2019-12-12 - 23:59
2020 YILI BÜTÇESİ TBMM GENEL KURULUNDA
TBMM Genel Kurulunda, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile bağlı ve ilgili kurumların 2020 yılı bütçeleri kabul edildi.
Genel Kurul, TBMM Başkanvekili Mithat Sancar başkanlığında toplandı.

Genel Kurulda bakanlıkların yanı sıra Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, Nükleer Düzenleme Kurumu, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, Nadir Toprak Elementleri Araştırma Enstitüsü, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü ile Mesleki Yeterlilik Kurumu bütçeleri de görüşülecek.

Bütçeler üzerinde ilk sözü HDP Grubu adına İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu aldı.

HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının vatandaşlara temas ettiği noktanın elektrik faturaları olduğunu belirterek, "Elektrik faturalarının her seferinde gitgide artış göstermesi ve zamlanması nedeniyle artık evlerdeki elektrik faturaları aile bütçesinde önemli bir yer tutmaya başlamıştır." ifadesini kullandı.

Türkiye'de nükleer santrallerden ve bu şekildeki enerji temininden vazgeçilmesi gerektiğini savunduklarını anımsatan Kenanoğlu, yenilenebilir enerji kaynaklarının daha ucuza mal edildiğini söyledi.

Diyarbakır Cemevi'nin elektriğinin 13 aydır kesik olduğunu anlatan Kenanoğlu, Alevilerin inançsal olarak ibadetlerini yerine getirmelerinin zorlaştığını ifade etti.

HDP Diyarbakır Milletvekili Musa Farisoğulları, Demokratik Toplum Kongresine (DTK) yönelik bazı olumsuz algılar oluşturulduğunu savunarak, DTK'nin kuruluş sürecini ve işlevini anlattı.

HDP Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan, HDP'li bazı belediyelere kayyum görevlendirmelerinin yapıldığını anımsatırken, "Bu Mecliste Kürt karşıtı alınan kararların oy birliğiyle çıkmasının önünde, engel olan bir partidir HDP ve burada da biz muhalefetimizi sürdürmeye devam edeceğiz." İddiasında bulundu.

AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, Meclis'te AK Parti, CHP, MHP ve İYİ Parti'nin içinde Kürt milletvekillerinin bulunduğunu anımsatarak, "Sizler sadece Kürtlerin temsilcisi değilsiniz. Sizin Anayasa'nın ne anlama geldiğini önce idrak etmenizi istiyorum. Bakın hatibiniz çıkıyor, ki ben adının ve soyadının da bilerek, seçilerek buraya getirildiğini düşünüyorum. Sadece bu toplumu tetiklemek için 'Kürt karşıtı alınan kararlara biz itiraz edeceğiz' diyorsunuz. Allah'tan korkun. Kürt karşıtı hangi karar bu Mecliste alınmış? Hangi karar alınırken efendim bir karar alalım da Kürtler zarar görsün diye alınmıştır? Bu Mecliste bir tek böyle karar alınmamıştır. Sizin derdiniz başka." değerlendirmesinde bulundu.

"Gerçekten siz Kürtlerin hakkını hukukunu savunsanız onları bölmezsiniz, siz onlar adına bölücülük yapıyorsunuz; onlar sizden illallah demiş durumdalar, bu ülkenin Kürtleri sizden illallah dedi." ifadesini kullanan Zengin, Öcalan'ın ifadelerini kendisine geri iade ettiklerini söyledi.

MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül ise HDP'li Öcalan'ın konuşmasını şiddetle kınadıklarını belirterek, "Mecliste bu zamana kadar 'Kürt' ifadesi kullanılarak Kürt kökenli kardeşlerimizin aleyhine olduğunu düşündüğümüz bir tane karar var mı? Ayrıca, bu Meclis 82 milyon insanını birlikte bir ve beraber telakki eder; Anayasa açısından da bu, böyledir." diye konuştu.

Öcalan'ın kullandığı, "Kürt savaşı" ifadesine de tepki gösteren Bülbül, "Barış Pınarı Harekatı'nın, Zeytin Dalı Harekatı'nın, 'Kürt savaşı' olduğunu iddia ediyorsunuz. Kime karşı? Orada PKK-PYD'nin zulmünden kaçan 350 bin Kürt kardeşimizin, Türkiye'de çok insani şartlarda şu an barınıyor olmasını, bulunuyor olmasını nasıl açıklayacaksınız? Böyle bir şey yok. Böyle bir şeyi kabul etmek mümkün değil." dedi.

Halepçe'de yaşananlardan sonra orada yaşayan Kürtlere, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kollarını açtığını anımsatan Bülbül, bu gerçeği kimsenin inkar edemeyeceğini söyledi. Bülbül, şunları kaydetti:

"Aynı şekilde, Suriye'nin kuzeyinde yaşanan zulümden sonra yine 350 bin Kürt kardeşine ve 3 milyon 600 bin Arap kardeşine kucağını, kollarını açan yine Türkiye Cumhuriyeti devletidir.

Çin ile Doğu Türkistan'ı, Türkiye ile Kürt halkını veya Suriye'nin kuzeyinde yaşayanlarla, Irak'ın kuzeyinde yaşayanlarla veya Türkiye'deki Kürt kökenli kardeşlerimizle aynı mesafeye taşımaya çalışıyorsunuz. Bu olacak şey değildir. Çin, tarihi boyunca Türklerle orada mücadele etmiş düşman bir yapıdır. Hayatı rekabetle geçmiş ve orada şu an Doğu Türkistan'da var olduğu günden bugüne çarpışmaların, zulümlerin olduğu bir coğrafyadır. Türkler ile Kürtler arasında böyle bir çatışma böyle bir rekabet, böyle bir zulüm ilişkisi ne zaman olmuştur? Kürt kökenli kardeşlerimizin, Kürtlerin bir dostu, kardeşi, bir yakını varsa o da Türklerdir. Bu gerçeği kimse yok saymasın. Bunun aleyhinde sizler bu kardeşliği, bu beraberliği bitirmek için mücadele veriyorsunuz ve bizler buna müsaade etmeyeceğiz Allah'ın izniyle."

İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, Öcalan'ın konuşmasının baştan aşağı yanlış ifadelerle dolu olduğunu belirterek, "TBMM'de Kürt halkının beklentilerinin hilafına kararlar alındığını söylemek suretiyle yüce Meclisi de töhmet altında bırakıyor. Bizim Kürt kökenli kardeşlerimizin yüzde 60'ından fazlası Ankara'nın batısında yaşıyor. Ankara'nın batısında yaşayan Kürt kardeşlerimizle komşu olmaktan şeref duyan bir topluluğa hiçbiriniz çıkıp da 'Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde asimilasyon yapıyorsunuz, istismar yapıyorsunuz, onlara karşı savaş açtınız.' diyemez." diye konuştu.

Dervişoğlu, Doğu Türkistan meselesi ile Suriye veya Irak'ın kuzeyinde olanların özdeşleştirilemeyeceğini söyledi.

HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, "Bu ülkenin bölünmesi, bu halkların bölünmesi, birbirinden ayrılması, ayrıştırılması böyle hiçbir politikamız yoktur. Tam tersine, birliğin güçlü bir şekilde sağlanabilmesi için, ortak vatan ve demokratik cumhuriyetin gerçekten gelişebilmesi için adım atıyoruz." dedi.

HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay Pekgözegü'nün, bütçenin halkın sırtından zenginlerin cebini doldurma bütçesi olduğunu öne süren konuşmasına AK Parti milletvekilleri sıralara vurarak tepki gösterdi.

AK Parti ve HDP milletvekilleri arasında yaşanan tartışmanın büyümesi üzerine Sancar, birleşime ara verdi.

Aranın ardından söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, Pekgözegü'nün sözlerinin, aleni olarak hakaret, ayrımcılık, en temel değerler olan İslam'ı, abdesti, başörtüsünü aşağılayan ve aslında hukuken de nefret suçu olduğunu söyledi.

Özür dilenmesini isteyen Zengin, AK Parti Grubu olarak çok rahatsız olduklarını ve bunu şiddetle kınadıklarını dile getirdi.

HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, "Konuşma bir yanlış anlamaya yol açtıysa, kırıcı olduysa biz bundan dolayı üzüntü duyarız, asla böyle bir niyetimiz yoktur. İnanç ve vicdan özgürlüğü, partimiz açısından çok temel bir değerdir. Bu konudaki tutumumuz bundan sonra da böyle devam edecektir." diye konuştu.

Yeniden söz alan HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay Pekgözegü ise yeni bir mağduriyet yaratılmaya çalışıldığını ileri sürdü. Kendisinin siyasi eleştiri yaptığını ve kürsüde konuşturulmayarak ifade özgürlüğünün engellenmeye çalışıldığını savunan Pekgözegü'ye AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin yanıt verdi. Zengin, Pekgözegü'nün kastını tekrar ikrar ettiğini, kendisini itham ettiğini ve özür dilemediğini belirterek, İçtüzük'e uygun olarak ceza verilmesini istedi.

Konuşmaların ardından TBMM Başkanvekili Mithat Sancar, "Ceza önerip önermemek birleşimi yöneten başkanvekilinin taktirindedir. Bu konuda görüşlerin yeteri açıklıkta ortaya konduğunu ve taktirin kamuoyuna bırakılması gerektiğini düşünüyorum. Ceza tayinine, teklifine gerek olmadığını, yer olmadığını düşünüyorum ve bu konuyu artık bağlamayı, kapatmayı daha doğru buluyorum." dedi.

TBMM Genel Kurulunda görüşülen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının bütçeleri üzerinde CHP Grubu adına konuşmalar yapıldı.

CHP Muğla Milletvekili Süleyman Girgin, elindeki "2020 bütçesi kimin bütçesi? Esnaf perişan, çiftçi çaresiz, gençler işsiz" yazılı dövizi göstererek, 2020 yılı bütçesinin garibanın, fakirin, fukaranın bütçesi olmadığını öne sürdü.

İktidarın 2 yıl içerisinde elektriğe yüzde 71, doğal gaza yüzde 62 zam yaptığını belirten Girgin, EPDK verilerine göre, Kasım 2018'de faturasını ödeyemediği için 14,5 milyon insanın elektriğinin, 2014-2018 arasında yine faturasını ödeyemediği için 5 milyon 400 bin ailenin doğal gazının kesildiğini savundu.

Girgin, "Kamusal bir hak olan elektrik ve ısınma için insanlar evlerinde battaniyeye sarılarak ısınmaya başlamışsa buna çare bulmak sizin göreviniz Sayın Bakan. 'Doğal gaz fiyatları ucuz' diyorsunuz, el insaf!" ifadelerini kullandı.

CHP'li Girgin, hükümetin işsizliği azaltamadığını, işsiz sayısında cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdığını öne sürdü.

Öğrenim kredisi borcu olan 350 bine yakın öğrenci bulunduğunu anlatan Girgin, bunların 2 milyar 96 milyon lira borcu olduğunu, 217 bin mezunun banka hesaplarına e-Haciz geldiğini aktardı.

Süleyman Girgin, Türkiye'de her 5 çocuktan 1'inin çalıştığını, son 10 yılda 483 bin kız çocuğunun evlendirildiğini, yılda ortalama 8 bin çocuğun istismara uğradığını iddia etti.

CHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez'in enflasyon oranları ve döviz kurundaki değişimi gerekçe göstererek doğal gaz ve elektrik fiyatlarının ucuz olduğu yönünde açıklamada bulunduğuna işaret ederek, "2004 yılında bir ailenin ortalama faturası 40 lirayken şu anda 180 lira. Şimdi buna bakarken, bu lafları söylerken şunu sormamız gerekmez mi, hangi emeklinin, çalışanın, memurun 40 lirası 180 lira oldu? Ayıptır, yazıktır, günahtır." diye konuştu.

Akın, bakanlığın enerji kooperatiflerinin çalışmasını istemediğini, partisinin ise enerji kooperatiflerinin arkasında olduğunu ve buna yönelik mücadeleyi bırakmayacağını dile getirdi.

Akın, elektriğin, iktidarın vadettiği gibi ucuzlamadığını, aksine pahalandığını savunarak, "Gezin, doğuya, güneydoğuya değil, Balıkesir'e gidin. Balıkesir'de hala elektrik direklerinin odundan, ağaçtan olduğunu göreceksiniz" dedi.

AK Parti Grup Başkanı Naci Bostancı, Akın'ı nezaketi ve zarafetiyle tanıdığını fakat bugünkü konuşmasının bu tanıma biçiminin biraz dışına çıktığını söyledi.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'a yönelik "damat" nitelendirmesini doğru bulmadıklarını ifade eden Bostancı, "İnsanların akrabalık ilişkilerine değil, eğer Türkiye Cumhuriyetinin bir bakanıysa yapıp ettiklerine ilişkin eleştirileriniz olur." dedi.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de Akın'ın, CHP grubunun göz bebeği olduğunu belirterek, "Ahmet Akın bugün kürsüden inerken bütün Türkiye'ye şunu dedirtti; Türkiye'de enerji politikaları o kadar kötü yönetiliyor ki Ahmet Akın'ı bile bu hale getirdiniz." şeklinde konuştu.

"Damat bakan" ifadesinin uygun olmadığını anlatan Özel, "Damat ve bakan kelimelerini bir araya getirmemek lazım." dedi.

CHP Balıkesir Milletvekili Fikret Şahin, Türkiye'nin her tarafında çevre felaketleriyle ilgili imdat seslerinin yükseldiğini, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının maden ruhsatlarıyla doğaya, ağaca karşı bir tutum sergilediğini öne sürdü.

Bunun kötü bir örneğinin çok yakın tarihte Kaz Dağları'nda yaşandığına dikkati çeken Şahin, daha önce bakanlığa yönelttiği bir soru önergesine gelen yanıtta, "Toplamda 155 firmaya 279 maden ruhsatı verildiği" bilgisinin paylaşıldığını aktardı. Şahin, "Bunun yaklaşık 115 tanesi arama, 164 tanesi işletme ruhsatı. İnanın Sayın Bakan, bu bir felaket bizim bölge için; çok yoğun sayıda madencilik faaliyetine izin vermiş bulunuyorsunuz." diye konuştu.

Yaklaşık 26 yıllık sürede, 1993 ile 2019 yılları arasında, ÇED olumlu rapor sayısının 5 bin 655, ÇED olumsuz rapor sayısının ise 54 olduğunu vurgulayan Şahin, "Yüzde 1 dahi değil. Yani bir taraftan yoğun bir madencilik faaliyetine izin veriyorsunuz, diğer taraftan da çevreyi korumuyorsunuz, doğa güzelliklerini tamamen harap halde bırakıyorsunuz." ifadesini kullandı.

Şahin, bu bütçenin iktidarın son bütçesi olabileceğini de ileri sürdü.

CHP İzmir Milletvekili Tacettin Bayır, Türkiye'nin ulusal çıkarlarını ve kamu yararını gözeten bir enerji politikası bulunmadığını öne sürdü.

CHP Kırıkkale Milletvekili Ahmet Önal, Türkiye'nin enerjide dışa bağımlılığının en önemli sorunlardan biri olduğunu söyledi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 2020 yılı rakamlarına göre Ar-Ge çalışmalarına yeteri kadar önem verilmediğini savunan Önal, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Enerjide uygulanan yanlış politikalar vatandaşımıza fatura ve haksız vergi olarak yansıtılıyor. Vatandaşımız elektrik faturası öderken TRT katkı payı, enerji fonu bedeli, dağıtım bedeli, KDV ve birçok vergi ödemek zorunda kalıyor. 4 kişilik bir aileye şu günlerde gelen aylık elektrik faturası en az 200 lira. Doğal gaz faturası da bir başka kanayan yara. Kış ayına girdiğimiz şu günlerde evlere gelen doğal gaz faturası cep yakıyor. Kırıkkale'de ortalama bir eve 450-500 lira doğal gaz faturası geliyor. Asgari ücretle geçinen veya sadece emekli aylığı alan yurttaşlarımızın bu faturaları ödemesi mümkün değil. Vatandaşlarımız bu faturaları ödeyemezse ya icralık olacak ya da kış günü doğal gazı kesilecek, soğukta kalacak. Türkiye'de enerjide dışa bağımlılığı azaltmanın yolu insanı önceleyen, sürdürülebilir, çevre dostu enerji üretimine önem vermekten geçiyor."

CHP Mersin Milletvekili Alpay Antmen, "Akkuyu Nükleer Santrali nedeniyle Mersin'in cehenneme ev sahipliği yaptığını" iddia ederek, "Mersin'e cehennemi mi yaşatmak istiyorsunuz? Haritadan silinsin mi istiyorsunuz? Akkuyu'da inşaatı durdurun." ifadesini kullandı.

CHP Kırşehir Milletvekili Metin İlhan, bütçede engellilere yeterince kaynak ayrılmadığı iddiasında bulundu.

Kadınlara yönelik negatif ayrımcılık yapıldığını, kadını iş ve sosyal hayatta eşit konumlandırmadan bu sorunun aşılamayacağını savunan İlhan, hükümetin çocuklara ilişkin politikasının günü kurtarmaya yönelik olduğunu ileri sürdü.

İlhan, Sayıştay raporlarında Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) ilişkin önemli bulguların yer aldığını, bu nedenle SGK'nin incelenmesi gerektiğini belirtti.

CHP Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap, Türkiye'de açlık sınırının altında maaş alan binlerce, yoksulluk sınırının altında aylık alan 11 milyon kişi bulunduğunu söyledi.

Emeklilikte yaşa takılanların emekli olmak istediklerini anlatan Kasap, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk'a, "Bırakın emekli olsunlar Sayın Bakan." diye seslendi.

CHP Grubu adına konuşmalar devam ederken, CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel söz istedi.

Bütçe görüşmeleri sırasında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez'in Genel Kurul salonunda bulunmamasının kabul edilemez olduğunu söyleyen Özel, bakanların bulunmaması halinde CHP milletvekillerinin kürsüye çıkmayacaklarını bildirdi ve TBMM Başkanvekili Mithat Sancar'dan birleşime ara vermesini talep etti.

TBMM Başkanvekili Sancar da bakanların bütçe görüşmeleri sırasında Genel Kurul salonunda bulunması gerektiği görüşüne katıldığını ifade ederek, birleşime ara verdi.

Aranın ardından Bakan Dönmez ve Bakan Selçuk'un komisyon sıralarında yer alması üzerine CHP Grubu adına milletvekilleri konuşmalarına devam etti.

CHP Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer, Türkiye'de her 10 kadından 4'ünün şiddet mağduru olduğunun Bakanlığın raporlarında bulunmasına rağmen geçen yıl sadece 1 sığınma evi açıldığını aktardı.

Bu sığınma evinin sadece 28 kişi kapasiteli olduğuna işaret eden Yüceer, şöyle konuştu:

"Güvenlik güçlerine her gün başvuran ev içi şiddet mağduru en az 500 kişi ortadayken, Türkiye'de kadın sığınma evlerinin kapasitesi 3 bin 482 kişi. Şimdi vaziyet buyken bizim neden toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme yapmamız gerektiği aslında çok net. İktidar ne yapıyor? 'Toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme' kavramını kalkınma planından çıkarıyor. Toplumsal cinsiyet eşitliği projesini önce Milli Eğitim Bakanlığı, ardından YÖK sonlandırdığını duyuruyor. Aslında bu bir itiraf. Ne diyor iktidar? 'Toplumsal cinsiyet eşitliğine, eşitlik kavramına alerjim var. Toplumsal cinsiyet eşitliği kavramından ve bununla ilgili yapılan çalışmalardan rahatsızım. Kadın-erkek eşitliğine inanmıyorum. Eşitlik fıtrata aykırı. Biz eşitliği sağlayamıyoruz, zaten öyle de bir niyetimiz yok' diyor."

Yüceer, eşitliğin kadınlara kimsenin lütfu olmadığını belirterek, "Anamızın ak sütü kadar helal, çünkü eşitlik evrensel ve demokratik bir hak. Bu, kimsenin adaletine ve merhametine de bağlı değil." dedi.

CHP Zonguldak Milletvekili Ünal Demirtaş ise kayıt dışı istihdamın Türkiye'nin ayıpları arasında yer aldığını, hiçbir sosyal güvencesi olmadan günde 12 saat çalışan bu insanların "Türkiye'nin köleleri, Kunta Kinteleri" olduğunu öne sürdü.

****HABERİN DEVAMINA " İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ.****