cumhur İttifakı'nın, Türkiye'nin egemenlik haklarına ve tarihi çıkarlarına sahip çıktığını kaydeden Kalaycı, "Emperyalizmin ekonomik ve siyasi şantajlarına boyun eğmeyen, diplomatik tehditlerine aldırış etmeyen ülkemiz, istiklal ve istikbaline en küçük gölgenin düşmesine müsaade etmeden tarihsel yolculuğunu sürdürmektedir. Türkiye, küresel ve bölgesel hesapları bozan bir ülkedir. Artık söz dinleyen değil, sözü dinlenen bir kuvvettir." görüşünü paylaştı.
HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan da Türkiye'nin derin bir ekonomik kriz yaşadığını ileri sürerek, "Yakın bir gelecekte ABD Merkez Bankası Başkanı diyecek ki: 'Artık para basmıyorum ve faizleri yükseltiyorum.' Bizim gibi ülkelerden para, zaten kaçıyor, daha hızlı kaçacak. O süreçte çatımızı, penceremizi tamir etmemişsek, derin bir ekonomik krize sürükleneceğiz." dedi.
Paylan, Meclis'in yapısal reformlar yapması gerektiğini dile getirdi.
Kanun teklifinde vatandaşın derdine derman olacak hiçbir şey olmadığını savunan Paylan, çiftçi borçlarının yapılandırma yerine silinmesini istedi.
Kurumlar vergisinde kademeli sisteme geçilmesi gerektiğini ifade eden Paylan, "Çok az sayıda şirket, kurum kazancı elde etmektedir, büyük şirketler. ABD, bunu tartışıyor. Küçük şirketlere yüzde 20, büyük şirketlere yüzde 28 diyor. Gelin biz de bu anlamda yapısal bir reformu tartışalım. Kurumlar vergisinde de kademeli bir sisteme geçelim." önerisinde bulundu.
CHP Konya Milletvekili Abdüllatif Şener ise kanun teklifinin içinin boş olduğunu iddia ederek, Ekonomi Reform Paketi'nin içinde emekçinin, çiftçinin ve esnafın olmadığını öne sürdü.
Ekonomik Reform Paketi'nde enflasyonun olmadığını vurgulayan Şener, "Dünyada hangi ekonomik reform paketi söz konusu olmuştur da enflasyon bir kenara bırakılmıştır, mutfaktaki yangın yok sayılmıştır, fiyat artışlarının dizginlenmesi için bazı tedbirler alınmamıştır?" sorusunu yöneltti.
TBMM Başkanvekili Celal Adan, gruplar adına yapılan konuşmaların tamamlanmasının ardından birleşime ara verdi.
Adan, aranın ardından komisyonun yerinde olmaması üzerine, birleşimi, yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
