| Konu: | Kooperatifler Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 10 |
| Tarih: | 21.10.2021 |
MURAT BAKAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; benim "kooperatifçilik" deyince aklıma İzmir geliyor. Çoğunuzun aklına "İzmir" deyince özgürlük gelir, demokrasi gelir, barış, kardeşlik gelir, çok güzel şeyler gelir, kooperatifçilik pek gelmeyebilir ama İzmir bir tarım kenti arkadaşlar, şimdinin tarım kenti de değil. Osmanlı İmparatorluğu döneminde, 16'ncı, 17'nci, 18'inci ve 19'uncu yüzyıllarda Akdeniz'deki en büyük ihracat limanı İzmir. Neden bu kadar güçlü ihracatı? Tarımdan dolayı. Küçük Menderes havzası, Gediz havzası, Bakırçay havzası, hemen arka bölgesinde Aydın Söke Ovası, diğer tarafta Manisa, tüm bu bölgenin tarım ürünlerini İzmir Limanı dünyaya satıyor. İncir satıyor, pamuk satıyor, tütün satıyor -yani bugün sizin bitirdiğiniz tüm ürünleri- üzüm satıyor, kuru üzüm satıyor. İhracatı yaptığı o tarım bölgesi, hâlihazırda da Türkiye'nin en güçlü tarım bölgelerinden biri ve bunun en önemli sebeplerinden biri yani Türkiye'de tarım geriye giderken İzmir'de tarımın hâlâ güçlü olmasının temel sebebi İzmir Büyükşehir Belediyesi değerli arkadaşlar. Yani geçmiş dönemde, önceki dönemde, Tire Süt Kooperatifi, Bayındır Çiçekçiler Kooperatifi, Ödemiş'teki Bademli Fidancılık Tarımsal Kalkınma Kooperatifiyle başlayan süreç, bugün, yeni, bu dönemki Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Tunç Soyer döneminde daha da yükseldi. Şimdi küçük üreticiyi destekleyen fabrikalar yapılıyor, tarım sanayisi geliştiriliyor, iklim krizine uygun tarım ürünleri, sürdürebilir tarım uygulamaları yapılıyor. Dolayısıyla, Türkiye'de tarım küçülürken İzmir'de tarım büyümeye devam ediyor. (CHP sıralarından alkışlar)
Bir başka konu, KÖY-KOOP yani İzmir'de bir de KÖY-KOOP farkı var, KÖY-KOOP İzmir, orada da bir yiğit cumhuriyet kadını var, KÖY-KOOP'la küçük üreticiyi destekleyen Neptün Soyer, ona da buradan, bu kürsüden saygılarımızı gönderiyoruz değerli arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)
Şimdi, bugün, buraya, SADAT'la ilgili bir Meclis araştırması geldi, AK PARTİ ve MHP oylarıyla reddedildi. Ben, SADAT'la ilgili de birkaç kelime etmek istiyorum. Arkadaşlar, SADAT dediğinizde sadece bir şirketi düşünmeyeceksiniz, SADAT iç içe geçmiş 3 yapıdan oluşuyor, 2 tane dernek, 1 şirket. 2 dernek ne? ASDER, ilk dernek, ilk kurdukları dernek, Adaleti Savunanlar Derneği. Daha sonra ASSAM kuruluyor, Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar Merkezi Derneği ve son olarak SADAT kuruluyor. Bu üçünün ortak noktası var. Kim ortak nokta? Adnan Tanrıverdi. Birinin onursal başkanı, birinin başkanı, birinin de yönetim kurulu başkanı, SADAT'ın.
Kim Adnan Tanrıverdi arkadaşlar? Çoğunuz biliyorsunuz, emekli bir general. ASDER'in sayfasında bir yazısına rastladım, inceledim yani kim diye, geçmişini vesaire. Ergenekon kumpasında 16 Ocak 2009'da yazdığı bir yazı var. Haksız, hukuksuz yargılanan vatansever subayları yargılayan FETÖ'cü hâkimler, savcılar için diyor ki: "Destekliyoruz onları, bu yargılamayı yapanları destekliyoruz." Destekleyen bir yazı yazmış, o yazı da hâlâ Adnan Tanrıverdi'nin kendi sayfasında duruyor değerli arkadaşlar.
TAHSİN TARHAN (Kocaeli) - Onun sayesinde orada duruyor ki, o yazının sayesinde.
MURAT BAKAN (Devamla) - ASDER, 30 Aralık 2011 tarihinde bu Meclise bir anayasa önerisi getiriyor. Bakın "Farklı Bir Anayasa" başlıklı önerinin 3'üncü maddesinin (a) fıkrasında diyor ki: "Anayasa'da resmî ideoloji olmamalıdır." (b) fıkrasında "Değişmez maddeler bulunmamalıdır." diyor, Anayasa'mızın değişmez maddelerinin değişmesi gerektiğini söylüyor. "Laiklik ilkesi anayasada bulunmamalıdır." diyor ASDER. (d) fıkrasında "Resmî dil Türkçe olmalı." diyor ama gerçi bu "Resmî dil Türkçe"yi daha sonra "Arapça" olarak değiştirdiler, biliyorsunuz bir konfederasyon anayasası yaptılar.
Arkadaşlar, nedir bizim Anayasa'mızdaki değişmez maddeler: Cumhuriyet yani devletin şeklidir. Nedir? Cumhuriyetin nitelikleridir. "Atatürk milliyetçiliği kalkabilir." diyor mesela. "Demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olmayabilir Türkiye Cumhuriyeti." diyor. Ve son olarak "Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısı da değişebilir." diyor. "Resmî dili, ay yıldızlı bayrağı, millî marşı olan İstiklal Marşı da değişebilir, başkenti de değişebilir." diyor. Daha sonra zaten 2017 yılında Uluslararası ASSAM İslam Birliği Kongresi -bununla ilgili bir anayasa çalışması- yaptılar İstanbul'da, orada açıkladılar. Şimdi, o konfederasyon anayasasında neler söyleniyor, onu söyleyeyim.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Bakan.
MURAT BAKAN (Devamla) - Bakın, ilk taslaklarındaki 6'ncı maddede diyor ki: "ASRİKA İslam Devletler Birliğinin resmî dili Arapçadır." Bizim millî dilimizden vazgeçmemizi bekliyorlar. "Bayrağı, şekli kanunla belirlenen kırmızı yeşil zemin üzerine beyaz ay ve millî devlet sayısı kadar yıldızlı bayraktır." Bir konfederasyon oluşturacaklar, biz egemenlik haklarımızın bir kısmını konfederasyona devredeceğiz; konfederasyon böyle bir şeydir.
7'nci maddede "İslam Birliğinin temel amacı, İslam şeriat ve akidesini hâkim kılarak İslam dünyasının süper güç olarak tarih sahnesine yeniden çıkmasını sağlamaktır." diyor.
8'inci madde "Egemenlik şeriatındır." diyor. Yani burada "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir." yazısını kaldırmaya kimsenin gücü yetmez, "Bunu kaldıracağız." diyor değerli arkadaşlar. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar) Bakın, biz Kurtuluş Savaşı'nda 3 cephede savaştık; doğu cephesinde, batı cephesinde, güney cephesinde savaştık. Yedi düvelin gücü yetmedi bunları değiştirmeye, kimsenin de gücü yetmez değerli arkadaşlar.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)