2012-02-13 - 13:12
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan ile parlamentoda düzenlediği basın toplantısında MİT Kanununda değişiklik öngören teklife ilişkin, ''Bu girişim, kaynağını Anayasadan almayan bir dokunulmazlık dağıtımıdır'' dedi.
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan ile parlamentoda düzenlediği basın toplantısında MİT Kanununda değişiklik öngören teklife ilişkin, ''Bu girişim, kaynağını Anayasadan almayan bir dokunulmazlık dağıtımıdır'' dedi.
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, söz konusu teklifin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''kurduğu derin devletini koruma altına alma girişimi'' olduğunu iddia ederek, ''Yani Başbakan, kendi gladyosunu oluşturuyor'' dedi.
Teklifte geçen ''özel görevlileri'' kimlerin oluşturacağını soran İnce, ''Başbakan'ın adamlarına dokunulmazlık'' getirilmek istendiğini ileri sürdü.
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, sözlerinde şunları kaydetti:
"Özel yetkili mahkemelerin ötesinde şimdi de özel yetkili kişiler oluşturuluyor. Bunlar Başbakanın kurduğu kendi derin devletini koruma altına alma girişimleridir. Yani Başbakan kendi gladyosunu oluşturmaktadır. Buradan yeni yeşiller çıkar, yeni faili meçhuller çıkar ve buradan yeni Ak tosunlar çıkar.
Kanun teklifinin bile Recep Özel tarafından verilmesi ilginçtir. Özel kişilere verilen yetki, soyadı özel olan birisi. Herhalde Milletvekilliği sona erdikten sonra Recep Özelinde özel girişimleri devam edecektir diye düşünüyorum. Geçen dönem bu işleri Veysi Kaynak'a yaptırıyorlardı. Bir kaynak bulmuşlardı. Veysi Kaynak bu dönem yok, bu tür hükümetin hukuka uymayan işlerini de herhalde bu dönem Recep Özel'e yaptıracaklar.
Kim bu özel görevliler? AK Parti İl Başkanları buna dâhil mi? Yasin El Kadı buna dâhil mi? Zahit Akman özel görevli olacak mı? Remzi Gür özel görevli olacak mı? Başkalarının dokunulmazlıklarını kaldıralım sonra Milletvekillerine geliriz diyorlardı? Hatta dokunulmazlıkları bir bütün olarak düşünelim ve hepsini birlikte kaldıralım, neden sadece Milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldıralım diyorlardı ama şimdi daha da genişletiyorlar.
Muhalefet milletvekillerinin dokunulmazlıkları zaten kalktı. Yani Ana Muhalefet partisinin genel başkanına fezleke düzenlenebiliyorsa, benim de geçmişte biliyorsunuz Pamukova da hükümeti eleştirdiğim için hakkımda fezleke düzenlenmişti. Bizim zaten dokunulmazlığımız yok. Ama yeni kişilere, Başbakanın adamlarına dokunulmazlık getiriliyor burada. Kim bu özel görevliler sadece Türk vatandaşları mı? Diyelim ki İstanbul Büyük şehir Belediyesinde bir yolsuzluk iddiası var. Başbakan derse ki bu kişiye ben görevlendirdim, benim özel görevlim derse yolsuzlukları da mı buradan koruyacak.
Bu olay, bu girişim kaynağını anayasadan almayan bir dokunulmazlık dağıtmaktır. Burada üç belirsizlik bulunmaktadır. Birincisi görevlendirilecek olan kişilerin özellikleri ile ilgili bir sınırlama yok. Görevlerle ilgili bir sınırlama yok ve anayasal dayanaktan yoksun. Aklıma hemen şu geliyor? Galiba Sayın Başbakan Muhteşem Yüzyıl dizisini izliyor ama Pargalı'nın bile böyle yetkisi yoktu. Pargalı'nın yetkisi bu kadar geniş değil idi. Bu kanun teklifinin yürütülmekte olan bir soruşturmayla ilgili olduğu açıktır. Bu da açıkça yargıya müdahaledir.
Sayın Meclis Başkanı Çiçek, daha önceden yürümekte olan bir dava ile ilgili gensoruyu işleme almamıştı. Ama aynı Meclis Başkanı Çiçek şimdi neden bu teklifi incelemeden alelacele işleme almıştır. Buda içtüzük tartışmalarında Sayın Meclis Başkanına yaptığımız eleştirinin, taraflı davrandığının, AK Parti Grup Başkanvekili gibi davrandığının bir başka göstergesidir.
Bizim önerimiz bu teklifin ertelenmesidir. Dünyada bu yetkiler Kaddafi'de vardı, Saddam da vardı, Mübarek de vardı ve hepsinin sonunu gördük. Dileğimiz şudur; Sayın Başbakan sağlığına kavuşur kavuşmaz meclise gelip bilgi vermelidir. Burada yeni bir Dolmabahçe olmamalıdır. Bizim TBMM üyeleri olarak gerçekleri öğrenmek hakkımızdır. Ana muhalefet partisi olarak gerçekleri öğrenmek hakkımızdır. İlla bu gerçekleri öğrenmek için Wikileaks belgelerini beklemeyelim diyorum."
Emine Ülker Tarhan ise Başbakan Erdoğan'ın, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve arkadaşlarına verdiği görevin ne olduğunu açıklaması gerektiğini ifade etti.
Erdoğan'ın, soruşturmaya izin verip vermeyeceğini de açıkça söylemesi gerektiğini kaydeden Tarhan, ''Başbakan kimi ve neyi korumak istiyor- Her kozmik odaya girmeye meraklı olan Başbakan neden kendi kozmik odasını yargıdan kaçırmayı tercih etti-'' diye sordu.
MİT Kanununda değişiklik öngören teklifi değerlendirirken, ''Bu teklif, dokunulmazlıklara dokunulmazlık ekleyecek bir tekliftir'' diyen Tarhan, şöyle devam etti:
''Eğer bu teklif yasalaşırsa, yabancı uzmanlardan tutun, sokaktaki tetikçiye kadar herkes bu koruma kalkanı içindedir. Bu teklif metni, 'Konusu suç teşkil eylemlerle ilgili görevi biz verdik' itirafıdır. Başbakan aslında kendisini koruma altına alıyor bu teklifle. Nasıl kendi Anayasa Mahkemesini kurdu ve özel bir koruma alanı yarattıysa, görevlendirdiği herkesi hem suç işlemeye teşvik ediyor hem de 'Sen rahat ol ne yaparsan yap ben seni korurum' diyor ve dolayısıyla kendisini de koruyor. Sonuçta Başbakan, kendisinin yargılanma iznini bizzat kendisi veriyor.
Bugün gecikmiş de olsa yapılacak ilk şey özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasıdır. Başbakan gerçekleri bu Anayasaya aykırı yasa ile maskeleyemez. Her şey ortada. Başbakan, siz aslında korkudan yan yollara sapmaktasınız. Ama kaçacak yeriniz kalmadı. İnanın, Türk halkı nefes alış verişlerinizi dahi izliyor.''
Gazetecilerin, teklifin yasalaşması halinde Anayasa Mahkemesine başvurup vurmayacaklarına ilişkin sorusunu da yanıtlayan Tarhan, öncelikle hukuk zemini çerçevesinde, bu teklifin yasalaşmaması için mücadele edeceklerini söyledi. (13:12)
