| Konu: | Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 5 |
| Tarih: | 12.10.2021 |
CHP GRUBU ADINA SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Arkadaşlar, teklifin 1'inci maddesiyle basit usulde vergilendirilen 835 bin esnafın gelir vergisinden muaf kılınması geç kalınmış ama eksik bir düzenlemedir. Esnaf başına 280 lira fayda sağlayan maddeyle esnaflarımız arasında eşitsizliğe neden olacak bir uygulama gündeme gelecektir. Büyükşehir sınırları içerisinde üretim ve alım yapan esnaf bu madde kapsamına girmezken aynı işi yapan, kazancı aynı olan ancak büyükşehirde olmayan esnaf girecektir. Bu adaletsizlik giderilmelidir.
Değerli milletvekilleri, esnaf pandemi döneminde borçlandırılmıştır. Esnafın tek borcu vergi ve SGK primleri değil; pandemide bankalara, tedarikçilere borçlar birikti, çekler ve senetler ödenemedi. Şimdi işler yeni yeni açılıyor. Bu dönemde güncel vergi ve primlerin yanında, yapılandırma borçlarını da ödemeye çalışması esnafın belini büküyor. Dolayısıyla yapılandırma başvuru süresi de yıl sonuna kadar uzatılmalı, taksit süreleri de 2022 başında başlamalıdır. Ayrıca, esnafın biriken borçlarını ödeyebilmesi için sıfır faizli, altı ay geri ödemesiz ve uzun vadeli can suyu kredisi acilen verilmelidir.
Değerli milletvekilleri, 3'üncü maddeyle çiftçilerimiz için verilen desteklemeler gelir vergisinden muaf kılınıyor. Bu da geç kalınmış bir düzenlemedir. Gecesini gündüzüne katarak çalışan çiftçilerimizin çözüm bekleyen önemli sorunları bulunmaktadır. Örneğin, sürdürülebilir ve verimli bir üretim için gübre, elektrik, sulama, ilaç, mazot, yem maliyetleri acilen düşürülmelidir; bunun için gerekli desteklemeler derhâl yapılmalıdır. Artan maliyetlerle çiftçiler zarar etmektedir, yeterli geliri elde edemeyen çiftçiler üretimden uzaklaşmaktadırlar. Bu noktada, iktidara sormak istiyorum: Kendi çıkardığınız Tarım Kanunu'na göre millî gelirin yüzde 1'i çiftçilerimize destek olarak verilmeliyken niçin bu desteği vermeyip çiftçiyi perişan ediyorsunuz?
Çiftçi kardeşlerim, Tarım Kanunu'na göre 2006'dan bugüne kadar sizlere verilmesi gereken destek miktarı 376 milyar lira. İktidarın verdiği 165 milyar lira yani AKP'den 211 milyar lira alacağınız var. 2021'in ilk dokuz ayında iktidar faiz lobisine ne kadar faiz ödedi? 124 milyar lira yani çiftçiden al, faizciye ver. İnanıyoruz ki çiftçimiz sandıkta bunun hesabını sizden elbet soracak.
Değerli milletvekilleri, teklifin 15'inci maddesi Maliye Bakanlığınca verilen bazı resmî ilanların artık gazetelere verilmemesi anlamına gelecektir. Bir kamu görevi olan yerel gazetecilik alanının hayatiyetinin ortadan kaldırılması demektir bunun anlamı. İşsizlikle, kamunun vergi ve sigorta gelirlerinden mahrum kalmasıyla ve özellikle yerel gazetelerin kapanmasıyla sonuçlanacak olan bu madde geri çekilmelidir.
Değerli milletvekilleri, halkımız geçinemiyor, nüfusun yüzde 50'si açlık sınırının altındaki asgari ücretle geçiniyor. İktidar hani "Üç çocuk yapın." diyordu ya, vatandaş bu zamanda bir çocuğa bakamıyor, gençler hayat pahalılığı yüzünden evlenmekten kaçınıyor, borçlar deseniz bıçak kemiğe dayanmış vaziyette. Ocak 2021'de 1 milyon 37 bin vatandaş elektrik faturasını ödeyemedi, Nisan 2021'de bu sayı 5 milyon 166 bine çıktı. Bu koşullarda asgari ücreti vergi dışı bırakarak bir nebze olsun vatandaşlarımıza katkı sağlayabilirdik. Bu amaçla Komisyonda asgari ücretin vergi dışı bırakılması için teklif verdim niye reddettiniz? Bakın arkadaşlar, asgari ücretliler aldıkları parayla tasarruf yapamazlar, gelirlerini o ay harcarlar, bu harcama da bakkalın, kasabın, berberin cebine girer. O yüzden asgari ücretliye yapılan destek aynı zamanda bakkala, kasaba, manava, berbere yapılan destek demektir. TÜRK-İŞ'e göre açlık sınırı 3.049 lirayken, açlık sınırının da altında olan asgari ücretten vergi almak düpedüz asgari ücretliye "Sen aç kal." demektir. Bir de asgari ücretlinin harcama yaparken ödediği dolaylı vergileri eklediğimizde asgari ücretle geçinmeye çalışanların kursağındaki her lokmanın yarısına ortak oluyorsunuz demektir. Bu, adalet midir? Sabahın köründe yollara düşüp kâğıt toplayanlardan vergi almaya çalışırken, vergi cennetlerinden gelen milyar dolarlardan 5 kuruş vergi almıyorsunuz. Bu, adalet midir? Vergide adalet herkesten gelirine göre vergi almakla olur. Bizde ne oluyor? Gelir vergisi gelir dağılımını daha çok bozuyor.
Değerli milletvekilleri, TÜİK verilerine göre, 2009 yılında 200 lirayla alınabilen ürünler bugün 687 liraya alınabilmektedir. Kimsenin inanmadığı TÜİK verileri bile halkın günlük yaşamında her an hissettiği hayat pahalılığını açık bir şekilde ortaya koyarken, bu hayat pahalılığı şartlarında vatandaşlarımızın sosyal devletin desteği olmadan ayakta kalabilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla asgari ücretlilerin en azından vergi dışı bırakılarak desteklenmesi hayati bir ihtiyaç hâline gelmiştir. Bu ihtiyacı görmek için sokağa çıkın. İktidara sesleniyorum: İnsanlar "Her şey ateş pahası, fiyatlar can yakıyor, alım gücümüz düştü." diyerek feryat ediyor. Sofrasını kuramayan, çocuğunu doyuramayan insanlar giderek artıyor. Siz ne yapıyorsunuz? Vatandaşın hayrına ne varsa gözü kapalı şekilde "hayır" diyorsunuz. Asgari ücretle çalışandan vergi alınmasın diyoruz; "hayır" diyorsunuz. Çiftçimizin mazotundan vergi kaldırılsın; "hayır" diyorsunuz. Esnafın kirasından stopaj kaldırılsın; "hayır" diyorsunuz. Yurt çıkmayan öğrenciye burs sağlansın; "hayır" diyorsunuz. Elektrik faturalarından TRT payı kalksın; "hayır" diyorsunuz. Elektrikteki KDV yüzde 1'e indirilsin; "hayır" diyorsunuz. Her şeye "hayır" diyecekseniz, sokaktaki vatandaşın ihtiyacına sırt dönecekseniz niye siyaset yapıyorsunuz? Maşallah, 5'li çetenin ihtiyaçlarına hiç "hayır" demiyorsunuz, çetelerin yararına düzenleme yapmakta çok mahirsiniz. Halkın menfaatine ne varsa "hayır" diye diye küçük ortak, büyük ortak el ele verdiniz, sudaki sabun gibi eriyorsunuz, bizden de söylemesi.
Değerli milletvekilleri, şöyle bir hatırlayalım, ne demişti partili Cumhurbaşkanı? "24'ünde siz bu kardeşinize yetkiyi verin, ondan sonra bu faizle, şununla bununla nasıl uğraşılır göreceksiniz." Başka? "Ağustosla birlikte enflasyonda düşüşü göreceğiz. Bundan böyle enflasyonun daha yukarı çıkması mümkün değil." Başka? "Ülkemiz hazırlık dönemini geride bıraktı, artık şahlanış dönemine giriyoruz." Başka? "Amerika'nın, İngiltere'nin hâlini görüyorsunuz değil mi? Benzin yok, benzin. Almanya'daki kuyruklar, Fransa'daki kuyruklar, yiyeceklerini bulamıyor insanlar; Türkiye'de böyle bir sorun yok." Peki, geldiğimiz nokta nedir? İşsizlik, hayat pahalılığı, ağırlaşan borç yükü; sonuç buhran. Buhrandayız çünkü rakamlarla "Büyüdük." deniliyor ama büyüme sokağa, fileye, işe ve cüzdana yansımıyor. Orta direk bitti, asgari ücret kıskacı büyüdü, millet karın tokluğuna çalışırken zengin daha zengin, fakir daha fakir oldu. Cumhuriyet tarihinde bir ilk gerçekleşti ve kişi başına gelir ilk kez yedi yıl arka arkaya düştü. Sürekli derinleşen fakirleşme, azalan kişi başı gelir, pula dönen para ve ekonomi yerine şaha kalkan etiketler. Tabii, etiketler de kendi kendine şişmedi; paramızın değerini pul eden, üretimi cezalandıran, çiftçiyi tarlasına küstüren, 128 milyar doları buharlaştıran, liyakat yerine saraya sadakati öne çıkaran tek adam rejiminin beceriksizliği yüzünden etiketler şaha kalktı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SÜLEYMAN GİRGİN (Devamla) - Bitiriyorum efendim.
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.
SÜLEYMAN GİRGİN (Devamla) - Ancak çiftçi, asgari ücretli, işçi, memur, emekli, esnaf size öyle bir ders verecek ki ne faiz lobisi ne 5'li çeteniz bile sizi bu yenilgiden kurtaramayacak. O yüzden diyoruz ki: Dert geçim, çözüm derhâl seçim. Halat gibi bileğiyle, yayla gibi yüreğiyle çoluk çocuk geçindirip haram nedir bilmeyenler hiç merak etmesin; zulmeden bu zorba iktidar gidicidir, Halil İbrahim sofrasının kurulmasına az kaldı.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)