GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 4'üncü Tur Görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:5
Birleşim:32
Tarih:10.12.2021

CHP GRUBU ADINA TUFAN KÖSE (Çorum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Pençe-Yıldırım Harekâtı'nda şehit olan askerlerimizi rahmetle anıyorum. Kederli ailelerine başsağlığı diliyorum.

Bugün 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü. İnsan Hakları Günü'nü de kutluyorum.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin her yıl açıkladığı istatistiklere göre insan haklarını en çok ihlal eden ülkelerin başında maalesef ülkemiz de gelmekte, haksız ve usulsüz uzun tutuklamalarla ilgili olaylarda en fazla ihlal kararında da Türkiye itham edilmekte ve Türkiye'de tutuklamaların sistematik ve yaygın bir hâlde hatalı olduğu, kronik ve sistematik bir hâl aldığı söylenmekte.

Değerli arkadaşlarım, tabii, yirmi yıla yaklaşan bir AKP iktidarında ülkemizde adaletin geldiği nokta, yaşanılan adaletsizlikler, Sayın Adalet Bakanının iyi niyetli çabalarıyla çözebileceği aşamaları çoktan aştı ve bu sorun öyle bir hâle geldi ki artık kronik bir sorun hâline geldi, yapısal bir sorun hâline geldi, artık böyle palyatif tedbirlerle, adı "reform" olan bir kısım kanun değişiklikleriyle çözülecek aşamaları çoktan aştı. Yirmi yıllık AKP iktidarında adaletin uğradığı zulmü ya da adalet olmadığı için 84 milyon insanımızın uğradığı zulmü anlatmak için de elbette beş dakika sürenin yetmesi mümkün değil.

Değerli arkadaşlarım, gelen arkadaşlarımız hep söyledi, adaletin önündeki en büyük engel bağımsız yargı. Bağımsız yargının önündeki en büyük engel de maalesef Sayın Cumhurbaşkanının, iktidarın tek erki olan Cumhurbaşkanının adaleti kendi ayaklarına vurulmuş bir pranga olarak gören zihniyetidir. Biz böyle diyorduk yıllardır. "Cumhurbaşkanının bu zihniyeti ve söylemleri, yargı bağımsızlığının önündeki en büyük engel." derken bir de küçük ortak Milliyetçi Hareket Partisinin Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin söylemleri çıktı. Sayın Devlet Bahçeli'nin söylemleri de adaletin önündeki, bağımsız yargının önündeki en büyük engellerden biridir. Ağızlarını açtıklarında "Anayasa Mahkemesi kapansın." ağızlarını açtıklarında "Tanımıyoruz, saygı da duymuyoruz." diyorlar.

Şimdi, zaman zaman komisyonlarda konuştuğumuzda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesini, "Aa, uymayabiliriz." diyorlar. Niye uymuyoruz? İşte "Başka ülkelere de baksınlar." filan. Tamam, baksınlar; uymayalım, tamam, hadi öyle diyelim. Öyle bir ihtimal yok yani uluslararası hukuk açısından ama; ya, bir de bakıyorsunuz, Anayasa Mahkemesinin hak ihlali kararına uymayan hâkimler var memleketimizde -örnek olsun- Akın Gürlek gibi. Onlar da HSK'nin ilke kararlarına rağmen, Bakanlığın ilke kararlarına rağmen inanılmaz hızla, jet hızlarla yükseltiliyorlar. Yani yargının, tamam, birçok sorunu var, bağımsızlık sorunu en önemli sorun ama bir de yargıda, hakikaten de birilerinin gözünün içine bakıp ona göre karar veren, özellikle de Sayın Cumhurbaşkanının gözünün içine bakıp karar veren hâkimlerin de çok hızlıca terfi ettirildiğini görüyoruz.

Ben aslında buraya gelirken biraz Danıştaydan bahsedeyim diyordum. Küçük, şöyle bir inceledim, baktım Danıştaya. Arkadaşlar, özellikle Milliyetçi Hareket Partili arkadaşlara söylüyorum: Sürekli yargıya, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine kızıyorsunuz ama devlet nişan ve madalyalarında Atatürk kabartmasını kaldıran hâkimler Danıştaya başkan oluyor ya da kaldıran Danıştayın başkanı hızlıca yükseliyor. YSK'de İstanbul seçimleriyle ilgili iptal kararı veren, 2017'deki referandumda mühürsüz oy pusulalarını geçerli kılan hâkimler hızlıca yükselmişler, yüksek mahkemelere başkan olmuşlar.

Yine, İrfan Fidan olayı... Bakın, aslında bu utanç verici bir olay. Ya, bir dosya kapağı kaldırmamış bir adamı Yargıtay üyeleri nasıl tanımış bilmişler de Anayasa Mahkemesine layık görmüşler? Yani, bunu anlamak mümkün değil Sayın Bakanım, bunu anlamak mümkün değil.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Çay toplamıştır Tufan Bey, çay, çay!

TUFAN KÖSE (Devamla) - Yani, bir yerlerden bir ışık yanmadan, bir yerlerden bir işaret gelmeden bu karar verilemez, demek ki bir yerlerden bu ışık gelmiş, bu karar verilmiş. Yani, İrfan Fidan böyle, Zeki Yiğit böyle, Akın Gürlek böyle. Geliyor buraya arkadaşlarımız "Tamam sorun çok ama asıl sorun da bu kararları uygulayacak, bu yasaları uygulayacak hâkimler." deniyor. Ya, hâkimler de böyle, böyle karar verirseniz yükselebiliyorsunuz ancak. Yani, adalet tuz görevi görüyor; et koktu, tuz lazım. Tuz ne? Tuz adalet.

Değerli arkadaşlarım, tabii ülkemizin birçok noktasında adaletsizlik var, birçok noktasında. Eğitimde adalet yok, gelir dağılımında adalet yok, vergi tahsilatında adalet yok, emeklilikte adalet yok, inançları yaşamada adalet ve eşitlik yok ama bunların hepsini çözebiliriz, bunların hepsini çözebiliriz. Yeter ki ülkemizin bekasını çözecek... Adalet bağımsız olsun ki beka sorunu olmaktan çıksın diyoruz. Eğer adalet bağımsız olursa bu sorunların tamamını rahatlıkla çözebiliriz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

TUFAN KÖSE (Devamla) - Şimdi arkadaşlarım, sürekli bahsediyoruz, komisyonlarda da konuşuyoruz zaman zaman, yargıda partili hâkim ve savcı sorunu var. Önceden FETÖ'cü hâkim ve savcı sorunu vardı. Yani, memlekette, dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş bir şekilde, 4 binden fazla, hatta 5 binden fazla hâkim bir terör örgütü üyesi olma hasebiyle, sebebiyle yargı mensubu olmaktan çıkartıldı, bir kısmı cezaevine girdi. Geldiğimiz bu noktada da Adalet ve Kalkınma Partisinin il, ilçe teşkilatlarında görev yapmış avukatların hâkim olarak çok küçük mülakatlarla, çok kısa mülakatlarla işe alındığını görüyoruz. Bu biçimde devam ettiğimiz sürece ne Türkiye'de bağımsız bir yargıya kavuşabiliriz ne ülkemizin teminatı olan yargımızı güçlendirebiliriz ne de 84 milyon insanımızın yargıya güvenini temin edebiliriz reform adı altında bu Meclisimize ne kadar kanun sunulsa bile.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)