2016-05-04 - 15:09
TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanvekili Akif Hamzaçebi başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, İş Kanunu ile Türkiye İş Kurumu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 1. bölümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanvekili Akif Hamzaçebi başkanlığında toplandı.
Gündemdışı ilk sözü alan HDP Iğdır Milletvekili Mehmet Emin Adıyaman, Şia ve Caferi inancına mensup vatandaşların sorunları üzerine yaptığı konuşmada, bu inanca sahip kişilerin ağırlıklı olarak Iğdır ve Kars'ta yaşadığını, daha sonra da göçlerle büyükşehirlere dağıldıklarını belirtti.
Adıyaman, bu inanç mensuplarına genel bütçeden pay ayrılmamasını eleştirerek, Şia ve Caferi din alimlerinin devlet otoritesinde kabul edilmediklerini, cami inşaatlarına yönelik bürokratik engeller çıkarıldığını, bazı basın yayın organlarında bu inançlar aleyhine yanıltıcı yayınlar yapıldığını öne sürdü.
CHP Tokat Milletvekili Kadim Durmaz da atanamayan öğretmenler ve ücretli öğretmenlik hakkında soru önergesine, Milli Eğitim Bakanlığından verilen cevabı eleştirdiği konuşmasında, Bakanlığın ücretli öğretmenlikle eğitimde taşeron sistemini meşrulaştırdığını, emek ve umut sömürüsü, eşitsizlik yaptığını kaydetti.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı'nın acilen atanacak öğretmen sayılarını ve atama tarihlerini açıklamak zorunda olduğunu vurgulayan Durmaz, "Hep birlikte atama bekleyen öğretmenlerin sesine, feryadına kulak verelim. Ağustos ayındaki atamaların sayısını köşeli bir şekilde açıklayalım." dedi.
Gündemdışı son sözü alan AK PARTİ Kastamonu Milletvekili Murat Demir de Kastamonu evliyalarını ve Şeyh Şaban-ı Veli Hazretlerini anma konuşması yaptı.
TBMM Genel Kurulunda, AK Parti, CHP ve MHP grup başkanvekilleri, AB Komisyonunun Schengen ülkelerine yapılacak seyahatlerde Türk vatandaşları için vizelerin kaldırılması yönündeki tavsiye kararını değerlendirdi.
Genel Kurulda söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, AB Komisyonunun tavsiye kararının, Türkiye'nin beklediği bir karar olduğunu dile getirdi.
Bostancı, bunu, 200 yıllık modernlik yolculuğunda önemli bir aşama olarak görmek gerektiğini kaydetti.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da AB Komisyonunun kararını memnuniyetle karşıladıklarını dile getirerek, vize muafiyeti için gelen tasarılara azami katkı gösterdiklerini belirtti.
Bunun, henüz tavsiye kararı olduğunu anımsatan Altay, partisinin ulusal meselelerde üzerine düşen her türlü olumlu tutumunu göstermeye devam edeceğini bildirdi.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da AB Komisyonundan, Türkiye aleyhinde bir karar beklenmediğini ancak bu kararı zafer olarak değerlendirmenin de yanlış olduğunu söyledi. Yetkili mercinin Avrupa Parlamentosu olduğuna işaret eden Akçay, burada da aynı yönde karar çıkmasını temenni etti. Akçay, TBMM'nin vize muafiyeti için yoğun mesai yaptığını anlattı.
AK PARTİ Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, "Dersim olaylarıyla ilgili endişeler varsa, Başbakanlık arşivleri, belge yeterli değil diyorsak, o zaman TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu da bu konuda inceleme yapabilir." dedi.
HDP, Danışma Kurulu toplanamadığı için Dersim olaylarına ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, Genel Kurul gündemine grup önerisi olarak getirdi.
AK PARTİ Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir, önerge aleyhinde yaptığı konuşmada, sevgiden değil nefretten, öfkeden, kandan beslenen, terör örgütünün kanlı eylemleri karşısında sükutu tercih edenlerin, toplumsal barıştan söz etmelerinin ne kadar doğru, samimi olduğunu sordu.
Dersim'de yaşananların, dramatik bir hal olduğuna değinen Aydemir, bu resimlerin, milli hafızada yer ettiğini bildirdi.
Aydemir, asıl yüzleşilmesi gereken bir gerçeğin ortaya konulması gerektiğini, bunun 13 Mart 2016'daki Ankara Kızılay'da 36 vatandaşın hayatını kaybetmesi olduğunu söyledi. Aydemir, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın, Kandil'deki ağabeyi Nurettin Demirtaş imzalı bir yazıyı okuyarak, yazıda, bu eyleme övgüler düzüldüğünü ifade etti.
Yüzleşmenin kıymetini bildikleri için Dersim dahil tarihin tozlu raflarında kalan bütün olaylarla yüzleştiklerini belirten Aydemir, yüzleşilmek isteniyorsa 1938'lere gitmeden, bugüne gelinmesini, bu yazıyla yüzleşilmesi gerektiğini vurguladı.
Aydemir, "HDP Genel Başkanı, ağabeyinin teröristlere methiyeler düzmesine ne diyor. Bir yandan halkların kardeşliği gibi süslü laflar ederken bir yandan canlı bombalara övgüler düzenlere söyleyecek birşeyi olanlar var mı? HDP'nin tavşana kaç, tazıya tut politikası fazlasıyla sırıtıyor. Bugün ile dürüstçe hesaplaşamayan yapının, dünü gündeme taşıması samimi, dürüst değildir." diye konuştu.
HDP Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım, sataşma gerekçesiyle söz alarak, "Eş Genel Başkanımızın Ankara patlamalarıyla ilgili kınama açıklamalarını okursunuz. Suçun şahsiliği üzerinden konuşursunuz, başka yere çekmezsiniz. 10 dakikalık konuşmanızın 9 dakikasını bizimle ilgisi olmayan PKK, YPG, PYD kadrosuyla meşgul etmezsiniz. Herkes herkesle ilişkilendirilir ya... Mitinglerinizi yaptığınız, beraber kol kola selamlar verdiğiniz insanların kanıyla banyo yapmaktan haz duyan mafya bozuntularının sizin partinizle olan ilişkisine ne diyeceksiniz? Sizin Rize mitinginize gelmedi mi?" ifadesini kullandı.
AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı da Yıldırım'a yanıt vererek, bu kişinin partileriyle herhangi bir ilgisinin olmadığını vurguladı. Bostancı, Türkiye'nin herhangi bir yerinde birilerinin miting yapıp konuştuğunda, bunu AK PARTİ'ye ihale etmenin son derece yanlış olduğunu belirtti.
Bostancı, çözüm sürecini bitirenin de PKK olduğunu söyledi.
AK PARTİ Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ise öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, araştırma yapmak isteyen herkese Başbakanlık arşivlerini, AK PARTİ iktidarının açtığını belirtti. Tunç, AK PARTİ iktidarın, tabuların, sorgulanamayan konuların üzerine büyük kararlılıkla gittiğini bildirdi.
Tunç, TBMM'de 24. Dönemde Dersim olaylarıyla ilgili mağdurların dilekçelerinin, Meclis Dilekçe Komisyonuna geldiğini, 150 bine yakın belgenin kurulan alt komisyona intikal ettiğini, komisyonun incelemelerinin devam ettiğini anımsattı. Tunç, komisyonun, bilgi, belgeleri talep ettiğini, bazı tanıkları dinlediğine işaret etti.
Konunun, insan hakları sorunu olduğuna dikkati çeken Tunç, şöyle devam etti:
"Eğer geçmişte meydana gelen insan hakları sorunu varsa bunun araştırılmasıyla ilgili TBMM'de yetkili komisyon da ihtisas komisyonudur, o da İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu. Ayrıca araştırma komisyonu kurup 4 ayda araştırmak yerine, endişeler varsa, Başbakanlık arşivleri, belge yeterli değil diyorsak, o zaman İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu da bu konuda inceleme yapabilir. Araştırma komisyonundan daha geniş yetkileri olan komisyon varken böyle bir komisyona gerek yok."
Öneri lehinde söz alan CHP Tunceli Milletvekili Gürsel Erol, Türkiye'nin en eğitimli, asker kaçağının en az olduğu, Kocaeli'nden sonra düzenli vergisini ödeyen, adi suçların en az gerçekleştiği, kadın-erkek eşitliğinde kadın özgürlüğünün en yoğun yaşandığı, cumhuriyetin temel değerlerine bağımlı kentin Tunceli olduğunu savundu.
Erol, "Bu kadar insanlık suçu, vahşete rağmen bu toplumun, hiçbir zaman cumhuriyet ve cumhuriyetin değerlerinden kopmadan, yurttaşlık görevlerini yerine getirdiğini" anlattı.
Tunceli'nin bütün evlerinde inançlarından dolayı Hz. Ali, cumhuriyeti bağlılıklarından dolayı Atatürk'ün resimlerinin bulunduğunu dile getiren Erol, Atatürk ve Hz. Ali'nin fotoğrafını gösterdi.
Erol, 1938'de yaklaşık 13 bin sivil halkın, o bölgede hayatını kaybettiğini, 2 bin 700 kayıp kızın bulunduğunu, bu kızlardan birinin Kenan Evren'in eşi Sakine Hanım olduğunu söyledi. Erol, bunun, tek partili dönemde, devletin hakim olduğu, Celal Bayar'ın başbakan olduğu dönemde yapıldığını belirterek, "Bugün siz nasıl devletin içinde paralel güçler, yapı var diyorsunuz o zaman da siyasi bir parti olmayan, devletin ta kendisi olan, CHP içindeki paralel güçler, bu sağ düşünceye hakim olan güçlerdi. Bu güçler insanlık suçu işlemesine katkı verdiler." görüşünü savundu.
Konuşmaların ardından HDP grup önerisi kabul edilmedi.
CHP, amatör spor kulüplerinin sorunlarının araştırılması amacıyla, verilen araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisini TBMM Genel Kurulu'na getirdi.
CHP Kocaeli Milletvekili Akar, Türkiye'de, birçok spor dalında 13 bin 867 amatör spor kulübü, 3 milyon 700 bin amatör sporcu bulunduğunu belirtti.
Ülkede amatör spor kulübü ve sporcu sayısının az olduğuna işaret eden Akar, nüfusu Türkiye'ye yakın Fransa'da 165 bin amatör spor kulübü olduğunu kaydetti.
Haydar Akar, nüfusu 17 milyon olan Hollanda'nın 36 bin spor kulübüne sahip olduğunu anımsatarak, "Şiddetten, alkol ve uyuşturucu alışkanlığından, çocukların kötü yollara düşmesinden, suç oranlarının yüksek olmasından bahsediyorsak, amatör spor kulüplerinin azlığı bundaki etkenlerden birisidir." diye konuştu.
Amatör spor kulüplerinin ekonomik olarak çok kötü durumda olduğunu, bir kişinin ya da bir belediyenin katkısıyla ayakta durmaya çalıştığını, amatör spor kulüplerinin ve Bölgesel Amatör Liginden (BAL) amatör lige çıkan Kocaelispor'un sorunlarını anlatan Akar, "Sponsor bulamıyorlar, yandaş ve candaş spor kulüplerine yardım yapılırken, diğerlerine yapılmıyor. En büyük sıkıntılarından birisi de ulaşım sorunu." dedi.
HDP Diyarbakır Milletvekili İmam Taşçıer de konuşmasında Amedspor ve yaşadığı sorunları gündeme getirdi.
Amedspor'a ayrımcılık yapılarak, 3 puanının silindiğini, futbolcusu Deniz Naki'nin zafer işareti yaptığı için 12 maç ceza aldığını kaydeden Taşçıer, "Başkaları rabia ve bozkurt işareti yapıyor ama onlar ceza almıyor." ifadesini kullandı.
Taşçıer, Amedspor'lu yöneticilerin Ankaragücü maçında linç edilmek istendiğini ileri sürerek, "Konya'da milli maçta, Ankara garda hayatını kaybedenler anılırken, protesto sesleri yükseliyordu, bu da ülkemizde ayrımcılığın geldiği noktayı göstermektedir." değerlendirmesinde bulundu.
MHP Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı, amatör spor kulüplerinin kalkındırılmasının önemine işaret ederek, bunun yapılması durumunda gençlerin terörden ve uyuşturucudan kurtarılabileceğini belirtti.
Amatör spor kulüplerine yardımda, AK Parti'ye oy verip vermeme ilkesinin benimsendiğini ileri süren Sancaklı, AK PARTİ'ye oy veriliyorsa yardım yapıldığını, verilmiyorsa yardım yapılmadığını ya da az yapıldığını bildirdi.
MHP'li Sancaklı, takım kaptanlığını yaptığı dönemde Kocaelispor'un ülkede ve Avrupa'da büyük başarılar elde ettiğini vurgulayarak, "Siz Kocaelispor'u ikiye böldünüz. O takıma yardım etmeyerek Kocaeli Birlikspor diye bir takıma yardım yaptınız. 20 bin seyircisi olan Kocaelispor BAL liginde oynuyor, ama 200 kişiye oynayan Kocaeli Birlikspor 2. ligde oynuyor." ifadesini kullandı.
AK PARTİ İstanbul Milletvekili İsmet Uçma da yandaş takımlara yardım yapıldığı iddiasının kabul edilemeyeceğini bildirdi.
AK PARTİ döneminde bölgesel milliyetçiliğin tasnif edildiğini, AK PARTİ'nin 2002'den itibaren bölgesel milliyetçilik yaptığını ortaya koyacak bir veri bulunamayacağını kaydeden Uçma, "Çünkü, eski ezberler bozulmuştur. Akşam evde Kürt, gündüz okulda Türk dönemi bitmiştir, AK PARTİ döneminde." dedi.
Uçma, 2002'den önce sporda bir başarı elde edilemediğini vurgulayarak, amatör spor kulüplerine yapılan yardımlara değindi.
MHP'li Sancaklı, Uçma'nın, "2002'den önce sporda başarı elde edilemediği"ne ilişkin sözleri üzerine, "Galatasaray UEFA Kupasını, Süper Kupayı kazandı, Futbol Milli Takımı dünya üçüncüsü oldu ama şimdi milli takım 53. sıraya kadar düştü." karşılığını verdi.
Konuşmaların ardından CHP'nin önerisi kabul edilmedi.
Özel istihdam büroları aracılığıyla geçici iş ilişkisi kurulması ve uzaktan çalışma gibi esnek çalışma modelini öngören İş Kanunu ile Türkiye İş Kurumu Kanunu'nda değişiklik yapan tasarının görüşmeleri, TBMM Genel Kurulu'nda başladı.
Tasarının tümü üzerindeki görüşmelerde MHP Grubu adına söz alan Kahramanmaraş Milletvekili Fahrettin Oğuz Tor, enerjilerini yararsız işlerle geçirmemeleri gerektiğini, ülkenin bölücü terör, işsizlik, geçim sıkıntısı, israf, işin ehline verilmemesi gibi önemli sorunları bulunduğunu belirtti.
Türkiye'nin her zamankinden daha fazla huzura ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Tor, tasarının bir ihtiyaçtan doğmadığını, çalışma barışını zedeleyecek, bozacak, husumeti ve huzursuzluğu artıracak, yeni huzursuzluklar yaratacak mahiyette olduğunu savundu.
Tasarının zamanlamasının uygun olmadığını, esnek çalışmanın bugünün konusu olmaması gerektiğini öne süren Tor, "Tasarı yasalaşırsa işçi ayağa düşer, ülkemiz ucuz işgücü cenneti olur, işçinin aç kalması dahil konuşulur hale gelir. Esnek model işsizliğin çözümüne hiçbir katkı sağlamayacaktır." dedi.
Tor, kayıt dışılığı önlemek için çalışana, kendisini bildirme zorunluluğu getirilmesi önerisinde bulundu.
CHP İstanbul Milletvekili Yakup Akkaya, tasarının, çalışma hayatını kökten değiştirmeyi hedeflediğini, çalışma hayatını kaosa sürükleyeceğini, çalışma barışını bozabileceğini öne sürdü.
Tasarının işçi simsarlığına, işçi sömürüsüne yol açacağını, işçilerin istismar edilerek sendikal örgütlenmenin engelleneceğini savunan Akkaya, tasarıyla iş güvencesinin, işyeri kavramının ortadan kalkacağını, istihdam güvencesinin olmayacağını ifade etti.
Akkaya, tasarıdaki kiralık işçi düzenlemesinin de anayasaya aykırı olduğunu vurgulayarak, tasarının düzenlemelerinden biri olan uzaktan çalışmayla, kuralsız, güvencesiz çalışmanın, aile, kadın, çocuk emeği sömürüsünün, kadınların eve mahkum edilmesinin gündeme geleceğini bildirdi.
Akkaya, "Tasarıyı geri çekin, çalışma yaşamını kaosa sürüklemeyin." çağrısında bulundu.
HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel, tasarının görüşmelerine bugün başlanacağını basından öğrendiklerini ifade etti.
Tasarının sermaye ve işveren tarafından organize edildiğini, parlamentodan geçmemesi gerektiğini ileri süren Demirel, "Özel istihdam bürolarının tamamı, AK PARTİ yandaşı şirketlere verilecektir. Yangından mal kaçırmayın, işçilerle, sendikalarla görüşün, tasarıyı gözden geçirin. Tasarı, bizim için dokunulmazlıktan daha önemli. Çünkü işçiye, emekçiye daha ağır şekilde dokunmuş oluyorsunuz. Kiralık işçi kullanımı istisna değil kaide olacaktır. Tasarıyla sendikalara üye olmak imkansızlaşacaktır. Tasarı, sermayenin karını korumak adına, işçilere karşı yapılmış en büyük saldırıdan biri olacaktır." değerlendirmesinde bulundu.
AK PARTİ Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Kaçar, işsizliğin tüm dünyada önemli sorun olduğuna işaret ederek, işsizliği azaltmanın önemli boyutunun, istihdam biçimlerinin artırılması olduğunu kaydetti.
Kaçar, tasarıyla kadın istihdamı önündeki engellerin kaldırıldığını vurgulayarak, alt komisyonda yaptıkları önemli bir değişikle ILO sözleşmesi ve AB Komisyonu direktifi doğrultusunda geçici işçilere yönelik eşit muameleyi içeren bölümü tasarıya eklediklerini bildirdi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, esnek çalışma modelini öngören tasarının "köle tasarısı" olmadığını vurgulayarak, "Bu tasarı Türkiye'de 250-300 bin kişiye yeni bir iş, istihdam kapısı açacaktır." dedi.
Soylu, TBMM Genel Kurulunda görüşülen, özel istihdam büroları aracılığıyla geçici iş ilişkisi kurulması ve uzaktan çalışma gibi esnek çalışma modelini öngören İş Kanunu ile Türkiye İş Kurumu Kanununda değişiklik yapan tasarının tümü üzerindeki görüşmelerde, milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Tasarının hazırlık çalışması sırasında sendikalarla, sivil toplum örgütleriyle bir araya geldiklerini belirten Soylu, "Tasarı için dün geceye kadar çalıştık. 6-7 değişikliği daha ortaya koyarak, tam mutabakat diyemem ama mutabakata yakın bir anlayışla buraya getirdik." dedi.
Bakan Soylu, tasarının çatısının İLO ve AB normlarına oturduğunu ve bu normlara uygun bir şekilde gerçekleştiğini belirtti.
"Bu, bir köle tasarısı değildir." diyen Soylu, "Bu tasarıyla, merdiven altında kayıt dışı çalışan işçiler, kayıt içine alınacaktır. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile çalışma hayatının içerisinde olmayan bir anlayışı, kayıt dışından alıp kayıt içine getiriyoruz. Bir taraftan tarım işçileri, bir taraftan doğum sebebiyle çalışan kadınlarımız, diğer taraftan üniversite öğrencilerimiz... Bugün hangi kadın evinde metal işi, örgü işi ya da kutu yapımı işi ile uğraşırken sosyal güvenlik sisteminin içindedir? Bugün hiçbirisinin sosyal güvencesi yoktur." sözlerini sarfetti.
Soylu, kıdem tazminatıyla ilgili çalışma yapan bakanlık temsilcilerinin, gittikleri ülkelerde karşılaştıkları Türk öğrencilerin büyük bir çoğunluğunun özel istihdam bürolarında çalıştığını gördüklerini söyledi. Süleyman Soylu, öğrencilerin bu çalışmalarıyla hem eğitim ücretlerini karşıladıklarını hem de harçlıklarını çıkardıklarını belirtti.
Özel istihdam bürolarında çalışacak işçilerin sendikalı olma hakkına sahip olduğunu vurgulayan Soylu, ülkedeki sendikal örgütlülüğün Avrupa'dan daha iyi noktada olacağını söyledi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Soylu, bu düzenlemenin iş hayatında önemli bir süreci gerçekleştirecek anlayışı ortaya koyacağını vurgulayarak, "Kayıt dışı istihdam alanındaki tabloyu, bu tasarıyla istihdama döndürmeye çalışıyoruz. Bu tasarı, Türkiye'de 250-300 bin kişiye yeni bir iş kapısı, istihdam kapısı açacaktır." diye konuştu.
"Kadınların sigortalı olmadan önce yaptıkları doğumla ilgili borçlanma gerçekleştirilebilir mi?" diye sorulduğunu ifade eden Soylu, "Bu yapılabilir ama aktüel dengemizi alt üst eder. Bunu yaptığımız andan itibaren, gelir-gider dengemizi yürütebilme kabiliyetine sahip olamayız. Eğer kadın doğum borçlanmasını, sigorta başlangıç tarihinden önceye çektiğimiz andan itibaren, bu, sigorta sistemi açısından sürdürülebilir olmayacaktır." ifadesini kullandı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, 445 özel istihdam bürosundan 25'inin yabancı olduğunu bildirdi.
Türkiye'de 445 özel istihdam bürosu bulunduğunu ifade eden Soylu, bunlardan 25'inin yabancı olduğunu bildirdi.
4A sigortalı sayısının Aralık 2015'te 12 milyon 794 bin, Ocak 2016'da 12 milyon 480 bin, Şubat 2016'da 12 milyon 495 bin, Mart 2016'da 12 milyon 570 bin olduğunu vurgulayan Soylu, genel olarak ocak, şubat, mart ve aralıkta her yıl mevsimsel düşüş olduğunu belirtti.
Soylu, kadınları ve gençleri, uzun süre işsiz kalanları istihdamla buluşturmayı amaçladıklarını kaydetti.
MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, hükümetin, "sahibinden kiralık insan büroları kurmak istediğini" öne sürdü.
Tasarının, amale pazarlarından bile onursuz bir çalışma modeli getirdiğini savunan Kalaycı, "Kölelik sistemi kurulmuş olacak, köle ticareti adeta yasal hale gelecektir. Emek daha değersizleştirilerek, taşeronluğu bile aratır hale getirecektir. Bu modelle sendikal örgütlenme tarihe karışacaktır. İş Kanunu'nda işçinin elinde kalan haklar elinden alınacaktır. Milyonlarca işçi, asgari ücrete talim edilecektir. İşçinin emeği üzerinden özel istihdam bürolarına rant sağlayacaktır." diye konuştu.
CHP Zonguldak Milletvekili Ünal Demirtaş, tasarıyla yasal amele pazarının kurulacağını, çalışma yaşamının temelinden sarsılacağını, iş barışının bozulacağını öne sürdü.
Tasarının emeği, işçiyi değil, iş vereni koruduğunu, işçiye yönelik hiçbir güvencenin bulunmadığını, iş verene yönelik güvence sağlandığını iddia eden Demirtaş, "Özel istihdam bürolarıyla taşeronun taşeronunu getiriyorsunuz. Tasarı yasalaşırsa, çalışma yaşamı ciddi şekilde bozulacaktır." dedi.
HDP Diyarbakır Milletvekili Sibel Yiğitalp, tasarının, sermayenin karını korumak adına işçi sınıfına karşı yapılan en büyük saldırılardan biri olduğunu ileri sürdü.
AK PARTİ Uşak Milletvekili Alim Tunç, tasarıyla kayıtdışı çalışan mevsimlik tarım işçilerinin kayıtlı çalışmasının sağlanacağını, gençlerin istihdamla buluşmasının artacağını ifade etti.
Tasarının 1. bölümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasından sonra TBMM Başkanvekili Akif Hamzaçebi, birleşime ara verdi.
Aranın ardından komisyon ve hükümetin yerinde olmaması üzerine Hamzaçebi, birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
Gündemdışı ilk sözü alan HDP Iğdır Milletvekili Mehmet Emin Adıyaman, Şia ve Caferi inancına mensup vatandaşların sorunları üzerine yaptığı konuşmada, bu inanca sahip kişilerin ağırlıklı olarak Iğdır ve Kars'ta yaşadığını, daha sonra da göçlerle büyükşehirlere dağıldıklarını belirtti.
Adıyaman, bu inanç mensuplarına genel bütçeden pay ayrılmamasını eleştirerek, Şia ve Caferi din alimlerinin devlet otoritesinde kabul edilmediklerini, cami inşaatlarına yönelik bürokratik engeller çıkarıldığını, bazı basın yayın organlarında bu inançlar aleyhine yanıltıcı yayınlar yapıldığını öne sürdü.
CHP Tokat Milletvekili Kadim Durmaz da atanamayan öğretmenler ve ücretli öğretmenlik hakkında soru önergesine, Milli Eğitim Bakanlığından verilen cevabı eleştirdiği konuşmasında, Bakanlığın ücretli öğretmenlikle eğitimde taşeron sistemini meşrulaştırdığını, emek ve umut sömürüsü, eşitsizlik yaptığını kaydetti.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı'nın acilen atanacak öğretmen sayılarını ve atama tarihlerini açıklamak zorunda olduğunu vurgulayan Durmaz, "Hep birlikte atama bekleyen öğretmenlerin sesine, feryadına kulak verelim. Ağustos ayındaki atamaların sayısını köşeli bir şekilde açıklayalım." dedi.
Gündemdışı son sözü alan AK PARTİ Kastamonu Milletvekili Murat Demir de Kastamonu evliyalarını ve Şeyh Şaban-ı Veli Hazretlerini anma konuşması yaptı.
TBMM Genel Kurulunda, AK Parti, CHP ve MHP grup başkanvekilleri, AB Komisyonunun Schengen ülkelerine yapılacak seyahatlerde Türk vatandaşları için vizelerin kaldırılması yönündeki tavsiye kararını değerlendirdi.
Genel Kurulda söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, AB Komisyonunun tavsiye kararının, Türkiye'nin beklediği bir karar olduğunu dile getirdi.
Bostancı, bunu, 200 yıllık modernlik yolculuğunda önemli bir aşama olarak görmek gerektiğini kaydetti.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay da AB Komisyonunun kararını memnuniyetle karşıladıklarını dile getirerek, vize muafiyeti için gelen tasarılara azami katkı gösterdiklerini belirtti.
Bunun, henüz tavsiye kararı olduğunu anımsatan Altay, partisinin ulusal meselelerde üzerine düşen her türlü olumlu tutumunu göstermeye devam edeceğini bildirdi.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da AB Komisyonundan, Türkiye aleyhinde bir karar beklenmediğini ancak bu kararı zafer olarak değerlendirmenin de yanlış olduğunu söyledi. Yetkili mercinin Avrupa Parlamentosu olduğuna işaret eden Akçay, burada da aynı yönde karar çıkmasını temenni etti. Akçay, TBMM'nin vize muafiyeti için yoğun mesai yaptığını anlattı.
AK PARTİ Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, "Dersim olaylarıyla ilgili endişeler varsa, Başbakanlık arşivleri, belge yeterli değil diyorsak, o zaman TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu da bu konuda inceleme yapabilir." dedi.
HDP, Danışma Kurulu toplanamadığı için Dersim olaylarına ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesini, Genel Kurul gündemine grup önerisi olarak getirdi.
AK PARTİ Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir, önerge aleyhinde yaptığı konuşmada, sevgiden değil nefretten, öfkeden, kandan beslenen, terör örgütünün kanlı eylemleri karşısında sükutu tercih edenlerin, toplumsal barıştan söz etmelerinin ne kadar doğru, samimi olduğunu sordu.
Dersim'de yaşananların, dramatik bir hal olduğuna değinen Aydemir, bu resimlerin, milli hafızada yer ettiğini bildirdi.
Aydemir, asıl yüzleşilmesi gereken bir gerçeğin ortaya konulması gerektiğini, bunun 13 Mart 2016'daki Ankara Kızılay'da 36 vatandaşın hayatını kaybetmesi olduğunu söyledi. Aydemir, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın, Kandil'deki ağabeyi Nurettin Demirtaş imzalı bir yazıyı okuyarak, yazıda, bu eyleme övgüler düzüldüğünü ifade etti.
Yüzleşmenin kıymetini bildikleri için Dersim dahil tarihin tozlu raflarında kalan bütün olaylarla yüzleştiklerini belirten Aydemir, yüzleşilmek isteniyorsa 1938'lere gitmeden, bugüne gelinmesini, bu yazıyla yüzleşilmesi gerektiğini vurguladı.
Aydemir, "HDP Genel Başkanı, ağabeyinin teröristlere methiyeler düzmesine ne diyor. Bir yandan halkların kardeşliği gibi süslü laflar ederken bir yandan canlı bombalara övgüler düzenlere söyleyecek birşeyi olanlar var mı? HDP'nin tavşana kaç, tazıya tut politikası fazlasıyla sırıtıyor. Bugün ile dürüstçe hesaplaşamayan yapının, dünü gündeme taşıması samimi, dürüst değildir." diye konuştu.
HDP Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım, sataşma gerekçesiyle söz alarak, "Eş Genel Başkanımızın Ankara patlamalarıyla ilgili kınama açıklamalarını okursunuz. Suçun şahsiliği üzerinden konuşursunuz, başka yere çekmezsiniz. 10 dakikalık konuşmanızın 9 dakikasını bizimle ilgisi olmayan PKK, YPG, PYD kadrosuyla meşgul etmezsiniz. Herkes herkesle ilişkilendirilir ya... Mitinglerinizi yaptığınız, beraber kol kola selamlar verdiğiniz insanların kanıyla banyo yapmaktan haz duyan mafya bozuntularının sizin partinizle olan ilişkisine ne diyeceksiniz? Sizin Rize mitinginize gelmedi mi?" ifadesini kullandı.
AK PARTİ Grup Başkanvekili Naci Bostancı da Yıldırım'a yanıt vererek, bu kişinin partileriyle herhangi bir ilgisinin olmadığını vurguladı. Bostancı, Türkiye'nin herhangi bir yerinde birilerinin miting yapıp konuştuğunda, bunu AK PARTİ'ye ihale etmenin son derece yanlış olduğunu belirtti.
Bostancı, çözüm sürecini bitirenin de PKK olduğunu söyledi.
AK PARTİ Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç ise öneri aleyhinde yaptığı konuşmada, araştırma yapmak isteyen herkese Başbakanlık arşivlerini, AK PARTİ iktidarının açtığını belirtti. Tunç, AK PARTİ iktidarın, tabuların, sorgulanamayan konuların üzerine büyük kararlılıkla gittiğini bildirdi.
Tunç, TBMM'de 24. Dönemde Dersim olaylarıyla ilgili mağdurların dilekçelerinin, Meclis Dilekçe Komisyonuna geldiğini, 150 bine yakın belgenin kurulan alt komisyona intikal ettiğini, komisyonun incelemelerinin devam ettiğini anımsattı. Tunç, komisyonun, bilgi, belgeleri talep ettiğini, bazı tanıkları dinlediğine işaret etti.
Konunun, insan hakları sorunu olduğuna dikkati çeken Tunç, şöyle devam etti:
"Eğer geçmişte meydana gelen insan hakları sorunu varsa bunun araştırılmasıyla ilgili TBMM'de yetkili komisyon da ihtisas komisyonudur, o da İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu. Ayrıca araştırma komisyonu kurup 4 ayda araştırmak yerine, endişeler varsa, Başbakanlık arşivleri, belge yeterli değil diyorsak, o zaman İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu da bu konuda inceleme yapabilir. Araştırma komisyonundan daha geniş yetkileri olan komisyon varken böyle bir komisyona gerek yok."
Öneri lehinde söz alan CHP Tunceli Milletvekili Gürsel Erol, Türkiye'nin en eğitimli, asker kaçağının en az olduğu, Kocaeli'nden sonra düzenli vergisini ödeyen, adi suçların en az gerçekleştiği, kadın-erkek eşitliğinde kadın özgürlüğünün en yoğun yaşandığı, cumhuriyetin temel değerlerine bağımlı kentin Tunceli olduğunu savundu.
Erol, "Bu kadar insanlık suçu, vahşete rağmen bu toplumun, hiçbir zaman cumhuriyet ve cumhuriyetin değerlerinden kopmadan, yurttaşlık görevlerini yerine getirdiğini" anlattı.
Tunceli'nin bütün evlerinde inançlarından dolayı Hz. Ali, cumhuriyeti bağlılıklarından dolayı Atatürk'ün resimlerinin bulunduğunu dile getiren Erol, Atatürk ve Hz. Ali'nin fotoğrafını gösterdi.
Erol, 1938'de yaklaşık 13 bin sivil halkın, o bölgede hayatını kaybettiğini, 2 bin 700 kayıp kızın bulunduğunu, bu kızlardan birinin Kenan Evren'in eşi Sakine Hanım olduğunu söyledi. Erol, bunun, tek partili dönemde, devletin hakim olduğu, Celal Bayar'ın başbakan olduğu dönemde yapıldığını belirterek, "Bugün siz nasıl devletin içinde paralel güçler, yapı var diyorsunuz o zaman da siyasi bir parti olmayan, devletin ta kendisi olan, CHP içindeki paralel güçler, bu sağ düşünceye hakim olan güçlerdi. Bu güçler insanlık suçu işlemesine katkı verdiler." görüşünü savundu.
Konuşmaların ardından HDP grup önerisi kabul edilmedi.
CHP, amatör spor kulüplerinin sorunlarının araştırılması amacıyla, verilen araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisini TBMM Genel Kurulu'na getirdi.
CHP Kocaeli Milletvekili Akar, Türkiye'de, birçok spor dalında 13 bin 867 amatör spor kulübü, 3 milyon 700 bin amatör sporcu bulunduğunu belirtti.
Ülkede amatör spor kulübü ve sporcu sayısının az olduğuna işaret eden Akar, nüfusu Türkiye'ye yakın Fransa'da 165 bin amatör spor kulübü olduğunu kaydetti.
Haydar Akar, nüfusu 17 milyon olan Hollanda'nın 36 bin spor kulübüne sahip olduğunu anımsatarak, "Şiddetten, alkol ve uyuşturucu alışkanlığından, çocukların kötü yollara düşmesinden, suç oranlarının yüksek olmasından bahsediyorsak, amatör spor kulüplerinin azlığı bundaki etkenlerden birisidir." diye konuştu.
Amatör spor kulüplerinin ekonomik olarak çok kötü durumda olduğunu, bir kişinin ya da bir belediyenin katkısıyla ayakta durmaya çalıştığını, amatör spor kulüplerinin ve Bölgesel Amatör Liginden (BAL) amatör lige çıkan Kocaelispor'un sorunlarını anlatan Akar, "Sponsor bulamıyorlar, yandaş ve candaş spor kulüplerine yardım yapılırken, diğerlerine yapılmıyor. En büyük sıkıntılarından birisi de ulaşım sorunu." dedi.
HDP Diyarbakır Milletvekili İmam Taşçıer de konuşmasında Amedspor ve yaşadığı sorunları gündeme getirdi.
Amedspor'a ayrımcılık yapılarak, 3 puanının silindiğini, futbolcusu Deniz Naki'nin zafer işareti yaptığı için 12 maç ceza aldığını kaydeden Taşçıer, "Başkaları rabia ve bozkurt işareti yapıyor ama onlar ceza almıyor." ifadesini kullandı.
Taşçıer, Amedspor'lu yöneticilerin Ankaragücü maçında linç edilmek istendiğini ileri sürerek, "Konya'da milli maçta, Ankara garda hayatını kaybedenler anılırken, protesto sesleri yükseliyordu, bu da ülkemizde ayrımcılığın geldiği noktayı göstermektedir." değerlendirmesinde bulundu.
MHP Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı, amatör spor kulüplerinin kalkındırılmasının önemine işaret ederek, bunun yapılması durumunda gençlerin terörden ve uyuşturucudan kurtarılabileceğini belirtti.
Amatör spor kulüplerine yardımda, AK Parti'ye oy verip vermeme ilkesinin benimsendiğini ileri süren Sancaklı, AK PARTİ'ye oy veriliyorsa yardım yapıldığını, verilmiyorsa yardım yapılmadığını ya da az yapıldığını bildirdi.
MHP'li Sancaklı, takım kaptanlığını yaptığı dönemde Kocaelispor'un ülkede ve Avrupa'da büyük başarılar elde ettiğini vurgulayarak, "Siz Kocaelispor'u ikiye böldünüz. O takıma yardım etmeyerek Kocaeli Birlikspor diye bir takıma yardım yaptınız. 20 bin seyircisi olan Kocaelispor BAL liginde oynuyor, ama 200 kişiye oynayan Kocaeli Birlikspor 2. ligde oynuyor." ifadesini kullandı.
AK PARTİ İstanbul Milletvekili İsmet Uçma da yandaş takımlara yardım yapıldığı iddiasının kabul edilemeyeceğini bildirdi.
AK PARTİ döneminde bölgesel milliyetçiliğin tasnif edildiğini, AK PARTİ'nin 2002'den itibaren bölgesel milliyetçilik yaptığını ortaya koyacak bir veri bulunamayacağını kaydeden Uçma, "Çünkü, eski ezberler bozulmuştur. Akşam evde Kürt, gündüz okulda Türk dönemi bitmiştir, AK PARTİ döneminde." dedi.
Uçma, 2002'den önce sporda bir başarı elde edilemediğini vurgulayarak, amatör spor kulüplerine yapılan yardımlara değindi.
MHP'li Sancaklı, Uçma'nın, "2002'den önce sporda başarı elde edilemediği"ne ilişkin sözleri üzerine, "Galatasaray UEFA Kupasını, Süper Kupayı kazandı, Futbol Milli Takımı dünya üçüncüsü oldu ama şimdi milli takım 53. sıraya kadar düştü." karşılığını verdi.
Konuşmaların ardından CHP'nin önerisi kabul edilmedi.
Özel istihdam büroları aracılığıyla geçici iş ilişkisi kurulması ve uzaktan çalışma gibi esnek çalışma modelini öngören İş Kanunu ile Türkiye İş Kurumu Kanunu'nda değişiklik yapan tasarının görüşmeleri, TBMM Genel Kurulu'nda başladı.
Tasarının tümü üzerindeki görüşmelerde MHP Grubu adına söz alan Kahramanmaraş Milletvekili Fahrettin Oğuz Tor, enerjilerini yararsız işlerle geçirmemeleri gerektiğini, ülkenin bölücü terör, işsizlik, geçim sıkıntısı, israf, işin ehline verilmemesi gibi önemli sorunları bulunduğunu belirtti.
Türkiye'nin her zamankinden daha fazla huzura ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Tor, tasarının bir ihtiyaçtan doğmadığını, çalışma barışını zedeleyecek, bozacak, husumeti ve huzursuzluğu artıracak, yeni huzursuzluklar yaratacak mahiyette olduğunu savundu.
Tasarının zamanlamasının uygun olmadığını, esnek çalışmanın bugünün konusu olmaması gerektiğini öne süren Tor, "Tasarı yasalaşırsa işçi ayağa düşer, ülkemiz ucuz işgücü cenneti olur, işçinin aç kalması dahil konuşulur hale gelir. Esnek model işsizliğin çözümüne hiçbir katkı sağlamayacaktır." dedi.
Tor, kayıt dışılığı önlemek için çalışana, kendisini bildirme zorunluluğu getirilmesi önerisinde bulundu.
CHP İstanbul Milletvekili Yakup Akkaya, tasarının, çalışma hayatını kökten değiştirmeyi hedeflediğini, çalışma hayatını kaosa sürükleyeceğini, çalışma barışını bozabileceğini öne sürdü.
Tasarının işçi simsarlığına, işçi sömürüsüne yol açacağını, işçilerin istismar edilerek sendikal örgütlenmenin engelleneceğini savunan Akkaya, tasarıyla iş güvencesinin, işyeri kavramının ortadan kalkacağını, istihdam güvencesinin olmayacağını ifade etti.
Akkaya, tasarıdaki kiralık işçi düzenlemesinin de anayasaya aykırı olduğunu vurgulayarak, tasarının düzenlemelerinden biri olan uzaktan çalışmayla, kuralsız, güvencesiz çalışmanın, aile, kadın, çocuk emeği sömürüsünün, kadınların eve mahkum edilmesinin gündeme geleceğini bildirdi.
Akkaya, "Tasarıyı geri çekin, çalışma yaşamını kaosa sürüklemeyin." çağrısında bulundu.
HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel, tasarının görüşmelerine bugün başlanacağını basından öğrendiklerini ifade etti.
Tasarının sermaye ve işveren tarafından organize edildiğini, parlamentodan geçmemesi gerektiğini ileri süren Demirel, "Özel istihdam bürolarının tamamı, AK PARTİ yandaşı şirketlere verilecektir. Yangından mal kaçırmayın, işçilerle, sendikalarla görüşün, tasarıyı gözden geçirin. Tasarı, bizim için dokunulmazlıktan daha önemli. Çünkü işçiye, emekçiye daha ağır şekilde dokunmuş oluyorsunuz. Kiralık işçi kullanımı istisna değil kaide olacaktır. Tasarıyla sendikalara üye olmak imkansızlaşacaktır. Tasarı, sermayenin karını korumak adına, işçilere karşı yapılmış en büyük saldırıdan biri olacaktır." değerlendirmesinde bulundu.
AK PARTİ Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Kaçar, işsizliğin tüm dünyada önemli sorun olduğuna işaret ederek, işsizliği azaltmanın önemli boyutunun, istihdam biçimlerinin artırılması olduğunu kaydetti.
Kaçar, tasarıyla kadın istihdamı önündeki engellerin kaldırıldığını vurgulayarak, alt komisyonda yaptıkları önemli bir değişikle ILO sözleşmesi ve AB Komisyonu direktifi doğrultusunda geçici işçilere yönelik eşit muameleyi içeren bölümü tasarıya eklediklerini bildirdi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, esnek çalışma modelini öngören tasarının "köle tasarısı" olmadığını vurgulayarak, "Bu tasarı Türkiye'de 250-300 bin kişiye yeni bir iş, istihdam kapısı açacaktır." dedi.
Soylu, TBMM Genel Kurulunda görüşülen, özel istihdam büroları aracılığıyla geçici iş ilişkisi kurulması ve uzaktan çalışma gibi esnek çalışma modelini öngören İş Kanunu ile Türkiye İş Kurumu Kanununda değişiklik yapan tasarının tümü üzerindeki görüşmelerde, milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Tasarının hazırlık çalışması sırasında sendikalarla, sivil toplum örgütleriyle bir araya geldiklerini belirten Soylu, "Tasarı için dün geceye kadar çalıştık. 6-7 değişikliği daha ortaya koyarak, tam mutabakat diyemem ama mutabakata yakın bir anlayışla buraya getirdik." dedi.
Bakan Soylu, tasarının çatısının İLO ve AB normlarına oturduğunu ve bu normlara uygun bir şekilde gerçekleştiğini belirtti.
"Bu, bir köle tasarısı değildir." diyen Soylu, "Bu tasarıyla, merdiven altında kayıt dışı çalışan işçiler, kayıt içine alınacaktır. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile çalışma hayatının içerisinde olmayan bir anlayışı, kayıt dışından alıp kayıt içine getiriyoruz. Bir taraftan tarım işçileri, bir taraftan doğum sebebiyle çalışan kadınlarımız, diğer taraftan üniversite öğrencilerimiz... Bugün hangi kadın evinde metal işi, örgü işi ya da kutu yapımı işi ile uğraşırken sosyal güvenlik sisteminin içindedir? Bugün hiçbirisinin sosyal güvencesi yoktur." sözlerini sarfetti.
Soylu, kıdem tazminatıyla ilgili çalışma yapan bakanlık temsilcilerinin, gittikleri ülkelerde karşılaştıkları Türk öğrencilerin büyük bir çoğunluğunun özel istihdam bürolarında çalıştığını gördüklerini söyledi. Süleyman Soylu, öğrencilerin bu çalışmalarıyla hem eğitim ücretlerini karşıladıklarını hem de harçlıklarını çıkardıklarını belirtti.
Özel istihdam bürolarında çalışacak işçilerin sendikalı olma hakkına sahip olduğunu vurgulayan Soylu, ülkedeki sendikal örgütlülüğün Avrupa'dan daha iyi noktada olacağını söyledi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Soylu, bu düzenlemenin iş hayatında önemli bir süreci gerçekleştirecek anlayışı ortaya koyacağını vurgulayarak, "Kayıt dışı istihdam alanındaki tabloyu, bu tasarıyla istihdama döndürmeye çalışıyoruz. Bu tasarı, Türkiye'de 250-300 bin kişiye yeni bir iş kapısı, istihdam kapısı açacaktır." diye konuştu.
"Kadınların sigortalı olmadan önce yaptıkları doğumla ilgili borçlanma gerçekleştirilebilir mi?" diye sorulduğunu ifade eden Soylu, "Bu yapılabilir ama aktüel dengemizi alt üst eder. Bunu yaptığımız andan itibaren, gelir-gider dengemizi yürütebilme kabiliyetine sahip olamayız. Eğer kadın doğum borçlanmasını, sigorta başlangıç tarihinden önceye çektiğimiz andan itibaren, bu, sigorta sistemi açısından sürdürülebilir olmayacaktır." ifadesini kullandı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, 445 özel istihdam bürosundan 25'inin yabancı olduğunu bildirdi.
Türkiye'de 445 özel istihdam bürosu bulunduğunu ifade eden Soylu, bunlardan 25'inin yabancı olduğunu bildirdi.
4A sigortalı sayısının Aralık 2015'te 12 milyon 794 bin, Ocak 2016'da 12 milyon 480 bin, Şubat 2016'da 12 milyon 495 bin, Mart 2016'da 12 milyon 570 bin olduğunu vurgulayan Soylu, genel olarak ocak, şubat, mart ve aralıkta her yıl mevsimsel düşüş olduğunu belirtti.
Soylu, kadınları ve gençleri, uzun süre işsiz kalanları istihdamla buluşturmayı amaçladıklarını kaydetti.
MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, hükümetin, "sahibinden kiralık insan büroları kurmak istediğini" öne sürdü.
Tasarının, amale pazarlarından bile onursuz bir çalışma modeli getirdiğini savunan Kalaycı, "Kölelik sistemi kurulmuş olacak, köle ticareti adeta yasal hale gelecektir. Emek daha değersizleştirilerek, taşeronluğu bile aratır hale getirecektir. Bu modelle sendikal örgütlenme tarihe karışacaktır. İş Kanunu'nda işçinin elinde kalan haklar elinden alınacaktır. Milyonlarca işçi, asgari ücrete talim edilecektir. İşçinin emeği üzerinden özel istihdam bürolarına rant sağlayacaktır." diye konuştu.
CHP Zonguldak Milletvekili Ünal Demirtaş, tasarıyla yasal amele pazarının kurulacağını, çalışma yaşamının temelinden sarsılacağını, iş barışının bozulacağını öne sürdü.
Tasarının emeği, işçiyi değil, iş vereni koruduğunu, işçiye yönelik hiçbir güvencenin bulunmadığını, iş verene yönelik güvence sağlandığını iddia eden Demirtaş, "Özel istihdam bürolarıyla taşeronun taşeronunu getiriyorsunuz. Tasarı yasalaşırsa, çalışma yaşamı ciddi şekilde bozulacaktır." dedi.
HDP Diyarbakır Milletvekili Sibel Yiğitalp, tasarının, sermayenin karını korumak adına işçi sınıfına karşı yapılan en büyük saldırılardan biri olduğunu ileri sürdü.
AK PARTİ Uşak Milletvekili Alim Tunç, tasarıyla kayıtdışı çalışan mevsimlik tarım işçilerinin kayıtlı çalışmasının sağlanacağını, gençlerin istihdamla buluşmasının artacağını ifade etti.
Tasarının 1. bölümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasından sonra TBMM Başkanvekili Akif Hamzaçebi, birleşime ara verdi.
Aranın ardından komisyon ve hükümetin yerinde olmaması üzerine Hamzaçebi, birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.
