2021-03-23 - 23:59
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç başkanlığında toplandı.
TBMM Başkanvekili Bilgiç, gündeme geçmeden önce üç milletvekiline gündem dışı söz verdi.
CHP Burdur Milletvekili Mehmet Göker "Burdur'un sorunları", HDP Mersin Milletvekili Rıdvan Turan "Mersin'in sorunları", BBP Genel Başkanı Destici, "Muhsin Yazıcıoğlu'nun anısına" konularında gündem dışı konuşmalar yaptı.
Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı ve Ankara Milletvekili Mustafa Destici, 12 yıl önce 25 Mart'ta BBP Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile 5 kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatarak, Allah'tan rahmet diledi.
Yazıcıoğlu'nun, tüm arkadaşlarına, millet için yaşamayı, çalışmayı, mücadele etmeyi ve feda olmayı öğütlediğini aktaran Destici, "Kendisi de bir ömrü milleti için yaşadı ve milleti için feda oldu. Muhsin Yazıcıoğlu, mümin sıfatını tüm hücreleriyle taşıyan, içi dışı bir, ahlak abidesi, yalan söylemeyen, rol yapmayan, dosdoğru bir insandı." ifadelerini kullandı.
Yazıcıoğlu'nun antiemperyalist tavrının, onun siyasi çizgisinin en karakteristik ve baskın rengi olduğunu belirten Destici, "Siyaset yaptığı dönemde Türkiye'deki bütün sermaye güçleri ve uluslararası güçler tarafından ona yönelen gizli ve açık husumetin sebebi de budur." dedi.
Yazıcıoğlu ile çok fazla hatırası olduğunu anlatan Destici, şunları kaydetti:
"Tümünün ortak yönü ve tümünden çıkarılması gereken ders; onun ahlakıyla, imanıyla, cesaretiyle, şahsiyetiyle hepimizin örnek alması gereken biri olduğudur. Rahmetli şehit liderimiz ve arkadaşlarımızın kaybıyla sonuçlanan hadiseyle ilgili hukuki süreci kararlılıkla takip ettik, ediyoruz ve etmeye devam edeceğiz. Adım adım mesafe alıyor, yaşanan her gelişmeyi dava arkadaşlarımızla ve kamuoyuyla paylaşıyoruz. Hukuktan ayrılmayacağız ama hiçbir hesabı da Allah'ın izniyle ahirete bırakmayacağız."
TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, 4,5 ay önce atadığı Merkez Bankası Başkanı'nı aniden görevden alarak piyasaları negatif yönde hızlandırdığını savundu.
Dövizin yükseldiğini, Türk lirasının değer kaybettiğini, altının fırladığını, borsanın ise çakıldığını söyleyen Türkkan, "Özerk olması gereken ve görev süreleri 5 yıl olan Merkez Bankası Başkanlığına sadece 20 ay içinde dördüncü kez atama yapan Sayın Erdoğan, piyasaların güvenini kırdı, ekonomiyi de tepetaklak yaptı." diye konuştu.
Türkkan, Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden ayrılmasına ilişkin, "Cumhurbaşkanı kalkıyor, gece yarısı bir kararnameyle bütün bu hiyerarşik düzeni bile altüst ediyor. Aslında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi dediğiniz bu ucube sistemde ne kanun ne Anayasa ne de yönetmelik var. Hiçbir şey yok, tek adam var. Tek adam ne derse o oluyor. Bu sistemi değiştireceğiz." ifadelerini kullandı.
HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, vatandaşların, salgın koşullarını da dikkate alarak "Nevruz" kutlamalarına katıldığını, HDP'ye sahip çıktığını dile getirerek, "HDP'nin, kapısına kilit asılacak bir bina olmadığını, bir fikir, politika olduğunu göstermişlerdir. Özellikle gençlerin ve kadınların katılımı bize çok açık bir şekilde şunu göstermiştir, bütün HDP milletvekillerini cezaevine atabilirsiniz ama arkamızdan son derece parlak, gencecik insanlar HDP'nin, bu politikalarını ve fikirlerini üretmek üzere gelmektedirler." dedi.
Milletvekilliği düşürüldükten sonra TBMM'yi terk etmeyerek eylem yapan HDP'li Ömer Faruk Gergerlioğlu'nun gözaltına alınma nedeni olarak, "Biji Serok Apo" sloganının atılması gösterildiğini hatırlatan Oluç, "Yalanın bu kadarı olabilir mi? İşte FETÖ'cü taktik budur. Meclis'te sahte delil üretmek ve suç uydurmaktır. Meclis çatısı altında siyasi kumpas kurarak bir partiye böyle bir saldırı düzenlenebilir mi?" diye sordu.
Bunun üzerine TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, Meclis Başkanlığı olarak Oluç'un konuşmasını tümüyle reddettiklerini bildirdi.
Bilgiç, Oluç'a, "Başkanlığa yönelik 'suç uydurma', 'sahte delil üretme', 'FETÖ'cü taktik', 'kumpas' gibi kullanmış olduğunuz bu ifadelerin hiçbiri tarafımızdan kabul edilmemektedir ve gerçeği de yansıtmamaktadır." karşılığını verdi.
Milletvekilliği düşen Gergerlioğlu'nun Meclis dışına çıkmayarak, 17 Mart'tan itibaren birtakım eylemler gerçekleştirdiğine, sosyal medya üzerinden açıklamalar yaptığına işaret eden Bilgiç, "Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına da bildirilen, iletilen husus tamamen budur. Dediğiniz gibi TBMM tarafından herhangi bir şekilde uydurma bir videonun veya başka bir şeyin servis edilmesi gibi bir husus asla söz konusu değildir." diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, böyle bir sloganın atılmasının vahim olduğunu vurgulayarak, "Böyle bir şey yapılmamış da yapılmış gibi bir tutanak düzenlenerek HDP Grubu'na bir ithamda bulunulmuşsa bu vahim ötesidir. Her iki halde de parlamentonun itibarı yerle yeksan olmuş olur." değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye Cumhuriyeti'nde 98 yıl boyunca 12 cumhurbaşkanının görev yaptığını anımsatan Altay, "12 Cumhurbaşkanımız içinde kadın-erkek eşitliğine inanmayan tek Cumhurbaşkanı, 98 yıllık Türkiye Cumhuriyeti'nde şu anki Cumhurbaşkanı'dır." görüşünü savundu.
Anayasa'nın 90'ıncı maddesinin çok açık olduğunu dile getiren Altay, "Çok taraflı bir uluslararası anlaşmanın Meclis'te onaylanmasıyla kanun haline gelmesinden sonra, Cumhurbaşkanı'nın iki dudağının ucuyla 'Bunu ben kaldırdım' demesinin hukuki tartışmaları epeyce bir sürecektir. 'Kötüye kullandı' diye bir sözleşmeden geri çekilinir mi? 'Adam kötüye kullandı', siz şimdi namazı da mı yasaklayacaksınız?" ifadelerini kullandı.
AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, AK Parti iktidarlarının, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde kadınların hak ve hukukunun korunması, genişletilmesinde birçok çalışmayı hayata geçirdiğini anlattı.
Akbaşoğlu, 2002'de yüzde 79,9 olan kadın okur yazarlık oranının yüzde 95,3'e çıktığını vurgulayarak, "Kız çocukları okullaşma oranını ortaöğretimde yüzde 45,2 iken yüzde 84,8'e, kız çocukları okullaşma oranını yükseköğretimde yüzde 13,5 iken yüzde 46,3'e çıkaran AK Parti iktidarıdır." dedi.
AK Parti'nin, kadınların her alanda, özellikle kamuda istihdamını yüzde 40'lara çıkardığına dikkati çeken Akbaşoğlu, "Liderimiz Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın öncülüğünde, 18 yıllık iktidarımız döneminde kadına şiddete sıfır toleransla yaklaşarak, her türlü pozitif ayrımcılığı kadınlar lehine ortaya koyan bir anlayış iktidardadır. Bu noktadan asla geri adım atılmayacaktır. Bundan herkesin emin olması gerekir." diye konuştu.
Türkiye'nin, Cumhurbaşkanı Kararı ile İstanbul Sözleşmesi'nden ayrılmasını değerlendiren Akbaşoğlu, şunları kaydetti:
"Bu sözleşme, 2011'de imzalanmış ancak 10 yıla yakın uygulamalar neticesinde görülmüştür ki birtakım marjinal grupların kendilerini meşrulaştırmaya ilişkin, bu sözleşmenin arkasına gizlenildiği bir zemin oluşmuştur. İstanbul Sözleşmesi'nin, dünyadaki uygulamalarıyla birlikte ele alındığında aileyi dağıtmaya ve ortadan kaldırmaya dönük sonuçları görülmüştür. Sayın Cumhurbaşkanımız, iç hukuk ve uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde İstanbul Sözleşmesi'nin 80'inci maddesindeki fesih hükmüne de istinaden, milletimizin talepleri doğrultusunda bu sözleşmeden çekilme iradesini göstermiştir. Milletimiz, Cumhurbaşkanımıza medyunuşükran olduğunu ifade etmektedir. Bizim toplumumuz 'aileerkil' bir toplumdur. Başta kadınlarımız olmak üzere kadını, erkeği, çocuğu, genci, yaşlısıyla bütün ailelerimizin, bütün milletimizin hak ve hukukunu titizlikle gözetecek, mutlu, huzurlu, özgür, güvenli ve müreffeh bir birey, aile ve toplum için samimiyetle çalışmaya devam edeceğiz."
1963 tarihli Bazı Andlaşmaların Yapılması İçin Cumhurbaşkanına Yetki Verilmesi Hakkında Kanun'a istinaden, daha önce yürütmeye ait olan fesih yetkisinin, eski sistemde Bakanlar Kurulunda olduğunu belirten Akbaşoğlu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde ise yürütmeyi temsil eden Cumhurbaşkanına geçtiğini anlattı.
Akbaşoğlu, "Yasama yetkisi farklı, yürütme yetkisi farklı. Kimsenin yetkisine karışılmışlık yok, yetki aşımı yok. İç hukuka, uluslararası hukuka tam bir uygunluk var. Cumhurbaşkanlığı Kararı ile fesih yetkisi söz konusu olmuştur. Bu konuyla ilgili CHP, Anayasa Mahkemesi'ne 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin iptaliyle ilgili dava açmış, Anayasa Mahkemesi oy birliğiyle reddetmiştir. Dolayısıyla hukuka uygunluk söz konusudur." değerlendirmelerinde bulundu.
Bu arada grup başkanvekilleri, 21 Mart Nevruz Bayramı'na ilişkin de duygu ve düşüncelerini dile getirdi.
Genel Kurulda, HDP'nin, "İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmenin yaratacağı sorunların araştırılmasına" ilişkin önergenin bugün görüşülmesi önerisi ele alındı.
HDP Adana Milletvekili Tulay Hatımoğulları Oruç, iktidarın, İstanbul Sözleşmesi'nin gerekliliklerini hiçbir şekilde yerine getirmediğini ve Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Türkiye'nin sözleşmeden çekildiğinin açıklandığını söyledi.
İstanbul Sözleşmesi'nin, erkek şiddetine son vermek için çok önemli ve muazzam bir yol haritası olduğunu belirten Oruç, "Bu sözleşme, şiddete karşı sistematik bir mücadelenin adım adım nasıl örüleceğini çok açık bir biçimde ifade etmektedir." dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Fatma Betül Sayan Kaya ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde AK Parti olarak sayısız devrimi gerçekleştirdiklerini belirterek, kadınların her alanda daha aktif ve özgüvenli olarak geleceğe yürüdüğünü söyledi. AK Parti'nin adalet ve hakkaniyet çizgisinin partisi olduğunu belirten Kaya, "AK Parti, 'önce insan, önce hayat' diyenlerin partisidir. AK Parti kadına, insana, hayvana şiddetin, şiddetin her türlüsünün karşısında yer almıştır." dedi.
Beş milyonun üzerinde kadın üyesi olan AK Parti'nin bireyi, aileyi, kadını, erkeği hukuk dairesinde koruyan sonsuz düzenlemeler yaptığını, bundan sonra da ihtiyaç duyuldukça yapacağını ifade eden Kaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Dolayısıyla İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmiş olmamızı, kadını ve aileyi korumayacağımız, haklarını güvence altına almayacağımız şeklinde deklare etmek, bunu böyle dillendirmek asla kabul edilemez. AK Parti, kadına karşı şiddeti sona erdirmek ve kadınlarımızın sosyal hayattaki yerini güçlendirmek için var gücüyle çalışıyor, çalışmaya da devam edecek. AK Parti'yi ilzam edenler, önce kendilerine boy aynasında baksınlar. HDP milletvekilinin tecavüz olayı açığa çıkmasın diye mağdura şantaj ve tehditler yapılırken İstanbul Sözleşmesi ve kadın hakları savunucuları acaba neredeydiniz? Evlatlarını terör örgütü hain PKK'nın elinden almak isteyen annelere reva gördüğünü gözümüzün önünde yaşanırken kadın hakları vurgunuz acaba neredeydi?"
Terör örgütü PKK'nın elindeki kız çocuklarının fotoğraflarını gösteren Kaya, "Bu çocuklar henüz 13-14 yaşında kız çocukları, bu çocukların hiç mi hakkı hukuku yok? Bu çocuklar, İstanbul Sözleşmesi'nin hangi maddesine göre korundu? Bunların hakları hangi maddede saklıydı, söyleyin. HDP şiddet konusunda bize ders vermeye asla ve asla kalkmasın. HDP önce şiddetle, terörle, nefretle arasına mesafe koysun. Bir çift sözüm de CHP'ye var. CHP kendi içerisinde kadına yönelik tacizler yaşanırken neredeydi?" diye konuştu.
Kaya'nın konuşması sırasında bazı AK Parti milletvekilleri de benzer fotoğrafları milletvekillerine gösterdi.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, gösterilen fotoğraflara itirazı olduğunu belirterek, "Meclis Genel Kurulunda AK Parti sıralarında PKK militanlarının fotoğrafları sergilenmiştir, ben bunu kabul edememem. AK Parti Grubunda PKK militanlarının çekilmiş fotoğrafları kaldırılmak suretiyle PKK terör örgütünün propagandası yapılmıştır." dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ise bu materyalleri niçin ortaya koyduklarını milletin çok iyi bildiğini belirterek, kimin terörün yanında, kimin teröristlerin karşısında olduğunu da milletin bildiğini söyledi. Akbaşoğlu, "Sayın Grup Başkanvekili, buraya gelip 'PKK'yı lanetliyorum. O kız çocuklarının bu konuda orada bulunmasına vesile olan, Diyarbakır Annelerinin çocuklarının kaçırılarak oraya aracılık yapan herkesi lanetliyorum' demeniz lazımdı; söylemeniz gereken bu." diye konuştu.
Akbaşoğlu, nereden gelirse gelsin bütün taciz ve tecavüzlerin karşısında olduklarını, kadınların haklarının yanında ve kadına şiddetin karşısında olduklarını söyledi.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, TBMM Genel Kurulu'nda PKK terör örgütünü bin defa lanetlediğini anımsatarak, "Lanetliyoruz ama ben şunu da lanetlemek istiyorum: PKK terör örgütünün kurucusuna elçi göndereni de lanetliyorum. Onunla masaya oturanı da seçimlerde, referandumda medet umanı da lanetliyorum. Türk siyasetine HDP'den de önce PKK terör örgütünün başı için 'Sayın Öcalan aldığı kellelerin bedelini ödüyor' demek suretiyle şehitlerimize 'kelle' diyeni de lanetliyorum." dedi. Altay, "Sayın Akbaşoğlu, hepsi kusur da Mersin Toroslar'da olandan haberin var mı? AK Parti Mersin Toroslar ilçesinde olanı benim burada zikretmeye terbiyem müsaade etmez. Bu tartışmayı devam ettirmek istersen hodri meydan." diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ise İstanbul Sözleşmesi'ne ilişkin, iç hukuk kurullarına ve uluslararası hukuk kurallarına uygun bir şekilde ve 60 yıldır Türkiye'de uygulanan usule uygun bir şekilde yürütme organı tarafından çekilme kararı verildiğini söyledi.
AK Parti TBMM Grup Başkanı Naci Bostancı, milletvekillerinin, taciz ve tecavüz meselelerine ilişkin ilkesel bir karşı duruşa sahip olduğunu söyleyerek, "Meclis'te bu konulara ilişkin farklı bir kanaat olacağını düşünemiyorum." dedi. İnsanların, büyük çoğunluğunun bu istikamette ahlaki bir tutum sahibi olduğunu kayıt altına almak gerektiğini, aksi takdirde toplumsal hayatın söz konusu olamayacağını belirten Bostancı, "Bu konulara ilişkin hassasiyet hususunda partiler arasında amansız bir rekabetin pozitif yönde olması takdire şayandır ama negatif yönde bir rekabet, bana çok doğru gelmiyor." dedi.
Mevlana'nın, "Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol." sözünü hatırlatan Bostancı, "Onun hemen öncesinde 'Kusurlar karşısında gece gibi ol.' hitabı da vardır. Esasen kusurları bu kadar ifşa etmek, toplumun ahlakı bakımından da iyi bir yöntem midir, emin değilim. 'Gece gibi ol.' derken, hukuken tekabül eden yanını elbette hukuk gerektiği şekilde yapacaktır ama Meclis ortamında adeta böyle aşkın bir şekilde, bu işlere ilişkin polemiği çok uygun görmüyorum." ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından HDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
İYİ Parti'nin Gümüşhane'nin sorunlarına ilişkin verdiği araştırma önergesi gündeme alınması önerisi de görüşülerek kabul edilmedi.
Genel Kurulda, CHP Grup Başkanvekilleri Engin Altay, Özgür Özel ve Engin Özkoç'un, Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesi konusunda verdiği genel görüşme önergesinin bugün ele alınması önerisi görüşüldü.
Öneri üzerinde CHP Grubu adına söz alan Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden ayrılmasını protesto etmek için hatip kürsüsünü mor örtüyle kapattı.
Bunun üzerine TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, kürsünün, söz konusu örtüyle kapatılmamasını isteyerek birleşime ara verdi.
Bilgiç, birleşimin açılmasının ardından CHP'li Karaca'nın eyleminin, TBMM İçtüzüğünün 157'nci maddesinde belirtilen "sükuneti ve çalışma düzenini bozma" kapsamına girdiğini belirterek, kendisine "uyarma cezası" verdi. Bilgiç, Karaca'yı, konuşmasını, kürsüdeki örtüyü kaldırdıktan sonra yapması için uyardı.
Meclis Başkanvekili Bilgiç, kürsüdeki örtüyü kaldırmaması üzerine, CHP'li Karaca'nın mikrofonunu kapattı. Daha sonra Genel Kurulda görevli kavaslar, mor örtüyü kaldırdı.
Konuşmasını sürdüren CHP'li Karaca, "aldığı uyarma cezasını, şahsı ve tüm kadınlar adına bir şeref madalyası olarak kabul ettiğini" söyledi.
Mor örtünün, "kadına şiddete hayır" anlamına geldiğini dile getiren Karaca, "Meclis iradesine darbe yaparak, kadına şiddetin önlenmesi, durdurulması, kadının korunması, şiddetin cezalandırılmasını amaçlayan İstanbul Sözleşmesi'ni, gecenin karanlığında ortadan kaldırmak isteyenlerin karşısında, kürsüyü mor örtüyle kapattım." dedi.
İstanbul Sözleşmesi'nin, kadına şiddeti önlemek ve bunun için politika üretmek için imzalandığını ifade eden Karaca, "Siz, 'Kadınlar şiddete uğrasın, cinayete kurban gitsin, yeter ki bizim oyumuz azalmasın.' dediniz. Şeyhlerin, tarikatların, müritlerin bir avuç oyuna muhtaç olduğunuz için İstanbul Sözleşmesi'ni onların talimatıyla geri çekmeyi yeğlediniz. Emin olun, 42 milyon kadın bunun hesabını size sandıkta soracak." değerlendirmesinde bulundu.
İYİ Parti Ankara Milletvekili Şenol Sunat, kadınları savunan ve koruyan İstanbul Sözleşmesi'nin bir çırpıda feshedildiğini söyleyerek, "İYİ Parti iktidarında kadına ve çocuğa yönelik şiddeti engellemek için ne gerekiyorsa yapacak ve her türlü önlemi korkmadan alacağız." dedi.
HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay Pekgözegü ise hiçbir gelenek ve toplumsal değerin, insan haklarından üstün olmadığını belirtti.
Pekgözegü, "Kadın ve LGBT hakları, insan haklarıdır. İstanbul Sözleşmesi'ni kaldırmak kadın düşmanlığıdır." görüşünü savundu.
AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç de uluslararası sözleşmelerin onaylanması, bu anlaşmalardan çıkılması ve feshinin, yürütmenin yetkisinde olduğunu belirtti.
Kadına şiddetin, tüm dünyanın sorunu olduğuna işaret eden Gözgeç, kadın-erkek fırsat eşitliğinde başı çeken ülkelerden Danimarka'da yüzde 52, İsveç'te yüzde 46 gibi oranlarla karşılaşıldığını aktardı.
Bu durumun, her türlü şiddetin önlenmesinde beraber mücadele edilmesi gerektiğini ortaya koyduğuna dikkati çeken Gözgeç, şunları kaydetti:
"Aslolan şiddetin hiç yaşanmamasıdır. Biz diyoruz ki sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir ailede yetişen nesiller şiddete başvurmaz. Bu yüzden 'güçlü kadın, güçlü aile, güçlü toplum' diyoruz. Biz bugüne kadar şiddete karşı 'sıfır tolerans' anlayışıyla hareket ettik. Bir tek kadının, bir tek erkeğin, bir tek çocuğun dahi burnunun kanamaması için mücadele ettik ve yaptığımız düzenlemeler birçok ülkeden ileri düzeyde. Bu konunun siyasi malzeme yapılmasını istemiyoruz."
CHP'nin genel görüşme önerisi, yapılan oylama sonucunda kabul edilmedi.
Bu arada CHP Kayseri Milletvekili Çetin Arık'ın, Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi'nin, doğrudan Genel Kurul gündemine alınması önerisi de yapılan oylama sonucunda kabul edilmedi.
TBMM Başkanvekili Bilgiç, Genel Kurulda, AK Parti'ye düşen bazı komisyon üyelikleri için seçim yapılmasının ardından komisyonun yerinde olmaması üzerine birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
CHP Burdur Milletvekili Mehmet Göker "Burdur'un sorunları", HDP Mersin Milletvekili Rıdvan Turan "Mersin'in sorunları", BBP Genel Başkanı Destici, "Muhsin Yazıcıoğlu'nun anısına" konularında gündem dışı konuşmalar yaptı.
Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı ve Ankara Milletvekili Mustafa Destici, 12 yıl önce 25 Mart'ta BBP Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile 5 kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatarak, Allah'tan rahmet diledi.
Yazıcıoğlu'nun, tüm arkadaşlarına, millet için yaşamayı, çalışmayı, mücadele etmeyi ve feda olmayı öğütlediğini aktaran Destici, "Kendisi de bir ömrü milleti için yaşadı ve milleti için feda oldu. Muhsin Yazıcıoğlu, mümin sıfatını tüm hücreleriyle taşıyan, içi dışı bir, ahlak abidesi, yalan söylemeyen, rol yapmayan, dosdoğru bir insandı." ifadelerini kullandı.
Yazıcıoğlu'nun antiemperyalist tavrının, onun siyasi çizgisinin en karakteristik ve baskın rengi olduğunu belirten Destici, "Siyaset yaptığı dönemde Türkiye'deki bütün sermaye güçleri ve uluslararası güçler tarafından ona yönelen gizli ve açık husumetin sebebi de budur." dedi.
Yazıcıoğlu ile çok fazla hatırası olduğunu anlatan Destici, şunları kaydetti:
"Tümünün ortak yönü ve tümünden çıkarılması gereken ders; onun ahlakıyla, imanıyla, cesaretiyle, şahsiyetiyle hepimizin örnek alması gereken biri olduğudur. Rahmetli şehit liderimiz ve arkadaşlarımızın kaybıyla sonuçlanan hadiseyle ilgili hukuki süreci kararlılıkla takip ettik, ediyoruz ve etmeye devam edeceğiz. Adım adım mesafe alıyor, yaşanan her gelişmeyi dava arkadaşlarımızla ve kamuoyuyla paylaşıyoruz. Hukuktan ayrılmayacağız ama hiçbir hesabı da Allah'ın izniyle ahirete bırakmayacağız."
TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, 4,5 ay önce atadığı Merkez Bankası Başkanı'nı aniden görevden alarak piyasaları negatif yönde hızlandırdığını savundu.
Dövizin yükseldiğini, Türk lirasının değer kaybettiğini, altının fırladığını, borsanın ise çakıldığını söyleyen Türkkan, "Özerk olması gereken ve görev süreleri 5 yıl olan Merkez Bankası Başkanlığına sadece 20 ay içinde dördüncü kez atama yapan Sayın Erdoğan, piyasaların güvenini kırdı, ekonomiyi de tepetaklak yaptı." diye konuştu.
Türkkan, Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden ayrılmasına ilişkin, "Cumhurbaşkanı kalkıyor, gece yarısı bir kararnameyle bütün bu hiyerarşik düzeni bile altüst ediyor. Aslında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi dediğiniz bu ucube sistemde ne kanun ne Anayasa ne de yönetmelik var. Hiçbir şey yok, tek adam var. Tek adam ne derse o oluyor. Bu sistemi değiştireceğiz." ifadelerini kullandı.
HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, vatandaşların, salgın koşullarını da dikkate alarak "Nevruz" kutlamalarına katıldığını, HDP'ye sahip çıktığını dile getirerek, "HDP'nin, kapısına kilit asılacak bir bina olmadığını, bir fikir, politika olduğunu göstermişlerdir. Özellikle gençlerin ve kadınların katılımı bize çok açık bir şekilde şunu göstermiştir, bütün HDP milletvekillerini cezaevine atabilirsiniz ama arkamızdan son derece parlak, gencecik insanlar HDP'nin, bu politikalarını ve fikirlerini üretmek üzere gelmektedirler." dedi.
Milletvekilliği düşürüldükten sonra TBMM'yi terk etmeyerek eylem yapan HDP'li Ömer Faruk Gergerlioğlu'nun gözaltına alınma nedeni olarak, "Biji Serok Apo" sloganının atılması gösterildiğini hatırlatan Oluç, "Yalanın bu kadarı olabilir mi? İşte FETÖ'cü taktik budur. Meclis'te sahte delil üretmek ve suç uydurmaktır. Meclis çatısı altında siyasi kumpas kurarak bir partiye böyle bir saldırı düzenlenebilir mi?" diye sordu.
Bunun üzerine TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, Meclis Başkanlığı olarak Oluç'un konuşmasını tümüyle reddettiklerini bildirdi.
Bilgiç, Oluç'a, "Başkanlığa yönelik 'suç uydurma', 'sahte delil üretme', 'FETÖ'cü taktik', 'kumpas' gibi kullanmış olduğunuz bu ifadelerin hiçbiri tarafımızdan kabul edilmemektedir ve gerçeği de yansıtmamaktadır." karşılığını verdi.
Milletvekilliği düşen Gergerlioğlu'nun Meclis dışına çıkmayarak, 17 Mart'tan itibaren birtakım eylemler gerçekleştirdiğine, sosyal medya üzerinden açıklamalar yaptığına işaret eden Bilgiç, "Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına da bildirilen, iletilen husus tamamen budur. Dediğiniz gibi TBMM tarafından herhangi bir şekilde uydurma bir videonun veya başka bir şeyin servis edilmesi gibi bir husus asla söz konusu değildir." diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, böyle bir sloganın atılmasının vahim olduğunu vurgulayarak, "Böyle bir şey yapılmamış da yapılmış gibi bir tutanak düzenlenerek HDP Grubu'na bir ithamda bulunulmuşsa bu vahim ötesidir. Her iki halde de parlamentonun itibarı yerle yeksan olmuş olur." değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye Cumhuriyeti'nde 98 yıl boyunca 12 cumhurbaşkanının görev yaptığını anımsatan Altay, "12 Cumhurbaşkanımız içinde kadın-erkek eşitliğine inanmayan tek Cumhurbaşkanı, 98 yıllık Türkiye Cumhuriyeti'nde şu anki Cumhurbaşkanı'dır." görüşünü savundu.
Anayasa'nın 90'ıncı maddesinin çok açık olduğunu dile getiren Altay, "Çok taraflı bir uluslararası anlaşmanın Meclis'te onaylanmasıyla kanun haline gelmesinden sonra, Cumhurbaşkanı'nın iki dudağının ucuyla 'Bunu ben kaldırdım' demesinin hukuki tartışmaları epeyce bir sürecektir. 'Kötüye kullandı' diye bir sözleşmeden geri çekilinir mi? 'Adam kötüye kullandı', siz şimdi namazı da mı yasaklayacaksınız?" ifadelerini kullandı.
AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, AK Parti iktidarlarının, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde kadınların hak ve hukukunun korunması, genişletilmesinde birçok çalışmayı hayata geçirdiğini anlattı.
Akbaşoğlu, 2002'de yüzde 79,9 olan kadın okur yazarlık oranının yüzde 95,3'e çıktığını vurgulayarak, "Kız çocukları okullaşma oranını ortaöğretimde yüzde 45,2 iken yüzde 84,8'e, kız çocukları okullaşma oranını yükseköğretimde yüzde 13,5 iken yüzde 46,3'e çıkaran AK Parti iktidarıdır." dedi.
AK Parti'nin, kadınların her alanda, özellikle kamuda istihdamını yüzde 40'lara çıkardığına dikkati çeken Akbaşoğlu, "Liderimiz Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın öncülüğünde, 18 yıllık iktidarımız döneminde kadına şiddete sıfır toleransla yaklaşarak, her türlü pozitif ayrımcılığı kadınlar lehine ortaya koyan bir anlayış iktidardadır. Bu noktadan asla geri adım atılmayacaktır. Bundan herkesin emin olması gerekir." diye konuştu.
Türkiye'nin, Cumhurbaşkanı Kararı ile İstanbul Sözleşmesi'nden ayrılmasını değerlendiren Akbaşoğlu, şunları kaydetti:
"Bu sözleşme, 2011'de imzalanmış ancak 10 yıla yakın uygulamalar neticesinde görülmüştür ki birtakım marjinal grupların kendilerini meşrulaştırmaya ilişkin, bu sözleşmenin arkasına gizlenildiği bir zemin oluşmuştur. İstanbul Sözleşmesi'nin, dünyadaki uygulamalarıyla birlikte ele alındığında aileyi dağıtmaya ve ortadan kaldırmaya dönük sonuçları görülmüştür. Sayın Cumhurbaşkanımız, iç hukuk ve uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde İstanbul Sözleşmesi'nin 80'inci maddesindeki fesih hükmüne de istinaden, milletimizin talepleri doğrultusunda bu sözleşmeden çekilme iradesini göstermiştir. Milletimiz, Cumhurbaşkanımıza medyunuşükran olduğunu ifade etmektedir. Bizim toplumumuz 'aileerkil' bir toplumdur. Başta kadınlarımız olmak üzere kadını, erkeği, çocuğu, genci, yaşlısıyla bütün ailelerimizin, bütün milletimizin hak ve hukukunu titizlikle gözetecek, mutlu, huzurlu, özgür, güvenli ve müreffeh bir birey, aile ve toplum için samimiyetle çalışmaya devam edeceğiz."
1963 tarihli Bazı Andlaşmaların Yapılması İçin Cumhurbaşkanına Yetki Verilmesi Hakkında Kanun'a istinaden, daha önce yürütmeye ait olan fesih yetkisinin, eski sistemde Bakanlar Kurulunda olduğunu belirten Akbaşoğlu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde ise yürütmeyi temsil eden Cumhurbaşkanına geçtiğini anlattı.
Akbaşoğlu, "Yasama yetkisi farklı, yürütme yetkisi farklı. Kimsenin yetkisine karışılmışlık yok, yetki aşımı yok. İç hukuka, uluslararası hukuka tam bir uygunluk var. Cumhurbaşkanlığı Kararı ile fesih yetkisi söz konusu olmuştur. Bu konuyla ilgili CHP, Anayasa Mahkemesi'ne 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin iptaliyle ilgili dava açmış, Anayasa Mahkemesi oy birliğiyle reddetmiştir. Dolayısıyla hukuka uygunluk söz konusudur." değerlendirmelerinde bulundu.
Bu arada grup başkanvekilleri, 21 Mart Nevruz Bayramı'na ilişkin de duygu ve düşüncelerini dile getirdi.
Genel Kurulda, HDP'nin, "İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmenin yaratacağı sorunların araştırılmasına" ilişkin önergenin bugün görüşülmesi önerisi ele alındı.
HDP Adana Milletvekili Tulay Hatımoğulları Oruç, iktidarın, İstanbul Sözleşmesi'nin gerekliliklerini hiçbir şekilde yerine getirmediğini ve Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Türkiye'nin sözleşmeden çekildiğinin açıklandığını söyledi.
İstanbul Sözleşmesi'nin, erkek şiddetine son vermek için çok önemli ve muazzam bir yol haritası olduğunu belirten Oruç, "Bu sözleşme, şiddete karşı sistematik bir mücadelenin adım adım nasıl örüleceğini çok açık bir biçimde ifade etmektedir." dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Fatma Betül Sayan Kaya ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde AK Parti olarak sayısız devrimi gerçekleştirdiklerini belirterek, kadınların her alanda daha aktif ve özgüvenli olarak geleceğe yürüdüğünü söyledi. AK Parti'nin adalet ve hakkaniyet çizgisinin partisi olduğunu belirten Kaya, "AK Parti, 'önce insan, önce hayat' diyenlerin partisidir. AK Parti kadına, insana, hayvana şiddetin, şiddetin her türlüsünün karşısında yer almıştır." dedi.
Beş milyonun üzerinde kadın üyesi olan AK Parti'nin bireyi, aileyi, kadını, erkeği hukuk dairesinde koruyan sonsuz düzenlemeler yaptığını, bundan sonra da ihtiyaç duyuldukça yapacağını ifade eden Kaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Dolayısıyla İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmiş olmamızı, kadını ve aileyi korumayacağımız, haklarını güvence altına almayacağımız şeklinde deklare etmek, bunu böyle dillendirmek asla kabul edilemez. AK Parti, kadına karşı şiddeti sona erdirmek ve kadınlarımızın sosyal hayattaki yerini güçlendirmek için var gücüyle çalışıyor, çalışmaya da devam edecek. AK Parti'yi ilzam edenler, önce kendilerine boy aynasında baksınlar. HDP milletvekilinin tecavüz olayı açığa çıkmasın diye mağdura şantaj ve tehditler yapılırken İstanbul Sözleşmesi ve kadın hakları savunucuları acaba neredeydiniz? Evlatlarını terör örgütü hain PKK'nın elinden almak isteyen annelere reva gördüğünü gözümüzün önünde yaşanırken kadın hakları vurgunuz acaba neredeydi?"
Terör örgütü PKK'nın elindeki kız çocuklarının fotoğraflarını gösteren Kaya, "Bu çocuklar henüz 13-14 yaşında kız çocukları, bu çocukların hiç mi hakkı hukuku yok? Bu çocuklar, İstanbul Sözleşmesi'nin hangi maddesine göre korundu? Bunların hakları hangi maddede saklıydı, söyleyin. HDP şiddet konusunda bize ders vermeye asla ve asla kalkmasın. HDP önce şiddetle, terörle, nefretle arasına mesafe koysun. Bir çift sözüm de CHP'ye var. CHP kendi içerisinde kadına yönelik tacizler yaşanırken neredeydi?" diye konuştu.
Kaya'nın konuşması sırasında bazı AK Parti milletvekilleri de benzer fotoğrafları milletvekillerine gösterdi.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, gösterilen fotoğraflara itirazı olduğunu belirterek, "Meclis Genel Kurulunda AK Parti sıralarında PKK militanlarının fotoğrafları sergilenmiştir, ben bunu kabul edememem. AK Parti Grubunda PKK militanlarının çekilmiş fotoğrafları kaldırılmak suretiyle PKK terör örgütünün propagandası yapılmıştır." dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ise bu materyalleri niçin ortaya koyduklarını milletin çok iyi bildiğini belirterek, kimin terörün yanında, kimin teröristlerin karşısında olduğunu da milletin bildiğini söyledi. Akbaşoğlu, "Sayın Grup Başkanvekili, buraya gelip 'PKK'yı lanetliyorum. O kız çocuklarının bu konuda orada bulunmasına vesile olan, Diyarbakır Annelerinin çocuklarının kaçırılarak oraya aracılık yapan herkesi lanetliyorum' demeniz lazımdı; söylemeniz gereken bu." diye konuştu.
Akbaşoğlu, nereden gelirse gelsin bütün taciz ve tecavüzlerin karşısında olduklarını, kadınların haklarının yanında ve kadına şiddetin karşısında olduklarını söyledi.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, TBMM Genel Kurulu'nda PKK terör örgütünü bin defa lanetlediğini anımsatarak, "Lanetliyoruz ama ben şunu da lanetlemek istiyorum: PKK terör örgütünün kurucusuna elçi göndereni de lanetliyorum. Onunla masaya oturanı da seçimlerde, referandumda medet umanı da lanetliyorum. Türk siyasetine HDP'den de önce PKK terör örgütünün başı için 'Sayın Öcalan aldığı kellelerin bedelini ödüyor' demek suretiyle şehitlerimize 'kelle' diyeni de lanetliyorum." dedi. Altay, "Sayın Akbaşoğlu, hepsi kusur da Mersin Toroslar'da olandan haberin var mı? AK Parti Mersin Toroslar ilçesinde olanı benim burada zikretmeye terbiyem müsaade etmez. Bu tartışmayı devam ettirmek istersen hodri meydan." diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ise İstanbul Sözleşmesi'ne ilişkin, iç hukuk kurullarına ve uluslararası hukuk kurallarına uygun bir şekilde ve 60 yıldır Türkiye'de uygulanan usule uygun bir şekilde yürütme organı tarafından çekilme kararı verildiğini söyledi.
AK Parti TBMM Grup Başkanı Naci Bostancı, milletvekillerinin, taciz ve tecavüz meselelerine ilişkin ilkesel bir karşı duruşa sahip olduğunu söyleyerek, "Meclis'te bu konulara ilişkin farklı bir kanaat olacağını düşünemiyorum." dedi. İnsanların, büyük çoğunluğunun bu istikamette ahlaki bir tutum sahibi olduğunu kayıt altına almak gerektiğini, aksi takdirde toplumsal hayatın söz konusu olamayacağını belirten Bostancı, "Bu konulara ilişkin hassasiyet hususunda partiler arasında amansız bir rekabetin pozitif yönde olması takdire şayandır ama negatif yönde bir rekabet, bana çok doğru gelmiyor." dedi.
Mevlana'nın, "Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol." sözünü hatırlatan Bostancı, "Onun hemen öncesinde 'Kusurlar karşısında gece gibi ol.' hitabı da vardır. Esasen kusurları bu kadar ifşa etmek, toplumun ahlakı bakımından da iyi bir yöntem midir, emin değilim. 'Gece gibi ol.' derken, hukuken tekabül eden yanını elbette hukuk gerektiği şekilde yapacaktır ama Meclis ortamında adeta böyle aşkın bir şekilde, bu işlere ilişkin polemiği çok uygun görmüyorum." ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından HDP'nin grup önerisi kabul edilmedi.
İYİ Parti'nin Gümüşhane'nin sorunlarına ilişkin verdiği araştırma önergesi gündeme alınması önerisi de görüşülerek kabul edilmedi.
Genel Kurulda, CHP Grup Başkanvekilleri Engin Altay, Özgür Özel ve Engin Özkoç'un, Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesi konusunda verdiği genel görüşme önergesinin bugün ele alınması önerisi görüşüldü.
Öneri üzerinde CHP Grubu adına söz alan Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden ayrılmasını protesto etmek için hatip kürsüsünü mor örtüyle kapattı.
Bunun üzerine TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, kürsünün, söz konusu örtüyle kapatılmamasını isteyerek birleşime ara verdi.
Bilgiç, birleşimin açılmasının ardından CHP'li Karaca'nın eyleminin, TBMM İçtüzüğünün 157'nci maddesinde belirtilen "sükuneti ve çalışma düzenini bozma" kapsamına girdiğini belirterek, kendisine "uyarma cezası" verdi. Bilgiç, Karaca'yı, konuşmasını, kürsüdeki örtüyü kaldırdıktan sonra yapması için uyardı.
Meclis Başkanvekili Bilgiç, kürsüdeki örtüyü kaldırmaması üzerine, CHP'li Karaca'nın mikrofonunu kapattı. Daha sonra Genel Kurulda görevli kavaslar, mor örtüyü kaldırdı.
Konuşmasını sürdüren CHP'li Karaca, "aldığı uyarma cezasını, şahsı ve tüm kadınlar adına bir şeref madalyası olarak kabul ettiğini" söyledi.
Mor örtünün, "kadına şiddete hayır" anlamına geldiğini dile getiren Karaca, "Meclis iradesine darbe yaparak, kadına şiddetin önlenmesi, durdurulması, kadının korunması, şiddetin cezalandırılmasını amaçlayan İstanbul Sözleşmesi'ni, gecenin karanlığında ortadan kaldırmak isteyenlerin karşısında, kürsüyü mor örtüyle kapattım." dedi.
İstanbul Sözleşmesi'nin, kadına şiddeti önlemek ve bunun için politika üretmek için imzalandığını ifade eden Karaca, "Siz, 'Kadınlar şiddete uğrasın, cinayete kurban gitsin, yeter ki bizim oyumuz azalmasın.' dediniz. Şeyhlerin, tarikatların, müritlerin bir avuç oyuna muhtaç olduğunuz için İstanbul Sözleşmesi'ni onların talimatıyla geri çekmeyi yeğlediniz. Emin olun, 42 milyon kadın bunun hesabını size sandıkta soracak." değerlendirmesinde bulundu.
İYİ Parti Ankara Milletvekili Şenol Sunat, kadınları savunan ve koruyan İstanbul Sözleşmesi'nin bir çırpıda feshedildiğini söyleyerek, "İYİ Parti iktidarında kadına ve çocuğa yönelik şiddeti engellemek için ne gerekiyorsa yapacak ve her türlü önlemi korkmadan alacağız." dedi.
HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay Pekgözegü ise hiçbir gelenek ve toplumsal değerin, insan haklarından üstün olmadığını belirtti.
Pekgözegü, "Kadın ve LGBT hakları, insan haklarıdır. İstanbul Sözleşmesi'ni kaldırmak kadın düşmanlığıdır." görüşünü savundu.
AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç de uluslararası sözleşmelerin onaylanması, bu anlaşmalardan çıkılması ve feshinin, yürütmenin yetkisinde olduğunu belirtti.
Kadına şiddetin, tüm dünyanın sorunu olduğuna işaret eden Gözgeç, kadın-erkek fırsat eşitliğinde başı çeken ülkelerden Danimarka'da yüzde 52, İsveç'te yüzde 46 gibi oranlarla karşılaşıldığını aktardı.
Bu durumun, her türlü şiddetin önlenmesinde beraber mücadele edilmesi gerektiğini ortaya koyduğuna dikkati çeken Gözgeç, şunları kaydetti:
"Aslolan şiddetin hiç yaşanmamasıdır. Biz diyoruz ki sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir ailede yetişen nesiller şiddete başvurmaz. Bu yüzden 'güçlü kadın, güçlü aile, güçlü toplum' diyoruz. Biz bugüne kadar şiddete karşı 'sıfır tolerans' anlayışıyla hareket ettik. Bir tek kadının, bir tek erkeğin, bir tek çocuğun dahi burnunun kanamaması için mücadele ettik ve yaptığımız düzenlemeler birçok ülkeden ileri düzeyde. Bu konunun siyasi malzeme yapılmasını istemiyoruz."
CHP'nin genel görüşme önerisi, yapılan oylama sonucunda kabul edilmedi.
Bu arada CHP Kayseri Milletvekili Çetin Arık'ın, Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi'nin, doğrudan Genel Kurul gündemine alınması önerisi de yapılan oylama sonucunda kabul edilmedi.
TBMM Başkanvekili Bilgiç, Genel Kurulda, AK Parti'ye düşen bazı komisyon üyelikleri için seçim yapılmasının ardından komisyonun yerinde olmaması üzerine birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
