2010-12-24 - 10:55
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, yaptığı yazılı açıklamada, son günlerde ''iki dilli yaşam'', ''öz savunma gücü'', ''ayrı bayrak'', ''demokratik özerklik'' başlıkları altında bir tartışma yürütüldüğüne işaret etti. İnce, bu tartışmanın, bir fikir tartışması olmanın çok ötesinde Türkiye'nin geleceğinin nasıl şekillendirilmesiyle yakından ilgili olduğunu belirtti.
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, yaptığı yazılı açıklamada, son günlerde ''iki dilli yaşam'', ''öz
savunma gücü'', ''ayrı bayrak'', ''demokratik özerklik'' başlıkları altında bir
tartışma yürütüldüğüne işaret etti. İnce, bu tartışmanın, bir fikir tartışması
olmanın çok ötesinde Türkiye'nin geleceğinin nasıl şekillendirilmesiyle yakından
ilgili olduğunu belirtti.
Tartışmanın tarafları açısından bakıldığında, Türkiye Cumhuriyeti'nin
üniter bir ulus devlet olduğu gerçeğinin, anayasal düzenin baştan aşağı yok
sayıldığının görüldüğünü ifade eden İnce, ''Böylesi bir tartışmanın, ülkemizde
yaşanan kimlik ve kültürel farklılıklar sorununu çözmeyeceği gibi çözüm yönünde
atılan adımların da önünde set olacaktır'' dedi.
İnce, demokratik özerklik başlığı altında iki dil, iki bayrak, öz savunma
gücü gibi Türkiye'nin birlik ve bütünlüğünü yok sayan açıklamaların, savrulan
tehditlerin, masumane bir fikir tartışması olarak değerlendirilemeyeceğini
vurguladı. İnce, yürütülen tartışmanın, bir takım aydınların açıklamaları veya
tartışması değil, çok sayıda örgütlü yapının faaliyetleri niteliğinde olduğunu
belirtti.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, devletin niteliklerini sıraladığına
işaret eden İnce, bu nitelikler Anayasaya, hangi mücadeleler sonucunda konmuşsa
ancak aynı şekilde kaldırılabileceğini vurguladı.
Türkiye Cumhuriyeti'nin, sokakta bulunmadığını, masa başında
kurulmadığını, emperyalist işgal kuvvetlerine karşı verilen bir mücadelenin ürünü
olduğunu ifade eden İnce, şunları kaydetti:
''Demokrasimizin standartlarının yükseltilmesi noktasında çeşitli
kimliklerin ve kültürlerin kendilerini ifade edebilmelerinin önündeki engelleri
kaldırmak hepimizin görevidir. Ancak bu alanda yaşanan sorunları ayrışma
noktalarına dönüştürmek kimseye bir şey kazandırmaz. Bugün bu tartışmayı
yürütenler kendilerine şu soruyu sormalıdır; birlikte mi yan yana mı ayrı mı
yaşamak istiyoruz? Karartılmış kavramlarla bu sorunun yanıtı gizlenmemelidir. En
ahlaksız yalan yarısı gizlenen doğrudur.
Demokrasilerde herkesin oyu eşit ama sorumlulukları farklıdır. Son
günlerde yapılan tartışmalar ve sergilenen eylemler konusunda sorumluluk sahibi
Başbakan sessiz kalamaz. Tıpkı Başbakan gibi demokrasiyi tramvaya benzetip, her
ulaştığı durağı yetersiz bulan, talep ve eylemlerini sinsice ve amaçlı olarak
sürekli artıranlara karşı Sayın Cumhurbaşkanı ve TBMM Başkanı konuşurken,
Başbakan'ın sessiz kalmasının gerekçesi Habur açılımının ezikliği midir?''
CHP'li İnce, gelinen bu sürecin öngörüldüğünü ifade ederek, ''Bu ülkede
yalnızca Cumhuriyetin ekonomik birikimlerini değil, milletimizin bütünleşmesini
sağlayan toplumsal birikimlerini hovardaca harcayan Sayın Başbakan bu gelişmeleri
görememiştir ya da görmek işine gelmemektedir. Hesap kitap yapmadan sadece oy
kaygısıyla girilen açılım yolunu, şaşkınlık içinde seyreden bir Hükümetle karşı
karşıyayız'' dedi. İnce, şöyle devam etti:
''Kürt kökenli yurttaşlarımız bu milletin bir parçası ve birinci sınıf
yurttaşlarıdır. Hiçbir Kürt yurttaşımız, ulus-devlet içinde özgür birey olmaktan
vazgeçip, Ortadoğu tipi, Baas tipi özgürlüğü olmayan kullara dönüşmeyi tercih
etmez. Bu dönüşüme demokratik özerklik adının konulması ise işin özünü
değiştirmez. Kökeni ne olursa olsun, yurttaşlarımızın aşiret, tarikat, cemaat,
mezhep tartışmalarının içinde olması, ülkemizi modern dünyadan ve demokrasiden
uzaklaştırır. Cumhuriyeti birlikte kurduğumuz Kürt kökenli kardeşlerimizi,
Ortadoğu'nun karanlık ve karmaşık geleceğinin bir parçası haline getirmek
isteyenlere karşı bir bütün olmalıyız. Cumhuriyet çatısı altında yaşamak ülkenin
bütün insanlarının yararınadır. Bu gidişin sorumlusu, terör tehdidine rağmen
bütün Kürt kökenli yurttaşlarımızın oylarını alamayan bu taleplerin sahipleri
olduğu kadar, onlarla gizli kapaklı görüşmeler yapan, 'hükümet görüşmüyor, devlet
görüşüyor' diyen Başbakanın kendisi olduğu açıktır.''
Öte yandan, CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi'nin daha önce yapacağı
duyurulan basın toplantısı iptal edildi. (10.55)
savunma gücü'', ''ayrı bayrak'', ''demokratik özerklik'' başlıkları altında bir
tartışma yürütüldüğüne işaret etti. İnce, bu tartışmanın, bir fikir tartışması
olmanın çok ötesinde Türkiye'nin geleceğinin nasıl şekillendirilmesiyle yakından
ilgili olduğunu belirtti.
Tartışmanın tarafları açısından bakıldığında, Türkiye Cumhuriyeti'nin
üniter bir ulus devlet olduğu gerçeğinin, anayasal düzenin baştan aşağı yok
sayıldığının görüldüğünü ifade eden İnce, ''Böylesi bir tartışmanın, ülkemizde
yaşanan kimlik ve kültürel farklılıklar sorununu çözmeyeceği gibi çözüm yönünde
atılan adımların da önünde set olacaktır'' dedi.
İnce, demokratik özerklik başlığı altında iki dil, iki bayrak, öz savunma
gücü gibi Türkiye'nin birlik ve bütünlüğünü yok sayan açıklamaların, savrulan
tehditlerin, masumane bir fikir tartışması olarak değerlendirilemeyeceğini
vurguladı. İnce, yürütülen tartışmanın, bir takım aydınların açıklamaları veya
tartışması değil, çok sayıda örgütlü yapının faaliyetleri niteliğinde olduğunu
belirtti.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, devletin niteliklerini sıraladığına
işaret eden İnce, bu nitelikler Anayasaya, hangi mücadeleler sonucunda konmuşsa
ancak aynı şekilde kaldırılabileceğini vurguladı.
Türkiye Cumhuriyeti'nin, sokakta bulunmadığını, masa başında
kurulmadığını, emperyalist işgal kuvvetlerine karşı verilen bir mücadelenin ürünü
olduğunu ifade eden İnce, şunları kaydetti:
''Demokrasimizin standartlarının yükseltilmesi noktasında çeşitli
kimliklerin ve kültürlerin kendilerini ifade edebilmelerinin önündeki engelleri
kaldırmak hepimizin görevidir. Ancak bu alanda yaşanan sorunları ayrışma
noktalarına dönüştürmek kimseye bir şey kazandırmaz. Bugün bu tartışmayı
yürütenler kendilerine şu soruyu sormalıdır; birlikte mi yan yana mı ayrı mı
yaşamak istiyoruz? Karartılmış kavramlarla bu sorunun yanıtı gizlenmemelidir. En
ahlaksız yalan yarısı gizlenen doğrudur.
Demokrasilerde herkesin oyu eşit ama sorumlulukları farklıdır. Son
günlerde yapılan tartışmalar ve sergilenen eylemler konusunda sorumluluk sahibi
Başbakan sessiz kalamaz. Tıpkı Başbakan gibi demokrasiyi tramvaya benzetip, her
ulaştığı durağı yetersiz bulan, talep ve eylemlerini sinsice ve amaçlı olarak
sürekli artıranlara karşı Sayın Cumhurbaşkanı ve TBMM Başkanı konuşurken,
Başbakan'ın sessiz kalmasının gerekçesi Habur açılımının ezikliği midir?''
CHP'li İnce, gelinen bu sürecin öngörüldüğünü ifade ederek, ''Bu ülkede
yalnızca Cumhuriyetin ekonomik birikimlerini değil, milletimizin bütünleşmesini
sağlayan toplumsal birikimlerini hovardaca harcayan Sayın Başbakan bu gelişmeleri
görememiştir ya da görmek işine gelmemektedir. Hesap kitap yapmadan sadece oy
kaygısıyla girilen açılım yolunu, şaşkınlık içinde seyreden bir Hükümetle karşı
karşıyayız'' dedi. İnce, şöyle devam etti:
''Kürt kökenli yurttaşlarımız bu milletin bir parçası ve birinci sınıf
yurttaşlarıdır. Hiçbir Kürt yurttaşımız, ulus-devlet içinde özgür birey olmaktan
vazgeçip, Ortadoğu tipi, Baas tipi özgürlüğü olmayan kullara dönüşmeyi tercih
etmez. Bu dönüşüme demokratik özerklik adının konulması ise işin özünü
değiştirmez. Kökeni ne olursa olsun, yurttaşlarımızın aşiret, tarikat, cemaat,
mezhep tartışmalarının içinde olması, ülkemizi modern dünyadan ve demokrasiden
uzaklaştırır. Cumhuriyeti birlikte kurduğumuz Kürt kökenli kardeşlerimizi,
Ortadoğu'nun karanlık ve karmaşık geleceğinin bir parçası haline getirmek
isteyenlere karşı bir bütün olmalıyız. Cumhuriyet çatısı altında yaşamak ülkenin
bütün insanlarının yararınadır. Bu gidişin sorumlusu, terör tehdidine rağmen
bütün Kürt kökenli yurttaşlarımızın oylarını alamayan bu taleplerin sahipleri
olduğu kadar, onlarla gizli kapaklı görüşmeler yapan, 'hükümet görüşmüyor, devlet
görüşüyor' diyen Başbakanın kendisi olduğu açıktır.''
Öte yandan, CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi'nin daha önce yapacağı
duyurulan basın toplantısı iptal edildi. (10.55)
