2011-02-18 - 12:23
CHP KONYA MİLLETVEKİLİ KART'IN BASIN TOPLANTISI...
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart düzenlediği basın toplantısında, "Türkiye Cumhuriyetinde bazı Savcılar, Cumhuriyetin ve hukukun Savcısı olmak yerine, Hükümet'in Savcısı olmayı tercih etmişlerdir" diye konuştu.
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart düzenlediği basın toplantısında, "Türkiye Cumhuriyetinde bazı Savcılar, Cumhuriyetin ve hukukun Savcısı olmak yerine, Hükümet'in Savcısı olmayı tercih etmişlerdir" diye konuştu.

Kart, Savcı Zekeriya Öz imzalı 9 Kasım 2010 tarihli 2010/2135 sayılı soruşturma iddianamesinin, Kayseri olayıyla bağlantılı boyutları hakkında kamuoyu bilgilendirmek istediğini belirtti.

Şüphelilere yönelik çalışmalar devam ederken Hacı Ali Hamurcu'nun organize Şube Müdürlüğü'ne ihbarda bulunduğunu söyleyen Kart, Hamurcu'nun ihbarında söz ettiği senedin aslının yapılan aramalarda Yusuf Erikel'de bulunduğunu, iddianamenin 8. sayfasında tutanak altına alındığını ifade etti.

Kart "Ergenekon bağlantılı soruşturmayı sürdüren Silivri Savcısı, bu olayla bağlantılı olmayan, doğrudan Kayseri Büyükşehir Belediyesi ile ilgili olan somut ve ciddi bir takım bulgulara görevi sebebiyle muttali oluyor. Muttali olunan belgelerin bir anlamı, 14600'e kadar olan tahsilat fişlerinin tamamen yada önemli bir bölümünün sahte olma ihtimalidir. Cumhuriyet Savcısı bu kadar ciddi ve önemli suç bulgularına muttali oluyor." diye konuştu.

Böyle bir durumda ilgili Cumhuriyet Savcısının hiç tereddüt etmeden, TCK'nın 279 ve müteakip maddeleri gereğince, yetkili makam durumunda olan Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığına olayı ihbar etmesi gerektiğini vurgulayan Kart, bunun demokrasinin, hukukun ve yasanın bir gereği olduğunu belirtti.

Kart sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ortaya çıkan tablo şudur; Silivri Savcısının yaratmış olduğu yeni bir hukuksuzluk dalgasıyla karşı karşıyayız. Peki böylesine önemli bir mevkide görev yapan bir Savcı'nın, bu yasal sorumluluklarını bilmemesi söz konusu olabilir mi? Elbette olamaz.

Silivri'de hukuk yok derken, bu ve benzeri olayları kastediyoruz. Bu anlayışla görev yapan bir Cumhuriyet Savcısının, görevini doğru ve tarafsız yaptığından söz edilebilir mi? Kamu adına görev yapan bu ve benzeri Savcılara, adalet adına güven duyulabilir mi? Bu soruların cevabı "hayır"dır.

En önemlisi de; bir Savcı suç olduğunu bilerek bu bulguları neden gizler? Neden buna ihtiyaç duyar? Neden yasal gereğini yapmaz? Bunun anlamı maalesef açıktır; Türkiye Cumhuriyetinde artık bazı Savcılar, Cumhuriyetin ve hukukun Savcısı olmak yerine, Hükümet'in Savcısı olmayı tercih etmişlerdir."

(12.23)