2010-01-22 - 15:00
MHP GRUP BAŞKANVEKİLİ OKTAY VURAL'IN BASIN TOPLANTISI?
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural : Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Dinçer hakkında Gensoru Önergesi verdik.


MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, TBMM'de, Giresun Milletvekili Murat Özkan ve Kütahya Milletvekili Alim
Işık'la birlikte düzenledikleri basın toplantısında, çalışma hayatında barışın kalmadığını ve çatışmalar yaşandığını ifade etti.

Yaşanan ekonomik krizin bedellerinin çalışanın ve emeğin üzerine yüklendiğini söyleyen Vural,
Ömer Dinçer hakkında hazırladıkları gensoru önergesini TBMM Başkanlığı'na sunduklarını bildirdi.

Önergenin gerekçesinde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın Teşkilat
ve Görevleri Hakkında Kanunun, bakanlığa verildiği görevler sıralandı.

Yaşanan son gelişmeler ve Dinçer'in, çeşitli zamanlardaki ifadelerinin,
kanunun öngördüğü görevleri layıkıyla yerine getiremediğini gösterdiği savunulan
gerekçede, ''Özellikle memur, işçi ve memur emeklilerine 2010 yılı için yapılması
planlanan maaş artışlarının 2010 yılı enflasyon hedefinin dahi altında tutulması
karşısında herhangi önlem almayan Sayın Bakan, kanunun ilgili hükümlerine aykırı
hareket etmiş, çalışanların hayat seviyesini yükseltecek hiçbir tedbir
almamıştır'' denildi.

Dinçer'in, sendikaları sorumsuzluk ve vizyonsuzlukla suçlayarak, çalışma
hayatında ilk kez işçi ve işveren konfederasyonlarının yazılı açıklamasıyla
kınandığı ifade edildi.

Gerekçede, Dinçer'in; ''TEKEL işçilerinin haklarını korumada hiçbir adım
atmadığı, yalnız bıraktığı, Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplantısına
katılmayarak ve İş-Kur Genel Kurulu'nda konfederasyonlarının konuşma haklarını 5
dakikayla kısıtlayarak teamül dışı eylemlere imza attığı, işveren kesimiyle
anlaşarak asgari ücreti ''sefalet ücreti'' olarak belirlediği, İşsizlik Sigortası
Fonu'nun amacı dışında kullanılmasına izin verdiği'' öne sürüldü.

Ucuz işçilik, güvencesiz istihdam, sendikasız işçi ve sendikasız endüstri
anlayışının doğurduğu ortamda, tersane ve madenlerde can kayıplarının yaşandığı
belirtilen gerekçede, şunlar kaydedildi:

''İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun çıkarılması için gerekli çabayı
göstermemiştir. Özel İstihdam Büroları'nın istihdam ettikleri işçileri başka
işverenlere kiralaması düzenlemesinde, Sayın Cumhurbaşkanı'nın tavrına rağmen
ısrar etmiştir. Sağlık hizmetlerini sınıflı ve paralı hale getirmiştir. Sendikaya
üye oldukları için işten atılan işçileri koruyamamıştır. Sosyal Güvenlik
Reformunun parçası olarak tanımlanan yoksulları çağdaş sosyal koruma kapsamına
alacak sistemin kurulmasını düzenleyecek kanunun çıkarılması için gerekli çabayı
göstermemiştir.

Emekli maaşları günümüz koşullarında açlık ve yoksulluk sınırları altında
bırakılan politikalar takip edilmiş, emekliler arasındaki çarpıklıkların
giderilmesine yönelik adımlar kapsamlı bir şekilde alınmamış, emeklilerin
intibakı konusunda kamuoyuna verdiği taahhütlere rağmen hiçbir adım atılmamıştır.
Ekonomik krizin bedeli çalışanların üzerine yıkılmış, işsizlik ve yoksulluk
derinleşmiştir. Ekonomi politikasında çalışanları ve emeği koruyacak, istihdam
oluşturacak tedbirlerin alınmasını sağlayamamıştır.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Dinçer, çalışma hayatında yaşanmakta
olan anlaşmazlıklar karşısında ve ortaya çıkan sosyo ekonomik duruma rağmen
kanunun kendisine yüklediği sorumlulukları yerine getirememektedir. Aksine
verdiği demeçlerle ve uygulamalarla, işçi, işveren, memur, emekli, sendikal
kuruluşlar ve çalışma hayatındaki tüm kurumlar nezdinde infiale yol açmakta ve bu
tutumuyla da çatışmalı ortama zemin hazırlayarak ülkemizin toplumsal barışını
tehlikeye sokmaktadır.''


MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural,toplantının devamında ''hangi oyun
oynanırsa oynansın, gündemi değiştirmek için ne yapılırsa yapılsın, artık
sandığın geldiğini'' savunarak, ''Korkunun ecele faydası yok. Sayın Genel
Başkanımızın nefesi ensende'' dedi.

Vural, düzenlediği basın toplantısında, ekonomik krizin bedelini çalışan,
emekli, esnaf, işçi ve gençlerin ödediğini, AK Parti'nin, çalışanların alın
terini vermediğini söyledi.

Hükümetin, bu dönem içerisinde yan gelip yattığını savunan Vural, bugün
çalışma hayatında barışın bulunmadığını ifade etti.

Hükümetin, vatandaşların sorunlarıyla ilgilenmek yerine, küresel
sermayenin isteklerini gerçekleştirmek, dış politikadaki teslimiyetçiliğini
örtmek amacıyla sanal gündemler oluşturduğunu öne süren Vural, ''Bu kadar
toplumundan, milletinden kopuk, bu kadar milletine şaşı bakan zihniyetin
Türkiye'yi yönetmesi kadar utanç verici bir tablo yoktur'' dedi.

Vural, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, çalışan bütün kesimlere
gözlerini kapattığını, kalbinin mühürlü olduğunu, Türkiye Cumhuriyeti devleti ve
milletini temsil etmekten, hakkını korumaktan uzak olduğunu ileri sürerek,
Erdoğan'ın, ''ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler'' anlayışının, Türkiye'deki
temsilcisi konumuna geldiğini savundu.

O MAKAMDA OTURMASI BİLE ZULDÜR

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'in, çalışandan, emekten
yana tavır oluşturamadığını ve Dinçer'e güvenlerinin kalmadığını kaydetti.

Vural, Dinçer'in, çalışma hayatı ve emekle hiç ilgilenmediğini öne
sürerek, çalışma barışını oluşturmak mümkün olmadığı için gensoru önergesi
verdiklerini bildirdi. Vural, ''Böyle bir tablo karşısında, böyle bir bakan
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olarak, o makamda oturması bile zuldür. Kanunun
sana verdiği görevleri ihmal ettin, savsakladın. Açılım, saçılımla ilgili
hususlar peşinde koşan birisin'' diye konuştu.

Hiçbir başbakanın, medyaya, TEKEL işçisine hakaret edemeyeceğini dile
getiren Vural, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Yandaş medya muhalefetin yanındaymış... Elini vicdanına koy.
Meteoroloji haberlerinde, spor haberlerinde varsın. Sabah, öğlen, ikindi, akşam,
her konuda spikerden, muhabirden daha fazla konuşuyorsun, iş yapmıyorsun,
konuşuyorsun. Lafla peynir gemisi yürümüyor. Deniz bitti. Havuç ve sopayla medya
üzerinde sürekli baskı oluşturuyorsun. 1-22 Ocak 2010 tarihleri arasında Erdoğan
hakkında çıkan haber sayısı 8 bin 7, Devlet Bahçeli hakkında çıkan 656. Yavuz
hırsız ev sahibini bastırırmış, aynen bu... Medya, halkın bilgi edinme gücünü
kullanmalı. Ama Başbakan'ın her ifadesini, manşetlere taşıyıp, AKP'nin politik
pazarlaması yapılması, medyanın kendi bindiği dalı kesmesidir. Takımların
transfer politikalarına kadar müdahale ediyorsun. Eğer bu kadar çok konuşmazsa,
mızrağın çuvala sığmayacağı gözükecek. Onun için her söylediği, diğerini tekzip
ediyor. Başbakan, sonra kalkıp, 'yandaş medya muhalefetin yanında'
diyebiliyor.''

Vural, Hükümetin, TEKEL işçilerine karşı tutumunu da eleştirerek, Devlet
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın, daha önce ''TEKEL'in
özelleştirilmesi hak gaspı olacaktır'' dediğini, bunun ''utanç'' vesikası
olduğunu savundu. Vural, gazetecilere bu konuşmaya ilişkin CD dağıtarak, ''Utanır
insan bunu görür ağlar, bir daha televizyona çıkmaz. Hangi yüzle gidiyorsun
oraya'' dedi.

SANDIKLA GELDİN, SANDIKLA GİDECEKSİN

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, partinin grup konuşmasında emeklilerin
maaşlarını artırdıklarını açıklamasına rağmen emeklilerin, zamlı maaşı
alamadığını anımsatan Vural, Erdoğan'ın daha sonra emeklilere kızdığını,
suçladığını söyledi.

Vural, Erdoğan'a, ''Emeklilerin, incir çekirdeğini bile doldurmayacak bu
zamma bile nasıl muhtaç olduklarını biliyor musun, onun ızdırabını duyuyor
musun?'' diye sordu.

Başbakan Erdoğan'a, ''Sandıkla geldin, sandıkla gideceksin. Millet
iradesiyle geldin, millete hizmet etmiyorsan gideceksin'' diye seslenen Vural,
''Sen bu millete hizmet etmedin, sen artık avucunu yalayacaksın. Seni hiçbir şey
kurtaramayacak. Hangi oyunu oynarsanız oynayın, gündemi değiştirmek için ne
yaparsanız yapın, artık sandık geldi. Korkunun ecele faydası yok. Sayın Genel
Başkanımızın nefesi ensende. Yapıştın zamkla oraya, her türlü oyunu oynuyorsun''
görüşünü dile getirdi.

Vural, askere sivil yargı yolunu açan düzenlemenin Anayasa Mahkemesince
iptaline ilişkin soru üzerine, Hükümetin, asker-sivil gerilimi üzerinden siyaset
üretmek için yasanın iptal edilmesine yönelik zemin hazırladığını öne sürdü.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, bu kanunu onaylarken 8 Temmuz 2009'da,
tereddütleri giderecek yasal düzenlemelerin ivedilikle yapılmasının uygun
olacağını söylediğini anımsatan Vural, ''Yapılsaydı, belki bu yasa iptal
edilmeyecekti, tartışma olmayacaktı. Tartışma olmayınca, Başbakan neye sarılacak,
neden besleniyor, bunlardan. Cumhurbaşkanı ivedilikle düzenleme yapın diyor ama
Hükümet yapmıyor. Belki bunun iptal edilmesini istiyordu. Amaç, bunun üzerinden
siyasal rant oluşturmak'' dedi.

Vural, Başbakan'ın, iğneyi kendisine batırmadığı gibi millete sürekli
çuvaldız batırdığını savunarak, ''Sanki bulunmaz Hint kumaşı. Hukuk dışı bir
eylem varsa, üzerine gitmezsen namertsin. Görevini yapmamışsın. Başbakan 'duyduk
ama gerilimden yana olmadık' diyor. Şimdi niye yanasın? Şimdi belki bunları
kendisi mi verdi bilmiyorum? Sağda solda bir sürü plan var, Erdoğan 7 yıldan beri
iktidarda'' diye konuştu.(15:00)