| Konu: | Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kültürel İş Birliği Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 58 |
| Tarih: | 24.02.2022 |
CHP GRUBU ADINA ENGİN ALTAY (İstanbul) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkan, sizi ve yüce Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Bir memnuniyetimi belirtmeden edemeyeceğim. Sayın Işık, Sayın Erozan, Sayın Çeviköz, Sayın Erbaş, Sayın Katırcıoğlu, Sayın Hatımoğulları... Bugün hep güzel konuşmalar oldu, yapıcı olumlu konuşmalar oldu. Sayın Işık'a ayrıca teşekkür ederiz. Uzun bir aradan sonra bir AK PARTİ'linin İsmet İnönü'ye teşekkür etmesi bizim için, demokrasimiz için sevindirici bir gelişme. Çok teşekkür ederiz. (CHP sıralarından alkışlar)
NAZIM MAVİŞ (Sinop) - Alkışlamanızı beklerdik.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Tabii şunu söyleyeyim peşinen, önemli bir konuyu görüşüyoruz, kıymetli görüşler de ifade ediliyor. Ancak ben Sayın Işık'ın, bir sataşma değil, burada hepimiz yapıcı ve samimiyiz, şu görüşünü doğru bulmam: "Sayın Cumhurbaşkanının aldığı, alacağı her türlü karar ve tavrın arkasındayız." Parti aidiyeti olarak amenna, eyvallah, biz de Sayın Genel Başkanımızın alacağı her türlü kararın arkasında oluruz şüphesiz ama şunu vurgulamamız lazım: Orta yerde bir Anayasa var -getirmedim buraya yani milletvekillerine Anayasa göstermek hadsizlik olur diye- 87'nci maddesi çok açık, Türkiye Büyük Millet Meclisine verilen görev ve yetkiler çok açık. Sabah Sayın Genel Başkanımızla yaptığım görüşmede de yani bu meseleyle ilgili... Önemli bir sorunla karşı karşıyayız, kabul etmemiz lazım. Sayın Cumhurbaşkanı yurt dışı programını yarıda kesti, Sayın Genel Başkanımız Denizli programını yarıda kesti, diğer siyasi parti genel başkanlarının hakeza kurmaylarıyla toplantıları var bildiğim kadarıyla. Şimdi burada işin sahibi, değerli arkadaşlar, Meclistir. Bu krize yönelik atılacak adımlar noktasında, evet, millet yürütme organına bir "Devletin iş ve işlemlerini gör." diye bir yetki verdi ama sahip Meclis. Mesela ne yapıyoruz? Üç gündür biz uluslararası anlaşmaları uygun bulduğumuzu onaylıyoruz, kanun görüşüyoruz. Yürütme organı gidiyor Ruanda'yla bir ticaret anlaşması, iş birliği anlaşması yapıyor, Meclise getiriyor, biz onaylarsak hayata geçiyor. Böyle bakıldığı zaman, yürütme organının yani Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu noktada Türkiye Büyük Millet Meclisinin tam desteğini, sadece AK PARTİ Grubunun değil, sadece Cumhur İttifakı'yla birlikte değil, Türkiye Büyük Millet Meclisini oluşturan bütün siyasi parti gruplarının tam desteğini, dolayısıyla milletin tam desteğini arkasında hissetmesinin faydası olacağı kanaatindeyiz. Yanlışsam "Yanlış." deyin. Zira önemli bir mesele var, sürecin nereye evrileceğini hiçbirimiz bilmiyoruz; böyle bakabilmemiz lazım.
Ne dedim sabah ben yerimden konuşurken? Sistem değişti, tek adam yönetimi var diyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı bu Meclise gelmelidir arkadaşlar, buraya şöyle ellerini koymalıdır ve teker teker bütün grupların isimlerini zikrederek kapalı bir oturumda düşüncesini, kafasındaki formülasyonu, modeli, alacağı kararları; etkinlik, eylem, her neyse bizimle paylaşmalıdır. Bizim onayımızı alırsa Putin'in karşısında da Biden'ın karşısında da Zelenski'nin karşısında da Birleşmiş Milletlerde de daha güçlü olur. Yanlış mı söylüyorum? Konuya böyle bakabilmeliyiz, bir boyut bu. (CHP sıralarından alkışlar)
İkinci boyut şudur: Değerli arkadaşlar, biz siyaset yapıyoruz. Sabah da gene bir tartışma oldu. Şimdi, Sayın Erozan'ın kimi uyarıları oldu, benim de altına imza atacağım uyarılar fakat iktidar partisine mensup Sayın Milletvekilimiz Işık dedi ki... Uyarı ve endişeleri, alınması gereken önlem önerilerimizi bir felaket tellallığı olarak görmemek lazım. Yani "Bu krizden sebep, Türk lirası dolar karşısında eriyor, tedbir alalım." demek "Bu krizden sebep, turizm gelirlerimizde olası büyük bir düşüşü şimdiden öngörüp tedbir alalım." demek "Bu krizden sebep, bir doğal gaz sıkıntısı yaşayabileceğiz; bunu görelim, hep birlikte tedbir alalım." demek, bu krizden dolayı... Bildiğimiz gibi, çok yüklü buğday alıyoruz. Evet, o buğdayı almazsak aç kalmayız, onu hepimiz biliyoruz. Yani bunu makarna yapıyoruz, un yapıyoruz satıyoruz ama "Ekonomimiz kayba uğrayacak." demek Sayın Işık, felaket tellallığı değildir. Bu şu mantıktır: Efendim, muhalefet konuşmasın ya, muhalefet bizi ya alkışlasın ya sussun demektir. Bu da siyaseten doğru bir iklim ve yaklaşım değil diye düşünüyorum. Şunu anlamış değilim: Şimdi burada keşke bu oturumu kapalı yapabilseydik. Böyle konularda bende münakaşayı doğru bulmuyorum. Politik olarak "İşte, sen onu yaptın da ben bunu yaptım."ı doğru bulmuyorum. İşte, Hükûmetin bilgilendireceği kapalı bir oturuma henüz olumlu, olumsuz bir cevap vermediniz.
Bakın, şimdi Dışişleri Bakanlığımızın bugün tarihli -24 Şubat 2022 tarihli- açıklaması var. Altına tereddütsüz imza atarız, bugün yaptığı bir açıklama, eyvallah. Fakat aynı bugünkü gazetede Sayın Cumhurbaşkanının dün yaptığı bir açıklama var -gazetenin ismini şöyle saklayalım, reklam olmasın- "İkisinden de vazgeçemeyiz." Şimdi dün Cumhurbaşkanımız bunu söylüyor, bugünkü gazetelere bu çıkıyor; bugün Dışişleri Bakanlığımız "Evet, ikisi de komşumuz." falan diyor; biz de diyoruz, Sayın Çeviköz ve Erozan da dedi ama bugün "Rusya Federasyonu'nu da bu haksız ve hukuksuz eylemi bir an önce durdurmaya çağırıyoruz." bu güzel. Sen şimdi "İkisinden vazgeçemeyiz." diye peşin söylersen Ukrayna'ya şu anda askerî bir müdahalede bulunan Rusya'yı cüretlendirmiş olursun çünkü bu krizin en aktör ülkelerinden biri ister istemez Türkiye'dir Karadeniz paydaşlığı bakımından yani Amerika değildir bu krizin aktör ülkesi. Çözümü noktasında da Türkiye olmalıdır, olabilmelidir ama kafadan "İkisinden de vazgeçemeyiz." olmaz arkadaşlar. Biri haklı, biri haksızsa tarafsız olmak haksızdan yana olmaktır. Bunu da bilginize sunmak istiyorum.
Şimdi, gene şunu söyleyeyim: Bakın, bu da bir buradan bir nemalanma değil. Dışişleri Bakanlığımız... Dışişleri Bakanı Kazakistan'da, niye demiyorum, önceden planlanmış bir gezi, gidecek, bölgeyle ilgilidir; geçmiş olsun, Covid olmuş. Ya, not alma hemen Akbaşoğlu, eleştirmiyorum, bir mahzuru yok diyorum zaten. Şimdi ama orada 20 bin, çoğunluğu öğrenci evladımız var, vatandaşlarımız var; ben Hükûmetin yürütme organının bu konuda daha profesyonel, daha proaktif, daha erken ön alma noktasında bir zafiyetini görüyorum. Zafiyet şuradan anlaşılıyor: 12 Şubatta Dışişleri Bakanlığımız "Ukrayna'nın doğu sınırındaki bölgelerine mecbur kalmadıkça gitmeyin." diyor. Ukrayna'daki vatandaşlarımıza diyor ki, belge burada: "Ukrayna'nın doğusuna gitmeyin." Olabilir, hadi diyelim -çünkü 12 Şubat- ama Dışişleri Bakanlığı bunu söylediğinde dünyada birçok ülke vatandaşlarına "Ukrayna'dan ayrılın." diyor.
Dışişleri Bakanlığımızın bugünkü açıklaması daha farklı; bugünküne itirazım şunun için olamaz: Hava sahası kapalı, yollar kapalı. Bugün de diyor ki bizim Dışişleri Bakanlığımız: "Ukrayna hava sahası hâlen kapalıdır. Mevcut aşamada evlerinizden dışarı çıkmayın." Yani şimdiye kadar neredeydin? 20 bin insanımız günlerdir sizi aradı, bizi aradı; bu konuda şimdi arkadaşlar, Dışişleri Bakanlığının daha basiretli, daha öngörülü olmasının, olabilmesinin orada yaşayan... Biraz önce Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya'ya benim arkamda otururken telefon geldi. Sayın Akbaşoğlu diyor ki: "5 bin kişi geldi." E, Allah razı olsun, 15 bin ne olacak, 15 bin ne olacak? Yani burada bir öngörüsüzlüğe, bir basiretsizliğe işaret etmek durumundayız ister istemez.
Şimdi -işin uzmanı arkadaşlarımız konuştu, daha da konuşacaklar- şunun tekrar altını çizmek istiyorum, ben buradan -kızsın, kızmasın- Sayın Erdoğan'a seslenmek istiyorum: Mühim bir süreç, dikkatli götürülmesi gereken bir süreç, hata yapılmaması gereken bir süreç, Türkiye'yi ekonomik ve siyasal olarak çok etkileyecek bir süreç yürüyor ve burada "Türkiye Cumhurbaşkanı" sıfatıyla elbette görüşmeleri, temasları kendisi yapacak, hiçbir itirazımız yok, tekrar diyorum ki, ama unutma, işin sahibi sen değilsin, işin sahibi Türkiye Büyük Millet Meclisi. (CHP sıralarından alkışlar) Bu bakımdan, sen işin yüklenicisisin ya da işin emanetçisisin ya da iş sana verilmiş, "Bu işi yürüt." denmiş; bu işi sen millet adına, Türkiye Büyük Millet Meclisi adına yapacak isen diyorum ki: Aldığın, alacağın kararlarla, yapacağın görüşmelerle, Türkiye'nin takınacağı tutumla ilgili olarak 5 siyasi parti grubunun öncelikle liderleriyle ayrı ayrı mı görüşürsün, Meclise lütfedip -şereflendirip- Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir kapalı oturumda yol haritanı bize anlatır mısın bilmem ama tekrar söylüyorum, millî davalarda sen, ben olmaz, millî davalarda parti meselesi olmaz. Evet, şimdilik bizim dışımızda cereyan eden bir hadise ama benden önceki hatiplerin söylediği gibi Türkiye'ye, bize yönelik olası ekonomik ve siyasal etkilerinin çok olacağı net.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Bu bakımından, samimi bir çağrı yapıyorum: Sayın Recep Tayyip Erdoğan, işin sahibi Türkiye Büyük Millet Meclisidir; ister bu gece ister yarın, ne zaman vaktin müsaitse ama bir an önce Türkiye Büyük Millet Meclisine gel, Meclise bilgi ver, Mecliste istişare et, yol haritanı ona göre belirle; Türkiye'nin başına bir kaza gelmesin.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum efendim. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)