GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Katar Devleti Hükümeti Arasında Büyük Çaplı Organizasyonların Yerine Getirilmesinde İş Birliği Konulu Niyet Mektubunun Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:5
Birleşim:18
Tarih:11.11.2021

CHP GRUBU ADINA BÜLENT TEZCAN (Aydın) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Katar ile Türkiye arasında çok boyutlu iş birliğini tesis etmek üzere bir teklifi görüşüyoruz; bu konuda, 2 ülkenin ilişkilerinin güçlendirilmesi çerçevesinde yapılacaklara ilişkin bir öneriyi görüşüyoruz. Kuşkusuz Türkiye'nin uluslararası alanda iş birlikleri önemlidir. Türkiye'nin ekonomik anlamda, siyasi anlamda dünyanın çeşitli bölgeleriyle temas ediyor olması ve o ilişkilerini güçlendirmesi herkesin arzu edeceği, hepimizin arzu edeceği bir husustur. Ancak bunlar yapılırken özellikle şeffaflığın, adaletin, ülkenin millî çıkarlarının ve özellikle Türkiye'nin birikimlerinin kişisel hesaplar üzerinden değil de milletin yararları ve menfaati üzerinden ele alınmasının önemi kuşkusuz tartışma dışıdır.

Biz, dünyanın hiçbir ülkesiyle özel bir husumet ya da özel bir dostluğun uluslararası ilişkilerde esas alınmasının mümkün olmayacağını takdir ederiz kuşkusuz. Devletlerin, milletlerin menfaatleri vardır uluslararası ilişkilerde. Bunları yaparken kendi ülkenizin birikimlerini korumak ve kollamak zorundasınız.

Türkiye'de iktidarın yaptıkları içerisinde anlamakta zorlandığımız bir Katar sevdası var; bizde bir Katar rahatsızlığı yok ama iktidarın bu memleketin, bu milletin birikimlerini birilerine peşkeş çekme pahasına bir tuhaf Katar sevdası var. Ben bu sevdanın muhatabının Katar olmadığını biliyorum, ben bu sevdanın kamuflajının Katar olduğunu biliyorum. (CHP sıralarından alkışlar) Ben "Katar" adı altında hangi ilişkilerin kurulup saklanmak istendiğini biliyorum, milletimiz de biliyor.

Değerli arkadaşlar, bakın, dün 10 Kasımdı, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün ebediyete intikal edişinin 83'üncü yıl dönümü; rahmetle minnetle anıyoruz, sadece onu değil Türkiye'yi Millî Mücadele'de temsil eden ve Türkiye'yi yeniden küllerinden yaratan o büyük önderlerin hepsini rahmet ve minnetle anıyoruz. Peki, onlar bu memlekette bağımsızlığı kurmak için mücadele etmişken bu milletin malı olan Tank Palet Fabrikasını yandaşlara bedava peşkeş çekenlerin hesabını sormayacak mıyız? (CHP sıralarından alkışlar) Bunu konuşmayacak mıyız? Yani anlamak mümkün değil. Sayın Cumhurbaşkanı çıktı "50 milyon dolarlık yatırım yapmak lazım. Biz bunu yapamıyoruz." dedi, 20 milyar dolarlık Tank Palet Fabrikasını Katarlılara ve onun yandaş ortaklarına peşkeş çektiler; bu milletin, Türk ordusunun en önemli incisini Katar Silahlı Kuvvetlerine bedavaya teslim ettiler. Olacak iş değil! Yani "50 milyon dolarlık yatırımı yapamıyorum." deyip "Katar'ın hediye ettiği" dediği 500 milyon dolarlık uçağa kurula kurula binmeye insan utanır, yüzü yere girer, yüzü yere girer! Nasıl bir iştir bu? (CHP sıralarından alkışlar)

Bakın, bir başka Katar sevdası: Kanal İstanbul. Türkiye, İklim Sözleşmesi'ne giriyor, imza atıyor. Türkiye, güya dünyaya böyle bir mesaj vermeye çalışıyor. Kanal İstanbul, Marmara Denizi'ni çürütecek bir rant projesi, bir beton projesi; İstanbul'u betona boğacak, İstanbul'u çürütecek, çevreyi çürütecek, ormanları yok edecek bir projeye rant uğruna ısrarla "Ben buna devam edeceğim." deniyor. Peki, dönüp arkaya baktığınızda ne görüyorsunuz? Peşinen, o güzergâhta Katarlı saltanat ailesine peşkeş çekilen dönüm dönüm araziler var; Katarlı aileler gelmişler, Katar Emirinin annesi oradan arazi almış, Bakanın ailesi oradan arazi almış. Rant ortaklığında Katar ile iktidar yetkilerini kullananların yine bir iş birliğiyle karşı karşıyayız. "Katar sevdası" dediğimiz sevda bu sevda, para sevdası, yolsuzluk sevdası; buna itiraz ediyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

Bakın, değerli arkadaşlar, şimdi bir başka mesele Digiturk. Bir Katarlı sermaye grubu Digiturk'ü aldı, sözleşmede imza attığı para için "Ben bunu ödeyemiyorum." dedi, 90 milyon dolar bir kalemde silindi; Digiturk'ü alan Katarlı beIN Sports'tan 90 milyon dolar indirdiler "Sen misin ödeyemeyen? Hayhay efendim, sen Katarlı bir sermaye çevresisin." diyerek. Merak ediyorum, arkasında kim var, arkasında hangi kirli ilişkiler var, arkasında hangi ortaklıklar var ki 90 milyon doları bir kalemde sildiler? Okullar açıldı, çocuklarımız üniversitelerin kapısının önlerinde yattı değil mi? Çok şey anlatmaya gerek yok, bu 90 milyon dolarla bin yataklı 12 yurt -12 bin kapasiteli, 12 bin öğrencimizi yatıracak bin yataklı 12 yurt- yapabilirdik bir kalemde sildikleri bu parayla. Bir tarafta, bir kalemde sildikleri bu para -Katar sevdasına güya- öbür tarafta, sokaklarda tekmelettikleri gencecik öğrencilerimiz. Bu iktidarın tercihinin fotoğrafını buradan dönüp hep beraber çekelim. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, yani Türkiye'de 2 milyon ailenin elektriği kesilecek; odun, kömür parası yüzde 50, kira paraları yüzde 50-yüzde 70 artacak. Bunlara kaynak bulunamazken Katar örtülü ortaklıkları Türkiye'de zevküsefa içerisinde işini yürütüyor. Üreticiye destek yok, çalışana destek yok; Katar ortaklarına destek çok.

Bakın, buradan Aydın'a geleyim, kendi seçim çevremde çok ilginç şeyler yaşıyoruz. Orada da Söke ilçesinin Doğanbey ve Tuzburgazı -eskiden köydü, beldeydi, şimdi mahalle oldu- Mahallelerindeki Karina Dalyanı'nda alın terleriyle ekmeğini çıkarmaya çalışan vatandaşlarımız var. 1972 yılından bu yana Karina Dalyanı o bölgenin halkı tarafından işletilir, onlar çalıştırırlar, onlar ekmek paralarını kazanırlar. Şimdi, orayı bazı yandaş özel şirketlere peşkeş çekmeyi planlıyorlar. Bununla ilgili daha önce basın toplantıları yaptık. Hazırlıklar yapmışlar, halkın elinden alacaklar, yandaş şirketlere "karides çiftliği" adı altında orayı verecekler; bu planlama devam ediyor. Şimdi, dün ihalesi vardı orayı peşkeş çekmek için. Vatandaş alamasın diye kira bedelini yüzde 350 artırdılar, bir de dediler ki: "Peşin ödeyeceksiniz." Vatandaş sahipsiz, gücü yetmiyor, alamayacak; yandaşa onu tereyağından kıl çeker gibi verecekler ama bir şeyi hesap edemediler: Aydın'da Söke'de Doğanbey ve Tuzburgazı halkının yanında, üreticinin yanında, çiftçinin yanında duran Aydın Büyükşehir Belediyesi var, Aydın Büyükşehir Belediyesi. (CHP sıralarından alkışlar) "Siz misiniz bu tuzağı kuran?" dedi "Bu tuzağı ben bozarım." diye gitti 9 Kasım günü -10 Kasım dün ihale var- dosya aldı, ilan etti "Ben giriyorum, ben alacağım ve Söke halkını ranta kurban etmeyeceğim." dedi. (CHP sıralarından alkışlar) Ne oldu? İktidar rant konusunda kararlı. 9'unda öğleye doğru dosya aldı Aydın Büyükşehir Belediyesi, öğleden sonra Bakanlık iptal etti ihaleyi, ihaleyi iptal ettiler. Niye? "Aman ha! Gidiyor elimizden." diye ama söylüyorum ne yaparsanız yapın, rant yiyicilerle hangi ortaklıklar içerisine girerseniz girin, Aydın'da olduğu gibi Türkiye'nin her yerinde Millet İttifakı'nın belediyeleri halka sahip çıkmaya devam edecek. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

Uzatmayı alayım, selamlayacağım Başkanım, bitti zaten.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

BÜLENT TEZCAN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, son sözüm selamlama kısmı.

Ne yaparsanız yapın, bugün bütün Türkiye'de Millet İttifakı'nın belediyeleri üreticiye, yoksula, halka, sahipsiz bıraktıklarınıza sahip çıkmaya nasıl kararlı biçimde devam ediyorsa önümüzdeki ilk sandıkta kaçamayacaksınız, o sandık milletin önüne gelecek ve aynı şekilde, bu çatının altında da Ankara'daki hükûmette de yoksula, kimsesize sahip çıkan bir iktidarı hep beraber selamlayacağız.

Hepinize teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)