2018-10-17 - 14:55
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulu Başkanvekili Mithat Sancar başkanlığında toplandı. TBMM Genel Kurulunda, trafik cezalarını artıran, uyuşturucuyla mücadeleye yönelik önlemleri içeren, yabancıların Türkiye'de iş ve işlemlerini kolaylaştıran düzenlemelerin de yer aldığı Karayolları Trafik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Teklifi kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu Başkanvekili Mithat Sancar başkanlığında toplandı.

Genel Kurulda 19 Ekim Muhtarlar Günü dolayısıyla gündem dışı söz alan AK Parti Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu, devlet ile millet arasında önemli bir köprü kuran muhtarlara özel bir gün ihdas edilmesinin önemine işaret etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, milli iradenin temsil makamı olan Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirdiği Muhtarlar Buluşması'yla Türkiye'de bu alanda ciddi bir katma değer oluşturduğunu belirten Durmuşoğlu, şöyle konuştu:

"Ülkemizdeki 50 bin 311 muhtarın hayat standartlarının yükseltilmesi, özlük haklarının iyileştirilmesi, devletle olan iletişimin güçlendirilmesi, vatandaşa hizmetin kalitesinin artırılması noktasında önemli bir adımdır. Biz, siyasetin sadece iktidar olmak için yapılmayacağına inanıyoruz. Siyaset insana hizmet için, milletin refahı için yapılır. Demokrasinin en eski örneğini temsil eden muhtarlarımız bulundukları mahalle ve köylerden devletimizi temsil etmektedir. Sorunların çözülmesinde vazgeçilmez bir konuma sahiptirler. İdari teşkilatımızın mihenk taşı olan muhtarlarımız milletin devletine olan güvenini yansıtan en eski örneklerdendir."

MHP Ankara Milletvekili Nevin Taşlıçay da Ankara'nın Başkent oluşunun yıl dönümü dolayısıyla yaptığı konuşmada, kentin emperyalizme karşı direnişin kalesi, milli hakimiyetin yuvası olduğunu söyledi.

Ankara'nın, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunu simgeleyen yer olduğunu vurgulayan Taşlıçay, "Ankara demek TBMM demektir. Düşmanın gözünde Ankara demek Türk İslam alemi demektir. Ankara demek Türklüğün son karargahı demektir. Ankara bu toprakların güvencesidir." ifadelerini kullandı.

CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut ise Adana'nın tarım faaliyetlerinde yaşadığı sorunlara değindi.

Adana'nın çok çeşitli tarım ürünü ile anılan bir kent olduğuna işaret eden Barut, "Bu kadar zengin ve bereketli topraklara sahip Adana bugün adeta yoksullukla anılan bir kent haline gelmiştir. Sürekli artan maliyetlere karşı çiftçiler üretim yapamaz hale gelmiştir. Çukurova'nın hali buysa İç Anadolu ve Güney Doğu Anadolu bölgesinin çiftçisinin durumunu düşünemiyorum. Ne yazık ki üretim maliyetleri sürekli artmaktadır. Çiftçilerimize yazık değil mi? Halden anlamayanların insafa gelmesini diliyorum." dedi.

AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan, Türkiye'nin, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın kaybolması olayına kayıtsız kalmayarak sorumluluğunu yerine getirdiğini söyledi.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, işsizliğin yüzde 10,8'e, genç işsizliğin ise yüzde 19,9'a yükseldiğini, bu ay içerisinde bin 473 kontenjanlı temizlik işçisi alımı için İŞKUR'a 14 bin üniversite mezununun başvurduğunu belirtti.

Üniversite mezunlarının, işsiz ordusunun başını çektiğinin görüldüğünü ifade eden Türkkan, "Her gün açılan üniversitelerin AK Parti'ye kadro yaratmaktan başka hiçbir işe yaramadığını görmek durumundayız. Hükümet aslında betona para yatırıp, yandaşlara rant yaratmak yerine, gençlere istihdam yaratacak diğer projelere destek verse üniversite mezunu bu gençler temizlik işçisi olmak üzere başvurmazlardı." dedi.

Türkkan, CHP'nin İş Bankasındaki hisselerinin devrine yönelik tartışmaları da AK Parti'nin gündemi değiştirme çabası olarak gördüklerini dile getirdi.

Lütfü Türkkan, hisselerin Hazineye devredilmesi durumunda bile Atatürk'ün vasiyeti dolayısıyla Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumuna giden paranın kesintisiz devam etmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Türkiye'nin NATO'ya katılmasına ilişkin protokolün imzalanmasının 67. yıl dönümü olduğunu anımsattı.

Türkiye'nin, ittifak kapsamında bölgesinin ve dünyanın güvenliğine önemli katkıda bulunduğuna, 1990'lı yıllardan itibaren Bosna Hersek, Kosova, Makedonya, Afganistan ve Libya'daki NATO harekatında ön sıralarda yer aldığına işaret eden Akçay, şunları söyledi:

"Türkiye'nin sınır ötesi güvenlik faaliyetlerinde, NATO destek sağlamamaktadır. Özellikle YPG-PKK terör örgütüyle mücadele kapsamında gerçekleştirdiğimiz sınır ötesi operasyonlarda, NATO desteği söylemden öteye geçmemiştir. Türkiye-NATO ilişkilerinde özellikle NATO tarafı sorumluluğunu yerine getirmemiştir. NATO'nun gelişmesi, Türkiye'nin güvenlik inşasına katkıda bulunmasına bağlıdır."

HDP Grup Başkanvekili Ayhan Bilgen de emeklilikte yaşa takılanlarla ilgili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın değerlendirmesinin, tartışmaya muhtaç olduğunu söyledi.

Ülkede bir şey isteme hakkına en fazla sahip olanların, emekliler olduğunu ifade eden Bilgen, "Bu kişiler işe başladığında iş ve yaş hesabı farklıydı. Sonradan farklı bir yaş hesabı önlerine konuldu. Dolayısıyla burada haksız bir talep yoktur. Kaldı ki bir yük paylaşılacaksa bu yükü öncelikle paylaşması gereken başka kesimler olsa gerek." ifadesini kullandı.

CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç da dünya liderlerinin şu günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür mesajı yağdırdığını belirtti.

İlk teşekkürün, ABD Başkanı Donald Trump'tan, daha sonra Suudi Arabistan Kralı'ndan geldiğini aktaran Özkoç, şöyle konuştu:

"Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İlnur Çevik, 'Türkiye olayı fazla eşelemeden Kral Selman'a yardımcı oluyor. İşte bu yüzden Kral Selman, Cumhurbaşkanımızı arayıp teşekkür etti' dedi. Teşekkürler boş yere gelmiyor. Gazeteci Cemal Kaşıkçı ortada yok. Recep Tayyip Erdoğan'ın eşelemeyi uygun bulmadığı tablo tam da budur. Türkiye'nin itibarını, uluslararası sistemde onurunu geri kazanabilmesinin tek yolu parlamentodur. Konuyu buraya getirin. Güvenlik ve istihbarat komisyonunu göreve çağırıyoruz. Meclisi sorumluluk almaya davet ediyoruz."

AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan ise gündemin yoğun olduğunu, rahip Brunson olayının konuşulmaya devam ettiğini belirtti.

Brunson'ın yargı kararıyla tahliye edildiğini ve ülkesine gittiğini anımsatan Özkan, "Hukuk ABD'de, gelişmiş ülkelerde nasıl işliyorsa ülkemizde de aynı şekilde işlemiştir. Trump bir taraftan 'müzakere yürüttük, fidye bile vermedik' diyorsa ve müzakere sonucunda bir şey verdiyse bu Türk devletinin gücünü gösterir. Bir şey vermemişse o zaman da bağımsız yargımızın kararı söz konusudur." dedi.

Özkan, gazeteci Cemal Kaşıkçı olayına ilişkin de Türkiye'nin bu olaya kayıtsız kalmadığını ve adımlar attığını, ulusal hukukun gereğince soruşturma başlattığını söyledi.

Uluslararası hukuka uygun olarak da diplomatik bir temsilcilikte yaşanan vakanın araştırılması için girişimlerde bulunulduğuna değinen Özkan, şöyle devam etti:

"Bu olaya ilişkin büyükelçi Dışişleri Bakanlığına çağrılmış, Arabistan yetkili makamlarıyla temasa geçilip ekipler büyükelçilikte inceleme başlatmıştır. Olay yeri inceleme ekiplerinin bulgularına ilişkin haberleri biz de takip ediyoruz. Uluslararası hukukun da önemli olduğu ve yabancı bir devletin toprağı olarak telakki edilen bir büyükelçiliğe dünyanın hiçbir demokratik hukuk devleti giremez. Girmek için uygun yolları bulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti incelemeleri tamamlamıştır. Türkiye, Kaşıkçı olayında kayıtsız kalmayarak sorumluluğunu yerine getirmiştir."

TBMM Genel Kurulunda, MHP'nin, fındık üreticilerinin sorunlarına ilişkin verdiği araştırma önergesi öngörüşmelerinin bugün yapılmasına yönelik önerisi kabul edilmedi.

Genel Kurulda, Danışma Kurulunda anlaşma sağlanamadığından siyasi partilerin gündeme ilişkin grup önerileri ele alınıyor.

Genel Kurulda ilk olarak MHP'nin önerisi ele alındı.

Fındık üreticilerinin sorunlarına ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesini içeren önerge üzerinde siyasi partilerin temsilcilerinin konuşmalarının yapılmasının ardından oylamaya geçildi.

Oylamada MHP ile CHP, HDP ve İYİ Parti de araştırma önergesi kurulması yönünde, olumlu oy kullandı.

Yapılan elektronik oylamada, pusulaların kabul edilip edilmeyeceğine yönelik tartışma çıkınca, TBMM Başkanvekili Mithat Sancar, birleşime ara verdi ve grup başkanvekillerini görüşmeye davet etti.

Birleşim yeniden açılınca, Sancar, tereddüt oluştuğunu belirterek, oylamayı yineledi.

135 kabul oyuna karşı 155 red oyuyla araştırma komisyonu önergesinin öngörüşmelerinin bugün yapılması önerisi kabul edilmedi.

CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç ortaya çıkan sayının Meclis iradesini yansıtmadığını savunarak, "Dört mü büyük bir mi büyük?" diye sordu.

Özkoç, gerekirse fazladan çalışarak bu öneriyi bugün Meclisten çıkarılmasını istedi.

AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan, fındık üreticilerinin derdinin kendi dertleri olduğunu ifade etti.

Diğer gruplarla yapılan görüşmeler sonunda, kendi yaptıkları çalışmayı da tamamlayarak, bütün partilerin iş birliğiyle, araştırma komisyonu kurulmasına ilişkin önergeyi gelecek hafta Genel Kurulun gündemine getireceklerini bildiren Özkan, "Fındık üreticilerimiz müsterih olsun." dedi.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da TBMM'de bugüne kadar kurulan bütün araştırma komisyonlarının ortak mutabakatla kurulduğunu anımsatarak, bunun artık neredeyse geleneksel hale geldiğini dile getirdi.

Akçay, "AK Parti de önümüzdeki zaman dilimi içinde konuyu tekrar değerlendirerek, bütün siyasi partilerin ortak mutabakatıyla, bu komisyonun kurulacağını ümit ve temenni ediyorum." diye konuştu.

Genel Kurulda, AK Parti'nin gündem ve çalışma saatlerine ilişkin grup önerisi kabul edildi.

Buna göre, Genel Kurulda bugün, Trafik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Teklifi ele alınacak.

Temel kanun olarak görüşülecek teklif, trafik cezalarının artırılmasına ilişkin düzenlemeleri de içeriyor.

Teklifin görüşmelerinin bugün tamamlanması halinde Genel Kurul yarın toplanmayacak.

Öte yandan CHP'nin "fındık üreticilerinin sorunları"; HDP'nin "kadın yoksulluğu"na ilişkin araştırma komisyonu kurulmasına ilişkin önergelerinin bugün görüşülmesi önerileri kabul edilmedi.

TBMM Genel Kurulunda, trafik cezalarını artıran, uyuşturucuyla mücadeleye yönelik önlemleri içeren, yabancıların Türkiye'de iş ve işlemlerini kolaylaştıran düzenlemelerin de yer aldığı Karayolları Trafik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Teklifi'nin görüşmelerine başlandı.

Teklifin tümü üzerinde söz alan İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, bugün Türkiye'nin Suriyeli sığınmacıların oluşturduğu büyük bir tehdit altında bulunduğunu öne sürdü.

Türkiye'de resmi kayıtlara göre 3,6 milyon, gayriresmi rakamlara göre 4 milyon Suriyelinin yaşadığını ifade eden Türkkan, "Türkiye'nin Suriyeli sığınmacılar konusunda izlediği yanlış politika devam ederse bu rakamın 2040 yılında 7,5 milyona çıkacağı tahmin ediliyor." dedi.

Türkkan, bugün Türkiye'deki her 20 kişiden birinin Suriyeli olduğunu, 2023 yılında bunun 13 kişiden biri olacağının hesaplandığını belirterek şöyle konuştu:

"Böyle giderse Gaziantep, Şanlıurfa, Hatay ve Kilis'te Türk nüfus azınlıkta kalacak. Mersin ve Adana'da ise nüfus dengesi tamamen değişecek, kendi insanımız kendi topraklarında azınlık konumuna düşecek. Durum aslında bu kadar içler acısı. Böyle bir nüfus yapısıyla, bu demografik yapıyla Türkiye'nin birliğini ve milli devlet yapısını sürdürmemiz mümkün değil.

Bugüne kadar Suriyeliler için ülkemizin harcadığı para resmi açıklamalara göre 35 milyar dolar. Çin'den mal almak için 3,6 milyar dolar kredi alınca davul zurna çalıyorsunuz, Suriyeli sığınmacılara 36 milyar dolar harcıyorsunuz. Bu parayı ülkemizin, kendi insanımızın hayrına olacak işler için harcasaydık neler yapardık biliyor musunuz? Bu 35 milyar dolarla sizin maliyetinizle dört tane Marmaray, bir tane GAP, 400 tane şehir hastanesi, yedi tane boğaz köprüsü, 30 bin adet de 16 derslikli okul inşa ederdik. Bugün Doğu ve Güneydoğu'da okulların durumunu biliyoruz, görüyoruz."

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'e dört koruma polisi verildiğini anlatan Türkkan, İçişleri Bakanlığına defalarca müracaat etmelerine rağmen koruma sayısının artırılmadığını dile getirdi.

Türkkan, "Dört koruması var. Birisi izinli, birisi hasta, birisi arabayı kullanıyor, Genel Başkan tek korumayla geziyor. Bunu yapmanızın altında yatan sebebi merak ediyorum. Sayın Meral Akşener'i kurban mı vermek istiyorsunuz? Hem vallahi hem billahi vermeyeceğiz." diye konuştu.

AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan, bu konuda yetkililerden bilgi aldığını belirterek "Merkez Koruma Kurulunun kararıyla 6 korumaya çıkartılmış ve aynı zamanda evinde koruma istememesine rağmen koruma kulübesi evinin korumasını sağlamaktadır." dedi.

Türkkan ise "Bize gelen herhangi bir koruma yok. Sadece iki tane çağrılı sistemde koruma tahsis edildiği bilgisi verildi, şifahen. Çağrılı sistemdeki korumayla genel başkanlar korunmaz, bunu İçişleri yetkilileri iyi bilir." diye konuştu.

MHP Gaziantep Milletvekili Sermet Atay, teklifin, genel hatları itibarıyla Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçiş dolayısıyla İçişleri Bakanlığı yetki ve görev sahasına giren bazı konularda düzenleme yapma ve mevcut düzenlemeleri güncelleme zarureti sonucu ortaya çıktığını ifade etti.

İçişleri Bakanlığına bağlanan Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinden çıkarıldığı için daha önce yararlandıkları haklardan yararlanabilmeleri için ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler ve atıfların yapıldığını belirten Atay, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne uyum kapsamında genel kolluk mevzuatında değişiklikler yapıldığını kaydetti. Atay, "Genel kolluk personelinin kendi arasında ve Türk Silahlı Kuvvetlerindeki muadilleriyle eşit haklara sahip olması için gerekli uyum değişiklikleri yapılmıştır. Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı sözleşmeli subay ve astsubaylarının özlük hakları yönünden hangi kanun hükmüne tabi olacakları da bu teklifte düzenlenmiştir." diye konuştu.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, "Kendi kanun teklifimiz bakımından emeklilikte yaşa takılanlar meselesinin yaklaşık 700 bin kişiyi kapsayacağını, ilk etapta da 200-250 bin kişinin bu haktan yararlanacağını düşünüyoruz." dedi.

Karayolları Trafik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Teklifi'nin TBMM Genel Kurulundaki görüşmeleri sırasında "emeklilikte yaşa takılanlar" konusu tartışıldı.

Teklifin tümü üzerindeki görüşmelerde konuşan CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan, "emeklilikte yaşa takılanlar" meselesinde mağdur olan insanların bulunduğunu, insanların hakkı olanı istediğini savundu.

Türkiye'de 1999 yılı sonuna kadar, 5 bin iş günü prim ödemesi ve kadınların 20, erkeklerin ise 25 yılını doldurması ile emekli olunabildiğini anlatan Özcan, şunları söyledi:

"Bir futbolcu maça çıkarken karşılaşmanın 90 dakika olduğunu biliyor. Maçın 60. dakikasında federasyon bir karar alıp 'maçı 120 dakikaya çıkarıyoruz' dese... İşte bu durum aynı buna benziyor. Bunu empati için söylüyorum. Emeklilikte yaşa takılanlar da bunu hissediyor. Ciddi bir devlet, koyduğu bir kuralı değiştiremez. Bu emeklilikte yaşa takılanların durumu açık bir mağduriyettir. Ciddi bir devlete yakışmaz ve bu durumun düzeltilmesi gerekiyor."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu konudaki söylemlerinin tartışılması gerektiğini dile getiren Özcan, şöyle devam etti:

"Sayın Cumhurbaşkanı kendisinin kaç yaşında emekli olduğunu da söylemelidir. Sayın Cumhurbaşkanı 45 yaşını doldurduğu gün emekli oldu. Sayın Cumhurbaşkanının yaşına bakılacak olursa da 18-19 yıldır emekli maaşı almaya devam ediyor. Bu yasa çıkmadan hemen önce emekli olmuş Sayın Cumhurbaşkanı. Kendine sağlanan hakkı bugün neden başkalarından esirgiyorsun? Sayın Cumhurbaşkanı 'para yok para' diyor. Ayrıca verdiği rakamlar da doğru değil. Bu, 6,7 milyon insanı ilgilendiren bir durum değil. '26 milyar lira yıllık bütçeye yükü var' demesi de yanlış. Diyelim ki doğru; milyonlarca insanın hakkı için para mı bulamıyorsun? Geçen yıl 'Suriyeliler için 30 milyar dolar harcadık' diyordu. Herhalde bu rakam bu yıl 35 milyar dolar olur. Kabaca 200 milyar lirayı Suriyeliler için harcıyorsun da 26 milyar lirayı milyonlarca insan için harcayamıyor musun? Saray yapmak için buluyorsun, uçaklar almak için para buluyorsun, zırhlı araç almak için para buluyorsun, emeklilikte yaşa takılanlara gelince haklarını aradıkları için neredeyse hakaret edeceksin. Bunu kabul etmiyoruz. Bu sorunu çözmemiz gerekiyor."

Sataşma gerekçesiyle söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Cahit Özkan, "emeklilikte yaşa takılanlar" meselesinde Suriyelilerin emsal gösterilmesinin son derece yanlış olduğunu söyledi.

Suriyeliler meselesi üzerinden, gündem dışı getirilen tüm meseleler üzerinden yapılan sataşmaların milletin kalbinde ve vicdanında yer bulmayacağını ifade eden Özkan, şöyle konuştu:

"Bugün dünyanın her yerinde nasıl Türk varlığı mevcutsa, bugün de ensar olarak bizler üzerimize düşeni yapıyoruz. Yaptığınız bu konuşmayla sadece nefret suçunu körüklemekten başka bir şey yapmadınız. Milletimizin kalbinde yer bulacak söylemlerde bulunmanızı tavsiye ederiz. Emeklilikte yaşa takılanlar diye bir kavram dünyanın hiçbir yerinde yoktur. Toplamda 750 milyar lira gibi bir maliyetten bahsediyoruz. 38-40-42-43 yaşlarında bir insanı emekliliğe sevk edip uzun zaman iş hayatından uzak kalmasına neden olmak doğru değildir. CHP bugün hükümet etme sorumluluğunu sırtına alsa bu sorumluluğu yerine getiremez. Emeklilikte yaşa takılanlar konusunu çözemez. Bu yaklaşım gelişmiş ülkelerde var olan bir yaklaşım değildir. Bizler çalışan gençlik istiyoruz."

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay ise emeklilikte yaşa takılanlar konusunun MHP'nin beyannamesinde yer alan seçim taahhüdü olduğunu, bu konuda geçmiş dönemlerde de kanun tekliflerinin bulunduğunu söyledi.

Söz konusu teklifin tamamen bir sorumluluk içerisinde, hak, adalet ve nefaset hissiyle hazırlandığının altını çizen Akçay, şunları kaydetti:

"Bu durum özellikle son aylarda kamuoyunda çok fazla speküle edildi, polemik konusu hatta demagoji konusu yapılmaya başlandı. Emeklilikte yaşa takılanlar, siyasi polemik konusu olmaktan çıkarılmalı. Milletvekillerinin verdiği kanun tekliflerini de baz almak suretiyle bu teklifler üzerinden düzenleme etki analizi yapılabilir. Bunların getirisi, götürüsü, yükü vesaire tartışmalarını da çok açık bir şekilde ortaya koymak gerekir. Bu çalışmalar yapıldıktan sonra makul bir uzlaşının da sağlanacağı kanaatindeyiz. Kamuoyunda veya zaman zaman polemik konusu yapılan afaki birtakım harcamayı da kapsamayacağını düşünüyoruz. En azından kendi kanun teklifimiz bakımından, yaklaşık 700 bin kişiyi kapsayacağını, ilk etapta da 200-250 bin kişinin bu haktan yararlanacağını düşünüyoruz. Neticede bunların müzakere edilerek, tartışılarak, uzlaşılarak, ortak mutabakatla bu önemli toplumsal beklentinin karşılanabileceğini düşünüyoruz."

***HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR KISMINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ***