GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun 281 sıra sayılı 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ve 282 sıra sayılı 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin yedinci tur görüşmelerinde yürütme adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:5
Birleşim:35
Tarih:13.12.2021

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Teşekkür ederim.

Benim de aslında 60'a göre bir söz talebim vardı, ben ikisini birleştireyim madem, hem de sabrınızı zorlamayalım. Tabii, Cahit Bey de konuşacak biraz sonra; ona da söyleyin, az konuşsun.

Gelelim Henri Barkey'e. Sayın Bakandan özür diliyorum; 2 defa görüşmüş bizim Büyükelçi, 1 kere değil ve 2'si de evinde, görüşebilir de. Eğer benim ne söylediğimin özünü kavrayabilse... Eğer Henri Barkey 15 Temmuzun planlayıcılarından biri ise -böyle bir iddia var, ben bilmem- Türkiye Cumhuriyeti büyükelçisinin onunla görüşmesi doğru mu arkadaşlar, doğru mu? Size soruyorum.

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) - İspatı var mı?

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Efendim, bu "Henri Barkey" dediğiniz kişiyle Osman Kavala'nın telefonları aynı yerde sinyal verdi diye adam bin beş yüz gündür cezaevinde ya! Birini, telefonu yan yana yakalandı diye cezaevinde tutacaksın, senin büyükelçin Henri Barkey'in evine gidecek. Şimdi, burada Türkiye Cumhuriyeti devleti bakımından...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Henri Barkey 15 Temmuzun hakikaten planlayıcısıysa burada çok vahim bir durum var; değilse Osman Kavala boşuna içeride yatıyor. Büyükelçi de gitsin görüşsün; bana ne kardeşim, bana ne! Yurter görüşmüş, Yurter'e göre o adam 15 Temmuzun arkasında değil, "Görüştüm." diyor çocuk zaten. Sizin gibi saklamıyor ki o. O "Görüştüm." diyor.

Sayın Bakan, bu görüşmenin niye olduğunu da söyleyeyim mi? Niye eve gittiğini söyleyeyim mi? Merak edin, onu yarın, Genel Kurulda söyleyeceğim ya da öbür gün; biraz merak edin.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) - Araştıracak, ondan sonra...

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Hayır, hayır, sana söylerim özel olarak.

Değerli arkadaşlar, Sayın Bakan, meslekten geliyorsunuz. Dışişleri Bakanlığında adaletten bahsediyorsunuz; büyükelçi atamalarınız içinize siniyor mu? Size bir sorum bu olsun. Birleşik Arap Emirlikleri'yle nasıl helalleştiniz çok merak ediyorum? Aynı helalleşmeyi Fetullah Gülen'le de yapacak mısınız? Bunu da merak ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Devam ediyorum.

ABD'yle dış ticaret hacmini 100 milyar dolara çıkarmayı bırak Sayın Bakan. ABD'yle dış ticaret hacmini sen bırak, F-35'ten dolayı kaptırdığımız 1,5 milyar doları al. Oradaki zararımız 1,5 milyardan fazla; orada bizim tedarikçi firmaların, iştirakçi firmaların endüstriyel kayıplarıyla Türkiye'nin 15 milyar dolar zararı var. Geçtim, 1,5 milyarımızı kurtar, Meclise öyle gel bir daha. ABD'yle 100 milyar dolarlık çıkarılacakmış! Ya, dünya lideri böyle olunmaz. (CHP sıralarından alkışlar)

Azerbaycan'da hep birlikte güzel bir şey yaptık. Bakın, Türkiye; Azerbaycan, Suriye ve Kıbrıs, bu üç mühim meseleden Azerbaycan'da on numara iş yaptık, helal olsun size ama Suriye ve Kıbrıs bakımından size helal olsun demem; ayıp ettiniz derim, kusur işlediniz derim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Dolayısıyla şimdi, bu Ermeni soykırımı bunca zamandan sonra Amerikan Başkanı tarafından açık açık zikredildi.

KAMİL AYDIN (Erzurum) - Sözde, sözde...

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) - İddia demek istediniz herhâlde, iddia!

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Sözde, tabii. Ve bunu yuttuk ya! Bu ayıp da size yeter. Bu ayıpla bunu yutan biri... Üzülerek söylüyorum, keşke Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı hakikaten dünya lideri olsa.

HALİL ETYEMEZ (Konya) - Kıskanma, kıskanma!

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Ama bunu yutarak olmaz. (CHP sıralarından alkışlar) Beyzbol sopalı fotoğrafa katlanılarak olmaz. "Akıllı ol." denerek olmaz. 33 askerimizin kanı elinde olan bir adamın kapısında dört dakika bekleyerek dünya lideri olunmaz Sayın Bakan.

Misafir ağırlamakla övünüyorsunuz, çok gezmekle kıvanıyorsunuz ama keşke hiç misafiriniz olmasaydı, hiç gezmeseydiniz de o sözde soykırım iddiasına maruz kalmasaydık diye de düşünüyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) - Bak, bak, hep yanlış söylüyorsun!

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - "Suriye'den DAEŞ'i, YPG'yi, PKK'yı arındıracağız." altına imza atıyorum, arkandayım. Peki, HTŞ'yi ne yapacaksın, onu niye söylemedin? HTŞ'yle bir şey mi var aranızda, onu da merak ettim. Ben milletin vekiliyim, bunları öğrenmek benim hakkım.

KKTC'nin eşit egemenliği... On yedi yıl sonra bir noktaya geldiniz, on yedi yıl sonra KKTC'de eşit egemenlik noktasına geldiniz, eşit egemen iki ayrı devlet noktasına geldiniz; çok güzel, geç de olsa aklınız başınıza geldi. O zaman, eşit egemen bir devlet olarak KKTC'ye önce bizim o saygıyı göstermemiz lazım. KKTC'nin iç işlerine niye karışıyorsunuz? Bırakın, bildikleri gibi yapsınlar. Dolayısıyla, burada da bir yanlış yapıyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Biz Yunanistan'la kavga edelim demiyoruz Sayın Bakan, bu yeni bir şey de değil, arkada da sizinle konuştuk ama bir şey de yapmamız lazım canım, bir şey de yapmamız lazım. Efendim "Dün de öyleydi." Olabilir. Hani dünya lideriydin ya sen "Dün de öyleydi, bugün de böyle oluversin." Olmaz. Aidiyeti belirsiz coğrafi formasyonlar yani kayalıklar, Yunanistan'ın bir tabanca bile sokmaması gereken adaları silahla dolmuşsa bunu seyredemeyiz. Hayır, tekrar savaş edelim demiyorum; hep birlikte çözelim, daha aktif olun, daha aktif olun diyorum. Ben şimdi bunu söylemeyeyim mi Sayın Bakan? Türk dış politikası bakımından soruyorum.

Elbette Afganistan meselesinde ciddi, derli toplu, bölge barışını da dikkate alacak bir tutum olabilir ama sizi bilmem, bu milletin Taliban inancıyla ters yanı var, sizin ters yanınız olmayabilir, bu milletin bu yaklaşımla ters, bu yaklaşımla uzlaşmayan bir yanı var.

Son madem, süreyi de...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - "Katar, Katar, Katar..." dediniz, ne oldu şimdi? Siz Katar'a bu beşinci parsele giremeyeceğini söylediniz mi, söylediniz mi?

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU - Söyledik.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Niye, o zaman bu Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'yle böyle bir konsorsiyum oluşturup bir hamle başladı? Katar...

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU - Bizim kıta sahanlığımıza girmiyor.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - E, inşallah göreceğiz, inşallah. Yoksa Güney Kıbrıs, Katar'a olan özel ilginizi kullanarak oradaki doğal gaza, petrole neyse çökecekse bu da ayıp bir şey.

Ve, Sayın Bakan, beni ne üzdü biliyor musunuz, beni ne üzdü? Şu beni üzdü: Katarlı mevkidaşınız "Türkiye ekonomisi fırsatlar sunuyor, değerlendireceğiz." demiş.

DIŞİŞLERİ BAKANI MEVLÜT ÇAVUŞOĞLU - Bunda ne var?

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Vay be, "Elin dünkü çocuğu." deriz ya, gelmiş Türkiye'nin içinde bulunduğu hâlden dolayı fırsat yaratıyor ve beni şu üzdü: Katar'daki ziyaretinizde... Siz 84 milyon adına oradasınız, AK PARTİ adına değil, Mevlüt Çavuşoğlu olarak değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Son, Başkanım...

BAŞKAN - Buyurun Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Şu beni çok üzdü: Koskoca Türkiye Dışişleri Bakanına -bu haddi nereden buluyor, bilmiyorum- gazeteci diyor ki: "Para istemeye mi geldiniz?"

MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Ya, İngiltere'deki futbol ekonomisine sahip çıktı Katar ya.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Ben senin yerinde olsam var ya o gazeteciye iki tokat atardım, şerefsizim atardım. (x)Bu millet, eğer devlet o hâle geldiyse... 1960'ı hatırlamanız lazım, 1960'lı yıllarda bu millet ekonomik krizi çözmek için Sayın Bakan, parmağındaki alyansını, kolundaki bileziğini devletine vermiş bir millettir. Katar'da dilenme; bir sıkıntın varsa milletçe devletin yanında ve arkasında durmasını biliriz.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)